Hava Durumu

#Urla

TOURISMJOURNAL - Urla haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Urla haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Jolly’den kültür ve gastronomi odaklı yeni seyahat deneyimi Haber

Jolly’den kültür ve gastronomi odaklı yeni seyahat deneyimi

Uluslararası Gastronomi Film Festivali iş birliğiyle hazırlanan özel program; kültür, gastronomi ve yaşam stili deneyimlerine ilgi duyan seçkin gezginleri bir araya getirmeyi hedefliyor. Sınırlı kontenjanla sunulacak tur programı boyunca katılımcılar; festival gösterimlerinden özel tadım seanslarına, tarihi keşiflerden Ege mutfağının özgün lezzetlerine uzanan çok katmanlı bir deneyim yaşayacak. Üç gün boyunca özel deneyimler sunulacak Turun ilk gününde katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’ni ve tarihi dokusuyla dikkat çeken Karantina Adası’nı ziyaret edecek. Günün devamında gastronomi dünyasının yükselen destinasyonlarından Urla’da özel bir akşam yemeği deneyimi gerçekleştirilecek. Program kapsamında konaklama ise Çeşme’de yer alan Swissôtel Resort & Spa Çeşme’de yapılacak. Festivalin ikinci gününde dünyanın farklı ülkelerinden gelen yönetmenlerin gastronomi kültürünü beyaz perdeye taşıyan filmleri izlenecek. Katılımcılar ayrıca yönetmen söyleşileri, özel paneller ve gastronomi temalı tadım seanslarına katılacak. Aynı gün düzenlenecek Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödül Töreni de programın dikkat çeken deneyimleri arasında yer alacak. Turun son gününde ise Ege mutfağının yerel üreticileri ve şefleriyle bir araya gelinecek. Festivalin özenle kürate edilen kapanış gösterimlerinin ardından dönüş yolculuğu başlayacak. Festival kapsamında öne çıkan etkinlikler Program boyunca gastronomi, sinema ve kültürel anlatının kesişim noktalarını ele alan birçok özel etkinlik gerçekleştirilecek. Festivalin dikkat çeken oturumları arasında; • “Anadolu’yu Nasıl Anlatıyoruz? Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” • “Filmlerle Bu Dünyayı Nasıl Yaşamalıyız?” • “Yaşasın Sinema, Yaşasın Mutfak” • “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” • “Fermente Filmler” • “Sofrada Bir Film Okuması: Sinemada Mitoloji ve Semboller” başlıklı söyleşi ve paneller yer alacak. Festival kapsamında ayrıca uluslararası yarışmacı kısa film gösterimleri, kahve tadımlı özel prömiyer deneyimleri ve her gün gerçekleştirilecek “Tasty Cinema” seansları da katılımcılarla buluşacak. Deneyim odaklı yeni nesil seyahat anlayışı Jolly, bu özel tur programıyla klasik tatil anlayışının ötesine geçerek deneyim odaklı seyahat yaklaşımına güçlü bir örnek sunmayı amaçlıyor. Gastronomi, sanat ve kültürü aynı potada buluşturan program; özellikle premium segmentte farklı ve ilham veren deneyimler arayan misafirler için tasarlandı.

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı Haber

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı

İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. "İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir" Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, "İzmir'in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali'nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihi olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye'de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor" diye konuştu. "Urla’nın önce kökenini bilmek lazım" Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihi ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, "Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz" dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, "Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız" diye konuştu. "İzmir'de yaşamaya her zaman özeniyorlar" Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, "Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor" dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, "Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor" diye konuştu. "Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız" İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir'le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur" diye konuştu. "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak" Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir" diye konuştu. "Urla’da toprak konuşur, emek büyür" Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, "Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır" dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Tarım Gastronomi ve Turizm" başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere rağmen kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, "İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz" dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. "Ege Bölgesi adeta bir maden" Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, "Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden" dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda konserler yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.

En güzel ilçeler listesinde Çanakkale’den hangi ilçe seçildi? Haber

En güzel ilçeler listesinde Çanakkale’den hangi ilçe seçildi?

