Hava Durumu

#Yerel Üretim

TOURISMJOURNAL - Yerel Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerel Üretim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Duman: "Bodrum’da turist rotası değişiyor" Haber

Duman: "Bodrum’da turist rotası değişiyor"

Turizm sezonunun geçmiş yıllara göre daha farklı bir seyir izlediğini belirten Duman, "Nisan ayında Paskalya tatili, Mayıs sonunda Kurban Bayramı ile kısa süreli hareketlilik yaşandı. Ancak sonrasında iç pazarın yeniden canlanacağı döneme kadar oluşan talep boşluğu hem otelcileri hem de esnafı zorluyor. Eskiden sezon daha dengeli ilerlerdi, bugün ise yoğun dönemlerle durgun dönemler arasındaki fark giderek büyüyor" dedi. Bölgesel gelişmelerin de turizm hareketlerini doğrudan etkilediğini belirten Duman, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin sektörde ciddi dalgalanmalara yol açtığını ifade etti. Duman, "İran-İsrail hattında yaşanan savaş ve gerilim ortamı uluslararası turizm talebini doğrudan etkiliyor. Talepte oluşan daralma özellikle yüksek yatak kapasitesine sahip destinasyonları daha agresif kampanyalar yapmaya yöneltiyor. Antalya gibi büyük destinasyonlarda başlayan fiyat ve kampanya hareketleri kısa sürede tüm pazarı etkiliyor. Bunun yansımalarını önümüzdeki dönemde Bodrum da hissedebiliyor. Turizm artık sadece hava durumunu değil, dünya gündemini de takip etmek zorunda" diye konuştu. Bayram süresince en önemli sorunlardan birinin trafik ve otopark yetersizliği olduğunu belirten Duman, yerli turistlerin büyük bölümünün kendi araçlarıyla seyahat etmesinin kent içi yoğunluğu artırdığını ifade etti. Çarşı esnafının beklediği hareketliliği göremediğine dikkat çeken Duman, bunun nedeninin turist sayısındaki azalma değil, turist profilindeki değişim olduğunu vurguladı. Duman, "Turist var ama eski turist değil. Sayıdan çok alışkanlıklar değişti. Bodrum’da sorun turist eksikliği değil, turistin rotasının değişmesi" dedi. Yalıkavak ve Torba hattındaki lüks oteller, rezidanslar ve marinaların artık üst gelir grubunu ağırladığını belirten Duman, bu misafirlerin zamanlarının büyük bölümünü konakladıkları tesislerde, marinalarda ve lüks işletmelerde geçirdiğini söyledi. Her şey dahil konseptiyle çalışan tesislerde konaklayan misafirlerin de günün büyük bölümünü otellerinde geçirdiğini ifade eden Duman, "Eskiden çarşı turisti beklerdi, şimdi turist çarşıya uğramadan tatilini tamamlayabiliyor" diye konuştu. Genç turist profilinin de farklılaştığını belirten Duman, "Yeni nesil turistin sabahı öğlen başlıyor. Öğleden sonra beach club’lar, gece ise eğlence mekanları tercih ediliyor. Bu nedenle geleneksel çarşı esnafının bulunduğu bölgelerden geçmeden tatil sona erebiliyor" ifadelerini kullandı. Turizm gelirlerinin daha geniş kesimlere yayılması için Bodrum’da önemli çalışmalar yürütüldüğünü belirten Duman, Bodrum Kaymakamlığı, Bodrum Belediyesi, turizm sektör örgütleri ve meslek odalarının uzun süredir bu konu üzerinde çalıştığını söyledi. Duman, "Amaç sadece turist sayısını artırmak değil, turizm gelirini Bodrum’un tamamına yayabilmek. Bu nedenle alternatif turizm ürünleri geliştiriliyor, kültürel ve kırsal değerler ön plana çıkarılıyor" dedi. Son dönemde hayata geçirilen Agro Bodrum Rotası’nın bu çalışmaların önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Duman, projenin ziyaretçileri yerel üretim, gastronomi ve kırsal yaşamla buluşturduğunu kaydetti. Leleg Yolu’nun uluslararası yürüyüş turizmi açısından önemli bir potansiyel taşıdığına dikkat çeken Duman, Aya Nikola Kilisesi, tarihi yel değirmenleri ve benzeri kültürel miras alanlarının restorasyon çalışmalarının da Bodrum’un çekim gücünü artıracağını ifade etti. "Bodrum’un artık deniz kadar hikayelerini de satması gerekiyor" diyen Duman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Turist güneş için geliyor ama onu kültürle, gastronomiyle, tarihimizle ve doğamızla daha uzun süre misafir edebiliriz. Bodrum’un geleceği yeni betonlarda değil, eski değerlerinde saklı. Lelegler binlerce yıl önce bu topraklarda yürüyordu. Belki de bugün turistleri yeniden yürütmenin zamanı gelmiştir." Turizmde yeni dönemin ziyaretçiyi yalnızca sahilde değil, kentin tamamında dolaştırabilmekten geçtiğini vurgulayan Duman, "Turisti sadece sahilde tutarsanız sahil kazanır, şehre yayarsanız Bodrum kazanır" diyerek sözlerini tamamladı.

