Hava Durumu

#Wellness

TOURISMJOURNAL - Wellness haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Wellness haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak Haber

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak

Portekiz’e bir ziyaret düşündüğünüzde aklınıza Lizbon ve Porto mu geliyor, yoksa daha güneydeki Algarve kıyısı mı? Şimdi milyonlarca euroluk bir yatırım, Portekiz’in turistik haritasını, her seferinde bir iç bölgeyi öne çıkararak, alışılmış gözde noktaların ötesine taşımayı hedefliyor. Hükümet, 4,5 milyon euro tutarında kamu kaynağıyla 12 turizm projesini finanse ediyor. Toplamda yaklaşık 11 milyon euroya ulaşan yatırımla bu projelerin, Portekiz’in kuzey ve orta kesimleri ile Alentejo ve Ribatejo bölgelerinde turizmi canlandırması bekleniyor. Bu adım, Şubat 2025’te başlatılan ve 30 milyon euro bütçeye sahip daha geniş kapsamlı “Turizmle Büyümek” girişiminin bir parçası. Yeni tahsis edilen fonlar kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ayrılıyor ve doğa, gastronomi, aktif turizm, sağlık ve wellness ile kültür turizmi gibi kilit alanlara öncelik veriyor. Bu iddialı projeler aynı zamanda yeni turizm ürünleri geliştirmeye, akıllı destinasyonları teşvik etmeye ve tarihî ve kültürel mirası canlandırmaya, ayrıca sürdürülebilirliği ve kentsel dönüşümü ilerletmeye odaklanacak. Finansman, sektörde kırılgan koşullarda çalışanlara yönelik eğitim ve kapasite geliştirme programları gibi beceri artırma girişimlerini de destekleyecek. Yatırım sözleşmeleri imzalanırken Ekonomi ve Bölgesel Uyum Bakanı Castro Almeida, çok fazla devlet desteğine ihtiyaç duymadan gelişebilecek daha büyük projeler bulunduğunu, ancak bunların yanında “özellikle iç kesimlerde, kültürel ve doğal mirası güçlendirmeyi hedefleyen, yabancı ziyaretçiler için son derece çekici ve yenilikçi” daha küçük projeler de olduğunu kabul etti. Almeida’ya göre bu küçük ölçekli turizm projelerinin “desteklenmesi ve tanıtılması” gerekiyor. Turismo de Portugal’ın açıkladığı verilere göre ülke 2025 yılında 19,7 milyonu yabancı olmak üzere toplam 32,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Ülkeye en çok turist gönderen pazarlar 2,5 milyon ve 2,4 milyon ziyaretçiyle sırasıyla İngiltere ve ABD oldu. Onları yine milyonlarla ifade edilen ziyaretçi sayılarıyla İspanya, Almanya ve Fransa izledi. Ulusal turizm kurumu ziyaretçi patlamasının 29,1 milyar euroluk turizm geliri yarattığını belirtse de, Lizbon ve Porto gibi başlıca destinasyonlardaki aşırı yoğunluk, yerel halk arasında giderek artan bir rahatsızlığa yol açıyor. Geçen yıl İngiliz gazetesi The Guardian, Portekiz ve İspanya’daki aşırı turizmi derinlemesine inceledi ve turist konaklamalarıyla çevrili mahallelerde yaşayan sakinlerle konuştu. Giderek daha fazla evin turiste kiralandığı Lizbon'da yaşayan biri, “Çok tuhaf. Düşünün, kocaman bir şehrin ortasında olmama rağmen hiç komşum yok,” diyor. Bu durumun, Portekiz başkentinin bazı bölgelerini “hayalet bir yere” dönüştürdüğünü de ekliyor. Almeida’nın turizme bakışı ise daha iyimser. Turizmi “ülkeyi yukarıya taşıyan” “son derece önemli bir faaliyet” olarak nitelendiriyor. “Yılın kimi haftalarında ya da ülkenin kimi yerlerinde turizm fazlası olabilir; ancak genel tabloya, tüm ülkeye ve yılın tamamına baktığımızda, çok fazla turistimiz yok,” diye ekliyor.

