Hava Durumu

#Döviz Kuru

TOURISMJOURNAL - Döviz Kuru haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz Kuru haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Turizm sektörü maliyet ve kur baskısıyla sezona girdi Haber

Turizm sektörü maliyet ve kur baskısıyla sezona girdi

Türkiye'nin döviz kazandıran en önemli sektörlerinden biri olan turizm, 2026 yaz sezonuna yüksek maliyetler ve baskılanan döviz kuru baskısıyla girdi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı mayıs ayı enflasyon verileri, manşet enflasyondaki baz etkisine bağlı gerilemeye rağmen hizmet ve turizm sektöründeki fiyat katılığının sürdüğünü ortaya koydu. Uluslararası ortak tüketim sınıflaması (COICOP) verilerine dayanan analizler, Türkiye turizminin Akdeniz çanağındaki rakiplerine kıyasla fiyat rekabetinde zorlu bir süreçten geçtiğini gösteriyor. Akdeniz'de en yüksek artış Türkiye'de Mayıs ayında Türkiye'de "Lokanta ve Oteller" grubundaki yıllık enflasyon yüzde 31,59 olarak gerçekleşirken, Akdeniz'deki önemli rakip destinasyonlarda bu oranlar oldukça düşük seviyelerde kaldı. İspanya'da lokanta ve otel enflasyonu yüzde 4,20, Yunanistan'da yüzde 3,90, İtalya'da ise yüzde 3,40 olarak kaydedildi. Söz konusu veriler, Türkiye'nin uluslararası turizm pazarındaki fiyat rekabetçiliğinin giderek zorlaştığına işaret ediyor. Eresin: Maliyet yükünü sektör üstleniyor Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, enflasyon hesaplamalarında otelcilik ile yeme-içme sektörlerinin aynı kategoride değerlendirilmesini eleştirerek, konaklama tarafındaki fiyat artışlarının restoran sektörüne göre daha sınırlı kaldığını söyledi. Sektörün en önemli sorunlarından birinin kur-enflasyon dengesizliği olduğunu vurgulayan Eresin, "Yüksek enflasyon ve hızla artan işletme maliyetlerine rağmen döviz kurlarının aynı oranda yükselmemesi, konaklama sektörü üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Uluslararası pazardaki rekabet gücümüzü korumak adına TL bazındaki maliyetleri döviz fiyatlarına tam olarak yansıtamıyoruz. Bu durum, kârlılıktan fedakârlık etmemize neden oluyor. Maliyet kaynaklı yükün önemli bölümünü sektörümüz üstleniyor" ifadelerini kullandı. Kavaloğlu: Kârlılıkta üç yıl geriye gidildi Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu da turizm sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan birinin sabit kur politikası olduğunu belirtti. Büyük ölçekli ve finansal açıdan güçlü otellerin, tur operatörleriyle bir yıl önceden yaptıkları anlaşmalar sayesinde kısmen önlem alabildiğini ifade eden Kavaloğlu, özellikle butik ve küçük işletmelerin sürdürülebilirlik açısından ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Geçen yıla kıyasla oda fiyatlarında TL bazında en az yüzde 35'lik artış yaşandığını aktaran Kavaloğlu, buna karşın euro bazındaki fiyat artışının yüzde 5 ila 8 seviyelerinde kaldığını söyledi. Kârlılık oranlarında son üç yılda önemli bir gerileme yaşandığını kaydeden Kavaloğlu, "Mevcut maliyet artışları dikkate alındığında, euro bazlı fiyatların çok daha yüksek seviyelerde olması gerekirdi. Şu anda sektöre nefes aldıran en önemli unsurlar gurbetçi talebi ile iç pazardaki hareketlilik" değerlendirmesinde bulundu.

