Hava Durumu

#Tüi̇k

TOURISMJOURNAL - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Turizm sektörü maliyet ve kur baskısıyla sezona girdi Haber

Turizm sektörü maliyet ve kur baskısıyla sezona girdi

Türkiye'nin döviz kazandıran en önemli sektörlerinden biri olan turizm, 2026 yaz sezonuna yüksek maliyetler ve baskılanan döviz kuru baskısıyla girdi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı mayıs ayı enflasyon verileri, manşet enflasyondaki baz etkisine bağlı gerilemeye rağmen hizmet ve turizm sektöründeki fiyat katılığının sürdüğünü ortaya koydu. Uluslararası ortak tüketim sınıflaması (COICOP) verilerine dayanan analizler, Türkiye turizminin Akdeniz çanağındaki rakiplerine kıyasla fiyat rekabetinde zorlu bir süreçten geçtiğini gösteriyor. Akdeniz'de en yüksek artış Türkiye'de Mayıs ayında Türkiye'de "Lokanta ve Oteller" grubundaki yıllık enflasyon yüzde 31,59 olarak gerçekleşirken, Akdeniz'deki önemli rakip destinasyonlarda bu oranlar oldukça düşük seviyelerde kaldı. İspanya'da lokanta ve otel enflasyonu yüzde 4,20, Yunanistan'da yüzde 3,90, İtalya'da ise yüzde 3,40 olarak kaydedildi. Söz konusu veriler, Türkiye'nin uluslararası turizm pazarındaki fiyat rekabetçiliğinin giderek zorlaştığına işaret ediyor. Eresin: Maliyet yükünü sektör üstleniyor Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, enflasyon hesaplamalarında otelcilik ile yeme-içme sektörlerinin aynı kategoride değerlendirilmesini eleştirerek, konaklama tarafındaki fiyat artışlarının restoran sektörüne göre daha sınırlı kaldığını söyledi. Sektörün en önemli sorunlarından birinin kur-enflasyon dengesizliği olduğunu vurgulayan Eresin, "Yüksek enflasyon ve hızla artan işletme maliyetlerine rağmen döviz kurlarının aynı oranda yükselmemesi, konaklama sektörü üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Uluslararası pazardaki rekabet gücümüzü korumak adına TL bazındaki maliyetleri döviz fiyatlarına tam olarak yansıtamıyoruz. Bu durum, kârlılıktan fedakârlık etmemize neden oluyor. Maliyet kaynaklı yükün önemli bölümünü sektörümüz üstleniyor" ifadelerini kullandı. Kavaloğlu: Kârlılıkta üç yıl geriye gidildi Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu da turizm sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan birinin sabit kur politikası olduğunu belirtti. Büyük ölçekli ve finansal açıdan güçlü otellerin, tur operatörleriyle bir yıl önceden yaptıkları anlaşmalar sayesinde kısmen önlem alabildiğini ifade eden Kavaloğlu, özellikle butik ve küçük işletmelerin sürdürülebilirlik açısından ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Geçen yıla kıyasla oda fiyatlarında TL bazında en az yüzde 35'lik artış yaşandığını aktaran Kavaloğlu, buna karşın euro bazındaki fiyat artışının yüzde 5 ila 8 seviyelerinde kaldığını söyledi. Kârlılık oranlarında son üç yılda önemli bir gerileme yaşandığını kaydeden Kavaloğlu, "Mevcut maliyet artışları dikkate alındığında, euro bazlı fiyatların çok daha yüksek seviyelerde olması gerekirdi. Şu anda sektöre nefes aldıran en önemli unsurlar gurbetçi talebi ile iç pazardaki hareketlilik" değerlendirmesinde bulundu.

