Hava Durumu

#Gastronomi

TOURISMJOURNAL - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü Haber

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4'üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4'üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye'nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.

Angola Turizmde Küresel Sahneye Çıkıyor Haber

Angola Turizmde Küresel Sahneye Çıkıyor

Angola Turizm Bakanlığı ile Berlin'deki Dünya Turizm Forumu Enstitüsü (WTFI) ev sahipliğinde düzenlenen Global Tourism Forum Angola Liderler Yemeği, Almanya, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın da aralarında bulunduğu dünyanın dört bir yanından turizm uzmanları ve yatırımcılar için serilen kırmızı halıyla görkemli bir başlangıç yaptı. Bu özel akşam, dünyanın en büyük turizm fuarı ITB Berlin 2026'nın ilk gününde, resmi ev sahibi ülke olan Angola onuruna gerçekleştirildi. “ITB turizmin mabedi olarak görülüyor,” diyor Angola Cumhuriyeti Turizm Bakanı Márcio de Jesus Lopes Daniel, Euronews Travel'a verdiği röportajda. “ITB'deyseniz, dünyadaki turizme yön veren platformun tam merkezindesiniz.” Özenle hazırlanmış yemekler ve hararetli sohbetler eşliğinde Daniel, ülkesinin masaya ne koyduğunu ve neyi hedeflediğini anlatıyor. Angola'nın henüz geniş kitlelerce bilinen bir destinasyon olmadığını vurguluyor: “Ülkemizi tanıtmak istiyoruz, çünkü biliyoruz ki kimse bilmediği bir yeri ziyaret etmez; bu yüzden kendimizi dünyaya tanıtmak zorundayız.” Turizm Angola için 'kilit sütun' Güney Afrika ülkesi iddialı hedefler koymuş durumda. Ekonomisini çeşitlendirmek için çalışıyor; turizm de “kilit sütun” olarak belirlenen alanlardan biri. Şimdilik petrol ve gaz, Angola'nın GSYİH'sinin yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor. Ancak ülke, Angola Ekonomik Koordinasyondan Sorumlu Devlet Bakanı José de Lima Massano'nun anlattığına göre, ekonomik büyümeyi hızlandırmaya yardımcı olabilecek diğer sektörleri de tespit etmeye çalışıyor. Turizm de bunlardan biri. Berlin'e Angola'nın güzelliklerini ve potansiyelini sergilemek için gelmiş olsa da, ITB'ye ve Global Tourism Forum yemeğine ev sahipliği yapmanın arkasındaki başlıca hedeflerden biri de sermaye mobilize etmekti. “Turizmin, Angola'nın ülkeyi sosyal ve ekonomik kalkınmada bir üst seviyeye taşımaya çalıştığı bu dönemde çok özel bir rolü olduğuna inanıyoruz,” diyor Lima Massano Euronews'e. Yoğun çabanın meyvesi de alınmaya başlamış. “Yedi yıllık bir dönemde çok şey yaptılar,” diyor Dünya Turizm Forumu Enstitüsü Başkanı Bulut Bağcı. Bağcı'ya göre Angola'nın ev sahipliği yaptığı Global Tourism Forum Leaders Dinner, turizmin ülkenin en öncelikli sektörleri arasında yer aldığı bir ortamda “oluşturma sürecinin temeli ve platformu” niteliğinde. Angola: Cennetten bir köşe Angola'nın sunacağı çok şey var. Safarilerden tropikal bitki örtüsüne kadar ülke tam bir maceraperest cenneti. “Güney Afrika ülkesi, bakir plajlarla bezeli 1.650 kilometrelik bir kıyı şeridine ve safari yapabileceğiniz milli parklara sahip,” diyor Daniel. Ayrıca Angola, dünyanın en eski çölü Namib Çölü'ne ve Afrika'nın en büyük şelalelerinden biri olan Kalandula Şelaleleri'ne ev sahipliği yapıyor. Lima Massano da Angola'nın eşsiz güzelliğinden Euronews'e bahsediyor: “Nereye giderseniz gidin, kuzeye, güneye, doğuya, batıya; ülke, pek çok ulusal ve doğal güzellikle kutsanmış durumda.” Ancak manzaralar ne kadar büyüleyici olursa olsun, Angola'yı gerçekten tanımlayan şey halkı ve benzersiz kültürü. Ziyaretçiler, yalnızca güzellikleri seyretmeye değil, sıcak ve misafirperver bir toplumun içine karışmaya da hazırlıklı olmalı. Kültürünün özünü anlatırken Lima Massano'nun yüzü aydınlanıyor. “Angola'da hayatın tadını çıkarırız,” diyor. “Orada olduğunuzda müziğe, gastronomiye, ülkenin kültürüne açık olmalısınız. Dahil olmaya, eğlenmeye hazır olun. Çünkü biz misafirperver bir ülkeyiz. Adeta kocaman bir aileyiz.” Angola'nın çok canlı bir gastronomi ve ağırlama kültürüne sahip olduğunu ekleyen Daniel, ülkenin gerçekten benzersiz bir deneyim sunduğunu söylüyor. “Büyük ölçüde el değmemiş ve keşfedilmemiş,” diyor. “Hayatın ritmini kendi başına hissedebiliyorsunuz.” Angola özellikle maceracı gezginler için biçilmiş kaftan. “Yerel kabilelerle iç içe bir deneyim yaşayabilirsiniz,” diyor Daniel. “Bu da deneyimi gerçekten benzersiz kılıyor.” Aynı zamanda ülke, gelecekte her şey dahil tatil köyleri, oteller ve eko-lodgeler geliştirerek hedef kitlesini genişletmeyi ve aileleri de ülkeyi keşfetmeye davet etmeyi planlıyor. Ancak turizm sektörünü geliştirmeye ve büyütmeye odaklanırken Angola, halkına ve çevresine karşı da sorumlu davranmak istiyor. Ülke, lüks ve üst segment turizme ağırlık vererek eşsiz doğal güzelliklerini korumayı amaçlıyor. “Kitle turizmi yapmama stratejimiz var, çünkü doğayı korumak istiyoruz,” diyor Daniel. Yapay zekâ desteğiyle turizm sektörünü güçlendirmek İşte bu noktada yapay zekâ, Angola'nın çekmek istediği ziyaretçilere ulaşmasına yardımcı olarak kilit bir rol oynayabilir. Turistlerin ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak onlara daha etkili biçimde karşılık verebileceğini anlatıyor Lima Massano. Peki nasıl? Yapay zekâ, Angola'nın turist verilerini izlemesine yardımcı olabilir. “En önemli konu bu,” diyor Bağcı. Turizm, ekonomik altyapının en büyük sütunlarından biri. “Ülkenizi geliştirmek istiyorsanız, her şeyden önce turizme odaklanmanız gerekir.”

