Hava Durumu

#Çeşme

TOURISMJOURNAL - Çeşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çeşme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye Bisiklet Turu, bisiklet ekonomisinin yükselen merkezi Haber

Türkiye Bisiklet Turu, bisiklet ekonomisinin yükselen merkezi

Çeşme’den Ankara’ya 26 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında dünyaca ünlü takımların katılımı ile 61. kez düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, Türkiye’de bisikletin yalnızca bir spor dalı değil; üretimden turizme, şehir içi mobiliteden sürdürülebilir yaşam kültürüne kadar uzanan çok boyutlu bir ekosistemin merkezine yerleşmesini sağlıyor. 23 takım ve 27 farklı ülkeden 161 sporcunun mücadele ettiği, 26 Nisan - 3 Mayıs tarihleri arasında 8 etap ve bin 133,5 kilometrelik parkurda düzenlenen 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu; 5 il, 20’nin üzerinde ilçe ve 60’tan fazla yerleşimden geçerek yalnızca bir spor organizasyonu değil, aynı zamanda Türkiye’nin bisiklet ekonomisini büyüten çok katmanlı bir değer zinciri oluşturuyor. Uluslararası Bisiklet Birliği-UCI Avrupa Turları takviminde yer alan ve Türkiye’nin ProSeries kategorisindeki tek yol bisikleti yarışı olan TUR, WorldTeam, ProTeam ve Continental Team seviyesindeki 23 uluslararası takımı bir araya getirirken; organizasyon yapısı, küresel yayın gücü ve çok şehirli rotasıyla spor turizmi, medya, ekipman ve yerel ekonomi üzerinde güçlü bir çarpan etkisi oluşturuyor. Emin Müftüoğlu: "Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, gençlerimize ilham veren stratejik bir platformdur" Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, konuya dair yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, yalnızca bir spor organizasyonu değil; Türkiye’de bisiklet ekonomisini büyüten, turizmi çeşitlendiren ve gençlerimize ilham veren stratejik bir platformdur. Yıl boyunca 32 ilde gerçekleştirdiğimiz 100’ün üzerindeki organizasyonla bu etkiyi ülke geneline yayıyoruz. Amatör yarışlardan uluslararası organizasyonlara uzanan bu güçlü yapı sayesinde, bisiklet sporunu tabana yayarken Türkiye’yi küresel bisiklet turizminin güçlü destinasyonlarından biri haline getirmeyi hedefliyor, ülkemizin bisiklet ekonomisine değer katıyoruz" diye konuştu. Türkiye genelinde yaygınlaşan bisiklet ekosistemi Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun 2026 yılı faaliyet takvimi, bisiklet sporunun Türkiye geneline yayılımını somut verilerle ortaya koyuyor. Yıl boyunca yol, pist, dağ bisikleti, BMX, para bisiklet ve Gran Fondo disiplinlerinde düzenlenecek organizasyonlarla 32 ilde 100’ün üzerinde yarış ve etkinlik gerçekleştiriliyor. Bu geniş organizasyon ağı, Türkiye’yi yalnızca belirli merkezlerde yoğunlaşan bir spor yapısından çıkararak, yıl boyunca aktif olan sürdürülebilir bir bisiklet ekosistemine dönüştürüyor. Bisiklet Turizmi: 200'den fazla rota, 58 bisiklet dostu otel Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı verilerine göre Türkiye, bisiklet turizminde güçlü bir altyapıya ulaşmış durumda. Türkiye genelinde 200’ün üzerinde bisiklet rotası, yılın 9-10 ayı sürüş imkanı sunarken; EuroVelo ağı üzerindeki EuroVelo 8 ve EuroVelo 13 rotaları ile Antik Pedal gibi tematik güzergahlar, Türkiye’yi uluslararası bisiklet turizmi haritasına taşıyor. 16 farklı şehirde faaliyet gösteren 58 bisiklet dostu otel, toplam 19 bin 538 oda ve 41 bin 996 yatak kapasitesi ile sporculara ve amatör bisikletçilere özel konaklama altyapısı sunuyor. Avrupa’da yaklaşık 52 milyar Euro büyüklüğe ulaşan bisiklet turizmi pazarı dikkate alındığında, Türkiye bu pazardan daha fazla pay alabilecek güçlü destinasyonlar arasında yer alıyor.

