Hava Durumu

#Turizm

TOURISMJOURNAL - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Savaş, enflasyon ve yüksek maliyet turizmi etkiliyor Haber

Savaş, enflasyon ve yüksek maliyet turizmi etkiliyor

POYD Bodrum Temsilcisi ve Doria Hotel Bodrum Genel Müdürü Yiğit Girgin, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin Türkiye turizmine de yansıdığını belirterek, turizmciler olarak tüm zorluklara rağmen hizmet kalitesinden ödün vermeden çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Türkiye'de yüksek enflasyon ve döviz kurundaki dengenin sektör üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturduğunu kaydeden Girgin, İran-İsrail geriliminin petrol ve yakıt fiyatlarına yansımasının da uluslararası turist hareketliliğini olumsuz etkilediğini dile getirdi. Yiğit Girgin, sözlerine şöyle devam etti: "Bugün yalnızca Türkiye değil, Avrupa dahil dünyanın birçok turizm destinasyonu benzer ekonomik baskılarla karşı karşıya. Bu süreç maliyetleri artırırken kârlılığı da azaltıyor. Son araştırmalar turistlerin artık kendilerine daha yakın destinasyonları tercih ettiğini gösteriyor. Özellikle Avrupa içi seyahatlerde bu eğilim belirgin şekilde artıyor. Bu durum Türkiye gibi uzak destinasyonları da etkiliyor" İç turizmin önemine de dikkat çeken Girgin, “Yerli turist sektör açısından vazgeçilmez. Zaman zaman otellerin yerli turisti istemediği yönünde yanlış bir algı oluşturuluyor. Oysa Bodrum, Türk tatilcilerin en çok tercih ettiği destinasyonlardan biri. Kurban Bayramı döneminde bunun en güzel örneklerinden birini yaşadık. Yerli turistin ilgisiyle oteller yüksek doluluk oranlarına ulaştı" diye konuştu. OKULLARIN GEÇ KAPANMASI İÇ TURİZMİ YAVAŞLATIYOR Okulların haziran ayının sonuna kadar devam etmesinin iç pazardaki hareketliliği geciktirdiğini anlatan Yiğit Girgin, şunları söyledi: "Bayram tatiliyle birlikte önemli bir hareketlilik yaşandı. Ancak okulların açık olması ve sınav döneminin devam etmesi ailelerin tatil planlarını ertelemelerine neden oluyor. İç turizmin daha erken canlanabilmesi için eğitim takviminin de sektör dinamikleri dikkate alınarak planlanmasının faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu yalnızca oteller için değil; restoranlardan esnafa, ulaşımdan perakendeye kadar tüm yerel ekonomiye katkı sağlayacaktır" ORTA SEGMENTTE DARALMA BEKLENİYOR Küresel ekonomik gelişmelerin turizm talebinde segment bazlı farklılaşmalara neden olduğunu vurgulayan Girgin, üst gelir grubuna hitap eden lüks tesislerde talebin güçlü seyrettiğini, buna karşın orta ve ekonomik segmentte daralma sinyallerinin görüldüğünü söyledi. Yiğit Girgin sözlerini şöyle sürdürdü: "Bodrum her gelir grubuna hitap eden tesis çeşitliliğine sahip. Ancak maliyetler hızla artarken aynı kaliteyi sunabilmek giderek daha fazla yatırım gerektiriyor. Hizmet kalitemizden ödün vermiyoruz; fakat artan maliyetler uluslararası rekabet gücümüzü zorluyor. Buna rağmen Türkiye, bulunduğu coğrafya ve dünya turizminde hizmet kalitesiyle öne çıkan en güçlü destinasyonlardan biri olmayı sürdürüyor"