Yunanistan, Denizden Ulaşılan Gastronomide Zirvede Haber

Yunanistan, Denizden Ulaşılan Gastronomide Zirvede

Euronews’te yer alan habere göre; BoatBooker tarafından yapılan bir araştırma, Yunanistan’ın yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen gastronomi destinasyonları açısından bir numaralı ülke olduğunu ortaya koydu. Yunanistan, yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen gastronomi destinasyonları sıralamasında dünyada bir numaraya yerleşerek, “deniz kenarında yemek yeme” kültürünün tartışmasız küresel başkenti olarak kendini kanıtlamıştır. BoatBooker tarafından 45 ülkede 1.000’den fazla destinasyonun analiz edildiği küresel bir araştırmada, Yunanistan, katı kriterleri karşılayan 349 benzersiz restoranıyla diğer tüm destinasyonları büyük bir farkla geride bıraktı: sadece deniz yoluyla ulaşılabilir olması, en az 4,5 yıldız puanına sahip olması ve çok sayıda yorum alması. Yunanistan’ın tamamı yüksek performans gösterirken, Saronic, İyon ve Oniki Adalar en yüksek puanların en yoğun olduğu bölgeler oldu; Hydra, Paxos ve Symi ise ülkenin en istikrarlı denizcilik gastronomi merkezleri olarak öne çıktı. Çalışma ve ortaya çıkan veriler Şunu kabul edelim: Popüler turistik yerlerin kalabalığı, trafiği ve telaşı, harika bir gastronomi deneyimini mahvetmenin en hızlı yollarından biridir. Peki ya akşam yemeğine giden yolculuk, sadece bir rahatsızlık olmaktan ziyade, akşamın en güzel anı olsaydı? ‘Akdeniz avantajı’ ve ‘elitlerin’ yükselişi Araştırmalar, Akdeniz’in ada misafirperverliğinin baskın merkezi olmaya devam ettiğini gösteriyor. Yunanistan, Hırvatistan ve İtalya birlikte, dünya genelinde “iskele ve yemek” kriterlerini karşılayan restoranların %70’inden fazlasını oluşturuyor. Aslında, Yunanistan tek başına küresel toplamın %34’ünü karşılıyor ve denizcilik erişilebilirliğini vurgulayan altyapı için bir ölçüt görevi görüyor. Çalışmanın başlangıç ​​noktası 4,5 yıldız olmasına rağmen, belirgin bir grup mekan bu yüksek seviyeyi bile aşmayı başardı. Restoranların yaklaşık %24’ü 4,8 yıldız veya daha yüksek, neredeyse mükemmel bir puan aldı. Bu, özel bir deniz erişim alanının operasyonel gereksinimlerinin (yakıt ikmali, atık yönetimi ve mevsimsel enerji yeterliliği gibi) genellikle kalite ve hizmete olan bağlılığın artmasıyla birlikte geldiğini göstermektedir. Gözlerden uzak lüks mü yoksa ikonik mekanlar mı? Veriler, yolcuların tercihlerinde belirgin bir farklılaşmayı ortaya koyuyor: Yoğun ziyaretçi trafiğine sahip mekanlar: Endonezya’daki Mambo Beach Restaurant ve Maldivler’deki Navio gibi yerler, “büyük ölçekli mahremiyet” konseptini mükemmelleştirerek binlerce misafire hizmet verirken mükemmel puanlarını koruyorlar. Gizli hazineler: Listenin %40’ından fazlası, 100-300 arası yorumu olan küçük, genellikle aile işletmesi olan yerlerden oluşuyor. Bu rakam, özel tekne veya deniz taksisiyle seyahati içeren daha otantik, “keşifsel” gastronomi deneyimlerine yönelik giderek artan bir eğilimi yansıtıyor. Endonezya, ağırlık bazında şampiyon: Seçenek sayısı bakımından Yunanistan Endonezya’yı geride bıraksa da, Endonezya şu anda çalışmada en yüksek ağırlığa sahip restoran olan Mambo Beach Restaurant‘a ev sahipliği yapıyor. Bu durum, Nusa Adaları’nı geleneksel Avrupa deniz ürünleri destinasyonlarına uluslararası bir rakip haline getiriyor ve bugüne kadar Akdeniz’in hakimiyetine meydan okuyan, dünya standartlarında kalite sunuyor. BoatBooker’ın SEO sorumlusu Joris Zantvoort, “Birçok gezgin için yemek, seyahat deneyiminin temel bir unsurudur,” diyor. “Ancak, özellikle kalabalık yerlerde doğru restoranı bulmak oldukça zor olabilir.” “Bu çalışmanın amacı, gezginleri, yemeklerin daha rahat bir ortamda yendiği ve tekneyle ulaşımın genel deneyimin ayrılmaz bir parçası olduğu adalardaki yüksek puanlı restoranlara yönlendirmektir.” “Yorumları analiz ederek, hazırlığı ödüllendiren ve daha yavaş bir seyahat temposunu tercih eden, böylece mekanla bağlantıyı güçlendiren ve daha anlamlı bir mutfak deneyimi sunan yerleri öne çıkarmak istedik. Bu tür deneyimlerin, seyahat zamanı veya destinasyonundan bağımsız olarak dünyanın her köşesinde mevcut olması özellikle cesaret verici.” Endeks nasıl oluşturuldu? BoatBooker, 2026 yılı için en iyi liman ve restoran yıldızlarını belirlemek amacıyla dünyanın dört bir yanından usta denizcilerin binlerce benzersiz başvurusunu işledi. Bu sıralama, deniz yoluyla özel erişime sahip, yüksek performanslı çok sayıda ada restoranını bünyesinde barındıran ülkeleri ödüllendiriyor. ● Sadece deniz yoluyla erişim: Mekanlara erişimin yalnızca tekne veya feribotla mümkün olduğunu doğrulamak için kapsamlı bir denetim gerçekleştirildi. Köprü veya karayoluyla bağlantılı restoranlar, çalışmanın tamamen akşam yemeğine giden yolculuğun genel keyfin önemli bir unsuru olduğu deneyime odaklanması amacıyla kapsam dışında bırakıldı. ● Seçim kriterleri: Her işletmenin Google’da en az 100 doğrulanmış yorumu ve minimum 4,5 yıldızlık bir puanı olması gerekiyordu. ● Ağırlıklı puanlama: Nihai sıralama için, ortalama puanı toplam yorum sayısıyla birleştiren belirli bir ağırlıklı endeks (0-100 ölçeği) uygulandı. Bu, çok sayıda ziyaretçisi olan popüler restoranlar ile daha küçük, daha az bilinen “gizli cevherler” arasında dengeli bir karşılaştırma sağlar. ● Coğrafi yaklaşım (Yunanistan): Bu uygulama, ülkenin açık üstünlüğünü vurgularken, nihai endekste daha dengeli bir uluslararası temsile olanak tanır.

