Hava Durumu

#Doğa

TOURISMJOURNAL - Doğa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

L’Etape Marmaris by Tour de France heyecanı başladı Haber

L’Etape Marmaris by Tour de France heyecanı başladı

Sporcular, ilçenin zorlu parkurlarında derece elde edebilmek için kıyasıya mücadele ederken, yarışa vatandaşlar ve turistler de yoğun ilgi gösterdi. Kaymakam Kaya’dan sporculara başarı dileği Yarış öncesinde değerlendirmelerde bulunan Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, organizasyonun ilçe için önemli bir değer olduğunu belirterek tüm sporculara başarılar diledi. Kaya, "Bizleri güzel ve heyecan dolu bir yarış bekliyor. Yarışa katılan tüm sporcularımıza kazasız ve başarılı bir mücadele diliyorum. Organizasyonun sorunsuz bir şekilde yürütülmesi için görev yapan kamu personelimize, federasyon yetkililerimize ve firma çalışanlarımıza kolaylıklar temenni ediyorum. Bu önemli organizasyona katkı sağlayan sponsorlarımıza da teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Fethiye Kaymakamı da yarışa katıldı Organizasyona katılan isimler arasında Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya da yer aldı. Yarış öncesinde bir araya gelen Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya ve Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya, sporcularla sohbet ederek başarı dileklerini iletti. Kaymakam Kaya, yarışa katılan tüm sporcuların güvenli, centilmence ve kazasız bir mücadele ortaya koymasını temenni etti. Spor, turizm ve doğa Marmaris’te buluştu Gençlik Yılı kapsamında düzenlenen organizasyon, sporun, turizmin ve doğanın bir araya geldiği önemli etkinliklerden biri olarak dikkat çekiyor. Uluslararası düzeyde ilgi gören yarış, Marmaris’in spor turizmindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koyarken, ilçede gün boyunca büyük bir heyecanın yaşanması bekleniyor.