Avrupa'nın kalabalık başkentlerine alternatif rotalar Haber

Avrupa'nın kalabalık başkentlerine alternatif rotalar

Şirketin yayımladığı son raporda, modern seyahat anlayışında önemli bir değişim yaşandığına dikkat çekildi. Rapora göre, gezginler artık klasikleşmiş rota ve programlardan uzaklaşarak, daha kişisel, yerel yaşamla iç içe ve keşif duygusunu güçlendiren destinasyonlara yöneliyor. Yaz tatilini Avrupa'nın kalabalık turizm merkezlerinden uzakta geçirmek isteyenler için WorldHotels, kıtanın öne çıkan alternatif şehirlerini sıraladı. Hollanda: Arnhem ve Gouda Hollanda denildiğinde akla ilk gelen şehirlerden biri Amsterdam olsa da, Almanya sınırına yakın konumdaki Arnhem de doğa ve kültür tutkunları için dikkat çekici seçenekler arasında yer alıyor. Yürüyüş ve bisiklet parkurlarıyla öne çıkan Arnhem, zengin ekosistemi ve doğal güzellikleriyle açık hava aktivitelerini seven ziyaretçilere hitap ediyor. WorldHotels, kentte özellikle Hoge Veluwe Milli Parkı'nın ziyaret edilmesini öneriyor. Şehir aynı zamanda canlı moda ve tasarım kültürüyle de dikkat çekiyor. Klarendal semtinde bulunan ve "Moda Mahallesi" olarak bilinen Modekwartier'de 60'tan fazla bağımsız mağaza ve tasarım atölyesi faaliyet gösteriyor. Konaklama için ise 1918 yılında hizmete açılan Hotel Haarhuis öneriliyor. Kent merkezinde yer alan otel, restoran seçenekleri, şehir spası ve ulaşım noktalarına yakınlığıyla öne çıkıyor. Hollanda'nın bir diğer dikkat çeken destinasyonu ise Gouda. Rotterdam ve Utrecht arasında bulunan şehir, yalnızca dünyaca ünlü peyniriyle değil, taş döşeli sokakları ve tarihi ticaret yapılarıyla da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Peynir tutkunları için nisan-ağustos ayları arasında kurulan Gouda Peynir Pazarı önemli bir deneyim sunuyor. Yerel ürünlerin satıldığı pazarda ziyaretçiler geleneksel ticaret atmosferini yakından deneyimleme fırsatı buluyor. WorldHotels, Gouda'yı "samimi, yürüyerek keşfedilebilen ve ziyaretçilerin giderek daha fazla aradığı gündelik yaşam atmosferini sunan şehirlerden biri" olarak tanımlıyor. Şirket, tarihi merkezde yer alan City Hotel Gouda'yı da konaklama önerileri arasında gösteriyor. Belçika: Kortrijk Belçika'da ise başkent Brüksel yerine Kortrijk'in tercih edilebileceği belirtiliyor. Batı Flandre bölgesinde yer alan şehir, büyük şehirlerin sunduğu olanakları küçük kentlerin sıcak atmosferiyle birleştiriyor. Kentin simgeleri arasında yer alan Broel Kuleleri, 1385 yılında Leie Nehri üzerindeki ulaşımı kontrol etmek amacıyla inşa edildi. Rehberli turlar aracılığıyla ziyaretçiler, yapıların tarihine ilişkin detaylı bilgi edinebiliyor. Belçika denince akla gelen lezzetlerden biri olan çikolata da Kortrijk'te önemli bir yere sahip. 1949'dan bu yana üretim yapan Vandenbulcke Çikolata Evi, ziyaretçilere kakao çekirdeğinden nihai ürüne kadar uzanan üretim sürecini deneyimleme fırsatı sunuyor. Çikolata Rotası kapsamında düzenlenen etkinliklerde tadımlar ve interaktif deneyimler de yer alıyor. Konaklama için önerilen Hotel Damier ise Belçika'nın en eski, Avrupa'nın ise üçüncü en eski otellerinden biri olarak dikkat çekiyor. Tarihi 1398 yılına uzanan otel, Kortrijk'in ünlü Büyük Pazar Meydanı'nda bulunuyor. Kalabalık başkentlerden uzak, daha sakin ve özgün deneyimler arayan gezginler için Arnhem, Gouda ve Kortrijk; Avrupa'nın keşfedilmeyi bekleyen alternatif rotaları arasında öne çıkıyor.