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor Haber

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor

Turizmciler, Türkiye’de 980 dolar olan kişi başı ortalama turist harcamasının, bu gelişmelerin etkisiyle daha da artabileceğini söylüyor. Sektör temsilcileri, bu nedenle fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir strateji öneriyor. İstanbul Ticaret Gazetesi'nde yer alan habere göre, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından ağır bir şekilde bombalanan Dubai, yıllardır ‘güvenli liman’ olarak bilinen özelliğini kaybedebilir. Bu nedenle bölgedeki turizm ve finans akışı yön değiştirmeye başladı. İran’dan gelen saldırılar nedeniyle dubai şehir turizmi ağır darbe alırken; Türkiye’nin Çinli turistlere vizesiz giriş hakkı tanıması ve Avrupa pazarında oluşan yeni rota arayışları, 2026 sezonu için Türkiye’ye avantaj sağlayabilir. Turist kaybı kritik seviyede Bölgedeki gerilime ilişkin en sıcak görüntüler Dubai’den geliyor. Kentte saldırı tehditleri ve hava sahası riskleri nedeniyle restoran ve turistik işletmelerde gelir kayıpları dramatik seviyelere ulaştı. Bazı işletmelerin turist ağırlıklı lokasyonlarda yüzde 70–80’e varan ciro düşüşü yaşadığı belirtiliyor. Ayrıca finans merkezlerinde faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin önemli bölümü, güvenlik kaygıları nedeniyle çalışanlarını uzaktan çalışma modeline geçirdi. Dubai Uluslararası Finans Merkezi’ndeki ofis hareketliliği, saldırı uyarılarının artmasıyla birlikte azaldı. Turizm ve finans sektörünün aynı anda zarar görmesi, Dubai’nin uzun yıllardır sürdürdüğü ‘bölgesel çekim merkezi’ rolünün sorgulanmasına neden oldu. Botlight verilerine göre bu durum, bölgede güvenli ve istikrarlı alternatif arayan turist akışının Türkiye gibi Akdeniz ülkelerine yönelmesine zemin hazırlıyor. Nitekim küresel seyahat verileri, İran-İsrail hattındaki gerilimin ardından İspanya ve Türkiye gibi destinasyonlara talebin arttığını ortaya koyuyor. Çin'e vize kolaylığı Türkiye’nin Çin vatandaşlarına 2 Ocak 2026 itibarıyla 180 günde 90 güne kadar vizesiz giriş hakkı tanıması, dünya turizm pazarının en hızlı büyüyen kitlesi konusunda elini büyük ölçüde güçlendirdi. Dubai’nin güvenlik nedeniyle pazar kaybetmesi, Çinli turistlerin bölge tercihlerinde Türkiye’yi çok daha öne çıkarıyor. Vize muafiyeti sayesinde Türkiye, hem kültürel destinasyonlarda hem alışveriş ve otel segmentlerinde daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir kitleyi çekme şansı yakaladı. Çinlililere özel konaklama Sektör temsilcisiİrfan Karslı, Çin vatandaşlarına tanınan vize muafiyetinin sahada çok hızlı karşılık bulduğunu belirterek, pazardaki gelişmeleri şöyle anlattı: “Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesi, çok olumlu sonuçlar doğurdu. Özellikle ileri yaş grubundaki turistlerin vize prosedürünü zahmetli buluyorum. Bu nedenle muafiyet e-vizeden daha etkili. Vize muafiyeti sonrası talepte ciddi artış yaşandı. Bu ilginin kalıcı hale gelmesi için ulaşım kapasitesi, Çince rehber sayısı, Çinli turistlerin alışkanlıklarına uygun konaklama düzeni ve dijital ödeme sistemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bizim için turist her zaman bir Tanrı misafiridir. Özellikle bireysel seyahat eden genç turistler açısından güvenlik ve konfor belirleyici hale geldi. Ayrıca Türkiye ile İspanya arasında gelişen olumlu atmosfer de yaz sezonunda karşılıklı turizm hareketliliğini artırabilir. Beklentimiz yüksek.” Avrupalı turist Akdeniz'e yöneliyor Orta Doğu hava sahasının riskli hale gelmesi, Avrupalı tatilcilerin seyahat rotalarını yeniden düzenlemesine yol açtı. Tur operatörlerinin verileri, İspanya, Portekiz ve Türkiye gibi güvenli erişimi olan Akdeniz ülkelerine talebin belirgin biçimde arttığını