Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

TOURISMJOURNAL - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kumluca’da turizmin geleceği masaya yatırıldı Haber

Kumluca’da turizmin geleceği masaya yatırıldı

Kumluca Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "Kumluca Turizm Çalıştayı", sektör temsilcileri, akademisyenler ve yerel yöneticileri bir araya getirdi. Çalıştayın açılışında konuşan Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, Kumluca'nın tarihi, kültürel mirası ve doğasının turizm için önemli olduğunu söyledi. Güneş, çalıştayın ilçe turizmine önemli katkı sunacağına inandığını belirtti. Kumluca Belediye Başkanı Mesut Avcıoğlu da ilçede turizm adına öne çıkabilecek tarihi ve doğal güzelliklerin yanı sıra kültürel ve gastronomik zenginliklerin de bulunduğunu ifade etti. Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ebru İçigen ise Antalya'nın ilçeler bazında turizm gücünün ortaya çıkarılmasını amaçladıklarını söyledi. Çalıştay kapsamında Kumluca'nın tarihi mirası, doğal güzellikleri, kültürel yapısı ve gastronomisi değerlendirilirken, turizmde iş birliği, sürdürülebilirlik ve tanıtım başlıkları öne çıktı. Çalıştay sonunda katılımcılara teşekkür belgesi verildi. Çalıştaya ayrıca Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Atılgan Atılgan, Akdeniz Üniversitesi Turizm Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü (TAGUM) Prof. Dr. Murad Alpaslan Kasalak, Akdeniz Üniversitesi Kumluca Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ahmet Coşgun, akademisyenler, sektör temsilcileri ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

İspanya’dan aşırı turizme karşı yenilikçi adım Haber

İspanya’dan aşırı turizme karşı yenilikçi adım

İspanya’nın turizm sektöründe karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara çözüm üretmek amacıyla üniversiteler, inovasyon merkezleri ve turizm işletmelerini bir araya getiren iki yıllık kapsamlı bir girişim hayata geçirildi. TUI Care Foundation, kalkınma ajansı Target 8.9 ve Wayra Telefonica iş birliğiyle başlatılan “TUI Futureshapers Spain” programı, genç girişimcileri ve start-up’ları turizm sektörüne yönelik yeşil ve dijital çözümler geliştirmeye teşvik ediyor. Turizmde yoğunluk ve sürdürülebilirlik baskısı 2025 yılında 96,8 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayan İspanya, küresel turizmdeki güçlü konumunu sürdürürken, bu yoğunluk bazı bölgelerde ciddi baskıları da beraberinde getiriyor. Dünya genelinde turistlerin yüzde 80’inin destinasyonların yalnızca yüzde 10’unu ziyaret etmesi, özellikle yoğun bölgelerde konut maliyetlerinin artmasına, altyapının zorlanmasına ve yerel halkın tepkisine neden oluyor. İklim değişikliği, artan sıcaklıklar, su kıtlığı ve atık yönetimi sorunlarıyla bu baskıyı daha da artırırken, birçok turizm işletmesinin dijital dönüşümde geri kalması sektörde rekabeti zorlaştırıyor. Ancak veri analitiği, dijital platformlar ve yapay zekâ gibi yeni teknolojiler, turizmin daha dengeli yayılması ve çeşitlendirilmesi için önemli fırsatlar sunuyor. Üç aşamalı hızlandırma modeli Program, girişimcileri fikir aşamasından yatırım seviyesine kadar destekleyen üç aşamalı bir yapı üzerine kuruldu: Ignite Path: Erken aşamadaki girişimcilere yönelik bu aşamada, 100 genç katılımcı dijital becerilerini geliştirerek fikirlerini prototipe dönüştürecek. Süreç, 50 girişimcinin katılacağı hackathon ile tamamlanacak ve en az 8 prototip ortaya çıkacak. Grow Path: Ürün-pazar uyumu yakalamış girişimlere odaklanan bu aşamada en az 9 start-up, iş modellerini geliştirmek ve sürdürülebilirlik odaklı çözümlerini güçlendirmek için birebir danışmanlık alacak. Scale Path: En olgun girişimlerin yer aldığı bu aşamada, seçilen projeler gerçek destinasyonlarda test edilecek ve yatırım hazırlıkları desteklenecek. En az bir girişimin yatırım alabilecek seviyeye ulaşması hedefleniyor. 200 kişiye destek, 25 istihdam Program kapsamında 200 genç girişimciye doğrudan teknik destek sağlanacak, 9 erken aşama girişim hızlandırma sürecine dahil edilecek. Ayrıca 15 farklı etkinlik düzenlenecek ve proje kapsamında 25 kişilik istihdam yaratılması hedefleniyor. Girişim, turizmde mevsimselliğin azaltılması, destinasyonların çeşitlendirilmesi ve yoğunluğun dengelenmesi gibi temel sorunlara çözüm üretmeyi amaçlıyor. Küresel programın parçası “TUI Futureshapers Spain”, dünya genelinde farklı destinasyonlarda uygulanan TUI Futureshapers programının bir parçası olarak öne çıkıyor. Program, turizmde sosyal ve çevresel sorunları girişimcilik fırsatlarına dönüştürmeyi hedeflerken, yerel ekonomileri güçlendiren ve sürdürülebilirliği merkeze alan bir model oluşturmayı amaçlıyor. İspanya’da başlatılan bu girişim, turizmde dijitalleşme ve yeşil dönüşümün hızlandırılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bergemann: Türkiye Lüks Turizmde Yeni Bir Dönemde Haber