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen Haber

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen

Wellness Turizmi Nedir? Global Wellness Institute (GWI) tarafından yapılan tanıma göre wellness turizmi, bireysel iyi oluşu desteklemek veya artırmak amacıyla yapılan seyahatleri ifade eder. Tıbbi turizmin aksine, burada önceden teşhis edilmiş sağlık sorunlarını tedavi etmek değil; önleyici yaklaşım, denge ve zihin-beden uyumu ön plandadır. Bu tür seyahatleri farklı kılan şey, ileriye dönük bir anlayışa sahip olmasıdır: insanlar bu yolculukları sorunları çözmek için değil, sağlıklarını sorunlar ortaya çıkmadan güçlendirmek için tercih eder. Deneyimler genellikle meditasyon inzivaları, termal kaplıcalar, fitness programları veya enerjiyi yeniden kazandırmayı amaçlayan doğa içinde vakit geçirmeyi içerir. Burada odak noktası hastalık değil, uzun vadeli yaşam kalitesidir. 2024 yılında sektör 894 milyar dolara ulaşarak 2012’deki değerinin neredeyse iki katına çıktı. Pandemiden önce daha düşük seviyedeydi; bugün ise %36 daha yüksek. 2029 yılına kadar yıllık ortalama %9,1 büyüme ile yaklaşık 1,4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Artık yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı kalmayan birçok program, çevre dostu yöntemleri de içeriyor. Seyahat edenler sağlık açısından fayda sağlarken, yerel bölgeler de çevresel kazanımlar elde ediyor. Büyüme devam ederken yaklaşım giderek karşılıklı faydaya doğru evriliyor. Güçlü ve Dayanıklı Tüketici Talebi Artık sadece geçici bir trendin sınırlarında kalmayan wellness, insanların seyahat planlarını belirleyen temel faktörlerden biri haline geliyor. Bazı gezginler tüm tatillerini meditasyon veya termal terapiler gibi uygulamalar etrafında şekillendirirken, diğerleri fitness rutinlerini ya da bilinçli beslenmeyi farklı deneyimlerle harmanlıyor. Bir grup yolculuğunu tamamen iyi oluş üzerine kurarken, diğerleri bunu seyahatlerine sessizce entegre ediyor. 2025 itibarıyla Avrupa ve ABD’de her 10 tüketiciden 1’i yalnızca wellness amaçlı seyahat etti. Almanya’da ise spa odaklı seyahat oranı yüzde 25’e yükseldi. Aynı yıl McKinsey’nin gelecekteki wellness trendlerine ilişkin araştırmasına göre, Amerikalıların yüzde 84’ü wellness’ı önemli görürken, Birleşik Krallık’ta bu oran yüzde 79, Çin’de ise katılımcıların yüzde 94’ü bunu “olmazsa olmaz” olarak tanımladı. İlk bakışta sakin görünen bu rakamlar, sınırları aşan güçlü bir eğilimi ortaya koyuyor. Zor dönemlerde bile insanlar wellness turizmi harcamalarından vazgeçmiyor. Bütçeler daraldığında bile buradan kısmak, kıyafet veya eğlence harcamalarını azaltmaktan daha zor görünüyor. Bunun arkasında, toplumun zihin ve beden sağlığına verdiği değerde sessiz ama kalıcı bir değişim yatıyor. Gösterişli değil ancak anketlerde tekrar tekrar ortaya çıkan net bir eğilim. Dinlenme ve yenilenme, insanların seyahat etmesindeki en önemli nedenlerden biri. Hilton’un 2026 sonrası seyahat trendlerine ilişkin raporuna göre, insanların yarısından fazlası planlarını dinlenme ihtiyacıyla şekillendiriyor. Kısa kaçamaklar yerine birçok kişi artık bulunduğu yerle daha derin bir bağ kurmayı tercih ediyor. Verilere göre ABD’li tüketicilerin yüzde 56’sı yalnızca wellness inzivalarına katılmak için iki saatten uzun yolculuklar yaptı. 