Liste açıklandı, Çanakkale detayı dikkat çekti Türkiye genelinde doğası, tarihi ve turizm potansiyeliyle öne çıkan ilçelerin yer aldığı “En Güzel 20 İlçe” listesi kamuoyuyla paylaşıldı. Farklı şehirlerden birçok destinasyonun yer aldığı listede, Ege ve Akdeniz bölgelerinin ağırlığı dikkat çekti. Çanakkale’den ise yalnızca bir ilçe listeye girdi. Çanakkale’den listeye giren ilçe Hazırlanan listede Çanakkale’yi temsil eden ilçe Bozcaada oldu. Doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve turizm potansiyeliyle öne çıkan ilçe, Türkiye’nin en güzel destinasyonları arasında gösterildi. Listede yer alan diğer Çanakkale ilçelerine ilişkin bir bilgi paylaşılmadı. Ege ve Akdeniz öne çıktı Listede Balıkesir’den Ayvalık, İzmir’den Urla, Foça, Çeşme ve Seferihisar; Muğla’dan Fethiye, Marmaris ve Bodrum; Antalya’dan Alanya, Kemer ve Kaş gibi turizm merkezleri yer aldı. Ayrıca Karabük’ten Safranbolu, Artvin’den Şavşat, Rize’den Çamlıhemşin, Nevşehir’den Ürgüp, Bartın’dan Amasra, Ordu’dan Perşembe ve Şanlıurfa’dan Halfeti de listeye dahil edildi. Ayvalık zirveye yürüyor Türkiye’nin doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla öne çıkan ilçeleri arasında yapılan değerlendirmede, Ayvalık bir kez daha adından söz ettirdi. Hazırlanan “Türkiye’nin En Güzel 20 İlçesi” listesinde yer alan Ayvalık, eşsiz doğası, kültürel mirası ve kendine özgü yaşam tarzıyla dikkat çekti. Kuzey Ege’nin yıldız olarak anılan Ayvalık; zeytin ağaçlarıyla bezeli doğası, tarihi taş evleri ve masmavi deniziyle yerli ve yabancı turistlerin gözdesi olmayı sürdürüyor. Cunda (Alibey) Adası başta olmak üzere bölgedeki adalar, tarihi kent sokakları sakin atmosferi ve özgün mimarisiyle ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunuyor. Ayvalık mutfağı, özellikle zeytinyağlıları ve deniz ürünleriyle gastronomi turizminin de önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Listede Bozcaada, Safranbolu ve Urla gibi önemli turizm noktaları yer alırken, Ayvalık’ın üst sıralarda bulunması bölgenin cazibesini bir kez daha ortaya koydu. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Ayvalık’ın sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerle önümüzdeki yıllarda turizmde daha da güçlü bir konuma ulaşacak. Bu başarı, ilçenin yalnızca yaz turizmiyle değil; kültür, tarih ve gastronomi alanlarında da önemli bir destinasyon olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi” dedi. işte Türkiye'nin en güzel 20 ilçesi... Bozcaada (Çanakkale) Safranbolu (Karabük) Ayvalık (Balıkesir) Urla (İzmir) Foça (İzmir) Çeşme (İzmir) Seferihisar (İzmir) Şavşat (Artvin) Alanya (Antalya) Kemer (Antalya) Fethiye (Muğla) Kuşadası (Aydın) Marmaris (Muğla) Bodrum (Muğla) Kaş (Antalya) Çamlıhemşin (Rize) Ürgüp (Nevşehir) Amasra (Bartın) Perşembe (Ordu) Halfeti (Şanlıurfa)