Bozcaada, National Geographic'in 2026 Gastronomi Listesi'nde! Haber

Bozcaada, National Geographic'in 2026 Gastronomi Listesi'nde!

Havasıyla küçük bir kasabayı yansıtan, dar sokaklarında farklı mimarideki eski Rum evleri, deniz ürünleri restoranları, Türkiye'nin en iyi korunmuş tarihi kalesi, bakir koyları, temiz ve buz gibi denizi yanında, bir de İstanbul'a olan yakınlığı nedeniyle pek çok kişinin tercih nedeni olan turizm merkezi Bozcaada, gastronomisi ile dünyanın gözdesi oldu. Dünyaca ünlü yayın kuruluşu National Geographic, 2026 yılı için hazırladığı "15 of the Best Places in the World for Food Right Now" (Şu Anda Dünyada Yemek İçin En İyi 15 Yer) listesinde Bozcaada'ya da yer verdi. Dünyanın farklı bölgelerinden yalnızca 15 destinasyonun seçildiği listede Bozcaada; köklü mutfak kültürü, yerel üretim ağı ve özgün ada yaşamıyla dikkat çekti. National Geographic Bozcaada değerlendirmesinde, "Türkiye'nin gözlerden uzak gastronomi hazinelerinden biri" olarak tanımlandı. Yazıda, Ege mutfağının karakteristik tatları, bağcılık kültürü ve adanın özgün yaşam biçimi uluslararası okuyucuya tanıtıldı. Bozcaada'nın yalnızca bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi ve kültür merkezi olduğu ifade edildi. Binlerce yıllık miras sofralarda yaşatılıyor Değerlendirmede, antik çağlarda Tenedos adıyla bilinen ve Homeros'un İlyada Destanı'nda da geçen Bozcaada'nın tarihi birikiminin günümüz mutfağına yansıdığı belirtildi. Türk ve Rum kültürlerinin izlerini taşıyan ada mutfağında yerel otlar, deniz ürünleri, geleneksel börekler ve özgün Ege tarifleri öne çıkıyor. Adanın meze kültürü, yerel üretimle hazırlanan reçeller ve Ege'nin ortak gastronomi mirasını yansıtan lezzetler de haberde geniş yer buldu. Yerel üreticiler arasında gösterilen Bozcaada Kadın Kooperatifi'nin ürettiği reçel ve meze çeşitleri, adanın sürdürülebilir yerel üretim anlayışının önemli bir parçası olarak değerlendirildi.