61. Türkiye Bisiklet Turu rotası ve takımları tanıtıldı Haber

61. Türkiye Bisiklet Turu rotası ve takımları tanıtıldı

Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) takviminde yol bisikleti yarışlarında ProSeries kategorisinin en prestijli yarışlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, Türkiye’nin en büyük spor organizasyonlarından biri olarak; yüzlerce araçtan oluşan dev konvoyu, küresel yayın gücü ve uluslararası etkisiyle bir kez daha Türkiye’yi canlı yayınlarla dünya sahnesine taşırken geleceğin bisikletçilerine ilham verecek. "Gelenekten Geleceğe" temasıyla duyurulan TUR 2026, 60 yılı aşan mirasını geleceğe taşıyarak Türkiye’nin doğasını, tarihini, kültürünü ve yaşam biçimini dünyaya anlatan güçlü bir uluslararası vitrin olacak. Bu yıl yarış, Çeşme’den başlayarak Türkiye’nin farklı coğrafyalarını kat edecek ve 1969-1979 yılları arasında beş kez TUR’a ev sahipliği yapmış olan Ankara’da tamamlanacak. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu ev sahipliğinde düzenlenen 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun basın toplantısı; Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürü Hasan Yıldırım, İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı ve T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Veli Ozan Çakır, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay ile birlikte sponsor markaların temsilcileri, çok sayıda medya mensubu ve bisiklet ailesinin katılımıyla gerçekleşti. Emin Müftüoğlu: "Bisiklet nerede, Spor Bakanlığımız ve Bisiklet Federasyonu orada" Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, "Türk bisikleti bundan 25 yıl önce, 20 yıl önce ülkedeki yol bisikleti satış sayısıyla bugünkü satış sayısını ortaya koyduğumuz zaman hepsi ortaya çıkıyor. Yani inanılmaz artık halk bisiklete biniyor. Ve bunu Bisiklet Federasyonu olarak hem halkımızın bindiği, hem gençlerimizin bindiği hem de profesyonellerin yarışabildiği hemen hemen her hafta ülkemizde organizasyon yapıyoruz. Son dönemde bağımlılıkla ilgili Yeşilay'la birlikte ülke genelinde gençleri bağımlılıktan kurtarmak için, farkındalık oluşturmak için özel bisiklet turları da gerçekleştiriyoruz. Yani bisiklet nerede, Spor Bakanlığımız ve Bisiklet Federasyonu orada. Geçtiğimiz yıldan sonra burada bugün Dünya Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olarak da başka bir görevle bulunuyorum. Yıllar önce büyük bir hayalimdi ve geldiğim zaman da bir hayalimdi. Yönetim kurulu üyelerimize, Spor Bakanlığımıza ve genel müdürlerimize, bakanımıza, bakan yardımcımıza, Dünya Federasyonu seçiminde bize verdikleri destek için teşekkür etmek istiyorum. Artık 4 yıl Dünya Federasyonu'nda görev yapacağız. Bu Türk bisikleti için önemli" dedi. "Bu tur ülkemizin tanıtımı anlamında çok önemli" Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun Türkiye’nin tanıtımı için çok önemli olduğunun altını çizen Müftüoğlu, "Bu tur ülkemizin tanıtım anlamında da çok önemli, sportif anlamda da çok önemli, spor turizminde de çok önemli. Ve ben bir turizmci olarak ne kadar katkısı olduğunu biliyorum. Ama gençlerin ekranlarda görüp 'Ben bisikletçi olacağım' deyip, 'Gelenekten geleceğe' mottosu buradan çıkıyor ve yeni yeni gençler burada bu tur sayesinde bisikletçi oluyor. Bu yıl çok önemli bir organizasyon yaptık. Tarihin ilk veledromunda Avrupa Şampiyonası yaptık. Geldiğimiz zaman ilk 32 yıl sonra 2008'de olimpiyata götürmüştük ve 2012'de 40 yıl sonra yol bisikletinde olimpiyata gitmiştik. İnşallah şimdi pist bisikletini hedef koyduk. Yani ne yapılması gerekiyorsa, bisikletin tabana yayılmasıyla ilgili her şeyi yapıyoruz. Bunları yaparken Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu bunların en önemli bir ayağı ve bizi tanıtan yüzü. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmek istiyorum. Çünkü veledromun yapılmasıyla Avrupa Şampiyonası yaptık ve Avrupa Şampiyonası'nda dereceler elde etmeye başladık. Son iki yıldır iki madalya geldi. Artık daha çok madalya getirip ve pist bisikletinde dünyada var olduğumuzu göstermek istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu ile ilgili valiliklerimiz, belediyelerimiz, kaymakamlıklarımız, İçişleri Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Turizm Bakanlığımız hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Sponsorlarımıza teşekkür etmek istiyorum" şeklinde konuştu. Hasan Yıldırım: "TUR ile ülkemizin küresel temsili güç kazanacaktır" Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 60 yılı aşkın köklü bir mirası olduğunu belirten Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürü Hasan Yıldırım, "1963 yılında Marmara Turu adıyla filizlenen ve aradan geçen 60 yılı aşkın sürede kıtaları birleştiren devasa bir organizasyona dönüşen bu köklü mirasın 61. yılında; 'Gelenekten Geleceğe' mottosuyla yeni bir döneme kapı aralamasının heyecanını hep birlikte yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sporun birleştirici ruhuna inanan ve Türkiye'nin dünya sporu içerisinde öncü konumda olması yönündeki vizyonları doğrultusunda gerçekleştirilen bu büyük organizasyon; sadece bir spor müsabakası değil, kıtaları birleştiren ve Türkiye'nin gücünü, kültürel derinliğini ve organizasyon kabiliyetini dünya sahnesine taşıyan en önemli marka değerlerimizden biri haline gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek himayelerinde bu yıl 61. kez pedalların döneceği Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, Ege'nin incisi Çeşme'den başlayıp Anadolu'nun kalbinde, başkentimiz Ankara'da son bulacaktır. Anadolu'nun kadim yollarının aşılacağı bu eşsiz rota boyunca Türkiye'nin kültürel ve coğrafi zenginliği, kıtalar arası bir yayın ağıyla milyonlara ulaşacak ve ülkemizin küresel temsili güç kazanacaktır. Dünya bisiklet takviminin bu prestijli organizasyonunun kusursuz bir şekilde hayata geçirilmesi büyük bir iş birliğinin sonucudur. 