Hava Durumu

#Otelcilik

TOURISMJOURNAL - Otelcilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otelcilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Turizm sektörü maliyet ve kur baskısıyla sezona girdi Haber

Turizm sektörü maliyet ve kur baskısıyla sezona girdi

Türkiye'nin döviz kazandıran en önemli sektörlerinden biri olan turizm, 2026 yaz sezonuna yüksek maliyetler ve baskılanan döviz kuru baskısıyla girdi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı mayıs ayı enflasyon verileri, manşet enflasyondaki baz etkisine bağlı gerilemeye rağmen hizmet ve turizm sektöründeki fiyat katılığının sürdüğünü ortaya koydu. Uluslararası ortak tüketim sınıflaması (COICOP) verilerine dayanan analizler, Türkiye turizminin Akdeniz çanağındaki rakiplerine kıyasla fiyat rekabetinde zorlu bir süreçten geçtiğini gösteriyor. Akdeniz'de en yüksek artış Türkiye'de Mayıs ayında Türkiye'de "Lokanta ve Oteller" grubundaki yıllık enflasyon yüzde 31,59 olarak gerçekleşirken, Akdeniz'deki önemli rakip destinasyonlarda bu oranlar oldukça düşük seviyelerde kaldı. İspanya'da lokanta ve otel enflasyonu yüzde 4,20, Yunanistan'da yüzde 3,90, İtalya'da ise yüzde 3,40 olarak kaydedildi. Söz konusu veriler, Türkiye'nin uluslararası turizm pazarındaki fiyat rekabetçiliğinin giderek zorlaştığına işaret ediyor. Eresin: Maliyet yükünü sektör üstleniyor Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, enflasyon hesaplamalarında otelcilik ile yeme-içme sektörlerinin aynı kategoride değerlendirilmesini eleştirerek, konaklama tarafındaki fiyat artışlarının restoran sektörüne göre daha sınırlı kaldığını söyledi. Sektörün en önemli sorunlarından birinin kur-enflasyon dengesizliği olduğunu vurgulayan Eresin, "Yüksek enflasyon ve hızla artan işletme maliyetlerine rağmen döviz kurlarının aynı oranda yükselmemesi, konaklama sektörü üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Uluslararası pazardaki rekabet gücümüzü korumak adına TL bazındaki maliyetleri döviz fiyatlarına tam olarak yansıtamıyoruz. Bu durum, kârlılıktan fedakârlık etmemize neden oluyor. Maliyet kaynaklı yükün önemli bölümünü sektörümüz üstleniyor" ifadelerini kullandı. Kavaloğlu: Kârlılıkta üç yıl geriye gidildi Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu da turizm sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan birinin sabit kur politikası olduğunu belirtti. Büyük ölçekli ve finansal açıdan güçlü otellerin, tur operatörleriyle bir yıl önceden yaptıkları anlaşmalar sayesinde kısmen önlem alabildiğini ifade eden Kavaloğlu, özellikle butik ve küçük işletmelerin sürdürülebilirlik açısından ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Geçen yıla kıyasla oda fiyatlarında TL bazında en az yüzde 35'lik artış yaşandığını aktaran Kavaloğlu, buna karşın euro bazındaki fiyat artışının yüzde 5 ila 8 seviyelerinde kaldığını söyledi. Kârlılık oranlarında son üç yılda önemli bir gerileme yaşandığını kaydeden Kavaloğlu, "Mevcut maliyet artışları dikkate alındığında, euro bazlı fiyatların çok daha yüksek seviyelerde olması gerekirdi. Şu anda sektöre nefes aldıran en önemli unsurlar gurbetçi talebi ile iç pazardaki hareketlilik" değerlendirmesinde bulundu.

TÜİK verilerine göre oteller aylık artışta ilk 5’e girdi Haber

TÜİK verilerine göre oteller aylık artışta ilk 5’e girdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, genel enflasyondaki tırmanış mayıs ayında da devam etti. Yılbaşından bu yana kümülatif artışın yüzde 16,61'i bulduğu genel tabloda, turizm ve konaklama sektörü hem aylık hem de yıllık bazdaki artış hızıyla dikkat çekti. Turizm sezonu başlarken otel ve lokantalarda son durum Yaz sezonunun açılışıyla birlikte hareketliliğin arttığı lokanta ve oteller grubunda yukarı yönlü seyir sürüyor. TÜİK verilerine göre konaklama ve yeme-içme sektöründeki fiyat değişimleri şu şekilde gerçekleşti: Aylık Artış: Otel ve lokantalarda fiyatlar Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,97 yükseldi. 5 Aylık Değişim: Sektörün yılbaşına göre (Ocak-Mayıs dönemi) sergilediği artış oranı yüzde 16,11 olarak kayıtlara geçti. Yıllık Enflasyon: Otellerde geçen yılın aynı ayına göre yaşanan fiyat artışı yüzde 31,59 olarak ölçüldü. 12 Aylık Ortalama: Sektörün son 12 aylık ortalamalara göre fiyat artış hızı ise yüzde 33,27 seviyesinde gerçekleşerek genel enflasyon ortalamasının üzerinde bir seyir izledi. Oteller aylık yükselişte ilk 5 sektör arasında Mayıs ayında cepleri en çok yakan grup yüzde 11,29 ile giyim ve ayakkabı olurken, konaklama sektörü aylık artış listesinde üst sıralarda yer aldı. Mayıs ayında en çok artış gösteren harcama grupları şöyle sıralandı: Giyim ve Ayakkabı: %11,29 Konut: %2,38 Ulaştırma: %2,03 Mobilya ve Ev Eşyaları: %1,99 Lokanta ve Konaklama (Oteller): %1,87 Genel tüketici fiyatlarında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 50,06 ile eğitim grubunda görüldü. Eğitimi yüzde 45,59 ile konut takip ederken, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 34,86, ulaştırma yüzde 34,29 ve sağlık yüzde 32,94 artış gösterdi. Otel ve lokantalar ise yıllık yüzde 31,59'luk artış oranıyla bu ana harcama gruplarını yakından takip etti.