Ryanair'e haksız ücretlendirme soruşturması Haber

Ryanair'e haksız ücretlendirme soruşturması

Soruşturma kapsamında, Ryanair'in ailelerin birlikte oturabilmesi için uyguladığı koltuk seçme ücretlerinin adil olup olmadığı ve tüketicilere yönelik gizli ücretlendirme kurallarını ihlal edip etmediği değerlendirilecek. CMA'ya göre, Ryanair'in şart ve koşulları uyarınca, engelli çocuklar da dahil olmak üzere 2 ila 11 yaş arasındaki çocuklarla seyahat eden ailelerde en az bir ebeveynin çocuğunun yanında oturması zorunlu tutuluyor. Ancak bunun için ebeveynlerden uçuş başına ortalama 8 sterlin (yaklaşık 9,25 avro) koltuk rezervasyon ücreti alındığı belirtiliyor. Kurum, Ryanair'in Birleşik Krallık'tan uçuş gerçekleştiren büyük hava yolu şirketleri arasında bu tür bir uygulamayı sürdüren tek şirket olduğuna dikkat çekti. Ryanair ise soruşturmayı "asılsız" olarak nitelendirerek CMA'nın iddialarını çürüteceğini savundu. Şirketten yapılan açıklamada, çocuklardan ebeveynlerinin yanında oturabilmeleri için ücret alınmadığı, ancak yetişkinlerin koltuk rezervasyonu yaptırmasının zorunlu olduğu ifade edildi. Şirket kurallarına göre, 2-11 yaş arasındaki çocuklarla seyahat eden ailelerde en az bir ebeveyn veya refakatçinin çocukla birlikte oturması gerekiyor. Bu nedenle ailelerin hem gidiş hem de dönüş uçuşlarında "zorunlu aile koltuğu" rezervasyonu yaptırması gerekiyor. Rezervasyon ücretleri koltuk başına 4,50 ila 13,50 avro arasında değişirken, ortalama ücretin her uçuş için yaklaşık 8 sterlin olduğu belirtiliyor. CMA, söz konusu uygulamanın Ryanair'in Birleşik Krallık çıkışlı seferlerinin büyük bölümünde geçerli olduğunu kaydetti. Diğer yolcular ise koltuk rezervasyonu yaptırmadan seyahat edebiliyor. "Haksız ücret" incelemesi CMA, uygulamanın tüketici mevzuatıyla uyumlu olup olmadığını ve sözleşme şartlarının müşterileri haksız şekilde dezavantajlı duruma düşürüp düşürmediğini inceleyecek. Yapılacak değerlendirmede, sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerin işletme lehine aşırı ölçüde avantaj sağlayıp sağlamadığı analiz edilecek. Şartların haksız bulunması halinde, bu hükümlerin tüketiciler açısından bağlayıcılığı ortadan kalkabilecek ve CMA'nın şirket hakkında yaptırım uygulama yetkisi bulunuyor. Soruşturmada ayrıca, zorunlu aile koltuğu ücretinin "damla fiyatlandırma" (drip pricing) olarak adlandırılan uygulamanın bir parçası olup olmadığı da incelenecek. Bu yöntemde tüketicilere başlangıçta düşük bir fiyat sunulurken, satın alma sürecinin ilerleyen aşamalarında kaçınılmaz ek ücretler yansıtılıyor. Birleşik Krallık'ta bu uygulama 2024 yılında yasaklanmıştı. CMA Tüketicinin Korunması Kıdemli Direktörü Hayley Fletcher, "Soruşturmamız kapsamında Ryanair'in aile koltuğu rezervasyonlarına ilişkin yaklaşımını ve bu maliyetlerin tüketicilere nasıl sunulduğunu inceleyerek tüketici hukukuna uygun olup olmadığını değerlendireceğiz" ifadelerini kullandı. Fletcher, son bir yıldır işletmelere toplam maliyetin tüketicilere en baştan açık şekilde gösterilmesi gerektiği yönünde uyarılarda bulunduklarını belirterek, kurallara uymayan şirketlerin yaptırımlarla karşılaşabileceğini söyledi. Ryanair ise aile koltuğu politikasının yürürlükteki tüm yasa ve düzenlemelere uygun olduğunu savundu. Şirket, çocuklarla seyahat eden yetişkinlerin yalnızca bir koltuk rezervasyon ücreti ödediğini, aynı rezervasyonda yer alan en fazla dört çocuğun ise ücretsiz olarak yan koltuklara yerleştirilebildiğini açıkladı. Açıklamasında Birleşik Krallık hükümetini de eleştiren Ryanair, soruşturmanın "tüketicileri önemsiyormuş gibi görünmeye yönelik başarısız bir girişim" olduğunu öne sürdü. CMA ise soruşturmanın henüz erken aşamada olduğunu ve Ryanair'in herhangi bir yasayı ihlal edip etmediğine ilişkin kesin bir sonuca ulaşılmadığını bildirdi. Kurum, incelemenin özellikle savunmasız tüketicileri korumayı ve hayat pahalılığının yarattığı baskıları hafifletmeyi amaçladığını vurguladı.

