Hava Durumu

#Yaşam Kalitesi

TOURISMJOURNAL - Yaşam Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İsveç’i “Reçete” Gibi Turizm Destinasyonu Yaptılar Haber

İsveç’i “Reçete” Gibi Turizm Destinasyonu Yaptılar

Kendinizi daha iyi hissetmek için doktor tavsiyesiyle bir ülkeye seyahat edebilseydiniz, bu İskandinav ülkesi adeta “mükemmel reçete” olurdu. Visit Sweden’a göre İsveç, dengeli yaşamı, doğaya ve kültüre kolay erişimi bir araya getiren yaşam tarzıyla, zihni ve bedeni “yeniden başlatmak” için ideal bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Ülkenin turizm ofisi, sağlık odaklı son kampanyasında İsveç’i, doktorlar tarafından “reçete edilebilecek” ilk seyahat destinasyonu olarak konumlandırıyor. Mizahi bir dille hazırlanan “İsveç Reçetesi” ("Swedish Prescription") kampanyası, Karolinska Institutet’te görev yapan kıdemli profesör Yvonne Forsell gibi sağlık uzmanları ve araştırmacılarla iş birliği içinde geliştirildi. Kampanya, İsveç’in sunduğu yaşam biçimi ve doğa olanaklarını deneyimlemek isteyen ziyaretçilere rehberlik etmeyi amaçlıyor. Stacy Beller Stryer ise, “Bir hasta bana stres yönetimi ya da iyi oluş halini artırma yollarını sorsa, İsveç için yazılacak bir reçeteyi desteklerdim,” diyerek doğayla temasın sağlık üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Stryer, doğaya erişimin ve buna eşlik eden kültürel pratiklerin, ruhsal ve fiziksel sağlık açısından bilimsel olarak da karşılık bulan faydalar sunduğunu vurguluyor. Global Citizen Solutions, 2025 Yaşam Kalitesi Endeksi'nde İsveç’e 91,5 puan vererek, mutluluk ve iyi oluş düzeyi çok yüksek olan bu ülkeyi Finlandiya ve Almanya’nın önüne yerleştirdi. ‘Fika’ Visit Sweden, “reçete” temasını sürdürerek İskandinav ülkesine seyahat eden ziyaretçileri şaka yollu bir dille uyarıyor. Kuruma göre yolcular, kendilerini 1800’lerdeymiş gibi kitap okurken ve köfte yerken bulabilir. Kampanya ayrıca mizahi bir not da ekliyor: “Eğer ringa balığına ve minimalizme karşı bir zaaf geliştirdiğinizi fark ederseniz, derhal seyahat acentenize danışın.” Diğer olası yan etkiler arasında ise zamanla günlük bir alışkanlığa dönüşebilecek “fika” molalarıyla karşılaşmak da var. İsveççe’de bu hem isim hem fiil: Bir “fika” yapabilirsiniz, “ta en fika” diyebilirsiniz ya da kahve molasına çıkmak için kısaca “fika” diyebilirsiniz. Kavram, kahve anlamına gelen Eski İsveççe “kaffi” sözcüğünden geliyor. Zamanla “fika”, “fikabröd” ile birlikte durup soluklanmanın, başkalarıyla bağ kurmanın ve en önemlisi de yeniden enerji toplamanın adı haline geldi. Tatlı ya da tuzlu İsveç hamur işlerine kimse kolay kolay hayır diyemez ama iyi bir “fika” seansının anahtarı, daha da iyi bir eşlik ve mümkün olduğunca az ekran süresi. Bir İsveçli gibi “fika” yapmak ister misiniz? Vete-Katten, Stockholm ve çevresinde 18 şubesiyle yerel halkın en sevdiği duraklardan biri. 1928 yılında kurulan bu köklü kafe, çay, kahve, meyve suyu ve smoothie gibi içeceklerin yanı sıra, yaban mersinli çörek anlamına gelen klasik "blabarsbulle" gibi