TÜROFED ve İş Bankası Protokol İmzaladı Haber

TÜROFED ve İş Bankası Protokol İmzaladı

İş Bankası ve TÜROFED'den Turizme Güçlü Finansman Desteği Türkiye'nin turizm sektörüne yönelik finansal altyapıyı güçlendirme hedefiyle Türkiye İş Bankası ile Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) arasında stratejik bir iş birliği protokolü imzalandı. Marmaris'te gerçekleştirilen törenle resmileşen anlaşma, sektörün uzun vadeli ve sürdürülebilir büyümesine zemin hazırlamayı amaçlıyor. Sektöre Özel Finansman Modeli Zengin doğası, tarihi mirası ve iklim çeşitliliğiyle küresel turizmde güçlü bir konuma sahip olan Türkiye'de otelcilik sektörü, önemli bir istihdam ve gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Bu potansiyeli kalıcı bir büyümeye dönüştürmek isteyen İş Bankası, iş birliği kapsamında turizm yatırımcılarına yönelik özel kredi paketleri, esnek vadeli geri ödeme seçenekleri ve sezonluk nakit akışını gözeten yapılandırılmış finansman çözümleri sunacak. Bünyesinde turizme özel bir birim ve uzman ekipler barındıran İş Bankası, otel yatırımcılarından işletmecilere uzanan geniş bir kitleye hitap eden ürün ve hizmetlerini genişletmeye devam edecek. Geliştirilen finansman modeli, özellikle otel yatırımlarının uzun vadeli geri dönüş süreleri ve operasyonel dalgalanmalar gözetilerek tasarlandı; bu yaklaşımla risk yönetimi güçlendirilirken işletmelerin finansal planlamaları daha öngörülebilir bir çerçeveye oturtulacak. Yatırım Danışmanlığından Veri Analitiğine Kapsamlı Destek İmza töreninde konuşan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, turizmi ekonominin temel lokomotiflerinden biri olarak değerlendirdiklerini vurgulayarak bankalarının sektöre yalnızca finansal çözümler sunmakla yetinmediğini ifade etti. Yılmaz, yatırım danışmanlığı, fizibilite desteği ve veri analitiği gibi alanlarda da hizmet verdiklerinin altını çizerek şunları söyledi: "Bu yaklaşımımız ile turizm profesyonelleri, standart bankacılık ürünlerinin ötesinde, doğrudan kendi ihtiyaçlarına hitap eden çözümlerle buluşuyor. TÜROFED ile kurduğumuz bu güçlü iş birliği sektörün kurumsallaşmasına, küresel rekabet gücünün artmasına ve uluslararası ölçekte daha sürdürülebilir bir büyüme modeline geçişine katkı sağlayacak." "Geleceğin Finansal Altyapısının Temeli Atılıyor" TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı da iş birliğinin Türkiye genelindeki otel yatırımcıları ve işletmecileri için finansmana erişim kapılarını açacağını belirtti. Yerel ekonomilere değer katacak bu modelin istihdam ve turizm gelirlerinin niteliğine de olumlu yansıyacağını vurgulayan Yağcı, şöyle konuştu: "Bu adım yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermiyor; geleceğin turizm anlayışını şekillendirecek finansal altyapının temelini de oluşturuyor. Türkiye turizminin değer odaklı büyüme hedeflerine ulaşmasında ve küresel arenada rekabet gücünü artırmasında önemli bir kaldıraç etkisi yaratacak."

POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin'den Turizmde Bütüncül Yaklaşım Vurgusu Haber

POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin'den Turizmde Bütüncül Yaklaşım Vurgusu

Türkiye'nin 2026 yılı turizm geliri hedefinin savaş öncesinde 68 milyar dolar olarak belirlendiğini dile getiren POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, savaşın gidişatının önemli bir etken olabileceğini söyledi. Girgin, Türkiye genelinde yatak kapasitesinin yaklaşık 2 milyon seviyesinde olduğunu; fakat yoğun sezon dışında yatakların önemli bir kısmının kullanılmadığını vurguladı. Bodrum turizminde daha bütüncül bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit Girgin, “Bodrum, turizmi yıllar boyunca otelcilik temelinde, acente ve ilgili diğer paydaşların destekleriyle devam ettirmiş, fuarlara katılmış, bu fuarlarda gerekli tanıtım faaliyetlerini sürdürmüş bir yapıya sahip. Pandemiden sonra artık gördük ki; artık fuarlara katılıyor olmak yeterli değil. Günümüzde daha farklı dijital göstergeler var. Bu dijital unsurlar turizm sektörüne biraz daha geç geliyor. Bugün hala yapay zekanın ne olduğunu tartışırken turizmde bunu kullanabilenler var, kısmen başlayanlar ve kullanamayanlar var. Bodrum'da bir tanıtım eksikliğinden bahsedemeyiz belki ama tanıtım bütünlüğünün daha iyi sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Artık tüm aktörlerin ortak akılla hareket etmesiyle çözülecek bir konumdayız. Bodrumda şehrin alt yapısı, üst yapısı, esnafı ve servis anlayışıyla, kısacası herkesin bu konuda turizm adına bir ortak hareket birliği içinde olması şart. Bugün dünyanın en önde gelen markalarının reklam stratejisi devam ediyor; bizim destinasyonumuzun da reklam ve tanıtımlarının uzun vadeli planlanması gerekiyor” diye konuştu. NEGATİF HABERLER EKONOMİYE ZARAR VERİYOR POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, doğal güzellikleri ve zengin kültürel mirasıyla öne çıkan Bodrum'da henüz sezon tam başlamadan kasıtlı olarak yapılan negatif haberlerin sektöre zarar verdiğini söyledi. Girgin, özellikle aşırı pahalı lahmacun ve yiyecek içecek ürünleri üzerinden yapılan vurguların, yerli turistleri olumsuz etkilediğini belirtti. Bodrum'da farklı gelir gruplarına uygun konaklama ve yeme içme alternatiflerinin bir arada sunulduğunu kaydeden Girgin, “Bodrum hem yerelde hem de uluslararası platformda kendini kanıtlamış bir kent. Bodrumda, helikopterle de, toplu taşımayla da gidebileceğiniz farklı segmentte konaklama seçenekleri var. Burada yemek fiyatları üzerinden yapılan magazin içerikli haberler, Türk turizmcisine, esnafa ve dolayısıyla ekonomiye zarar veriyor. Artık bu tarz haberlerin son bulması gerekiyor. Kentin doğal güzellikleri, tarihi, gastronomisi, Ege kültürü gibi zenginliklerinin ön plana alınması çok önemli” ifadesini kullandı. KUR BASKISI REKABET AVANTAJINI ZORLUYOR Turizm sektörünün en önemli sorunlarından birinin kur baskısı ve artan maliyetler olduğunu hatırlatan Yiğit Girgin, “Mevcut ekonomik tabloda döviz kuru doğal seyrinin altında kalıyor” dedi. Girgin, özetle şunları söyledi: “Kur baskısı ve maliyet artışları turizmciyi zorlayan en önemli etkenlerden biri. Kurun doğal akışında olmadığını hissediyoruz ve daha yüksek seviyelerde olmasını bekliyoruz. Çünkü kur yükseldiğinde uluslararası rekabet gücümüz de artıyor. Bakanlık ve TGA’nın özellikle üst segment turist hedefleyen önemli tanıtım çalışmaları bulunuyor. Ancak maliyet artışları nedeniyle orta ve ekonomik segmentte döviz bazlı fiyat yükselişleri yaşanıyor. Sektör şu anda bu süreci doğru pazarlama hamleleriyle yönetmeye çalışıyor”