İzmir’de 20 Milyon Metrekare Orman Turizme Açıldı Haber

İzmir’de 20 Milyon Metrekare Orman Turizme Açıldı

İzmir’in Çeşme ve Urla ilçelerinde toplam 20 milyon 539 bin metrekare orman alanı, 2022’de turizm amaçlı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edildi. Resmi yazıda yapılaşma sınırı emsal 0.30 olarak belirlenmesine rağmen, büyük orman parselleri kademeli olarak tesisleşmeye açılıyor. İzmir’in değerli orman alanları turizm yatırımı adı altında yapılaşmaya açıldı. 20 MİLYONDAN FAZLA ALAN TAHSİS EDİLDİ Daha önce hayata geçirilemeyen büyük Çeşme Projesi’nin ardından bakanlık, bölgeyi parça parça yapılaşmaya açma yoluna gidiyor. Cumhuriyet gazetesinden Yusuf Körükmez’in haberine göre; Orman Genel Müdürlüğü İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nün 16 Şubat 2026 tarihinde Urla Belediye Başkanlığı’na gönderdiği resmi yazıda bu tahsis açıkça belirtildi. Yazıda, Çeşme’nin Alaçatı mahallesinde 244 bin 399 metrekare, Urla’nın Zeytineli ve Karaköy mahallesinde ise 20 milyon 294 bin 626 metrekare olmak üzere toplam 20 milyon 539 bin metrekareyi 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na “turizm amaçlı” olarak tahsis ettiği ortaya çıktı. Resmi yazıda, orman statüsündeki alanlarda inşaat yoğunluğunun emsal 0.30’u aşamayacağı kaydedilirken, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü belediyelerden, yapılacak tesislerin düzenli denetlenmesini ve denetim sonuçlarının kendilerine bildirilmesini talep etti. Bu karar, bölgenin doğal dokusunu koruma tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu Haber