Bergemann: Türkiye Lüks Turizmde Yeni Bir Dönemde

Bergemann'ın yayında öne çıkan ifadeleri şunlar oldu: "8 Mart aslında yaklaşık 100 yıl önce başlayan bir mücadelenin meyvesi olarak dünya takvimine girdi. Aradan bir asır geçmesine rağmen biz kadınların bu mücadeleye hâlâ devam ediyor oluşu biraz ironik ve üzücü. Ancak ben kadınların iş hayatında var olmasını, çalışmasını ve üretmesini; hem rol model olmaları hem de kişisel gelişimleri açısından çok önemsiyorum. 8 Mart’ın bu farkındalığı sık sık hatırlatması kıymetli; umarım bu konuda daha somut adımlar atılır. Benim mesajım şu: Hepimizin hayatı çok kıymetli. Lütfen kendi hayatınızın mimarı olun ve bu hayatın inşasını sakın başkalarına bırakmayın." Türkiye’nin Lüks Destinasyon Dönüşümü ve "Lux in Türkiye" "En büyük idealim, Türkiye’ye katma değeri yüksek, varlıklı müşterileri çekmekti. Yaklaşık 25 yıl öncesinden bahsediyorum; o dönemde yurt dışındaki fuarlarda Türkiye’nin 'lüks destinasyon' olarak bir karşılığı yoktu. Maalesef işsizlik maaşıyla tatile gelen bir profil ağırlıktaydı. Oysa bizim çok daha yüksek profilli bir kitleye ihtiyacımız vardı. Bu vizyonla 2014 yılında 'Lux in Türkiye' platformunu kurduk. Şuna inandık: Turizmde en iyi tanıtım, yerinde yapılan tanıtımdır. Dünyadaki kanaat önderlerini ve sektör liderlerini davet ettik; burayı bizzat deneyimlemelerini sağladık. Bugün Türkiye’de dünya çapında markalar ve ürünler varsa, 'Lux in Türkiye'nin burada çok büyük bir motivasyonu ve emeği var. Nitekim 9-11 Mart tarihleri arasında düzenleyeceğimiz etkinliğe 35 farklı ülkeden yabancı misafirlerimiz gelecek." Jeopolitik Riskler ve Sektörün Kırılganlığı "Turizm sektörü doğası gereği çok kırılgan. Orta Doğu’da yaşanan son gerginliklerin kesinlikle bir etkisi var; ciddi telefonlar alıyoruz ve bazı iptaller yaşıyoruz. Ancak her şey durulduğunda sistemin hızla eski haline döneceğine inanıyorum. Aslında bugün dünyanın hiçbir yeri tam anlamıyla güvenli değil. Yarın nasıl bir gündeme uyanacağınızı dünyanın hiçbir yerinde öngöremezsiniz; dolayısıyla risk her yerde mevcut." Yeni Lüks Algısı: Deneyim ve Ulaşılamazlık "Lüks kavramı artık sadece 'pahalı olan' demek değil, bu algı değişiyor. Yeni lüks; deneyim odaklı, ulaşılamayan ve kişinin kendisini özel hissettiği ürünlerdir. Örneğin Butan bir lüks destinasyondur. Ulaşım zordur, çok lüks otelleri yoktur ama ağırladığım birçok VIP misafir oraya gitmek istiyor; çünkü orada eşsiz bir deneyim var. Türkiye son 10 yılda bu alanda muazzam bir gelişim kaydetti. Ürün çeşitliliği, gelen küresel markalar ve destinasyon zenginliğiyle artık dünyanın önde gelen lüks duraklarından biriyiz. Tarih, kültür, gastronomi, deniz ve güneş… Türkiye olarak her kitleye hitap edebilen bir gücümüz var." Gelecek İçin Üç Temel Sütun: Eğitim, Misafirperverlik, Sürdürülebilirlik "Sektörde standardizasyon hayati önem taşıyor. Özellikle eğitime ve yabancı dil sorununa odaklanmalıyız. Bu kadar büyük bir turizm ülkesi olmamıza rağmen hâlâ dil engeliyle karşılaşmamız büyük bir eksiklik. İkincisi, genlerimizde olan o meşhur misafirperverliğimizi asla kaybetmemeliyiz; bunun eğitimini okullardan itibaren vermeliyiz. Ve tabii ki sürdürülebilirlik… Bu, geleceğin turizminin anahtarı olacak."