Brüksel'de e-scooter dönemi sona eriyor Haber

Brüksel'de e-scooter dönemi sona eriyor

Brüksel Başkent Bölgesi yönetimi, şehirde faaliyet gösteren son iki e-scooter şirketi olan Bolt ve Dott'un lisanslarının bu yılın sonunda sona ereceğini açıkladı. Mevcut lisansların yenilenmeyeceği belirtilirken, 2027 itibarıyla kentte yalnızca paylaşımlı bisiklet ve elektrikli bisiklet hizmetleri sunulacak. Kararın alınmasında, son yıllarda elektrikli scooterların karıştığı kazalardaki artış etkili oldu. Yerel basında yer alan bilgilere göre, 2025 yılında Brüksel'de e-scooter kazalarında 666 kişi yaralandı. Bu rakamın, bir önceki yıla göre yüzde 26 artış gösterdiği kaydedildi. Uzmanlar, elektrikli scooterların tasarım özellikleri nedeniyle meydana gelen kazalarda yaralanmaların daha ağır seyredebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle scooter kullanıcılarının kaza anında baş ve yüz bölgesinden ciddi şekilde yaralanma riskinin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Yetkililer, güvenlik risklerinin yanı sıra kaldırımlara rastgele bırakılan scooterların kent yaşamını olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Yanlış park edilen scooterların yayaların geçişini engellediği, özellikle yaşlılar ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireyler için erişilebilirlik sorunlarına yol açtığı ifade edildi. Brüksel yönetimi, paylaşımlı elektrikli scooterların organize suç grupları tarafından da kullanıldığına ilişkin güvenlik endişelerini gündeme getirdi. Yetkililerin paylaştığı verilere göre, bu araçlar 2025 yılında meydana gelen 25 silahlı saldırı olayında kullanıldı. Bir dönem çevre dostu ve pratik ulaşım alternatifi olarak öne çıkan paylaşımlı e-scooterlar, son yıllarda Avrupa'nın çeşitli kentlerinde tartışma konusu haline geldi. Brüksel, elektrikli scooterlardan vazgeçerken paylaşımlı bisiklet sistemini güçlendirmeyi planlıyor. Bu kapsamda kent genelindeki elektrikli bisiklet sayısının artırılması hedefleniyor. Belçika'nın başkenti, paylaşımlı elektrikli scooterları yasaklayan ilk Avrupa şehri değil. Daha önce İspanya'nın başkenti Madrid ile Fransa'nın başkenti Paris ve Çekya'nın başkenti Prag da benzer kararlar alarak bu araçların kullanımına son vermişti. Brüksel'in aldığı karar, Avrupa'da paylaşımlı mikro mobilite araçlarının geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, güvenlik ve kamu düzeni kaygılarının çevreci ulaşım çözümlerinin önüne geçmeye başladığını da gözler önüne serdi.

