Hava Durumu

#Yenilenebilir Enerji

TOURISMJOURNAL - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Barışa Adanan Bir Hayat: Akif Manaf Küresel Barış Ödülü’nü Aldı Haber

Barışa Adanan Bir Hayat: Akif Manaf Küresel Barış Ödülü’nü Aldı

International Peace Prize ödüllü, dünyaca ünlü yazar, Nobel Barış Ödülü adayı ve barış aktivisti Akif Manaf dünya barışı alanındaki çok yönlü ve özverili çalışmaları sebebiyle World Turk TV Küresel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Ödül, World Turk TV’den Mehmet Erdağı tarafından takdim edildi. Erdağı, Akif Manaf’a Küresel Barış Ödülü’nü takdim ederken şu ifadeleri kullandı: “Bu tür çalışmalar dünyada herkese nasip olmuyor. Biz de kıymetli Akif Manaf beyi tebrik ediyoruz. Ödüller insanların hedefe doğru tetiklenmesini ve hak edişlerini sağlar. Barışa çok ihtiyacımız olan bir dönemde yaşıyoruz. Özellikle dünyamızda huzur ve barış beklentisi içindeyiz. Akif beye çıkmış olduğu bu yolda nice ödüller diliyorum.” Manaf Yakın dönemde International Peace Prize, Egeyön Barış Ödülü ve Doğayla Barış Ödüllerini Almıştı Dünyaca ünlü yazar Akif Manaf, yakın dönemde Fransa’da bulunan Uluslararası Barış Assosiasyonu tarafından 2025 “International Peace Prize Ödülü”ne değer görülmüş ve ödül uluslararası alanda büyük yankı uyandırmıştı. Bunun yanı sıra Manaf, küresel barış alanındaki çok yönlü çalışmaları nedeniyle ulusal düzeyde “Egeyön Barış Ödülü”ne ve doğanın korunmasına, ekolojik dengenin sürdürülebilirliğine ve küresel barışın güçlendirilmesine sağladığı katkılar dolayısıyla da “Doğayla Barış Ödülü” ne layık görülmüştü. Akif Manaf: Bu Gezegende Yaşayan 9 Milyar İnsanın, Yani Her Birimizin, Barış İçin Çabalaması Gerekiyor Ödül töreninde konuşan Akif Manaf şu noktaların altını çizdi: “Neredeyse yarım asırdır gece gündüz demeden insanlığa barışı getirmek için çalışıyoruz. Temel odak noktamız şudur: İnsanlığı barışa nasıl götürebiliriz? İşte bunun için yepyeni bir paradigma öneriyoruz: Bireysel çabadan küresel barışa ulaşmak. Bu gezegende yaşayan 9 milyar insanın, yani her birimizin barış için çabalaması gerekiyor. Her gün en az yarım saat barış üzerine konuşmalı, barışı hatırlamalı ve barışın farkında olmalıyız. Ancak bu şekilde bireysel barıştan küresel barışa doğru ilerleyebiliriz. Bu noktada barışı her şeyden önce içimizde tesis etmeliyiz. İçimizde tesis ettiğimiz bu barışı daha sonra dış dünyaya taşıyabiliriz. Amacımız, yaklaşan 3. Dünya Savaşı’nı engellemektir. Günümüzde giderek yoğunlaşan ve artan savaşları durdurmak için önce içimizdeki savaşı durdurmalıyız. 2. Dünya Savaşı’ndan başlayarak insanlar barışı küreselden bireysele doğru hareket ederek tesis etmek istedi. Ama bu çabalar maalesef kalıcı barışla sonuçlanmadı. Görüyoruz ki savaşlar bitmedi; aksine daha da arttı. Demek ki küreselden bireysele hareket etme adımı başarılı olmadı. Bu nedenle insanlığa küresel barışı sağlamak için yepyeni bir paradigma sunuyoruz: Bireyselden küresele hareket. 9 milyar insan olarak birilerinin gelip barışı tesis etmesini ve bizim de o barış içinde yaşamamızı beklememeliyiz. Aksine 9 milyar insan her birimiz el ele tutuşarak, küresel barışı tesis etmek için olan barış hareketini birlikte başlatmalıyız.” Manaf’ın Küresel Barış Alanındaki Çalışmaları Aralıksız Devam Eden Uzun Soluklu Bir Sürece Dayanıyor Akif Manaf’ın küresel barış alanındaki çalışmaları 50 yılı aşan uzun soluklu bir sürece dayanıyor. Manaf dünyamızda kalıcı küresel barışın sağlanmasına yönelik çok yönlü çalışmaları ve bu kapsamda öncülük ettiği somut projeler ile öne çıkıyor. Manaf’ın kalıcı küresel barışın sağlanması çerçevesinde öncülük ettiği somut projeleri şu şekilde sıralamak mümkün: 20’ye Yakın Dilde Yayımlanan Barış Psikolojisi Kitabı ile Bireyselden Küresele Barış Farkındalığının Artırılması Akif Manaf’ın barış çalışmalarının ana