yerel lezzetler sunuyor. Menüde ayrıca tartöletler, brownie’ler ve çeşitli pastalar da yer alıyor. Bazı şubelerde ise gulaş, börekler ve soslarla servis edilen fırınlanmış patates gibi sıcak yemek seçenekleri de bulunuyor. ‘Lagom’ Visit Sweden, “lagom”u İsveç toplumunun içinden, tıpkı çöreğin içinden geçen tarçın gibi geçen bir kavram olarak tanımlıyor ancak bu anlayışın aşırılıkla ilgisi yok hatta tam tersi. Lagom bütünüyle dengeyle ilgili, kabaca “tam kararında” diye çevrilebilir. İsveç’te bu, “fika” buluşmalarında iki tane yerine sadece bir tarçınlı çörek almak, böylece herkes için yeterince kalmasını sağlamak şeklinde kendini gösterebilir. Ya da geceyi sabaha kadar uzatmadan, birbirinizin eşliğinde yeterince vakit geçirmek. Fika dışında ise sürekli aşırı üretken olmak zorunda hissetmeden, tükenmişlikten kaçınmaya çalışmak anlamına gelebilir. “Bir dahaki sefere daha fazlasını yapıp yapmama, daha çok alıp almama ya da daha da zorlayıp zorlamama konusunda tereddüt ederseniz, İsveç tarzını düşünün. Belki de en iyisi ‘lagom’dur” diye tavsiye ediyor turizm ofisi. Gerçek bir “lagom” anlayışıyla, doğa yürüyüşleri, yürüyüş ve açık havada geçirilen zaman gibi ölçülü egzersizler de günlük ritmin doğal bir parçasını oluşturuyor. Güney İsveç’teki Skaneleden parkuru, kıyı şeritleri, ormanlar ve küçük kasabalar boyunca uzanan 1.600 kilometreden fazla bir güzergâha sahip. Yedi alt rotaya bölünen parkur sayesinde ziyaretçiler, tempo ve macera düzeylerine en uygun bölümleri seçip keşfedebiliyor. Önce sauna, sonra buz gibi sulara dalış ve tekrar Tükenmişliğe karşı İsveç’e özgü tek bir “çare” varsa, bu muhtemelen sauna buharının dinginliği ile ardından gelen buz gibi suya atlama ritüelidir. Visit Sweden bu deneyimi, yalnızca bir keyif anı değil; aynı zamanda güçlü bir iyi oluş pratiği olarak tanımlıyor. Kuruma göre sauna ve soğuk suya dalışın bir arada uygulanması, hem bedeni hem zihni harekete geçiren temel bir yaşam ritüeli niteliği taşıyor. Bu iki zıt deneyimin potansiyel faydaları arasında kan dolaşımının artması, kasların gevşemesi ve iltihabın azalması, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, stres seviyesinin düşmesi, vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olunması, uyku kalitesinin ve cilt sağlığının iyileşmesi ile genel bir tazelenmişlik hissi yer alıyor. İsveç sauna kültürü genellikle göl kenarlarında, doğanın içinde ya da hatta suyun üzerinde yüzen saunalarda deneyimler sunuyor. Ancak Dalarna’daki Adventure Mine’da, yerin 80 metre altında, ziyaretçiler hem sauna ve soğuk banyo yapıp hem de yerel halk masallarına doğru bir yolculuğa çıkabiliyor. Üç buçuk saat süren bu deneyim, tünellere göz kulak olduğu ve madencileri gizli hazinelere yönlendirdiği söylenen “Madenin Hanımı” efsanesine dayanıyor. Madendeki kristal berraklığındaki sulara dalan ziyaretçilere, sonrasında yerel alkolsüz içecekler ve şarküteri tabağından atıştırmalıklar ikram ediliyor. Paket kişi başı 2 bin 450 İsveç kronundan (226,97 euro) başlayan fiyatlarla sunuluyor.