Otelciler de eğitimde ödeme sistemi Vinov’u istiyor Haber

Otelciler de eğitimde ödeme sistemi Vinov’u istiyor

Maliyet artışlar, personel sıkıntısı, döviz kurları gibi sorunlar yaşayan turizm sektörü 2026 yılına sıkıntılı bir sürece girerken, Avrupa ve Rusya’dan erken rezervasyonlarda Antalya’ya olan ilginin artması, turizmcilerde oluşan endişe yerini umuda bıraktı. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya’ya olan ilgiyi erken rezervasyonların artmasından gördüklerini söyledi. Erken rezervasyonlardaki ilginin Türk turizmi için avantaj olduğunu belirten Saatçioğlu, maliyet artışları, döviz kurlarının baskılanmasının devam etmesi, işçilik giderlerindeki artışın Türkiye turizminin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Saatçioğlu, şunları kaydetti: ‘’Antalya’ya olan ilginin devam ettiğini erken rezervasyonlardan görüyoruz, bu bizim için en önemli avantaj. Ancak diğer taraftan maliyet artışları, özellikle enerji, gıda, finansman ve işçilik giderlerindeki yükseliş, sektörümüzün kârlılığını ciddi şekilde baskılıyor. Döviz kurunun maliyetlerimizle aynı paralelde hareket etmemesi ise rekabet gücümüzü zorlayan en önemli konu olarak devam ediyor.’’ Turizmde başarıyı doluluk oranları değil, kişi başı gelir belirleyecek Bu yıl turizmin sadece doluluk odaklı değil, gelir ve verimlilik odaklı yönetilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Saatçioğlu, ‘’Artık başarıyı doluluk oranları değil, kişi başı gelir belirleyecek. Bu nedenle dijitalleşme, yapay zekâ destekli gelir yönetimi, doğru pazar çeşitlendirmesi ve maliyet kontrolü her zamankinden daha kritik hale geliyor’’ dedi. Turizm emek yoğun bir sektör ve hizmet kalitesinin temelinde insan kaynağı olduğunu anlatan Hakan Saatçioğlu, sözlerini şöyle tamamladı: ‘’Son yıllarda yaşanan en büyük sorunlardan biri, sektörün mevsimselliği nedeniyle çalışanların yıl boyunca gelir güvencesi konusunda yaşadığı belirsizlikler. Bizim en önemli beklentimiz; turizm çalışanlarının sezon dışı dönemlerde sosyal destek mekanizmalarına erişiminin kolaylaştırılması ve mesleğin cazibesini artıracak yapısal düzenlemelerin yapılmasıdır. Bu noktada kamu–özel sektör iş birliği büyük önem taşıyor çalışma koşullarının iyileştirilmesi artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. 2026 kolay bir yıl olmayacak, ancak Türkiye turizmi kriz yönetme konusunda çok tecrübeli bir sektör.’’ Otelciler de kredi kartı yerine Vinov sistemi talep ediyor Kızılağaç Turizm Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği (KITUYAD) Başkanı Osman Ergin ve dernek üyeleri yeni turizm sezonu başlarken, sektör sorunlarını tartıştı. Toplantıda, KITUYAD tarafından başlatılan Avrupa Birliği Projesi kapsamında ölü sezonu değerlendirmek adına bölgede yapılması planlanan, proje ve teşvik aşamasındaki sportif ve kültürel organizasyonlar ele alındı. KITUYAD Başkanı Osman Ergin, Turizm Bakanlığına devri yapılan tesislerin Orman Bakanlığı ile olan tahsis ve diğer sorunlar ile kredi kartlarına getirilen sınırlama konusunda sıkıntı yaşanacağını belirtti. Ergin, şunları kaydetti: ‘’Kredi kartı sınırlandırılması acente, otel ve misafirlerin konaklama öncesi ödemede sıkıntılar yaşayacak. Bu sorunlar sezon başlamadan çözümlenmeli. Sektör temsilcileri olarak banka yöneticileriyle görüşmelerimiz devam ediyor. Asgari ücret artışına istinaden bölgede uygulanan ücret politikası ve maaş skalalarının paylaşılması konusunda sorunların giderilmesine çalışılıyor.’’ Otellerde kapıların yangına dayanıklılığı ile ilgili sıkıntıların devam ettiğini vurgulayan Ergin, şöyle konuştu: ‘’Turizm sektöründe yangına dayanıklı kapılarda sezona yetişememe, tedarik ve montaj sıkıntısı yaşanıyor. Kredi kartı limitlerinde kısıtlamaya gidildi. Her ne kadar 3 ay ertelense de şimdiden bankalar harcaması 400 bin TL’nin altında olanların limitlerini düşürmeye başladı. İç pazar için hem otelciler hem acenteler için kredi kartı olmazsa olmaz bir durumdur. Talebimiz okul ödemelerinde kullanılan Vinov sistemi gibi kredi kartı limitinden bağımsız otel konaklamalarında misafirlerin faizsiz taksitle ödeyebileceği bizlerinde herhangi bir riski olmadan ödemelerimizi alabileceğimiz bir sistem.’