Sardinya'daki plaj düzenlemesi tartışma yarattı Haber

Sardinya'daki plaj düzenlemesi tartışma yarattı

Villasimius Belediye Başkanı Gianluca Dessì tarafından yayımlanan karar doğrultusunda, 6 Haziran-31 Ekim 2026 tarihleri arasında plaja erişim ciddi şekilde sınırlandırıldı. Yeni düzenlemeye göre, 65 yaş üstü kişiler ve 10 yaş altı çocuğu bulunan aileler dışında yetişkinlerin plaj şemsiyesi kullanmasına izin verilmeyecek. Punta Molentis'e giriş için ziyaretçilerden kişi başı 10 avro ücret alınacak. Belediye yönetimi, bu uygulamanın 27 Temmuz 2025'te meydana gelen ve turistlerin tahliye edilmesine neden olan büyük yangının ardından zarar gören hassas kıyı ekosistemini korumak amacıyla hayata geçirildiğini belirtti. Ziyaretçi sayısına sıkı sınırlama Karar kapsamında kara yoluyla plaja giriş günlük en fazla 70 araçla sınırlandırıldı. Aynı anda plajda bulunabilecek kişi sayısı ise 150 kişiyle sınırlandı. Belediye kararında, "Çocuklu aileler ve 65 yaş üstü ziyaretçiler dışında şemsiye ve benzeri gölgeliklerin kurulması yasaktır" ifadelerine yer verildi. Deniz yoluyla ulaşımda da yeni kısıtlamalar getirildi. Yetkili işletmeler aracılığıyla plaja erişebilecek ziyaretçi sayısı aynı anda en fazla 100 kişi olacak. Ayrıca sırt çantası ve soğutucu çanta ile kıyıya çıkılması yasaklanırken, ziyaret süresi bir saatle sınırlandırıldı. "Çevreyi korumak zorundayız" Belediye Başkanı Gianluca Dessì, alınan kararların amacının bölgedeki doğal yaşamı ve hassas habitatları korumak olduğunu belirterek, kullanıcı güvenliğinin de öncelikler arasında yer aldığını söyledi. Kararda ayrıca, plajın jeomorfolojik yapısının korunması amacıyla ziyaretçilerin kendi imkânlarıyla çadır, kamelya veya benzeri yapı kurmalarına izin verilmeyeceği vurgulandı. Yetkililer, insan kaynaklı baskının plajın mevcut koşullarıyla uyumlu seviyelerde tutulmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Plajın kullanım saatleri 08.00 ile 20.30 olarak belirlenirken, kurallara uyulup uyulmadığı yerel polis ekipleri tarafından günde üç kez yapılacak denetimlerle kontrol edilecek. Sosyal medyada tepki yağdı Yeni uygulamalar sosyal medyada yoğun eleştirilere neden oldu. Villasimius Belediyesi'nin sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların altına çok sayıda tepki mesajı bırakıldı. Bir kullanıcı, "Şemsiye açabilmek için yanımda çocuk mu çalıştırmam gerekiyor?" yorumunu yaparken, bir başka kullanıcı ise "Ya dedemi yanıma alacağım ya da yarına kadar çocuk sahibi olacağım" ifadeleriyle kararı eleştirdi. Bazı kişiler plajın boykot edilmesi çağrısında bulunurken, bazı bölge sakinleri ise giriş ücretlerinden elde edilen gelirlerin altyapı hizmetlerine aktarılması gerektiğini savundu. Vatandaşlar, plajlara ulaşımı sağlayan yolların iyileştirilmesi ve aydınlatma sistemlerinin güçlendirilmesi yönünde taleplerini dile getirdi.

Knidos Ören Yeri'nde 'Geleceğe Miras' çalışmaları tamamlandı Haber

Knidos Ören Yeri'nde 'Geleceğe Miras' çalışmaları tamamlandı

Muğla'nın Datça ilçesinde bulunan Knidos Ören Yeri'nde yürütülen çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Geleceğe Miras" vizyonu kapsamında hayata geçirilen düzenlemelerle tarihi alanın korunmasının yanı sıra ziyaretçi deneyiminin de iyileştirildiğini açıkladı. Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Knidos'ta gerçekleştirilen çalışmalarla özellikle yoğun dönemlerde yaşanan otopark kapasitesi sorununa çözüm getirildiğini belirtti. Ayrıca denizle temas eden alanlarda oluşan fiziki tahribatın giderildiğini ve yeni gezi güzergâhlarının oluşturulduğunu ifade etti. Çalışmalar kapsamında antik kentin tarihi dokusunu korumaya yönelik adımlar atılırken, alanın sürdürülebilir kullanımının güçlendirilmesi hedeflendi. Yeni düzenlemelerle ziyaretçilerin ören yerini daha düzenli ve kontrollü şekilde gezebilmesine olanak sağlanması amaçlandı. Bakan Ersoy, "Knidos'ta tarihi dokuyu koruyan ve alanın sürdürülebilirliğini güçlendiren önemli bir düzenlemeyi tamamladık. Geleceğe Miras vizyonumuz doğrultusunda kültürel mirasımızı koruyarak geleceğe taşımaya kararlılıkla devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Selçuk Üniversitesi iş birliğinde yürütülen çalışmaların, 2012 yılından bu yana Prof. Dr. Ertekin Doksanaltı başkanlığındaki ekip tarafından sürdürüldüğü belirtildi. 2026 yılı itibarıyla tamamlanan projenin geçici kabul sürecinin de gerçekleştirildiği kaydedildi. Hayata geçirilen düzenlemelerle birlikte Knidos Ören Yeri'nin hem tarihi ve doğal bütünlüğünün korunması hem de ziyaretçilere daha nitelikli bir deneyim sunulması hedefleniyor.