Japonya düğün turizminde yükselişte Haber

Japonya düğün turizminde yükselişte

The Japan Times gazetesine göre Japonya'da evlenmek, ülkenin turizm sektöründe ivme kazanan daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Uluslararası ziyaretçi sayıları hızla artarken, daha fazla çift geleneksel destinasyonların dışına çıkarak düğün, balayı ve aile kutlamaları için Japonya'yı seçiyor. Ülke, 2025 yılında rekor seviyede 42,7 milyon yabancı ziyaretçi ağırladı. Bu durum, destinasyon düğünlerine ilgi duyan potansiyel çift sayısını da önemli ölçüde artırdı. Sektör tahminlerine göre Japonya'nın destinasyon düğün pazarı, 2026'da yaklaşık 2 milyar dolar seviyesindeyken 2036 yılına kadar 4 milyar doların üzerine çıkarak iki katından fazla büyüyebilir. Bu yükseliş, Japonya'nın iç düğün pazarının demografik zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor. Ülkenin düğün sektörü yaklaşık 1,84 trilyon yen (12 milyar dolar) büyüklüğünde olsa da, düşen doğum oranları ve azalan evlilik sayıları nedeniyle düğün organizatörleri, oteller ve tatil köyleri büyüme için giderek daha fazla yabancı çiftlere yöneliyor. Fuji Dağı'ndan Okinawa sahillerine Fuji Dağı, yabancı çiftlerin en çok tercih ettiği düğün fonlarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak ilgi gören tek yer burası değil. Kyoto'nun tarihi tapınakları ve bahçeleri, Tokyo'nun lüks otelleri, Hakone'nin kaplıca resortları ve Okinawa'nın sahil mekanları da benzersiz düğün deneyimi arayan uluslararası çiftlerden yoğun talep görüyor. Hizmet kalitesi ve avantajlı kur etkili Turizm uzmanlarına göre Japonya'nın cazibesi birçok faktörün birleşiminden kaynaklanıyor. Uygun döviz kuru ülkeyi birçok yabancı ziyaretçi için daha ekonomik hale getirirken, üstün hizmet kalitesi, güvenlik ve ayrıntılara verilen önem de tercih edilmesinde etkili oluyor. Çiftler ayrıca düğünlerini balayı ve aile tatiliyle birleştirerek kapsamlı bir seyahat deneyimi yaşayabiliyor. Turizm sektörü açısından destinasyon düğünleri yüksek harcama yapan önemli bir müşteri grubunu oluşturuyor. Düğün organizasyonları; konaklama, ulaşım, yeme-içme, fotoğrafçılık, etkinlik planlama ve gezi faaliyetleri gibi birçok alanda gelir yaratırken, misafirlerin tören sonrasında da ülkede daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Bununla birlikte bazı zorluklar da bulunuyor. Birçok düğün mekanı ve hizmet sağlayıcısı hâlâ ağırlıklı olarak yerli müşterilere hizmet veriyor. Dil engelleri ise yabancı çiftlerin organizasyon süreçlerini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle uluslararası müşterilere yerel tedarikçiler, sözleşmeler ve yasal prosedürler konusunda yardımcı olan uzman organizasyon şirketlerinin sayısı artıyor. Destinasyon düğünlerine yönelik küresel ilginin yükselmeye devam etmesiyle birlikte Japonya'nın Asya'nın önde gelen düğün turizmi merkezlerinden biri haline gelmesi bekleniyor.

POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin'den Turizmde Bütüncül Yaklaşım Vurgusu Haber

POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin'den Turizmde Bütüncül Yaklaşım Vurgusu