Otelde kalma kuralları değişiyor Haber

Otelde kalma kuralları değişiyor

En dikkat çekici değişikliklerden biri, otele girişte kabul edilen kimlik belgeleriyle ilgili. Artık sadece Rusya iç pasaportu (kimlik) değil, pasaport veya sürücü belgesi de konaklama için yeterli olacak. İç pasaportu olmadığı gerekçesiyle bir misafiri reddetmek hukuka aykırı sayılacak. Bu kural, özellikle seyahat sırasında yanında sadece pasaport veya ehliyet taşıyanlar için büyük kolaylık sağlayacak. Bir diğer önemli yenilik, garantisiz rezervasyonların kaldırılması. Daha önce bazı oteller, misafir belirli bir saate kadar gelmezse rezervasyonu iptal edebiliyordu. Yeni kurallara göre otel, planlanan giriş saatinden itibaren ertesi günün çıkış saatine kadar rezervasyonu beklemek zorunda olacak. Bu süre içinde rezervasyon tek taraflı olarak iptal edilemeyecek. Rezervasyon iptalleri ve para iadesi de net kurallara bağlanıyor. Misafir, giriş gününden önce rezervasyonu iptal ederse ödediği tutar tamamen iade edilecek. Geç haber verilmesi, geç gelinmesi ya da hiç gelinmemesi durumunda ise otel en fazla bir gecelik konaklama bedelini kesebilecek. Bunun dışında keyfi kesintilere izin verilmeyecek. 1 Mart 2026’dan itibaren tüm oteller ve konaklama tesisleri özel bir devlet siciline kaydedilmek zorunda olacak. Bu sicilde yer almayan işletmeler, online rezervasyon sitelerinde listelenemeyecek. Ayrıca oteller artık oda alanı, iptal koşulları ve para iadesi süreleri gibi bilgileri açık ve şeffaf şekilde yayımlamak zorunda olacak. Bir otel yeni kurallara rağmen konaklamayı reddeder ya da parayı iade etmezse, misafir önce rezervasyon yaptığı platforma başvurabilecek. Sorun çözülmezse tüketici hakları kurumu Rospotrebnadzor’a şikayet yapılabilecek. Gerekirse savcılık veya göç birimlerine de başvurulabilecek. Hukuki yola gidilmesi halinde, yalnızca konaklama bedelinin değil, manevi tazminatın, yargılama masraflarının ve ayrıca yüzde 50 oranında cezai tazminatın talep edilmesi de mümkün olacak. Yetkililere göre bu reformun amacı, otel sektöründe belirsizlikleri ortadan kaldırmak, haksız iptalleri ve gizli kesintileri önlemek ve turistlerin haklarını daha güçlü şekilde korumak. 2026 itibarıyla rezervasyon ve konaklama süreçlerinin hem daha öngörülebilir hem de daha adil hale gelmesi hedefleniyor.