Alanya'da turizm çalışanlarına ücretsiz izin iddiası Haber

Alanya'da turizm çalışanlarına ücretsiz izin iddiası

Turizm sezonuna güvenerek işe başlayan çok sayıda çalışanın beklenmedik şekilde gelir kaybıyla karşı karşıya kaldığı ifade edilirken, kira, fatura ve temel yaşam giderlerinin devam etmesi nedeniyle mağduriyetlerin arttığı kaydedildi. İddialara göre bazı işletmeler, sezon başında personel eksikliğinden yakınırken, ilerleyen dönemde doluluk oranlarındaki değişimi gerekçe göstererek çalışanları ücretsiz izne yönlendirebiliyor. "Ciddi bir çelişkiyle karşı karşıyayız" Hotel Kat Hizmetlileri Eğitimi ve Dekorasyonu Derneği (HOTED) Kurucusu, Onursal Başkanı ve Başdanışmanı Hakan Halit Yeni, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, daha önce "personel bulamıyoruz" açıklamaları yapan işletmelerin bugün aynı çalışanları gelirlerinden mahrum bırakmasının önemli bir çelişki olduğunu söyledi. Ücretsiz izin uygulamalarına ilişkin duyumları ilk etapta inanmakta güçlük çektiğini belirten Yeni, yaptığı araştırmalar sonucunda bu bilgilerin gerçeği yansıttığını öğrendiğini ifade etti. Özellikle Alanya ve Akdeniz Bölgesi'ndeki bazı işletmelerin kısa süre önce personel yetersizliğinden şikâyet ederken, bugün çalışanlarını ücretsiz izne çıkarmasının yalnızca emekçileri değil, sektörün geleceğini de ilgilendiren ciddi bir sorun olduğunu vurguladı. "Turizm emekçisi maliyet kalemi değildir" Turizm çalışanlarının doluluk oranlarına göre değerlendirilecek bir maliyet unsuru olmadığını dile getiren Yeni, sektörün uzun süredir "personel bulamıyoruz" söylemini gündeme taşıdığına dikkat çekti. Sorunun personel bulamamak değil, çalışanı elde tutamamak ve emeğe yeterince değer vermemek olduğunu ifade eden Yeni, yaz sezonunun ortasında çalışanlarını ücretsiz izne gönderen işletmelerin insan kaynağına bakış açısının sorgulanması gerektiğini belirtti. Turizm sektörünün yıllardır milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamasında emekçilerin büyük payı bulunduğunu kaydeden Yeni, bayramını ailesinden uzakta geçiren, gece gündüz çalışan turizm emekçilerinin sektörün temel taşı olduğunu söyledi. İşlerin iyi gittiği dönemlerde "ekibimiz" ve "en büyük değerimiz" olarak görülen çalışanların, talebin düştüğü dönemlerde ilk gözden çıkarılan kesim hâline geldiğini ifade etti. "Faturayı emekçiye kesmek adil değil" Ücretsiz izne çıkarılan çalışanların ekonomik yükümlülüklerinin devam ettiğini hatırlatan Yeni, işletmelerin yaşadığı her ekonomik sıkıntının bedelinin emekçilere ödetilmesinin adil olmadığını dile getirdi. Çalışanların kira, eğitim ve temel yaşam giderlerinin sürdüğünü vurgulayan Yeni, bu yaklaşımın ne sürdürülebilir ne de vicdani olduğunu söyledi. Sektör temsilcilerine çağrı Turizm emekçilerinin işletmelerin yanlış planlamalarının ve ticari risklerinin sigortası olmadığını belirten Yeni, sektörün gerçek gücünün insan kaynağı olduğunu ifade etti. Gösterişli tesisler ve yüksek yatak kapasitesinin tek başına başarı getirmeyeceğini kaydeden Yeni, çalışanını koruyamayan bir sektörün geleceğini de koruyamayacağını söyledi. Emekçilerin yok sayılmasının hizmet kalitesinde düşüşe, yetişmiş personel kaybına ve sektörden uzaklaşan çalışan sayısında artışa yol açabileceği uyarısında bulundu. "Gerçek kriz çalışanına değer verememektir" Turizm sektöründe asıl sorunun personel eksikliği değil, çalışanlara hak ettikleri değerin verilmemesi olduğunu savunan Yeni, emeğin değersizleştirilmesinin sektörün geleceği açısından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. "Turizmin gerçek sahibi oteller değil, o otelleri ayakta tutan emekçilerdir" diyen Yeni, "Emek yoksa hizmet yoktur. Hizmet yoksa turizm de yoktur. Turizm sektörünün personel krizi değil, çalışanına değer verme krizi vardır" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye yaz sezonunda 40 milyon turisti ağırlamayı hedefliyor Haber

