Hava Durumu

#Birleşmiş Milletler

TOURISMJOURNAL - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupa’da Rekor Sıcaklar Turizmi De Etkiliyor Haber

Avrupa’da Rekor Sıcaklar Turizmi De Etkiliyor

Birleşmiş Milletler İklim Şefi Simon Stiell, Batı Avrupa’yı bahar ayında etkisi altına alan rekor seviyedeki erken sıcak hava dalgasının “iklim krizinin kontrolden çıkan etkilerinin acımasız bir hatırlatıcısı” olduğunu söyledi. İngiltere ve Fransa bu hafta tarihlerindeki en sıcak mayıs günlerini yaşarken, “ısı kubbesi” olarak adlandırılan yüksek basınç sistemi Batı Avrupa’ya yaz ortasını andıran sıcaklıklar taşıdı. Kuzey Avrupa’nın büyük bölümünde sıcaklıkların 30 derecenin üzerinde seyretmeye devam ettiği, perşembe günü ise daha da yükselebileceği belirtildi. Hindistan’da 45 şehir aynı anda 43 derecenin üzerinde BM yetkilisi ayrıca Hindistan'daki aşırı sıcak koşullara da dikkat çekti. Ülkede askerlerin orman yangınlarıyla mücadele ettiği, yerel yetkililerin ise sıcak çarpmasına bağlı ölümler bildirdiği aktarıldı. Uluslararası hava kalitesi platformu AQI’nin verilerine göre çarşamba günü dünyanın en sıcak 45 şehrinin tamamı Hindistan’daydı ve bu şehirlerin hepsinde sıcaklık 43 derecenin üzerindeydi. Stiell, “İnsan hayatlarını, ekonomileri ve şirketleri aşırı sıcaklardan ve iklim değişikliğinin hızla artan maliyetlerinden korumak artık her ülkenin temel görevi. Bunun yolu ise fosil yakıt bağımlılığını çok daha hızlı sona erdirmekten geçiyor,” dedi. Stiell ayrıca Orta Doğu’daki savaşın da fosil yakıtlara bağımlılığın maliyetlerini ortaya koyduğunu ve daha temiz enerji kaynaklarına geçiş ihtiyacını gösterdiğini söyledi. İngiltere’de 'tropikal gece' rekoru Fransa’da Manş Denizi üzerinden gelen rüzgara rağmen sıcaklıklar yüksek kalmaya devam etti. Ülkenin meteoroloji kurumu Meteo France, perşembe günü güney bölgelerde sıcaklıkların 39 dereceye ulaşabileceğini açıkladı. Fransız yetkililer, salı günü sıcak hava dalgasıyla bağlantılı en az yedi kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ölümlerin beşinin serinlemek için girilen sularda yaşanan boğulma vakaları olduğu belirtildi. İngiltere'de de pazar gününden bu yana dört gencin boğularak hayatını kaybettiği açıklandı. Çarşamba günü İngiltere’de sıcaklıklar bir miktar düşse de ülke, Cornwall bölgesinde kaydedilen yeni bir “tropikal gece” rekorunu yaşadı. Gece sıcaklığının 21,4 derecenin altına düşmediği belirtildi. Fransa ve İngiltere, pazartesi günü mayıs ayı için tüm zamanların sıcaklık rekorunu kırdıktan sonra salı günü bu rekoru yeniden aştı. Isı kubbesi nedir? Isı kubbesi (heat dome), atmosferde meydana gelen ve belli bir bölgeyi uzun süre boyunca etkisi altına alan yüksek basınç sistemiyle oluşan olağanüstü bir hava olayı. Bu sistem, tıpkı bir tencerenin kapağı gibi davranarak, yer seviyesindeki sıcak havayı adeta hapsediyor. Yüksek basınç, havayı yukarıdan bastırarak aşağı doğru itiyor. Bu durum, hava moleküllerinin sıkışmasına ve daha da ısınmasına yol açıyor. Böylece, sıcak hava