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu

Bu yıl 19’uncusu gerçekleştirilen TTI İzmir Fuarı’nın kapıları açıldı. Fuarda, Sağlık Turizmi söyleşisinin konuğu olan İZFAŞ Sağlık Sponsoru Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir’in sağlık turizmi için yeterli alt yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "İzmir’deki tüm paydaşlar el ele vererek bir politika içerisine girilmeli. Bunun içinde devletin olması ve İzmir’in sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejilerin birlikte belirlenmesi gerekiyor. Bence hiçbir özel hastane sağlık turizminde bir diğeriyle yarışmaz ya da rakip değildir. Buna bütüncül bakılabildiği müddetçe doğru sonuçlara ulaşılabilir" diye konuştu. Türkiye’nin en büyük uluslararası turizm platformu olan TTI İzmir 2025- 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi ziyarete açıldı. Dünyanın dört bir yanından sağlık profesyonellerinin bir araya geldiği fuarda sektörün önde gelen temsilcileri de TTI Stage sahnesinden değerlendirmelerde bulundu. TTI Stage’in en önemli söyleşi başlıklarından biri de, moderatörlüğünü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya’nın yaptığı ‘Sağlık Turizmi’ söyleşisi oldu. Söyleşide, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş ve Eşrefpaşa Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Filiz Dağ konuşmacı olarak yer aldı. Sağlıkta güçlü bir İzmir var İzmir’in tarihsel geçmişinin ve bugünkü güçlü alt yapısının sağlık turizminde marka şehir olmasına sağlayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "İzmir’in tarihsel geçmişiyle Asklepion’dan bugüne gelen tarihsel geçmişinin yanı sıra teknolojiyle, uluslararası akreditasyonla, iyi yetişmiş hekimlerle, çok donanımlı hastanelerle çok ciddi bir sağlık alt yapısına ulaştı. İzmir’in sağlık alt yapısıyla ilgili bir problem yok. Bizim burada konuşmamız gereken; sağlık turizminden yola çıkarak bu artılarını turizm için nasıl kullanacağımız. İzmir’in teknik olarak bir dar boğazı var. O da hava köprüsüyle bağlı olduğu destinasyonların yetersiz olması. İzmir, daha çok Kuzey Afrika, eski Balkan devletleri ve Türki cumhuriyetlerden yabancı hasta talebi alıyor. Bu destinasyonlardan uçuş sayılarının gün geçtikçe artması gerekiyor. İzmir’in turizmine değil sağlığına dönük çalışarak, yurtdışı uçuşları sezon dışında aktif tutmamız gerekiyor. Sağlık turizmi kapsamında obezite cerrahisi, liposuction, plastik cerrahi ve diş bölümlerine yabancı hasta geliyor. Onkolojisi çok güçlü, kalp cerrahisi çok güçlü, acil girişimlerinde, yoğun bakımlarında çok güçlü bir İzmir var. O zaman İzmir için düşünmemiz gereken şey; tüm şehir el ele vererek bir politika oluşturmak. Devletin liderliğinde, İzmir’i sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejileri birlikte belirleyip yürümemiz gerekiyor. Konuya bütüncül bakabildiğimiz müddetçe doğru sonuçlara ulaşırız" sözlerini kaydetti. Öte yandan Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık turizminde hitap ettiği hasta gruplarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bu yıl içinde yaklaşık 20 bin sağlık turizmi hastası ağırladık. Bu hasta sayılarının artması bugünkü toplantının sonuçlarına bağlı. Açalım uçuşları, el ele verelim ve büyütelim diyoruz" dedi. 12 ay turizmin anahtarı Efes’te "Hastanın biletinin kesilmesinden hastaneye getirilmesine, refakatçisinin gezdirilmesine; hasta yakınlarının vakit geçirebilmeleri için özel bir programlar oluşturulmasına kadar sürecin her ayrıntısı düşünülmeli" diyen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerine şöyle devam etti: "Alaçatı, Çeşme ve Foça son derece turistik yerlerimiz. Bunları çok iyi kullanmamız gerekiyor. Mesela sağlıklı yaşam için Urla, muhteşem bir yer. Burada sağlıklı yaşam kentleri kurulabilir. Çeşme ve Urla kışın gastronomisiyle yazın deniz turizmiyle son derece kıymetli. Ancak başka bir değer var ki; o da Efes. 12 ay boyunca Efes’in üzerinden sağlık turizmi planlaması yaptığımız zaman kentte yabancı hasta eksik olmaz." Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, istatistiksel olarak yabancı hastaların yüzde 46’sının sağlık turizmi, yüzde 54’ünün turistin sağlığı için hastanelere başvurduğunu ifade etti. Yabancı hastaya yönelik politikaların sağlık turizmi üzerine kurulması gerektiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ben özel hastane olarak bir destinasyon açamam ama kamu yetkisiyle sizler açarsınız. Devlet anlaşması yapamam ama siz yaparsınız. Ben de teknolojimle, imkanlarımla hastayı sağaltabilirim. Bu bir bütüncül iş. Hep birlikte el ele verirsek İzmir başarır" diye konuştu. Sağlık kampüsü için çalışıyoruz Doğru yönetmeliklerle şehre doğru yatırımcıyı çekmek gerektiğini söyleyen Oğuz Özkardeşler, "Sağlık turizmi gittiği şehirlerde eğitim ve sağlık yatırımlarıyla iç içe gelişiyor. Sağlık yatırımı çektikçe sağlıkta görev alan profesyonelleri, İzmir’e transfer ettikçe üniversitelerinde geliştiğini göreceğiz. İzmir’in bu konuda potansiyeli iyi bir durumda, yeterki değerlendirelim. İzmir’de sağlık turizmi dediğimiz zaman bilinen güvenilir bir markayı ortaya koymak lazım. Bu imajın dijital platformlarda uluslararası fuarlarda güçlendirilmesi şart. Bunun için de hammaddeye ihtiyaç var. İkincisi de hasta teknik takibinin yapılıyor olması lazım" ifadelerini kullandı. Kentte sağlık kampüsünü hayata geçirmek istediklerini dile getiren Oğuz Özkardeşler, sözlerine şöyle devam etti: "Nasıl serbest bölgeler oluşturuluyorsa sağlık için de bir bölge oluşturulsa doğru yatırımcıları çeker ve sağlık konusunda dünyada daha rekabetçi konumuna geliriz. Sağlık turizminin özel bir bölgede bir araya gelmesi için çalışmalar yapıyoruz." Filiz Dağ ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin Türkiye’deki ilk belediye hastanesi olduğunu vurgulayarak, "İzmir’e turist olarak gelenlerin sağlığını korumak gibi bir görevimiz var. Yeni binamız yapıldıktan sonra paydaşlarımızla omuz omuza yürümeye ve belediye ile hastaneler arasında köprü olmaya devam edeceğiz" dedi.