Antalya'da Tarihi Zirve Başlıyor: Zirvedeki Ankalar Haber

Antalya'da Tarihi Zirve Başlıyor: Zirvedeki Ankalar

ANTALYA, KADIN LİDERLİĞİ VE ULUSLARARASI TİCARETİN BULUŞMA NOKTASI OLUYOR 19 Ülkeden Katılımcılar, 110 Uluslararası Konuk ve 1.000 B2B Görüşmesi Zirvedeki Ankalar'da Buluşacak T.C. Antalya Valiliği’nin resmi himayesinde düzenlenen Zirvedeki Ankalar (Global Phoenix Women in Business Summit) 15-18 Haziran 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek etkinliğin basına tanıtım toplantısı 8 Haziran günü Antalya’da gerçekleştirildi. Toplantıya Antalya Valisi Hulusi Şahin ve eşi Ebru Şahin'in yanı sıra etkinlik danışmanı Aysel Dal Cengiz, stratejik ilişkiler danışmanı Cevat Alp ve organizatörler Yasemin Arslan ile Tuğba Avcı katıldı. Vali Şahin: Kadın girişimcilerin; disiplinleri, çalışma azimleri ve güçlü iş ahlaklarıyla ekonomik hayatın en önemli aktörleri arasında yer alıyor” Toplantıda konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınmanın ve toplumsal gelişimin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Toplumun yarısını oluşturan kadınların iş hayatında ve girişimcilikte hak ettiği ölçüde yer almadığı bir yapının tam anlamıyla başarılı olması mümkün değildir. Kadınların iş hayatındaki oranı bugün yaklaşık yüzde 18 seviyelerinde. Ancak bunun yüzde 30, yüzde 40 hatta yüzde 50'lere ulaşmaması için hiçbir neden yok. Kadın girişimciler; disiplinleri, çalışma azimleri ve güçlü iş ahlaklarıyla ekonomik hayatın en önemli aktörleri arasında yer alıyor.” Ebru Şahin ise Antalya'nın kadınların iş dünyasında, sivil toplumda ve sosyal yaşamda güçlü şekilde temsil edildiği şehirlerden biri olduğunu belirterek, “Türk kadınının gücünün ve başarı hikâyelerinin yalnızca Antalya'da değil, tüm dünyada daha görünür olması gerekiyor. Zirvedeki Ankalar'ın bu misyona önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Dünya genelinde her 10 kadından 1'i yeni bir girişim başlatıyor Kadın girişimciliği hem dünyada hem de Türkiye'de son yılların en hızlı yükselen ekonomik ve sosyal dönüşüm alanlarından biri. Global Entrepreneurship Monitor (GEM) 2024/2025 verilerine göre bugün dünya genelinde her 10 kadından 1'i yeni bir girişim başlatıyor ve birçok ülkede kadınlarla erkekler arasındaki girişimcilik farkı hızla kapanıyor. Türkiye'de ise kadın girişimci oranı 2002 yılında %13,1 seviyesindeyken 2025 itibarıyla %18,2'ye yükselerek yaklaşık %39'luk bir artış gösterdi. TÜİK verilerine göre bugün Türkiye'de yaklaşık 1 milyon 230 bin kadın girişimci bulunuyor. Bunların yaklaşık 178 bini işveren, 1 milyon 52 bini ise kendi hesabına çalışan kadınlardan oluşuyor. Zirve; İş kadınlarını, uluslararası ticareti ve sektörel iş birliklerini B2B görüşmelerle aynı çatı altında buluşturarak dünyada ve ülkemizde gittikçe artan kadın girişimciliğini artırmayı ve görünür kılmayı amaçlıyor. Antalya'dan Dünyaya Uzanan Bir Kadın Liderliği Projesi Antalya Valisi Hulusi Şahin ve eşi Ebru Şahin'in kadınların global iş dünyasında ve ekonomik yaşamda güçlenmesine yönelik vizyonundan hareketle hayata geçirilen organizasyon; ATSO, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu, ihracatçı birlikleri, iş dünyası kuruluşları, akademik kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla düzenleniyor. Ayrıca etkinlik 100'den fazla ülkedeki Ticaret Müşavirlikleri ve Ticaret Ataşelikleri aracılığıyla gerçekleştirilen duyurular sayesinde uluslararası iş dünyasının gündemine taşınmış oldu. Ankalar 40 Bin Kişilik Küresel Kadın İş Dünyası Ağının Parçası Oldu Etkinliğin kadın iş