Havayolları, oteller küresel turizm ağı, TTI İzmir’de bir araya geliyor Haber

Havayolları, oteller küresel turizm ağı, TTI İzmir’de bir araya geliyor

TTI İzmir, büyük buluşma için hazır. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TÜRSAB iş birliğiyle 3-5 Aralık tarihlerinde Fuar İzmir’de düzenlenen TTI İzmir – 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi’nin vizyon partnerliğini BookingAgora üstlendi. Türkiye’nin önde gelen B2B turizm platformlarından biri olan BookingAgora, 50’nin üzerinde ülkeden havayolu, otel, turizm teknoloji markası, acente, GSA firmaları ve araç kiralama olmak üzere toplam 88 markayı fuara getirerek uluslararası turizm ağını İzmir’de buluşturuyor. HAVAYOLLARI, OTELLER KÜRESEL TURİZM AĞI, TTI İZMİR’DE BİR ARAYA GELİYOR ‘’Turizm tek başına değil hep birlikte yapılacak bir iş’’ BookingAgora Kurucu Ortağı Kadri Ciga fuarın uluslararası boyutuna dikkat çekerek “TTI İzmir, yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de en önemli turizm buluşmalarından biri haline geliyor. Bu yıl İzmir, ülkemiz turizmi için güçlü bir iş birliği platformuna ev sahipliği yapacak. Turizm tek başına değil, birlikte yapılacak bir iş. BookingAgora olarak biz, teknolojimiz ve küresel iş ağımızla Türk turizminin dünya sahnesinde daha görünür hale gelmesine katkı sunmayı hedefliyoruz’’ dedi. ‘’Bu güçlü ağın turizme büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz’’ Bölgenin en önemli turizm ağlarından biri olan TTI İzmir’in uluslararası alanda da etkisini güçlendireceğine dikkat çeken BookingAgora Kurucu Ortağı Murat Kahraman ise şu vurguyu yaptı: ‘’İzmir gibi sayısız turistik değeriyle öne çıkan bu şehirde gerçekleştirilen TTI İzmir’e katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Türk turizminin gelişmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elimizden gelen tüm çabayı göstermeye devam edeceğiz. 39’u havayolu, 37’si otelcilik olmak üzere turizm acenteleri, GSA ve araç kiralama firmaları dâhil küresel turizm seyahat markaları; ayrıca Dubai ve Aqaba turizm ofisleri toplam 88 marka TTI’da yer alacak. Bu güçlü ağın, hem sektör profesyonelleri arasında yeni iş birliklerine zemin hazırlaması hem de Türkiye’nin turizm tanıtımına ve sürdürülebilir büyümesine önemli katkı sağlamasını hedefliyoruz. Katılımcı markalara ve bu büyük fuar organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tüm paydaşlarımızı 88 güçlü markanın yer aldığı, B 116 Hall’üne bekliyoruz.’’ TTI İzmir’de B 116 Hall’de yer alacak katılımcı markalar şöyle: Absheron Hotel Group Azerbaijan, Acapulco Hotel & Spa Hotel, Aegean Airlines, Air Arabia Air Astana, Air Canada, Air Europa, Air Link, Air Portugal, Air Serbia, Air Tanzania, Air Transat, AirBaltic, Ajet, Al Manara Luxury Collection, All Nippon Airways (ANA), AnimaWings, APG Türkiye, Aqaba / Aseza, Avantgarde Hotels, Aviareps Türkiye, Baron Hotels Egypt, BW Hotels Türkiye, Cars2World, Centrum Air, China Airlines, Citadines Maslak Istanbul The Ascott, Concord Travel Lebanon, Concord Hotels and Resorts, Condor, Constance Hotels, Croatia Airlines, Crowne Plaza Old City, CruiseRep -Hertz, Double Tree By Hilton Aqaba, Dubai Department of Economy & Tourism, Ekar, Emirates, Ethiopian Airlines, Fly Cham, FlyDubai, Flynas, Hampton By Hilton İstanbul Arnavutköy, Hyatt Regency Aqaba Ayla Resort, Hyperguest, Indigo Airlines, Jazeera Airways, Kaya Artemis Hotels & Resorts, Kempinski Hotel Aqaba Red Sea, Kerzner Hotels, Le Meridien Istanbul Etiler, Legoland Dubai, LOT Polish Airlines, Lufthansa Group, McArthurGlen Designer Outlet, MEA Middle East Airlines, MIAT Mongolian Airlines, Minor Hotels, Movenpick Aqaba, Movenpick Beirut, Nile Air, One&Only Portonovi, Ramada Plaza By Wyndham Gevgelija, Ramada Plaza By Wyndham Palovdiv, Ramada Sofia City Center, Rixos Hotels Egypt, Sabre, Salamis Bay Conti, Sheraton, Bishkek, Sheraton Istanbul Ataköy, Sheraton Levent, Singapore Airlines, Sixsenses Kocataş Mansion Hotels, Sky Express, Sky Tower Batumi, SLS Dubai Hotels & Residence, Sofitel Taksim, Srilankan Airlines, TAL Aviation Türkiye, THAI Airways, The St. Regis Amman, The Westin Saraya Aqaba Resort & Spa, Travel Plan / KKTC, Travelmania / Discover Azerbaijan, United Airlines, Vietnam Airlines, W Amman, WebBeds.

ATF25 PANELLERİNDEN: “MİSAFİRPERVERLİK DNA’MIZDA VAR” Haber

ATF25 PANELLERİNDEN: “MİSAFİRPERVERLİK DNA’MIZDA VAR”