2024’te wellness odaklı seyahat yapanların yüzde 60’ı bu deneyimi gelecek yıl da tekrarlamayı planlıyor. İlgi azalmak bir yana artmaya devam ediyor. Orman temelli programlar yüzde 67 ile en çok ilgi gören seçeneklerden biri olurken, ruhsal yollar yüzde 60 ile onu takip ediyor. Sessizlik odaklı konaklamalar ise yüzde 50’nin biraz üzerinde ilgi görüyor. Biçimleri farklı olsa da hepsinin ortak noktası yapay deneyimlerden ziyade gerçek bir bağ sunmaları. İlgi dijital aramalarda da açıkça görülüyor. Trip.com ve Google’ın 2025 ortası Why Travel analizine göre wellness temalı aramalar hızla artıyor. "Japanese tea ceremonies" yüzde 53 yükselirken "all inclusive spa" aramaları yüzde 250 arttı. Tatil ile sağlığı birleştiren sorgularda da benzer artışlar var." Ski and spa" yüzde 250 yükselirken "golf and spa resorts" aramaları üç katına çıktı.

Doğaseverler Hattuşa Hitit Yolu’nda buluştu Haber

Doğaseverler Hattuşa Hitit Yolu’nda buluştu

Çorum'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hattuşa, bu kez özel bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. Hitit medeniyetinin başkenti olarak bilinen Hattuşa'dan başlayan "2. Hitit Yolu Gençlik Yürüyüşü"nde doğaseverler, 7 bin yıllık tarihi mirasın izinde Budaközü Vadisi'ne doğru yürüdü. Surları, anıtsal kapıları, tapınakları ve kaya kabartmalarıyla Anadolu'nun en önemli arkeolojik alanları arasında yer alan Hattuşa, yürüyüşe tarihi bir atmosfer kattı. UNESCO mirası bölge, hem kültür hem de doğa turizmi açısından Çorum'un en önemli değerleri arasında yer alıyor. Katılımcılar, vadinin doğal bitki örtüsü, su kaynakları ve geniş yeşil alanları eşliğinde yürüyerek bölgenin sakin atmosferini deneyimledi. Budaközü Vadisi'nde gerçekleştirilen Hitit Kültür Yolu yürüyüşüne Çorum Valisi Ali Çalgan da katıldı. Parkurun hemen yanında Hattuşa Ören Yeri'nin yer aldığını belirten Vali Çalgan, bölgenin tarih ve doğayı bir araya getiren özel bir güzelliğe sahip olduğunu söyledi. Vali Çalgan, "Budaközü Vadisi'nde Hitit Kültür Yolu gezisindeyiz. Burası doğa ile tarihin birleştiği çok özel bir yer. Hemen arkamızda tarihi Hattuşa Ören Yeri bulunuyor" dedi. Yaklaşık 1,5 saat süren parkurda Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen ziyaretçilerle birlikte yürüdüklerini ifade eden Çalgan, güzergahın doğaseverler için önemli bir deneyim sunduğunu belirtti. Vadide su sesi eşliğinde keyifli bir yürüyüş gerçekleştirdiklerini dile getiren Çalgan, il genelinde buna benzer 17 farklı yürüyüş parkurunun bulunduğunu kaydetti. Yurt içi ve yurt dışındaki doğa tutkunlarını Çorum'a davet eden Vali Çalgan, "Bu parkur ve diğer yürüyüş rotalarımıza tüm doğaseverleri bekliyoruz. Ziyaretçilerimiz burada sadece doğal güzellikleri görmekle kalmayacak, aynı zamanda 7 bin yıllık tarihe sahip ilimizin önemli ören yerlerini de keşfetme fırsatı bulacak. Çorum'da tarih ve doğa iç içe" ifadelerini kullandı. Yürüyüşe Boğazkale Kaymakamı Bilge Yıldırım, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Kubilay Ayvaz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Cıplak, Boğazkale Belediye Başkanı Adem Özel ve çok sayıda davetli katıldı.