dünyası resmi paydaşları OWIT Türkiye UKODER ve TİM WINGS (Türkiye İhracatçılar Meclisi Kadın İhracatçıları Destek Platformu) oldu. OWIT Türkiye UKODER (Organization of Women in International Trade) sayesinde Dünya genelinde 5 kıtaya yayılan ve 40 bini aşkın kadın girişimci, yönetici ve iş insanını kapsayan uluslararası iş ağına ulaşıldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin ulusal kadın ihracatçı ağı olan TİM WINGS ile de ülke genelindeki kadın ihracatçılara etkinlik duyurusu gerçekleştirildi. Bu güçlü iş birlikleri sayesinde organizasyon, kadın liderliği, girişimcilik, uluslararası ticaret ve sektörel iş birlikleri alanlarında dünyanın farklı ülkelerinden katılımcıları bir araya getirmiş olacak. 19 Ülkeden Katılımcı ile, 10 Sektörden,1.000 B2B Görüşmesi Gerçekleşecek Etkinlikte 110’u yabancı olmak üzere toplam 1000’e yakın katılımcı bekleniyor. Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Polonya, Suudi Arabistan, Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Mısır, Irak, Suriye, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Moğolistan, Rusya, Almanya, İtalya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden iş kadınları, yatırımcılar, alım heyetleri ve sivil toplum liderleri Antalya’da olacak. Zirve kapsamında 10'dan fazla sektörden katılımcılar arasında planlı B2B görüşmeleri gerçekleştirilirken, dört ana sektörde düzenlenecek “Sektör Sahnesi (Pitch Stage) oturumlarında sektör liderleri ve uzmanlar tarafından güncel gelişmeler, yatırım fırsatları, yeni ticaret rotaları ve sektörel trendler ele alınacak. Zirvenin sektörel odak alanlarını Tarım, Gıda ve Tedarik Zinciri, Spor, Kongre ve Agro Turizm, Uluslararası Sağlık Turizmi ile Hospitality Yatırım, Donanım ve Proje Platformları oluşturuyor. Zirve Kapsamında ANKA100, "Yılın Ankaları" Sürecini Başlatıyor Zirvenin en dikkat çeken projelerinden “ANKA100 ile YILIN ANKALARI” 16 Haziran 2026’da ilk resmi toplantısını Antalya’da yapacak. İş dünyasından sanata, bilimden spora birçok alanda başarı gösteren kadın liderleri bir araya getirecek platform, 2027’de “Yılın Ankaları”nı açıklayacak. Değerlendirme kriterleri arasında ticari başarıların yanı sıra liderlik gücü, toplumsal etki ve sürdürülebilirlik yer alıyor. 3 Gün Boyunca İş, Networking ve İlham PR Tuğba Avcı ve Yasemin Arslan PR organizasyonuyla gerçekleştirilen 16 Haziran saat 11.00’de resmi açılışla başlayacak zirve; “Küresel Anka Sahnesi’nde ilham verici konuşmalar (Global Phoenix Talks), sektör platformları, 10 sektörden gelen 110 yabancı heyet ve Türkiye’den katılacak yaklaşık 50 iş insanı ile planlı 1000 adet B2B görüşmeler, retro party ve networking etkinlikleriyle dolu dolu devam edecek. PROGRAM: 16 Haziran 2026 | Salı 11.00 – 12.00: Kokteyl ve Resmi Açılış Töreni 12.00 – 14.00 ANKA100 Öğle Yemeği ve Networking Buluşması 14.00 – 17.00 Küresel Anka Sahnesi (Global Phoenix Talks) İlham Veren Başarı Hikâyeleri ve Liderlik Konuşmaları 20.00– 22.00 Ankalar Networking Gecesi / Retro Party 17 Haziran 2026 | Çarşamba 10.00 – 12.00 Uluslararası Tarım-Gıda & Lojistik Sektör Sahnesi Sunumları 14.00- 16.00 Uluslararası Agro &Spor& Kongre Turizmi Platformu Sektör Sahnesi Sunumları 20.00 – 22.00 Gala Yemeği 18 Haziran 2026 | Perşembe 10.00 – 12.00 Uluslararası Sağlık Turizmi Platformu Sektör Sahnesi Sunumları 14.00- 16.00 Uluslararası Hospitality Yatırım, Donanım,Proje Platformu Sektör Sahnesi Sunumları 16-18 Haziran 10.00-18.00 Planlı Networking ve B2B Matcmaking Toplantıları Antalya Innvista Belek Hotel 15-18 Haziran 2026

