Hava Durumu

#Çevre Dostu

TOURISMJOURNAL - Çevre Dostu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre Dostu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Brüksel'de e-scooter dönemi sona eriyor Haber

Brüksel'de e-scooter dönemi sona eriyor

Brüksel Başkent Bölgesi yönetimi, şehirde faaliyet gösteren son iki e-scooter şirketi olan Bolt ve Dott'un lisanslarının bu yılın sonunda sona ereceğini açıkladı. Mevcut lisansların yenilenmeyeceği belirtilirken, 2027 itibarıyla kentte yalnızca paylaşımlı bisiklet ve elektrikli bisiklet hizmetleri sunulacak. Kararın alınmasında, son yıllarda elektrikli scooterların karıştığı kazalardaki artış etkili oldu. Yerel basında yer alan bilgilere göre, 2025 yılında Brüksel'de e-scooter kazalarında 666 kişi yaralandı. Bu rakamın, bir önceki yıla göre yüzde 26 artış gösterdiği kaydedildi. Uzmanlar, elektrikli scooterların tasarım özellikleri nedeniyle meydana gelen kazalarda yaralanmaların daha ağır seyredebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle scooter kullanıcılarının kaza anında baş ve yüz bölgesinden ciddi şekilde yaralanma riskinin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Yetkililer, güvenlik risklerinin yanı sıra kaldırımlara rastgele bırakılan scooterların kent yaşamını olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Yanlış park edilen scooterların yayaların geçişini engellediği, özellikle yaşlılar ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireyler için erişilebilirlik sorunlarına yol açtığı ifade edildi. Brüksel yönetimi, paylaşımlı elektrikli scooterların organize suç grupları tarafından da kullanıldığına ilişkin güvenlik endişelerini gündeme getirdi. Yetkililerin paylaştığı verilere göre, bu araçlar 2025 yılında meydana gelen 25 silahlı saldırı olayında kullanıldı. Bir dönem çevre dostu ve pratik ulaşım alternatifi olarak öne çıkan paylaşımlı e-scooterlar, son yıllarda Avrupa'nın çeşitli kentlerinde tartışma konusu haline geldi. Brüksel, elektrikli scooterlardan vazgeçerken paylaşımlı bisiklet sistemini güçlendirmeyi planlıyor. Bu kapsamda kent genelindeki elektrikli bisiklet sayısının artırılması hedefleniyor. Belçika'nın başkenti, paylaşımlı elektrikli scooterları yasaklayan ilk Avrupa şehri değil. Daha önce İspanya'nın başkenti Madrid ile Fransa'nın başkenti Paris ve Çekya'nın başkenti Prag da benzer kararlar alarak bu araçların kullanımına son vermişti. Brüksel'in aldığı karar, Avrupa'da paylaşımlı mikro mobilite araçlarının geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, güvenlik ve kamu düzeni kaygılarının çevreci ulaşım çözümlerinin önüne geçmeye başladığını da gözler önüne serdi.