Çeşme’de Kuraklık Alarmı: Su Seviyesi %10’a Düştü Haber

Çeşme’de Kuraklık Alarmı: Su Seviyesi %10’a Düştü

Yaşanan kuraklık sebebiyle Ege'nin gözde turizm merkezlerinden Çeşme'nin içme suyu ihtiyacını karşılayan Kutlu Aktaş Barajı'nda su seviyesi yüzde 10'a kadar düştü. Su tasarrufuna dikkat çeken Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Suyun bittiği gün her şey biter. Su olmazsa turist de olmaz. Gerektiğinde suyu keseceksiniz ya da günde 3 saat su vereceksiniz. Mümkünse 2 gün suyu keseceksiniz'' dedi. İklim değişikliği, küresel ısınma ve yağış rejimlerinde yaşanan olumsuzluklar doğal kaynakları eritmeye devam ediyor. Hayati önemdeki su kaynakları her geçen yıl daha da azalıyor. Geçen yılın Haziran ayına göre bu sene İzmir barajlarındaki su doluluk oranları ciddi oranda geriledi. İzmir'in ana su kaynağı Tahtalı Barajı'nda geçen yıl bu aylarda su seviyesi yüzde 41 iken, son ölçümlere göre yüzde 13'e düştü. Kurban bayramında nüfus yoğunluğu 1 milyona dayanan turizm kenti Çeşme'de durum daha ciddi boyutlara ulaştı. Gözde turizm kenti Çeşme'nin içme suyu ihtiyacını karşılayan Kutlu Aktaş Barajı'nda su seviyesi yüzde 35'lerden yüzde 10'a kadar geriledi. Yaklaşık 30 günlük suyu kalan Çeşme'de, susuz yaz tehlikesine karşı belediye tarafından alınan bazı tasarruf tedbirleri uygulanmaya devam ediyor. ''Suyun bittiği gün her şey biter'' Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kurak döneme gelindiğinde suyun çok dikkatli kullanılması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Asıl tehlikenin kuraklık değil, yanlış su yönetimi olduğunu vurgulayan Yaşar, ‘'Yağışlı dönemlerde, baraj doluyken, su varken istediğinizi yapın. Ama kurak döneme gelindiğinde her şey bir kenara konulmalı. Bahçe sulama, hobi bahçeleri, her şey ama her şey bir kenara bırakılmalı. Örneğin, İzmir'de kış aylarında kişi başına günde 130 litre su verilir ama yazın bu miktar 200 litrelere çıkar. Çünkü herkes bahçe suluyor, araba yıkıyor, balkon yıkıyor. Özellikle bahçe sulamaları burada çok önemli. Bir anda su tüketimi 130 litreden 200 litreye çıkıyor. Böyle bir kurak dönemde bahçe sulamayalım, araba yıkamayalım, halı yıkamayalım. Bu yıl yapmayalım bunları. Ya da çok su isteyen çimleri ekmeyelim, sulamayalım. Suyun bittiği gün her şey biter. Gerektiğinde suyu keseceksiniz ya da günde 3 saat su vereceksiniz. Mümkünse 2 gün suyu keseceksiniz'' dedi. Yeni 10 su kuyusu açılıyor Urla, Seferihisar ve Karaburun'da yeni 10 su kuyusu açılması için çalışma yürütüldüğünü hatırlatan Doğan Yaşar, "Tüm bu çalışmalar, yarımadaya su sağlanabilmesi içindir. Çeşme'de kış nüfusu 40 bindir. Yazın ise bu sayı 300 bin yerleşik nüfusa dönüşüyor. Ama günübirliklerle beraber bu 1 milyonlara kadar çıkıyor. Tabi bütün bu insanlara su lazım. Burası da turizmle ilgili olduğu için su gerekiyor. Ama günden güne maalesef artık su yetmiyor. Yeni şeyler yapılması gerekli. Yeni çözüm aramaları lazım ki şöyle çözümler; bu tür yerlerde kurak dönemlerde bireysel yüzme havuzlarına izin verilmeyecek. Çeşme Belediyesi de bu konuyla ilgili birçok yasak getirdi; böyle de olması gerekiyor'' dedi. ''Su yoksa turist de yok'' Çeşme Belediyesi'nin su riskinin farkında olduğunun altını çizen Doğan Yaşar, ‘'Burası bir turizm kenti, su yoksa turist de yoktur. Turist yoksa bütün esnaf mağdur olur, işler durur. Yani tasarruf uygulamasının öncelikle Çeşme'de başlaması sürpriz değil bu bilinçli bir tercih. Gerçekten de su sorunu, bu tür turizm yerleri için çok önemlidir. Turisti susuz bırakamazsınız. Bir gün bile su vermezseniz, kimse Çeşme'de kalmaz. Hatta bir daha da gelmeyebilir. Bu nedenle, Çeşme Belediyesi'nin yaptığı gerçekten güzel bir şey. Bu uygulamayı bütün belediyelerin yapması gerekir. Özellikle de su sıkıntısı çeken tüm belediyelerin bunu artık hayata geçirmesi lazım'' sözlerine yer verdi.