TÜİK verilerine göre oteller aylık artışta ilk 5’e girdi Haber

TÜİK verilerine göre oteller aylık artışta ilk 5’e girdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, genel enflasyondaki tırmanış mayıs ayında da devam etti. Yılbaşından bu yana kümülatif artışın yüzde 16,61'i bulduğu genel tabloda, turizm ve konaklama sektörü hem aylık hem de yıllık bazdaki artış hızıyla dikkat çekti. Turizm sezonu başlarken otel ve lokantalarda son durum Yaz sezonunun açılışıyla birlikte hareketliliğin arttığı lokanta ve oteller grubunda yukarı yönlü seyir sürüyor. TÜİK verilerine göre konaklama ve yeme-içme sektöründeki fiyat değişimleri şu şekilde gerçekleşti: Aylık Artış: Otel ve lokantalarda fiyatlar Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,97 yükseldi. 5 Aylık Değişim: Sektörün yılbaşına göre (Ocak-Mayıs dönemi) sergilediği artış oranı yüzde 16,11 olarak kayıtlara geçti. Yıllık Enflasyon: Otellerde geçen yılın aynı ayına göre yaşanan fiyat artışı yüzde 31,59 olarak ölçüldü. 12 Aylık Ortalama: Sektörün son 12 aylık ortalamalara göre fiyat artış hızı ise yüzde 33,27 seviyesinde gerçekleşerek genel enflasyon ortalamasının üzerinde bir seyir izledi. Oteller aylık yükselişte ilk 5 sektör arasında Mayıs ayında cepleri en çok yakan grup yüzde 11,29 ile giyim ve ayakkabı olurken, konaklama sektörü aylık artış listesinde üst sıralarda yer aldı. Mayıs ayında en çok artış gösteren harcama grupları şöyle sıralandı: Giyim ve Ayakkabı: %11,29 Konut: %2,38 Ulaştırma: %2,03 Mobilya ve Ev Eşyaları: %1,99 Lokanta ve Konaklama (Oteller): %1,87 Genel tüketici fiyatlarında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 50,06 ile eğitim grubunda görüldü. Eğitimi yüzde 45,59 ile konut takip ederken, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 34,86, ulaştırma yüzde 34,29 ve sağlık yüzde 32,94 artış gösterdi. Otel ve lokantalar ise yıllık yüzde 31,59'luk artış oranıyla bu ana harcama gruplarını yakından takip etti.