Lezzet ve tarih Kapadokya’da buluşuyor Haber

Lezzet ve tarih Kapadokya’da buluşuyor

Nevşehir Valiliği himayesinde 'Yerel Miras, Yıldızlı Sofralar' temasıyla düzenlenecek festivalde Kapadokya'nın köklü mutfak kültürü, yerel üretim birikimi ve Mustafapaşa'nın tarihi dokusu ziyaretçilerle buluşacak. 2021 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından 'Dünyanın En İyi Turizm Köyü' seçilen Mustafapaşa, tarihi taş konakları, meydanları, sokakları ve bağcılık kültürüyle festival süresince gastronominin merkezi olacak. Türkiye'de bir üniversiteye ev sahipliği yapan tek belde olma özelliğini taşıyan Mustafapaşa'da etkinlikler iki gün boyunca farklı noktalarda gerçekleştirilecek. Kapadokya Üniversitesi tarafından 2022 yılından bu yana sürdürülen gastronomi çalışmaları kapsamında düzenlenen festival, ilk olarak 'Bir Başka Kapadokya' temasıyla başlamış, sonraki yıllarda Emine Erdoğan himayesinde gerçekleştirilen Türk Mutfağı Haftası etkinlikleriyle büyüyerek geniş kitlelere ulaşmıştı. Festival kapsamında Kapadokya Yerel Üretici Pazarı, Kapadokya'nın Yıldızları Stantları, Gastronomi Sahnesi, Mustafapaşa Lezzet Rotası, tematik toplantılar ve yemek yarışmaları düzenlenecek. Yerel üreticiler ile kadın kooperatiflerinin ürünleri ziyaretçilerle buluşurken, Michelin Rehberi'nde yer alan Kapadokyalı şeflerin hazırladığı lezzetler de festival alanında sunulacak. Mustafapaşa Meydanı'nda kurulacak Gastronomi Sahnesi'nde ünlü şefler, gastronomi uzmanları ve sanatçılar ağırlanacak. Festival boyunca söyleşiler, konserler, canlı müzik performansları ile sürdürülebilirlik, tarih ve bağcılık temalı seminerler gerçekleştirilecek. Mustafapaşa Lezzet Rotası üzerindeki duraklarda ziyaretçilere bölgenin geleneksel tatları ikram edilirken, yemek yarışmaları da mutfak tutkunlarını bir araya getirecek. Festivalde sunulacak menülerde düşük karbon ayak izi hedefi esas alınacak ve çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik uygulamalar hayata geçirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kapadokya Alan Başkanlığı, Ahiler Kalkınma Ajansı, Ürgüp Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye Aşçılar Federasyonu ve Kapadokya Aşçılar Derneği destekleriyle gerçekleştirilecek festivale, Kapadokya'nın lezzetini ve kültürünü yerinde deneyimlemek isteyen herkes davet edildi.

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı Haber

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı

İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. "İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir" Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, "İzmir'in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali'nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihi olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye'de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor" diye konuştu. "Urla’nın önce kökenini bilmek lazım" Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihi ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, "Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz" dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, "Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız" diye konuştu. "İzmir'de yaşamaya her zaman özeniyorlar" Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, "Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor" dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, "Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor" diye konuştu. "Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız" İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir'le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur" diye konuştu. "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak" Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir" diye konuştu. "Urla’da toprak konuşur, emek büyür" Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, "Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır" dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Tarım Gastronomi ve Turizm" başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere rağmen kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, "İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz" dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. "Ege Bölgesi adeta bir maden" Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, "Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden" dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda konserler yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.

