Hava Durumu

#Madrid

TOURISMJOURNAL - Madrid haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madrid haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı Haber

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı

Fit Reisen’in 2026 sıralaması, 70 büyük şehirdeki yaklaşık 2.500 parkı ve 7,5 milyondan fazla Google yorumunu analiz etti. Sonuçlar, hem ünlü noktaları hem de yükselen yeni parkları bir araya getirerek insanların en çok sevdiği yerleri ortaya koyuyor. Madrid’deki Retiro Park zirvedeki yerini korurken, Moldova’dan bir sürpriz park hızla üst sıralara tırmanıyor. Tourism Review, Avrupa’nın en iyi şehir parklarını sunuyor. 10/ Valea Morilor City Park, Chișinău, Moldova 4.8/5 yıldız (16.164 yorum) Herkesi şaşırtan bir şekilde Valea Morilor Park, 80. sıradan Avrupa’nın en iyi 10 şehir parkı arasına yükseldi. Puanı da 4,7’den 4,8’e çıkarak küçük ama önemli bir artış gösterdi. 1950 yılında kurulan bu alan, 114 hektarlık geniş bir yeşil alanı kapsıyor. Merkezinde ise büyük bir yapay göl bulunuyor. Aileler göl kıyısındaki yürüyüş yolunda geziniyor, sandal kiralıyor ya da güneşle ısınan çimenlik alanlarda dinleniyor. Üzerlerinde yükselen ünlü “Şelale Merdivenleri” 218 basamaktan oluşuyor. Ancak en dikkat çeken yapı, Avrupa’nın en büyük açık hava sahnesi olarak bilinen Green Theatre (Yeşil Tiyatro). 9/ Bernardin Garden. Vilnius, Lithuania 4.8/5 yıldız (18.025 yorum) Sıralamada bir basamak yükselerek 10. sıradan 9. sıraya çıkan bu yeşil alan, Eski Şehir bölgesinde yer alıyor ve Gediminas Tepesi’nin yakınında, Vilnia Nehri’nin kıyısına ve eski Bernardine Manastırı’nın çevresine konumlanıyor. Bir zamanlar keşişlerin bahçesi olarak kullanılan alan, 2012 yılına kadar kapalı kaldı; o tarihte yapılan kapsamlı restorasyonla yeniden ziyaretçilere açıldı. Özenle düzenlenmiş çiçek tarhları arasında çeşmeler ve heykelsi detaylar yer alırken, küçük oturma alanları açık gökyüzü altında sakin köşeler oluşturuyor. Eskiden sessiz olan bu alan, festivallerle birlikte bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Özellikle Litvanya’nın koro gelenekleriyle bağlantılı performanslar ve Kristupo kutlamaları sırasında yoğun bir canlılık kazanıyor. Müzik yükseldikçe ve insanlar açık hava sahnesi etrafında toplandıkça parkın atmosferi tamamen değişiyor. 8/ Maksimir Park, Zagreb, Croatia 4.8/5 yıldız (21.490 yorum) Güney Avrupa’da yer alan bu geniş yeşil alan, 316 hektarlık yüzölçümüyle bölgenin en tarihi şehir parkları arasında yer alıyor. Yerel halk tarafından çok sevilen park, turistler tarafından da keşfediliyor; ağaçların arasında kuş sesleri eşliğinde yoga yapmak, koşu yapmak ya da sakin köşelerde dinlenmek için ideal bir alan sunuyor. Park içinde birden fazla göl bulunuyor. Ayrıca Echo Pavilion gibi tarihi yapılar da dikkat çekiyor. Hemen yakınında ise yeşilliklerin içine gizlenmiş Zagreb Hayvanat Bahçesi yer alıyor. Bir ziyaretçinin ifadesi durumu özetliyor: “Zagreb’e yapılan her seyahatte mutlaka görülmesi gereken bir yer.” 7/ Citadel Park, Poznań, Poland 4.8/5 yıldız (23.194 yorum) Bir zamanlar Napolyon’un komutası altında askerlerin toplandığı bu alanda bugün çiçekler sessiz sıralar halinde