gösteriyor. On the Beach ve TUI gibi büyük turizm şirketlerinin analizlerine göre bazı Orta Doğu bağlantılı destinasyonlarda talep yavaşlarken, Türkiye güvenli alternatif olarak öne çıkmaya başladı. Türkiye havayolu bağlantılarındaki istikrarıyla da tercih sebebi. Avrupa ülkelerinde yükselmeye başlayan enflasyon ve otel fiyatları düşünüldüğünde Türkiye, hem maliyet hem de hizmet kalitesi açısından güçlü bir alternatif olarak değerlendiriliyor. İspanya ile dostluk rüzgarı Türkiye ile İspanya arasında son dönemde güçlenen diplomatik ve ekonomik temaslar da turizm cephesinde yeni bir fırsat alanı oluşturuyor. Avrupa pazarında alternatif rota arayışlarının hız kazandığı bir dönemde, İspanya ile aynı Akdeniz havzasında yer alan Türkiye; iklimi, hizmet kalitesi, ulaşım avantajı ve fiyat dengesiyle daha görünür hale geliyor. Özellikle yaz sezonunda Avrupa çıkışlı seyahat planlarında Türkiye’nin yeniden güçlü bir seçenek olarak öne çıkması, sektörde beklentileri yukarı çekiyor. Uzmanlar, İspanya ile gelişen yakınlaşmanın sadece ikili ilişkiler açısından değil, Avrupa’daki turist algısının Türkiye lehine güçlenmesi bakımından da önemli olduğuna işaret ediyor. Çin pazarındaki vize avantajı ve Körfez’de değişen dengelerle birleştiğinde, Türkiye 2026 turizm sezonuna üç ayrı cepheden destek alarak girebilir. Türkiye’de turistlerin kişi başı harcaması 2025’in ilk yarısında 996 dolar olmuştu. TÜİK verilerine göre 2024 yılında kişi başı ortalama turizm geliri 972 dolardı. 2025’te yaşanan artış, daha yüksek harcama potansiyeline sahip turist segmentlerine yönelme stratejisinin önemini gösterdi. Turizmcilere göre Dubai, Çin ve İspanya faktörünü değerlendirmek için bu stratejinin; fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir anlayışla sürdürülmesi gerekiyor. Sektör temsilcileri, bu stratejiyle kişi başı turist harcamasının daha da artacağını söylüyor. Türkiye güvenli liman algısı güçlendirilmeli İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Körfez ülkelerinin savaş nedeniyle stresli bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye’nin Körfez vatandaşları için güvenilir bir liman olduğu algısını güçlendirme konusunda çalışmalar yapılabilir” dedi. Telci, Türkiye’nin yalnızca turistik amaçla değil, yatırım, yerleşim, eğitim ve emeklilik açısından da Körfez ve expat nüfus için cazip bir merkez olarak tanıtılabileceğini söyledi. Özellikle yüksek harcama potansiyeline sahip turistlere yönelik İstanbul’daki lüks ve güvenli bölgelerin daha görünür hale getirilmesi gerektiğini belirten Telci, Arapça içeriklerle yürütülecek tanıtım kampanyalarının etkili olacağını vurguladı. “Körfez vatandaşları açısından şu an için en önemli hususun güvenlik olduğu söylenebilir” diyen Telci, kaliteli hizmetin uygun fiyatla sunulduğu algısının da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Deneyim ve hizmet kalitesi belirleyici İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Eracun ise Türkiye’nin Körfez ve Rusya pazarında yalnızca fiyat avantajıyla değil, daha nitelikli bir turizm anlayışıyla öne çıkması gerektiğini söyledi. “Turizm hizmetinde güven, deneyim, hizmet kalitesi ve kişiselleştirilmiş turizm ürünleri çok daha belirleyici hale geliyor” diyen Eracun, aile güvenliği, mahremiyet, üst segment konaklama, alışveriş ve gastronomi gibi unsurların kampanyalarda daha güçlü işlenmesi gerektiğini kaydetti. Lüks turist için asıl belirleyici unsurun kampanya değil, ayrıcalıklı hizmet olduğunu belirten Eracun, özel rehberlik, butik kültür turları, sağlık ve wellness paketleri, yat turizmi ve özel alışveriş programlarının Türkiye’nin gelirini artırabileceğini söyledi. Ayrıca doğrudan uçuşlar, pazara özel dijital tanıtım ve tur operatörleriyle güçlü işbirliklerinin önemine dikkat çekti.