Michelin listesine göre dünyadaki en iyi otel restoranları Haber

Michelin listesine göre dünyadaki en iyi otel restoranları

Dünya çapındaki en lüks oteller, konfor ve prestijin ötesine geçerek mutfaklarını da dikkat çekici birer çekim merkezi haline getiriyor. Michelin Rehberi’nin en yüksek derecesi olan üç Michelin yıldızına sahip otel içi restoranlar, artık sadece konaklama özellikleriyle değil, bizzat gastronomi destinasyonu olarak ön plana çıkıyor. Forbes, dünyada halihazırda üç Michelin yıldızına sahip otel içi restoranları listeledi. Fransa Fransa, Michelin rehberinin tarihinde merkezi bir konumda bulunuyor ve üç Michelin yıldızlı otel restoranlarının sayısında dünya lideri konumunda: Cheval Blanc St. Tropez – La Vague d’Or: Şef Arnaud Donckele yönetiminde Provence mutfağı, deniz kenarında zarif bir ortamda sunuluyor. Cheval Blanc Paris – Plénitude: Seine Nehri manzaralı mekânda modern Fransız mutfağı ve kusursuz teknikler ön planda. Four Seasons Hotel George V – Le Cinq: Şef Christian Le Squer’in deniz ürünleri ağırlıklı menüsü, klasik Paris atmosferinde. Hôtel de Paris Monte-Carlo – Le Louis XV-Alain Ducasse: Akdeniz malzemeleriyle sade ama zarif lezzetler. Flocons de Sel (Megève): Alpler’in yerel ürünleriyle hazırlanmış menüler. Le Bristol Paris – Epicure: Klasik Fransız mutfağının çağdaş yorumu. Hôtel Balzac – Pierre Gagnaire: Yaratıcı modern Fransız yemekleri. Hôtel & Spa du Castellet – La Table du Castellet: Sebze ağırlıklı Akdeniz mutfağı. Baumanière Les Baux-de-Provence – L’Oustau de Baumanière: Gelenek ve modern tekniklerin birleşimi. Les Prés d’Eugénie: Şef Hugo Souchet’in klasik dokunuşlarıyla tarihi atmosferde sunum. Maison Moizeau – La Marine: Atlantik deniz ürünleriyle öne çıkan menüler. La Réserve Paris – Le Gabriel: Napolyon III tarzı binada modern Fransız mutfağı. Le Petit Nice (Marsilya): 65’ten fazla balık türüyle zengin deniz ürünleri menüsü. Almanya Almanya’da üç Michelin yıldızına sahip otel restoranları genellikle uzun süredir aile işletmeleri tarafından sürdürülen geleneklere dayanıyor: Hotel Bareiss – Bareiss: Bölgesel ürünlere dayalı zarif mutfak. Hotel Traube Tonbach – Schwarzwaldstube: Karaorman mutfağının özgün tatları. Hotel Vier Jahreszeiten (Hamburg) – Restaurant Haerlin: Alster Gölü manzaralı zarif deniz ürünleri. The Ritz-Carlton Wolfsburg – Aqua: Şef Sven Elverfeld’den modern Alman mutfağı yorumu. İtalya İtalya’daki üç yıldızlı otel restoranları, genellikle tarihi binalar veya geniş bağ-çiftlik çevreleriyle dikkat çekiyor: Da Vittorio: Aile işletmesi, geleneksel lezzetleri modern dokunuşla sunuyor. Il Boscareto Resort & Spa – La Rei Natura: Piedmont bölgesinde, bağ manzaralı restoran; foraj ve sezonsal malzemelere odaklanıyor. Baglioni Hotels & Resorts Palazzo Firenze – Enoteca Pinchiorri: Modern İtalyan mutfağı ve Avrupa’nın en seçkin şarap koleksiyonlarından biri. Rome Cavalieri, A Waldorf Astoria – La Pergola: Roma manzarası eşliğinde Akdeniz mutfağı Villa Crespi (Lake Orta): Şef Antonino Cannavacciuolo, kuzeyin disipliniyle güneyin enerjisini birleştiriyor. Japonya Four Seasons Hotel Tokyo at Marunouchi – SÉZANNE: Klasik tekniklerle hazırlanmış yüksek mutfak, Tokyo’nun merkezinde. Hollanda Librije’s Hotel (Zwolle) – De Librije: Eski bir hapishane binasında yer alan restoran, yerel üretim ve Hollanda terroirine odaklanıyor. İspanya İspanya’daki üç yıldızlı otel restoranları, İber mutfağı ve yenilikçi tekniklerle dikkat çekiyor: Atrio Restaurante Hotel – Atrio: Şef Toño Pérez’in liderliğinde zarif İber mutfağı