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri Haber

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri

Başarı çoğu zaman dijital araçlardan çok, günlük şehir yaşamındaki istikrarlı kalite artışıyla bağlantılı oluyor. Teknoloji önemli olsa da, sonuçları daha çok güven belirliyor. Performans, kurulan sistemlerde değil, iyileşen yaşam deneyiminde görünür hale geliyor. Tourism Review, 2026 yılı için dünyanın en akıllı 10 şehrini sunuyor. 10/ Abu Dhabi, UAE İlk 10’daki yer Abu Dabi’ye ait. Dijital sistemlere yapılan hedefli yatırımlar sayesinde günlük yaşamda belirgin iyileşmeler görülüyor; insanlar güvenilir devlet desteğini, gelişmiş teknoloji altyapısını ve istikrarlı güvenlik önlemlerini özellikle vurguluyor. 9/ Singapore, Singapore En akıllı şehirler arasında Singapur tek başına öne çıkıyor ve endeksin tüm kategorilerinde en yüksek puanları alıyor. Dijital sistemleri güçlü şekilde benimsemesi sayesinde, günlük işler dünyanın neredeyse hiçbir yerinde olmadığı kadar sorunsuz ilerliyor. Yönetim yapısı da bu dönüşümü yansıtıyor; kararlar daha hızlı alınıyor, süreçler daha şeffaf hale geliyor. Sonuç sadece hız değil, aynı zamanda güven: insanlar kuralların nasıl uygulandığını, kararları kimin aldığını ve kaynakların nereye gittiğini net bir şekilde görebiliyor. Bu dönüşüm, geleneksel sektörlerden ziyade teknoloji odaklı değişime dayalı yeni istihdam alanlarının da ortaya çıkmasını sağlıyor. 8/ Canberra, Australia Hâlâ Canberra, dünyanın en iyi 10 şehri arasında yerini koruyor. Onu diğerlerinden ayıran şey, iyi kurulmuş sistemlerin kamu güveniyle uyum içinde çalışması. Bu uyum, herkesin dahil edildiği hizmetlere odaklanan sorunsuz bir işleyişi destekliyor. Buradaki verimlilik, gösterişli yeniliklerden değil; şehrin sundukları ile hizmet ettiği insanlar arasındaki istikrarlı koordinasyondan doğuyor. 7/ Lausanne, Switzerland Şimdi istikrarlı bir şekilde yükselen Lozan, en akıllı şehirler arasında geçen yıla göre üç basamak ilerliyor. Toplum odaklı karar alma süreçleri ile güçlü iş olanaklarının birleşimi sayesinde şehir öne çıkıyor. İsviçre’nin uzun süredir devam eden siyasi istikrarı da bu yapıyı destekliyor ve şehre somut bir örnek niteliği kazandırıyor. Avrupa’daki büyüyen diğer şehirler, gösterişsiz ve büyük iddialar olmadan, burayı bir rehber olarak değerlendirebilir. 6/ Dubai, UAE Dikkat çekici şekilde Dubai, devlet destekli stratejik teknoloji harcamalarının neler başarabileceğini gösteriyor. Önceliği verimli kamu hizmetlerine vererek güçlü bir vatandaş güveni kazandı; bugün ise Körfez bölgesinde inovasyon ve bilgi yönetimi açısından bölgesel bir model olarak öne çıkıyor. Yöntemleri konusunda çok ses çıkarmasa da, şehrin sonuçları vaatlerden ziyade doğrudan ortaya çıkan başarılarla kendini net biçimde gösteriyor. 5/ Copenhagen, Denmark Kopenhag, ulaşım ve güvenlik alanlarında aldığı yüksek puanlarla beşinci sırada yer alıyor. Onu öne çıkaran şey, doğanın şehir sistemleriyle ve akıllı teknolojilerle uyum içinde bir araya gelmesi. İnsanlar sadece sokakların değil, genel yaşam kalitesinin de ileriye gittiğini hissediyor. Bu ilerleme gürültüsüz bir şekilde, her gün daha iyi işleyen rutinlerde kendini gösteriyor. 4/ London, United Kingdom Şimdi ilk beş şehir arasında yer alan Londra, ölçülebilir bir ilerleme sergiliyor. Geliştirilmiş ulaşım sistemleri ve daha geniş teknoloji entegrasyonu sayesinde, şehirde günlük yaşam yerel halk için belirgin şekilde farklı hissediliyor. En dikkat çeken nokta ise bu değişimlerin, hizmetlere erişimi ve mahalleler genelindeki kolaylığı nasıl şekillendirdiği. 3/ Geneva, Switzerland Üçüncü sırada yer alan Cenevre, kamu hizmetlerine entegre edilen akıllı teknolojilerle dikkat çekiyor. Hizmetlere erişimi kolaylaştırması sayesinde, sakinler dijital sistemlere güçlü bir güven duyuyor. Bu yaklaşım, refah ve altyapı mükemmelliğine yönelik daha geniş bölgesel bir taahhüdün doğal bir parçası olarak öne çıkıyor. 2/ Oslo, Norway İkincilik, akıllı şehirler arasında sistemlerini ve çevre dostu ulaşımını geliştiren Oslo’nun konumu olarak kalıyor. Açık yönetim anlayışı ve doğaya verilen önemle desteklenen şehir, sakinleri tarafından yüksek puanlarla değerlendiriliyor; bu da her yıl şehir yaşam kalitesi raporlarında sıralamasını yükseltiyor. Birinci olmasa da, ani sıçramalardan ziyade istikrarlı ilerleme ile öne çıkan bir performans sergiliyor. 1/ Zurich, Switzerland Dünya genelinde zirve hâlâ Zürih’e ait ve yakın bir rakibi bulunmadan konumunu koruyor. Ekonomik güç, gelişmiş teknoloji kullanımıyla sorunsuz bir şekilde birleşirken, yeşil girişimler de şehir yapısının derinlerine işlemiş durumda. Şehirde yaşayan insanlar için yaşam kalitesi oldukça yüksek; memnuniyet seviyesi ve kamu kurumlarına güven de aynı şekilde güçlü. Başarı sadece büyüme ile değil, tüm parçaların uzun vadede uyum içinde çalışmasıyla ölçülüyor.