Turizm, 12 Aya Yayılıyor Gelirler Artıyor Haber

Turizm, 12 Aya Yayılıyor Gelirler Artıyor

Turizmi 12 aya yayma ça­lışmaları meyvelerini veriyor. Bacasız sanayi geçen yılı 64 milyon ziyaretçi, 65,2 milyar dolar gelirle yılı ka­pattı. Kişi başı gecelik yabancı turistin ortalama harcaması da 2024’te 108,4 dolar seviyesin­den 2025’te 114 dolara çıktı. Son yıllarda turizmi çeşitlendirme­ye yönelik adımların etkisiyle, deniz, kum, güneş, golf ve balon turizminin yanı sıra, birçok te­siste artık wellbeing (iyi hisset­me) ve wellnese (sağlıklı yaşam) yatırımları ön planda. Oksijen terapilerinden buhar ve tuz oda­larına, gastronomiden terma­le kadar hem deneyim, hem de sağlıklı yaşam odaklı turizm ya­bancı turisti cezbediyor. Bu du­rum gelirlere de yansıyor. ABD’li CoStar verilerine göre, dünyada ileri sağlık uygulamaları sunan ultra lüks otellerin oda başına geliri (RevPAR) 2025’te yüzde 10,6 artarak, otel sektöründeki büyümenin üç katını aştı. Orta­lama gecelik fiyatı da yüzde 8’i aşarak 1.245 dolarla en yüksek seviyesine ulaştı. Avrupa’da ultra lüks oteller wellness yatırımını genişletiyor Yeni akımdan ilham alan ulus­lararası bazı ultra lüks oteller de fiyat artışlarını desteklemek için hiperbarik oksijen terapi­si, kuru flotasyon yatakları ve titreşimli ses yatakları hizme­tiyle wellnes yatırımlarını ge­nişletiyor. Avrupa’nın gözde şe­hirlerinden Paris’te, Milan’da, Londra’da bazı ultra lüks otel­lerde cilt terapisi, magnezyum havuzu, elektromanyetik alan terapisi ve kırmızı ışık sauna­sı gibi uygulamalar sunulurken, gecelik fiyatları da 1.400 euro­dan başlayıp, 17 bin 500 euroya kadar çıkıyor. Türkiye’de ise or­talama gecele süresi 2 gün ar­tarken, kişi başı günlük harca­ma da 120 dolara ulaşıyor. Bu yıl turizmde 68 milyar dolar gelir beklenirken, sektör temsilcileri özellikle Orta Asya ve Doğu Av­rupa’dan gelen yeni pazarların 2026’da daha belirgin pay alma­sını bekleniyor. Turizm sektö­ründeki son gelişmelere sektör temsilcileri DÜNYA’ya değer­lendirdi. “Hem ekstra satış, hem geliri artırıyor” Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Türki­ye’nin sağlık turizminde iyi bir durumda bulunduğunu ve iyi bir termal ülkesi olduğunu söyledi. Turizmi çeşitlendirmede uzun bir uğraş olduğuna vurgu yapan Kavaloğlu, sözlerini şöyle sür­dürdü: “Wellness turizm, ciddi bir yer tutuyor. O nedenle son dönemde hem termal, hem wel­lness oteller açılıyor. Özellik­le Afyon, Yalova’da. Sapanca’da da var. Termalle de birlikte dü­şünmek lazım. Otellerin de İs­tanbul ve Antalya dahil wellnes centerları var. Tatil için gelenler, otellerin bu imkanından da fay­dalanıyor. Böylelikle hem otel­ler ekstra satış yapabiliyor, hem de gelirler artıyor. Aile terapile­ri öne çıkıyor. Kışın, Antalya’da doluluk yaşıyoruz, özellikle dış havuzlarda... Tüm bunların bir­likte olduğu turizmde çeşitlilik gelişiyor. Bu da Avrupa, Rusya ve BDT ülkelerinden daha çok turist çekiyor. İnsanlar deneyim yaşadıkları tatilleri tercih edi­yorlar. Gastronomi de bununla birlikte hareket ediyor. Turiz­min çeşitlendirilmesinde pozi­tif etkisi var.” Erciyes’te kayakla, termal birleşirse konaklama uzar İç Anadolu’da kültür turizmi­nin önemli çekim merkezlerin­den Kapadokya’nın ağırlıklı Çin, Hindistan ve Latin ülkelinden turist çektiğini söyleyen Ulu­sal İktisadi Düşünce Kuruluşu (ULİKAD) Başkanı Ömer Ni­ziplioğlu, bölge potansiyelinin çok büyük olduğunu belirterek, “Senelik yüzde 20-25 arasında artışı var, bunun katlanarak ar­tacağını tahmin ediyoruz” dedi. Kapadokya’da ortalama kalış sü­resinin 1’den 1.8 güne çıktığına işaret eden Niziplioğlu, bu