Food Fest Antalya 8-10 Mayıs’ta düzenlenecek Haber

Food Fest Antalya 8-10 Mayıs’ta düzenlenecek

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’nin tanıtım toplantısı, kent merkezindeki 7 Mehmet Restaurant ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında festivalin Antalya’nın gastronomi kimliğine, yerel üretime, tarım potansiyeline, turizm çeşitliliğine ve coğrafi işaretli ürünlerine katkısı değerlendirildi. "Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir, 2022 yılında başlayan festival yolculuğunda her yıl çıtayı daha yukarı taşıdıklarını belirterek, "2022 yılında çıktığımız bu yolda her yılı başarıyla geçirdik, çıtayı hep yukarı taşıdık ve 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısına ulaştık. Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık ve festivalimizi bir marka haline getirdik. Ne mutlu bize ki şimdi de 5’incisini düzenleyeceğimiz festivalimize hazırız ve bugün bu amaçla sizlerin karşısındayız" dedi. Festival kapsamında üç gün boyunca yurt içinden ve yurt dışından ödüllü şeflere, gurmelere, gastronomi ve turizm yazarlarına, televizyon programlarıyla geniş kitlelere ulaşan Türkiye’nin ve Antalya’nın değerli şeflerine, mutfak liderlerine ve sektörün farklı alanlarından çok sayıda isme ev sahipliği yapacaklarını söyleyen Özdemir, "Festivalimizde, bereketli topraklarımızdan çiftçilerimizin alın teriyle çıkan ürünleri, yerel lezzetlerimizi ve dünya mutfağından seçkin şefleri bir araya getirerek gastronomi dünyasında önemli bir buluşma noktası olacağız" ifadelerini kullandı. "Kentimizi zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağız" Özdemir, festivalin yalnızca gastronomi profesyonellerine değil, yerel halktan esnafa, üreticiden turizm sektörüne kadar geniş bir kesime dokunacağını vurgulayarak, "Yerel halk ve esnafımızın etkinliğin aktif bir parçası olacağı, kentimize gelen misafirleri otellerin dışına çıkararak Antalya’nın kültürel mirasıyla buluşturacağımız, kentimizi yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağımız dolu dolu bir festival planlıyoruz" diye konuştu. Festival süresince yerel ve uluslararası şeflerin atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, gastronomi yarışmaları, paneller, söyleşiler ve farklı etkinliklerle ziyaretçilerle buluşacağını belirten Özdemir, "Hem geleneksel hem de modern mutfak anlayışlarını bir araya getirerek ziyaretçilerimize eşsiz deneyimler sunmayı hedefliyoruz. Festival süresince ziyaretçilerimiz hem Antalya mutfağını daha yakından tanıma fırsatı bulacak hem de gastronomi dünyasındaki güncel gelişmeleri yakından takip edebilecek" dedi. "Her etkinlik üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet edecek" Festival alanında Antalya’ya özgü tatların, yeme içme sektöründeki markaların, kentin farklı bölgelerinde yetişen organik ürünlerin ve yerel lezzetlerin yer alacağını aktaran Özdemir, "Bu büyük buluşmada her etkinlik; üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet eden birer platform olacak" ifadelerine yer verdi. Antalya’nın örtü altı tarımdaki potansiyeli, lezzetleri, gastronomisi ve tescilli 19 coğrafi işaretli ürünüyle güçlü bir gastronomi kimliğine sahip olduğunu dile getiren Özdemir, "Antalya’mız; örtü altı tarımdaki potansiyeli, eşsiz lezzetleri, zengin gastronomisi ve tescil edilmiş 19 coğrafi işaretli ürünüyle şehrin gastronomi kimliğini güçlendiren ve yerel üretimi uluslararası ölçekte görünür kılan en önemli değerlere sahiptir" dedi. "Her sofra bir coğrafyanın