Nüfusuyla 24 ilçeyi geride bırakan Alanya il olmayı bekliyor Haber

Nüfusuyla 24 ilçeyi geride bırakan Alanya il olmayı bekliyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından belirlenen kriterlere göre bir ilçenin il statüsü kazanabilmesi için en az 100 bin nüfusa sahip olması ve il merkezine 30 kilometreden daha uzak bir konumda bulunması gerekiyor. Daha önce gündeme geldiği gibi, tekrar il olması beklenen ilçeler konusu gündeme geldi. 24 ilçede nüfus bakımından ilk sırada Antalya'nın Alanya ilçesi 371 bin 547 nüfusuyla ilk sırada yer alırken, listeyle birlikte ilçede heyecan yaşandı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan ALTSO Başkanı Eray Erdem, Alanya'nın uzun yıllardır il olma beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Erdem, "Uzun yıllardır Alanya'nın il olması gündemde. Kriterleri fazlasıyla karşılayan bir şehir. Alanya'nın il olması bizim açımızdan tüm kamu hizmetlerinden daha etkin faydalanmak adına çok önemli. Antalya, Türkiye'nin en uzun il sınırına sahip illerinden biri. Batıdan doğuya 650 kilometreyi aşan ve dağlık bir coğrafyaya sahip. Bu kadar geniş bir alana mevcut büyükşehir yasasıyla hizmet götürmek kolay değil" dedi. "Antalya'nın yükü hafifler" Alanya'nın il olması halinde yalnızca ilçenin değil çevre ilçelerin de kazanacağını ifade eden Erdem, "Mersin'in ve Konya'nın il merkezlerine uzak ilçeleri de bundan olumlu etkilenecektir. Alanya'nın il olması hem bölgedeki diğer ilçelere hizmet ulaştırılmasını kolaylaştıracak hem de Antalya'nın yükünü hafifletecektir. Alanya oluşturduğu istihdam, ekonomiye sağladığı katma değer ve turizm potansiyeliyle il olmayı çoktan hak etmiş bir şehir. İnşallah en kısa sürede hak ettiği değeri ve hizmeti alır" diye konuştu. Erdem ayrıca ‘'İlçenin 650 tesis ve 200 bin yatak kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekerek: "Antalya'nın kapasitesinin yüzde 30'una, Türkiye'nin kapasitesinin de yüzde 10'una denk geliyor. Kışın nüfusumuz 380 bin olurken yazın turizm sezonunda ise aylık 1 milyon nüfus oluyor Alanya'da. Alanya'nın nüfusu şu an birçok ilden daha yüksek. Ancak şehre sabit nüfus üzerinden ödenek geliyor ve bunun üzerinden yatırım yapılabiliyor. Katma Değer oranı ve istihdam ise Alanya'nın Türkiye'de ki 50 ilinden fazla. 50 ili geride bırakan bir şehir. Alanya yıllardır il olmayı betliyor. İl olmak bizim en doğal hakkımız." dedi. İlçede esnaflık yapan Mehmet Karagöz ise Alanya'nın yıllar önce il olması gerektiğini savunarak, "Alanya il olmayı bundan 20 yıl önce hak etti. Kış nüfusumuz yaklaşık 300 bin civarında ancak turizm sezonunda bu rakam 1 milyonun üzerine çıkıyor. Buna rağmen devlet yatırımlarında nüfusumuzun gerçek yükü tam olarak dikkate alınmıyor. İl statüsüne geçersek daha fazla yatırım alabiliriz. Bu da hem vatandaşlara hem de ilçemize gelen turistlere daha kaliteli hizmet verilmesini sağlar" ifadelerini kullandı. Giyim sektöründe faaliyet gösteren Mehmet Sar ‘'Baktığımız zaman bir çok ilden büyük bir nüfusa ait olduğunu nüfus yoğunluğunun hatta göçün olduğu bir ilçeyiz. Ama karar aynı zamanda bir nevi il gibi yaşıyoruz havalimanımız var üniversitemiz var hastanemiz var yollarımız da yapılıyor çok geç kalmış bana göre bir karar. İl statüsünde olmamız lazım. Otellerimiz dolu. Sahillerimiz iyi. Nüfus yoğunluğundan dolayı bizim yollarımız yetmiyor. Trafiklerimiz bu durumda sıkıntı yaşıyoruz tabi ve bu sıkıntıyı da aşabilmemiz için büyüklerimizden bir an önce bu yolların yapılması ve yaza hazırlık statüsüne geçip veya il olmayı hak eden bir ilçe olarak bir an önce bu yatırımların yapılması lazım burada da büyüklerimiz biliyor bu sorunları il olmamız lazım'' dedi. Saatçilik yapan Ahmet Karataş ise, "Alanya çoktan il olması gereken bir yer. Nüfusu birçok ilden fazla. Yıllardır il olacağı söyleniyor ancak bir türlü gerçekleşmedi. Yaz aylarında nüfus 1 milyonun üzerine çıkıyor. Buna rağmen yeterli hizmet alamadığımızı düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Yusuf Karataş da yıllardır verilen sözlerin yerine getirilmediğini belirterek, "Turgut Özal döneminden bu yana Alanya'nın il olacağı söyleniyor. Her gelen söz veriyor ama bir türlü gerçekleşmiyor. Artık bu beklentinin karşılık bulmasını istiyoruz" dedi.