süre­yi artırmak için çalışmalar ya­pıldığını, ancak harcama mik­tarının da istenilen seviyede ol­madığına işaret ederek, “Çünkü turistin harcama yapacağı alan çok kısıtlı. Kaliteli yeme-içme eğlenme ve alış veriş mekanla­rına ihtiyaç var. Ayrıca, termal bölgesi olması özelliğinden de yararlanamıyoruz, bu Erciyes Dağının kayağı ile birleştirilirse konaklama süresi daha da arta­bilir. Konferans için de çok uy­gun bir bölge, kalış süresini ar­tırmak için çeşitlendirmeyiz. Birkaç yıl içinde 10 milyon ziya­retçiye ulaşmak sürpriz olmaz. Çünkü dünyada deniz turizmi için bir çok nokta varken, doğa, tarih ve inanç çok kısıtlı. İleriye dönük potansiyeli yüksek” de­ğerlendirmesi yaptı. “Turist artık deneyime yatırım yapıyor” Turizmci Nihat Tümkaya, ya­bancı turistin uğrak noktala­rından Fethiye’nin güçlü desti­nasyon algısı, fiyat-performans dengesi ve ziyaretçi memnuni­yetiyle otel doluluklarını 2025’te büyük ölçüde koruduğunu söyle­di. Turist tercihinin hizmet kali­tesi, deneyim çeşitliliği ve tatilin sunduğu toplam değer üzerin­den şekillendiğine işaret eden Tümkaya, “Özellikle gastrono­mi, wellbeing ve kişiselleştiril­miş hizmetler, ziyaretçi memnu­niyeti desteğinde öne çıktı. Ko­naklama süresi 6,9 geceden 7,5 geceye yükselirken, kişi başı har­camalarda yaklaşık yüzde 6 arttı. Bu artış, gastronomi, spa, well­being ve özel deneyim paketle­rine ilgiden kaynaklandı. Misa­firler artık yalnızca konaklama değil, anlamlı ve kişiselleştiril­miş deneyimlere yatırım yapı­yor.” Bu yıl İngiltere, Almanya ve Rusya ve iç pazarın önemini ko­ruyacağının altını çizen Tümka­ya, “Son yıllarda ivme kazanan Özbekistan, Polonya, Litvanya, Arnavutluk ve İran gibi yeni pa­zarların 2026’da daha belirgin bir pay alması öngörülüyor. Orta ve Doğu Avrupa’dan gelen ziya­retçiler daha çok doğa ve kültür turizmine ilgi gösterirken, Orta Asya pazarları tarih ve wellness odaklı deneyimlere yöneliyor. Bu pazar çeşitliliği, Fethiye tu­rizmi açısından hem gelir istik­rarı, hem de sürdürülebilir büyü­me sağlıyor.” “Üst gelir grubundan talep yüksek” Turizm Yatırımcısı Yusuf Nar­lı, deneyim turizminin konak­lama sektöründe giderek artan olumlu etkisinin görüldüğünü söyledi. Termalde ozon sauna­sı, tuz odası, masaj, bakım ve te­rapinin yanı sıra, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi turizmde bü­tüncül sağlık hizmetlerine yo­ğun bir ilgi olduğuna işaret eden Narlı, termalin sinir ve sindirim sistemleri ile cilt sağlığına fay­dalarına, sağlıklı kalmak ve bi­reysel bakım da eklenince yaş profilinin 35’e geldiğine işaret etti. Lüks segmentte hizmet ve­ren termal otel sayısının kısıt­lı olduğunu, bu nedenle üst seg­ment gelir grubunda termal ta­lebinin yüksek olduğuna vurgu yapan Narlı, “Çukurova Hava­limanı’na direkt uçuşların art­masının da desteğiyle Mersin’de termal için gelen hem ziyaretçi sayısı, hem de konaklama süre­leri arttı. Konaklama süresinin normal turizme göre, ortalama 2 gün daha uzadı. Özellikle sö­mestr ve bayram dönemlerinde doluluk yüzde 90’ı aşıyor. Yur­tiçinde İstanbul, Adana, Kahra­manmaraş ve Gaziantep gibi pek çok şehirden, yurt dışında ise en çok Ruslar, Avrupalılar ve İskan­dinavyalılar’dan talep geliyor. Termal turizmde yan hizmetler hesaba katıldığında konaklama ve ekstra harcama ortalaması günlük kişi başı 120 dolar seviye­lerinde oluyor. Turizmde geçen yıl ziyaretçi sayısının 64 milyo­na, gelirin ise 65,2 milyar dolara yükselmesi memnuniyet verici. Bu yıl ise 68 milyar dolar gelirin hedeflendiği turizm sektörü, ter­mal ve kış turizminde yakaladığı potansiyel ile bu hedefe önemli bir katkı sunacaktır.”