26 Nisan - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında 8 etap olarak düzenlenecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nun sporun birleştirici gücüyle ülkemize ve dünya spor camiasına hayırlı olmasını temenni ediyor, her birinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum" diye konuştu. Veli Ozan Çakır: "Dünyanın en iyi kulüplerini, sporcularını bu tur ağırlıyor" TUR’un önemine dikkat çeken Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı ve T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Veli Ozan Çakır ise, "Her fırsatta söylediğim gibi sporda gelenek çok önemlidir. Bu organizasyonun da 61. kez yapılıyor olması Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nu ayrıca önemli ve anlamlı kılmakta. Bizler de bu önemli ve anlamlı organizasyonun her yıl daha da iyiye gitmesi, daha da güçlenmesi, dünyadaki etkisinin daha da artması adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ben biraz da işin sportif boyutuna değinmek istiyorum. 23 takım yarışacak; bu takımların arasında dünya klasmanından takımlar var, Pro klasmanından takımlar var, kıta klasmanından takımlar var. Dünyanın en iyi kulüplerini, sporcularını bu tur ağırlıyor. Bu açıdan baktığımızda burada mücadele edecek sporcularımıza ve kulüplerimize de eşsiz bir tecrübe ve ilham kaynağı olduğunu gözlemliyoruz bu etkinliğin. Bu vesileyle turda yarışacak dört güzide kulübümüze de ayrıca başarılar diliyorum. Her yıl bu turdaki dereceleriyle, özverileriyle, mücadeleleriyle ve centilmenlikleriyle göğsümüzü kabartıyorlar. Bu yıl da aynısının olacağından şüphemiz yok. Bu yarışları seyrederken bu takip eden, parkur üzerinde ve ekranlardan takip eden insanların yorumlarına da biz şahit oluyoruz ve gerçekten halkımızda çok ciddi anlamda bir bisiklet müsabakası seyretme, takip etme kültürünün de oluştuğunu, yıldan yıla da geliştiğini memnuniyetle gözlemliyoruz. Sporun içinden gelen, sporu seven ve bizleri destekleyen bir Cumhurbaşkanımız var, Bakanımız da bizim önümüzü bu konuda çok açıyor. Yol bisikleti elbette popülerlik anlamında, görünürlük anlamında, spor turizmi anlamında çok geniş etkilere sahip ama yolla beraber biliyorsunuz dağ bisikleti, BMX, veledromda yapılan pist müsabakaları olsun; hem 2024 Paris’te 22 madalya seti vardı, aynı şekilde Los Angeles’ta da 22 madalya seti olacak. Yani 22 altın, 22 gümüş, 22 bronz madalya dağıtılacak. 257 kadın, 257 erkek, 514 bisikletçi Los Angeles’ta yarışmak için ter dökecek. Bizim de ilk amacımız, Başkanımızla beraber bize düşen görev ve sorumluluk tüm bu imkanları en iyi şekilde koordine etmek ve Türk bisikletinin olimpik görünürlüğünü arttırmak, katılımımızı arttırmak ve 2032 Brisbane Olimpiyatları itibarıyla da artık Türk bisikletinin kürsüye oynadığı, madalya için yarıştığı günleri müjdelemek. Ve inşallah buna inanıyoruz; Türk spor ailesi olarak, olimpiyat ailesi olarak yürekten inanıyoruz. İstanbul’da düzenleneceği umut ettiğimiz, hayal ettiğimiz 2036 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nda da elbette Türk bisikletini zirvede görmek istiyoruz. Bu amaçla çalışmalarımızı yürüteceğiz, bu anlamda da çok yol alındı" ifadelerini kullandı. Ünal Kılıçarslan: "Ülkemizin tanıtımı için bisikletin çok önemli olduğunu düşünüyorum" Organizasyonda emeği geçenlere teşekkür eden İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan da, "Ülkemizin en önemli ve prestijli turlarından biri olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu'nun 61. ayağının hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. 58 ve 59. ayaklarında 2023 ve 2024 yılındaki organizasyonda almış olduğumuz koordinasyona dair kararlar çerçevesinde kazasız belasız sonuçlanmıştı. Umarım bu organizasyonun da aynı şekilde geçmesini temenni ediyorum. Ülkemizin tanıtılmasının yanında bisiklet, bisiklet sporu ve turizmde bir farklı unsur olması açısından bisikletin çok önemli olduğunu düşünüyorum" cümlelerine yer verdi. Çeşme'den, Ankara'ya 1.133,5 kilometrelik yolculuk Toplam 1.133,5 kilometrelik parkur, 8 etap boyunca Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerini birbirine bağlayacak. Yarış; 5 şehir, 20’nin üzerinde ilçe ve 60'a yakın köy, kasaba ve yerleşimden geçerek Türkiye'nin yerel yaşamını, üretim kültürünü ve coğrafi çeşitliliğini dünya ile buluştururken bisiklet heyecanını ve tutkusunu geleceğe taşıyacak. 26 Nisan'da İzmir Çeşme'den başlayacak yarış, Aydın, Muğla, Antalya'dan geçerek finalde Ankara’da tamamlanacak. Yarışın son etabı; Beştepe, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Anıtkabir aksında koşulacak. Etap programı şöyle: 1. Etap (26 Nisan): Çeşme - Selçuk (153,1 km) 2. Etap (27 Nisan): Aydın - Marmaris (152,8 km) 3. Etap (28 Nisan): Marmaris - Kıran (132,7 km) 4. Etap (29 Nisan): Marmaris - Fethiye (130,4 km) 5. Etap (30 Nisan): Patara Antik Kenti - Kemer (181,2 km) 6. Etap (1 Mayıs): Antalya - Feslikan Yaylası (128,1 km) (Zirve Finiş -Kraliçe Etap) 7. Etap (2 Mayıs): Antalya - Antalya (150 km) 8. Etap (3 Mayıs): Ankara - Ankara (105,2 km) (Final) Uluslararası peloton 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda 23 takım ve 27 farklı ülkeden 161 sporcu mücadele edecek. ABD, Belçika, Çekya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya, Kazakistan, Kolombiya, Macaristan ve Türkiye’den katılan 23 takım, organizasyonun uluslararası karakterini güçlendirirken Avrupa merkezli güçlü peloton yapısı; Amerika ve Güney Amerika’dan katılan ekiplerle küresel bir çeşitlilik kazanıyor. TUR 2026, farklı bisiklet kültürlerini aynı yarışta buluşturarak sportif rekabeti üst seviyeye taşıyacak. TUR 2026’da 3 WorldTeam, 14 ProTeam, 6 Continental Team kategorisinde toplam 23 UCI Takımı mücadele edecek. TUR 2026’da mücadele edecek takımlar arasında Türkiye’yi temsil eden 4 kıta takımı yer alıyor. 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Takım Listesi: UCI WorldTeam kategorisi: XDS Astana Team (Kazakistan), Alpecin-Deceuninck (Belçika), Team Picnic PostNL (Hollanda) UCI ProTeam kategorisi: TotalEnergies (Fransa), Cofidis (Fransa), Unibet Tietema Rockets (Fransa), Caja Rural-Seguros RGA (İspanya), Burgos-BH (İspanya), Equipo Kern Pharma (İspanya), Euskaltel-Euskadi (İspanya), Bardiani CSF-Faizan (İtalya), Team Polti VisitMalta (İtalya), Solution Tech Nippo (İtalya), Team Novo Nordisk (ABD), Modern Adventure Pro Cycling (ABD), Team Flanders-Baloise (Belçika), MBH Bank Ballan CSB (Macaristan) UCI Continental Team kategorisi: Spor Toto Cycling Team (Türkiye), Konya Büyükşehir Belediye Spor (Türkiye), İstanbul Team (Türkiye), Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü (Türkiye), ATT Investments (Çekya), Team Medellin-EPM (Kolombiya)