Çeşme’de Sezonluk Kiralar Rekor Seviyeye Ulaştı Haber

Çeşme’de Sezonluk Kiralar Rekor Seviyeye Ulaştı

Deniz ve tatil sezonunun başlaması ile birlikte Türkiye’nin turizm cennetleri arasında yer alan İzmir’de gözler popüler tatil merkezlerine çevrilmiş durumda. Bu kapsamda her yıl yerli ve yabancı on binlerce turisti ağırlayan Çeşme’de Kurban Bayramı öncesi otellerde doluluk yaşanmaya başlarken, en dikkat çekici konuların başında sezonluk kira fiyatları geliyor. Sarı site olarak adlandırılan satış sitesinde yaz sezonu için kiralık yapılar yer alırken ortalama 4 aylık kiralık olan yapıların fiyatlarının 2 milyon 600 bin TL ila 1 milyon TL arasında değişmesi dikkat çekti. İzmir’in kent merkezinde satılık konut fiyatları ile neredeyse eşdeğer olan sezonluk fiyatlar bazı vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılanırken, İzmir Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Mesut Güleroğlu konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. %100’ÜN ÜZERİNDE ARTIŞ VAR Fiyat artışlarını değerlendiren Mesut Güleroğlu, “Çeşme özellikli bir yer. Bu konuda çok tercih edilen bir yer. Büyük oteller orada çok az. Arzın talebi karşılayamamasından kaynaklı ev fiyatları inanılmaz yüksek. Mülk sahipleri tarafından yüzde 100’ün üzerinde kira artışları yapılıyor. Geçen sene kira bedeli 600 bin TL iken bu sene 1,5 milyon TL’lere çıkarılmış durumda” dedi. GAYET NORMAL Çeşme’deki kiralık fiyatlar ile İzmir’in merkezindeki satılık ev fiyatlarının kafa kafaya geldiğinin sorulmasına yanıt veren Güleroğlu, “Gayet normal. Buradaki 1 artı 1 veya 2 artı 1 daire 3 milyon ise orada 9 ile 12 milyon TL civarında. Bölgedeki ev fiyatlarının değeri çok yüksek” ifadelerini kullandı. HAREKETLİLİK GÖRÜYORUZ Çeşme’deki fiyat artışının bazı bölgelerde kiralama süreçlerinde hareketliliğe neden olduğunu belirten Güleroğlu, “Güzelbahçe, Urla Zeytin Alanı gibi bölgelerde Çeşme’deki yüksek fiyatlardan kaynaklı olarak kira hareketliliği görüyoruz” diye konuştu. FAİZLERİN DÜŞMESİ, LİMİTLERİN YÜKSELMESİ GEREKİYOR İzmir’de yıl ortası ve sonrası için kira fiyatlarındaki yükselişin devam edip etmeyeceğinin sorulmasına yanıt veren Güleroğlu, “İzmir’de hala konut açığımız mevcut. Bu açık olduğu sürece kiralarda yükselir. 1 yıldır müteahhitler yeni bina üretmiyor. Çünkü satacak birini bulamıyorlar. Kredi faizleri yüksek, mevduat faizleri yüksek ve kredi limitleri düşük. Bugün sıfır bir bina yapıp 6 milyona satacak olan müteahhit evini satmak istediğinde alıcı 1,5 maksimum 2 milyon TL kredi çekebiliyor. Bu nedenle insanların alım güçleri, kredilerin yüksek faizli limitinin düşük olmasından kaynaklı yeni konut üretilmiyor. Hal böyle olunca fiyatlarda yükselmeye devam ediyor. Konut kredi faiz oranlarının düşmesi limitlerin yükselmesi gerekiyor” dedi.