Türkiye yaz sezonunda 40 milyon turisti ağırlamayı hedefliyor

Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte Türkiye turizminde yılın en hareketli dönemine girildi. Akdeniz ve Ege kıyılarında haziran, temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarını kapsayan beş aylık süreçte yaklaşık 40 milyon turistin ağırlanması öngörülüyor. Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, sezonun bölgesel çatışmaların gölgesinde başladığını ancak yaz aylarında artacak turizm hareketliliğinin kayıpları telafi edebileceğini söyledi. Tatil talebi canlılığını koruyor Recep Yavuz, çevre coğrafyada yaşanan gelişmelere rağmen insanların tatil planlarını ertelemediğini belirterek, sektörün en yoğun dönemine girildiğini ifade etti. Sezonun beklentilerin altında başladığını kaydeden Yavuz, önümüzdeki beş ayda ziyaretçi trafiğinin hızlanacağını ve turist sayısının hedeflenen seviyelere ulaşacağını dile getirdi. Türkiye kriz dönemlerinde avantajını korudu Bölgede uzun yıllardır süren savaşların turizm üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Yavuz, Türkiye'nin izlediği politikalar sayesinde bu etkileri önemli ölçüde sınırlamayı başardığını söyledi. Yavuz, ülkenin kriz dönemlerinde doğru konumlanarak turizmde rekabet gücünü koruduğunu ifade etti. Akdeniz çanağında yoğun rekabet yaşanıyor Akdeniz havzasındaki turizm rekabetinin bu yıl da sürdüğünü belirten Yavuz, İspanya, Portekiz, İtalya, Fransa, Yunanistan ve Adriyatik kıyılarının güçlü talep görmeye devam edeceğini söyledi. Bulgaristan, Arnavutluk, Mısır ve Tunus'un da sezonun öne çıkan destinasyonları arasında yer aldığını kaydeden Yavuz, her ülkenin farklı avantajlara sahip olduğunu ve turistlerin tercihlerini buna göre şekillendirdiğini belirtti. Yıl sonunda 55-60 milyon turist hedefi Mevcut koşulların korunması halinde Türkiye'nin yıl sonunda 55 ila 60 milyon ziyaretçiyi ağırlayabileceğini ifade eden Yavuz, Antalya'nın yaklaşık 16 milyon turiste ev sahipliği yapmasının sürpriz olmayacağını söyledi. Turistlerin tercihi Antalya ve İstanbul Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın geçen yıla ilişkin verilerine göre, haziran ayında 6,8 milyon, temmuzda 8,4 milyon, ağustosta 8,1 milyon, eylülde 7,5 milyon ve ekimde 6,5 milyon turist Türkiye'yi ziyaret etti. Böylece haziran-ekim döneminde toplam ziyaretçi sayısı yaklaşık 37 milyona ulaştı. Geçen yıl Türkiye genelinde toplam turist sayısı 63 milyon 941 bin olarak kayıtlara geçerken, ziyaretçilerin yüzde 63'ü haziran-ekim döneminde ülkeye geldi. Bu yıl aynı dönemde yaklaşık 40 milyon turistin Türkiye'yi ziyaret etmesi bekleniyor. Geçen yılın verilerine göre, söz konusu beş aylık süreçte turistlerin yüzde 27'si Antalya'yı, yüzde 25'i ise İstanbul'u tercih etti. Bu iki ili Muğla ve İzmir izledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.