Alaçatı Ot Festivali uluslararası statüyle başlıyor Haber

Alaçatı Ot Festivali uluslararası statüyle başlıyor

İstanbul’da gerçekleştirilen lansmanda konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, Alaçatı Ot Festivali’nin 15 yıl önce gönüllü komşuların emeğiyle, büyük imkânsızlıklar içinde doğduğunu hatırlatarak bugün yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlayan dev bir organizasyona dönüştüğünü vurguladı. Festivalin özellikle hafta sonlarında 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sirkülasyonuna ulaştığını belirten Denizli, bu güçlü yerel mirasın artık uluslararası bir marka hâline geldiğini ifade etti. Denizli, festivalin bu yıl Worldchefs akreditasyonu ile uluslararası statü kazandığını belirterek, yaklaşık bir yıl süren hazırlık ve değerlendirme sürecinin ardından bu önemli eşiğin aşıldığını söyledi. Uluslararası kimliğin yalnızca prestij değil, aynı zamanda Ege mutfağını dünyaya tanıtmak açısından büyük bir fırsat sunduğunu vurgulayan Denizli, “Alaçatı Ot Festivali artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın takip ettiği bir gastronomi markası olma yolunda ilerliyor” dedi. Başkan Denizli’nin konuşmasının ardından Worldchefs Türkiye Başkanı Dr. Emrah Köksal Sezgin de söz alarak festivalin uluslararası gastronomi dünyasındaki önemine değindi. Festival kapsamında 13 ülkeden yaklaşık 50 şefin katılımıyla gerçekleştirilecek yarışmaların, Alaçatı’yı küresel gastronomi sahnesine taşıyacağını ifade etti. Konuşmanın ardından, festivalin uluslararası kimliğini tescilleyen akreditasyon belgesi Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’ye takdim edildi. Festivalin üretim kültürü ve kadın emeğiyle büyüdüğüne dikkat çeken Denizli, bu yıl da stantlarda yer alacak ürünlerin tamamen ot temalı ve el emeği olması kuralının devam edeceğini, seçili otun ise “körmen” olduğunu açıkladı. 6 gün sürecek dopdolu program Bu yıl ilk kez 6 gün sürecek festivalin ilk üç günü tamamen gastronomiye ayrılacak. Profesyonel şeflerin yanı sıra gastronomi liseleri ve üniversitelerinden öğrencilerin katılımıyla uluslararası yemek yarışmaları düzenlenecek. Festivalin devam eden günlerinde ise Alaçatı’nın klasik atmosferi yeniden canlanacak. Konserler, söyleşiler, gastronomi atölyeleri, sergiler ve çocuk etkinlikleriyle zenginleşen programda; yoga, pilates ve spor etkinlikleri de yer alacak. Değirmenler, Alaçatı Cumhuriyet Meydanı ve Alaçatı Deneyim Noktası başta olmak üzere birçok farklı alanda gün boyu etkinlikler düzenlenecek. Festival kapsamında geleneksel “En Güzel Ot Yemeği” ve “En Çok Ot Çeşidini Toplama” yarışmaları bu yıl da gerçekleştirilecek. Aynı zamanda “Sürdürülebilir Tarım Projesi Yarışması” da festivalin temasının önemli unsurları arasında yer alacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na denk gelen festival korteji ise bu yıl ilk kez “en iyi kostüm” yarışmasıyla daha da renkli hâle gelecek. Festival sahnesinde sevilen sanatçılar Nil Karaibrahimgil, Mert Demir ve Şevval Sam başta olmak üzere sevilen sanatçılar festival kapsamında sahne alarak Alaçatı’nın atmosferine müzikle eşlik edecek. Kültür, gastronomi ve doğa alaçatı sokaklarında buluşacak Ege’nin endemik otlarını, yerel üreticilerin emeğini ve bölgenin kültürel hafızasını merkezine alan festival; sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik ve yerel üretim odağını koruyarak Çeşme’nin dört mevsim yaşayan kent vizyonuna katkı sunmayı sürdürüyor. Festivalin yalnızca bir gastronomi etkinliği olmadığını vurgulayan Başkan Denizli, aynı zamanda kent ekonomisine de önemli katkı sağladığını belirtti. Yapılan hesaplamalara göre festivalin geçtiğimiz yıl yaklaşık 500–560 milyon TL ekonomik hacim oluşturduğunu ifade eden Denizli, “Kadın üreticilerden küçük esnafa, otellerden restoranlara kadar geniş bir ekosistemi harekete geçiren bu festival, Çeşme için sezon dışı dönemde büyük bir ekonomik güç yaratıyor” dedi. 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali, Çeşme’nin turizm, gastronomi ve kültür alanındaki marka değerini küresel ölçekte güçlendirmeyi hedeflerken, dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri Alaçatı’nın eşsiz atmosferinde buluşturacak. Festival programına ilişkin detaylara, Alaçatı Ot Festivali’nin resmi sosyal medya hesapları ve web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