hafızasını içinde barındırıyor" Festivalin bu yıl "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirileceğini belirten Özdemir, temanın gastronomiyi yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil; coğrafya, kültür, üretim ve insan emeğiyle şekillenen çok katmanlı bir anlatı olarak ele aldığını söyledi. Özdemir, "Antalya’nın verimli topraklarında yetişen ürünlerden denizinden çıkan eşsiz lezzetlere, yerel ustaların kuşaktan kuşağa aktardığı tariflerden modern mutfak yorumlarına kadar her tabak, ardında bir geçmişi ve kimliği taşımaktadır. Her sofra; bir ürünün topraktan yolculuğunu, bir üreticinin emeğini, bir şefin yorumunu ve bir coğrafyanın hafızasını içinde barındıran özgün bir hikayeye dönüşmektedir" dedi. "Food Fest Antalya, güçlü bir buluşma zemini" Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen ise gastronominin ait olduğu toprakla kurduğu bağa dikkat çekerek, "Her tabak ait olduğu toprağın izini taşır, her sofra ise bir hikayenin başlangıcıdır. Antalya; sahip olduğu tarımsal zenginlik, turizm potansiyeli, iklim çeşitliliği ve altyapısıyla bu hikayenin en güçlü şekilde anlatıldığı şehirlerden biridir" dedi. Gastronominin geleceğinin sürdürülebilir yerel üretim ve kültürel mirasın korunması üzerinde şekillendiğini belirten Sözen, "Food Fest Antalya; yerel üreticiden dünyaca ünlü şeflere, ülkemizin önde gelen mutfak temsilcilerinden gastronomi dünyasının saygın isimlerine kadar birçok paydaşı bir araya getiriyor. Sadece şefleri değil; tarım işletmeleriyle ve restoranlarıyla birlikte bu ekosistemi bir bütün olarak festivalin içinde konumlandırıyoruz" ifadelerini kullandı. Festivalin Antalya’nın uluslararası gastronomi sahnesindeki konumunu güçlendiren stratejik bir adım olduğunu dile getiren Sözen, "Artık şehirler doğal güzelliklerinin yanında gastronomi alanındaki özgün kimlikleriyle anılıyor. Antalya’nın bu alandaki potansiyelini doğru şekilde anlatmak ve dünyaya taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz Food Fest Antalya’yı bir platform, güçlü bir buluşma zemini ve hikayelerin paylaşıldığı bir alan olarak görüyoruz. Her yıl büyüyen bu yapı, farklı disiplinleri ve paydaşları bir araya getirerek gastronominin ve Antalya turizminin geleceğine katkı sunuyor" dedi. "Antalya’nın mutfak zenginliği ön plana çıkacak" Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer de festivalin beşincisini ilk günkü heyecanla gerçekleştireceklerini belirterek, "Bu yıl festivalimizin beşincisini, ilk günkü heyecanımızı hiç kaybetmeden gerçekleştiriyor olmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Deniz, kum ve güneş turizmiyle güçlü bir marka olan Antalya’mızı bu yıl da festivalimizde mutfak zenginliğimizle ön plana çıkararak gastronomi turizmindeki payını daha da artırmayı hedefliyoruz. Şehrimizin sadece bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda yaşayan bir mutfak kültürü olduğunu bir kez daha ortaya koyacağız" diye konuştu. Festivalin üretici, çiftçi, esnaf ve turizm ekosistemi açısından da önemli olduğunu ifade eden Tuncer, "Çiftçimizi, yerel üreticimizi ve esnafımızı turizm ekosisteminin aktif bir parçası haline getirme, Antalya’nın değerlerini koruyarak geleceğe taşıma hedefimizi sürdürüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda festival sonunda elde edilen birikimi, Antalya’nın yerel ürün ve tariflerini yaşatacak özel bir gastronomi kitabıyla kalıcı hale getireceğiz" dedi. "Antalya 40 yıllık kitle turizmi deneyimine