ALKÜ öncülüğünde Alanya’da dijital göçebe turizmi çalıştayı Haber

ALKÜ öncülüğünde Alanya’da dijital göçebe turizmi çalıştayı

ALKÜ Turizm Araştırma ve Uygulama Merkezi (TURAM) koordinasyonunda "Dijital Göçebe Turizmi Çalıştayı" düzenlenecek. 27 Nisan 2026 Pazartesi günü gerçekleştirilecek olan "Dijital Göçebe Turizmi Çalıştayı" Alanya Kaymakamlığı, Alanya Belediyesi, ALTAV, ALTSO ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hayata geçirilecek. Turizmde yeni açılımlar üretmeyi hedefleyen çalıştayda, özellikle sezon dışı olarak nitelendirilen Kasım-Mart döneminde destinasyonun hareketliliğini artıracak alternatif turizm modelleri ele alınacak. Dünya genelinde hızla yükselen ve yüksek katma değer sağlayan dijital göçebe turizmi, çalıştayın ana odak noktası olacak. Program kapsamında altyapı durumları, konaklama imkanları, yaşam kalitesi, dijital altyapı ve destinasyon pazarlaması gibi başlıklarda kapsamlı değerlendirmeler yapılacak ve somut öneriler geliştirilecek. Akademi, kamu ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla şekillenecek çalıştay çıktılarının, ilgili kurumlarla birlikte değerlendirilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile paylaşılması ve Alanya'nın bu alandaki yol haritasına katkı sunması hedefleniyor. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, çalıştayın Alanya'nın turizm vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını belirterek, "Alanya'nın dört mevsim yaşayan bir destinasyon haline gelmesi adına atılan bu değerli adımın, turizmde sürdürülebilirliği ve rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı Haber