eksenini oluşturan ve okurlar tarafından bir barış manifestosu ve kılavuzu olarak benimsenen Barış Psikolojisi kitabı bugüne kadar 20’ye yakın dilde yayımlandı. Eser; İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Norveççe, Arapça, Türkçe, Hollandaca, Yunanca, Hintçe, İtalyanca, Japonca, Kürtçe, İsveççe ve Rusça dillerinde yayımlanarak okurlarla buluştu. Kitabın ilerleyen süreçlerde diğer tüm dünya dillerinde de yayımlanması planlanıyor. Küresel Barış için Uluslararası Bir Farkındalık Günü: World Change Day for Sustainable Peace (Sürdürülebilir Barış için Dünya Değişim Günü) Uluslararası Değişim Federasyonu Başkanı olarak Akif Manaf’ın öncülüğünde 2018 yılında ilan edilen ve her yıl 7 Temmuz’da dünya çapında kutlanan World Change Day for Sustainable Peace (Sürdürülebilir Barış için Dünya Değişim Günü), küresel barış farkındalığının kazanılması ve artırılmasında önemli bir gün olarak dikkat çekiyor. “Barış için Değişim” teması etrafında şekillendirilen bu anlamlı gün, dünyanın farklı coğrafyalarından bireyleri ve kurumları ortak bir barış bilinci etrafında buluşturarak, kolektif barış farkındalığını güçlendiren, sürdürülebilir barış anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunan çok önemli bir platform niteliği taşıyor. Küresel Barış için Örnek Bir Yerleşim Modeli: Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü Projesi Sağlıklı Yaşam Vakfı Başkanı olarak Akif Manaf’ın öncülüğünde geliştirilen “Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü” projesi, barışı bir yerleşim modelinin merkezine taşıyor. Doğayla barış içinde ve kendi kendine yetebilen bir anlayış üzerinde yükselen bu yerleşim modeli, nefes alan kütük evler, yenilenebilir enerji kaynakları, ekolojik tarım uygulamaları, arıcılık, atık yönetimi ve barış sanatı programı gibi unsurları barındırıyor. Türkiye’de bir pilot proje olarak hayata geçen bu proje, dünyanın başka noktalarında da uygulanabilir örnek bir proje olarak öne çıkıyor. Bireysel Farkındalıktan Küresel Barışa: Barış Sanatı Programı Akif Manaf’ın kurucusu olduğu Dünya Değişim Akademisi bünyesinde hayata geçirilen ve Manaf’ın öncülüğünü yaptığı “Barış Sanatı Programı” başta olmak üzere, Akademi çatısı altında yürütülen barış odaklı 200’ü aşkın değişim programı, bireylerde barış bilincinin oluşturulması ve güçlendirilmesini odağa alıyor. Barış Sanatı Programı sayesinde bireyler, içsel barıştan başlayarak küresel barışa uzanan bütüncül bir dönüşüm sürecinin içine giriyor ve bireyselden globale barışın inşası kapsamında farkındalık kazanıyor. Barış Bilincinin Küresel Ölçekte Yaygınlaştırılması: Dünyanın Farklı Ülkelerinde Gerçekleştirilen Barış Söyleşileri ve Buluşmaları Dünyaca ünlü yazar Akif Manaf, küresel barış çalışmaları çerçevesinde ziyaret ettiği pek çok ülkede düzenlenen barış odaklı söyleşi, seminer ve toplantılar aracılığıyla çok sayıda kişi ile bir araya geliyor. Her ülkede insanlarla doğrudan temas kurarak barışa giden yolu birebir paylaşması, Manaf’ın barış alanındaki çalışmalarını farklı ve etkili kılan önemli unsurlar arasında yer alıyor. Barış Farkındalığının Küresel Ölçekte Yaygınlaştırılması: Ulusal ve Uluslararası Medyada Barışa Dair Açıklamalar ve Röportajlar Manaf, dünyanın çeşitli ülkelerinde yazılı, görsel ve işitsel medya kuruluşlarına verdiği demeçler ve gerçekleştirdiği röportajlarla barış mesajlarını küresel ölçekte duyurmaya devam ediyor. Bu yolla güçlü bir barış farkındalığının oluşmasına katkı sağlıyor. Akif Manaf’ın küresel barışın güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla sürdüreceği alınan bilgiler arasında. Edinilen bilgilere göre yazar, hem ülkemizde hem de dünyanın çeşitli ülkelerinde düzenlenecek kitap fuarlarında, barış temalı söyleşi ve seminerlerde okurlar ve barışseverlerle buluşmaya devam edecek. Bülten bilgi & iletişim: 0 543 3010327