İzmir’de 20 Milyon Metrekare Orman Turizme Açıldı Haber

İzmir’de 20 Milyon Metrekare Orman Turizme Açıldı

İzmir’in Çeşme ve Urla ilçelerinde toplam 20 milyon 539 bin metrekare orman alanı, 2022’de turizm amaçlı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edildi. Resmi yazıda yapılaşma sınırı emsal 0.30 olarak belirlenmesine rağmen, büyük orman parselleri kademeli olarak tesisleşmeye açılıyor. İzmir’in değerli orman alanları turizm yatırımı adı altında yapılaşmaya açıldı. 20 MİLYONDAN FAZLA ALAN TAHSİS EDİLDİ Daha önce hayata geçirilemeyen büyük Çeşme Projesi’nin ardından bakanlık, bölgeyi parça parça yapılaşmaya açma yoluna gidiyor. Cumhuriyet gazetesinden Yusuf Körükmez’in haberine göre; Orman Genel Müdürlüğü İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nün 16 Şubat 2026 tarihinde Urla Belediye Başkanlığı’na gönderdiği resmi yazıda bu tahsis açıkça belirtildi. Yazıda, Çeşme’nin Alaçatı mahallesinde 244 bin 399 metrekare, Urla’nın Zeytineli ve Karaköy mahallesinde ise 20 milyon 294 bin 626 metrekare olmak üzere toplam 20 milyon 539 bin metrekareyi 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na “turizm amaçlı” olarak tahsis ettiği ortaya çıktı. Resmi yazıda, orman statüsündeki alanlarda inşaat yoğunluğunun emsal 0.30’u aşamayacağı kaydedilirken, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü belediyelerden, yapılacak tesislerin düzenli denetlenmesini ve denetim sonuçlarının kendilerine bildirilmesini talep etti. Bu karar, bölgenin doğal dokusunu koruma tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Çeşme, Yılbaşı Öncesi Doluluk Oranı Yüzde 85’e Ulaştı Haber

Çeşme, Yılbaşı Öncesi Doluluk Oranı Yüzde 85’e Ulaştı

Yılbaşı tatilini değerlendirmek isteyen vatandaşlar Ege'nin kıyı ilçelerine yöneldi. Çeşme'de kış sezonu için hazırlıklar tamamlanırken, otel ve pansiyonlarda doluluk oranları artmaya başladı. Bölgedeki yoğunluğun yılın son gününde üst seviyeye çıkması bekleniyor. Ayrıca bu hareketlilik, ilçenin simgesi haline gelen taş evler ve dar sokaklara da yansıyor. Yılbaşı süslemeleriyle farklı bir görünüme bürünen sokaklarda, kapı girişlerine yerleştirilen ışıklandırmalar, yılbaşı figürleri ve çeşitli süslemeler ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kış atmosferiyle bütünleşen tarihi mimari, tatilcilere alternatif bir yılbaşı deneyimi sunarken, işletme sahipleri talebin yüksek olduğunu ve doluluk oranlarının önümüzdeki günlerde tam kapasiteye ulaşacağını öngörüyor. Doluluk oranlarında artış Çeşme Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Orhan Belge, ilçedeki yılbaşı hazırlıklarına ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Rezervasyonların geçen yıla oranla çok daha hızlı ilerlediğini belirten Belge, "Yılbaşı için oteller, Aralık ayının başından itibaren tüm hazırlıklarını tamamladı. Fiyatlar belirlendi, süslemeler yapıldı; hem çocuklara hem de ileri yaş gruplarındaki misafirler için tüm planlamalar hazır. Çeşme Belediyesi tarafından yol ve meydanlardaki süsleme çalışmaları devam ediyor. Hareketli bir yılbaşı bekliyoruz. Şu anda açık olan otellerde doluluk oranı yüzde 85'e ulaşmış durumda. Önümüzde yaklaşık bir hafta var ve bu oranın yüzde 90'ı aşacağına inanıyorum. Talepler bu yıl oldukça erken başladı; yaklaşık bir aydır sürüyor ve geçen yıla kıyasla çok daha hızlı bir giriş yaşandı. Bu durum hem esnafımız hem otelcilerimiz hem de bölgemiz için sevindirici bir tablo ortaya koyuyor" dedi. Her bütçeye uygun tatil İmkanı Çeşme'nin her bütçeye uygun seçenekler sunduğuna ve yüksek hizmet kalitesine dikkat çeken Belge, "Çeşme'de yılbaşında herkes için yapılabilecek çok şey var. Çocuklar için özel olarak hazırlanan mini kulüpler, gençler için sokak partileri ve Alaçatı'nın kendine özgü atmosferi öne çıkıyor. Orta yaş ve üzeri misafirler ise otellerde düzenlenen gala programlarını tercih ediyor. Amacımız dolu dolu bir yılbaşıyla 2026'ya güçlü bir giriş yapmak ve önceki yılları aratmayacak bir yoğunluk yakalamak. Erken rezervasyonlar kasım başında başladı ve geçen yıla göre daha hızlı ilerliyor. Ayrıca Çeşme'de her bütçeye uygun tatil imkanı bulunuyor; iki kişilik odalarda 5 bin liradan 15-20 bin liraya kadar farklı seçenekler mevcut. 'Çeşme'de kişi başı 30 bin liradan başlayan fiyatlar var' algısı gerçeği yansıtmıyor. Otellerimizin tamamı temiz, hizmet kalitesi yüksek ve kullanılan ürünler güvenilir. Çeşme; havası, suyu, insanı ve doğasıyla pırlanta gibi bir yer ve bu değeri doğru anlatmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu Haber