ve geniş şarap koleksiyonu. Akelarre (San Sebastián): Yeni Bask mutfağının öncülerinden, deniz manzaralı restoran. Monument Hotel (Barselona) – Lasarte: Şef Paolo Casagrande’nin çağdaş İspanyol mutfağı örnekleri. İsviçre İsviçre’de restoranlar genellikle hem çevresel sezonsallığı hem de teknik disiplini ön planda tutuyor: Grand Resort Bad Ragaz – Sven Wassmer Memories: Alpler’in yerel ürünlerinden oluşturulan modern menüler. Grand Hotel Les Trois Rois (Basel) – Cheval Blanc by Peter Knogl: Klasik Fransız tekniğiyle zarif bir nehir kenarı atmosferi. Schloss Schauenstein (Fürstenau): 12. yüzyıldan kalma kalede şef Andreas Caminada yönetiminde çağdaş mutfak.Tayvan Palais de Chine Hotel (Taipei) – Le Palais: Avrupa esintili mekan tasarımıyla dikkat çekiyor.Tayland Mandarin Oriental, Bangkok – Le Normandie by Anne-Sophie Pic: Chao Phraya Nehri kıyısında yer alan restoran, Fransız haute cuisine geleneğini Tayland’ın zarif misafirperverliğiyle birleştiriyor. Çin Hong Kong, dünyada üç Michelin yıldızına sahip otel restoranlarının en yoğun bulunduğu merkezlerden biri olmaya devam ediyor: Four Seasons Hotel Hong Kong – Caprice: Şef Guillaume Galliot yönetiminde, Fransız mutfağının rafine örneklerini liman manzarası eşliğinde sunuyor. The Langham, Hong Kong – T’ang Court: Şef Wong Chi Fai, Art Deco tarzında dekore edilmiş salonda geleneksel Kanton yemekleri hazırlıyor. The Landmark Mandarin Oriental – Amber: Hollanda doğumlu Şef Richard Ekkebus’un liderliğinde Fransız mutfağını modern bir bakışla yorumluyor. Restoranın yenilenen iç mekânı ve şarap mahzeni, mutfak ile misafir alanı arasında doğrudan etkileşim sağlıyor. Makau (Çin) Grand Lisboa Hotel – Robuchon au Dôme: Efsanevi şef Joël Robuchon’un klasik Fransız mutfağı mirasını, ikonik kubbeli yapısında yaşatıyor. City of Dreams – Jade Dragon: Şef Kelvin Au Yeung, Kanton mutfağını sezonsal malzemeler ve detaylı tekniklerle üst seviyeye taşıyor. Birleşik Krallık The Dorchester – Alain Ducasse at The Dorchester: Hyde Park karşısındaki ünlü otelde Şef Jean-Philippe Blondet yönetiminde hizmet veren restoran, Ducasse’ın imza tariflerini teknik ustalıkla sunuyor. The Connaught – Hélène Darroze at The Connaught: Mayfair’in kalbinde yer alan tarihi otelde, Fransız mutfağının zarif örnekleri sunuluyor. Şef Darroze’un mutfak felsefesi, Şef Marco Zampese ve Timothée Martin Nadaud’un özgün dokunuşlarıyla birleşiyor. The Waterside Inn (Bray): Thames Nehri kıyısında yer alan bu restoran, Alain Roux’un önderliğinde babası Michel Roux’un klasik Fransız mutfağı mirasını sürdürüyor. Şirin kır evi konaklama seçeneğiyle öne çıkıyor. ABD ABD’deki üç Michelin yıldızlı otel restoranları, sıcak konukseverlik ile üst düzey mutfak tekniklerini bir araya getiriyor: Fairmont Grand Del Mar (San Diego) – Addison: Güney Kaliforniya’nın tek üç yıldızlı restoranı. Şef William Bradley, mevsimsel ürünlerle Fransız esintili çağdaş mutfak örnekleri sunuyor. SingleThread Inn (Healdsburg, Kaliforniya) – SingleThread Restaurant: Şef Kyle Connaughton ve çiftçi Katina Connaughton’un sahip olduğu bu otel, beş odalı butik bir işletme. 5 dönümlük organik çiftliklerinde yetişen ürünlerle Japon “aiseki” geleneğinden esinlenmiş yemekler hazırlanıyor. The Inn at Little Washington (Virginia) – The Inn at Little Washington Restaurant: Şef Patrick O’Connell’in yönettiği restoran, ABD’nin en tanınmış fine dining mekanlarından biri. İngiliz antikalarıyla dekore edilmiş sömürge dönemi tarzındaki otel, gastronomi tutkunları için özel bir konaklama deneyimi sunuyor.