yer seviyesinde birikiyor ve dışarı çıkamaz hale geliyor. Bu mekanizma, bölgeyi adeta bir fırın gibi ısıtarak soğuk hava akımlarının içeri girmesi engellendiği için dışarıdan serinletici etki yaratacak hiçbir unsur kalmıyor. Aynı zamanda, gece saatlerinde bile sıcaklıklar düşmüyor; çünkü bu “kubbe” yapısı ısıyı yukarı salmayıp, aşağıda tutuyor. Bu durum hem gündüz hem gece boyunca hissedilen sıcaklığın sürekli yüksek kalmasına neden oluyor. Kubbe benzeri yapı, genellikle birkaç günle sınırlı kalmıyor; haftalarca sürebiliyor ve etkilediği bölgelerde sıcaklık rekorlarının kırılmasına yol açabiliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğiyle birlikte bu tür hava olaylarının daha sık, daha şiddetli ve daha uzun süreli hale geldiğine dikkat çekiyor. Avrupa neden dünyanın en hızlı ısınan kıtası? Bilim insanlarına göre Avrupa şu anda dünyanın en hızlı ısınan kıtası konumunda. Kopernik İklim Değişikliği Servisi verilerine göre gezegen genelinde sıcaklıklar sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,4 derece artarken, Avrupa’da bu artış yaklaşık 2,4 dereceye ulaştı. AFP'ye konuşan uzmanlar, bu ısınmanın neredeyse tamamen fosil yakıt kaynaklı sera gazı etkisinden kaynaklandığını söyledi. Uzmanlara göre Avrupa’daki atmosfer dolaşımının değişmesi de sıcak hava dalgalarını artırıyor. Yüksek basınç sistemleri artık daha sık görülüyor ve sıcak havayı uzun süre bölge üzerinde tutuyor. Son 20-30 yılda özellikle yaz aylarında sıcak hava dalgalarını kolaylaştıran antisiklon koşullarının yaygınlaştığı belirtiliyor. Bilim insanlarına göre Avrupa’nın hızla ısınmasının önemli nedenlerinden biri de coğrafi konumu. Avrupa, dünyanın geri kalanından çok daha hızlı ısınan Arktik bölgesiyle bağlantılı. Kopernik verilerine göre Arktik bölgesi sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 3,2 derece daha sıcak hale geldi. Bunun önemli nedenlerinden biri 'albedo etkisi' olarak bilinen süreç. Normalde kar ve buz, Güneş ışığını uzaya geri yansıtıyor. Ancak buzlar eridikçe altında daha koyu renkli kara ve okyanus yüzeyleri ortaya çıkıyor. Bu yüzeyler daha fazla ısı emerek erimeyi hızlandırıyor. Bilim insanları ayrıca Avrupa’da karla kaplı bölgelerin giderek küçüldüğünü ve bunun da toprağın daha fazla ısı tutmasına yol açtığını belirtiyor. Temiz hava politikalarının beklenmedik etkisi Araştırmacılar, Avrupa’daki hava kirliliğini azaltmaya yönelik düzenlemelerin de dolaylı bir etki yarattığını söylüyor. 1980’lerden bu yana aerosol emisyonlarının azalması hava kalitesini iyileştirirken, aynı zamanda atmosferde Güneş ışığını yansıtan parçacıkların azalmasına neden oldu. Bu durum, yüzeye ulaşan güneş radyasyonunun artmasına ve ek ısınmaya katkıda bulunuyor. Son 30 yılda Doğu ve Güneydoğu Avrupa ile Alp bölgesinin her on yılda yaklaşık 0,5 ila 1 derece ısındığı belirtiliyor. Norveç’e bağlı Arktik takımadası Svalbard ise dünyanın en hızlı ısınan bölgelerinden biri haline geldi. Burada sıcaklık artışı bazı dönemlerde on yılda 2 dereceye kadar ulaştı.