Ramazan’da tatil trendi değişti: Termal ve wellness talebi arttı Haber

Ramazan’da tatil trendi değişti: Termal ve wellness talebi arttı

Türk turizminin artık sadece yaz aylarında "güneş, kum ve deniz" anlayışıyla sınırlı kalmadığını ve yeni konsept termal ve wellness tesislerine ilginin arttığını kaydeden Kızılbük GYO Genel Müdürü Çelik, "2025 yılının ilk çeyrek verilerine göre Ramazan’ın başladığı ve mart ayını kapsayan dönemde seyahat sayısında yüzde 28,4 artış yaşandı. İlk üç ayda ise 10 milyonu aşan bir hareketlilik görüldü. Bu artışın klasik eğlence odaklı tatillerden değil; daha kısa süreli, sakin, doğayla temas eden ve yenilenme temalı konaklamalardan kaynaklandığını düşünüyoruz" dedi. "40 yaş üstü talep öne çıkıyor" Ramazan döneminde tatil talebinin ağırlıklı olarak 40 yaş ve üzeri segmentten geldiğini belirten Çelik, özellikle 50 yaş üstü grubun bu dönemi bilinçli bir dinlenme zamanı olarak değerlendirdiğini söyledi. Bu yaş grubunda eğlence yerine konfor, sağlık ve sakinliğin öncelikli olduğunu dile getiren Kızılbük GYO Genel Müdürü Çelik, genç yetişkinlerin ise daha çok bayram haftasındaki sosyal hareketliliğe yöneldiğini kaydetti. Çelik, "Aileler artık Ramazan ayını daha huzurlu ve düşük tempolu birlikte zaman geçirme fırsatı olarak görmeye başladı. Özellikle ‘tatil evi’ modeli, Ramazan ayının bu içe dönük atmosferiyle güçlü bir uyum yakalıyor. Kişi her yıl bildiği, alıştığı bir yaşam alanına giderek geçici bir misafirlik hissi yerine süreklilik duygusu yaşıyor. Ramazan’da tatil, yeni bir yer keşfetmekten çok, kendi düzenini farklı bir mekânda sürdürme ve aileyle daha nitelikli zaman geçirme imkânı sunuyor. Bu da deneyimi anlık bir kaçamaktan çıkarıp planlı ve anlamlı bir yaşam parçasına dönüştürüyor" dedi. "Termal ve wellness tesislerine ilgi arttı" Ramazan’da seyahat motivasyonunun yavaşlama, dinlenme ve beden-zihin dengesine yöneldiğini ifade eden Çelik, bu nedenle termal ve wellness tesislerinin beklentiyle güçlü bir uyum yakaladığını belirtti. Özellikle 40 yaş üstü misafirlerde artan sağlık bilincinin termal su, SPA ve medikal wellness hizmetlerine ilgiyi yükselttiğini kaydeden Çelik, termal ve wellness odaklı sağlık turizminin yıl geneline yayılan sürdürülebilir bir talep alanı hâline geldiğini vurguladı. Ramazan sürecinin günlük yaşam ritmini yeniden düzenlediğine dikkat çeken Çelik, "Beslenme saatleri değişiyor, tempo yavaşlıyor ve daha içe dönük bir düzen oluşuyor" dedi. "Yeni konsept ‘tatil evi’ modeli Ramazan ayının atmosferine de uyum sağlıyor" Ramazan ayında tatilin ruhunun aidiyet ve düzen kurma fikri etrafında şekillendiğini kaydeden Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Özellikle ‘tatil evi’ modeli Ramazan ayının içe dönük atmosferiyle uyumlu bulunuyor. Sinpaş olarak ‘tatil evi’ modelini bu anlayışla kurguladık. Kullanıcılara her yıl planlı, öngörülebilir ve profesyonel işletme destekli konaklama sunuyoruz" diye konuştu. "Dönemsel değil, uzun vadeli sürdürülebilir yatırımlara odaklanıyoruz" Yatırımlarını dönemsel doluluk artışlarına göre değil, uzun vadeli kullanım değeri ve operasyonel sürdürülebilirlik perspektifiyle konumlandırdıklarını aktaran Genel Müdür Çelik, "Ramazan ayı gibi dönemler, konforun ve öngörülebilirliğin artık lüks değil, temel beklenti hâline geldiğini net biçimde gösteriyor" dedi.