2025’te seyahat sayısı 67 milyon 851 bine ulaştı Haber

2025’te seyahat sayısı 67 milyon 851 bine ulaştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı dördüncü çeyrek Hanehalkı Yurt İçi Turizm verilerini açıkladı. Seyahat sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,5 artarak 67 milyon 851 bin olarak gerçekleşti. Bu yılda seyahate çıkanların yaptıkları toplam geceleme sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,6 azalarak 476 milyon 307 bin olarak gerçekleşti. Ortalama geceleme sayısı 7 gece oldu. Ekim, Kasım ve Aralık aylarından oluşan dördüncü çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 9 milyon 264 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,9 azalarak 11 milyon 23 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 60 milyon 957 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 5,5 gece oldu. Seyahate çıkanlar 2025 yılında 555 milyar 68 milyon 767 bin TL harcadı Bu yıl, yurt içindeki seyahatlerde yapılan toplam seyahat harcamaları geçen yıla göre yüzde 32,4 artarak 555 milyar 68 milyon 767 bin TL oldu. Bu harcamaların yüzde 87,1'ini 483 milyar 696 milyon 988 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 12,9'unu ise 71 milyar 371 milyon 779 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına ortalama harcama ise 8 181 TL oldu. Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2025 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 29,6 artarak 85 milyar 594 milyon 583 bin TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 92,5'ini 79 milyar 134 milyon 51 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 7,5'ini ise 6 milyar 460 milyon 532 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 7 765 TL oldu. Yıllık olarak harcama türlerinin seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde en fazla paya yüzde 30,3 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 23,1 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 18,7 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yıla göre değişim oranları incelendiğinde yeme ve içme harcamalarında yüzde 26,4, ulaştırma harcamalarında yüzde 25,6 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 48,2'lik artış görüldü. Bu çeyrekte, harcama türlerinin toplam seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde ise en fazla paya yüzde 32,1 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 26,8 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 13,3 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içme harcamalarında yüzde 23,2, ulaştırma harcamalarında yüzde 25 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 43,1'lik artış görüldü. Bu yılda yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 57,7 ile ilk sırada yer aldı Yıllık olarak seyahate çıkış amaçlarında ikinci sırada yüzde 34,4 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 3,5 ile "sağlık" amacıyla yapılan seyahatler yer aldı. Seyahate çıkış amaçları çeyreklik olarak incelendiğinde ise yüzde 61,8 ile "yakınları ziyaret' birinci sırada yer alırken, ikinci sırada yüzde 26 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 4,9 ile "sağlık" amacıyla yapılan seyahatler yer aldı. Seyahate çıkanlar en çok arkadaş veya akraba evinde kaldı Konaklama türleri yıllık olarak değerlendirildiğinde, seyahate çıkanlar 313 milyon 72 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. İkinci sırada 81 milyon 86 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 47 milyon 236 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı. Bu çeyrekte, seyahate çıkanlar 44 milyon 285 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 6 milyon 856 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 6 milyon 185 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.

İran gerilimi turizmi etkiledi; Türkiye’de iptaller yükseliyor Haber

İran gerilimi turizmi etkiledi; Türkiye’de iptaller yükseliyor

Orta Doğu’daki savaş, Türkiye’ye yönelik ve ülke içindeki seyahatleri etkilemeye başladı. alman turistler başta olmak üzere bazı tatilciler rezervasyonlarını değiştiriyor ya da iptal ediyor. Uzun yıllardır Almanlar için gözde bir tatil merkezi olan Türkiye, 2025 yılında turizmde rekor kırmıştı. Kültür ve turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un verilerine göre, ülkeyi 64 milyon kişi ziyaret ederken, turizm gelirleri 65,2 milyar dolarla tarihi seviyeye ulaştı. Ancak 28 Şubat 2026’dan itibaren tablo değişti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından turizm sektöründe belirsizlik arttı. Mart ortasından itibaren, İran’daki savaşın başlamasından yaklaşık üç hafta sonra, doğu ve güneydoğudaki komşu ülkelerden gelen turist akışının “tamamen çöktüğü” belirtiliyor. Alman Deutsche Welle’ye konuşan Ayanis Tour satış ve pazarlama direktörü Onur Tuncdemir, “Bu ülkelerden gelen seyahatler neredeyse tamamen durdu, tersine bir akış söz konusu” dedi. Özellikle İran ve Irak, Türkiye’ye turist gönderen önemli pazarlar arasında yer alıyordu. Ancak sektörde faaliyet gösteren şirketler son haftalarda büyük ölçüde iptaller ve ön ödeme iadeleriyle ilgileniyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, son yıllarda her yıl ortalama 3,3 milyon İranlı Türkiye’yi ziyaret ediyordu. Bu ziyaretçi akışının önemli ölçüde kesildiği ifade ediliyor. Buna karşın, bazı turizm merkezlerinde durum görece istikrarlı. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, Bodrum, Antalya ve İstanbul gibi merkezlerde henüz kayda değer iptaller olmadığını ve Alman turist rezervasyonlarının büyük ölçüde sabit kaldığını söyledi. Almanya Dışişleri Bakanlığı ise internet sitesinde, Orta Doğu’daki güvenlik durumunun kötüleşmesinin, doğrudan çatışmaya dahil olmayan ülkeleri de etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Bakanlık, genel bir seyahat uyarısı yayımlamazken, İran, Irak ve Suriye sınırına yakın bazı bölgelere zorunlu olmadıkça gidilmemesini tavsiye ediyor. Antalya, Bodrum ve İstanbul gibi başlıca turistik merkezler ise hâlâ güvenli kabul ediliyor. Alman resmi istatistik kurumu Destatis verilerine göre, 2025 yazında Avrupa’ya yönelik hava trafiğinde İspanya 10,5 milyon yolcuyla ilk sırada yer alırken, Türkiye 7,7 milyon Alman yolcuyla ikinci sırada bulunuyordu. Alman Seyahat Birliği verileri ise Türkiye’nin Mayıs–Ekim döneminde hem gelir hem rezervasyon sayısı açısından en popüler yaz destinasyonu olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, Alman seyahat pazarına ilişkin güncel veriler, Mart 2026’da paket tur yeni rezervasyonlarının yaklaşık yüzde 16 azaldığını ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz bölgesine talebin belirgin şekilde gerilediğini ortaya koyuyor.