İsveç’i “Reçete” Gibi Turizm Destinasyonu Yaptılar Haber

İsveç’i “Reçete” Gibi Turizm Destinasyonu Yaptılar

Kendinizi daha iyi hissetmek için doktor tavsiyesiyle bir ülkeye seyahat edebilseydiniz, bu İskandinav ülkesi adeta “mükemmel reçete” olurdu. Visit Sweden’a göre İsveç, dengeli yaşamı, doğaya ve kültüre kolay erişimi bir araya getiren yaşam tarzıyla, zihni ve bedeni “yeniden başlatmak” için ideal bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Ülkenin turizm ofisi, sağlık odaklı son kampanyasında İsveç’i, doktorlar tarafından “reçete edilebilecek” ilk seyahat destinasyonu olarak konumlandırıyor. Mizahi bir dille hazırlanan “İsveç Reçetesi” ("Swedish Prescription") kampanyası, Karolinska Institutet’te görev yapan kıdemli profesör Yvonne Forsell gibi sağlık uzmanları ve araştırmacılarla iş birliği içinde geliştirildi. Kampanya, İsveç’in sunduğu yaşam biçimi ve doğa olanaklarını deneyimlemek isteyen ziyaretçilere rehberlik etmeyi amaçlıyor. Stacy Beller Stryer ise, “Bir hasta bana stres yönetimi ya da iyi oluş halini artırma yollarını sorsa, İsveç için yazılacak bir reçeteyi desteklerdim,” diyerek doğayla temasın sağlık üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Stryer, doğaya erişimin ve buna eşlik eden kültürel pratiklerin, ruhsal ve fiziksel sağlık açısından bilimsel olarak da karşılık bulan faydalar sunduğunu vurguluyor. Global Citizen Solutions, 2025 Yaşam Kalitesi Endeksi'nde İsveç’e 91,5 puan vererek, mutluluk ve iyi oluş düzeyi çok yüksek olan bu ülkeyi Finlandiya ve Almanya’nın önüne yerleştirdi. ‘Fika’ Visit Sweden, “reçete” temasını sürdürerek İskandinav ülkesine seyahat eden ziyaretçileri şaka yollu bir dille uyarıyor. Kuruma göre yolcular, kendilerini 1800’lerdeymiş gibi kitap okurken ve köfte yerken bulabilir. Kampanya ayrıca mizahi bir not da ekliyor: “Eğer ringa balığına ve minimalizme karşı bir zaaf geliştirdiğinizi fark ederseniz, derhal seyahat acentenize danışın.” Diğer olası yan etkiler arasında ise zamanla günlük bir alışkanlığa dönüşebilecek “fika” molalarıyla karşılaşmak da var. İsveççe’de bu hem isim hem fiil: Bir “fika” yapabilirsiniz, “ta en fika” diyebilirsiniz ya da kahve molasına çıkmak için kısaca “fika” diyebilirsiniz. Kavram, kahve anlamına gelen Eski İsveççe “kaffi” sözcüğünden geliyor. Zamanla “fika”, “fikabröd” ile birlikte durup soluklanmanın, başkalarıyla bağ kurmanın ve en önemlisi de yeniden enerji toplamanın adı haline geldi. Tatlı ya da tuzlu İsveç hamur işlerine kimse kolay kolay hayır diyemez ama iyi bir “fika” seansının anahtarı, daha da iyi bir eşlik ve mümkün olduğunca az ekran süresi. Bir İsveçli gibi “fika” yapmak ister misiniz? Vete-Katten, Stockholm ve çevresinde 18 şubesiyle yerel halkın en sevdiği duraklardan biri. 1928 yılında kurulan bu köklü kafe, çay, kahve, meyve suyu ve smoothie gibi içeceklerin yanı sıra, yaban mersinli çörek anlamına gelen klasik "blabarsbulle" gibi yerel lezzetler sunuyor. Menüde ayrıca tartöletler, brownie’ler ve çeşitli pastalar da yer alıyor. Bazı şubelerde ise gulaş, börekler ve soslarla servis edilen fırınlanmış patates gibi sıcak yemek seçenekleri de bulunuyor. ‘Lagom’ Visit Sweden, “lagom”u İsveç toplumunun içinden, tıpkı çöreğin içinden geçen tarçın gibi geçen bir kavram olarak tanımlıyor ancak bu anlayışın aşırılıkla ilgisi yok hatta tam tersi. Lagom bütünüyle dengeyle ilgili, kabaca “tam kararında” diye çevrilebilir. İsveç’te bu, “fika” buluşmalarında iki tane yerine sadece bir tarçınlı çörek almak, böylece herkes için yeterince kalmasını sağlamak şeklinde kendini gösterebilir. Ya da geceyi sabaha kadar uzatmadan, birbirinizin eşliğinde yeterince vakit geçirmek. Fika dışında ise sürekli aşırı üretken olmak zorunda hissetmeden, tükenmişlikten kaçınmaya çalışmak anlamına gelebilir. “Bir dahaki sefere daha fazlasını yapıp yapmama, daha çok alıp almama ya da daha da zorlayıp zorlamama konusunda tereddüt ederseniz, İsveç tarzını düşünün. Belki de en iyisi ‘lagom’dur” diye tavsiye ediyor turizm ofisi. Gerçek bir “lagom” anlayışıyla, doğa yürüyüşleri, yürüyüş ve açık havada geçirilen zaman gibi ölçülü egzersizler de günlük ritmin doğal bir parçasını oluşturuyor. Güney İsveç’teki Skaneleden parkuru, kıyı şeritleri, ormanlar ve küçük kasabalar boyunca uzanan 1.600 kilometreden fazla bir güzergâha sahip. Yedi alt rotaya bölünen parkur sayesinde ziyaretçiler, tempo ve macera düzeylerine en uygun bölümleri seçip keşfedebiliyor. Önce sauna, sonra buz gibi sulara dalış ve tekrar Tükenmişliğe karşı İsveç’e özgü tek bir “çare” varsa, bu muhtemelen sauna buharının dinginliği ile ardından gelen buz gibi suya atlama ritüelidir. Visit Sweden bu deneyimi, yalnızca bir keyif anı değil; aynı zamanda güçlü bir iyi oluş pratiği olarak tanımlıyor. Kuruma göre sauna ve soğuk suya dalışın bir arada uygulanması, hem bedeni hem zihni harekete geçiren temel bir yaşam ritüeli niteliği taşıyor. Bu iki zıt deneyimin potansiyel faydaları arasında kan dolaşımının artması, kasların gevşemesi ve iltihabın azalması, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, stres seviyesinin düşmesi, vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olunması, uyku kalitesinin ve cilt sağlığının iyileşmesi ile genel bir tazelenmişlik hissi yer alıyor. İsveç sauna kültürü genellikle göl kenarlarında, doğanın içinde ya da hatta suyun üzerinde yüzen saunalarda deneyimler sunuyor. Ancak Dalarna’daki Adventure Mine’da, yerin 80 metre altında, ziyaretçiler hem sauna ve soğuk banyo yapıp hem de yerel halk masallarına doğru bir yolculuğa çıkabiliyor. Üç buçuk saat süren bu deneyim, tünellere göz kulak olduğu ve madencileri gizli hazinelere yönlendirdiği söylenen “Madenin Hanımı” efsanesine dayanıyor. Madendeki kristal berraklığındaki sulara dalan ziyaretçilere, sonrasında yerel alkolsüz içecekler ve şarküteri tabağından atıştırmalıklar ikram ediliyor. Paket kişi başı 2 bin 450 İsveç kronundan (226,97 euro) başlayan fiyatlarla sunuluyor.