Dünyaca Ünlü Yazar Akif Manaf’a Doğayla Barış Ödülü Haber

Dünyaca Ünlü Yazar Akif Manaf’a Doğayla Barış Ödülü

International Peace Prize ödüllü, dünyaca ünlü yazar, Nobel Barış Ödülü adayı ve barış aktivisti Akif Manaf’a doğanın korunmasına, ekolojik dengenin sürdürülebilirliğine ve küresel barışın güçlendirilmesine sağladığı katkılar dolayısıyla Geppetto Restorasyon tarafından “Doğayla Barış Ödülü” verildi. Ödül, Geppetto Restorasyon’un kurucusu Erdem Köroğlu tarafından takdim edildi. Köroğlu, Akif Manaf’a Doğayla Barış Ödülü’nü verme gerekçelerini şu sözlerle ifade etti: “Geppetto Restorasyon olarak temel ilkemiz, insanın doğayla barış içinde yaşamasıdır. Bu nedenle uzun yıllardır insan sağlığı açısından en sağlıklı malzemeler arasında yer alan ağaç ve ahşap üzerine çalışıyor; projelerimizi doğanın sunduğu bu doğal, sürdürülebilir ve nefes alan malzemelerle hayata geçiriyoruz. Günümüzde iklim değişikliği, küresel ısınma, ormanların yok oluşu gibi sorunlar insanlığın uzun yıllardır doğayla çatışma içinde olmasının somut sonuçlarıdır. Görüyoruz ki insan doğadan uzaklaştıkça doğal felaketlerle daha fazla karşı karşıya kalıyor. Bu noktada doğa ile uyumlu ve barışçıl çözümler üreten kişi ve projelerin önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Akif Manaf, uzun yıllardır küresel barış alanında kapsamlı ve önemli çalışmalar yürüten değerli bir isimdir. Sayın Manaf’ın küresel barış çalışmaları kapsamında bizim açımızdan özellikle daha fazla dikkat çeken çalışması, Sağlıklı Yaşam Vakfı’nın Başkanı olarak öncülük ettiği ‘Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü Projesi’ olmuştur. Kendi kendine yetebilen bir konseptte tasarlanan, kütük evlerden oluşan; yenilenebilir enerji kaynaklarını, ekolojik tarımı ve sürdürülebilir atık yönetimini esas alan bu proje, doğayla barışın somut ve güçlü bir temsili olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca bu köyde, yine Akif Manaf’ın öncülüğünü yaptığı Barış Sanatı Programı’nın uygulanacak olması projeye ayrı bir değer katmaktadır. Kendisini doğayla barışın çok somut bir ifadesi olan, öncülük ettiği bu örnek proje kapsamında Doğayla Barış Ödülü’ne layık gördük.” Manaf Yakın dönemde International Peace Prize ve Egeyön Barış Ödüllerini Almıştı Dünyaca ünlü yazar Akif Manaf, yakın dönemde Fransa merkezli Uluslararası Barış Assosiasyonu tarafından uluslararası alanda büyük yankı uyandıran 2025 International Peace Prize Ödülü’ne layık görülmüştü. Bunun yanı sıra Manaf, 2026 yılının başında ulusal düzeyde de Egeyön Barış Ödülü’nün sahibi olmuştu. Akif Manaf Küresel Barışın Sağlanmasına Yönelik Çok Yönlü Somut Projelerle Öne Çıkıyor Doğayla Barış Ödülü’ne layık görülen Akif Manaf’ın küresel barış alanındaki çalışmaları sadece teorik düzeyde kalmamakta, aynı zamanda somut ve uygulanabilir projelerle hayat bulmaktadır. Bütüncül ve Barışçıl Bir Yerleşim Modeli Bu çalışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri, Sağlıklı Yaşam Vakfı’nın başkanı olarak öncülüğünü yaptığı “Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü Projesi”dir. Proje; doğayla uyumlu, kendi kendine yeten, sürdürülebilir ve barışçıl bir yaşam modelini içermektedir. Enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması, karbon ayak izinin azaltılması ve çevreye duyarlı bir altyapı kurulması projenin temel unsurları arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra kimyasal girdilerden uzak, doğal döngüyü esas alan ekolojik tarım uygulamalarıyla toprağın korunması, biyoçeşitliliğin desteklenmesi ve sağlıklı gıda üretiminin teşvik edilmesi temel alınmaktadır. Sürdürülebilir atık yönetimi politikasıyla doğayla çatışan değil, doğanın döngüsüne katkı sağlayan bir yaşam modeli inşa edilmektedir. Projede yer alan arıcılık faaliyetleri ise hem doğal üretimi destekleyen hem de ekosistemin devamlılığına katkı sunan önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Köyün kütük evlerden oluşacak şekilde planlanması, insan sağlığına ve çevresel sürdürülebilirliğe verilen önemin bir göstergesidir. Nefes alan doğal yapılar sayesinde sağlıklı ve doğayla bütünleşmiş bir yaşam alanı oluşturulmaktadır. Barış Sanatı Programı Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü’nün en özgün boyutlarından biri ise bu barışçıl yerleşim modelinde bireylere yine Akif Manaf’ın öncülüğünü yaptığı Barış Sanatı Programı’nın sunulacak olmasıdır. Bu programın odağında, bireylerde bilinç düzeyinin yükseltilmesi ve böylece içsel barıştan başlayarak küresel barışa uzanan yolun inşa edilmesi yer almaktadır. Akif Manaf’ın Küresel Barışın Sağlanması Kapsamındaki Diğer Çalışmaları Akif Manaf’ın doğayla barış vizyonu, uzun yıllardır sürdürdüğü küresel barış çalışmalarının doğal bir uzantısı olarak öne çıkıyor. Yazar doğayla barış alanının yanı sıra küresel barışın sağlanmasına yönelik farklı kulvarlarda da aktif çalışmalar yürütüyor. Yazarın barış alanındaki temel eseri olan ve birçok okuyucu tarafından bir barış manifestosu, barış kılavuzu olarak benimsenen Barış Psikolojisi kitabı, bugüne kadar yaklaşık 20’ye yakın dilde yayımlanarak uluslararası ölçekte oldukça geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Kitabın tüm dünya dillerinde yayınlanması hedefi doğrultusundaki çalışmalar ise aktif olarak devam ediyor. Manaf ayrıca 2018 yılında ilan edilen ve her yıl 7 Temmuz’da dünya genelinde kutlanan “World Change Day for Sustainable Peace” (Sürdürülebilir Barış için Dünya Değişim Günü) girişiminin öncüsüdür. “Barış için Değişim” temasıyla hayata geçirilen bu özel gün, farklı ülkelerden bireyleri ve kurumları ortak bir barış bilinci etrafında bir araya getirmektedir. Kurucusu olduğu Dünya Değişim Akademisi bünyesinde yürütülen Barış Sanatı Programı ve 200’ü aşkın değişim programı aracılığıyla bireylerde barış bilincinin geliştirilmesini hedefi hayata geçirilmektedir. Manaf, dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleştirdiği barış odaklı söyleşi, seminer, toplantılar yoluyla ve uluslararası medya organlarına verdiği demeçler aracılığıyla küresel ölçekte barış farkındalığının güçlenmesine aralıksız olarak katkı sunmaktadır. Akif Manaf: “İnsanlık Doğa ile Olan Savaşını Bir An Önce Bitirmelidir” Ödülün takdiminde konuşma yapan Akif Manaf, şu ifadeleri kullandı: “Eğer dünyamızda kalıcı bir küresel barış istiyorsak, bunu bireyselden globale doğru, yaşamın tüm alanlarında kararlılıkla inşa etmeliyiz. Bugün gelinen noktada ise bireyin ağırlıklı olarak kendisiyle, çevresiyle ve doğayla bir savaş halinde olduğunu görüyoruz. Şiddet, öfke, nefret içinde olan birey tüm doğal kaynakları tahrip etmekte ve gelinen noktada küresel ısınma, iklim değişikliği, karbon ayak izinde artış, ormanların, tarım topraklarının yok oluşu, hava kalitesinde düşüş, su kaynaklarının kirlenmesi, türlerin yok oluşu gibi çok temel çevresel sorunlarla karşı karşıyayız. İnsanoğlu doğayla olan bu savaşı durdurmazsa bilim insanlarının da işaret ettiği üzere doğa üzerinde geri dönüşü olmayan sonuçlar bizimle olacak. Bu kapsamda insanlık doğayla olan savaşını bir an önce bitirmelidir. Önce kendisi ile sonra da ona karşılıksız bir yaşam kaynağı sunan doğa ile barışmalı, doğaya duyarlı çözümler üretmelidir. İşte Barış içinde Sağlıklı Yaşam Köyü Projesi tam da böyle bir gerçekliğin üzerinde yükselen bir doğayla barış projesidir. Bu projenin ülkemizden başlayarak tüm dünya üzerinde yaygınlaşması, yaşanabilir bir dünya için büyük önem taşımaktadır.” Akif Manaf’ın küresel barışın sağlanmasına yönelik çalışmalarının yakın dönemde de hız kesmeden aktif olarak devam edeceği ve yazarın ülkemizdeki ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki kitap fuarlarında, barış konulu söyleşi ve seminerlerde okurlar ve barışseverlerle bir araya geleceği alınan bilgiler arasında. Bülten bilgi&iletişim: 0 543 3010327