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı

İzmir’de sağlık turizm sektörünü ve sektöre dair yol haritasının anlatılacağı Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) işbirliğinde gerçekleştirilen toplantı, İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, önde gelen sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı. ÖZTAN: SAĞLIK TURİZM SEKTÖRÜ GERİLEME YAŞIYOR TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizm Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Öztan, sağlık turizminin süreç içerisinde gerilediğini belirterek, “Bu bölge toplantılarımızı 2003’ten beri düzenliyoruz. Temel amacımız tabana yayılmak, aktörlerle buluşmak, bölgenin ihtiyaçlarını öğrenmek ve bu ihtiyaçlarla birlikte kamuyla köprü bulmak ve çözüm oluşturmaya çalışmak. TOBB içerisinde sektörler temsil ediliyor, meclisler üzerinden yetkili merciler ile temas noktası olabilmek. Sektörümüz çok hızlı başlangıç yapan ve sorunlar ön planda yer alan bir sektör haline geldi. 2024 yılında 3 milyar dolar ile başladık, 2025 yılında gerilemeler var. Bu bize çok iyi bir haber olmadı. Hizmet ihracatı içinde ciddi artış yaşanıyor. 150 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Niş sektör olmaktan ziyade uluslararası sektör haline geldi. Rekabet çok üst düzeyde. Kalite üzerinden rekabet ediliyor” dedi. ‘SEKTÖR GENELDE KÜÇÜLÜRKEN İZMİR’DE BÜYÜME VAR’ Öztan, İzmir’in tam aksi yönde büyüdüğünü ve potansiyelinin yüksek olduğunu anlatarak, “Bazı bölge ve şehirleri ön plana çıkardık. Tüm ülkeye yayılan bir sağlık turizm politikası hedefleniyor. İzmir ve Ege bizim için çok önemli bir yer. Ege Bölgesi bizim için en önemli alanlardan bir tanesi. Sağlık turizmde önemli bir yer kaplamış durumda İzmir. Yüzde 5’e kadar arttırmış bir rolü var. Sektör yerinde sayarken İzmir büyümüş durumda. İzmir’de farklı bir dinamik var. Dünya genelinde sağlık turizmi hizmet olarak evriliyor. Operasyon ve tedavi için değil de yaşam kalitesini arttıracak destinasyon talep ediliyor. İzmir tedavi ve yaşam kalitesi konusunda ileri bir noktada. Yüzde 63’ü İzmir’de bulunuyor Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının” ifadelerini kullandı. ‘BALÇOVA İLE SINIRLI DEĞİLİZ, DİKİLİ VE SEFERİHİSAR YÜKSELİYOR’ Öztan’ın ardından kürsüye İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener kürsüye çıktı. Özgener şunları söyledi: Sağlık turizmi, dünyada hızla büyüyen ve rekabetin giderek derinleştiği stratejik bir alan haline gelmiş durumda. Artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacı; hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendiriyor. Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Medical Tourism Market (2023-2032) araştırma raporuna göre, bugün 100 milyar dolar bir pazar hacmine sahip sektörün 2032 yılına kadar 300 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılın oniki ayına yayılan kapasitesiyle, ülke ekonomileri için kritik önem taşıyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını arttırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz: Medikal Turizm, Termal Turizm, Sağlıklı Yaşam ve Üçüncü Yaş Turizmi. Medikal turizmde İzmir estetik operasyonlar, saç ekimi ve diş tedavileri gibi alanlarda Avrupa’dan hasta çekebilen bir şehir. Hem yüksek kalite sunuyoruz hem de ciddi bir maliyet avantajımız var. Termal turizmde sadece mevcut kapasitemizle değil, henüz tam anlamıyla değerlendirilmemiş büyük bir zenginlikle öne çıkıyoruz. Balçova’daki aktif tesislerimizin yanı sıra Dikili ve Seferihisar gibi bölgelerde, doğru yatırımlarla dünya ölçeğinde cazibe merkezi haline gelebilecek güçlü kaynaklarımız bulunuyor. ‘İZMİR, UZUN SÜRELİ SAĞLIK KONAKLAMASI İÇİN İDEAL ŞEHİR’ Yine, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizminde kentimizin iklimi, yaşam kalitesi ve güvenli şehir yapısı özellikle uzun süreli konaklama ve tedavi süreçleri için