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen Haber

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen

Wellness Turizmi Nedir? Global Wellness Institute (GWI) tarafından yapılan tanıma göre wellness turizmi, bireysel iyi oluşu desteklemek veya artırmak amacıyla yapılan seyahatleri ifade eder. Tıbbi turizmin aksine, burada önceden teşhis edilmiş sağlık sorunlarını tedavi etmek değil; önleyici yaklaşım, denge ve zihin-beden uyumu ön plandadır. Bu tür seyahatleri farklı kılan şey, ileriye dönük bir anlayışa sahip olmasıdır: insanlar bu yolculukları sorunları çözmek için değil, sağlıklarını sorunlar ortaya çıkmadan güçlendirmek için tercih eder. Deneyimler genellikle meditasyon inzivaları, termal kaplıcalar, fitness programları veya enerjiyi yeniden kazandırmayı amaçlayan doğa içinde vakit geçirmeyi içerir. Burada odak noktası hastalık değil, uzun vadeli yaşam kalitesidir. 2024 yılında sektör 894 milyar dolara ulaşarak 2012’deki değerinin neredeyse iki katına çıktı. Pandemiden önce daha düşük seviyedeydi; bugün ise %36 daha yüksek. 2029 yılına kadar yıllık ortalama %9,1 büyüme ile yaklaşık 1,4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Artık yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı kalmayan birçok program, çevre dostu yöntemleri de içeriyor. Seyahat edenler sağlık açısından fayda sağlarken, yerel bölgeler de çevresel kazanımlar elde ediyor. Büyüme devam ederken yaklaşım giderek karşılıklı faydaya doğru evriliyor. Güçlü ve Dayanıklı Tüketici Talebi Artık sadece geçici bir trendin sınırlarında kalmayan wellness, insanların seyahat planlarını belirleyen temel faktörlerden biri haline geliyor. Bazı gezginler tüm tatillerini meditasyon veya termal terapiler gibi uygulamalar etrafında şekillendirirken, diğerleri fitness rutinlerini ya da bilinçli beslenmeyi farklı deneyimlerle harmanlıyor. Bir grup yolculuğunu tamamen iyi oluş üzerine kurarken, diğerleri bunu seyahatlerine sessizce entegre ediyor. 2025 itibarıyla Avrupa ve ABD’de her 10 tüketiciden 1’i yalnızca wellness amaçlı seyahat etti. Almanya’da ise spa odaklı seyahat oranı yüzde 25’e yükseldi. Aynı yıl McKinsey’nin gelecekteki wellness trendlerine ilişkin araştırmasına göre, Amerikalıların yüzde 84’ü wellness’ı önemli görürken, Birleşik Krallık’ta bu oran yüzde 79, Çin’de ise katılımcıların yüzde 94’ü bunu “olmazsa olmaz” olarak tanımladı. İlk bakışta sakin görünen bu rakamlar, sınırları aşan güçlü bir eğilimi ortaya koyuyor. Zor dönemlerde bile insanlar wellness turizmi harcamalarından vazgeçmiyor. Bütçeler daraldığında bile buradan kısmak, kıyafet veya eğlence harcamalarını azaltmaktan daha zor görünüyor. Bunun arkasında, toplumun zihin ve beden sağlığına verdiği değerde sessiz ama kalıcı bir değişim yatıyor. Gösterişli değil ancak anketlerde tekrar tekrar ortaya çıkan net bir eğilim. Dinlenme ve yenilenme, insanların seyahat etmesindeki en önemli nedenlerden biri. Hilton’un 2026 sonrası seyahat trendlerine ilişkin raporuna göre, insanların yarısından fazlası planlarını dinlenme ihtiyacıyla şekillendiriyor. Kısa kaçamaklar yerine birçok kişi artık bulunduğu yerle daha derin bir bağ kurmayı tercih ediyor. Verilere göre ABD’li tüketicilerin yüzde 56’sı yalnızca wellness inzivalarına katılmak için iki saatten uzun yolculuklar yaptı. 2024’te wellness odaklı seyahat yapanların yüzde 60’ı bu deneyimi gelecek yıl da tekrarlamayı planlıyor. İlgi azalmak bir yana artmaya devam ediyor. Orman temelli programlar yüzde 67 ile en çok ilgi gören seçeneklerden biri olurken, ruhsal yollar yüzde 60 ile onu takip ediyor. Sessizlik odaklı konaklamalar ise yüzde 50’nin biraz üzerinde ilgi görüyor. Biçimleri farklı olsa da hepsinin ortak noktası yapay deneyimlerden ziyade gerçek bir bağ sunmaları. İlgi dijital aramalarda da açıkça görülüyor. Trip.com ve Google’ın 2025 ortası Why Travel analizine göre wellness temalı aramalar hızla artıyor. "Japanese tea ceremonies" yüzde 53 yükselirken "all inclusive spa" aramaları yüzde 250 arttı. Tatil ile sağlığı birleştiren sorgularda da benzer artışlar var." Ski and spa" yüzde 250 yükselirken "golf and spa resorts" aramaları üç katına çıktı.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç ITF İstanbul Turizm Fuarı Standını Ziyaret Etti Haber

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç ITF İstanbul Turizm Fuarı Standını Ziyaret Etti