Datça Karya Yolu’nda 3,5 ton çöp doğadan çıkarıldı Haber

Datça Karya Yolu’nda 3,5 ton çöp doğadan çıkarıldı

Datça’da geçen yıl başlatılan ve ardından birçok ilçede benzer çevre temizlik çalışmalarına ilham veren "Karya Yolu ve Bağlantılı Kıyılar Genel Temizlik Etkinliği"nin bu yıl ikincisi gerçekleştirildi. Geçen yıl Muğla Valisi İdris Akbıyık’ın talimatlarıyla başlatılan büyük çevre seferberliği, bu yıl farklı bir odak noktasıyla ve daha geniş katılımla yapıldı. Bu yılki etkinliğin ana odak noktası, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün "En İyi Turizm Köyü" adaylığına gösterilen Eski Datça Mahallesi oldu. Doğa ve tarih meraklılarının yoğun ilgi gösterdiği, Muğla ve Aydın illerini kapsayan yaklaşık 850 kilometrelik Antik Karya Yolu’nun Datça Yarımadası’ndaki etaplarında gerçekleştirilen çalışmalarda yaklaşık 600 kişinin katılımıyla 3,5 ton atık toplandı. Gerçekleştirilen etkinlikte Eski Datça merkezi ve trekking bölgesi, Gebekum-Karaköy, Gerence-Kurubük, Batır-Kızılbük-Domuzçukuru, Kargı-Mandalya Koyu-Akvaryum Koyu ve merkez mevkileri olmak üzere toplam 8 farklı noktada eş zamanlı temizlik çalışması yapıldı. Etkinlikte özellikle Eski Datça’nın Birleşmiş Milletler "Yaşanabilir Köyler" adaylığı süreci üzerinde duruldu. Türkiye’den aday gösterilen dört köyden biri olan Eski Datça için gerekli dosyaların hazırlandığı ve 9 Haziran’a kadar teslim edildiği belirtilirken, yıl içerisinde açıklanacak sonuçlarla birlikte Eski Datça’nın listeye girmesinin beklendiği ifade edildi. Datça Kaymakamı Murat Atıcı tarafından yapılan açıklamada "yaşanabilir köy" kavramının; engelli bireylerin rahat hareket edebildiği, görme engellilerin menülere kolay erişebildiği, temiz, düzenli ve sürdürülebilir yaşam alanlarını ifade ettiği belirtilerek Eski Datça’nın bu kriterlere uygun yapısıyla dikkat çektiği kaydedildi. Etkinlikte konuşan Datça Kaymakamı Murat Atıcı, geçen yıl başlatılan temizlik hareketinin çıkış hikayesini anlattı. Karya Yolu’nun yaklaşık 850 kilometrelik bir yürüyüş rotası olduğunu ifade eden Atıcı, yolun Aydın’ın Çine ilçesinden başlayarak Muğla’nın birçok noktasından geçtiğini ve Datça Yarımadası’nın bu rotanın en özel etaplarından biri olduğunu söyledi. Geçen yıl yaklaşık 450-500 kişinin katıldığı organizasyonda 5 ton civarında çöp toplandığını belirten Atıcı, bu yıl ise 700-800 kişilik katılım beklendiğini ve çok yoğun bir koordinasyon sağlandığını söyledi. Etkinliğe Datça Kaymakamı Murat Atıcı, Belediye Başkanı Aytaç Kurt, Datça İlçe Emniyet Müdür Vekili Dursun Turan, İlçe Jandarma Komutanı Oğuz Kapusuz ve jandarma ekipleri, Garnizon Komutanı Ersan Şimşek, Sahil Güvenlik Komutanı Üsteğmen Fatih Tokay, Datça Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG-AME), sivil toplum kuruluşları, gazeteciler, esnaflar ve çok sayıda gönüllü vatandaş katıldı. Sabah saatlerinde başlayan çalışmalar gün boyunca devam ederken, gönüllüler yürüyüş rotalarında, kıyılarda ve koylarda çevre temizliği yaptı.