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25) kapsamında düzenlenen “Sadakatin Şifresi: Misafirperverlik” panelinde, global otel zincirlerinin üst düzey yöneticileri, misafir sadakatinin günümüzde nasıl yeniden tanımlandığını, teknolojinin ve Türk misafirperverliğinin bu süreçteki yerini tartıştı. ATF25'in ikinci günü, Ana Sahne’de gerçekleşen panelin moderatörlüğünü Hospitality Executive Korhan Alşan üstlendi. Konuşmacılar arasında Best Western Director Development Türkiye & OTS BWH Hotels Semih Analı, Hilton Türkiye Geliştirme Direktörü Funda Eratıcı ve Radisson Hotel Group Türkiye Ülke Direktörü (Development & Franchise Services) Baran Türkel yer aldı. Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğinde düzenlenen ATF25, bu yıl da turizm sektörünün liderlerini bir araya getirdi. ATF26, 26–27–28 Ekim 2026 tarihlerinde yine Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Korhan Alşan: “Misafir sadakati artık hislerle ölçülüyor” Panelin moderatörü Korhan Alşan, oturumun açılışında misafir sadakatinin otelcilik sektöründeki stratejik önemine dikkat çekti. Sadakatin yalnızca kart ve puan programlarından ibaret bir kavram olmaktan çıktığını belirten Alşan, “Sadakatin DNA’sı değişti; artık hisler, deneyimler ve sürdürülebilirlik bu sürecin merkezinde” dedi. Alşan, duygusal bağın sadakati şekillendiren en önemli unsur olduğunu vurgulayarak, panelin ilerleyen bölümlerinde somut örnekler, KPI’lar ve case study’ler üzerinden ilerleyeceklerini ifade etti. Baran Türkel: “Eğitimli insan gücü ve hedef odaklı sistem sadakati güçlendiriyor” Radisson Hotel Group Ülke Direktörü Baran Türkel, sadakatin markalar için en büyük gelir kaynağı olduğunu söyledi. Fiziksel konforun ve duygusal bağın yanında, eğitimli insan gücünün fark yarattığını belirtti: “Sadakat, bizim işimizin en önemli faktörlerinden biri. Tekrar tercih edilmek en büyük gelir kaynağımız. Ancak bunu sağlamanın anahtarı eğitimli insan gücü, detaylara dikkat ve doğru hedeflerdir.” Türkel, Radisson otellerinde her tesis için ayrı KPI hedefleri belirlediklerini ve bu metrikleri her ay takip ettiklerini aktardı. Misafir deneyimini ölçümlemek için NPS (Net Promoter Score) sistemini kullandıklarını belirterek şöyle devam etti: “Sadece genel misafir memnuniyeti değil, yıllardır bizimle kalan sadık misafirlerin deneyim skorlarını da ayrı değerlendiriyoruz. Bu skorlar, otellerimizin performansını doğrudan etkileyen en önemli göstergelerden biri.” Funda Eratıcı: “Fiziksel konfor kadar, misafirin kendini özel hissetmesi de kritik” Hilton Türkiye Geliştirme Direktörü Funda Eratıcı, sadakatin iki boyutlu olduğunu söyledi: fiziksel kalite ve duygusal bağ. Eratıcı, Hilton’un global sadakat programı Hilton Honors üzerinden örnek vererek şu bilgileri paylaştı: “Hilton Honors, dünyada 9.000 otelde uygulanıyor ve 226 milyon üyesi var. Bu sistem sayesinde bir misafirin rezervasyonu ne kadar önce yaptığı, odasını nasıl tercih ettiği veya iptal sebeplerine kadar her veriyi analiz edebiliyoruz.” Eratıcı, bu verilerin hem memnuniyet takibinde hem de hizmet geliştirmede kullanıldığını belirtti: “Her ay ‘league table’ dediğimiz sıralamalarla otellerimiz arasında tatlı bir rekabet oluşturuyoruz. Misafir memnuniyet oranı yüksek olan otellerimizden örnek alıyor, düşük olanlara bu iyi uygulamaları aktarıyoruz.” Sadakatin kalıcı olması için misafirin kendini “tanınmış ve değerli” hissetmesi gerektiğini vurgulayan Eratıcı, “Kalite olmazsa olmaz, ama asıl sadakat duygusal bağda oluşur” dedi. Semih Analı: “Duygusal bağın gücünü teknolojiyle artırmalıyız” Best Western Hotels Director of Development Türkiye & OTS BWH Hotels Semih Analı, sadakatin merkezinde duygusal bağın yer aldığını, ancak bu bağın teknolojiyle desteklenmesi gerektiğini söyledi: “Sadakat programımız Best Western Rewards üzerinden misafirlerimizin deneyimlerini ölçüyoruz. Ancak duygusal bağ kurmak istiyorsak, teknolojiyi doğru kullanmalıyız. Misafir ismini önceden öğrenip geldiğinde ismiyle hitap etmek, çocuklarıyla seyahat edenlerin odalarına aileye özel bir dokunuş eklemek gibi küçük detaylar sadakati güçlendiriyor.” Analı, “Teknoloji bir araç, asla amaç olmamalı” diyerek hizmetin samimiyetle sunulmasının önemini vurguladı. Funda Eratıcı: “Türk misafirperverliği DNA’mızda var, ama ölçülü sunmalıyız” Panelin ikinci bölümünde, Türk