Türkiye'nin 2026 yılı turizm geliri hedefinin savaş öncesinde 68 milyar dolar olarak belirlendiğini dile getiren POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, savaşın gidişatının önemli bir etken olabileceğini söyledi. Girgin, Türkiye genelinde yatak kapasitesinin yaklaşık 2 milyon seviyesinde olduğunu; fakat yoğun sezon dışında yatakların önemli bir kısmının kullanılmadığını vurguladı. Bodrum turizminde daha bütüncül bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit Girgin, “Bodrum, turizmi yıllar boyunca otelcilik temelinde, acente ve ilgili diğer paydaşların destekleriyle devam ettirmiş, fuarlara katılmış, bu fuarlarda gerekli tanıtım faaliyetlerini sürdürmüş bir yapıya sahip. Pandemiden sonra artık gördük ki; artık fuarlara katılıyor olmak yeterli değil. Günümüzde daha farklı dijital göstergeler var. Bu dijital unsurlar turizm sektörüne biraz daha geç geliyor. Bugün hala yapay zekanın ne olduğunu tartışırken turizmde bunu kullanabilenler var, kısmen başlayanlar ve kullanamayanlar var. Bodrum'da bir tanıtım eksikliğinden bahsedemeyiz belki ama tanıtım bütünlüğünün daha iyi sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Artık tüm aktörlerin ortak akılla hareket etmesiyle çözülecek bir konumdayız. Bodrumda şehrin alt yapısı, üst yapısı, esnafı ve servis anlayışıyla, kısacası herkesin bu konuda turizm adına bir ortak hareket birliği içinde olması şart. Bugün dünyanın en önde gelen markalarının reklam stratejisi devam ediyor; bizim destinasyonumuzun da reklam ve tanıtımlarının uzun vadeli planlanması gerekiyor” diye konuştu. NEGATİF HABERLER EKONOMİYE ZARAR VERİYOR POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, doğal güzellikleri ve zengin kültürel mirasıyla öne çıkan Bodrum'da henüz sezon tam başlamadan kasıtlı olarak yapılan negatif haberlerin sektöre zarar verdiğini söyledi. Girgin, özellikle aşırı pahalı lahmacun ve yiyecek içecek ürünleri üzerinden yapılan vurguların, yerli turistleri olumsuz etkilediğini belirtti. Bodrum'da farklı gelir gruplarına uygun konaklama ve yeme içme alternatiflerinin bir arada sunulduğunu kaydeden Girgin, “Bodrum hem yerelde hem de uluslararası platformda kendini kanıtlamış bir kent. Bodrumda, helikopterle de, toplu taşımayla da gidebileceğiniz farklı segmentte konaklama seçenekleri var. Burada yemek fiyatları üzerinden yapılan magazin içerikli haberler, Türk turizmcisine, esnafa ve dolayısıyla ekonomiye zarar veriyor. Artık bu tarz haberlerin son bulması gerekiyor. Kentin doğal güzellikleri, tarihi, gastronomisi, Ege kültürü gibi zenginliklerinin ön plana alınması çok önemli” ifadesini kullandı. KUR BASKISI REKABET AVANTAJINI ZORLUYOR Turizm sektörünün en önemli sorunlarından birinin kur baskısı ve artan maliyetler olduğunu hatırlatan Yiğit Girgin, “Mevcut ekonomik tabloda döviz kuru doğal seyrinin altında kalıyor” dedi. Girgin, özetle şunları söyledi: “Kur baskısı ve maliyet artışları turizmciyi zorlayan en önemli etkenlerden biri. Kurun doğal akışında olmadığını hissediyoruz ve daha yüksek seviyelerde olmasını bekliyoruz. Çünkü kur yükseldiğinde uluslararası rekabet gücümüz de artıyor. Bakanlık ve TGA’nın özellikle üst segment turist hedefleyen önemli tanıtım çalışmaları bulunuyor. Ancak maliyet artışları nedeniyle orta ve ekonomik segmentte döviz bazlı fiyat yükselişleri yaşanıyor. Sektör şu anda bu süreci doğru pazarlama hamleleriyle yönetmeye çalışıyor”