Sığacık, Birleşmiş Milletler ‘En İyi Turizm Köyü’ne aday Haber

Sığacık, Birleşmiş Milletler ‘En İyi Turizm Köyü’ne aday

Sığacık, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UN Tourism) 2026 yılı “En İyi Turizm Köyü Programı” kapsamında Türkiye’yi temsil edecek dört adaydan biri olarak belirlendi. Süreç, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülüyor. Adaylık çalışmaları kapsamında bölgede iki gün süren kapsamlı bir saha incelemesi gerçekleştirildi. Bakanlık temsilcileri ile Seferihisar Belediyesi iş birliğinde yürütülen çalışmalarda, Sığacık’ın tarihi, kültürel ve doğal değerleri yerinde değerlendirildi ve adaylık dosyası için detaylı şekilde ele alındı. Sürdürülebilir turizm modeli öne çıkıyor Türkiye’nin ilk Cittaslow unvanlı yerleşimi olan Seferihisar’ın önemli merkezlerinden biri olan Sığacık, doğayla uyumlu ve yerel üretimi destekleyen yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Bölge, çevresel duyarlılık, kültürel mirasın korunması ve yerel ekonominin güçlendirilmesine dayalı turizm modeliyle uluslararası ölçekte örnek gösterilen destinasyonlar arasında yer alıyor. Tarih ve yaşam kültürü iç içe Sığacık, köklü geçmişiyle de öne çıkıyor. M.Ö. 1000’li yıllara uzanan Teos Antik Kenti, bölgenin en önemli tarihi miraslarından biri olarak kabul ediliyor. Dionysos Tapınağı ve Sığacık Kalesi gibi yapılar, destinasyonun kültürel değerini güçlendiriyor. Kaleiçi bölgesinde sürdürülen pansiyonculuk faaliyetleri ise tarihi dokunun korunarak turizme kazandırılmasına katkı sağlıyor. Yerel üretim ekonominin merkezinde Sığacık Kaleiçi’nde kurulan üretici pazarı, bölge ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Pazarda yerel üreticiler, ev yapımı ürünler, doğal gıdalar ve el emeği ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturuyor. Bu yapı, aracısız satış modeliyle yerel kalkınmayı desteklerken, ziyaretçilere de otantik bir deneyim sunuyor. Tarım, doğa ve turizm dengesi Bölgede turizm, mandalina, zeytin ve üzüm üretimi gibi geleneksel tarımsal faaliyetlerle birlikte yürütülüyor. “Sıfır Atık” ve “Su Koruma” gibi çevre odaklı uygulamalar, bu dengeyi güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca Sığacık, İyon Rotası ve bağ rotaları üzerindeki konumuyla kültür, doğa ve gastronomiyi bir araya getiren önemli bir destinasyon olarak değerlendiriliyor. “İsmail Yetişkin, adaylık sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Sığacık’ın bu programa seçilmesinin uzun yıllardır sürdürülen doğayla uyumlu turizm anlayışının uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu belirtti ve bu başarının tüm Seferihisar’ın ortak emeği olduğunu ifade etti.” Uluslararası hedefler doğrultusunda ilerleme Sığacık için adaylık süreci bir başlangıç olarak görülüyor. Bölgenin uluslararası turizm sahnesinde kalıcı bir yer edinmesi amacıyla çalışmaların sürdürüleceği belirtiliyor. Bu adaylık, Sığacık’ın sürdürülebilir turizm, kültürel miras ve yerel kalkınma alanlarındaki güçlü konumunu küresel ölçekte görünür kılma potansiyeli taşıyor.

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor? Haber

Uçuş Sırasında Doğan Bebek Hangi Ülkenin Vatandaşı Oluyor?