sahip" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman ise Antalya’nın turizmde 40 yıllık bir deneyime sahip olduğunu belirterek, bu sürecin kentin mutfak kültürünü de çeşitlendirdiğini söyledi. Hacısüleyman, "Biz Antalya olarak kitle turizmine başladığımızda yıl 1985 civarıydı ve 40 yıllık bir deneyime sahibiz. Bu kitle turizminin getirdiği özelliklerden biri de multikültürel bir mutfağa sahip olmamız oldu. Yurt dışından gelen misafirlere sadece Antalya’nın yemeklerini değil, ülkemizin her yöresinden şefleri mutfaklarımızda ve büfelerimizde buluşturarak dünyanın farklı yerlerinden gelen misafirlere değişik tatlar sunan bir mutfak kültürü geliştirdik" dedi. Antalya’ya farklı ülkelerden ve çok sayıda havalimanından misafir geldiğini belirten Hacısüleyman, "Şu anda Antalya’ya 50 ülkeden, 230 havalimanından misafir geliyor. Yani 50 ülkenin kültürel yapısından ve yiyecek içecek kültürüne aşina insanlardan söz ediyoruz. Burada onların bütün kalış süresi boyunca hem kendi yemeklerini hazırlıyoruz hem de dünyanın herhangi bir yerine gitmelerine gerek kalmadan o yemeği burada sunuyoruz. Kendi mutfak kültürümüzü de tabii ki ön planda tutmak istiyoruz. Gelen misafirlere sadece denizimizi, güneşimizi, sahilimizi ve misafirperverliğimizi değil, aynı zamanda burada nelerin yenildiğini ve hangi lezzetlerin öne çıktığını da göstermek istiyoruz" dedi. "Gastronomi kenti olmak bugünden yarına gerçekleşmiyor" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır da gastronomi kenti olmanın uzun soluklu bir birikim gerektirdiğini belirterek, "Bir gastronomi kenti nasıl olunur denildiğinde, bu bugünden yarına gerçekleşmiyor. Bunun için birtakım birikimlere ihtiyacımız var. Öncelikle köklü bir tarihe, köklü bir kültür geçmişine; bitkilerimize, coğrafyamıza, üretimimize, becerikli ve maharetli çiftçilerimize ihtiyacımız var. Ayrıca bunları emek vererek ürün haline getirecek, inovasyon geliştirecek aşçılarımıza ve şeflerimize de ihtiyacımız var" diye konuştu. Food Fest’in Antalya’nın gastronomi kimliğine yönelik farkındalık oluşturduğunu belirten Çandır, "Aslında bu festivali yaptığımızda Antalya gastronomi kenti olmuştur demiyoruz. Bu konuda Büyükşehir Belediyemiz, bütün kurum ve kuruluşlarımızla birlikte bir farkındalık oluşturuyoruz. Eğer yerel halkımız, ticari işletmelerimiz, yeme içme sektörümüz ve turizm sektörümüz bu ürünlere sahip çıkarsa ve bu ürünleri geliştirebilirsek, o tatları aramak için daha fazla para ödeyerek ve daha fazla yol katederek dünyanın dört bir yanından insanları buraya çekebiliriz" ifadelerini kullandı. "Turistleri otellerin dışına çıkaracak bir değer" AESOB Başkanı Adlıhan Dere ise Antalya’ya yılda yaklaşık 17 milyon turist geldiğini belirterek, festivalin kentin yerel lezzetlerinin tanıtımı açısından önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Dere, "Antalya şehrimize 17 milyona yakın turist geliyor. Ancak turistler çoğu zaman otellerin içerisindeki her şey dahil sisteminde hazırlanan mutfaklardan hizmet alıyor. Bu gastronomi festivaliyle birlikte yapılan etkinliklerde özellikle damak tadımız, lezzetlerimiz, serpme böreğimiz, tatlılarımız ve her türlü yöresel ürünümüz beş yıldır öne çıkarılıyor. Bu konuda çok iyi bir noktaya geldiğimizi ifade etmek isterim" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir başkanlığında düzenlenen toplantıya; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, AGYİD Başkanı Mehmet Zeki Özen, AESOB Başkanı Adlıhan Dere, Şef Mehmet Akdağ ve konuk şef Refika Birgül katıldı.