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu

Bu yıl 19’uncusu gerçekleştirilen TTI İzmir Fuarı’nın kapıları açıldı. Fuarda, Sağlık Turizmi söyleşisinin konuğu olan İZFAŞ Sağlık Sponsoru Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir’in sağlık turizmi için yeterli alt yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "İzmir’deki tüm paydaşlar el ele vererek bir politika içerisine girilmeli. Bunun içinde devletin olması ve İzmir’in sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejilerin birlikte belirlenmesi gerekiyor. Bence hiçbir özel hastane sağlık turizminde bir diğeriyle yarışmaz ya da rakip değildir. Buna bütüncül bakılabildiği müddetçe doğru sonuçlara ulaşılabilir" diye konuştu. Türkiye’nin en büyük uluslararası turizm platformu olan TTI İzmir 2025- 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi ziyarete açıldı. Dünyanın dört bir yanından sağlık profesyonellerinin bir araya geldiği fuarda sektörün önde gelen temsilcileri de TTI Stage sahnesinden değerlendirmelerde bulundu. TTI Stage’in en önemli söyleşi başlıklarından biri de, moderatörlüğünü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya’nın yaptığı ‘Sağlık Turizmi’ söyleşisi oldu. Söyleşide, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş ve Eşrefpaşa Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Filiz Dağ konuşmacı olarak yer aldı. Sağlıkta güçlü bir İzmir var İzmir’in tarihsel geçmişinin ve bugünkü güçlü alt yapısının sağlık turizminde marka şehir olmasına sağlayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "İzmir’in tarihsel geçmişiyle Asklepion’dan bugüne gelen tarihsel geçmişinin yanı sıra teknolojiyle, uluslararası akreditasyonla, iyi yetişmiş hekimlerle, çok donanımlı hastanelerle çok ciddi bir sağlık alt yapısına ulaştı. İzmir’in sağlık alt yapısıyla ilgili bir problem yok. Bizim burada konuşmamız gereken; sağlık turizminden yola çıkarak bu artılarını turizm için nasıl kullanacağımız. İzmir’in teknik olarak bir dar boğazı var. O da hava köprüsüyle bağlı olduğu destinasyonların yetersiz olması. İzmir, daha çok Kuzey Afrika, eski Balkan devletleri ve Türki cumhuriyetlerden yabancı hasta talebi alıyor. Bu destinasyonlardan uçuş sayılarının gün geçtikçe artması gerekiyor. İzmir’in turizmine değil sağlığına dönük çalışarak, yurtdışı uçuşları sezon dışında aktif tutmamız gerekiyor. Sağlık turizmi kapsamında obezite cerrahisi, liposuction, plastik cerrahi ve diş bölümlerine yabancı hasta geliyor. Onkolojisi çok güçlü, kalp cerrahisi çok güçlü, acil girişimlerinde, yoğun bakımlarında çok güçlü bir İzmir var. O zaman İzmir için düşünmemiz gereken şey; tüm şehir el ele vererek bir politika oluşturmak. Devletin liderliğinde, İzmir’i sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejileri birlikte belirleyip yürümemiz gerekiyor. Konuya bütüncül bakabildiğimiz müddetçe doğru sonuçlara ulaşırız" sözlerini kaydetti. Öte yandan Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık turizminde hitap ettiği hasta gruplarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bu yıl içinde yaklaşık 20 bin sağlık turizmi hastası ağırladık. Bu hasta sayılarının artması bugünkü toplantının sonuçlarına bağlı. Açalım uçuşları, el ele verelim ve büyütelim diyoruz" dedi. 12 ay turizmin anahtarı Efes’te "Hastanın biletinin kesilmesinden hastaneye getirilmesine, refakatçisinin gezdirilmesine; hasta yakınlarının vakit geçirebilmeleri için özel bir programlar oluşturulmasına kadar sürecin her ayrıntısı düşünülmeli" diyen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerine şöyle devam etti: "Alaçatı, Çeşme ve Foça son derece turistik yerlerimiz. Bunları çok iyi kullanmamız gerekiyor. Mesela sağlıklı yaşam için Urla, muhteşem bir yer. Burada sağlıklı yaşam kentleri kurulabilir. Çeşme ve Urla kışın gastronomisiyle yazın deniz turizmiyle son derece kıymetli. Ancak başka bir değer var ki; o da Efes. 12 ay boyunca Efes’in üzerinden sağlık turizmi planlaması yaptığımız zaman kentte yabancı hasta eksik olmaz." Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, istatistiksel olarak yabancı hastaların yüzde 46’sının sağlık turizmi, yüzde 54’ünün turistin sağlığı için hastanelere başvurduğunu ifade etti. Yabancı hastaya yönelik politikaların sağlık turizmi üzerine kurulması gerektiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ben özel hastane olarak bir destinasyon açamam ama kamu yetkisiyle sizler açarsınız. Devlet anlaşması yapamam ama siz yaparsınız. Ben de teknolojimle, imkanlarımla hastayı sağaltabilirim. Bu bir bütüncül iş. Hep birlikte el ele verirsek İzmir başarır" diye konuştu. Sağlık kampüsü için çalışıyoruz Doğru yönetmeliklerle şehre doğru yatırımcıyı çekmek gerektiğini söyleyen Oğuz Özkardeşler, "Sağlık turizmi gittiği şehirlerde eğitim ve sağlık yatırımlarıyla iç içe gelişiyor. Sağlık yatırımı çektikçe sağlıkta görev alan profesyonelleri, İzmir’e transfer ettikçe üniversitelerinde geliştiğini göreceğiz. İzmir’in bu konuda potansiyeli iyi bir durumda, yeterki değerlendirelim. İzmir’de sağlık turizmi dediğimiz zaman bilinen güvenilir bir markayı ortaya koymak lazım. Bu imajın dijital platformlarda uluslararası fuarlarda güçlendirilmesi şart. Bunun için de hammaddeye ihtiyaç var. İkincisi de hasta teknik takibinin yapılıyor olması lazım" ifadelerini kullandı. Kentte sağlık kampüsünü hayata geçirmek istediklerini dile getiren Oğuz Özkardeşler, sözlerine şöyle devam etti: "Nasıl serbest bölgeler oluşturuluyorsa sağlık için de bir bölge oluşturulsa doğru yatırımcıları çeker ve sağlık konusunda dünyada daha rekabetçi konumuna geliriz. Sağlık turizminin özel bir bölgede bir araya gelmesi için çalışmalar yapıyoruz." Filiz Dağ ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin Türkiye’deki ilk belediye hastanesi olduğunu vurgulayarak, "İzmir’e turist olarak gelenlerin sağlığını korumak gibi bir görevimiz var. Yeni binamız yapıldıktan sonra paydaşlarımızla omuz omuza yürümeye ve belediye ile hastaneler arasında köprü olmaya devam edeceğiz" dedi.