açıyor. Prusya dönemine ait taş surların yükseldiği yerde artık toprak, renk ve güneşle can buluyor. Sert tahkimatların yerini yumuşak topraklar ve çiçeklerle örülü yollar almış durumda. Savaşla şekillenmiş bu yüksek alan, bugün bambaşka bir atmosfer taşıyor. Geniş yürüyüş yolları arasında ziyaretçiler heykellerle karşılaşıyor, açık hava performansları için yapılmış bir tiyatro alanı görüyor ve geçmiş olayları hatırlatan anıtlar ile askeri tarih sergisini keşfediyor. Ancak burası yalnızca bir anma alanı gibi değil; günlük yaşamın enerjisi burada güçlü şekilde hissediliyor. Koşucular hızla geçiyor, aileler çocuklarıyla vakit geçiriyor, öğrenciler gruplar halinde dolaşıyor. Tüm bu hareketlilik, burayı Poznań’ın en sevilen parklarından biri haline getiriyor. 6/ Planten un Blomen, Hamburg, Germany 4.8/5 yıldız (25.486 yorum) Almanya genelindeki sıralamalarda hâlâ zirvede yer alan bu yeşil alan, Avrupa’nın en dikkat çekici parklarından biri olarak öne çıkıyor. Alışveriş caddeleri, kongre alanları ve hareketli St. Pauli semti arasında konumlanan 45 hektarlık bir dinlenme alanı sunuyor. Parkın farklı bölümleri temalara ayrılmış; bir alanda güller açarken, başka bir bölümde su öğeleri ön plana çıkıyor. En büyük özelliği ise kıta genelindeki en büyük Japon bahçesine ev sahipliği yapması. Her akşam Mayıs ile Eylül ayları arasında, su üzerinde ışık gösterileri gerçekleşiyor ve bu gösteriler zamanla sessiz bir geleneğe dönüşmüş durumda. Önce yerel halk, ardından ziyaretçiler geliyor; şehir hareketliliğinin ortasında ışığın ve sakinliğin uyumuna çekiliyorlar. Özenle bakılan bahçeler bu anlara çerçeve oluşturuyor ve Almanya’nın en yoğun şehirlerinden birinde beklenmedik bir huzur alanı ortaya çıkıyor. Akşam karardıktan sonra su yüzeyindeki yansımalarla birlikte bu sakinlik daha da belirgin hale geliyor. 5/ Kalemegdan Park, Belgrade, Serbia 4.8/5 yıldız (35.489 yorum) Sava Nehri’nin Tuna’ya karıştığı noktada, yüksek bir tepe üzerinde yer alan bu eski kale, Roma dönemine kadar uzanan köklü geçmişiyle Avrupa’nın en güzel şehir parklarından biri olarak kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca şekillenen bu alan, farklı imparatorlukların izlerini taşıyor; önce Bizans, ardından Osmanlı, daha sonra Viyana etkisi… Her dönem, taşlara ve yerleşim düzenine kendi izini bırakmış durumda. Yeşil tepeler, aşağıdaki şehir hareketliliğiyle burada adeta iç içe geçiyor. Yıl boyunca Belgrad’ın en önemli buluşma noktalarından biri olan bu geniş alan, içinde bir hayvanat bahçesi ve askeri müze barındırıyor. Açık hava performans alanları ise sürekli bir canlılık katıyor. Hem tarih hem doğa hem de sosyal yaşamın birleştiği bu park, şehrin en yoğun ziyaret edilen noktalarından biri olmayı sürdürüyor. 4/ Stavros Niarchos Park, Athens, Greece 4.8/5 yıldız (44.416 yorum) Çağdaş tasarımın etkileyici bir örneği olan bu alan, bugün Avrupa genelinde geniş kabul görmüş durumda. 