Alaplı ilçesi Fatih Mahallesi'ndeki kendi atölyelerinde yaklaşık 4 yıldır soba üretimi yapan Taner Kılıç ile Recep Yılmaz, yurt içi ve yurt dışından gelen yoğun talepleri karşılamak için yoğun mesai harcıyor. Firma sahipleri Kılıç ile Yılmaz, son 5 yılda pelet soba üretimine ağırlık verdiklerini ve tasarımlarıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan patent aldıklarını söyledi. Avrupa'da savaş nedeniyle yaşanan doğal gaz sıkıntısının, pelet sobalara olan ilgiyi artırdığını belirten Yılmaz, "Atölyemizde imal edilen pelet sobalarını Belçika, Fransa, Macaristan, Tacikistan ve Sırbistan gibi ülkelere ihraç ediyoruz. Şu anda yurt dışı pazarımız, Türkiye pazarına göre daha güçlü. Avrupa, pelet konusunda bizden bir adım önde. Kömür ve odun yerine daha çok elektrikli pelet sobalar tercih ediliyor. Bulgaristan, Sırbistan ve Fransa başta olmak üzere 7 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bu yıl ayrıca Avrupa'da yaşayan ve Türkiye'ye gelen Türk vatandaşlarına da pelet sobası sattık" dedi. İhracat siparişlerine yetişmekte zorlandıklarını dile getiren Taner Kılıç ise, önümüzdeki yıllarda pelet soba ve pelet yakıtına olan ilginin daha da artacağını ifade etti. Talaş, odun ve ağaç atıklarından üretilen peletlerin yakıt olarak kullanıldığı sobalar, çevre dostu yapısı ve kömüre oranla daha az kül bırakması nedeniyle Avrupalı tüketicilerin tercihleri arasında önemli bir yer edindi. Otomatik yükleme ve ateşleme sistemiyle çalışan pelet sobalar, pratik kullanımıyla da dikkat çekiyor.

Sıfır Atık İçin Gastronomide Yaratıcı ve Sürdürülebilir Adımlar Haber

Sıfır Atık İçin Gastronomide Yaratıcı ve Sürdürülebilir Adımlar

Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Gülsün Duran, tam anlamıyla sıfır atık uygulamalarının kısa vadede tüm işletmeler için zor olabileceğini ancak minimum atık hedefiyle başlamanın işletmeler büyük katkılar sağlayabileceğini kaydetti. Sıfır atık yaklaşımının temelinde kaynakların verimli kullanımı, geri dönüşüm ve yeniden kullanımın yer aldığını aktaran Duran, şöyle devam etti: "Yiyeceklerin tamamının değerlendirilmesi (örneğin sebze kabuklarının ya da et/tavuk kemiklerinin stok yapımında kullanılması), geri dönüştürülebilir ambalajların tercih edilmesi, organik atıkların kompost sistemleri aracılığıyla gübreye dönüştürülmesi, yerel ve mevsimsel ürünlerin kullanımı ile taşıma ve saklama kaynaklı israfın önlenmesi bu yaklaşıma örnek teşkil etmektedir." Duran, gastronomi öğrencileri ve restoranların sıfır atık bilinciyle önemli adımlar attığını vurguladı. Sıfır atık için gerçekleştirilen eylemlere değinen Duran, "Porsiyon kontrolü ve menü tasarımı, artan yiyeceklerin bağışlanması, kompost üretimi, sürdürülebilir tarım uygulamalarına destek verilmesi, gıda artıklarını değerlendirmeye yönelik derslerin müfredata eklenmesi ve sanal stok izleme sistemleriyle aşırı malzeme alımının önlenmesi gibi çeşitli stratejiler hayata geçirilmektedir." değerlendirmesini yaptı. Sebze ve meyveler en çok israf edilen grup Malzeme seçimi ve stok yönetiminin atık oluşumu üzerindeki etkisine de dikkati çeken Duran, "Doğru miktarda ve mevsiminde alışveriş yapmak, malzemelerin bozulmadan kullanılmasını sağlar. Stok yönetimi yazılımları, raf ömrü yaklaşan ürünleri ön plana çıkarır. İsrafı önlemek amacıyla paketli ürünlerden uzak durmak ve malzemelerin farklı şekillerde kullanılması önemlidir." ifadelerini kullandı. Duran, artan malzemelerle yaratıcı tarifler geliştirilerek sebze kabukları ve saplarıyla sebze suyu, bayat ekmekten "kruton" olarak bilinen kızarmış ekmek parçaları veya ekmek pudingi, meyve kabuklarıyla marmelat, sirke veya çay, arta kalan pilavla mücver veya dolma içi, balık kafasıyla balık çorbası yapılabileceğini kaydetti. Mutfaklarda en çok israf edilen ürün grubunun sebze ve meyveler olduğuna işaret eden Duran, "Hızlı bozulmaları, estetik kusurlar nedeniyle çöpe atılmaları veya doğru şekilde saklanmamaları nedeniyle israf ediliyorlar. Diğer yüksek israf grupları ise ekmek ve tahıllar, süt ve süt ürünleri, pişmiş yemeklerin tüketilmeyen porsiyonlarıdır." bilgisini verdi. Tüketici de sürecin parçası Tüketicilerin de bu sürece katkı sağlayabileceğinin altını çizen Duran, "Gereksinim kadar alışveriş yapmak, artık yemekleri yaratıcı bir biçimde kullanmak, son tüketim tarihlerini doğru okumak, kompost yapmak, restoranlarda porsiyonları küçültme veya paketleme talep etmek, gıda bağış etkinliklerine katılmak etkili yöntemlerdir." değerlendirmesini yaptı. Duran, "Kısa vadede bazı çözümler maliyetli gibi görünse de uzun vadede hammadde tüketimini azaltır, envanter kaybını engeller, enerji ve su kullanımında tasarruf sağlar, marka itibarını yükseltir. Çevreye duyarlı firmalara yönelik müşteri sadakati de artar." değerlendirmelerinde bulundu.