ALTAV, Kredi Kartı Sınırlaması Turizmi Etkiler Haber

ALTAV, Kredi Kartı Sınırlaması Turizmi Etkiler

Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Alper Gencelli, son dönemde ekonomi gündeminde yer alan kredi kartı limit kısıtlamaları ve bunun turizm harcamalarına yansımaları üzerine kritik açıklamalarda bulundu. Türk vatandaşlarının seyahat alışkanlıklarındaki değişimini aktaran Gencelli açıklamasına şu ifadelere yer verdi: “2022 yılından bu yana yurt dışı seyahat pazarına bakacak olursak, Türklerin yurt dışına ilgisi hızla artarken, kalış süreleri kısalmış; buna karşılık harcama tutarları yükselmiş ve harcamanın yönü değişmiş görünüyor. 2022’den bu yana yurt dışına çıkan Türk vatandaşlarının sayısı yüzde 64 arttı. Aynı dönemde toplam turizm gideri yüzde 88 artarak 9,6 milyar dolara ulaştı. Buna karşın ortalama geceleme süresi 15 geceden 9,1 geceye geriledi. Yani daha kısa kalıyoruz ama daha fazla para harcıyoruz. Kişi başı harcama ise yüzde 15 artışla 807 dolara çıktı.” “Bu artışın niteliğine baktığımızda tablo daha da netleşiyor. Vatandaş artık yurt dışına sadece gezmek için değil, aynı zamanda alışveriş yapmak için gidiyor! Özellikle giyim–ayakkabı ile halı–kilim alışverişlerinde yaşanan ciddi yükseliş, harcama şeklinin nasıl değiştiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu dönüşümün arkasında Türkiye’deki yüksek enflasyon, uzun süre baskılanan döviz kuru ve buna bağlı olarak artan iç pahalılık bulunuyor. Pandemi sonrası dönemde vatandaş yurt dışında daha kısa süre kalıyor ama alışveriş ağırlıklı ve daha yüksek bütçeli seyahatler yapıyor. Üstelik Türkiye’den yurt dışına giden ziyaretçi sayısındaki artış, aynı dönemde Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi artışını da geçmiş durumda!” “Burada kritik bir noktaya özellikle dikkat çekmek gerekiyorum. Son dönemde uygulamaya alınacak olan kredi kartı limitlerinin kısıtlanması, finansal disiplin ve istikrar açısından doğru bir adım olabilir. Ancak mesele limitin düşürülmesi değil, limitin kime ve nasıl verildiğidir. Kredisini düzenli kullanan, ödeme disiplini olan ve kredibilitesi yüksek tüketicilerin kredi kartı limitlerinin kısıtlanması; yalnızca bankacılık sistemini değil, turizm başta olmak üzere tüm hizmet sektörünü olumsuz etkiler. Bu kesimin harcama alanlarının daraltılması, piyasada satışların düşmesi anlamına gelir. Bu durum özellikle bizim sektörümüzde, iç turizmde talebin daha da zayıflamasına yol açar.” “Oysa doğru kurgulanmış bir taksitlendirme ve segmentasyon modeli, iç pazarda canlılık yaratır, iç turizmi destekler ve vatandaşın kendi ülkesinde tatil yapabilmesini kolaylaştırır. Aksi halde bugün rakamlarla da gördüğümüz üzere, vatandaş kısa süreli de olsa yurt dışına yönelmekte ve tatil için ayırdığı bütçeyi Türkiye yerine başka ülkelere harcamaktadır. Özetleyecek olursam; kredi kartı politikaları yalnızca finansal denge aracı olarak değil, aynı zamanda turizm açısından iç turizmi ve hizmet sektörünü destekleyecek stratejik bir kaldıraç olarak ele alınmalıdır. Doğru müşteriye doğru kredi kartı limiti ve esnekliği sağlanırsa hem iç turizm canlanır hem de paramız yurt dışına değil, kendi ülkemizde kalır.”

Kaan Kavaloğlu: "Döviz Baskısı Turizmi Zorluyor" Haber

Kaan Kavaloğlu: "Döviz Baskısı Turizmi Zorluyor"