2016 yılında, Saron Körfezi yakınlarında eskiden at yarışlarının yapıldığı bir arazi üzerine inşa edildi ve mimar Renzo Piano tarafından tasarlandı. Yeşil alanlar suyla birleşen açık peyzajlara akarken, Yunan Ulusal Operası ve Ulusal Kütüphane gibi önemli kurumlar da burada yer alıyor. Tüm bu yapılar, ışık, mekân ve düzen üzerinden sessiz bir uyumla bütünleşiyor. Bölgede 1.450’den fazla ağaç ve yaklaşık 280.000 yerli çalı bulunuyor; bu da alanın zengin bitki örtüsünü ortaya koyuyor. Sıcak yaz gecelerinde düzenlenen müzik performansları ve açık hava etkinlikleri, burayı canlı bir buluşma noktasına dönüştürüyor. Yaratıcılığın ve peyzajın şehir gökyüzü altında buluştuğu bir alan haline geliyor. 3/ Greenwich Park in London, UK 4.8/5 yıldız (49.597 yorum) Derinlere kök salmış kadim ağaçları arasında zaman adeta yavaşlıyor. 1400’lü yıllarda, Kral Henry V döneminde ortaya çıkan bu açık alan, şehrin ilk kraliyet yeşil alanı olma özelliğini taşıyor. Merkezinde yer alan gözlemevi, bir zamanlar dünyanın saatlerini ayarlayan nokta olarak biliniyor. Doğu ile batıyı ayıran hat ise tam olarak bu parkın içinden geçiyor. Tarihi yönünün ötesinde ziyaretçiler burada kiralanabilen kayıklarla gezebiliyor, tenis oynayabiliyor ve cam arkasındaki hayvanları görebiliyor. Ayrıca şehir merkezinin ötesine uzanan çatılar boyunca geniş manzaralar sunan seyir noktaları da bulunuyor. Tüm bu özellikleriyle, şehir merkezinin dışına çıkmayı fazlasıyla hak eden bir deneyim sunuyor. 2/ Schönbrunn Palace Park, Vienna, Austria 4.8/5 yıldız (59.762 yorum) Barok bir harikanın içinde, imparatorluk katmanları sessizce kendini gösteriyor. 1700’lü yıllarda İmparatoriçe Maria Theresa döneminde inşa edilen bu alan, Habsburg hükümdarları için bir dinlenme yeri olarak kullanıldı; bir zamanlar gücün bahçeler arasında soluklandığı bir mekândı. Bugün UNESCO tarafından da koruma altına alınmış olan bu saray ve çevresi, yalnızca tarihe değil, yaşayan bir alana da ev sahipliği yapıyor. Sabah erken saatlerde sisin içinde koşucular geçerken, ziyaretçiler gelenekle biçimlenmiş kısa çimlerin üzerinde durup dinleniyor. Gloriette’nin taş yapısından bakıldığında ise manzara, uzak Alpler’e kadar uzanan geniş bir ufka açılıyor. İnsanlar burada kraliyeti yüceltmek için değil, sadece o geniş gökyüzünün altında bulunmak için bir araya geliyor. Yakınında dikkat çekici Palm House yer alırken, Schönbrunn Hayvanat Bahçesi de kesintisiz olarak faaliyet gösteren dünyanın en eski hayvanat bahçesi olmasıyla tarihte özel bir yere sahip. 1/ Retiro Park, Madrid, Spain 4.8/5 yıldız (209.919 yorum) Hâlâ zirvede yer alan Madrid’in en büyük yeşil alanı, liderliğini koruyor. 1600’lü yıllarda Kral IV. Felipe döneminde kraliyet kaçamağı olarak ortaya çıkan bu yemyeşil alan, 19. yüzyılda sıradan ziyaretçilere açıldı. Bugün UNESCO statüsünü gururla taşıyor. 1,43 kilometrekarelik geniş bir alana yayılan parkın içinde, Kristal Saray olarak bilinen cam bir yapı da bulunuyor. Yakınında, bronzdan yapılmış Kral XII. Alfonso’nun atlı heykeli yükseliyor. Daha az bilinen bir köşede ise tartışmalı bir Lucifer heykeli sessizce yer alıyor. Göl üzerinde süzülen kayıklar yavaşça ilerlerken, çevredeki sokak sanatçılarının müzikleri havaya karışıyor. Heykeller ve açan güller arasında insanlar kendi ritimlerinde yürüyüş yapıyor. Madrid’in bu bölgesi, her ziyaretçiye farklı bir deneyim sunarak şehrin kalbinde kendine özgü bir atmosfer yaratıyor.