Kavaloğlu: "Turizmde değer odaklı dönem başlıyor" Haber

Kavaloğlu: "Turizmde değer odaklı dönem başlıyor"

Kaan Kavaloğlu, günümüzün karmaşık risk tablosuna rağmen Antalya'nın sahip olduğu altyapı ve ürün çeşitliliği ile küresel arenada öncü rol oynamaya devam edeceğinin altını çizdi. Turizm sektörün krizlere karşı güçlü bir "toparlanma refleksine" sahip olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Antalya'nın spor, gastronomi ve dijitalleşme ile rekabet avantajını koruyacağını belirtti. Küresel Riskler ve Hassas Denge Kavaloğlu, turizm hareketlerini doğrudan etkileyen başlıca risk faktörlerini jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve ekonomik belirsizlikler olarak sıraladı. Yakın coğrafyadaki çatışmaların seyahat kararlarını hassas bir dengeye taşıdığını belirten AKTOB Başkanı, enerji ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların yanı sıra iklim değişikliğinin de sektörün en önemli gündem maddesi olduğunu vurguladı. Sayı Değil "Değer" Odaklı Büyüme Sektörün dinamiklerinin dijital teknolojiler ve değişen seyahat motivasyonları ile yeniden şekillendiğini belirten Kavaloğlu, yeni dönemin parolasını açıkladı: Deneyim Ekonomisi. Kavaloğlu'na göre turizmin yeni rotası şu üç sac ayağı üzerine kuruluyor: Değer Odaklı Büyüme: Sadece ziyaretçi sayısına odaklanmak yerine, turistin bıraktığı katma değere odaklanmak. Sürdürülebilirlik: Çevresel ve sosyal dengeleri gözeten yatırımlar. Dijital Karar Süreçleri: Teknolojinin seyahat motivasyonlarını belirlemedeki gücünü kullanmak. Antalya’nın Stratejik Silahı: Ürün Çeşitliliği Antalya'nın küresel risklere karşı en büyük savunma mekanizmasının "dayanıklılık" olduğunu belirten Kavaloğlu, bu dayanıklılığın temelini ürün çeşitliliğinin oluşturduğunu söyledi. Antalya’nın spor turizmi, gastronomi, kongre ve düğün turizmi gibi alanlarda geliştirdiği kapasitenin stratejik bir avantaj sunduğunu ifade etti. Kavaloğlu, "Antalya; geniş yatak kapasitesi, güçlü hava bağlantıları ve çeşitlendirilmiş kaynak pazarlarıyla yeni dönemde de rekabet avantajını korumaktadır" diyerek sektör paydaşlarına güven verdi.