önemli bir avantaj sağlıyor. Avrupa’da milyonlarca emeklinin, yılın önemli bir bölümünü farklı ülkelerde geçirmeyi tercih ettiği düşünüldüğünde; İzmir bu talebi karşılayabilecek en güçlü adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Coğrafi konumumuz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde Almanya’dan veya Hollanda’dan gelen bir ziyaretçi, sabah uçağa binip aynı gün İzmir’de tedavi sürecine başlayabiliyor. Dolayısıyla bu erişilebilirlik, kentimizi hızlı ve pratik bir merkez haline getiriyor. İzmir’in sunduğu imkanlar yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı değil. Kentimize tedavi için gelen bir ziyaretçi aynı seyahat içerisinde Efes Antik Kenti’ni ziyaret edebiliyor, Meryem Ana Evi gibi önemli inanç turizmi merkezlerini görebiliyor veya Kemeraltı ya da Urla’da gastronomi deneyimi yaşayabiliyor. Bu çok katmanlı turizm deneyimi, İzmir’i yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomi turizmini bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon haline getiriyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı bir başarıya dönüştürebilmek için, sağlık turizmini yalnızca sağlık hizmetleri perspektifinden değil; bütüncül bir değer zinciri olarak ele almak durumundayız. Çünkü sağlık turizmi; ulaşım altyapısından konaklama kalitesine, dijital tanıtımdan uluslararası akreditasyona, insan kaynağından şehir deneyimine kadar uzanan çok boyutlu bir ekosistemi gerektiriyor. ‘İZMİR BU YARIŞTA GÜÇLÜ BİR KONUMDA’ Bu noktada İzmir’in en büyük avantajı, güçlü kurumları, nitelikli insan kaynağı ve iş birliği kültürü ile bu ekosistemi oluşturabilecek kapasiteye sahip olması. Önümüzdeki dönemde; uluslararası tanıtım faaliyetlerini daha hedef odaklı hale getirmeli, dijital platformlarda görünürlüğümüzü artırmalı, sağlık kuruluşlarımızın uluslararası akreditasyon süreçlerini desteklemeli, nitelikli ara insan kaynağı yetiştirmeye odaklanmalı ve en önemlisi, tüm paydaşları kapsayan koordineli bir yönetim modeli oluşturmalıyız. Çünkü artık rekabet sadece ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanıyor. Ve bu rekabette öne çıkanlar; vizyonunu net ortaya koyan, birlikte hareket edebilen ve kendini doğru anlatabilen şehirler oluyor. İzmir olarak bizler; sahip olduğumuz doğal zenginlikler, güçlü sağlık altyapımız, yaşam kalitemiz ve stratejik konumumuzla bu yarışta güçlü bir konumdayız. ‘GÜÇLÜ HASTANELER YETMEZ, GÜÇLÜ SİSTEM GEREKİR’ İzmir Ticaret Odası olarak, gerek yerelde gerek uluslararası düzeyde bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Dünyada sağlık turizminde öne çıkan şehirler; yalnızca güçlü hastanelere sahip oldukları için değil, planlı sağlık yerleşkeleri kurabildikleri, kümelenme modellerini hayata geçirebildikleri ve turizm altyapısını sağlıkla entegre edebildikleri için başarıya ulaşıyor. Bugün dünyada rekabet eden şehirler; sadece bina yapan değil, yaşam alanı tasarlayanlar. İzmir’in de bu vizyonla hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık mesele tekil yatırımlar değil; bütüncül vizyon ortaya koyabilmek. İşte tam da bu noktada, İzmir için önümüzde güçlü bir fırsat bulunuyor. ‘İZMİR İÇİN KRİTİK BİR EŞİK: BİRLİKTE DÜŞÜNME ZAMANI’ Bugün gerçekleştirdiğimiz bu toplantı tam da bu ortak aklı oluşturmak için bizleri bir araya getirdi. Programımız kapsamında, medikal turizmden termal turizme, dijitalleşmeden mevzuat düzenlemelerine kadar birçok başlıkta görüşlerin paylaşılacağı bir çalıştay gerçekleştireceğiz. Bu çalıştaydan çıkacak fikirleri yalnızca bir toplantı çıktısı olarak kalmasını, elbette istemiyoruz. Amacımız; bu görüşleri bir araya getirerek İzmir Sağlık Turizmi Manifestosu oluşturmak ve kentimiz için güçlü bir yol haritası ortaya koymak. İnanıyorum ki bugün burada ortaya çıkacak fikirler, hem İzmir’in hem de Ege Bölgesi’nin sağlık turizmi yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak.