Rus Gazeteci, Türkiye’de Yaşamın Artık Ucuz Olmadığını Söyledi Haber

Rus Gazeteci, Türkiye’de Yaşamın Artık Ucuz Olmadığını Söyledi

Rusya'da artık 'yabancı ajan' olarak ilan edilen ünlü Rus televizyoncu ve YouTube yorumcusu Gleb Pyanıh (solda), İstanbul’dan İspanya'ya, Valensiya’ya taşınan bir Rus ailenin deneyimlerine dayanarak hazırladığı yeni videosunda, Türkiye’de yaşam maliyetlerinin son iki yılda “şok edici biçimde arttığını” söyledi. Kendisi de Rusya'dan ayrıldıktan sonra birkaç yıl İstanbul'da yaşayanPyanıh, “Barcelona’nın merkezinde kahve 2 euro, İstanbul’un kenar mahallesinde, Beylikdüzü'nde 130 lira. Yani Türk lirasıyla hesapladığınızda, kahve Türkiye’de daha pahalı. Bu nasıl olur?” diyerek fiyatlardaki dengesizliğe dikkat çekti. Pyanıh’ın konuğu, 2022’de İstanbul’un Beylikdüzü semtinde daire satın alıp kısa süre sonra oturma izni uzatılmayınca zararına sattığını söyleyen Rus girişimci Artur oldu. İki yıl önce 900 dolara üç odalı havuzlu bir daire kiraladığını anlatan Artur, “Bugün aynı konutun dolar bazında fiyat neredeyse ikiye katlandı” dedi. Gazeteci Pyanıh, “İstanbul’da yaşamak artık Madrid ya da Valensiya kadar pahalı hale geldi. Eskiden Türk lirasi zayıf ama fiyatlar dengeliydi; şimdi döviz kazanan için bile Türkiye ucuz değil” yorumunu yaptı. Programda çocuklu ailelerin harcamalarına da yer verildi. Artur, “İstanbul’da 2022’de çocuğumuzun okuluna yılda 7 bin dolar ödüyorduk. Ertesi yıl okul aynı program için 13 bin dolar istedi” derken, Pyanıh bunu “Türkiye’de yüzde 100 enflasyonun günlük hayattaki en somut örneği” olarak tanımladı. Aynı kalitedeki özel okulların İspanya’da yıllık 5 bin euro civarında olduğunu belirten televizyoncu, “Eğitim, Türkiye’de orta gelirli aile için artık lüks haline geldi” ifadelerini kullandı. Pyanıh ayrıca, gıda ve kiralarda da farkın kapandığını söyledi: “İspanya’da süpermarkette kuzu eti 25 euro, İstanbul’da aynı ürün 1500 lira, yani 30 eurodan fazla. Sebze, balık, hatta kahve fiyatı neredeyse aynı. Türkiye’nin avantajı kalmadı.” Ünlü gazeteciye göre, “ucuz Türkiye” dönemi kapanıyor. “Türk ekonomisinde hâlâ fırsatlar var ama sıradan yaşam artık Avrupa’dan ucuz değil” diyen Pyanıh, videonun sonunda “Mavi deniz, güzel yemekler ve sıcak insanlar hâlâ orada. Fakat yaşamak isteyen için artık hesap farklı” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Ankara, AJet Madrid Ve Barselona Seferleriyle Uçuş Ağını Genişletiyor Haber

Ankara, AJet Madrid Ve Barselona Seferleriyle Uçuş Ağını Genişletiyor

Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, "Yüzde yüz iştirakimiz ve Türkiye'nin en genç havayolu olan AJet'in bugün başlayan Madrid ve yarın başlayacak Barselona seferleriyle Ankara'nın hem uçuş ağını genişletiyor hem de potansiyelini artırıyoruz. Ankara'dan Barselona'ya haftada 4, Madrid'e ise 3 sefer düzenleyerek İspanya ile kültürel etkileşimin ve ticaretin gelişmesine katkı sunacağız" dedi. Türk havayolu şirketi AJet, Ankara'dan Madrid ve Barcelona'ya sefer başlatıldığını duyurdu. Madrid seferlerinin bugün başladığını, Barcelona seferlerinin ise yarından itibaren başlayacağını açıklayan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, sosyal medya hesabından konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. İspanya'ya ilk uçuşların Türk Hava Yolları önderliğinde 1984 yılında başladığını belirten Bolat, o tarihten bu yana İspanya'nın Türkiye adına önemli bir pazar konumunda olduğunu söyledi. Bu uçuşların hem iki ülkenin Akdeniz kültürünü paylaşması hem de güçlü tarihi bağlarla ülkeler arasındaki ilişkileri daha da kuvvetlendirdiğine dikkat çeken Bolat, geçen yıl Türkiye'den İspanya'ya giden 600 binden fazla Türk vatandaşının ve İspanya'dan Türkiye'ye gelen 400 bine yakın turist olduğunu ve bu durumun iki ülke arasındaki ilişkilerin gücünü ve potansiyelini de ortaya koyduğunu ifade etti. "Hedefimiz önümüzdeki dönemde İspanya'dan ülkemize gelen turist sayısını çok daha yukarılara taşımak" Bu bilinçle geçen ay 6 noktaya uçuş gerçekleştirilen İspanya'nın Sevilla şehrinde "Connect to Türkiye" etkinliğini düzenlediklerine değinen Bolat, "Şimdi de hem bu potansiyeli artırma hem de Ankara'yı doğrudan uçuşlarla dünyaya bağlayarak uluslararası arenada bir merkez haline getirme hedeflerimiz doğrultusunda yeni bir adım attık. Yüzde yüz iştirakimiz ve Türkiye'nin en genç havayolu olan AJet'in bugün başlayan Madrid ve yarın başlayacak Barselona seferleriyle Ankara'nın hem uçuş ağını genişletiyor hem de potansiyelini artırıyoruz. Ankara'dan Barselona'ya haftada 4, Madrid'e ise 3 sefer düzenleyerek İspanya ile kültürel etkileşimin ve ticaretin gelişmesine katkı sunacağız. Hedefimiz, önümüzdeki dönemde İspanya'dan ülkemize gelen turist sayısını çok daha yukarılara taşımak" diye konuştu. "Hedefimiz, Ankara ve çevresine 5 milyon turist getirmek" Bu yeni adımlar vesilesiyle iş birliği içinde olunan kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla Ankara'da TOBB'nin ev sahipliğinde bir araya geldiklerini belirten Bolat, Türkiye'nin seyahat hizmetleri ihracatının 2024 yılı itibarıyla 56,3 milyar dolara ulaşmış durumda olduğunu ve hizmet ihracatının yüzde 48'ini oluşturduğunu vurguladı. Bu gelire Ankara'nın katkısının 2,8 milyar dolar olduğuna dikkat çeken Bolat, "Biz Ankara'nın potansiyelinin bundan çok daha fazla olduğuna inanıyor ve bu potansiyeli ortaya çıkarmak için iş ortaklarımızla projeler üretmeye devam ediyoruz. Hedefimiz, Ankara ve çevresine 5 milyon turist getirmek" ifadelerini kullandı. AJet olarak ilerleyen günlerde Ankara-Erbil ve Ankara-Bağdat hatlarının da hayata geçirileceğini duyuran Bolat, bu açılışlarla birlikte Ankara'daki bağlantı sayısının 26 ülke ve 35 noktaya çıkarılacağını açıkladı. "AJet, 2033'te 200'den fazla uçağa sahip olacak" 2033 yılından itibaren AJet'in 200'den fazla uçağa sahip olacağını belirten Bolat, AJet misafirlerine daha kaliteli ve konforlu hizmet sunmak adına tamamen yerli ve milli kaynaklarla üretilen miligram koltuklarını da kullanmaya başladıklarını duyurdu. Bu koltukların konfor ve tasarım anlamında yolculardan büyük beğeni topladığını ve operasyonel kabiliyetler ile yakıt tasarrufu açısından da miligram koltuklarının önemli bir avantaj sağladığının altını çizen Bolat, "Son olarak yeni hatlarımızın ve Ankara için atılan tüm bu adımların hayırlı olmasını diliyor, AJet markamızın büyümesinde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" diye konuştu.