Uçuş sırasında gerçekleşen doğumlar nadir olsa da akıllarda aynı soruyu bırakıyor: Gökyüzünde dünyaya gelen bir bebek hangi ülkenin vatandaşı sayılır? Sanılanın aksine bu sorunun tek bir cevabı yok; vatandaşlık, doğum anındaki konumdan ebeveynlerin uyruğuna kadar birçok faktöre bağlı olarak değişiyor. Uçuş sırasında doğan bir bebeğin vatandaşlığı nasıl belirleniyor? Dünyada bu konuda tek bir kural yok. Ülkeler genelde iki farklı sistemden birini (ya da ikisini birlikte) uyguluyor: Kan bağı (jus sanguinis): Bebeğin vatandaşlığı anne ya da babaya göre belirlenir. Toprak hakkı (jus soli): Bebek nerede doğduysa o ülkenin vatandaşı olur. Özellikle ABD ve Kanada gibi Amerika kıtasındaki ülkeler, toprak hakkını uygulayan ülkeler arasında. Hangi ülke nasıl bir yol izliyor? Eğer bir bebek ABD hava sahasında doğarsa, jus soli kuralı sayesinde doğrudan ABD vatandaşı olur. Buna ek olarak, ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlı olarak ikinci bir vatandaşlık alma ihtimali de olabilir. Ancak Fransa gibi sadece kan bağı ilkesini uygulayan ülkelerde, hava sahasında doğum yapmak vatandaşlık için yeterli değil. Yani Amerikalı bir ebeveyn, Fransız hava sahasında doğum yapsa bile bebeği Fransız vatandaşı olmaz. Bu durumda bebek, ebeveyninin vatandaşlığını alır. Zaten dünya genelinde en yaygın sistem kan bağı olduğu için, uçakta doğan bebeklerin çoğu ebeveynlerinin vatandaşlığını alır. Çocuğun vatansız kalmasına izin verilmez Diyelim ki annenin resmi bir vatandaşlığı yok ve doğum uluslararası hava sahasında gerçekleşti; bu durum bebeğin vatansız kalma ihtimalini gündeme getirir. Bu gibi durumlarda genellikle çözüm şu şekilde olur: Bebek, uçağın kayıtlı olduğu ülkenin vatandaşlığını alır. Bu uygulama, Birleşmiş Milletler’in özellikle 1961 tarihli Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelerine dayanır. Söz konusu sözleşme, çocukların doğumdan itibaren bir vatandaşlığa sahip olmasını güvence altına almayı amaçlar. Uçuş sırasında doğum yapmak çok nadir görülür Uçakta doğum düşündüğümüzden çok daha nadir gerçekleşiyor. Hatta çoğu havayolu şirketi bu vakaları düzenli olarak takip bile etmiyor. Bunun en büyük nedeni ise şu: pek çok havayolu, hamileliğin ilerleyen dönemlerinde yolcuların uçağa binmesine zaten izin vermiyor. Yapılan araştırmalara göre; 1929 ile 2018 yılları arasında 73 ticari uçuşta 74 bebek dünyaya geldi. Bebeklerden 71'i doğumdan sonra hayatta kaldı, ikisi doğumdan kısa süre sonra öldü ve birinin durumu bilinmiyor. ABD askeri uçağında doğdu ama ABD vatandaşı sayılmadı Air & Space Forces Association’nın 2021 tarihli haberine göre, Taliban kontrolüne giren Afganistan’dan başlayan tahliye uçuşları sırasında bir Afgan kadın ABD’ye ait askeri bir uçakta doğum yaptı. Doğum tam havadayken değil, uçak Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’ne indikten sonra, uçağın içinde gerçekleşti. Ancak bebek ABD vatabdaşı sayılmadı çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre ABD’ye ait bir uçak, ABD hava sahası dışındayken “ABD toprağı” kabul edilmiyor. Uçakta doğdu, Hindistan’a indi: Filipin vatandaşı sayıldı ABS'de yer alan 2016 tarihli bir habere göre; Dubai’den Manila’ya giden Cebu Pacific uçağında seyahat eden hamile bir yolcu, uçuş sırasında aniden doğum yaptı. Bebek dünyaya geldikten sonra pilot, anne ve bebeğin güvenliği için Hindistan’a acil iniş yaptı. Yolcuların da destek olduğu doğumda, bir yolcu bebeğe kıyafet ve gerekli malzemeleri sağladı. Haberin en dikkat çekici kısmı ise vatandaşlık konusu oldu: Bebek teknik olarak Hindistan’da doğmuş sayılmasına rağmen, Filipin pasaportu aldı ve Filipin vatandaşı olarak kaydedildi. Gökyüzünde doğdu ama sonuç değişmedi: İngiliz vatandaşı oldu 1990 yılında British Airways’e ait Gana (Accra) – Londra (Gatwick) seferini yapan uçakta bir kadın doğum yaptı ve bebek, uçuş sırasında dünyaya geldi. Shona Kirsty Yves adı verilen bebek, gökyüzünde doğmasına rağmen herhangi bir “özel” vatandaşlık statüsü kazanmadı. Çünkü İngiltere vatandaşlık sisteminde belirleyici olan doğum yeri değil, ebeveynlerin uyruğu. Shona’nın ailesi İngiliz olduğu için kendisi de doğrudan İngiliz vatandaşı olarak kaydedildi. Doğum yeri ise standart bir şehir yerine resmi kayıtlarda “uçakta doğum” şeklinde geçti ve bazı belgelerde “denizde doğdu” ifadesi kullanıldı. Uçakta doğdu, vatandaşlığı belirsiz: Kararı doğum anındaki konum belirleyecek 7 Nisan 2026'da The Guardian'da yayınlanan bir habere göre; Jamaika’dan New York’a giden bir yolcu uçağında bir kadın doğum yaptı. Anne ve bebek iniş sonrası sağlık ekipleri tarafından kontrol altına alındı. Olay, bebeğin vatandaşlığının ne olacağı tartışmasını gündeme getirdi. Vatandaşlık; ebeveynlerin durumu ve doğum anında uçağın ABD hava sahasında olup olmamasına bağlı. ABD hava sahasında doğum gerçekleştiyse ve yasal koşullar sağlanıyorsa bebek ABD vatandaşı olabiliyor. Henüz uçağın doğum anındaki koordinatları açıklanmadı dolayısıyla bebeğin vatandaşlığı resmen netleşmedi.