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, aylık toplantıda döviz kurlarının turizme olumsuz etkilerini dile getirdi. "Döviz kurlarındaki durum bizi can evimizden vuruyor" diyen Kavaloğlu, sabit giderler artarken fiyatları yükseltememenin büyük bir sorun yarattığını vurguladı. "Hazirana ayına kadar dayanabiliriz, ancak sonrasındaki kurlar çok önemli" dedi. 2025 ONLİNE REZERVASYONLARLA UMUT VERİYOR Kaan Kavaloğlu, dünya turizmindeki olumlu tablonun 2025’te de süreceğini belirtti. 2025’te dünya turizminin 955 milyar dolarlık bir hacme ulaşabileceğine işaret eden Kavaloğlu, bunun 443 milyar dolarının otellere ait olacağını söyledi. "Geleneksel sistemler bir noktada tıkanıyor. Online rezervasyonlar giderek daha fazla öne çıkıyor. Yapay zekayı da artık sektörden ayrı düşünemeyiz" ifadelerini kullandı. TURİZM TÜRKİYE İÇİN HAYATİ BİR SEKTÖR Turizmin istihdam yaratmadaki önemine dikkat çeken Kavaloğlu, Dünya genelinde turizmin 348 milyon kişiye iş sağladığını ve bu rakamın 2034’te 449 milyona çıkacağını belirtti. Türkiye’de 2 milyon çalışan turizm sektöründe istihdam edildiğinden, sektör Türkiye için kritik bir öneme sahip olmayı sürdürüyor. AVRUPALI GURBETÇİLERİN YOĞUN İLGİSİ Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya'nın Aksu ilçesinde düzenlenen ocak ayı toplantısında 2024 yılı turizm verilerini değerlendirdi. 2024 yılının turizm sektörü ve otelciler açısından zor ama başarılı bir yıl olduğunu belirten Kavaloğlu, transit yolcular dahil 17 milyon yabancı turistin ağırlandığını açıkladı. Avrupa'da yaşayan Türk ziyaretçilerin sayısının 1 milyonu aştığını, diğer turistlere kıyasla daha uzun süre konakladıklarını da ekledi. "Anavatanlarında tatil yapma istekleri bizi çok mutlu ediyor" dedi.

Turizmde Yapay Zeka Devrimi Kapıda Haber

Turizmde Yapay Zeka Devrimi Kapıda

Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi’nin (WTTC) verilerine göre, 2023’te 9,5 trilyon dolar olan turizm gelirlerinin 2033’te 15,5 trilyon dolara çıkması bekleniyor. Türkiye, 2024 için 61 milyon turist ve 61 milyar dolar gelir hedeflerken, 2025’te bu rakamları 64,8 milyon turist ve 63,6 milyar dolara çıkarmayı planlıyor. Ancak rekabetin giderek arttığı sektörde bu hedeflere ulaşmak için yenilikçi projelere ihtiyaç duyuluyor. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAKLI TURİZM VİZYONU Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yapay zekayı turizme entegre ederek Türkiye’yi daha akıllı ve sürdürülebilir bir destinasyon haline getireceklerini belirtti. Müze ve kültürel alanlarda yapay zeka tabanlı rehberlik sistemleriyle ziyaretçilere zengin deneyimler sunmayı amaçladıklarını vurguladı. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin ise, turizmde makro ve mikro planlarla büyümeyi destekleyecek stratejilerin önemine değindi. ÇEVRESEL DUYARLILIK VE RİSKLER Muğla, Aydın ve Antalya gibi bölgelerde kıyıların imara açılması, çevre açısından ciddi riskler doğuruyor. Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı Julia Simpson, Türkiye’nin doğasını koruyarak sürdürülebilir turizm hedeflerine ulaşabileceğini belirtiyor. Elite World Hotels & Resorts’tan Emel Elik Bezaroğlu, 2025’in hem Türkiye turizmi hem de sektördeki oyuncular için bir yenilenme yılı olacağını öngörüyor. 2025’TE FIRSATLAR VE TEHDİTLER Ekonomik belirsizlikler, döviz dalgalanmaları ve artan maliyetler, 2025’te turizmi zorlayacak faktörler arasında yer alıyor. Ancak, doğaya dönüş ve yeni turizm trendleri Türkiye için fırsatlar sunuyor. Dedeman Hotels & Resorts International Başkanı Ergün Demiray, hibrit çalışma modelinin dijital göçebeler için uzun dönemli konaklama fırsatlarına dönüştürülebileceğini ifade ediyor. RUSYA TURİZMİ VE AMBARGO ETKİLERİ Rusya’dan gelecek turist sayısında ambargolar nedeniyle ciddi düşüşler yaşanabilir. Ancak, sektör temsilcileri turizmin bu geçici etkileri aşacağını düşünüyor. Mısır, Tunus, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi rakipler de dikkate değer konular olarak öne çıkıyor. Fiyat yönetimi ve maliyet kontrolünün 2025 sezonunun başarısı için kritik olacağı belirtiliyor. TÜRKİYE'YE YATIRIM ÇAĞRISI Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin, Türkiye’nin doğal güzellikleri ve turizm potansiyelinin uluslararası yatırımcılar için büyük fırsatlar sunduğunu belirterek, “Ülkemiz doğal güzellikleri ve sunduğu imkanlarla rakipsiz. Türkiye’nin büyük potansiyeli küresel çaptaki turizm oyuncularına ülkemizde geniş imkanlar sunuyor. Yatırım fonları, uluslararası finans kuruluşları, Türkiye’de yatırım yapmış ulusal ve uluslararası markalarla Türkiye’ye gelmemiş markaları, kurumsal yatırımcıları ve turizmle ilgilenen tüm dostlarımızı Türkiye’de turizmde beraber büyümeye davet ediyoruz" dedi.