misafirperverliği kavramı ele alındı. Eratıcı, Türk kültürünün samimiyet, güvenilirlik ve cömertlik gibi değerlerle misafirperverliğin doğal bir yansımasını sunduğunu söyledi: “Bizim DNA’mızda samimiyet var. Bu yüzden Türkiye’deki Hilton otelleri, 9.000 otel arasında misafir memnuniyetinde hep en üst sıralarda. Ancak bu samimiyeti abartmadan, misafirin kültürel sınırlarını da gözeterek sunmamız gerekiyor.” Teknolojinin yüz yüze etkileşimi tamamen ortadan kaldırmaması gerektiğini belirten Eratıcı, “Standart soruları teknolojiyle çözüyoruz ama insani bağları teknolojiye bırakmıyoruz” dedi. Semih Analı: “Misafirperverlik bizde genetik, ama profesyonel platforma taşınmalı” Analı, Türk misafirperverliğinin dünyada bir marka değeri olduğunu ancak sektörün bunu profesyonel düzeyde yeterince kullanamadığını söyledi: “Türk insanı misafiri evinde nasıl ağırlıyorsa, otelinde de aynı içtenlikle ağırlıyor. Bu bizim genetik özelliğimiz. Ancak bunu sektörel düzeyde markalaştırmamız gerekiyor. Türk kahvesi, lokum gibi değerlerimizi birer hizmet enstrümanı haline getirmeliyiz.” Baran Türkel: “Duygusal faktörleri analitik verilerle desteklemeliyiz” Türkel, Türk otelcilik kültürünün duygusal yönünün güçlü olduğunu ancak global rekabette bunu analitik sistemlerle desteklemenin şart olduğunu belirtti: “Türkiye’deki oteller Avrupa’dakilere göre çok daha genç, modern ve standartların üzerinde. Ancak bu fiziksel üstünlüğü, veriye dayalı stratejilerle desteklememiz lazım. Biz Radisson olarak misafir rezervasyonu yapar yapmaz iletişime geçiyoruz. Böylece beklentileri önceden anlayıp, kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz.” Türkel, Radisson’un “pre-arrival communication” sistemiyle misafir memnuniyetini %20’nin üzerinde artırdıklarını söyledi. Teknoloji ve Sadakat Dengesi Panelin üçüncü bölümünde, teknolojinin sadakat yönetimindeki rolü tartışıldı. Semih Analı, teknolojinin bir araç olarak kaldığı sürece faydalı olduğunu, ancak hizmetin “mekanikleşmesi” riskine dikkat çekti: “Eğer teknoloji bir amaç haline gelirse, hospitality ruhunu kaybederiz. Biz hâlâ kartvizit uzatıp iki kelime etmenin değerli olduğuna inanıyoruz.” Baran Türkel, kişiselleştirilmiş deneyimlerin teknolojiyle desteklenmesinin doğru bir denge sağladığını belirtti: “Bugün 60’tan fazla pazarda içeriklerimizi destinasyona göre kişiselleştiriyoruz. Bu strateji, direkt rezervasyon oranını iki kat artırdı.” Funda Eratıcı, Hilton’un kullandığı Kipsu sisteminden örnek vererek, yapay zekânın standart sorulara hızlı yanıt verirken, özel konularda insan etkileşimini koruduğunu açıkladı: “Teknoloji zaman kazandırıyor ama biz o zamanı misafiri daha iyi dinlemek için kullanıyoruz. Hilton’un mottosu net: Biz insanlara hizmet eden insanlarız.” Sürdürülebilirlik ve Yeni Kuşaklar Son bölümde, sadakat ile sürdürülebilirliğin ilişkisi tartışıldı. Baran Türkel, Radisson’un sürdürülebilirlikte sektör öncüsü olduğunu belirtti: “Dünyada ilk onaylı ‘Net Zero Verified’ oteller iki Radisson markasında hizmet veriyor: Manchester City Centre ve Radisson Red Oslo. 2019’dan bu yana karbon ayak izimizi %35 azalttık. Sürdürülebilirlik bizim için bir pazarlama aracı değil, sadakati besleyen bir yatırım.” Funda Eratıcı, sürdürülebilirliğin özellikle genç kuşak misafirler için vazgeçilmez hale geldiğini söyledi: “Z kuşağı artık çevre duyarlılığıyla hareket ediyor. Biz de otellerimizde tek kullanımlık ürünleri kaldırdık, LED aydınlatma sistemine geçtik, gıda atıklarını ölçümlüyoruz. Bu sadece trend değil, sorumluluk.” Semih Analı ise sürdürülebilirliğin “daha yaşanabilir bir dünya için” yapılması gerektiğini belirtti: “Sürdürülebilirlik, misafir çekmek için değil, gelecek nesiller için yapılmalı. Ancak bunu içtenlikle yapan markalar zaten sadakati doğal olarak kazanıyor.” Analı, kültürel farklılıkların hizmet anlayışına etkisine de değindi: “Alman misafir direkt konuşmayı, Fransız misafir ise zarif hitabı sever. Kültürel farklılıkları anlayıp hizmeti buna göre uyarlamak, sadakatin en insani yoludur.” Misafirperverlik, Sadakatin Evrensel Dili Panelin kapanışında Korhan Alşan, tüm konuşmacılara teşekkür ederek şu sözlerle oturumu sonlandırdı: “Türk misafirperverliği, dünyada benzeri olmayan bir güç. Bu değeri teknolojiyle, sürdürülebilirlikle ve samimiyetle harmanladığımızda turizmde yeni bir döneme gireceğiz.”