Seferihisar’ın Tarihi ION Rotası’na Büyük Onur Haber

Seferihisar’ın Tarihi ION Rotası’na Büyük Onur

İZMİR (İHA) - Seferihisar Belediyesinin hayata geçirdiği ION Rotası Projesi, "Go Türkiye" platformunda Türkiye’nin 7 kültürel rotasından biri olarak seçildi. Bu başarı, bölgedeki kültürel mirasın korunması ve tanıtılmasına önemli katkı sağlarken, Seferihisar’ın ulusal ve uluslararası alandaki tanınırlığını artıracak bir adım olarak görülüyor. Seferihisar Belediyesinin öncülüğünde geliştirilen ION Rotası Projesi, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) yürüttüğü "Go Türkiye" platformunda Türkiye'nin 7 kültürel rotasından biri olarak yerini aldı. ION Rotası, Ege'nin eşsiz doğası ve zengin tarihini bir araya getirerek bölgedeki antik Ionia (İyonya) kentlerini keşfetmeye olanak sağlıyor. Proje, bölgenin tarihi ve kültürel mirasını dünya sahnesine taşımayı ve yerel kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyor. Rotada yer alan antik kentler, doğal güzellikler ve gastronomik zenginlikler, ziyaretçilere hafızalardan silinmeyecek bir deneyim sunuyor. ION Rotası; Teos, Lebedos (Seferihisar), Ephesos (Efes), Kolophon (Menderes), Klazomenai (Urla), Phokaia (Foça), Erythrai (Çeşme), Priene, Myus (Söke), Miletos (Didim), Chios (Sakız Adası), Samos ve Panionion (Kuşadası) şehirlerinden oluşan bir güzergâha sahip. Bu rota, Ege'nin en önemli antik yerleşimlerinden olan Ionia şehirlerinin geçmişini günümüz değerleriyle buluşturuyor. Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, "ION Rotası’nın T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen Go Türkiye platformunda yer alması, Seferihisar’ın kültürel ve tarihi zenginliğinin bir kez daha tescillenmesidir. Bu başarı, Seferihisar’ın sürdürülebilir turizm ve kültür projelerine verdiği önemin bir göstergesidir. Bu gelişme Seferihisar ve çevresinin uluslararası platformlarda bakanlık tarafından tanıtılacağı anlamına geliyor. Bölgemiz için çok önemli bir gelişme. Tüm paydaşlara teşekkür ediyoruz" açıklamasıyla konu hakkında bilgi verdi. Go Türkiye’nin 7 kültürel rotası arasında yer alan ION Rotası, Türkiye'nin tanıtım stratejisinde önemli bir yer edindi. Bu seçim, bölgenin turizm potansiyelini artırırken, ziyaretçileri Ege'nin antik hikâyeleriyle buluşturacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.