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı Haber

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı

Fit Reisen’in 2026 sıralaması, 70 büyük şehirdeki yaklaşık 2.500 parkı ve 7,5 milyondan fazla Google yorumunu analiz etti. Sonuçlar, hem ünlü noktaları hem de yükselen yeni parkları bir araya getirerek insanların en çok sevdiği yerleri ortaya koyuyor. Madrid’deki Retiro Park zirvedeki yerini korurken, Moldova’dan bir sürpriz park hızla üst sıralara tırmanıyor. Tourism Review, Avrupa’nın en iyi şehir parklarını sunuyor. 10/ Valea Morilor City Park, Chișinău, Moldova 4.8/5 yıldız (16.164 yorum) Herkesi şaşırtan bir şekilde Valea Morilor Park, 80. sıradan Avrupa’nın en iyi 10 şehir parkı arasına yükseldi. Puanı da 4,7’den 4,8’e çıkarak küçük ama önemli bir artış gösterdi. 1950 yılında kurulan bu alan, 114 hektarlık geniş bir yeşil alanı kapsıyor. Merkezinde ise büyük bir yapay göl bulunuyor. Aileler göl kıyısındaki yürüyüş yolunda geziniyor, sandal kiralıyor ya da güneşle ısınan çimenlik alanlarda dinleniyor. Üzerlerinde yükselen ünlü “Şelale Merdivenleri” 218 basamaktan oluşuyor. Ancak en dikkat çeken yapı, Avrupa’nın en büyük açık hava sahnesi olarak bilinen Green Theatre (Yeşil Tiyatro). 9/ Bernardin Garden. Vilnius, Lithuania 4.8/5 yıldız (18.025 yorum) Sıralamada bir basamak yükselerek 10. sıradan 9. sıraya çıkan bu yeşil alan, Eski Şehir bölgesinde yer alıyor ve Gediminas Tepesi’nin yakınında, Vilnia Nehri’nin kıyısına ve eski Bernardine Manastırı’nın çevresine konumlanıyor. Bir zamanlar keşişlerin bahçesi olarak kullanılan alan, 2012 yılına kadar kapalı kaldı; o tarihte yapılan kapsamlı restorasyonla yeniden ziyaretçilere açıldı. Özenle düzenlenmiş çiçek tarhları arasında çeşmeler ve heykelsi detaylar yer alırken, küçük oturma alanları açık gökyüzü altında sakin köşeler oluşturuyor. Eskiden sessiz olan bu alan, festivallerle birlikte bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Özellikle Litvanya’nın koro gelenekleriyle bağlantılı performanslar ve Kristupo kutlamaları sırasında yoğun bir canlılık kazanıyor. Müzik yükseldikçe ve insanlar açık hava sahnesi etrafında toplandıkça parkın atmosferi tamamen değişiyor. 8/ Maksimir Park, Zagreb, Croatia 4.8/5 yıldız (21.490 yorum) Güney Avrupa’da yer alan bu geniş yeşil alan, 316 hektarlık yüzölçümüyle bölgenin en tarihi şehir parkları arasında yer alıyor. Yerel halk tarafından çok sevilen park, turistler tarafından da keşfediliyor; ağaçların arasında kuş sesleri eşliğinde yoga yapmak, koşu yapmak ya da sakin köşelerde dinlenmek için ideal bir alan sunuyor. Park içinde birden fazla göl bulunuyor. Ayrıca Echo Pavilion gibi tarihi yapılar da dikkat çekiyor. Hemen yakınında ise yeşilliklerin içine gizlenmiş Zagreb Hayvanat Bahçesi yer alıyor. Bir ziyaretçinin ifadesi durumu özetliyor: “Zagreb’e yapılan her seyahatte mutlaka görülmesi gereken bir yer.” 7/ Citadel Park, Poznań, Poland 4.8/5 yıldız (23.194 yorum) Bir zamanlar Napolyon’un komutası altında askerlerin toplandığı bu alanda bugün çiçekler sessiz sıralar halinde açıyor. Prusya dönemine ait taş surların yükseldiği yerde artık toprak, renk