Kozan, Turizmde Yeni Bir Destinasyon Olmaya Hazırlanıyor Haber

Kozan, Turizmde Yeni Bir Destinasyon Olmaya Hazırlanıyor

Adana'nın narenciye, bal ve kuru meyve üretiminde öncü ilçesi Kozan, Efes Antik Kenti'nin yedi katı büyüklüğünde olduğu belirtilen tarihi Anavarza Antik Kenti, turizmde hak ettiği payı almak için hazırlıklara başladı. Nisan ayında portakal çiçeği kokuları eşliğinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanan ilçe için turizm paydaşları bir araya geldi. Kozan Belediyesi, ilçenin turizm potansiyelini tanıtmak amacıyla Adana Turist Rehberleri Odası yönetimi ile yerli ve yabancı turistlere rehberlik yapan profesyonelleri ilçede ağırladı. Gün boyu tarihi ve turistik alanları gezen heyet, iftarın ardından Tarihi Arıkan Konağı'nda bir araya geldi. Her yıl yaklaşık 700 bin turistin katıldığı Portakal Çiçeği Karnavalı'nın bir ayağının Kozan'da gerçekleştirilmesi için girişimlerin tamamlandığı belirtilirken, karnavalın ikinci haftasında ilçeye yerli ve yabancı turist kafilelerinin gelmesi için hazırlıkların sürdüğü ifade edildi. "Kozan'ı sadece üretimle anlatmak eksik kalır" Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, ilçenin yalnızca tarımla değil; tarih, doğa ve ekoturizm potansiyeliyle de ön plana çıkması gerektiğini söyledi. Atlı, "Kozan'ı gittiğimiz her yerde anlatıyoruz. Biz üretken bir ilçeyiz ancak Kozan'ı sadece üretim ve tarımla ilişkilendirmek, ilçenin yalnızca bir yönünü anlatmak olur. Kozan aynı zamanda tarih, turizm, ekoturizm ve doğal güzellikler demektir" dedi. İlçenin çok katmanlı tarihine dikkat çeken Atlı, "Kalesi Asurlulardan, köprüsü Romalılardan, camisi Memlüklerden kalan ve sadece 500 metrelik bir alanda bu kadar zengin tarihi mirasa sahip bir yerden söz ediyoruz. Anavarza'yı ise henüz anlatmaya bile başlamadık. Amacımız, Kozan'ın tarihini, doğal güzelliklerini ve gastronomisini ekonomik değere dönüştürerek hane halkının gelirine katkı sağlamak ve güçlü bir turizm destinasyonu oluşturmaktır" ifadelerini kullandı. Rehberlerden destek: "Kozan hak ettiği yere ulaşacak" Adana Bölgesel Rehberler Odası Başkanı Salih Soner İnce, bölgenin tarihi ve gastronomi zenginliğinden etkilendiklerini belirterek şunları söyledi: "Sayın Başkanımızın daveti üzerine geniş bir ekiple bölgeyi ziyaret ettik. Tarihi ve turistik yerleri yerinde görme fırsatı bulduk. Gastronomisinin ne kadar güçlü olduğunu deneyimledik. Kozan'ın hak ettiği konuma ulaşması için elimizden gelen desteği vereceğiz. Portakal çiçeği kokusunu hissedeceğimiz şehir Kozan'a büyük bir ekiple geleceğiz. Karnaval yetkilileriyle görüştük, gerekli onaylar alındı. Bir sonraki hafta Kozan'dayız" dedi. Hedef: Eko turizm, tarih ve doğa ile yeni destinasyon Toplantıda, Adana merkezde düzenlenen etkinliklerin Kozan ayağıyla zenginleştirilmesi planlandı. Ziyaretçilerin narenciye bahçelerinde ağırlanması ve tarihi Kozan Çarşısı'nda portakal çiçekleri eşliğinde başlayacak turizm hareketliliğiyle ilçenin yerli ve yabancı turistlerin yeni gözdesi olması bekleniyor.