‘Yıldız Savaşları’ndan ‘Black Mirror’a: Turistler İspanya’nın ünlü çekim mekanlarını keşfediyor Haber

‘Yıldız Savaşları’ndan ‘Black Mirror’a: Turistler İspanya’nın ünlü çekim mekanlarını keşfediyor

Şirketler, sinema ve TV dizilerine dayalı turizme ilgi duyan gezginleri çekmek için tur operatörleriyle birlikte çalışmaya başlıyor. 'Game of Thrones,' 'La Casa de Papel,' 'Elite,' 'Black Mirror' ve Pedro Almodovar'ın filmleri derken, tamamı veya bir kısmı İspanya'da çekilen büyük uluslararası yapımlar arasında son yıllarda hızla artış gösterdi. Bu durum, insanların en sevdikleri film ve dizilerin çekildiği yerleri görmek için seyahat etmesiyle ülkede sinema ve televizyon turizminin gelişmesine de yol açtı. Madrid'deki EAE İşletme Okulu'nda turizm profesörü olan Diego Santos, "Önceleri daha çok bir filmin süper hayranı olan insanlar, western filmlerinin çekildiği İspanya'nın güneyindeki çöllere ya da Star Wars'un izinde Sevilla'ya seyahat ediyorlardı, ancak şimdi bu giderek daha popüler hale geliyor," diyor. "Son yıllarda film turizmi konusunda daha büyük bir eğilim var. Bu niş çok hızlı büyüyor." İspanya'da türünün ilk örneği olan Sinema İspanya'sı: Sinematografik Turizmdeki Trendler adlı çalışma da bu eğilimi doğruluyor. Araştırmaya katılan her on kişiden dördü kültürün seyahat etmek için en büyük motivasyonlardan biri olduğunu kabul etti. Her on kişiden biri, bir film ya da TV şovunun çekildiği bir yere kaçamak yapmayı planladığını belirtti. İspanya'nın film turizmi konusunda uzmanlaşmış ilk danışmanlık firması olan The Travelling Set'in direktörü ve kurucusu Ana Alonso, "Netflix gibi büyük yayın platformlarının yükselişi ve milyonlarca izleyicide dünyanın dört bir yanındaki manzaralara ve kültürlere ilgi uyandırma yetenekleri nedeniyle bu tür turizmin büyüme potansiyeli çok büyük," diyor. Araştırma, ziyaret sırasında bir film, dizi veya belgeselden en sık bahsedilen şehrin Madrid olduğunu (yüzde 28.1), onu Almeria (yüzde 22.6) ve Sevilla'nın (yüzde 15.3) izlediğini ortaya koydu. "Şimdi yapılması gereken profesyonel bir teklif geliştirmek, bunu tanıtmak ve talebi canlandırmaktır. Bu sektörde lider olan İngiltere'yle kıyaslandığında İspanya'da bu tür teklifler hala çok az. Bu biraz şarap turizminin başlangıcına benziyor," diye ekliyor Alonso. Film turizmi hızla gelişiyor Artan talep, özellikle film turizmiyle bağlantılı bir sektörün oluşmasına yol açtı. Şirketler, sinema ve TV dizilerine dayalı turizme ilgi duyan gezginleri çekmek için tur operatörleriyle birlikte çalışmaya başlıyor. Tur operatörleri ve seyahat acenteleri kanalıyla çalışan bir danışmanlık firması olan Lorens'in kurucusu Aubry Minotti, "Bu sadece filmlerin çekildiği yerlere gitmek ya da ana mekanları ziyaret etmekle ilgili değil, daha çok sinemayı şehrin tarihiyle ilişkilendirmekle ilgili," diyor. "Bunlar, filmin bir turistik söylemi açıkladığı, genişlettiği ve tamamladığı ve nihayetinde sinema yoluyla bir turistik ürünün ana hatlarını yeniden çizdiği daha turistik deneyimler." Sunulan deneyimler çeşitli ve gece gösterimleri, restoranlarda temalı akşam yemekleri, dikiş atölyeleri, film kostümlerini izleme veya film temalı bir ekip kurma gibi etkinlikleri içerebilir. Büyük yapımların tercih ettiği mekânlar üzerinden sinematografik rotalar için rehberler geliştiren Alonso, "Ekran turizmi aracılığıyla kültür, gastronomi, doğal miras, sinema ya da sizi evinizde izlediğiniz hikâyelerle ilgili bir nedenle bir yere götüren kurgu hakkında konuşabilirsiniz" diyor. "Olasılıklar çok büyük." Halihazırda popüler bir çekim yeri İspanya, kısa ve ılıman kışlar, az yağış ve bazı bölgelerde yılda 3.000 saatten fazla güneş ışığı alan iklimi ve kurak çölden yemyeşil ormanlara veya Akdeniz'e kadar uzanan manzara çeşitliliği sayesinde film çekimleri için her zaman popüler bir yer oldu. Almeria, 1960'larda İtalyan yönetmen Sergio Leone'nin "İyi, Kötü ve Çirkin" gibi ünlü Spagetti Western filmleri için Tabernas çölünü seçmesiyle gündeme geldi. Santos, "İspanya onlarca yıldır filmleri turizmi teşvik etmenin bir yolu olarak kullanıyor," diyor. "Ancak bugün, turizm modelimizin sosyal açıdan en sürdürülebilir model olmadığını bildiğimizden, turistikleşme ve kitleselleşmenin yoğun olduğu alanlardan başka noktalara geçmemize yardımcı olan her bir niş gerçekten çok önemli." İspanyol hükümeti ayrıca 2020'den bu yana uluslararası film yapımlarını çekmek için harcanan ilk milyon euro için yüzde 30 ve geri kalanı için yüzde 25 vergi kredisi sunuyor. Kamu film çekimi izinleri kolaylaştırıldı ve uluslararası yapım ekiplerine vize verme süreci basitleştirildi. İspanya Film Komisyonu'na göre bu yapımlar şu anda 1.32 milyar euroluk (55 milyar 17 milyon 600 bin Türk Lirası) bir ekonomik etki yaratıyor. Ve İspanya'nın bu büyüyen trend için en iyi destinasyon olarak ortaya çıktığının bir işareti olarak, film turizmi üzerine ilk Avrupa kongresi önümüzdeki ay ülkede düzenlenecek. Bu kitle turizmine bir çözüm olabilir mi? Aynı zamanda, İspanya'da kitle turizmine karşı protestolar geçen yıldan bu yana devam ediyor. Yerel halk, kısa dönemli kiralamaların yol açtığı ciddi konut krizinden başlayarak, yaşamları üzerindeki olumsuz etkilerden şikayetçi. Hatta geçtiğimiz yaz, Barselona'da turistlere su tabancalarıyla su sıkıldı. Peki, bu yeni turizm türü bir çözüm sağlayabilir mi? Alonso, "Bizim için ekran turizmi, sürdürülebilirlikle daha bağlantılı yeni bir iş yapma biçimi," diyor. "Bu, plajda yüzmek gibi yılın belirli bir zamanına bağlı olmayan bir turizm türü ve aynı zamanda trafiği hiç ziyaret etmeyi düşünmediğiniz yerlere yönlendirmemize olanak tanıyor." Bu, İspanya'nın çeşitli yerlerine turlar düzenleyen Lorens'in de paylaştığı bir vizyon. Minotti, "Bu müşteriler elbette ana anıtları görmek istiyor, ancak onları sinemanın öne çıkardığı ikincil bir yere götürdüğümüzde, her zaman ortaya çıkan hayranlıklar elde ediyorsunuz," dedi.