Enerji Sektöründe Uluslararası Yatırımcıların Gözü Türkiye’de Haber

Enerji Sektöründe Uluslararası Yatırımcıların Gözü Türkiye’de

Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler, Türkiye'nin jeopolitik konumu ve büyüme potansiyelinin uluslararası yatırımcılar için cazip fırsatlar sunduğunu belirtti. Türkiye'nin enerji sektöründeki hedeflerine ulaşmak için doğrudan yatırım ve finansman ihtiyacının altını çizen Zaimler, özellikle yenilenebilir enerji projelerinde büyük potansiyel olduğunu ifade ederek, "Her boyutuyla daha da yatırıma cazip hale gelmemiz lazım. Enerji buradaki sektörlerden birisi. Çünkü Türkiye'de enerji ve ekipmanları yatırımcısı olmak için uluslararası yatırımcılara yönelik çok büyük fırsatlar var" dedi. Dünya Ekonomik Forumu'nun Davos'taki toplantılarında enerji arz güvenliği ve temiz enerji dönüşümü gibi konuların ele alındığını dile getiren Zaimler, kritik minerallerde Çin'e bağımlılığın arttığını ve bu durumun enerji dönüşümünü etkilediğini belirtti. Yenilenebilir enerjinin önemine dikkat çeken Zaimler, bu alanda büyümenin sürmesine rağmen geçen yıla kıyasla yavaşlama yaşandığını söyledi. ENERJİSA ÜRETİM HALKA ARZA HAZIRLANIYOR Enerjisa Üretim’in halka arz süreciyle ilgili bilgi veren Zaimler, şirketin büyümeye devam ettiğini ve bunu kendi kaynaklarıyla finanse ettiğini açıkladı. Halka arz sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdüğünü ifade eden Zaimler, makro ekonomik şartların bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti. Enerjisa Üretim’in kapasitesinin 4 bin megavata ulaştığını ve önümüzdeki yıl 5 bin megavatı bulmasının beklendiğini ekledi. ABD’DE YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARI DEVAM EDİYOR Zaimler, Enerjisa'nın ABD'deki yenilenebilir enerji yatırımlarına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Teksas'ta 500 megavat kurulu güce sahip olduklarını ve bunu daha da büyütmek için çalıştıklarını söyledi. ABD'deki yatırımların yaklaşık 700 milyon doları bulduğunu belirten Zaimler, ileri iklim teknolojilerine yönelik projelerle kapasiteyi artırmayı hedeflediklerini aktardı. ABD’de petrol, doğal gaz ve yenilenebilir enerjinin bir arada büyüdüğünü vurgulayan Zaimler, bu yatırımlarda hız kesmeyeceklerini ve fırsatları değerlendirmeye devam edeceklerini ifade etti.

Türkiye ve İngiltere'den Enerjide Büyük İş Birliği Haber

Türkiye ve İngiltere'den Enerjide Büyük İş Birliği

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İngiltere'de gerçekleştirdiği temaslarda iki ülke arasındaki enerji iş birliğini güçlendirmek için önemli açıklamalarda bulundu. Bayraktar, Londra’da Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Ed Miliband ile yaptığı görüşmenin verimli geçtiğini ve enerji alanında bir mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu. YENİLENEBİLİR ENERJİYE BÜYÜK İLGİ Türkiye’nin enerji dönüşümü hedefleri kapsamında güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesini 30 gigavattan 120 gigavata çıkarma planı, İngiliz yatırımcıların dikkatini çekti. Bayraktar, yenilenebilir enerji projelerinde Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılda 108 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyduğunu ve Birleşik Krallık İhracat Finansmanı Dairesi’nin (UK Export Finance/UKEF) bu projeler için 2 milyar sterlinlik finansman sağlamayı planladığını belirtti. Bu kapsamda önerilen projeler arasında deniz üstü rüzgar enerjisi, sanayi kaynaklı yenilenebilir enerji kapasitesi ve YEKA projeleri öne çıkıyor. KÜÇÜK MODÜLER NÜKLEER REAKTÖRLER GÜNDEMDE Bayraktar, Türkiye'nin 20 bin megavatlık nükleer enerji programı üzerinde çalıştığını ve bunun 5 bin megavatını küçük modüler nükleer reaktörlerden sağlamayı hedeflediğini aktardı. Bu alanda hukuki çerçevenin ise önümüzdeki yıl oluşturulması planlanıyor. "GAZPROMBANK YAPTIRIMLARINA KARŞIYIZ" ABD'nin Gazprombank’ı yaptırım listesine almasına değinen Bayraktar, "Rusya'dan gaz akışını etkileyecek her türlü karara karşıyız. Eğer bu yaptırımlar, bu noktaya gelecekse biz Türkiye'nin ekonomisine, hane halkına, 85 milyona zarar vereceğini söylüyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin gaz ticaretinde herhangi bir aksama yaşanmaması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, Rusya’nın Türkiye için önemli bir gaz tedarikçisi olduğunu, bu kaynakların kısa vadede ikame edilemeyeceğini söyledi. AVRUPA İÇİN KRİTİK GAZ ANLAŞMASI 2024 sonunda sona erecek olan Ukrayna üzerinden Avrupa’ya gaz taşıyan transit anlaşmaya ilişkin olarak Bayraktar, bu anlaşmanın uzatılmasının Avrupa ve piyasa fiyatları açısından olumlu olacağını belirtti. Gazın ödemesi konusunda yaşanabilecek sorunların çözümü için Türkiye’nin elinden geleni yapmaya hazır olduğunu dile getirdi. TÜRKİYE’NİN ARZ GÜVENLİĞİNDEKİ ROLÜ Bayraktar, Türkiye’nin doğal gaz altyapı projeleriyle bölgedeki enerji arz güvenliğine katkı sağladığını sözlerine ekledi. İngiltere ile yenilenebilir enerji ve nükleer iş birliği kapsamında yapılan temaslar, Türkiye’nin enerji alanındaki uluslararası rolünü daha da güçlendirecek.

İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Turizm Tehditleri Haber

İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Turizm Tehditleri

İklim değişikliğinin etkileri artıyor; bu durum turizm sektörünün sürdürülebilirliği açısından ciddi tehdit oluşturuyor. Turizm, dünyanın en büyük endüstrilerinden biri ve dünyada yaklaşık 10 kişiden 1’ini istihdam ediyor. Üstelik bazı ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılasının neredeyse tamamı turizme bağımlı. Artık çevre dostu bir anlayışla seyahat etmek her zamankinden çok daha önemli. Çünkü turizm çevre kirliliğine neden olurken, turistik alanlarda yaşayan bitki ve hayvanların hayatlarına da zarar verebiliyor. Turizm sektörü, tek başına dünya çapındaki sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ila yüzde 10’una neden oluyor. Turizm sektörü, doğal çevrenin çekiciliği ve biyoçeşitlilik üzerine kurulu. Dünyanın pek çok yerinde turistler, yağmur ormanlarını, binbir çeşit bitkiyi, canlıyı, kuşu, böceği ve diğer birçok türü görmek için seyahat ediyor. Booking.com’un yaptığı ankete katılanların yüzde 61’i pandeminin kendilerini daha sürdürülebilir bir şekilde seyahat etmeye yönelttiğini ifade ediyor. Ankete katılanlar, özellikle pandemi sonrasında yiyecek israfını ve tek kullanımlık plastikleri azaltmak gibi hayatlarında genel anlamda olumlu değişiklikler yapma isteği duyduklarını söylüyor. Ankete katılanların yüzde 79’u ise tatildeyken, örneğin taksi ve kiralık arabalar yerine yürümek, bisiklete binmek veya toplu taşımayı kullanmak gibi daha çevre dostu bir şekilde hareket etmek istiyor. Turistik aktivitelerin daha çevreci, iklime uyumlu, karbon sıfır hale gelmesi gerektiğinden, otellerin yenilenebilir enerjiye bir an önce geçmeleri ve kıyılar üzerindeki baskılarını azaltmaları gerekiyor. Ancak uygun politika ve uygulamalarla turizm sektörü iklim değişikliğine uyum sağlayabilir ve çevresel olarak sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerleyebilir. Özellikle kültür turizminde yapılacak her faaliyetin yerelde yaşayanlarla birlikte planlanması sürdürülebilirlik için çok değerli. Bireyler olarak da koruyarak, keşfederek ve doğa ile bağımızı koparmadan gezgin olalım. Kültürel Mirası Sahip Çıkalım Çevre ve Kültürel Değerleri Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) 27 Eylül Dünya Turizm Günü kapsamında, sektörün tüm paydaşlarına sürdürülebilir turizm çağrısı yaptı. ÇEKÜL şu ifadeleri kullandı: Turizm, ekonomik büyüme için önemli bir sektör olsa da, kontrolsüz ve plansız bir şekilde yapıldığında, doğal ve kültürel mirasımıza ciddi zararlar verebiliyor. Tarihi kentlerimizdeki aşırı kalabalık, doğal alanlardaki tahribat ve kültürel kimliğin kaybolması gibi sorunlar, sürdürülebilir turizmin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Dünya Turizm Günü’nde, tüm paydaşları sürdürülebilir turizm için harekete geçmeye davet ediyoruz. Turizm sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal ve çevresel bir sorumluluktur. Turizm sosyal ve kültürel yapıya doğrudan etki eder. Bu nedenle popülist yaklaşımlardan uzak durulmalı ve uzun vadeli sürdürülebilir planlamalarla Anadolu’nun zengin mirası korunmalı. Mercanlara Nefes Oldular Dünyada kendi iç denizine sahip tek ülke olan Türkiye’nin göz bebeği Marmara Denizi; Karadeniz, Ege ve Akdeniz arasında hayati öneme sahip biyolojik bir koridor niteliği taşıyor. Bu kapsamda, Marmara Denizi’nde biyoçeşitliliğin gelişimini desteklemek ve farkındalık oluşturmak amacıyla 2022 yılında Anadolu Efes ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği’nin (DYKD) işbirliğiyle Denize +1 Nefes projesi hayata geçirildi. Proje ile “denizlerin yağmur ormanları” olarak nitelendirilen ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan mercanların çoğaltılması, korunması ve Marmara Denizi’ndeki sualtı yaşamıyla birlikte biyoçeşitliliğin zenginleştirilmesi hedefleniyor. Denize +1 Nefes’in ilk fazında, dalgıçlar doğal yaşamından kopmuş ve zarar görmüş mercanları Marmara Denizi’ndeki Tavşan Adası açıklarında kesin korunacak hassas alan ilan edilmiş olan bölgeye nakletti ve yeni mercan bahçeleri oluşturdu. Projenin ikinci fazında, nakledilen mercanların gelişimi ve yarattığı etkinin 7/24 canlı izlenebilmesi ve kayıt altına alınması için denizin 30 metre altına kamera sistemi kuruldu. Üçüncü fazda ise sıra Marmara Denizi’ndeki biyoçeşitliliğin sesine kulak vermeye geldi. Dalgıçların sualtına yerleştirdiği ses kayıt cihazlarıyla canlıların sesi kaydedildi. Sanatçı Mercan Dede, bu kayıtlardan ilham alarak “Mercanların Senfonisi” eserine hayat verdi. Anadolu Efes Bira Grubu Başkanı ve Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, “Sorumlu, bilinçli ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için çalışıyoruz” dedi. Temassız Yemek Harcamaları Arttı Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerine göre, yurtiçinde kredi kartları ile yapılan turizme yönelik harcamalar, 2024’ün ocak-ağustos döneminde yüzde 32.7 artarak 17.2 milyar dolara yaklaştı. 2023 yılının 8 ayında harcamalar 12.9 milyar dolardı. Bu dönemde, yurtiçinde kredi ve banka kartları ile yapılan otel konaklama harcamaları yüzde 29 artarak 6.5 milyar dolara, uçak bileti harcamaları da yüzde 16 artarak 6.5 milyar dolara çıktı. Yerli kartlarla yurtiçinde ve dışında yapılan “temassız” yemek harcamaları da bu dönemde yüzde 48 artarak yaklaşık 12.9 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde Türkiye’de yerli ve yabancı kartlarla yapılan çevrimiçi turizm hizmetleri alımları yüzde 25.4 artarak 10.9 milyar dolar oldu. Sektörden PEGASUS Hava Yolları, yurtdışı uçuşlarına iki hat daha ekledi. Şirket, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan İspanya Sevilla’ya ve Antalya’dan da Mısır Kahire’ye uçuş başlattı. DEDEMAN Hotels & Resorts International, Kazdağları’nın termal kaynaklarıyla ünlü beldesi Güre’de yeni oteli Dedeman Güre - Nurhayat Thermal Resort & Spa’da misafir ağırlamaya başladı. GOOGLE ve seyahat teknolojileri şirketi Sabre, iş seyahatlerinin olumsuz çevresel etkilerini azaltmak amacıyla işbirliği yaparak “Travel Impact Model”ini geliştirdi. Sistem, iş seyahatlerinin karbon ayak izini daha doğru şekilde ölçmeyi sağlıyor. BARUT Hotels, kadın şeflerin turizm sektöründeki yerini desteklemek amacıyla Anda Barut Collection’da kadın şeflerin katılımıyla “Cuisine Queens” etkinliği düzenledi. TÜRKİYE’de yaklaşık 120 oteli bulunan ve bu yıl kıyı bölgelerinde önemli açılışlara imza atan Wyndham, Ramada by Wyndham Dalaman’ın açılışını gerçekleştirdi.