Fethiye Turizm Derneği Başkanı Işıl Sungur’dan Doğal Gaz Çağrısı Haber

Fethiye Turizm Derneği Başkanı Işıl Sungur’dan Doğal Gaz Çağrısı

Sungur, konunun hem turizm sektörü hem de şehir halkının yaşam kalitesi açısından stratejik bir mesele olduğunu vurguladı. Sungur açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Değerli Fethiyeliler Abilerim, Ablalarım, Kardeşlerim; Turizm Şehirlerinde Doğal Gaz Altyapısının Ekonomik ve Toplumsal Önemi oldukça fazladır. Günümüzde turistler ve yatırımcılar bir destinasyonu tercih ederken yalnızca manzaraya veya tarihi yapılara değil, o şehrin sunduğu konforlu yaşam koşullarına ve modern altyapıya da dikkat etmektedir. Bu nedenle enerji altyapısı, turizm şehirlerinin gelişiminde stratejik bir rol oynamaktadır. Doğal gaz, modern şehirlerin en önemli enerji kaynaklarından biri olarak hem ekonomik hem çevresel hem de toplumsal açıdan önemli avantajlar sunmaktadır. Buna rağmen bazı durumlarda çeşitli idari veya kurumsal kaygılar nedeniyle doğal gaz altyapısının kurulmasının gecikebildiği görülmektedir. Oysa bu durum yalnızca teknik bir gecikme değil; aynı zamanda şehrin ekonomik potansiyelinin ve halkın yaşam kalitesinin ertelenmesi anlamına gelebilmektedir. Turizm şehirlerinde doğal gaz altyapısının önemini daha iyi anlayabilmek için bu konuyu belirli başlıklar altında değerlendirmek gerekmektedir. İlk olarak turizm yatırımlarının artması ile başlayabiliriz. Turizm sektöründe faaliyet gösteren oteller, restoranlar, spa merkezleri ve benzeri işletmeler için enerji altyapısı son derece kritik bir unsurdur. Güvenilir ve ekonomik enerji kaynaklarının bulunduğu şehirler yatırımcılar için daha cazip hale gelir. Doğal gazın sağladığı kesintisiz ve daha ekonomik enerji imkânı, turizm işletmelerinin maliyetlerini düşürür ve yeni yatırımların önünü açar. Bu durum şehrin turizm kapasitesinin artmasına ve ekonomik hareketliliğin güçlenmesine katkı sağlar. İkinci sebep turizm sezonunun uzamasıdır. Birçok turizm şehri özellikle yaz aylarında yoğunluk yaşarken kış aylarında ekonomik hareketlilik önemli ölçüde azalabilmektedir. Yüksek ısınma maliyetleri nedeniyle bazı turistik işletmeler yılın belirli dönemlerinde faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmaktadır. Doğal gaz ise daha ekonomik bir ısınma imkânı sunduğu için işletmelerin yıl boyunca hizmet vermesine olanak tanır. Böylece kongre turizmi, sağlık turizmi ve kültür turizmi gibi farklı turizm türleri gelişir ve şehir ekonomisi yalnızca birkaç aya bağlı kalmaktan kurtulur. Üçüncü sebep hava kirliliğinin azaltılmasıdır. Kömür ve benzeri yakıtların kullanımı özellikle kış aylarında ciddi hava kirliliğine yol açabilmektedir. Oysa doğal gaz çok daha temiz bir enerji kaynağıdır ve şehirlerdeki hava kalitesinin iyileşmesine önemli katkı sağlar. Temiz hava ve sağlıklı bir çevre, turizm şehirleri için büyük bir avantajdır. Günümüzde turistler yalnızca konforlu bir konaklama değil, aynı zamanda temiz ve sağlıklı bir çevre de talep etmektedir. Dördüncü sebep ekonomik sürdürülebilirliğin güçlenmesidir. Enerji maliyetlerinin düşmesi hem turizm işletmeleri hem de şehir ekonomisi için önemli bir avantaj sağlar. İşletmeler daha düşük enerji maliyetleri sayesinde hizmet kalitesini artırabilir, yeni yatırımlar yapabilir ve daha fazla istihdam sağlayabilir. Turizm gelirlerinin artması ise yalnızca büyük işletmelere değil; aynı zamanda küçük esnafa, ulaşım sektörüne ve yerel ticarete de olumlu yansır. Beşinci sebep ise yerel halkın yaşam kalitesinin yükselmesidir. Doğal gaz yalnızca turizm sektörüne değil, şehirde yaşayan insanlara da doğrudan fayda sağlar. Evlerde daha temiz, güvenli ve konforlu bir ısınma imkânı sunar. Hava kirliliğinin azalması toplum sağlığını olumlu etkiler. Aynı zamanda turizm yatırımlarının artmasıyla birlikte yeni iş imkânları ortaya çıkar ve şehir halkının ekonomik refahı yükselir. Bu nedenle doğal gaz altyapısı yalnızca turizm sektörü için değil, aynı zamanda toplumun genel yaşam kalitesi için de olduça önemlidir. Sonuç olarak bizler fethiyeliyiz yüz yıllardır bu topraklarda ailelerimiz ile birlikte yaşıyoruz. Şehrimizin dönüm noktası olabilecek böyle önemli bir meselenin halkimıza yeterince anlatılmadıgını düşünüyor, böyle önemli bir meseleyi sokak dedikodularından öğrenmek yerine yetkili ağızlardan öğrenmeyi rica ediyoruz. Bu fırsat siyasi malzeme yapılamayacak kadar büyük bir fırsattır. 2027 yılında seydikemer ve dalaman doğalgaz kullanmaya başladığında hepimiz büyük bir fırsatı ötelemenin maddi ve manevi kaybını yaşarız. Bu konunun titizlikle incelenmesini ve halkımızın siyasi çekişmelerin dışında bırakılıp resmi kurumlar tarafından bilgilendirilmesini rica ediyorum. Saygılarımla **Işıl SUNGUR** Fethiye Turizm Derneği Başkanı”