Jolly, 2026 Turizm Sezonunda “Deneyim Temelli Seyahat” Dönemini Başlatıyor Haber

Jolly, 2026 Turizm Sezonunda “Deneyim Temelli Seyahat” Dönemini Başlatıyor

Türkiye’nin köklü turizm markalarından Jolly, 2026 sezonuna yeni bir vizyonla giriyor. Seyahat alışkanlıklarının dönüşümünü yakından takip eden Jolly, klasik kültür turlarının ötesine geçerek misafirlerine deneyim odaklı, farkındalık temelli ve kişiselleştirilmiş seyahat konseptleri sunuyor. Wellness, yerel kültür, gastronomi ve aile odaklı programları kapsayan bu yeni yaklaşım, Jolly’yi yalnızca bir tur operatörü olarak değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı markası olarak konumlandırmayı hedefliyor. Yeni sezonda en çok dikkat çeken başlıklardan biri, doğanın döngüsünü, lokal üretimi ve yöresel mirası merkezine alan slow travel temalı tur programları olacak. Jolly, Adana Lezzet Festivali Turu, Datça Badem Çiçeği Festivali Turu ve Edremit Zeytin Hasat ve Tadım Turu ile misafirlerine, gastronomiyi yerinde tatma fırsatı sunarken, aynı zamanda üreticilerle tanışma, atölyelere katılma ve geleneksel yaşam pratiklerini keşfetme imkânı sağlıyor. Yerel kültürü korumaya ve sürdürülebilir turizme katkı sağlayan bu yaklaşım, Jolly’nin yeni dönem seyahat anlayışının güçlü bir örneğini oluşturuyor. Çocuklu aileler için özel olarak hazırlanan “Küçük Gezginler Aile Turları” ise kültürel gezilere yepyeni bir bakış getiriyor. Doğayla temas, interaktif rehber anlatımları, çocuklara özel atölyeler ve birlikte öğrenme temaları üzerine kurgulanan bu turlar, aile bağlarını güçlendirirken çocukların keşfetme duygusunu destekleyen eğlenceli ve öğretici bir deneyim sunuyor. Program, klasik gezi kalıplarının dışına çıkarak ailelere hem keyifli hem de pedagojik açıdan zengin bir seyahat alternatifi yaratıyor. Wellness ve farkındalık odağında hazırlanan özel programlar da Jolly’nin yeni vizyonunun önemli parçaları arasında yer alıyor. 5–7 Aralık 2025 tarihlerinde, yogayı Türkiye’de geniş kitlelere ulaştıran ve farkındalık yolculuğunda binlerce kişiye ilham veren Çetin Çetintaş, Jolly iş birliğiyle Mardin’de katılımcılarla buluşuyor. Yoga, nefes ve meditasyon uygulamalarının Mezopotamya’nın büyüleyici dokusuyla birleştiği bu programda misafirler; gün doğumunda yoga seansları, gün batımında nefes çalışmaları ve taş sokaklarda kültür yürüyüşleriyle hem ruhsal hem fiziksel bir yenilenme fırsatı yakalıyor. Jolly’nin 40 yıllık turizm deneyimiyle hazırlanan bu özel buluşma, beden, zihin ve ruh bütünlüğünü merkeze alarak katılımcılar için unutulmaz bir deneyime dönüşmeyi amaçlıyor. Jolly Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak bu dönüşüm sürecinin markayı farklı bir noktaya taşıdığını belirterek “2025 yılıyla birlikte kültür turlarındaki liderliğimizi, deneyim temelli seyahat tasarımlarıyla güçlendiriyoruz. Misafirlerimize yalnızca bir destinasyon değil; yerel kültür, paylaşım, iyi yaşam ve farkındalıkla iç içe geçen bir yolculuk sunuyoruz. Bu vizyon, Jolly’yi klasik tur operatörlüğünden çok daha öteye taşıyor” açıklamasında bulundu.