ASO Başkanı Ardıç: “İhracatın %42’si AB’ye, %57’si Avrupa’ya” Haber

ASO Başkanı Ardıç: “İhracatın %42’si AB’ye, %57’si Avrupa’ya”

ASO Şubat Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengelere, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’ye etkilerine, sanayide yaşanan daralmaya ve yeşil dönüşüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden sanayici Akın Gökyay’ı anarak başlayan Ardıç, Ankara sanayisine ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu belirterek, Gökyay ailesine başsağlığı diledi. "Ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" Son dönemde küresel ticaretin yeniden yapılandığını, ABD-Çin hattında doğrudan ticaret zayıflarken, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği ve diğer ara merkezler üzerinden yeniden kurgulandığını dile getiren Ardıç, "Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor. Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve farklı kurallarla taşınıyor. Ticaret yeni güzergahlardan ilerliyor. Mal aynı limana gidiyor ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" diye konuştu. 232 milyar doları aşan ticari hacim Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticaret hacminin 232 milyar doları aştığını hatırlatan Ardıç, Gümrük Birliği kaynaklı asimetrik etkilere dikkat çekerek, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Türkiye’ye etkilerini dengeleyecek mekanizmaların hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı. Ekonomik göstergelere ilişkin de Ardıç, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamının firmaları yatırımdan uzaklaştırdığını belirtti. Şirketlerin nakit dengelerini korumaya odaklandığını ifade eden Ardıç, sanayinin ‘bilanço resesyonu’ riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. "Sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine geriledi" Sanayi ve tarımda üretimi baskılayan mevcut programın riski büyüttüğünü söyleyen Ardıç, üretim ve ihracat zayıflarsa enflasyonun arz yönlü yeni bir şokla artabileceğine dikkati çekerek, "2025 başından bu yana sanayi üretimi yataya yakın seyretti, yıllık ortalama artış yüzde 2,2'de kaldı. Aralıkta 49,1 olan PMI, ocakta 48'e geriledi ve 22 aydır eşik değer olan 50’nin altında. Faaliyet koşullarındaki bozulma son 3 ayın en belirgin seviyesinde. TÜİK'in 2025 yılı 4’üncü çeyrek verilerine göre sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak, 6 milyon 531 bine geriledi. İstihdamın yüzde 59,3'ü hizmetlerde, yüzde 20'si sanayide, yüzde 13,8'i tarımda. Bu dağılım, istihdamın hizmetlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Oysa sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi gibi üretime dayalı sektörlerde oluşturulabilir. Bu nedenle istihdam politikasını sadece ‘toplam sayı’ üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden de değerlendirmek zorundayız" dedi. "Ocak 2026'da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı" ASO Başkanı Ardıç, konuşmasına şöyle devam etti: "Dış ticaret verileri de üretimdeki zorlukları yansıtıyor. Ocak 2026'da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı. İhracat birim değer endeksi eylülden bu yana yükseliyor; aralık ayında artış yüzde 13. Ancak bu durum bizi yanıltmasın. Bu artış, rekabet gücünden değil, euro/dolar paritesindeki yükselişten kaynaklanıyor. İhracatımızın 2025'te 273,4 milyara ulaşmasında parite etkisini göz ardı etmemeliyiz. İthalat tarafında ise aralık ayında birim değer endeksi yüzde 4,2, miktar endeksi yüzde 6,3 arttı. Yani daha pahalıya daha fazla alıyoruz. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artış, cari dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Çözüm rekabet gücünü artırmak, verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat artışı yakalamak." Yeşil dönüşüm konusuna değinen Ardıç, ihracatın yüzde 42'sinin AB'ye, yüzde 57'sinin Avrupa kıtasına yapıldığının altını çizerek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını vurguladı. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor Karbon artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi" diyen Ardıç, "Karbon yoğun üretimde verimlilik ve temiz enerji yatırımları geciktikçe maliyet baskısı kalıcı hale geliyor. Avrupa Birliği’nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 euro seviyeleri referans alınıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026'da başladı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçeklik oluşuyor. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor" diye konuştu. Temel sorun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı TÜİK'e göre 2025'te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 69,4 olduğunu, kendi alanında çalışma oranının ise sadece yüzde 56,1 olduğunu ifade eden Ardıç, her iki mezundan birinin okuduğu alanda çalışmadığını söyledi. Aynı zamanda Ardıç, Eurostat verilerine göre Türkiye’nin üniversite mezunu işsizliğinde yüzde 10,3 ile en yüksek ülkelerden; OECD ortalamasının ise yüzde 4,9 olduğunu açıkladı. Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliğin üzerinde olduğunu açıklayan Ardıç, temel sorunun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı olduğunu vurguladı. Ardıç, YÖK Başkanı Erol Özvar’ın kontenjanların azaltılacağı yönündeki açıklamalarını olumlu bulduklarını belirterek, bu sürecin müfredat reformlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