Grundig, IFA’da yapay zeka destekli çamaşır makinesini tanıttı Haber

Grundig, IFA’da yapay zeka destekli çamaşır makinesini tanıttı

Grundig, dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı olan IFA’da yapay zekayı çamaşır makinesine uyarlayan inovatif teknolojisi AI Sense’i ilk kez sergiliyor. Grundig'den yapılan açıklamaya göre, marka, Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenen tüketici elektroniği fuarı IFA’da bu yıl sürdürülebilirliği odak noktasına alan en yeni teknolojilerini sergiliyor. Grundig, çevre dostu, sürdürülebilir malzemelerin kullanıldığı, enerji, su verimli teknolojileri şık tasarımlarla buluşturarak geleceğin evini bugünden tüketicilerine sunuyor. Geliştirdiği inovatif teknolojilerle sürdürülebilir bir yaşam tarzını destekleyen marka, IFA’da ilk kez tanıttığı AI-Sense çamaşır makinesinde tüketicilerin ihtiyaçlarına yapay zekâ desteğinde çözümler öneriyor. AI-Sense mevcut çamaşır makinelerinin tüketicilere sunduğu tekstil türüne göre sunulan programların ötesinde, tüketicilerin ihtiyacına yönelik olarak hassas, hızlı, yoğun ve eco gibi program seçenekleri sunuyor. Çamaşır türüne göre değil, tüketicinin ihtiyaçlarına göre tasarlanan bu teknoloji ile tüketicinin çamaşırlarının kumaş tipini düşünmesine gerek kalmadan yıkamaya ihtiyacına göre seçim yapması yeterli oluyor. Çamaşır makinesine entegre edilen akıllı sensörler sayesinde, kumaş türü, yükleme miktarı, kirlilik ve durulama seviyesi otomatik olarak tespit ediliyor. Sensörlerden elde edilen veriler ve otomatik dozajlama sistemi sayesinde, AI-Sense en doğru yıkama adımlarını oluştururken deterjan, su ve enerji tüketimini en ideal seviyede tutuyor. Su tüketimine dikkat edilirken durulama performansı da yine akıllı sensörler tarafından takip ediliyor ve optimum su miktarı ile mükemmel durulama performansına ulaşılıyor. Sıvı deterjan kullanımını sağlayan Autodose özelliği ile ise ürün, bu özelliğe sahip olmayan ürünlere kıyasla yaşam döngüsü boyunca yüzde 32 daha düşük karbon ayak izine sahip. Ürün ağırlığının yüzde 28'i ise geri dönüştürülmüş malzemeden oluşuyor. - 'Sürdürülebilir yaşam tarzlarına ilham vermeyi hedefliyoruz' Açıklamada görüşlerine yer verilen Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer, Avrupa'nın en geniş ürün yelpazesine sahip tüketici elektroniği markalarından olan Grundig ile hedeflerinin insanların günlük yaşantılarındaki dönüşüme öncülük ederek sürdürülebilir