2025'te Gayrimenkul Sektöründe Hareketlilik Bekleniyor Haber

2025'te Gayrimenkul Sektöründe Hareketlilik Bekleniyor

2024 yılı, 1,4 milyon konut satışıyla tamamlanırken, TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya'ya göre 2025'te 1,3 milyonluk bir satış öngörülüyor. Ekonomik sıkılaştırma politikaları ve yüksek faiz oranlarına rağmen, gayrimenkul güvenli yatırım aracı olarak görülmeye devam ediyor. Kredi faizlerinin düşmesiyle sektörün hareketlenmesi bekleniyor. ENFLASYON VE FAİZLERİN ETKİSİ Yüksek enflasyon, artan inşaat maliyetleriyle konut fiyatlarını yükseltiyor. 2025’te faiz oranlarının düşmesi sektörde olumlu bir etki yaratabilir, ancak fiyat artışlarının 2022’deki kadar sert olmayacağı belirtiliyor. YABANCIYA KONUT SATIŞI GERİLİYOR 2024’te yabancıya satış son 7 yılın en düşük seviyesine indi. Deprem felaketleri ve döviz bazındaki rekabetin zayıflığı, bu düşüşte etkili oldu. 2025’te de bu tabloyu değiştirecek bir beklenti bulunmuyor. TİCARİ GAYRİMENKULDE CANLANMA Lojistik yatırımları ve ofis piyasası 2025’te yükselişe geçebilir. İstanbul Finans Merkezi'nin etkisinin öne çıkacağı tahmin ediliyor. YATIRIMCILAR İÇİN FIRSAT YILI 2025’te konut kredisi faizlerinin düşmesi ve alternatif ödeme planlarının sunulması, yatırımcılar için fırsatlar yaratabilir. Deprem riski ve yeşil bina projeleri, sektörde yeni talep alanları oluşturuyor. SEKTÖRÜN GÜNDEMİNDE NELER VAR? Artaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya, yükselen maliyetler nedeniyle konut fiyatlarının arttığını belirtti. Yüksek kredi faizlerinin durma noktasına getirdiği satışların, konut kredilerinin makul seviyelere çekilmesi ile yeniden hareketlenebileceğini vurguladı. Avrupa Konutları markasının başarısına da değindi. Makbule Yönel Maya, 2025'te kredi musluklarının hızla açılmayacağı ve piyasanın temkinli ilerleyeceği belirtirken, kentsel dönüşüm kaynaklı artış görülebileceğini ekledi. Ege Yapı'dan İnanç Kabadayı, Merkez Bankası'nın yapması beklenen faiz indirimi ile konut kredilerinde maliyet düşüşü yaşanacağından söz etti. Deprem ve iklim değişikliğine uygun yapıların inşa edilmesi konusuna da değindi. Tahincioğlu Gayrimenkul'den Özcan Tahincioğlu, konuta erişim için ödeme kolaylığı sunacak alternatif ödeme yöntemlerinin gündemde olduğunu aktardı. yılın ilk çeyreğinden sonra hareketlenme ile birlikte reel artış beklentisi olduğunu belirtti. Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, yeni yılın birçok sektörde temkinli ilerleme yılı olacağını söylerken,  yenilenebilir enerji ve yeşil bina projelerine artan desteğin sektör için fırsat yaratacağını belirtti. Bu şekilde, 2025’te ekonomik ve sektörel değişimlerin etkisiyle konut piyasasında sınırlı bir hareketlilik bekleniyor.