Turizmde Konaklama Geliri 7 Milyar Dolarla Rekor Haber

Turizmde Konaklama Geliri 7 Milyar Dolarla Rekor

Türkiye'nin turizmdeki konaklama gelirleri, geçen yıl yaklaşık 7 milyar dolarla rekor kırarken son 5 yılda bu gelirlerin toplamı 27,9 milyar doları aştı. Konaklamanın toplam gelirlere oranı yaklaşık yüzde 11. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) turizm istatistiklerine göre ülkenin turizm geliri 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 65,2 milyar dolar oldu. Turizm gelirinde geçen yıl Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından 2026 yılı için hedef ise 68 milyar dolar açıklandı. 6,9 MİLYAR DOLARLIK HARCAMA Gelirlerin alt sektörlere dağılımı incelendiğinde ise turistlerin Türkiye'de yaptığı harcamaların 6 milyar 983 milyon 832 bin dolarının konaklama harcaması olduğu görüldü. Bu değer, verilerin derlendiği 2003'ten bu yana en yüksek konaklama geliri olarak kayıtlara geçti. Anadolu Ankara Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Yönetim Kurulu Başkanı Birol Akman 68 milyar dolarlık 2026 turizm geliri hedefi için konaklamanın da güçlü performans göstermesi gerektiğini vurguladı. Turizm Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD) İç Anadolu Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Gökhan Esengil, konaklama sektöründeki büyümenin sektör adına güçlü ve umut verici bir görünüm sunduğunu ancak rakamları değerlendirirken yalnızca büyüklüğe değil, bu büyümenin niteliğine de bakmak gerektiğini söyledi. EN BÜYÜK PAY PAKET TURLARIN Öte yandan, Turizm Bakanlığı'nın ilk 9 aya ilişkin paylaştığı verilere göre, dış turizm gelirleri içinde en yüksek payı yüzde 33,6 ile paket turlar aldı. Onu yüzde 19,9'la yeme-içme, yüzde 14,6 ile alışveriş gibi kalemler ve yüzde 11 ile konaklama izledi. Diğer kategorilerde ise ulaştırmaya yüzde 5,4, sağlığa yüzde 3,3, sosyal faaliyetlere yüzde 0,9 ve tur hizmetlerine yüzde 0,3 pay ayrıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.