Finlandiya: ücretsiz 1 haftalık turizm programı duyuruldu Haber

Finlandiya: ücretsiz 1 haftalık turizm programı duyuruldu

Dünyanın en mutlu ülkesi unvanını üst üste 9. kez elde eden Finlandiya, bu başarısının arkasındaki yaşam tarzını deneyimleme imkanı sunmaya hazırlanıyor. Ülke, “Chill Like a Finn” adlı proje kapsamında katılımcılara doğayla iç içe ücretsiz bir haftalık program sunacak. Finlandiya zirvedeki yerini koruyor Birleşmiş Milletler tarafından her yıl hazırlanan mutluluk raporunda; gelir düzeyi, sağlık koşulları, toplumsal dayanışma ve yolsuzluk gibi birçok kriter değerlendiriliyor. Finlandiya, dostane toplum yapısı, bireysel özgürlüklerin genişliği ve yüksek yaşam süresi gibi unsurlar sayesinde zirvedeki yerini korumayı sürdürüyor. Mutluluğun sırrı: Sade yaşam ve doğa Finlandiya’nın mutluluk yaklaşımı ise oldukça sade bir yaşam anlayışına dayanıyor. Hızın ve sürekli bağlantıda kalma baskısının öne çıktığı günümüz dünyasında, Fin halkı doğayla kurduğu bağı korumaya büyük önem veriyor. Gündelik hayatın temposunu düşürmek, teknolojiden uzaklaşmak ve doğayla baş başa kalmak bu kültürün temel unsurları arasında yer alıyor. İş-yaşam dengesini sağlamayı başaran Finliler, stresle başa çıkmak için doğanın sunduğu imkânlardan yararlanıyor. “Chill Like a Finn” programı başlıyor Habertürk’ün aktardığına göre, ülkenin turizm kuruluşu Visit Finland, sınırlı sayıda katılımcıya bu yaşam tarzını deneyimleme fırsatı sunacak. “Finli Gibi Rahatla” (Chill Like a Finn) programı kapsamında farklı ülkelerden seçilecek altı çift, tamamen ücretsiz bir haftalık tatil kazanacak. Göller Bölgesi’nde doğayla iç içe deneyim Katılımcılar, Finlandiya’nın doğal güzellikleriyle öne çıkan Göller Bölgesi’nde (Lakeland) ağırlanacak. Bölge; geniş su alanları, ormanlık alanlar ve sakin doğasıyla öne çıkarken, Finlilerin de dinlenmek için tercih ettiği yerler arasında bulunuyor. Programda neler var? Program süresince ziyaretçilere, Fin yaşam tarzı uygulamalı olarak anlatılacak. Günün belirli saatlerinde sauna deneyimi, kitap okuma ya da doğa içinde dinlenme gibi aktivitelerle katılımcıların bu yaşam felsefesini birebir deneyimlemesi sağlanacak.