ve güneşle can buluyor. Sert tahkimatların yerini yumuşak topraklar ve çiçeklerle örülü yollar almış durumda. Savaşla şekillenmiş bu yüksek alan, bugün bambaşka bir atmosfer taşıyor. Geniş yürüyüş yolları arasında ziyaretçiler heykellerle karşılaşıyor, açık hava performansları için yapılmış bir tiyatro alanı görüyor ve geçmiş olayları hatırlatan anıtlar ile askeri tarih sergisini keşfediyor. Ancak burası yalnızca bir anma alanı gibi değil; günlük yaşamın enerjisi burada güçlü şekilde hissediliyor. Koşucular hızla geçiyor, aileler çocuklarıyla vakit geçiriyor, öğrenciler gruplar halinde dolaşıyor. Tüm bu hareketlilik, burayı Poznań’ın en sevilen parklarından biri haline getiriyor. 6/ Planten un Blomen, Hamburg, Germany 4.8/5 yıldız (25.486 yorum) Almanya genelindeki sıralamalarda hâlâ zirvede yer alan bu yeşil alan, Avrupa’nın en dikkat çekici parklarından biri olarak öne çıkıyor. Alışveriş caddeleri, kongre alanları ve hareketli St. Pauli semti arasında konumlanan 45 hektarlık bir dinlenme alanı sunuyor. Parkın farklı bölümleri temalara ayrılmış; bir alanda güller açarken, başka bir bölümde su öğeleri ön plana çıkıyor. En büyük özelliği ise kıta genelindeki en büyük Japon bahçesine ev sahipliği yapması. Her akşam Mayıs ile Eylül ayları arasında, su üzerinde ışık gösterileri gerçekleşiyor ve bu gösteriler zamanla sessiz bir geleneğe dönüşmüş durumda. Önce yerel halk, ardından ziyaretçiler geliyor; şehir hareketliliğinin ortasında ışığın ve sakinliğin uyumuna çekiliyorlar. Özenle bakılan bahçeler bu anlara çerçeve oluşturuyor ve Almanya’nın en yoğun şehirlerinden birinde beklenmedik bir huzur alanı ortaya çıkıyor. Akşam karardıktan sonra su yüzeyindeki yansımalarla birlikte bu sakinlik daha da belirgin hale geliyor. 5/ Kalemegdan Park, Belgrade, Serbia 4.8/5 yıldız (35.489 yorum) Sava Nehri’nin Tuna’ya karıştığı noktada, yüksek bir tepe üzerinde yer alan bu eski kale, Roma dönemine kadar uzanan köklü geçmişiyle Avrupa’nın en güzel şehir parklarından biri olarak kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca şekillenen bu alan, farklı imparatorlukların izlerini taşıyor; önce Bizans, ardından Osmanlı, daha sonra Viyana etkisi… Her dönem, taşlara ve yerleşim düzenine kendi izini bırakmış durumda. Yeşil tepeler, aşağıdaki şehir hareketliliğiyle burada adeta iç içe geçiyor. Yıl boyunca Belgrad’ın en önemli buluşma noktalarından biri olan bu geniş alan, içinde bir hayvanat bahçesi ve askeri müze barındırıyor. Açık hava performans alanları ise sürekli bir canlılık katıyor. Hem tarih hem doğa hem de sosyal yaşamın birleştiği bu park, şehrin en yoğun ziyaret edilen noktalarından biri olmayı sürdürüyor. 4/ Stavros Niarchos Park, Athens, Greece 4.8/5 yıldız (44.416 yorum) Çağdaş tasarımın etkileyici bir örneği olan bu alan, bugün Avrupa genelinde geniş kabul görmüş durumda. 