Alaçatı Ot Festivali uluslararası statüyle başlıyor Haber

Alaçatı Ot Festivali uluslararası statüyle başlıyor

İstanbul’da gerçekleştirilen lansmanda konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, Alaçatı Ot Festivali’nin 15 yıl önce gönüllü komşuların emeğiyle, büyük imkânsızlıklar içinde doğduğunu hatırlatarak bugün yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlayan dev bir organizasyona dönüştüğünü vurguladı. Festivalin özellikle hafta sonlarında 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sirkülasyonuna ulaştığını belirten Denizli, bu güçlü yerel mirasın artık uluslararası bir marka hâline geldiğini ifade etti. Denizli, festivalin bu yıl Worldchefs akreditasyonu ile uluslararası statü kazandığını belirterek, yaklaşık bir yıl süren hazırlık ve değerlendirme sürecinin ardından bu önemli eşiğin aşıldığını söyledi. Uluslararası kimliğin yalnızca prestij değil, aynı zamanda Ege mutfağını dünyaya tanıtmak açısından büyük bir fırsat sunduğunu vurgulayan Denizli, “Alaçatı Ot Festivali artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın takip ettiği bir gastronomi markası olma yolunda ilerliyor” dedi. Başkan Denizli’nin konuşmasının ardından Worldchefs Türkiye Başkanı Dr. Emrah Köksal Sezgin de söz alarak festivalin uluslararası gastronomi dünyasındaki önemine değindi. Festival kapsamında 13 ülkeden yaklaşık 50 şefin katılımıyla gerçekleştirilecek yarışmaların, Alaçatı’yı küresel gastronomi sahnesine taşıyacağını ifade etti. Konuşmanın ardından, festivalin uluslararası kimliğini tescilleyen akreditasyon belgesi Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’ye takdim edildi. Festivalin üretim kültürü ve kadın emeğiyle büyüdüğüne dikkat çeken Denizli, bu yıl da stantlarda yer alacak ürünlerin tamamen ot temalı ve el emeği olması kuralının devam edeceğini, seçili otun ise “körmen” olduğunu açıkladı. 6 gün sürecek dopdolu program Bu yıl ilk kez 6 gün sürecek festivalin ilk üç günü tamamen gastronomiye ayrılacak. Profesyonel şeflerin yanı sıra gastronomi liseleri ve üniversitelerinden öğrencilerin katılımıyla uluslararası yemek yarışmaları düzenlenecek. Festivalin devam eden günlerinde ise Alaçatı’nın klasik atmosferi yeniden canlanacak. Konserler, söyleşiler, gastronomi atölyeleri, sergiler ve çocuk etkinlikleriyle zenginleşen programda; yoga, pilates ve spor etkinlikleri de yer alacak. Değirmenler, Alaçatı Cumhuriyet Meydanı ve Alaçatı Deneyim Noktası başta olmak üzere birçok farklı alanda gün boyu etkinlikler düzenlenecek. Festival kapsamında geleneksel “En Güzel Ot Yemeği” ve “En Çok Ot Çeşidini Toplama” yarışmaları bu yıl da gerçekleştirilecek. Aynı zamanda “Sürdürülebilir Tarım Projesi Yarışması” da festivalin temasının önemli unsurları arasında yer alacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na denk gelen festival korteji ise bu yıl ilk kez “en iyi kostüm” yarışmasıyla daha da renkli hâle gelecek. Festival sahnesinde sevilen sanatçılar Nil Karaibrahimgil, Mert Demir ve Şevval Sam başta olmak üzere sevilen sanatçılar festival kapsamında sahne alarak Alaçatı’nın atmosferine müzikle eşlik edecek. Kültür, gastronomi ve doğa alaçatı sokaklarında buluşacak Ege’nin endemik otlarını, yerel üreticilerin emeğini ve bölgenin kültürel hafızasını merkezine alan festival; sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik ve yerel üretim odağını koruyarak Çeşme’nin dört mevsim yaşayan kent vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor. Festivalin yalnızca bir gastronomi etkinliği olmadığını vurgulayan Başkan Denizli, aynı zamanda kent ekonomisine de önemli katkı sağladığını belirtti. Yapılan hesaplamalara göre festivalin geçtiğimiz yıl yaklaşık 500–560 milyon TL ekonomik hacim oluşturduğunu ifade eden Denizli, “Kadın üreticilerden küçük esnafa, otellerden restoranlara kadar geniş bir ekosistemi harekete geçiren bu festival, Çeşme için sezon dışı dönemde büyük bir ekonomik güç yaratıyor” dedi. 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali, Çeşme’nin turizm, gastronomi ve kültür alanındaki marka değerini küresel ölçekte güçlendirmeyi hedeflerken, dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri Alaçatı’nın eşsiz atmosferinde buluşturacak. Festival programına ilişkin detaylara, Alaçatı Ot Festivali’nin resmi sosyal medya hesapları ve web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