Sıfır Atık Günü’nde turizm liderlerinden “Değişim” çağrısı Haber

Sıfır Atık Günü’nde turizm liderlerinden “Değişim” çağrısı

Girişimin değeri, turizm sektöründeki büyük küresel oyuncular tarafından benimsenmesiyle birlikte hemen ve somut şekilde ortaya konuyor. Bu işletmeler toplamda yılda 600 milyondan fazla misafire hizmet veriyor ve 56,5 milyar ABD dolarının üzerinde gelir elde ediyor. Böylece sektör genelinde gıda israfını önlemek, tüketici davranışlarını etkilemek ve daha sürdürülebilir gıda sistemlerine geçişi hızlandırmak için geniş çaplı bir hareket başlatılıyor. Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında düzenlenen Küresel Yuvarlak Masa toplantısında, turizm sektöründe gıda israfının azaltılmasının hızlandırılması hedeflendi. Etkinlikte yalnızca çevresel zorluklar değil, aynı zamanda gıda israfını azaltmanın maliyetleri düşürebileceği, tedarik şoklarına karşı dayanıklılığı artırabileceği ve gıda güvenliğine katkı sağlayabileceği vurgulandı. “Değişimin Tarifi” girişimiyle paydaşlar, operasyonlarında gıda israfını ölçerek 2030 yılına kadar gıda israfını yarıya indirmeyi hedefleyen Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 12.3 doğrultusunda operasyonel ve davranışsal çözümler uygulayacak. Shaikha Al Nuwais girişimin önemine ilişkin şunları söyledi: “Her gün 2,3 milyar insan gıda güvensizliği yaşıyor. Dünya nüfusunun üçte biri bu temel insan hakkına erişemezken, gıda israfı küresel sera gazı emisyonlarının %10’una kadar katkıda bulunuyor. Bu nedenle kararlı adımlar atmalıyız. Değişimin Tarifi, turizm sektörünün sürdürülebilir tüketimi destekleyen çözümlerle doğrudan katkı sunmasını amaçlıyor.” Saha düzeyinde somut etki yaratma gerekliliği, Sheila Aggarwal-Khan tarafından da vurgulandı: “Turizm işletmeleri menülerini yeniden tasarlamak, kalıcı davranış değişikliklerini teşvik etmek ve gıda israfında ölçülebilir azalmalar sağlamak için benzersiz bir konumda. Daha fazla işletmeyi bu girişime katılmaya ve küresel gıda israfını yarıya indirme hedefine katkı sunmaya çağırıyoruz.” Girişim kapsamında Accor, Hilton, TUI Group, Radisson Hotel Group ve Meliá Hotels International gibi önde gelen turizm şirketleri de yer alarak somut adımlar atmayı taahhüt etti. Bu ilgi, özel sektörün sürdürülebilirliğe olan bağlılığını yansıtıyor. Hilton ile Winnow iş birliğinde yürütülen “Green Ramadan” kampanyası gibi başarılı örnekler de buna temel oluşturuyor. Bu kampanyada, pilot uygulamalarda gıda israfı %60’ın üzerinde azaltılırken, sonraki aşamalarda %20-30 oranında ek düşüş sağlandı ve proje 3 otelden 2026’da 64 otele kadar genişledi. UN Tourism ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı, dönüşümü hızlandırmak için turizm sektöründeki tüm işletmeleri bu harekete katılmaya ve gıda israfını yarıya indirmeye destek olmaya çağırıyor.