İzmir, Alsancak Limanı Kruvaziyer Turizmine Odaklanmalı Haber

İzmir, Alsancak Limanı Kruvaziyer Turizmine Odaklanmalı

Sektörün konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, yük taşımacılığına dayalı faaliyetlerin kent dışında bulunan ve yeni yapılan limanlara verilmesini, Alsancak limanının sadece kruvaziyer ve yolcu taşımacılığı hizmetlerinde değerlendirilmesini talep ettiklerini dile getirdi. Alsancak Limanı’nın geleceğine ilişkin tartışmaların kentin uzun vadeli ihtiyaçları, yaşam kalitesi ve turizm potansiyeli çerçevesinde ele alınmasının önemine dikkat çeken İşler, şehir merkezinde yoğun yük taşımacılığına dayalı liman faaliyetlerinin, modern kent planlaması ve turizm vizyonu ile uyumlu olmadığını söyledi. Mehmet İşler; "İşler, İzmir gibi tarihi, kültürel ve turistik kimliği güçlü bir kentte, kıyı alanlarının daha çok yolcu odaklı ve kente değer katan kullanımlarla değerlendirilmelidir. Şehrin merkezinde yer alan yük limanı faaliyetleri, trafik yoğunluğu, kentsel hareketlilik ve çevresel etkiler açısından çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Bu sorunlar kentin büyümesine paralel olarak her geçen zaman diliminde daha da büyümektedir. İzmir Akdeniz çanağında kruvaziyer turizminden daha fazla pay alabilecek şehirler arasında yer almaktadır ve bu anlamda önemli bir potansiyele sahiptir. Turizm sektörü açısından bakarsak, şehir merkezindeki kıyı alanlarının; konteyner sahaları ve ağır lojistik faaliyetler yerine, yolcu trafiğini destekleyen, kentle bütünleşen ve İzmir’in marka değerini yükselten işlevlerle değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Yük limanı faaliyetleri açısından ise İzmir çevresinde güçlü ve uygun alternatifler bulunmaktadır. Aliağa, Nemport ve Çandarlı Limanları lojistik altyapı, kara ve demiryolu bağlantıları ile şehir trafiğinden bağımsız çalışma imkânları sayesinde yük taşımacılığı için daha elverişli alanlardır. Turizm sektörü olarak beklentimiz, İzmir kent merkezinin ağır yük taşımacılığı baskısından arındırılması, kıyı alanlarının turizm ve sosyal yaşamla daha fazla bütünleşmesidir. Hedef, İzmir’e değer katan bir liman modelidir. Talebimizin, bir karşıtlık değil, İzmir’in geleceğine yönelik yapıcı bir arayış olarak görülmesi gerekir. Liman kullanımına dair kararlar, kentin sürdürülebilir kalkınma hedefleri, turizm potansiyeli ve yaşam kalitesi dikkate alınarak şekillendirilmelidir. Bu, İzmir’e uzun vadede önemli katkılar sağlayacaktır. " diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.