Turizm ve gastronomi sektörü Antalya’da FSUMMIT 2026’da buluştu Haber

Turizm ve gastronomi sektörü Antalya’da FSUMMIT 2026’da buluştu

Turizm, gastronomi ve ağırlama sektörlerinin yatırım, teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillendiği bir dönemde, 6. Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi (FSUMMIT) perşembe günü Antalya’daki NEST Kongre Merkezi’nde başladı. Zirve, yarın sona erecek. Sözen Group tarafından düzenlenen ve Türkiye’yi uluslararası ölçekte güçlü bir turizm ve gastronomi destinasyonu olarak konumlandırmayı hedefleyen FSUMMIT, bu yıl “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” temasıyla gerçekleştiriliyor. Gastronomi turizminin geleceğini şekillendiren ulusal ve uluslararası paydaşları aynı platformda buluşturuyor. Açılış oturumunda yapılan konuşmalarda gastronomi, yalnızca bir yeme-içme sektörü olarak değil, tarımdan finansa, sürdürülebilirlikten marka değerine kadar büyük bir ‘yaşam ekosistemi’ olarak nitelendirildi. İki gün sürecek zirvede; değişen misafir beklentileri, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yerel kaynak kullanımı gibi başlıklar, ağırlama sektörünün yeni iş modelleri çerçevesinde değerlendiriliyor. Konaklama, gastronomi, teknoloji, yatırım ve destinasyon yönetimi arasındaki ilişkiler, uzman konuşmacılar ve sektör temsilcilerinin katılımıyla çok boyutlu şekilde tartışılıyor. Program kapsamında ayrıca, gastronomi ile destinasyon markalaşmasının kesişim noktaları, teknolojinin operasyonel süreçlere ve misafir deneyimine etkisi, çevresel sorumluluk anlayışı ve geleceğin otel-restoran yapılarında entegre çözümler gibi konular da gündemde. Sözen Group CEO’su ve FSUMMIT Kurucusu Gökmen Sözen, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde, ağırlama sektörünün çok disiplinli bir yapı olduğuna dikkat çekerek, FSUMMIT’in sektör paydaşları arasında bilgi paylaşımını ve iş birliklerini güçlendiren stratejik bir platform olmayı hedeflediğini belirtti. "Antalya sadece Türkiye’nin değil, dünyanın turizm potansiyeli en yüksek destinasyonlarından biri. Amacımız, burayı gerçek bir dünya turizm başkenti yapmak," diyen Sözen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gastronomi alanında yedi kıtadan şefleri Türkiye’ye getirerek ciddi bir network oluşturduk. Artık sadece kum ve deniz ile yetinemeyiz. Nitelikli turist için gastronomi ve tarih turizmini el ele vererek canlandırmalıyız." Sektör paydaşları Antalya’da buluştu FSUMMIT 2026, otel ve restoran yöneticileri, yatırımcılar, şefler, gastronomi profesyonelleri, F&B ve satın alma ekipleri, turizm markaları, seyahat acenteleri ve marin turizmi temsilcilerinden oluşan geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapıyor. Zirve alanında yer alan firmalar, stantlarında düzenledikleri sunumlar ve tadım etkinlikleri ile ürün ve hizmetlerini tanıtıyor. Gastronominin tüm paydaşlarından uzmanlar gün boyu süren oturumlarda kendi deneyim ve çözüm önerilerini paylaşıyor. Ziyaretçiler; gıda ve içecek markalarından endüstriyel mutfak ekipmanlarına, sofra üstü ürünlerden turizm teknolojilerine kadar birçok alandaki yenilikleri yerinde inceleme imkânı buluyor.