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Çifte Rekor Haber

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Çifte Rekor

İstanbul Sabiha Gökçen (İSG) Uluslararası Havalimanı’nda, Ramazan Bayramı nedeniyle yoğunluk yaşanırken 29 Mart 2025’te yolcu trafiğinde ve uçuş sayısında tüm zamanların rekoru kırıldı. Türkiye’nin ikinci, Avrupa’nın onuncu en yoğun havalimanı olarak 41,5 milyon yolcu ile 2024 yılını rekorla tamamlayan İstanbul Sabiha Gökçen (İSG) Uluslararası Havalimanı, Ramazan Bayramı ve ara tatil döneminde iki yeni rekora daha imza attı. 29 Mart 2025 tarihinde iç hatlarda 65 bin 864, dış hatlarda 75 bin 296, toplam 141 bin 160 kişi olarak tüm zamanların en yüksek yolcu sayısına ulaşıldı. Aynı gün iç hatlar 344, dış hatlar 433 olmak üzere toplam 777 uçuş ile tüm zamanların en yüksek uçuş sayısı rekoru da kırıldı. Daha önceki yolcu sayısı rekoru 10 Ağustos 2024 tarihinde 134bin 289 kişi olarak kaydedilmişti. En yüksek uçuş sayısı rekoru ise 24 Kasım 2024’te 740 uçuş olarak gerçekleşmişti. 28 Mart - 6 Nisan tarihleri arasında Ramazan Bayramı ve okulların ara tatiliyle birlikte 30 Mart’tan itibaren yaz sezonu tarifesinin başlayacak olması dolayısıyla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda uçuş sayıları ve yolcu trafiğinde yüzde 8’lik artış beklendiği açıklanmıştı. 28 Mart - 6 Nisan aralığında tahmini olarak 3 bin 200 iç hat ve 4 bin 200 dış hat uçuşu, yolcu trafiğinde de 550 bin iç hat ve 690 bin dış hat misafir beklendiği belirtilmişti. Avrupa Havalimanları Konseyi (ACI EUROPE) Ocak 2025 Hava Trafik Raporu’na göre, ISG Avrupa’da MAJOR Havalimanları (40 milyon üzeri yolcu kapasiteli) arasında en hızlı büyüyen havalimanı olarak öne çıktı. Ocak ayında yüzde 16,2 yolcu artışı sağlayan Sabiha Gökçen, Londra Gatwick, Roma Fiumicino, Madrid ve Paris-Charles de Gaulle havalimanlarını geçerek 8. olurken, 2024 yılının aynı dönem performansına göre 1. oldu. İstanbul ve çevresindeki merkezlere yakınlığıyla “Şehrin Havalimanı” olarak anılan Sabiha Gökçen Havalimanı, 52 ülkede 38 iç hat ve 104 dış hat olmak üzere İstanbul’u toplamda 142 destinasyon ile buluşturuyor. Havalimanında yoğunluk önlemleri alındı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda beklenen yoğunluk öncesinde hayata geçirilen kapsamlı hazırlıklar sayesinde yolcular rahat ve sorunsuz şekilde seyahatlerini gerçekleştiriyor. Bu kapsamda, operasyon, güvenlik ve temizlik hizmetlerinde ek planlamaların yanı sıra yoğun saatlerde personel sayısı artırıldı. Dış hat pasaport kontrol noktalarında, güvenlik geçişlerinde ve e-pasaport banko alanlarında kapasite artırma çalışmaları sürerken gelen ve giden yolcu pasaport kontrol noktaları sayısı artırıldı. Son olarak yapılan 18 adet ilaveyle birlikte terminal genelindeki e-pasaport banko sayısı 34’e ulaştı. Terminalde yolcu işlem süresini ve kuyruk bekleme sürelerini azaltmak adına daha önce 88 adet olan X-Ray cihazlarının sayısı 110’a çıkarıldı. Havalimanındaki teknoloji imkanlarının yaygınlaştırılması ve konukların konforlu zaman geçirmesini sağlamak amacıyla 2025 Mart ayı itibarıyla terminal genelinde Wi-Fi hizmetindeki süre sınırı tamamen kaldırarak ücretsiz ve sınırsız Wi-Fi erişimi devreye alındı. Terminal içerisindeki soğutma - havalandırma sistemlerinin de kapasitesi artırıldı. Açık otopark alanında 708 araçlık ek kapasite sağlayan ‘üçgen otopark’ın ardından 8 milyon avro yatırımla mevcut otopark kapasitesini yüzde 23 artıracak olan Holistik Otopark Projesi ise devam ediyor.