“Türk girişiminden turizme sürdürülebilirlik yazılımı” SÜRPO Haber

“Türk girişiminden turizme sürdürülebilirlik yazılımı” SÜRPO

Turizm sektöründe sürdürülebilirlik uygulamalarının dijital ortamda yönetilmesini sağlayan SÜRPO Dijital Sürdürülebilir Turizm Yazılımı, Türkiye’de geliştirildi ve sektörde kullanılmaya başlandı. GSTC sürdürülebilir turizm kriterlerinin uygulanmasını sağlayan yazılım, dünyada bu kapsamda geliştirilen ilk dijital uygulamalardan biri olarak biliniyor. TGA Standartlarına Uygun Türkiye’deki ICC Grup girişim grubunun yatırımıyla geliştirilen SÜRPO Dijital Sürdürülebilir Turizm Uygulama Programı, GSTC (Global Sustainable Tourism Council) ve TGA (Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı) standartlarına uygun bir yazılım olarak turizm sektörüne sunuldu. Yazılım, turizm işletmelerinin sürdürülebilirlik uygulamalarını dijital ortamda yönetmesini, ölçmesini ve denetlenebilir hale getirmesini sağlıyor. GSTC Kriterleri Turizmde Yeni Dönem Başlattı Sürdürülebilir turizm uygulamaları dünya genelinde giderek daha fazla önem kazanırken yeşil dönüşüm, sıfır karbon, doğal kaynakların korunması ve sıfır atık gibi uygulamalar turizm sektöründe hızla yaygınlaşıyor. Bu kapsamda sürdürülebilir turizmin dünyadaki öncü kuruluşlarından GSTC, Birleşmiş Milletler iklim uygulamaları çerçevesinde turizm sektörüne yönelik geniş kapsamlı kriterler ve standartlar ortaya koyuyor. Sürdürülebilir turizm GSTC kriterleri özellikle konaklama tesisleri ve tur operatörlerini kapsayan geniş kapsamlı uygulamalar içerirken Türkiye’de bu sistem 2020 yılından itibaren uygulanmaya başladı. Sektörde bu kriterlerin daha etkin uygulanabilmesi amacıyla geliştirilen SÜRPO Dijital Sürdürülebilir Turizm Programı, sürdürülebilirlik uygulamalarını dijital ortamda yönetebilen bir yazılım olarak geliştirildi. Sistem; sıfır atık, sıfır karbon, atık yönetimi, personel yönetimi, tedarikçi yönetimi, iklim şartları yönetimi ve su verimliliği gibi sürdürülebilirlik uygulamalarını dijital ortamda ölçülebilir ve denetlenebilir hale getiriyor. Turizm işletmeleri bu sistem sayesinde sürdürülebilirlik verilerini anlık olarak takip edebiliyor. Saruhan: SÜRPO’nun Patent ve Telif Hakları Alındı ICC Grup Genel Müdürü Seda Saruhan, SÜRPO yazılımının patent ve telif haklarının alındığını belirterek yazılımın Ankara’da GSTC ve TGA standartları konusunda uzman ekiplerle birlikte geliştirildiğini söyledi. Saruhan, yazılımın tamamen Türkiye’de geliştirildiğini ve mevzuat takip edilerek oluşturulduğunu ifade etti. SÜRPO’nun aynı zamanda GSTC üyesi ilk yazılım olarak kayıtlara geçtiğini de sözlerine ekledi. Turizmde Sürdürülebilirlik Takibi Artık Dijital SÜRPO yazılımı ekonomik ve dijital bir uygulama sistemi olarak turizm konaklama tesisleri ve tur operatörlerinin kullanımına sunuldu. Sistem, işletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını düşük maliyetle takip edebilmesini sağlarken GSTC ve TGA’nın 2. ve 3. aşama sürdürülebilir turizm standartlarının dijital ortamda izlenmesine de olanak tanıyor. SÜRPO kullanımı sayesinde turizm işletmeleri sezonluk veya dönemsel faaliyetleri kapsamında sürdürülebilirlik standartlarına ait verileri canlı analiz edebiliyor. SÜRPO ile Karbon ve Enerji Verileri Anlık Takipte Dijital ortamda minimum maliyet ve sıfır kağıt kullanımı ile yürütülen sistemde su, enerji, atık ve karbon ayak izi gibi işletme verileri anlık olarak izlenebiliyor.Sistem aynı zamanda TGA ve GSTC sürdürülebilir turizm sertifikasyonu için gerekli olan 2. ve 3. aşama denetim süreçlerinde de kullanılabiliyor ve uzaktan incelenebilir bir dijital altyapı sunuyor. Turizm Sektöründe Yaygınlaşıyor Türkiye’de bugüne kadar yaklaşık 230 turizm işletmesi SÜRPO programını kullanmaya başladı. Yazılım için Azerbaycan, Arnavutluk, Meksika, Hırvatistan, Dubai, Katar ve Endonezya’dan temsilcilik ve ülke işletmeciliği teklifleri alındığı ve görüşmelerin devam ettiği belirtildi. Sürdürülebilir turizm uygulamalarının dijitalleşmesiyle birlikte işletmelerin karbon ayak izini azaltarak daha verimli ve denetlenebilir bir sürdürülebilirlik yönetimi sağlayabileceği ifade edilirken SÜRPO yazılımının 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla turizm sektörünün kullanımına sunulduğu bildirildi. https://www.surpo.net/tr