Sektörün önde gelen isimleri GastroMaster’da toplandı Haber

Sektörün önde gelen isimleri GastroMaster’da toplandı

Ev dışı tüketim (EDT) sektörünün öncü tedarikçilerinden g2m, bu yıl “Ustalık Her Mutfakta” konseptiyle ilk kez düzenlediği GastroMaster etkinliğinde turizm ve mutfak profesyonellerini 5 Şubat’ta Antalya’da bir araya getirdi. The Marmara Otel’de turizm profesyonelleri, otel şefleri, restoran yöneticileri ve satın alma ekipleri gibi EDT profesyonellerinin katılımıyla düzenlenen etkinlik, deneyim ve bilgi paylaşımını odağına alan güçlü bir sektör buluşmasına sahne oldu. g2m, GastroMaster’da “usta şeflerin çözüm ortağı” olma yaklaşımıyla ürün performansları, mutfak içi kullanım teknikleri ve ustalığı güçlendiren çözümlerin aktarıldığı bir deneyim alanı tasarladı. Etkinliğe 500’ü aşkın sektör temsilcisi katılırken, ilkbahar-yaz turizm sezonu öncesinde şefler kendi menülerine ilham verebilecek yeni ürünleri görme fırsatı buldu. PROFESYONEL MUTFAKLARA ÖZEL GENİŞ ÜRÜN PORTFÖYÜ SERGİLENDİ Etkinlik boyunca g2m; pastacılık, donuk unlu mamuller, donuk gıda ürünleri, HoReCa mutfak ürünleri, kahvaltılık ürünleri, kuru gıda ürünleri, makarna, bakliyat, yağ, dünya sosları, sıvı soslar ve atıştırmalık gibi kategorilerden oluşan profesyonel mutfaklara yönelik geniş ürün portföyünü sektör profesyonelleriyle buluşturdu. g2m’nin öz ve özel markaları; Lovells, Ülker, Frimer, Ülker Marifet, Besler, Ömür, McVitie’s, Bizim Pastacılık Yağları, Ülker Çokokrem, Besler Konserve, Bizim Sos, Bizim Krema, Bizim Kremşanti ve Besler Sıvı Sos’un yanı sıra distribütör markaları ve tedarikçisi olduğu birçok güçlü marka; otel mutfağı konseptli istasyonlarda tadım, uygulamalar ve birebir anlatımlarla ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Pastacılık workshoplarının yanı sıra makarna konusunda uzman bir şefin özel tarifleriyle hayata geçirilen farklı konseptteki workshoplar yoğun ilgi gördü. Katılımcılar, ürünlerin mutfak içindeki kullanım avantajlarını, performanslarını ve uygulama tekniklerini doğrudan deneyimleme imkanı yakaladı. DENİZ ALKAÇ: “GASTROMASTER, SEKTÖR İÇİN BİLGİ VE DENEYİM PAYLAŞIMI PLATFORMU OLDU” g2m Genel Müdürü Deniz Alkaç etkinliği şu sözlerle değerlendirdi: “GastroMaster buluşması ile profesyonel mutfaklara yalnızca ürün sunmayı değil; ustalığa değer katarak sektörümüzde bilgi ve deneyim paylaşımını sağlamayı hedefledik. ‘Usta şeflerin çözüm ortağı olma’ yaklaşımımızla mutfakta başarının iyi malzemelerin yanında, doğru çözüm ortağıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Bu buluşmada şeflerimize ürünlerimizin mutfak içindeki performansını, kullanım kolaylıklarını ve menülerine katacağı değeri birebir deneyimleme imkanı sunduk. Turizm sezonu öncesinde menü ve tedarik planlaması açısından sektöre önemli bir katkı sağlamayı hedeflediğimiz GastroMaster, g2m’nin mutfak profesyonelleriyle kurduğu güçlü bağı bir kez daha ortaya koydu. İlk kez Antalya’da gerçekleştirdiğimiz bu etkinliği farklı şehirlerde de gerçekleştirerek sektörümüze ilham vermeyi sürdürmeyi hedefliyoruz. Katılım gösteren tüm iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum.”

Volkan Ataman: MICE Turizminin Anahtarı Güçlü Destinasyon Pazarlaması Haber

Volkan Ataman: MICE Turizminin Anahtarı Güçlü Destinasyon Pazarlaması

Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, Türkiye’nin MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Fuar) turizminde büyümesinin destinasyon pazarlamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Ataman, “Türkiye güçlü altyapısı, ulaşım ağı ve konaklama kapasitesiyle MICE turizmi için ciddi bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin uluslararası pazarlarda net birer MICE destinasyonu olarak konumlandırılması gerekiyor. İş dünyasına hitap eden etkinlikleri, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı içeriklerle desteklemek rekabet gücümüzü artıracaktır” dedi. Destinasyon pazarlamasında İstanbul’un doğru konumlandırılmasına örnek olarak İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nun (ICVB) çalışmalarını gösteren Ataman, ICVB’nin şehir markalaşması ve uluslararası tanıtım açısından en başarılı örneklerden biri olduğunu vurguladı. Destinasyon pazarlamasında dijitalleşmenin önemine dikkat çeken Ataman, hedef pazarlara yönelik tanıtım stratejilerinin MICE turizminin büyümesini hızlandıracağını vurguladı. Kamu ve özel sektör iş birliğinin kritik olduğunu belirten Ataman, “Doğru markalaşma ve sürdürülebilir destinasyon yönetimiyle Türkiye, MICE alanında bölgesel bir merkez haline gelebilir. Bu da sadece turizm gelirlerini değil, organizasyon, hizmet ve ulaşım gibi birçok sektörü olumlu yönde etkileyecek güçlü bir ekonomik çarpan yaratır” ifadelerini kullandı. Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, Türkiye’nin MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Fuar) turizminde büyümesinin destinasyon pazarlamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Ataman, “Türkiye güçlü altyapısı, ulaşım ağı ve konaklama kapasitesiyle MICE turizmi için ciddi bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin uluslararası pazarlarda net birer MICE destinasyonu olarak konumlandırılması gerekiyor. İş dünyasına hitap eden etkinlikleri, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı içeriklerle desteklemek rekabet gücümüzü artıracaktır” dedi. Destinasyon pazarlamasında dijitalleşmenin önemine dikkat çeken Ataman, hedef pazarlara yönelik tanıtım stratejilerinin MICE turizminin büyümesini hızlandıracağını vurguladı. Kamu ve özel sektör iş birliğinin kritik olduğunu belirten Ataman, “Doğru markalaşma ve sürdürülebilir destinasyon yönetimiyle Türkiye, MICE alanında bölgesel bir merkez haline gelebilir. Bu da sadece turizm gelirlerini değil, organizasyon, hizmet ve ulaşım gibi birçok sektörü olumlu yönde etkileyecek güçlü bir ekonomik çarpan yaratır” ifadelerini kullandı.