yaşam tarzlarına ilham vermek olduğunu belirtti. Yapay zekâ destekli teknolojileri Grundig AI-Sense'nin tam da bu yaklaşımın bir ürünü olduğunu vurgulayan Dinçer, şunları kaydetti: 'AI Sense çamaşır makinesine entegre edilen akıllı sensörler en doğru yıkama adımlarını oluştururken deterjan, su ve enerji tüketimini en ideal seviyede tutuyor. Sıvı deterjan kullanımına imkân veren otomatik dozajlama özelliği sayesinde bu özelliğe sahip olmayan ürünlere kıyasla yaşam döngüsü boyunca yüzde 32 daha düşük karbon ayak izine sahip. AI Sense çamaşır makinelerimizin ürün ağırlığının yüzde 28'i ise geri dönüştürülmüş malzemeden oluşuyor.' - Watercare, A Enerji sınıfı makinelere göre yüzde 50 enerji tasarrufu sağlıyor Verilen bilgiye göre, Grundig, geliştirdiği yeni nesil akıllı ev teknolojileri ile evlerde kullanılan enerji ve su tüketiminin takip edilmesini sağlayarak sürdürülebilir bir yaşam tarzını destekliyor. Watercare çamaşır makinesi özel kanat teknolojisi sayesinde kıyafetleri optimum ve nazik şekilde temizlerken, makinede bulunan sensör ise suyun doğrudan kıyafetlere püskürtülmesini sağlıyor. Ayrıca, Watercare teknolojisi çamaşır makineleri A enerji seviyesinden de iyi bir seviyeye ulaşıyor ve A enerji sınıfı makinelere göre yüzde 50 daha az enerji tüketiyor. IFA’da A enerji sınıfına göre yüzde 50 daha az enerji harcayan çamaşır makinesi ve A enerji sınıfına göre yüzde 10 daha az enerji tüketen buzdolabını sergileyen Grundig, Avrupa’nın en enerji verimli bulaşık makinesini de ilk kez tüketicilere tanıtıyor. Isı pompası teknolojisi sayesinde bulaşık makinesi A enerji sınıfındaki ürünlerden yüzde 20 daha az enerji tüketiyor. Grundig ankastre bulaşık makinesi serisi mükemmel temizleme performansı ve kolay montaj çözümleri sunmasının yanı sıra 38dBA A Ses Seviyesi ile Avrupa’da sınıfındaki en sessiz çalışan ürün olma özelliğine sahip. Grundig’in IFA’da sergilediği sürdürülebilir teknolojilerden bir diğeri de VarioDry çamaşır kurutucu. Bu teknolojide hassas yıkama, tambur hareketi olmadan düz kurutma ve sessiz yıkama olmak üzere 3 önemli özellik bulunuyor. Tüm programlarda hassas kurutma sağlayan VarioDry kurutma makinesinde kırışma önleme fonksiyonu da mevcut. Ürün, giysilerin her yerini eşit kurutuyor ve çekme riskini minimize ediyor. Giysilerin daha uzun süre kullanılabilmesini sağlayan VarioDry kurutucu nevresim gibi tekstillerde dolanmayı ve iç içe geçme problemini ortadan kaldırıyor.