ITB Berlin, Türkiye Pavilyonu Yoğun İlgi Gördü Haber

ITB Berlin, Türkiye Pavilyonu Yoğun İlgi Gördü

Dünyanın en büyük turizm organizasyonlarından biri olan ITB Berlin 2026, 3 Mart'ta kapılarını açtı. Ancak bu yılki fuarın atmosferi, Ortadoğu'da yaşanan savaşın gölgesinde başladı. Körfez bölgesinde ortaya çıkan kriz ve buna bağlı yaşanan hava trafiği aksaklıkları, fuarın ilk gününden itibaren katılımı etkiledi. Birçok ülkenin standının beklenen yoğunluğa ulaşamadığı organizasyonda en dikkat çeken noktalardan biri ise Türkiye standının yoğunluğu oldu. Turizm profesyonellerinin yoğun ilgisi nedeniyle Türkiye pavilyonu çevresinde zaman zaman adım atacak yer bulunamadığı gözlendi. 5.800 ŞİRKET KATILDI Bu yıl 60. yılını kutlayan ITB Berlin, 160'tan fazla ülkeden yaklaşık 5 bin 800 turizm şirketi ve kurumu ağırlıyor. 5 Mart'a kadar devam edecek organizasyon, turizm sektörünün küresel ölçekte en önemli buluşma noktalarından biri olarak görülüyor. "60 Yıllık Mirasın Ardındaki Hikâyeleri Keşfedin" temasıyla düzenlenen fuarda teknoloji, sürdürülebilirlik ve turizmde dijital dönüşüm başlıkları öne çıkıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ITB Berlin Konvansiyonunda ise 400'den fazla sektör uzmanı, turizmin geleceğini ve sürdürülebilir büyüme modellerini tartışıyor. EN YOĞUN İLGİ TÜRKİYE'YE Bu yılki organizasyonda küresel gündem fuar alanında da hissedildi. Resmi olarak katılımını iptal eden tek ülke İsrail oldu. Ancak kriz yalnızca diplomatik düzeyde kalmadı. Körfez bölgesindeki önemli hava ulaşım merkezlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle Asya, Afrika ve Pasifik hattından çok sayıda turizm profesyonelinin Berlin'e ulaşamadığı belirtiliyor. Ortadoğu'daki boşluklara rağmen fuarın en hareketli noktalarından biri Türkiye pavilyonu oldu. Türkiye, 700 metrekarelik pavilyon ve 144 firma ile fuarda yer alıyor. Türk turizmciler özellikle Almanya pazarı başta olmak üzere Avrupa'dan gelen tur operatörleriyle yeni sezon görüşmeleri gerçekleştiriyor. Fuara katılan sektör temsilcileri, Türkiye'nin Avrupa pazarındaki güçlü turizm talebinin fuardaki yoğunluğa da yansıdığını ifade ediyor. BARIŞIN SEKTÖRÜ Fuarda değerlendirmelerde bulunan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Ortadoğu'daki gelişmelerin turizm sektörü açısından üzücü olduğunu belirtti. Bağlıkaya, "Körfez bölgesinde yaşanan gelişmeler doğal olarak sektörde bir tedirginlik oluşturuyor. Türkiye'ye olan ilginin bu süreçte artması ihtimali var, bu bir gerçek. Ancak bizim temennimiz hiçbir ülkenin bu tür krizler yaşamaması. Turizm barışın sektörüdür ve en büyük dileğimiz savaşın sona ermesidir" dedi. TÜRKİYE GÜVENLİ ÜLKE Mercan Turizm Genel Müdürü Mehmet Mengü ise kriz dönemlerinde turistlerin güvenli ve ulaşılabilir destinasyonlara yöneldiğini vurgulayarak, "Kriz dönemlerinde turistlerin daha güvenli destinasyonları tercih ettiğini görüyoruz. Türkiye bu açıdan güçlü bir alternatif sunuyor. ITB'de gördüğümüz yoğun ilgi de bunun açık bir göstergesi" dedi. PASAPORT KUYRUKLARI BIKTIRDI Fuara katılan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, havalimanı girişinde yaşanan yoğunluğa dikkat çekti. Yaşık, "İstanbul'dan yaklaşık 2 buçuk saatte Berlin'de ulaşıyoruz. Ancak vatandaşlarımız ve diğer misafirler için özellikle pasaport kontrol noktalarında kuyrukların üç saati aştığını gördük. Bu konu da biraz sitemliyiz. Böylesine anlamlı bir organizasyonda buraya gelen misafirlerin daha hızlı bir şekilde ülkeye girmesi sağlanmalı" diye konuştu. 2026 HAREKETLİ GEÇEBİLİR Cornelia Diamond Golf Resort & SPA Genel Müdürü Zafer Alkaya ise Antalya'da hayata geçirilen NEST Kongre Merkezi'nin uluslararası organizasyonlar için önemli bir altyapı sunduğunu söyledi. Alkaya, turizmde çeşitliliğin önemine dikkat çekerek, Önümüzdeki dönemde Antalya'da düzenlenecek büyük organizasyonlar 2026 sezonunun oldukça hareketli geçebileceğini gösteriyor" dedi. Jolly Tur CEO'su Mert Vardar da fuarın küresel gündemin gölgesinde başladığını belirterek Türkiye'nin yine ilgi odağı olduğunu söyledi. FUARDA TÜRKİYE'Yİ TEMSİL EDEN TEK GAZETE FUARDA Türkiye'den ulusal medya temsilcisi olarak Almanca yayımlanan Sabah Travel Türkiye gazetesi de yer aldı. Gazete hem fuar alanında hem de Almanya'daki ziyaretçiler arasında dikkat çeken yayınlardan biri oldu.