Antalya Yat Üretiminde Türkiye'yi Zirveye Taşıyor Haber

Antalya Yat Üretiminde Türkiye'yi Zirveye Taşıyor

ANTALYA (İHA) - Antalya Serbest Bölgesi, 2024 yılında ticaret hacmini yüzde 2 artırarak 1 milyar 117 milyon dolara çıkardı. Bölge, yat üretimindeki liderliğini korurken ihracatta yüzde 151’lik ithalatı karşılama oranıyla Türkiye ortalamasını ikiye katladı. Bölge Genel Müdürü Zeki Gürses, 2025 hedefinin 1,25 milyar dolar olduğunu açıkladı. DÜNYA ÇAPINDA YAT ÜRETİM MERKEZİ 2024'te bölgede toplam 78 yat üretilip satıldı, bu teknelerin toplam satış değeri 162 milyon doları buldu. 2000 yılından bu yana üretilen 772 yatın toplam değeri ise 1,8 milyar doları geçti. Üretim, müşterilerin özel taleplerine göre şekillenirken, İngiltere, ABD ve İtalya gibi ülkelere yoğun ihracat gerçekleştirildi. Ayrıca bölgeden Savunma ve İçişleri Bakanlıkları için askeri tekneler de teslim edildi. Gürses, bölgede 90 metreye kadar teknelerin üretildiğini ve büyük yatların yıl ortasında teslim edilmeye başlanacağını belirtti. AKDENİZ’İN BAKIM-ONARIM ÜSSÜ Bölge, yat üretiminin yanı sıra bakım-onarım hizmetlerinde de öne çıkıyor. Akdeniz’den gelen yabancı tekneler, bölgedeki 25 bin metrekarelik alanda kısa sürede bakım-onarım hizmeti alıyor. Bu faaliyetler, hem istihdam sağlıyor hem de bölge ekonomisine yüksek katma değer kazandırıyor. TURİZM EKONOMİSİNE KATKI Bakım-onarım için gelen tekne sahipleri ve mürettebatı, Antalya'nın turizm ekonomisine canlılık getiriyor. Gürses, bu ziyaretler ile ilgili, "Bakım onarım faaliyetleri, kısa sürede geri dönüşü olan, ciddi anlamda katma değer sağlayan bir faaliyet. Çünkü; yaklaşık 3-6 aylık bir dönemlerde bu faaliyetleri gerçekleştirip hem istihdam anlamında hem de sağladığı katma değer anlamında bölgemize fayda sağlıyor. Antalya'nın turizm dokusu çok iyi. Bu tekne sahipleri bir vesileyle Antalya'ya gelmiş oluyor. Antalya'daki tesislerde konaklıyor, golf oynuyor, kayağını yapıyor ve onun mürettebatı da Antalya'da konaklama imkanı sağlanmış oluyor" ifadelerini kullandı. ELEKTRONİK VE MEDİKAL SEKTÖRLERİNDE İVME Bölgedeki 86 firmanın 49'u yat üretimi, 14'ü elektronik, 4'ü medikal alanında faaliyette bulunuyor. Elektronik sektörü yüksek kilogram değeriyle dikkat çekerken, medikal alandaki yabancı sermayeli firmalar, kadın istihdamına katkıda bulunuyor. İstihdam, 2024 yılında yüzde 12 artarak 8 bin 421 kişiye ulaştı. Yeni yatırımlar ve tesislerle 2025'te daha fazla artış bekleniyor. 2025 BEKLENTİLERİ VE KÜRESEL RİSKLER Zeki Gürses, ABD'nin korumacı politikaları ve Avrupa'daki ekonomik daralmaya rağmen bölgenin ihracat odaklı yapısının bu riskleri fırsata çevireceğini belirtti. Ayrıca Suriye pazarındaki potansiyele dikkat çekerek, ticaret hacminin 2025'te 1,25 milyar dolara ulaşacağını öngördü. ENFLASYON VE KUR ETKİLERİ 2025 yılında enflasyonun yüzde 30 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Gürses, bunun ihracatçılar için maliyetleri azaltıcı bir etkisi olacağını ancak kur baskısının ve girdi maliyetlerinin zorluk yaratabileceğini ifade etti. Kur ve enflasyon dengesizliğinin ihracatçılar için dikkatle takip edilmesi gereken bir konu olduğunu vurguladı.