Karareis Barajı Ve Salman Göleti Arıtma Tesisi Çeşme’nin Su Sorununu Çözecek Haber

Karareis Barajı Ve Salman Göleti Arıtma Tesisi Çeşme’nin Su Sorununu Çözecek

İzmir’in Çeşme ilçesinin içme suyunu karşılayacak olan Karareis Barajı ve Salman Göleti iletim hattı arıtma tesisi hizmete alındı. Açılış töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, "İzmir’de toplamda yüzde 30’lara varan bir kayıp-kaçak oranı mevcut. Tüm belediyelerimizin, şebeke altyapısını hızla onarıp yenilemeye geçmesi şarttır" dedi. Çeşme ilçesinin içme suyu temin edecek arıtma tesisi hizmete alındı. Yaklaşık 1.7 milyar TL’ye maliyeti olan Karaburun Karareis Barajı ve Salman Göleti Ortak Deposu, iletim hattı yapımı ve arıtma tesisi kapsamında toplam 33 bin 689 metre uzunluğunda, farklı çaplardaki çelik borular döşendi. Ayrıca, 2 adet 1000 metreküp ve 1 adet 500 metreküp kapasiteli olmak üzere toplam 3 adet yükleme deposu, 3 adet terfi merkezi, sanat yapıları ile birlikte günlük 23 bin 760 metreküp kapasiteli arıtma tesisinin tüm üniteleri tamamlandı. Tesisin performans testlerine başlanmış olup, testlerin sonuçlarına göre en kısa sürede su verilmesi hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte İzmir’in Çeşme ilçesine yılda 3.74 milyon metreküp içme suyu temin edilecek. Karareis Barajı ve Salman Göleti iletim hattı arıtma tesisi açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcı Ebubekir Gizligider, Bundan sonra barajlarımız yüzde 100 dolu bile olsa, kuraklık olmasa da öncelikle yapılması gereken, kuyu suyu ve diğer kaynakların elektrik faturası düşünülmeden kullanılmasıdır. Sonrasında ise barajların yaz dönemine saklanması gereklidir. Buradan bu uyarıyı yapmak istiyorum. Dünya genelinde Akdeniz Çanağı ve bunun da merkezinde Türkiye yeni bir tehditle karşı karşıyadır. Size iki rakam vereceğim. 30 yıllık ortalamayla bu yılın yağış rakamları karşılaştırıldığında, Türkiye genelinde yüzde 26 oranında gerideyiz. Yani bu yıl, ortalamanın yüzde 26’sı kadar daha az yağmur aldık. İzmir özelinde ise bu oran yüzde 43'e ulaştı. Yani İzmir, alması gereken yağışın yüzde 43 daha azını aldı bu yıl. İşte bu sebeple tüm Türkiye'de, öncelikle mevzuatını hazırlayarak yürürlüğe koyduğumuz ve geçtiğimiz yıl itibarıyla da bitkisel üretimde uygulamaya aldığımız suya göre tarımı başlattık. Çünkü tarım sektörü, suyun yüzde 77’sini kullanmaktadır. Keza sanayi ve içme suyu da büyük paya sahiptir. Artık devlet, kendine düşen kısmıyla gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır. Aynı şekilde, sanayi yatırımlarımızda da artık su tasarrufu esas alınmaktadır" ifadelerini kullandı. Gizligider: "Toplamda yüzde 30’lara varan bir kayıp-kaçak oranı mevcut" Belediyelerde ve tüm Türkiye genelinde kayıp-kaçak oranlarını hızla düşürmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Yardımcısı Gizligider, "Toplamda yüzde 30’lara varan bir kayıp-kaçak oranı mevcuttur. İzmir’de tüm belediyelerimizin, şebeke altyapısını hızla onarıp yenilemeye geçmesi şarttır. Aksi takdirde, hangi barajı açarsak açalım, hangi tedbiri alırsak alalım; arıtmak için para harcadığımız, nakliyesi için para harcadığımız ve yine elektrik ile diğer enerji giderleri için para harcadığımız içilebilir su yok olmaktadır. Çeşme’nin yaz dönemi ihtiyacı nedir? Nüfusun ve turizmin en yoğun olduğu bu dönemde, Çeşme’nin günlük ihtiyacı 43 bin 000 metreküptür. Birazdan faaliyete geçireceğimiz bu tahsis ile günlük 24 bin 000 metreküp su vereceğiz. Kaldı ki, diğer kuyularla birlikte çok da hayırlı bir tevafuk olmuştur: Bugün itibarıyla, Çeşme’mizin 2071 yılına kadar su sorunu ortadan kalkmıştır" diye ekledi. İnan: "İzmir'in bazı ilçelerinde yüzde 50'ye varan kaçak oranı bulunuyor" İzmir'in içme suyu şebekesinde çok ciddi kayıplar yaşandığını ifade eden AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise "Bugün İzmir'in bazı ilçelerinde yüzde 50'ye varan kaçak oranı bulunuyor. Barajdan 10 kamyon su çıkıyor, bunun beş kamyonu daha İzmirli hemşehrilerimize ulaşmadan yolda dökülüp gidiyor. Belediyenin DSİ'ye belirttiği rakamların doğruluğu bile şaibeli durumda. Bu şehirde musluğa gelmeden kaybolan su, bazı ilçelerde yarıya kadar ulaşıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Barajlardan getirilen, arıtılan, enerji ve para harcanan milyonlarca ton su musluğumuza ulaşmadan yok oluyor. Düşünün; paslı borularda, patlamış hatlarda, onarılmayan şebekede heba oluyor. İzmir'in suyu boşa gidiyor, İzmir'in enerjisi boşa gidiyor, İzmir'in parası ve emeği boşa gidiyor. Peki, bunun bedelini kim ödüyor? Tabii ki İzmirliler olarak bizler ödüyoruz. İzmirli hemşehrilerimiz ödüyor" diye ekledi. Karareis Barajı ve Salman Göleti iletim hattı arıtma tesisi açılış programına Tarım ve Orman Bakan Yardımcı Ebubekir Gizligider, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Ak Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin Devlet Su İşleri çalışanları, partililer ve vatandaşlar katıldı.

