Hava Durumu

#Yangına Dayanıklı Kapı

TOURISMJOURNAL - Yangına Dayanıklı Kapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yangına Dayanıklı Kapı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Turizmde Yangın Düzenlemesi Tartışması Büyüyor Haber

Turizmde Yangın Düzenlemesi Tartışması Büyüyor

Kural çokluğu değil, uygulama birliği hayat kurtarır. Bolu Kartalkaya’da yaşanan ve 78 canımızı kaybettiğimiz facianın ardından doğru dersler çıkarılmasını hepimiz isteriz. Bu yangın felaketinden sonra, turizm tesislerinde yangın güvenliğiyle ilgili düzenlemelerin sıkılaştırılması elbette yerindedir. Kimsenin buna itirazı yok. İtiraz, yöntemedir; itiraz, sahadan kopuk kararlaradır. Bugün gelinen noktada turizmci, yangına dayanıklı kapı bulamıyor. Bulsa ödeyemiyor, ödese taktırmaya süre yetmiyor. Ve en acısı, tüm bu karmaşanın sonunda suçlu ilan edilen yine işletmeci oluyor. Resmî düzenlemeye göre, otellerin 31 Mayıs’a kadar yangına dayanıklı kapılarını ve yangın merdivenini tamamlaması gerekiyor. Aksi hâlde ruhsat iptali gündemde. Kâğıt üzerinde bakıldığında “makul” görünen bu süre, sahaya indiğinizde gerçeklikle örtüşmüyor. Türkiye genelinde yüz binlerce odayı kapsayan bu zorunluluğun, mevcut üretim kapasitesiyle karşılanması fiilen çok zor gibi görünmüyor. Yangına dayanıklı bir kapının tanesi 25 bin ile 35 bin TL arasında değişiyor. Ortalama büyüklükte bir otel için bu rakam milyonları buluyor. Sadece kapı değil; yangın merdiveni, dedektör sistemi, kapı otomasyonları, montaj ve işçilik eklendiğinde maliyet çok yüksek meblağları buluyor. Bugün turizmci, artan enerji giderleriyle, personel maliyetleriyle, düşük kârlılıkla ayakta kalmaya çalışırken bir yükün daha altına giriyor. Bir başka sorun ise tedarik. Yangına dayanıklı kapı üreten fabrika sayısı sınırlı. Yıllık üretim kapasiteleri belli. Bugün herkes aynı anda sipariş verdiğinde, bu kapıların üç-beş ayda değil, bir yılda bile yetişmesi zor. Üstelik Antalya, Bodrum gibi sezonu erken açan bölgelerde inşaat ve tadilat yapmak fiilen mümkün değil. Turist var, trafik var, sezon baskısı var. Tüm bunlara ek olarak, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler de turizm sektörünü doğrudan etkilemektedir. ABD–İsrail–İran hattında devam eden gerilim ve savaş, zaten kırılgan olan turizm dengelerini daha da belirsiz hâle getirmektedir. Böyle bir ortamda turizmci, sadece iç düzenlemelerin değil, dış risklerin de baskısı altında kalmaktadır. Sektörün geleceği öngörülemez bir hâl alırken, mevcut yükümlülüklerin bu gerçeklikten bağımsız şekilde dayatılması, turizm işletmeleri için telafisi zor bir yıkıma dönüşebilir. Burada sorulması gereken soru şudur: Biz güvenliği mi sağlamak istiyoruz, yoksa kağıt üzerinde sorumluluktan mı kurtulmak istiyoruz? Yangın güvenliği; “31 Mayıs’a kadar yap, yapmazsan kapatırım” denilecek kadar basit bir konu değildir. Bu bir geçiş süreci işidir. Planlama ister finansman ister sektörle diyalog ister. Kredi desteği olmadan, süre uzatılmadan, üretim ve ithalat kolaylaştırılmadan bu yükün altından kolay kolay kalkamaz. Sahada karşılaşılan bir diğer önemli sorun ise, denetimlerdeki uygulama birliğinin olmamasıdır. Her gelen itfaiye yetkilisinin farklı bir görüş bildirmesi, turizmcinin kafasını ciddi şekilde karıştırmaktadır. Bir denetimde “iki yangın merdiveni yeterli” denilirken, bir başka denetimde “olmaz, mutlaka üç yangın merdiveni yapılmalı” denilebilmektedir. Bir yetkili için 30 dakika yangına dayanıklı kapı yeterliyken, bir diğeri 45 dakika şart diyebilmektedir. Hatta kimi denetimlerde, odaların doğrudan dış ortama açılması durumunda yangın merdivenine gerek olmadığı söylenirken, başka bir denetimde “her koşulda yangın merdiveni zorunludur” yaklaşımıyla karşılaşılmaktadır. Bu çelişkili uygulamalar, iyi niyetle yatırım yapmak isteyen işletmeciyi yanlış ve geri dönüşü olmayan adımlara sürüklemektedir. Sahada bizzat gördüğüm bazı oteller, yangın merdiveni yapılacak diye adeta mimari bir ucubeye döndüğü, üstelik binanın statik yapısı da ciddi şekilde zarar gördüğü kanaatindeyim. Bazı tesislerde oda yıkılarak merdiven açılmış, bu da güvenliği artırmak yerine yeni riskler doğurmuştur. Özellikle Akyaka gibi bölgelerdeki iki katlı, balkonlu otellerde; balkondan sarkıtıldığında rahatlıkla zemine ulaşılabilecek yapılar varken, her koşulda yangın merdiveni dayatması hem tesisin dokusunu hem de çevresel estetiği bozmaktan öteye geçmemektedir. Yangın güvenliği elbette vazgeçilmezdir; ancak her tesise aynı kalıptan çözüm dayatmak, güvenlik üretmez, sorun üretir. Sahaya, yapıya ve bölgenin gerçeklerine göre esnek, bilimsel ve standartlaştırılmış bir yaklaşım benimsenmelidir. · Turizmci yangın tedbirlerine karşı değil. · Turizmci güvenliğe karşı hiç değil. · Ama turizmci, gerçekçi olmayan tek taraflı dayatmalara karşı. · Bugün gelinen noktada yapılması gereken bellidir: Kredi ve teşvik mekanizmaları devreye alınmalıdır. Yerli üretim desteklenirken, geçici olarak ithalatın önü açılmalıdır. · Her otel, kendi fiziki koşullarına göre denetlenmeli; “tek tip çözüm” dayatmasından vazgeçilmelidir. Aksi hâlde kapılar yangına dayanıklı olur ama oteller kapalı kalır. O zaman kaybeden sadece turizmci değil, bu ülkenin turizmi olur. Ve unutmayalım: Yangın güvenliği, akılla yapılır. Panikle değil.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.