Turizmde “sürdürülebilir” dönüşüm Haber

Turizmde “sürdürülebilir” dönüşüm

Coral Travel Group, Antalya’da iklim, enerji ve işletme alanlarında uluslararası uzmanların katılımıyla bir çalışma toplantısı düzenledi. Türkiye’nin önde gelen otel gruplarının yönetim kurulu başkanları ve üyelerinin de yer aldığı toplantıda, sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve bu dönüşümün finansmanı masaya yatırıldı. Katılımcılar, 2033’te 13 triyon dolara ulaşacağı öngörülen sürdürülebilir turizm pazarında başarı için yeni bir yaklaşım geliştirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulundu. Küresel ısınma, günümüzün en büyük çevresel sorunlarından biri. Tüm alanlarda olduğu gibi turizm endüstrisi de bu mücadelede sorumluluk alarak sürdürülebilirlik odaklı adımlar atıyor. Endüstri, 2050 yılına kadar karbon emisyonlarını sıfırlamak hedefiyle yeşil dönüşüme yöneliyor. Bu dönüşüm sürecinin öncülerinden Coral Travel Group, Antalya Xanadu Resort Otel’de bir çalışma toplantısı düzenledi. Toplantıya, King’s College London İşletme Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü’nden Prof. Marc Lepere, Energy & Environment Alliance (EEA) İcra Kurulu Başkanı Ms. Ufi Ibrahim ve TOBB Üniversitesi İşletme ve Finans Bölümü’nden Prof. Ali Alp, TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı veAKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu’nun yanı sıra, Türkiye’nin önde gelen otel yatırımcı gruplarından Adalya, Aska, Barut, Champion, Eftalia, Ela, Kilit, Sherwood, Xanadu’nun ile Diana Turizm’in yönetim kurulu başkanları ile üyeleri katıldı. Sürdürülebilir turizm 7,5 kat büyüyecek Antalya’da düzenlenen toplantıda, aynı zamanda King's College London İşletme Fakültesi Yürütme Kurulu Üyesi ve ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) ve Sürdürülebilirlik Bölüm Başkanı olan Prof. Marc Lepere’nin sunduğu veriler, sürdürülebilir turizmin geleceğine dair çarpıcı öngörüler içeriyor. Prof. Marc Lepere'nin paylaştığı güncel araştırmalara göre, küresel sürdürülebilir turizm pazarının 2033 yılına kadar 7,5 kattan fazla büyümesi bekleniyor. Farklı kaynaklardan derlenen veriler, sürdürülebilir turizmin: • 2023 yılında 1.71 trilyon dolar büyüklüğe ulaştığını, • 2033’ye kadar yıllık ortalama yüzde 17.3 büyüme ile 13 trilyon dolarlık (Custom Market Insights, 2025) bir hacme (Precedence Research, 2024) ulaşacağını ortaya koyuyor. • Sürdürülebilirlik yalnızca çevreci otellerin değil, aynı zamanda farklı seyahat segmentlerinin de öncelikli gündem maddesi hâline geliyor. Aile turizmi sürdürülebilir turizmin en büyük segmenti olmayı sürdürüken, tek başına seyahat edenler (solo travelers) ise yükselen bir trend olarak dikkat çekiyor. Lüks turizm pazarı, 2023’te 1.38 trilyon dolar büyüklüğe ulaşırken, 2032’ye kadar yüzde 7.9’luk büyüme ile 2.8 trilyon dolara çıkması bekleniyor (Grand View Research). Yeşil dönüşüm yatırımlarla mümkün Rakamları paylaşan Prof. Lepere, yeşil dönüşümün yalnızca bir etik tercih değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik fırsat sunduğunu vurguladı. Turizm yatırımlarının çevresel sürdürülebilirlik kriterlerine uygun şekilde yönlendirilmesi, sektörün hem risklerini azaltacak hem de finansal performansını güçlendirecek. “İklim riski artık sadece çevresel değil, aynı zamanda finansal bir risktir” diyen Lepere, otelcilik ve turizm sektörünün bu dönüşüme hızla adapte olmasının kritik olduğunu belirtti. Lepere, “Yeni düzenlemeler muhasebe uygulamalarını ve finansal piyasaları temelden dönüştürüyor. Otelcilik endüstrisinin bu değişime hızla uyum sağlaması, hem iklim risklerini azaltmak hem de rekabet gücünü artırmak açısından büyük önem taşıyor. Çünkü iklim riskleri yalnızca çevresel değil, aynı zamanda finansal risklerdir” dedi. Sürdürülebilir iş uygulamalarının, işletmelerin kârlılığını artırdığını ve gayrimenkul varlıklarının değerini koruduğunu belirten Prof. Lepere, yeşil enerji yatırımlarının doğru şekilde finanse edilmesinin bu açıdan kritik olduğunu vurguladı. Değişen küresel sermaye piyasalarında, şirketlerin kârlılıklarını ve varlık değerlerini korumak için sürdürülebilirlik, esneklik ve stratejik öngörüyü bir arada barındıran yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Sektörün önemli yatırımcıları ile küresel bir koalisyon kuruyoruz” Energy & Environment Alliance (EEA) İcra Kurulu Başkanı Ufi Ibrahim ise otelcilik endüstrisinin küresel etkisine dikkat çekti: “Yatırımcılar ve liderler olarak attığınız adımlar yalnızca konaklama endüstrisinin geleceğini değil, toplumları, ekonomileri ve gezegenimizi de etkiliyor. EEA olarak amacımız; sizlere bilgi, teknoloji, iş birlikleri ve etki gücü sunarak bu dönüşümde liderlik etmenizi sağlamak. Çevresel ve sosyal liderliği finansal performansla birleştirmeye kararlı, ileri görüşlü yatırımcılar ve işletmecilerden oluşan küresel bir koalisyon inşa ediyoruz.” “Endüstrinin bilgiyle güçlenmesi için bir aradayız” Toplantıya ev sahipliği yapan Coral Travel Group Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş, buluşmanın önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Türk turizmciler olarak çevreye karşı sorumluluğumuzun farkındayız ve sürdürülebilir turizm anlayışını benimsiyoruz. Bu noktadaki görevimiz, konaklama endüstrisinin önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve uluslararası kuruluşları aynı platformda buluşturmaktır. Düzenlediğimiz çalışma toplantısı endüstrinin bilgiyle güçlenmesine katkı sağladı. Bu tür buluşmaların, yeni trendlere ve teknolojilere uyumu kolaylaştıracağına inanıyoruz.” Toplantı sonunda, sürdürülebilirlik, esneklik ve stratejik öngörüyü birleştiren ortak bir yaklaşım geliştirmek amacıyla King’s College, EEA ve Türk otelciler arasında ortak bir çalışma yürütülmesine karar verildi. Sürdürülebilir Turizm Nedir? Sürdürülebilir turizm; mevcut ve gelecek nesillerin çevresel, ekonomik ve sosyo-kültürel ihtiyaçlarını gözeten, doğal kaynakların korunmasını, yerel halkın refahını ve kültürel mirasın yaşatılmasını esas alan bir yaklaşımı ifade eder. Bu anlayış, turizmin kalkınmaya katkı sunarken doğaya, topluma ve ekonomiye zarar vermemesi gerektiğini savunur. Sürdürülebilir turizm pazarı ise, turizm faaliyetlerinin çevresel etkilerini en aza indirirken sosyal sorumluluğu gözeten işletmeleri, hizmetleri, ürünleri ve yatırımları kapsayan ekonomik ekosistemi tanımlar. Bu pazar; yeşil otellerden karbon ayak izini düşüren seyahat seçeneklerine, yerel üreticiyle işbirliği yapan işletmelerden doğa temelli turlara kadar geniş bir yelpazeyi içine alır. Artan çevresel bilinç ve düzenleyici baskılar, sürdürülebilir turizm pazarının hızlı büyümesine zemin hazırlamaktadır. Coral Travel Group Hakkında: 1992 yılında kurulan Coral Travel Group, 33 yılda 35 milyondan fazla turiste hizmet vererek Türkiye ve Avrupa’nın lider gruplarından biri haline gelmiştir. Tur operatörlüğü, konaklama, destinasyon hizmetleri, havacılık, seyahat acenteliği, bilgi teknolojileri ve güvenlik alanlarında güçlü markalarıyla faaliyet gösteren grup, 23 ülkedeki 38 şirketi ve 6 binden fazla çalışanıyla yılda yaklaşık 3,5 milyon turiste hizmet sunmaktadır. Coral Travel Group, Coral Travel markasıyla 15 ülkede tur operatörlüğü ve satış acenteliği hizmeti vermektedir. Destinasyon hizmetlerinde ODEON Tours (Türkiye, Mısır, Yunanistan, İspanya, BAE, Tayland, Tunus, Vietnam), konaklama sektöründe ise Coral Group Hotels çatısı altındaki Seven Seas Hotels, Marvida Hotels ve Xanadu Resort markalarıyla yer almaktadır. Ayrıca, otel yatak bankası alanında ODEONBEDS, bilgi teknolojilerinde ODEON Yazılım ve Teknoloji, güvenlik sektöründe ise ODEON Güvenlik ve Danışmanlık markalarıyla geniş bir hizmet ağı sunmaktadır. Coral Travel Group, kalite ve müşteri memnuniyetini esas alarak yeni pazarlar ve destinasyonlarda büyümeye devam etmektedir. Bilgi için: MPR İletişim Danışmanlığı Taner Gezer, (532) 357 65 37, tgezer@mpr.com.tr

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.