Birgi’de Gençler, Sürdürülebilir Turizm İçin El Ele Verdi Haber

Birgi’de Gençler, Sürdürülebilir Turizm İçin El Ele Verdi

İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı tarihi Birgi köyü, genç gönüllülerin enerjisiyle sürdürülebilir turizme örnek olacak unutulmaz bir buluşmaya sahne oldu. SENTRUM Projesi kapsamında lise ve üniversitelerden gelen 250'den fazla genç, "Genç Gönüllü Buluşması" ile doğa, kültür ve topluma katkı sağlayan etkinliklerde bir araya geldi. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün açıkladığı ‘'2022 Dünya'nın En İyi Köyleri'' listesine giren ve sürdürülebilir turizmin önde gelen destinasyonlarından biri olan Birgi'de, Enerjisa Enerji, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle düzenlenen "Genç Gönüllü Buluşması" gençlerin çevre ve topluma değer kattığı faaliyetlere ev sahipliği yaptı. Etkinliğe, Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, Ödemiş Kaymakamı Hakan Yavuz Erdoğan, İzmir İl Kültür Turizm Müdürü Sadık Doğruer, Ödemiş Belediye Başkan Yardımcısı M. Cumhur Şener ve Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) Ege Bölge Koordinatörü ve Destinasyon Müdürü Elif Köseoğlu ile çok sayıda genç gönüllü katıldı. Proje kapsamında 16-22 yaş aralığındaki lise ve üniversitelilerden oluşan 250'den fazla genç, Enerjisa gönüllüleri ve Birgi halkı, SENTRUM (Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi) Projesi ev sahipliğinde bir araya gelerek doğaya, tarihe ve topluma değer katacak etkinliklere katıldı. Buluşmada genç gönüllüler; fidan dikimi, çevre temizliği, ihtiyaç sahibi çocuklar için bisiklet yapım atölyesi, okul duvarı ve çocuk parkı boyama gibi etkinliklerle çevresel ve toplumsal katkı sağladı. Tarihi sokaklar ve doğal güzellikler arasında gerçekleşen bu çalışmalar, gençlerin dayanışma ruhunu ve gönüllülük bilincini gözler önüne serdi. Etkinlikler kapsamında yapılan çalışmalar ile sosyal sorumluluk becerilerini geliştiren gençler, projeye dahil olarak hem topluma katkı sağladı hem de Birgi'nin tarihine iz bıraktı. Pınar: "Geleceğin dönüşümü gençlerin elinde şekilleniyor" Genç gönüllü buluşmasında konuşan Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, "Enerjisa Enerji olarak ‘Daha İyi Bir Gelecek' vizyonumuzu yalnızca enerji yatırımlarıyla değil, toplumun her kesimine yayılan sürdürülebilirlik projeleriyle güçlendiriyoruz. Bugün de gerçekleştirdiğimiz genç gönüllü buluşmasıyla önemli bir etkinliğe imza attık. Genç gönüllülerimizin kıymetli emekleri ve bitmez tükenmez enerjileriyle Birgi'nin doğasına ve tarihine kattıkları değer, birlikte inşa ettiğimiz en önemli eser oldu. Bu eser sayesinde yalnızca sürdürülebilir bir turizm modeli geliştirmediğimizi, aynı zamanda gönüllülük ruhunu destekleyerek toplumsal faydayı büyüttüğümüzü gördük. SENTRUM Projemiz ile daha önce Ayvalık Küçükköy'de ektiğimiz tohumun, İzmir'in tarihi Birgi köyünde gönüllülerimizin çabalarıyla filizlendiğini görmek büyük bir gurur kaynağımız oldu. Enerjisa Enerji olarak gönüllülerle birlikte attığımız her adımda sadece bugünü değil, geleceğimizi de dönüştürmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki geleceğin dönüşümü gençlerin ellerinde şekilleniyor" dedi. Dragisic: "Gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle" UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, "UNDP olarak biliyoruz ki gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle. Bugün Birgi'de gönüllülerimizin çevreyi koruyan, topluma değer katan ve kültürel mirası sahiplenen çalışmaları, sürdürülebilir turizmin sahada nasıl inşa edildiğini gösterdi. Enerjisa, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TGA ve yerel yönetimler ile yürüttüğümüz SENTRUM Projesi sayesinde Birgi, sürdürülebilir turizm için ilham verici bir örnek haline geliyor" ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) hakkında bilgi için: www.sentrum.com.tr

Maldivler, İsrail pasaportlu kişilerin ülkeye girişini yasakladı Haber

Maldivler, İsrail pasaportlu kişilerin ülkeye girişini yasakladı

Maldivler, Filistin halkıyla dayanışma amacıyla İsraillilerin ülkeye girişinin yasaklandığını duyurdu. Hint Okyanusu'nda yer alan Maldivler, İsraillilerin lüks turizm takımadalarına girişini yasakladı. Maldivler Devlet Başkanı Muhammed Muizzu, İsrail pasaportuna sahip kişilerin ülkeye girişinin yasaklanmasını içeren yasa tasarısını onayladı. Devlet Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamada, "Onay, hükümetin İsrail'in Filistin halkına devam eden vahşet ve soykırım eylemlerine yanıt olarak sergilediği kararlı duruşunu yansıtıyor. Maldivler hükümeti, Filistin davasıyla kararlı dayanışmasını ve Filistin halkının haklarının korunmasına olan kalıcı bağlılığını yeniden teyit ediyor. Maldivler, uluslararası hukuk ihlalleri için hesap verebilirliği savunmaya devam ediyor ve İsrail'in eylemlerini kınayarak çeşitli uluslararası platformlarda sesini yükseltmeye devam ediyor" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada Devlet Başkanı Muizzu'nun, Maldivler'in Birleşmiş Milletler kararları ve uluslararası hukuk normlarına uygun olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 öncesi sınırları esas alan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik ilkeli desteğini sürekli olarak yinelediği vurgulandı. Yasağın derhal uygulanacağı öğrenildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz yıl vatandaşlarını Maldivler'e seyahat etmekten kaçınmaları konusunda uyarmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.