IKEA, İkinci El Mobilya Pazarını Büyütüyor Haber

IKEA, İkinci El Mobilya Pazarını Büyütüyor

IKEA, ikinci el mobilya pazarına olan ilgiyi değerlendirmek için Avrupa’daki faaliyetlerini genişletmeye hazırlanıyor. İsveçli çok uluslu şirket, Madrid ve Oslo’da yürüttüğü pilot projelerin başarılı sonuçlar vermesi üzerine bu modeli Ağustos ayına kadar tüm İspanya ve Norveç’te uygulamayı planlıyor. IKEA’nın en büyük franchise’ı Ingka Group’un CEO’su Jesper Brodin, "Sistem işe yarıyor, insanlar bunu seviyor" dedi. Bu doğrultuda, Madrid’den tüm İspanya’ya ve Oslo’dan Norveç geneline yayılacak bu modelin birkaç yıl içinde Avrupa’daki tüm pazarlara taşınması hedefleniyor. Madrid ve Oslo’daki pilot uygulama, IKEA Preowned web sitesine yaklaşık 200.000 ziyaretçi çekerek binlerce müşterinin ilgisini kazandı. Şirket, bu süreçte satıcılara, belirlenen satış fiyatının yüzde 15 fazlasına eşdeğer mağaza kuponlarıyla ödeme yapma seçeneği sundu. Brodin, kuponları kabul eden müşteri oranının beklediğinden yüksek olduğunu belirtti. Ancak ikinci el mobilya satışları, müşteri ilgisine rağmen kârlılık açısından zorluklarla karşı karşıya. IKEA, çevresel etkilerini azaltmaya yönelik adımlar atmaya devam etse de, yeşil aktivistler şirketin hala uzun bir yol kat etmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle Greenpeace’in IKEA’yı ormansızlaştırma konusunda sorumsuzlukla suçladığı soruşturma, firmanın sürdürülebilirlik taahhüdünü sorgulattı. Geçtiğimiz hafta sürdürülebilirlik politikaları hakkında konuşan Brodin, şirketin sürdürülebilir uygulamalara bağlılığını yineleyerek, iklim değişikliğiyle mücadelede ekonomik kayıp yaşanacağına dair bir mit olsa da, IKEA’da bunun tam tersini gördüklerini belirtti.

Uluslararası Turizm Salgın Sonrası Yükselişte Haber

Uluslararası Turizm Salgın Sonrası Yükselişte

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütü, 2024 yılında uluslararası seyahat eden kişi sayısının 1,4 milyara ulaştığını açıkladı. Bu, COVID-19 salgınının yarattığı tarihi krizin ardından turizm sektörünün tam anlamıyla toparlandığını gösteriyor. YÜZDE 11'LİK ARTIŞ Madrid merkezli BM Dünya Turizm Örgütü’nün paylaştığı verilere göre, 2024’te uluslararası seyahat eden kişi sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 11 artış göstererek yaklaşık 140 milyon kişi daha fazlaya ulaştı. Bu artış, salgın öncesi rakamları yakalamayı ve aşmayı başardı. EN FAZLA ARTIŞ ORTA DOĞU'DA 2019 ile 2024 arasındaki veriler karşılaştırıldığında, en fazla ziyaretçi artışı Orta Doğu, Avrupa ve Afrika bölgelerinde gerçekleşti. Orta Doğu’yu ziyaret eden turist sayısı 2019’a kıyasla yüzde 32 artarak 95 milyona, Afrika’yı ziyaret edenler yüzde 7 artışla 74 milyona, Avrupa’ya gelen ziyaretçiler ise yüzde 1 artışla 747 milyona ulaştı. TOPARLANMA SÜRECİ TAMAMLANDI BM Dünya Turizm Örgütü Genel Sekreteri Zurab Pololikaşvili, 2024’te küresel turizmin salgın sonrası toparlanma sürecini tamamladığını belirtti. Pololikaşvili, geçtiğimiz yılki verilerin, birçok bölgede turist sayılarının ve özellikle turizm gelirlerinin 2019 seviyelerini geçtiğini gösterdiğini vurguladı. BÜYÜME 2025’TE DE SÜRECEK Turizm sektöründeki güçlü talebin devam ettiğini vurgulayan Pololikaşvili, 2025 yılında da büyümenin süreceğini öngördüklerini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.