Türkiye Turizmde 50 Milyonla Rekor Tazeledi Haber

Türkiye Turizmde 50 Milyonla Rekor Tazeledi

2024 yılının ocak-kasım döneminde Türkiye, turizmde tarihi bir başarıya imza attı. 11 ayda ülkeyi 57.4 milyon turist ziyaret etti, yabancı turist sayısı ise 50 milyon barajını aştı. Bu sonuçla Türkiye, yıllık bazda turist sayısı rekorunu daha yıl bitmeden yeniledi. Kasım ayında revize edilen yıllık hedef, 60 milyondan 61 milyona çıkarıldı. PANDEMİ SONRASI HIZLI TOPARLANMA 2023’te 56.7 milyon turist ağırlayan Türkiye, bu yıl turist sayısını daha da artırarak 2024’te turizmde yükselişini sürdürdü. 2024’ün ilk 11 ayında en çok turist gönderen ülke, 6.5 milyon ziyaretçiyle Rusya oldu. Onu Almanya (6.36 milyon) ve İngiltere (4.33 milyon) takip etti. AMERİKALI TURİSTLERDE BÜYÜK ARTIŞ ABD’den gelen turist sayısında da dikkat çekici bir artış yaşandı. Yılın 11 ayında 1.36 milyon Amerikalı turist Türkiye’yi ziyaret etti. Bu rakamın yıl sonunda 1.5 milyona ulaşması bekleniyor. Özellikle kültür turizmi odaklı tesislerde ABD’li turistlerin yoğunluğu hissedildi. UZAK PAZARLARIN ROLÜ BÜYÜK Türk Hava Yolları’nın yeni rota ve uçuş artırımları sayesinde uzak pazarlardan gelen turist sayısında da artış gözlemlendi. 2024’te Çin’den 381 bin, Hindistan’dan 306 bin, Kanada’dan 286 bin turist gelirken, Avustralya, Güney Kore ve Japonya’dan gelen ziyaretçiler de önemli bir pay oluşturdu. Bu ülkeler aynı zamanda harcama potansiyeli en yüksek turist gruplarını içerdiği için kritik öneme sahip rotalar. AVRUPA’DAN GÜÇLÜ İLGİ Avrupa genelinde Türkiye’ye olan talep artmaya devam ediyor. Almanya, İngiltere, Polonya, Hollanda ve Fransa, yılın 11 ayında en fazla turist gönderen ülkeler arasında yer aldı. İtalya, Belçika ve Avusturya gibi ülkelerden de 500 binin üzerinde ziyaretçi kaydedildi. Kuzey Avrupa ülkelerinden gelen ziyaretçi sayısı ise 2019’daki rekor seviyelerine yaklaşmayı başardı. TURİZMDE RİSKLER KAPIDA Turizm sektörünün gelecekteki en büyük zorlukları arasında, küresel çatışma ortamları ve ekonomik baskılar bulunuyor. İsrail-Filistin çatışması Orta Doğu’dan gelen turist akışını olumsuz etkilerken, küresel faiz ve enflasyon baskılarının da turizm gelirlerini zorlayacağı öngörülüyor. Buna rağmen Türkiye, turizmdeki yenilikçi stratejileriyle bu riskleri aşmayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.