1,2 milyar kWh’lik elektrik tüketimi yeşile döndü Haber

1,2 milyar kWh’lik elektrik tüketimi yeşile döndü

2021 yılından beri Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) alınmasına aracılık eden CK Enerji, bugüne kadar 323 şirketi belgelendirerek toplamda 1 milyar 230 milyon kWh’lik elektrik tüketiminin yenilenebilir enerjiye dönüşümünü sağladı. Firmanın yeşile dönüştürdüğü bu rakam yaklaşık 500 bin konutun bir yıllık tüketimine eşit olduğu bildirildi. Yenilenebilir enerjiye olan talep; iklim değişikliği, enerji güvenliği, temiz ve sürdürülebilir enerji ihtiyacı ile ilgili endişeler nedeniyle dünya çapında hızla büyüyor. Sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamayı hedefleyen CK Enerji de 2021 yılından bu yana çevre dostu elektrik tedarik etmek isteyen sanayi ve ticarethane müşterilerine ‘yeşil enerjiye’ geçişlerine yönelik belgelendirme hizmeti sunuyor. Müşterilerinin, tüketilen elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini belgeleyen Uluslararası Yenilebilir Enerjisi Sertifikası (I-REC) almalarına aracılık eden CK Enerji, Mart 2021’den 2023 yılı sonuna kadar 1 milyar 230 milyon kilowatt saat (kWh) elektriğin yeşil enerji kaynaklı olmasını sağladı. Toplam 323 şirketin I-REC almasına aracılık eden CK Enerji sayesinde yaklaşık 500 bin konutun yıllık tüketimi kadar bir elektrik yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmış oldu. CK Enerji, 1 milyar 230 milyon kWh elektriğin; 91 milyon kWh’sinin güneş, 460 milyon kWh’sinin jeotermal, 380 milyon kWh’sinin hidroelektrik, 18 milyon kWh’sinin rüzgar ve 280 milyon kWh’sinin biokütle kaynaklı olduğunu belgeledi. "Üretilen her 1 MWh elektrik karşılığında sertifika oluşturuluyor" CK Enerji tarafından yapılan açıklamada, yenilenebilir enerji sertifikalarının, yenilenebilir enerji yatırımlarını ve tüketimini yaygınlaştırmak amacı ile sıkça kullanılan bir sistem olduğuna işaret edilerek, “Üretilen her birim elektriğin, kaynağından başlayarak takip edilmesini ve nihai tüketiciye kadar izlenebilmesini sağlayan bu sistem sayesinde tüketicilerin bilinçli ve güvenilir bir seçim yapmasına katkı sağlanıyor. I-REC de elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini belgeleyen uluslararası sertifikasyon sistemlerinden yaygın olarak kullanılanlardan biri. Uluslararası bağımsız bir kuruluş olan IREC Foundation tarafından verilen ve denetlenen bu sistemde, yenilenebilir enerji tesislerinde (güneş, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal ve biokütle) üretilen her 1 megawatt saat (MWh) elektrik karşılığında bir sertifika oluşturuluyor. Yetkili enerji şirketleri de bu sertifikayı talep eden müşterilerinin elektrik enerjilerini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasına destek veriyor. Bu şirketlerden biri olan CK Enerji olarak biz de müşterilerimiz adına I-REC sertifikalama işlemlerini üstlenerek sürdürülebilirlik politikalarına destek oluyoruz” denildi. “Markaların değerini artırıyor” Doğa dostu enerji kullanmayı teşvik eden yenilenebilir enerji sertifikalarının kullanıcılara pek çok avantaj sağladığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Günümüzde dünyanın geleceğini tehdit eden küresel ısınmaya karşı karbon emisyonun azaltılmasına katkı demek olan yenilenebilir enerji kullanımı, markaların değerini de artırıyor. I-REC, tüketiciler, elektrik tedarikçileri, elektrik üreticileri ve ulusal hükümetler arasındaki ticareti kolaylaştırırken elektrik tüketicilerinin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağlıyor. Yapılacak olan ticaretlerde yeşil enerji ile ürün üretimi yapıldığının sertifikalanması ihracat kanallarında fırsatlar oluşturabiliyor. Yine turizm sektöründe ziyaretçilerin elektrik tüketiminde yeşil enerjiyi tercih eden tesislere olan ilgisi şirketlere artı bir avantaj sunuyor. Sanayi sektöründe ihracat odaklı şirketler de karbon emisyonlarını düşürebilmek için IREC sertifikasını tercih ediyorlar. Ayrıca Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda, orta vadede uygulanacak teşvik ve desteklerden öncelikli olarak faydalanma potansiyeli de söz konusu olacak.” “Yenilenebilir enerji sertifikasının sağladığı faydalar” CK Enerji’den yapılan açıklamada, sertifikanın firmalara sağladığı faydalar şöyle özetlendi: “Yenilenebilir enerji kullanıldığını şeffaf bir şekilde kanıtlar, yurt dışına ihraç edilen ürünlere uygulanan karbon salınım vergilerinden muafiyet sağlar, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten yerel yatırımcılara destek olur, karbon ayak izini azaltmaya yarar ve karbon ayak izi raporlamalarında kullanılabilir, yeşil enerji sertifikaları alan şirketler bankaların yeşil fonlarına başvurabilir ve ön şartı yeşil enerji olan kredileri daha kolay alır, küresel iklim krizi faaliyetleri ve çözümlerine destek sağlar.”