2016 yılında, Saron Körfezi yakınlarında eskiden at yarışlarının yapıldığı bir arazi üzerine inşa edildi ve mimar Renzo Piano tarafından tasarlandı. Yeşil alanlar suyla birleşen açık peyzajlara akarken, Yunan Ulusal Operası ve Ulusal Kütüphane gibi önemli kurumlar da burada yer alıyor. Tüm bu yapılar, ışık, mekân ve düzen üzerinden sessiz bir uyumla bütünleşiyor. Bölgede 1.450’den fazla ağaç ve yaklaşık 280.000 yerli çalı bulunuyor; bu da alanın zengin bitki örtüsünü ortaya koyuyor. Sıcak yaz gecelerinde düzenlenen müzik performansları ve açık hava etkinlikleri, burayı canlı bir buluşma noktasına dönüştürüyor. Yaratıcılığın ve peyzajın şehir gökyüzü altında buluştuğu bir alan haline geliyor. 3/ Greenwich Park in London, UK 4.8/5 yıldız (49.597 yorum) Derinlere kök salmış kadim ağaçları arasında zaman adeta yavaşlıyor. 1400’lü yıllarda, Kral Henry V döneminde ortaya çıkan bu açık alan, şehrin ilk kraliyet yeşil alanı olma özelliğini taşıyor. Merkezinde yer alan gözlemevi, bir zamanlar dünyanın saatlerini ayarlayan nokta olarak biliniyor. Doğu ile batıyı ayıran hat ise tam olarak bu parkın içinden geçiyor. Tarihi yönünün ötesinde ziyaretçiler burada kiralanabilen kayıklarla gezebiliyor, tenis oynayabiliyor ve cam arkasındaki hayvanları görebiliyor. Ayrıca şehir merkezinin ötesine uzanan çatılar boyunca geniş manzaralar sunan seyir noktaları da bulunuyor. Tüm bu özellikleriyle, şehir merkezinin dışına çıkmayı fazlasıyla hak eden bir deneyim sunuyor. 2/ Schönbrunn Palace Park, Vienna, Austria 4.8/5 yıldız (59.762 yorum) Barok bir harikanın içinde, imparatorluk katmanları sessizce kendini gösteriyor. 1700’lü yıllarda İmparatoriçe Maria Theresa döneminde inşa edilen bu alan, Habsburg hükümdarları için bir dinlenme yeri olarak kullanıldı; bir zamanlar gücün bahçeler arasında soluklandığı bir mekândı. Bugün UNESCO tarafından da koruma altına alınmış olan bu saray ve çevresi, yalnızca tarihe değil, yaşayan bir alana da ev sahipliği yapıyor. Sabah erken saatlerde sisin içinde koşucular geçerken, ziyaretçiler gelenekle biçimlenmiş kısa çimlerin üzerinde durup dinleniyor. Gloriette’nin taş yapısından bakıldığında ise manzara, uzak Alpler’e kadar uzanan geniş bir ufka açılıyor. İnsanlar burada kraliyeti yüceltmek için değil, sadece o geniş gökyüzünün altında bulunmak için bir araya geliyor. Yakınında dikkat çekici Palm House yer alırken, Schönbrunn Hayvanat Bahçesi de kesintisiz olarak faaliyet gösteren dünyanın en eski hayvanat bahçesi olmasıyla tarihte özel bir yere sahip. 1/ Retiro Park, Madrid, Spain 4.8/5 yıldız (209.919 yorum) Hâlâ zirvede yer alan Madrid’in en büyük yeşil alanı, liderliğini koruyor. 1600’lü yıllarda Kral IV. Felipe döneminde kraliyet kaçamağı olarak ortaya çıkan bu yemyeşil alan, 19. yüzyılda sıradan ziyaretçilere açıldı. Bugün UNESCO statüsünü gururla taşıyor. 1,43 kilometrekarelik geniş bir alana yayılan parkın içinde, Kristal Saray olarak bilinen cam bir yapı da bulunuyor. Yakınında, bronzdan yapılmış Kral XII. Alfonso’nun atlı heykeli yükseliyor. Daha az bilinen bir köşede ise tartışmalı bir Lucifer heykeli sessizce yer alıyor. Göl üzerinde süzülen kayıklar yavaşça ilerlerken, çevredeki sokak sanatçılarının müzikleri havaya karışıyor. Heykeller ve açan güller arasında insanlar kendi ritimlerinde yürüyüş yapıyor. Madrid’in bu bölgesi, her ziyaretçiye farklı bir deneyim sunarak şehrin kalbinde kendine özgü bir atmosfer yaratıyor.