Muğla, Phoenix Antik Kenti Dünya Yolunda Haber

Muğla, Phoenix Antik Kenti Dünya Yolunda

Muğla'nın Marmaris ilçesinde yer alan ve 2 bin 600 yıllık geçmişiyle dünyanın en değerli kültürel miraslarından biri olarak gösterilen Phoenix Antik Kenti'ndeki arkeolojik kalıntıları belgelemek için 5 senedir süren yüzey araştırması ve kazı çalışmaları, artık İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin (İEÜ) yürütücülüğünde devam edecek. İEÜ bünyesine katılan Dr. Öğretim Üyesi Asil Yaman'ın direktörlüğünü üstlendiği ‘Phoenix Arkeoloji Projesi', geçmiş uygarlıkların yaşantısını gün yüzüne çıkararak Bozburun Yarımadası'nı dünyaca ünlü bir ‘kırsal turizm merkezi' haline getirecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle 30 kişilik deneyimli ekip tarafından sürdürülen bilimsel araştırmalar, 2026 özelinde Phoenix'in kuzeyindeki Taşlıca ve Söğüt köylerinde yoğunlaştırılacak. Araştırmalar sırasında belgelenen kültür varlıkları korunarak, bölgenin UNESCO adaylığına giden sürece de büyük katkı sağlayacak. Halkla iç içe yürüyor Projeye ilişkin detaylı bilgiler veren İEÜ Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı Öğretim Üyesi Dr. Asil Yaman, Phoenix'te sadece kazı değil, çok yönlü bir kültürel coğrafya okuması da yaptıklarına dikkat çekti. İnsan, doğa, mimarlık ve üretim pratikleri arasındaki ilişkileri çözümleyerek 2 bin 600 yıllık geçmişi gelecekle buluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Dr. Yaman, "2021 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi izniyle yürütülen çalışmalar kapsamında sistematik yüzey araştırmaları, mimari belgeleme, arkeolojik analizler ve kültürel miras eğitim projeleri gerçekleştiriliyor. Proje; arkeoloji, mimarlık, jeoloji, ekoloji, tarih ve antropoloji gibi farklı disiplinleri bir araya getiren bütüncül yaklaşımıyla çağdaş arkeolojinin sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk ilkelerini sahaya taşıyor. Bölge halkından da çok destek görüyoruz. Onlar da süreci merakla takip ediyor. Halkla iç içe yürüyen, yeni nesil bir arkeoloji projesi olarak çalışmamız dikkat çekiyor" diye konuştu. Kırsal yaşam modeli Dr. Yaman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Phoenix Arkeoloji Projesi'nin özgün yaklaşımı, alanı dolanıklık (entanglement) kuramsal çerçevesi içinde değerlendirmesidir. Bu sayede mekansal düzen, üretim pratikleri ve gündelik yaşam, yalnızca fiziksel kalıntılar üzerinden değil; tarihsel, toplumsal ve çevresel ilişkiler ağı içinde okunuyor. Phoenix, bu yönüyle tarih boyunca kendi kendine yetebilen ve sürdürülebilir kırsal yaşam modelinin somut bir örneği. Türkiye, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nden araştırmacıların yer aldığı Phoenix Arkeoloji Projesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi çatısı altında Türkiye'nin en kapsamlı kırsal arkeoloji ve kültürel peyzaj araştırmalarından biri olarak öne çıkıyor." Dünya mirası yolunda stratejik adımlar Phoenix Antik Kenti'nin, sahip olduğu özgün kültürel peyzaj ve tarihsel süreklilik özellikleriyle ‘dünya mirasının' da potansiyel adayı olduğunu ifade eden Dr. Yaman, "Bu doğrultuda bilimsel, mekansal ve yönetsel altyapının oluşturulmasına yönelik çalışmaları sürdürüyoruz. Projenin bir sonraki aşamasında arkeolojik kazı sürecinin başlatılması planlanıyor. Uzun vadeli bilimsel araştırma stratejisi ve alan yönetim planı çerçevesinde yapılandırılan çalışmalar, Phoenix'i uluslararası akademik ve kültürel platformlarda daha görünür kılmayı hedefliyor" dedi. Sergi hazırlıkları sürüyor Önümüzdeki dönemde projeye ilişkin çalışmaları anlatan bir sergi düzenlemeyi de planladıklarını dile getiren Dr. Yaman, "Phoenix Arkeoloji Projesi, bilimsel araştırmayı çağdaş sanat üretimiyle de buluşturuyor. Taşlıca'da faaliyet gösteren Phoenix Arkeolojik Araştırma Merkezi (PAAM) bünyesinde yürütülen çağdaş sanat programı kapsamında sanatçılar; kırsal miras, su yönetimi sistemleri, üretim pratikleri ve yerel hafıza temaları üzerinden alanla etkileşime giriyor. Hazırlıkları süren bir sergi programımız da var. Buna ilişkin detaylar, önümüzdeki süreçte netleşecek. Phoenix'in kültürel peyzajı, yalnızca akademik bir araştırma konusu olmaktan çıkarak kamusal ve estetik bir tartışma alanına dönüşüyor. Böylece proje, geçmişi korumakla kalmayıp onu güncel üretimle yeniden yorumlayan dinamik bir kültürel platforma evriliyor" diye konuştu.