Koç Holding 2023’ün ilk yarısında başarılı performansını sürdürdü Haber

Koç Holding 2023’ün ilk yarısında başarılı performansını sürdürdü

Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, güçlenen likiditeleri ile önümüzdeki dönemde tüm paydaşları için uzun vadeli değer yaratma hedefiyle çalışmalarını sürdüreceklerini bildirdi. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Koç Holding, 2023'ün ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Konsolide bazda 24,9 milyar dolar gelir elde eden Holding, aynı dönemde 1,6 milyar dolar kombine yatırım gerçekleştirdi. Böylece şirketin son 5 yıldaki yatırımları 10 milyar dolara ulaştı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Çakıroğlu, global belirsizlikler ve zorlu piyasa koşullarına rağmen uzun vadeli değer yaratma hedefleri doğrultusunda yılın ilk yarısını da başarılı bir performans ile kapattıklarını belirterek, 'Güçlü likidite ve bilançomuz, dayanıklı ve çeşitlendirilmiş portföy yapımız, çağın yetkinlikleriyle donattığımız insan kaynağımız, çevik yönetim anlayışımız ve en önemlisi ülkemizin geleceğine duyduğumuz inancımızla yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.' ifadelerini kullandı. Koç Holding’in dinamik portföy yönetimi çerçevesinde son dönemde gerçekleştirdiği başarılı işlemlere dikkati çeken Çakıroğlu, şunları kaydetti: 'Koç Holding olarak sahip olduğumuz Yapı Kredi sermayesinin yüzde 6,8’ine denk gelen Yapı Kredi payının, hızlandırılmış talep toplama süreci sonucunda yaklaşık 6,8 milyar TL (yaklaşık 250 milyon doları) bedel ile borsa dışında uluslararası kurumsal yatırımcılara satışını başarılı bir şekilde tamamladık. Son yıllardaki en yüksek tutarlı söz konusu başarılı işlem, ülkemize, topluluğumuza ve bankamıza duyulan güvenin bir göstergesidir. Koç Topluluğu olarak Yapı Kredi’ye, bankacılık sektörüne ve ülkemizin potansiyeline olan inancımız ile yüzde 61,17 oranındaki ortaklık payımızla Yapı Kredi’deki ana hissedarlığımız devam edecek. Diğer yandan sahip olduğumuz Tat Gıda paylarının satışı dâhil stratejik alternatiflerin değerlendirilmesi amacıyla bir çalışma başlattık ve konuyla ilgili finansal danışmanlık alınması için görevlendirme yaptık. Daha da güçlenen likiditemiz ile önümüzdeki dönemde tüm paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratma hedefiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Avrupa’nın en çok satan ticari aracı olan Transit ailesinin 1 tonluk araç segmentindeki müşterilere yenilikçi ve verimliliği artıracak yeni çözümler sunmak üzere sıfırdan tasarlanan Custom modeli Ford Otosan Yeniköy fabrikasında önce dizel ve sonra tam elektrikli versiyonlarıyla hattan inmeye hazırlanıyor. Ford’un tam elektrikli ikinci ticari modeli olan E-Transit Custom, Ford’un elektrik dönüşümünde stratejik önem taşıyor. Nisan ayında tanıtımı yapılan, müşteri odaklı bir yaklaşımla Ford Otosan tarafından geliştirilen Transit Courier’nin de sırayla içten yanmalı ve elektrikli versiyonları Ford Otosan Craiova fabrikasında üretime girecek.' - 'İhracatımız ülkemizin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 7’sini oluşturuyor' Çakıroğlu, ihracat performanslarını özellikle Türkiye ekonomisine kattıkları değer açısından önemsediklerini kaydetti. Koç Topluluğu olarak ihracatlarının Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 7’sini oluşturduğuna işaret eden Çakıroğlu, 'Bunun bir yansıması olarak Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından geçekleştirilen araştırmada, Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı arasında mal ihracatı yapan ilk 10 şirketin 4’ünün topluluk şirketimiz olmasından gurur duyuyoruz. Araştırmaya göre Ford Otosan ihracat şampiyonu olurken; Tüpraş ikinci, Arçelik yedinci, Tofaş dokuzuncu sırada yer aldı.' açıklamasında bulundu. Levent Çakıroğlu, Koç Holding’in Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgede ilk günden bu yana yürüttüğü kapsamlı çalışmaları aralıksız sürdürdüğünü aktardı. Topluluk şirketleri ile birlikte AFAD koordinasyonunda Adıyaman, Hatay, İskenderun, Kahramanmaraş ve Malatya’da kurdukları, yaklaşık 20 bin kişinin yaşayacağı, 5 bin konteynerden oluşan ve sosyal yaşam alanlarıyla öne çıkan Umut Kentlerde yaşamın başladığını belirten Çakıroğlu, 'Umut Kentleri sadece barınma değil, yaşamla yeniden bağ kurma alanları olarak modelledik. Barınmanın yanı sıra eğitim, istihdam, spor ve sosyal hayata katılım gibi hizmet konularını önceliklendirdiğimiz Umut Kentleri, yerel ve uluslararası kurumlarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte örnek bir model olması hedefiyle hayata geçirdik. 115 binden fazla çalışma arkadaşımız, topluluk şirketlerimiz ve proje paydaşlarımızla, Umut Kentlerde yaşam devam ettiği sürece depremzedelerin yanında olmayı sürdüreceğiz.' değerlendirmesinde bulundu. - 'Topluluk şirketlerimizin yenilenebilir enerji projelerine yönelik sürdürdüğü faaliyetler hız kazandı' Çakıroğlu, Koç Holding’in 2022 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımlayarak çevre, sosyal, kurumsal yönetim alanlarında kaydettiği ilerlemeyi kamuoyu ile paylaştığını ifade ederek, sözlerini şunları kaydetti: 'Karbon Dönüşüm Programımız kapsamında topluluk şirketlerimizin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji projelerine yönelik sürdürdüğü faaliyetler hız kazandı. Başlattığımız yenilenebilir enerji projesi sayesinde, topluluğumuz genelindeki elektrik tüketiminin yarısından fazlasının yenilenebilir enerjiden karşılanmasını sağlayacağız. Ayrıca Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde endüstri lideri olan Arçelik, yenilenebilir enerji alanında 10 milyon avro yatırımla güneş paneli üretimine başlayacak. Bu yılın sonuna kadar yapılacak ek yatırımla yıllık üretim kapasitesi 1 milyonun üzerine çıkacak olan güneş paneli üretim tesisi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümüne ivme kazandıracak.'