İzlanda seyahati ve 43 bin € maaş: Şart, kötü fotoğraf çekmek Haber

İzlanda seyahati ve 43 bin € maaş: Şart, kötü fotoğraf çekmek

Artık akıllı telefonlar sayesinde herkesin cebinde bir kamera var. Ancak bu, iyi fotoğraf çekmenin kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Teoride yapılması gereken basit: Kamerayı doğrultup deklanşöre basmak. Pratikte ise pek çoğumuz bulanık kareler, boş kadrajlar ya da en can sıkıcı hatayla, fotoğrafın yarısını kaplayan bir parmakla, karşı karşıya kalıyoruz. Eğer kendinizi “kötü fotoğrafçılar” arasında görüyorsanız, bu kez durum avantajınıza dönüşebilir. Çünkü Icelandair, İzlanda’nın büyüleyici manzaralarının “en kötü fotoğrafçıların bile” etkileyici kareler yakalayabileceğini göstermek istiyor. Havayolu şirketi, gidiş-dönüş uçuşlar, konaklama ve harçlık dahil 10 günlük bir Iceland seyahati sunuyor. Üstelik katılımcılar, yolculuk sonunda çektikleri fotoğraflar ve ürettikleri içerikler karşılığında 43 bin euroya kadar ödeme alma fırsatı yakalıyor. Nasıl başvurulabilir? Icelandair’in “gerçekten kötü fotoğrafçı” kampanyası, fotoğrafçılık alanında profesyonel geçmişi olmayan ve bu alana özel bir ilgisi bulunmayan kişilerle sınırlı. Adayların videolarda ve fotoğraflarda kendilerini rahatça ifade edebilmesi; doğa yürüyüşlerinden ve açık hava etkinliklerinden keyif alması bekleniyor. Başvuru şartları arasında geçerli bir pasaporta sahip olmak, 21 yaşın üzerinde bulunmak ve Iceland, İngiltere ile ABD'ye seyahat edebiliyor olmak yer alıyor. Başvurular, reallybadphotographer.com adresi üzerinden yapılıyor. Adaylardan fotoğrafçılık becerilerine ilişkin altı soruyu yanıtlamaları isteniyor. Ayrıca şanslarını artırmak isteyenler, neden ideal aday olduklarını anlattıkları 60 saniyelik bir video da gönderebiliyor.

Antalya uluslararası yüzme organizasyonuna ev sahipliği yapacak Haber

Antalya uluslararası yüzme organizasyonuna ev sahipliği yapacak

Akdeniz’in turkuaz sularında geçecek XWaters uluslararası yüzme heyecanı 13 Mayıs’ta Konyaaltı’nda gerçekleşecek. Corendon Airlines de ikinci kez hayata geçirilen XWaters Antalya’ya desteğini sürdürüyor. Corendon Airlines, açık deniz yüzme sporunun en prestijli uluslararası organizasyonlarından biri olan XWATERS Antalya’ya desteğini ikinci yılında da sürdürüyor. Havayolu şirketi,, XWATERS Antalya iş birliğiyle Antalya’nın uluslararası spor destinasyonu kimliğini güçlendirmeyi ve turizmi 12 ay boyunca çeşitlendirmeyi hedefliyorken, farklı ülkelerden sporcuların ve ziyaretçilerin Antalya’ya erişimini kolaylaştırıyor. 13 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya Konyaaltı Beach Park’ta düzenlenecek organizasyon, farklı yaş gruplarından dünyanın dört bir yanından yüzücüleri Akdeniz’in eşsiz sularında buluşturacak. XWATERS Antalya, her seviyeden sporcuya hitap eden parkurlarıyla dikkat çekiyor. Katılımcılar hem bireysel performanslarını test etme hem de benzersiz bir doğa ve spor deneyimi yaşama fırsatı bulacak. Akdeniz’de unutulmaz bir deneyim XWATERS Antalya; nefes kesen kıyı manzaraları, dünya standartlarında organizasyon yapısı ve farklı ülkelerden sporcuları bir araya getiren güçlü topluluk ruhuyla katılımcılarına bütünsel bir deneyim sunuyor. Antalya’nın doğası, kültürü ve misafirperverliğiyle birleşen bu organizasyon, sporun ötesinde bir yaşam deneyimine dönüşüyor. "Akdeniz rüyasında yüzün" XWATERS Antalya 2026, "Akdeniz rüyasında yüzün" mottosuyla sporcuları sadece bir yarışa değil, unutulmaz bir deneyimin parçası olmaya davet ediyor. Dünyanın en etkileyici yüzme rotalarından birinde kulaç atmak isteyen tüm sporcular, 13 Mayıs tarihlerinde Antalya’da buluşacak. Tüm yarışlar, Konyaaltı sahilinden başlayıp aynı noktada sona erecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.