Turizm sektöründe sürdürülebilirlik vurgusu Haber

Turizm sektöründe sürdürülebilirlik vurgusu

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) tarafından gerçekleştirilen toplantıda turizmin sürdürülebilirliği konusu değerlendirildi. POYD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Saatçioğlu, Kundu Turizm Merkezi'ndeki bir otelde gerçekleştirilen derneğin geleneksel aylık toplantısında, turist sayılarının geçen yılın ocak ayına göre aynı olduğunu, bu yıl özellikle golf, futbol ve sağlık turizminde artış gözlemlediklerini belirtti. Antalya turizminin 15 yıl önce deniz, kum, güneş ve "her şey dahil" modeliyle büyüyen bir yapıda bulunduğunu anlatan Saatçioğlu, bugün ise çok daha kapsamlı, çok daha güçlü bir ekosisteme dönüştüğünü kaydetti. Turizm sektörünün özellikle yapay zeka ile farklı ve daha hızlı şekillenmeye başladığını ifade eden Saatçioğlu, şunları söyledi: "Bu süreci, bizlerin çok ciddiye alıp, 'benden sonrakiler düşünsün' diye bakma şansımız yok. Bu nedenle akıllı turizm ve dijitalleşme artık bir tercih değil, çoktan zorunluluk haline gelmiş durumdadır. Bugünün turisti, sürdürülebilirliğe önem veriyor, otellerde, gerçek ve yerel deneyim istiyor, kişiselleştirilmiş hizmet bekliyor, yoğunluktan kaçıyor, sakinlik arıyor, tatiline teknoloji ve tavsiyelerle karar veriyor." Turizmin geleceği için hizmet anlayışını ve sistemi geliştirmek gerektiğine işaret eden Saatçioğlu, "Hizmet kalitesini iyi yönetmek, personelimizin motivasyonunu sağlamak, gelen misafiri iyi tanımak ve anlamak, otellerimizi sürdürülebilirlik üzerine kurmak bizim görevimizdir." diye konuştu. Toplantıda, katılımcılara Konya bölgesinin yöresel lezzetleri ikram edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.