6 yılda 164 bin bina ve yerleşke sıfır atığa geçti Haber

6 yılda 164 bin bina ve yerleşke sıfır atığa geçti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerinden derlenen bilgilere göre, dünyada 2020'de yaklaşık 2,24 milyar ton belediye atığı oluştu. Dünya Bankasının verilerine göre, dünya genelinde kişi başına günde ortalama 0,74 kilogram atık çıkarılıyor. Bu değer 0,11 ila 4,54 kilogram arasında değişiyor. Bu şekilde devam ederse, 2050'ye kadar yılda 3,88 milyar ton atık oluşması bekleniyor. Dünya genelinde 2022 itibarıyla belediye atıklarının ortalama yüzde 82'si toplanıyor ve yüzde 55'i atık işleme tesislerine gönderiliyor. Küresel bazda sera gazı emisyonlarının yüzde 2'sine neden olan atıkların yüzde 33'ü ise halen düzensiz depolanıyor. Ayrıca gıda kaybı ve israfı da küresel bir sorun olmaya devam ediyor. Gıda kayıpları daha çok, gelişmekte olan ülkelerde görülürken gıda israfı ise çoğunlukla gelişmiş ülkelerde meydana geliyor. Hem gıda kaybı hem de gıda israfı, önemli çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçlara yol açıyor. Atılan yiyecekler, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ila 10'unu oluşturuyor. Bu kapsamda sıfır atığın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutta sağladığı yararların, sürdürülebilir bir dünya düzeni açısından önemi ortaya çıkıyor. Sıfır atık; israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan "atık yönetim anlayışı" olarak tanımlanıyor. Bu kapsamda Türkiye'de, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 2017'de "Sıfır Atık Projesi" hayata geçirildi. Proje, sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde atıkları kontrol altına alma, gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir Türkiye ile yaşanabilir dünya bırakma amacını taşıyor. Projeyle geri kazanım oranının yüzde 35'e çıkarılması ve düzenli depolama oranının yüzde 65'e indirilmesi hedefleniyor. Sıfır Atık Projesi kapsamında, Sıfır Atık Yönetim Sistemi'nin kurulmasına ilişkin genel ilkelerin ve uygulama esaslarının belirlenmesini sağlayarak, projenin ülke genelinde benimsenmesi, uygulanması ve yaygınlaştırılması için hazırlanan Sıfır Atık Yönetmeliği 2019'da yürürlüğe girdi. Sıfır Atık Yönetmeliği'nde, Sıfır Atık Yönetim Sistemi'nin kurulumu, uygulanması, sistemin takibi için yapılması gerekenler, sıfır atık belgesinin şartları ve belge kriterlerine ilişkin düzenlemeler yer aldı. Yönetmelikle mahalli idareler ile bina ve yerleşkelerin Sıfır Atık Yönetim Sistemi'ne geçiş takvimleri düzenlendi. Ayrıca il düzeyinde mahalli idareler ile bina ve yerleşkeler tarafından uygulanacak Sıfır Atık Yönetim Sistemi'nin yerel ve ulusal ölçekte stratejik bir bütünlük içinde sürdürülebilirliğini ve verimliliğini sağlamak amacıyla 81 il tarafından "İl Sıfır Atık Yönetim Sistemi Planı" hazırlandı. Buna göre, Haziran 2017'den bu yana Sıfır Atık Yönetim Sistemi'ne geçen bina ve yerleşke sayısı 164 bin oldu. Yaklaşık 19 milyon kişiye "sıfır atık" eğitimi verildi Öte yandan vatandaşlar için sıfır atık konusunda eğitim-farkındalık çalışmaları da yürütülüyor. Bu kapsamda proje başlangıcından bu yana yaklaşık 19 milyon kişiye "sıfır atık" eğitimi verildi. Ayrıca proje başlangıcından bu yana 20,4 milyon ton kağıt-karton, 5,4 milyon ton plastik, 2,3 milyon ton cam, 0,5 milyon ton metal ve 5,2 milyon ton organik ve diğer geri dönüştürülebilir atıklar olmak üzere toplamda yaklaşık 33,8 milyon ton geri kazanılabilir atık, bakanlıkça lisanslı işletmelerce işlenerek, ekonomiye kazandırıldı. Toplanan atıklardan, 62,2 milyar lira ekonomik kazanç sağlandı. Ayrıca 530 milyon kilovatsaat enerji tasarrufu, 572 milyon metreküp su tasarrufu ve 69 milyon metreküp depolama alanından tasarruf sağlandı. 3,9 milyon ton sera gazı salımı önlendi, 347 milyon ağaç kurtarıldı, 87 milyon varil petrol, 650 milyon ton ham maddeden tasarruf edildi. Sıfır atığın başarısı ülke sınırlarını aştı Eylül 2022'de BM 77. Genel Kurulu görüşmeleri sırasında New York'ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, ikili iklim kriziyle mücadele kapsamında "Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı"nı imzaladı. Ardından 15 Aralık 2022'de yapılan BM Genel Kurulunda, Türkiye tarafından Birleşmiş Milletler 77. Genel Kuruluna sunulan "Sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmak için sıfır atık uygulamalarının teşvik edilmesi" konulu "sıfır atık" kararı kabul edildi. Genel Kurul, bu kararla 30 Mart'ı Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan etti.    

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.