Çeşme’de Su Krizi: Günlük 7 Saatlik Kesinti Başladı Haber

Çeşme’de Su Krizi: Günlük 7 Saatlik Kesinti Başladı

Turistik ilçe olan Çeşme'nin su ihtiyacını karşılayan en önemli kaynaklardan biri olan Kutlu Aktaş Barajı'nda, su seviyesi kritik seviyelere geriledi. Kurak geçen kış ve ilkbahar aylarının ardından yaz aylarında da yeterli yağışın alınmaması barajdaki doluluk oranını ciddi şekilde etkiledi. Son verilere göre, barajda su seviyesi yüzde 4'e kadar düştü. Özellikle sıcak havaların etkisiyle su tüketiminin arttığı bu dönemde, barajdaki su kaybının daha da hızlanabileceği değerlendiriliyor. Yetkililer, mevcut suyun daha uzun süre yetecek şekilde kullanılabilmesi amacıyla bazı tedbirlerin devreye alınacağını belirtti. Bu kapsamda, ilk etapta dün gece saat 23.00 ile bu sabah 06.00 arasında su kesintisi uygulanması yapıldı. Uygulamanın yeterli olmaması halinde ise kesintilerin gündüz saatlerine de kaydırılabileceği bildirildi. Susuzluk sorununun en büyük nedeninin kuraklık olduğunu belirten esnaf Recep Okumuş, "Maalesef Çeşme'de zaman zaman su kesintileri yaşanıyordu, ancak su hiçbir zaman bu kadar büyük bir sorun olmamıştı. Oysa Çeşme adı bile su bolluğundan geliyor; her yerde çeşme olduğu için bu isim verilmiş. Ancak bugün mahallemizde akan tek bir çeşme bile yok, hepsi kapatılmış durumda. Türkiye genelinde kuraklık yaşansa da Çeşme'nin bir avantajı var. Zengin yer altı su kaynakları. Bu kaynaklardan çıkan sıcak ve soğuk suların boşa akacağına, toplanıp değerlendirilmesi çok daha faydalı olur. Örneğin, eski bir yerleşim yeri olan Ildırı'da, köprünün altından tatlı su denize boşuna akıyor. Bu suyun toplanarak kullanıma sunulması mümkün. Elbette belediyenin gücü her zaman yeterli olmayabilir, ancak bu konuda Devlet Su İşleri ile iş birliği yapılırsa çözüme ulaşmak daha kolay olur" dedi. Susuzluk sorununun çözümü için yetkililerin önlem alması gerektiğini vurgulayan Okumuş, "Belediye, kaçak su kullanımı ve patlayan borular gibi konulara da daha fazla eğilmeli. Zaman zaman boru patlıyor, saatlerce hatta günlerce su akmaya devam ediyor. Ama ben Çeşme Belediyesi bunda başarısız demiyorum kesinlikle. Öte yandan belediye, inşaatlarda su deposu zorunluluğu getirebilir, yağmur suyu toplama sistemleri teşvik edilebilir. Bu sularla hem bahçeler hem de parklar sulanabilir. Çünkü su sadece yazın değil, kışın da ihtiyaçtır. Esnafın, ticarethanelerin, temizlik hizmetlerinin, herkesin suya ihtiyacı var. Özellikle yazın artan nüfusla birlikte sorun daha da büyüyor. Sonuç olarak su, hayat demektir. Çeşme'nin bu kadar zengin doğal kaynakları varken, bu kaynakların değerlendirilmemesi büyük kayıptır. Çeşme Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda daha duyarlı olmalı. Çünkü su geleceğimizdir" şeklinde konuştu. Turizmciler için sezon ortasında su kesintilerinin işletmeleri olumsuz etkileyeceğini belirten esnaf Neşe Bayrak ise, "Çok fazla israf var. Arabalar yıkanıyor, havuzlar dolduruluyor. Diyeceksiniz ki 'bu yer altı suyu.' Yer altı suyu da sonuçta sudur, bir farkı yok. Su kaynaklarını dikkatli kullanmamız gerekiyor. Burası turistik bir bölge. Birçok otel, motel ve pansiyon var. Hepsinin duşu, banyosu var. Benim de küçük bir işletmem var. 15 odamız var ve misafirler geldiğinde bu insanlar nasıl duş alacak diye düşünüyorum. Bunca iş yerinden vergi toplanıyor. Ben de burada bir esnaf olarak sürekli vergi ödüyorum. O zaman bu vergilerle neden su yatırımları yapılmıyor? Yağmur yağıyor ama sular boşa akıp gidiyor. Bu sular nereye gidiyor? Hiçbir altyapı yok. Bu duruma artık bir çözüm üretilmeli. Esnaf olduğumuz için sesimizi çok çıkaramıyoruz ama bu sorunlar gerçek. Şimdilik duş alabiliyoruz, bulaşık ve çamaşır yıkayabiliyoruz. Ama ya yarın bunları yapamaz hale gelirsek? O zaman hastalıklar başlar, hijyen sorunu yaşanır. Çeşme gibi sıcak bölgelerde insanlar sabah akşam duş almak zorunda. Denizden geliyorlar, tuzlu suyla kaplanıyorlar, kıyafet değiştiriliyor, hepsi yıkanıyor. Su burada en temel ihtiyaç. 50 dereceye varan sıcaklıklar oluyor. Bu şartlarda her gün çamaşır yıkanıyor, duş alınıyor. Belediyenin bu konuda ciddi yatırımlar yapması şart" ifadelerini kullandı. Yaz aylarında Çeşme ilçesinde yaşanan nüfus yoğunluğundan kaynaklı su tüketiminin arttığını ifade eden berber Kadir Aydın da şöyle konuştu: "Yani bunu biraz da turizmle ilişkilendiriyorum. Sonuçta burası bir turizm bölgesi ve nüfus artıyor. Bu da doğal olarak tüketimi artırıyor. Kuraklığın da etkisiyle birlikte bazı sıkıntılar yaşanıyor. Ancak bu çözülemeyecek bir durum değil. Ben çözüleceğine inanıyorum. Tabii ki halkımızın da bu konuda daha dikkatli olması, su tasarrufu yapması gerekiyor. Biz elimizden geleni yapıyoruz, dikkatli olmaya çalışıyoruz. Herkesi de bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Örneğin biz berber olarak müşterilerimize soruyoruz. Otele ya da evinize gidecekseniz saçınızı yıkamayın ya da denize gidecekseniz orada temizlenin. Bu şekilde biz de su tasarrufuna katkı sağlamaya çalışıyoruz. Ama elbette daha büyük işletmelerin, özellikle otellerin bu konuda çok daha dikkatli olması gerekiyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.