TTYD, Turizm Yatırımlarında Bürokrasiye Dikkat Çekti Haber

TTYD, Turizm Yatırımlarında Bürokrasiye Dikkat Çekti

Türkiye Turizm Ya­tırımcıları Derneği (TTYD), Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da katıla­cağı dev bir organizasyo­na hazırlanıyor. Bu yıl 10– 11 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek Tourism Investment Fo­rum – TIF 2026 öncesi TTYD Başkanı Oya Narin, Başkan Yardımcısı Ali Gü­reli, Yönetim Kurulu Üye­leri Şerife Bilgili Ercan­türk, Emre Doruk, Üyeler Ece Demirpençe, Yase­min Pirinçcioğlu, Bora Er­cantürk ve Genel Sekreter Öykü Korkmaz’ın katılı­mıyla bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda turizm yatırımından söz edildiğinde karşılaşılan zorluklara ilişkin soru­larımızı yanıtlayan Oya Narin, bürokratik süreç­lerin yumuşaması, kural­ların yolda değişmemesi ve tahsis sürelerinin uzun olması gerektiğini söyle­di. Turizm yatırımcısını en çok merkezi yönetim mi yoksa yerel yönetimle­rin mi zorladığını sordu­ğumuzda ise Narin, “Yeri­ne göre yerel yönetimler” yanıtını verdi. Bugüne kadar 70 milyar dolarlık yatırımın TTYD üyeleri tarafından yapıldı­ğını ifade eden Narin, tu­rizm yatırımcılığının zor­luklarından söz ederek, “10 sene, 15 sene, 20 sene geri dönüşü sabırla bek­leyen; hesap üzerine he­sap yapan, konjonktüre göre tekrar hesabını revi­ze eden, tüccar mantığıy­la değil adeta bir sevdalı mantığıyla, bir aşk gibi bu işi yapan insanlar. Bir ya­tırıma başladığınız zaman ‘Aman canım şimdi hesap­lar tutmuyor, ortada bı­rakayım’ deme lüksümüz yok” ifadelerini kullandı. Mısır proje yaptı, Türk yatırımcıları çağırdı Türk turizm yatırımcı­sının yatırım için Mısır’a davet edildiğini anlatan Narin, “Mısır muazzam bir proje ile sahneye çıktı. Gelin diyorlar. Onlara bi­ze gelecek, biz ona gidece­ğiz. Bizde de aynı imkanla­rın olması gerekiyor. Daha çok marka çıkarmamız la­zım” diye konuştu. “Türkiye markasını yurt dışına taşımamız gerekti­ği konusunda hep birlikte konsensüs içinde olursak o zaman katma değer yara­tacağız. Çünkü bu iş neti­cede bir algı meselesidir” ifadelerini kullanan Na­rin, medyaya da seslene­rek, “Turizmde olumlu ha­ber çok önemli. Yatırım­cı çok hassas kaçıveriyor” mesajı verdi. "Bu topraklarda iş yapan karşılığını vermeli" TTYD Başkanı Narin, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin (TÜRSAB), aralarında Airbnb ve Expedia’nın da bulunduğu 10 yabancı seyahat platformuna karşı erişim engeli talebiyle açtığı davaya ilişkin şu görüşleri aktardı: “Bu şirketlerin hepsinin Türkiye’de bir bürosunun olması, bir vergi numarası almaları lazım. Sorun da zaten bu. Yoksa hiç kimse uluslararası bir rekabette Türkiye’de bir firmanın olmasına karşı değil. Ama burada önemli olan bu firmaların acentelerimizle haksız rekabet yaratıyor olması. Çünkü burada vergi vermiyorlar. Burada işlem yapmıyorlar, yurt dışı üzerinden işlem yapıyorlar. Dolayısıyla TÜRSAB’ın attığı adım doğrudur. Bu topraklarda iş yapan herkes bu topraklarda ise bunun karşılığını vermeli.” “Temkinliyiz ama yatırıma devam edeceğiz” Turizm yatırımları konusunda, “Yatırımcıların gözü zaten burada ve tekrar geri geleceklerine inanıyorum” diyen Ece Demirpençe, “Biz de TIF gibi organizasyonlarla ya da farklı kanallarda sizlerin desteğiyle buradaki potansiyeli anlatmaya devam etmeliyiz. Yatırımların geri dönüşü, fizibilite konusunda eskisinden daha temkinliyiz. Sonuçta biz de yatırımcıyız, biz de döviz bazlı krediler kullanıyoruz. Dolayısıyla biraz daha temkinliyiz. Eskisi gibi fizibilitelere hızlı geri dönmüyor, bunun farkındayız ama sırtımızı dönüp gidecek değiliz. Burası bizim ülkemiz, bizim toprağımız. Yatırımlarımızı yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Turizm teşvik belgelerinde düşüş olduğuna dikkat çeken Oya Narin de, buna karşın gastronomi tarafında hareketlilik beklediklerini ifade etti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.