Haber

"Lityum iyon piller: Elektrikli otomobilde yeşil enerji"

Elektrikli otomobil dünyada trend haline geliyor. Elektrikli araç sayısı arttıkça dünyada elektrik tüketiminde de artış yaşanıyor. Lityum iyon pil teknolojileriyle çevreye zarar vermeden artan tüketimin karşılanması hedefleniyor. Günümüzde iklim değişikliği ve küresel ısınmayı nasıl en aza indirilir konusu çokça konuşulur hale gelmiş durumda. Yeşil dönüşüm için çalışmalar son hızıyla devam ediyor. Dünyada hızla yaygınlaşan elektrikli araç kullanımı beraberinde temiz enerji üretimini de getirdi. Çevreye zarar vermeden artan elektrik ihtiyacı lityum iyon pil teknolojileriyle çözülmesi planlanıyor. Lityum iyon geleneksel pillere göre daha uzun ömürlü, daha yüksek güç yoğunluğuna sahip, bir seviyeye kadar daha hızlı şarj olan ve daha hafif bataryalar olarak biliniyor. Lityum iyon bataryalar; birim hücre başına en yüksek gerilim, birim kütle başına en yüksek enerji yoğunluğu, en az bakım gerektirme, yüksek çevrim ömrü üstünlüklerinden dolayı elektrikli araçlarda en yaygın kullanılan batarya türü olarak öne çıkıyor. Çevreye duyarlı enerji teknolojileri İstanbul'da kapılarını açan ICCI Enerji ve Çevre Fuarı'nda sergilendi. Söz konusu organizasyonda yeşil dönüşüm için gerekli olan doğa dostu aletler ve ürünler tanıtıldı. Bu ürünler; güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, biyokütle enerjisi, jeotermal enerji, hidroelektrik enerji, hidrojen enerjisi ve dalga enerjisi. Bunların yanı sıra elektrikli otomobiller için üretilen Lityum iyon bataryalar ve elektrikli şarj istasyonları da stantlarda yerini aldı. “Yenilenebilir enerji kaynaklarını depolamak önemli” Yenilenebilir enerji kaynakları ve bu enerji kaynaklarının depolanması hakkında konuşan enerji şirketi üst yöneticisi Yüksel Yalçın, “Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişlerde enerji depolama sistemleri çok önem kazanmaya başladı. Enerji depolama sistemlerini enerjinin kaynağına göre tanımlıyoruz. Bunlar ikiye ayrılıyor. Kesikli enerji kaynakları kesiksiz enerji kaynakları. Kesikli enerji kaynaklarının başında güneş ve rüzgar geliyor. Bu iki enerji kaynağına baktığımızda 24 saat bulamıyoruz. Hidroelektrik santraller jeotermal doğal gaz gibi enerji kaynakları kesiksiz enerji kaynağı olarak tanımlanır. Kesikli enerji kaynakları 24 saat olmadığından bunları depolamamız gerekir. Bu enerji kaynakları doğaya az zarar veren kaynaklar. Elektrikli bir aracınızı güneş enerjisiyle şarj etmek isterseniz, aracın üstüne koyduğunuz güneş panelindeki enerjiyi mutlaka depolamanız gerekir. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, biyokütle enerjisi, jeotermal enerji, hidroelektrik enerji, hidrojen enerjisi ve dalga enerjisi gibi enerji kaynakları bizim için önemli rol oynuyor. Bu depolama için üç önemli teknoloji bulunuyor” dedi. “Çevreye verilen zararı en aza indirmek için lityum iyon bataryalar tercih ediliyor” Lityum iyon bataryaların 15 yıla kadar ömrünün olduğunu belirten Yalçın, “Günümüzde enerji depolama sistemleri üçe ayrılıyor. Bunlar; kurşun asit tipi bataryalar, jel tipi bataryalar ve lityum iyon bataryalar. Bu üç batarya tipine baktığımızda en uzun ömürlü batarya olarak lityum iyon bataryaları söyleyebiliriz. Lityum iyon bataryalar 15 yıla kadar kullanım sağlıyor. Genelde günümüzde elektrikli araçlarda da lityum iyon bataryalar yer alıyor. Kullanım tercihi olarak lityum iyon bataryalar hem fosil yakıtlara nazaran hem de diğer kurşun asit ve jel tipi bataryalara göre doğaya en az karbon salınımı sağlıyor. Şekillendirme konusunda çok küçültülebiliyor ve bu da elektrikli araçlarda kullanılmasını ön plana çıkarıyor. Lityum bataryalar araca göre istenilen boyutta şekillendirilebiliyor. Yerli otomobilimiz Togg’da lityum batarya kullanıyor. Dünyadaki elektrikli araçların çoğunda bu batarya tipi kullanılıyor” ifadelerini kullandı. “Lityum iyon bataryalar dünyada en fazla tercih edilen batarya türü” Dünyadaki birçok elektrikli aracın lityum iyon bataryayı kullandığını belirten Yalçın, “Lityum iyon bataryaların kullanım ve kullanım sonrası olarak 2’ye ayrılır. Fosil kaynaklı yakıtlar, küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin başlıca nedenlerinden. Bu yüzden bu yakıt türlerinden uzaklaşırken, kullanacağımız yakıtlarda da bu konuya dikkat etmemiz gerekiyor. Burada da devreye lityum iyon bataryalar giriyor. Temiz enerji sistemlerinin başında lityum iyon bataryalar yer alıyor. Doğaya en az zararı veren kaynak lityum iyonlar. Bu bataryaların ömrü 25 yıla kadar çıkarılması için çalışmalar var fakat önümüzdeki dönemlerde çalışmaların sonucunu göreceğiz. Bu tür bataryaların dolumu daha hızlı oluyor ve arabaya verilen performansı arttırıyor. Şu anda dünya otomotiv sektörü tamamen lityum iyon bataryalarına odaklanmış durumda” şeklinde konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.