Manisa’nın tarih ve lezzet mirası öne çıktı Haber

Manisa’nın tarih ve lezzet mirası öne çıktı

Festival kapsamında düzenlenen söyleşide, moderatörlüğünü Utku Yılmaz'ın yaptığı programda usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç, Manisa'nın köklü geçmişine ve zengin mutfak kültürüne vurgu yaptı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte konuşan sanatçılar, Manisa'nın her köşesinin ayrı bir hikaye barındırdığını belirterek kentin uluslararası alanda daha etkin tanıtılması gerektiğini ifade etti. Söyleşiye katılan Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ise Manisa'nın adeta bir açık hava müzesi olduğunu belirterek, "Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı, Sardes Antik Kenti ve Spil Dağı Milli Parkı gibi değerlerimizle turizm potansiyelimizi her geçen gün artırıyoruz. Kadın kooperatifleri ve yerel üretim projeleriyle kırsal kalkınmayı desteklemeye devam ediyoruz" dedi. Festivalin gastronomi etkinlikleri de gün boyu yoğun ilgi gördü. "Yeni Gastronomi Akımı: Hızlı Tüketimden Sağlıklı ve Geleneksel Lezzetlere Dönüş" başlıklı söyleşide yerel mutfakların sürdürülebilirliği ele alınırken, "41 Bitkinin Bugünkü Karşılığı" panelinde mesir macunundaki şifalı bitkiler bilimsel açıdan değerlendirildi. Ulupark Gastronomi Arenası'nda düzenlenen "Manisa'nın Lezzet ve Kültür Haritası: 17 İlçenin Tescilli Değerleri" programında ise Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve ünlü şef Danilo Zanna konuşmacı olarak yer aldı. Programda, 17 ilçeye özgü coğrafi işaretli ürünler ve yöresel lezzetler tanıtıldı. "Lezzetiyle Yaşayan Festival" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Akhisar köftesi, Salihli odun köftesi, Alaşehir kapama, keşkek, Manisa kebabı, tahinli pide ve üzüm suyu gibi pek çok yöresel ürün katılımcıların beğenisine sunuldu. Şef Danilo Zanna, Manisa'ya özgü tahinli pideyi çok beğendiğini belirterek bu lezzeti MasterChef programına taşıyacağını söyledi. Programda konuşan Başkan Besim Dutlulu, Mesir Festivali'nin kapsamını genişlettiklerini belirterek, "486 yıllık bu köklü geleneği bilim, sanat ve gastronomiyle zenginleştirdik. Gastronomi panayırı, doğa sporları, fitoterapi konferansları ve kültürel etkinliklerle dolu bir program hazırladık. Mesir, 41 çeşit baharatın birleşimiyle oluşan şifalı bir mirastır" dedi. Şef Danilo Zanna ise Manisa'nın gastronomik açıdan büyük bir zenginliğe sahip olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'de keşfettiğim ilk şehirlerden biri Manisa'ydı. Bu lezzet mirasını yerinde deneyimlemek benim için büyük bir mutluluk" ifadelerini kullandı. Bu yıl düzenlenen etkinliklerle 486 yıllık köklü geçmişiyle dikkat çeken Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getirerek kentin tanıtımına da önemli katkı sundu.

İtalya’da nüfus alarmı: Taşınana ücretsiz ev verilecek Haber

İtalya’da nüfus alarmı: Taşınana ücretsiz ev verilecek

Özellikle Sicilya’daki Gangi ve Sardinya’daki Ollolai gibi yerleşimlerde hayata geçirilen uygulama kapsamında, yıllardır boş kalan ve bakımsız halde bulunan taş evler, yeni sahiplerine ya tamamen ücretsiz ya da sembolik ücretlerle devrediliyor. Projeyle birlikte hem tarihi yapıların korunması hem de yerel ekonominin canlandırılması hedefleniyor. Ancak bu fırsattan yararlanmak isteyenler için bazı şartlar bulunuyor. Evleri devralan kişilerden, yapıların orijinal mimarisine uygun şekilde restore edilmesi isteniyor. Başvuru sahiplerinin genellikle belirli bir süre içinde tadilat planını sunması ve birkaç yıl içerisinde restorasyonu tamamlaması gerekiyor. Aksi takdirde mülkiyet hakkı iptal edilebiliyor. Öte yandan bazı bölgeler yalnızca ev satışıyla sınırlı kalmıyor. Özellikle Ollolai kasabası, uzaktan çalışanları çekmek için “dijital göçebe” programları da sunuyor. Bu kapsamda düşük kiralı konut seçenekleri sağlanırken, bölgeye yerleşen kişilerin yerel hayata entegre olması teşvik ediliyor. Uzmanlara göre bu tür projeler, Avrupa genelinde kırsal alanların yeniden canlandırılması açısından önemli bir model oluşturuyor. Büyük şehirlere yönelen göçün yarattığı nüfus kaybını tersine çevirmeyi amaçlayan uygulamalar, aynı zamanda turizm ve yerel üretim faaliyetlerine de katkı sağlamayı hedefliyor. İtalya’nın başlattığı bu dikkat çekici uygulamanın, önümüzdeki dönemde farklı Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.