Sağlık Turizmi 2035'te 3,2 Trilyon Dolara Ulaşacak Haber

Sağlık Turizmi 2035'te 3,2 Trilyon Dolara Ulaşacak

Sağlık turizmi pazarı, 2025-2035 yılları arasında güçlü bir büyüme gösterecek. 2025 yılında 1,2 trilyon dolar seviyesine ulaşması beklenen pazarın, 2035 yılına kadar 3,2 trilyon dolara çıkması öngörülüyor. Bu büyüme, yıllık bileşik yüzde 10,4 oranında bir artışa işaret ediyor. Sağlık turizmi, bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyilik halleri için seyahat etmelerini kapsayan bir sektör olarak; spa merkezleri, yoga kampları, meditasyon inzivaları ve sağlıklı beslenme programları gibi hizmetleri içeriyor. Tüketicilerin artan sağlık bilinci ve rahatlama arayışı, sektörün büyümesini destekleyen başlıca etkenler arasında yer alıyor. SAĞLIK TURİZMİ BÜYÜMESİNİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER Stresli yaşam tarzı, hareketsiz hayat ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, bireyleri sağlık odaklı seyahatlere yönlendiriyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde artan gelir düzeyi, daha fazla kişinin bu tür seyahatlere yatırım yapmasını sağlarken, kronik hastalıkların yaygınlaşması da alternatif ve önleyici sağlık çözümlerine olan ilgiyi artırıyor. Bunun yanı sıra, Instagram ve YouTube gibi dijital platformlar, sağlıklı yaşam ve wellness temalı destinasyonları tanıtarak bu alana olan ilgiyi daha da güçlendiriyor. BÖLGESEL PAZAR VERİLERİ ABD: 2025-2035 yılları arasında %10,1 yıllık büyüme bekleniyor. Birleşik Krallık: %9,8’lik büyüme ile sağlık odaklı destinasyonlara olan talep artıyor. Avrupa Birliği: Çeşitli sağlık ve wellness hizmetleri sayesinde %10,7 büyüme öngörülüyor. Japonya: Geleneksel iyileştirme yöntemleriyle küresel ziyaretçileri çeken Japonya’nın, %9,6’lık büyüme oranına ulaşması bekleniyor. Güney Kore: Modern wellness uygulamalarıyla sektörün %10,3 büyüme göstermesi tahmin ediliyor. SAĞLIK TURİZMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TRENDİ Çevreye duyarlı seyahatler, sağlık turizmi sektöründe giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok wellness tesisi, organik beslenme, enerji tasarruflu yapılar ve sürdürülebilir turizm uygulamalarını benimseyerek doğaya duyarlı hizmetler sunuyor. Yeşil turizm anlayışı, gezginlerin hem sağlıklarını hem de doğayı koruma bilincini destekleyen bir trend olarak öne çıkıyor. Future Market Insights Yönetici Ortağı Sudip Saha, "Bireylerin sağlık ve kişisel bakıma verdiği önem arttıkça, küresel seyahat trendleri de değişiyor. Daha fazla insan, kendini yenileyebileceği ve sağlık odaklı deneyimler yaşayabileceği destinasyonları tercih ediyor" diyor. LÜKS SAĞLIK TURİZMİ: KONFOR VE SAĞLIK BİR ARADA Özellikle üst gelir grubundaki gezginler, lüks wellness tatilleri ve özel sağlık merkezleri ile benzersiz deneyimler arıyor. Özel spor antrenmanları, gelişmiş spa terapileri ve huzurlu doğa ortamları ile lüks sağlık turizmi, üst düzey konfor ve sağlık hizmetlerini birleştiriyor. SAĞLIK TURİZMİNİN GELECEĞİ: DİJİTAL DENEYİMLER Teknolojinin sağlık turizmine entegrasyonu, sanal wellness deneyimlerini de beraberinde getiriyor. Online yoga dersleri, meditasyon seansları ve fitness programları sayesinde bireyler, seyahat etmeden de sağlıklarını destekleyebiliyor. Ayrıca, giyilebilir sağlık teknolojileri ve mobil wellness uygulamaları, kişiselleştirilmiş sağlık takibi sunarak sağlık turizmi deneyimlerini daha verimli hale getiriyor. SAĞLIK TURİZMİNDE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR Lüks wellness hizmetlerinin yüksek maliyetleri, geniş kitleler için erişilebilirliği zorlaştırırken, wellness sektöründe evrensel bir standardın bulunmaması destinasyonlar arasında kıyas yapmayı güçleştiriyor. Yılın belirli dönemlerinde artan talepler, düşük sezonlarda işletmeler için zorluk yaratırken, bölgelere göre farklılaşan wellness uygulamaları küresel pazarda benimsenme açısından bazı engeller oluşturabiliyor. Ayrıca, COVID-19’un etkileri hala hissedildiğinden, sağlık ve güvenlik kaygıları seyahat edenler için önemli bir faktör olmaya devam ediyor. SAĞLIK TURİZMİ PAZARI VE ÖNE ÇIKAN OYUNCULAR Sağlık turizmi pazarında öne çıkan oyuncular arasında Accor Hotels, Marriott International, Hyatt Hotels Corporation, Six Senses Hotels Resorts Spas ve Canyon Ranch gibi küresel otel zincirleri yer alıyor. Pazar, doğrudan ve dolaylı tedarikçiler açısından da farklı kategorilere ayrılıyor. Doğrudan tedarikçiler arasında havayolları, otel şirketleri ve tur operatörleri bulunurken, dolaylı tedarikçiler online seyahat acenteleri (OTA), geleneksel seyahat acenteleri ve kurumsal alıcılar olarak öne çıkıyor. Yaş gruplarına göre incelendiğinde, sağlık turizmi 15 yaş altı, 16-25, 26-35, 36-45, 46-55 ve 55 yaş üstü kategorilerine ayrılıyor. Turizm türüne göre ise termal su veya kaplıca terapileri, yoga ve pilates kampları, gastronomi ve sağlıklı beslenme kampları, meditasyon kampları, wellness cruise turları ve eko-turizm kampları gibi çeşitli alternatifler mevcut. Cinsiyete göre erkek, kadın ve çocuk olarak sınıflandırılan sağlık turizmi, seyahat türüne göre yurt içi ve uluslararası olarak ikiye ayrılıyor. Rezervasyon kanalları ise telefonla, online ve yüz yüze rezervasyon olmak üzere üç farklı şekilde gerçekleşiyor. Ülkelere göre değerlendirildiğinde, sağlık turizminin en popüler destinasyonları arasında ABD, Kanada, Brezilya, Meksika, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İspanya, Rusya, Hindistan, Çin, Japonya, Malezya, Singapur, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, İtalya, Katar ve Umman gibi ülkeler yer alıyor. İLGİLİ SEKTÖR RAPORLARI Medikal Turizm: 2025’te 278,2 milyar dolardan, 2035’te 890,4 milyar dolara ulaşacak (%10,4 CAGR). Türkiye Medikal Turizmi: 2024’te 3,97 milyar dolar, 2034’te 7,18 milyar dolar olacak (%6,1 CAGR). Spa Tesisleri Pazarı: 2023’te 87 milyar dolar, 2033’te 166,4 milyar dolar olacak (%6,7 CAGR). ​​​​​​​

Canarslanlar: "Afyonkarahisar, Termal Turizmin Gözdesi" Haber

Canarslanlar: "Afyonkarahisar, Termal Turizmin Gözdesi"

AFYONKARAHİSAR (İHA) - Oruçoğlu Termal Otel’in CMO’su ve Pazarlama Başkanı Kerem Canarslanlar, Türkiye'nin kaplıca turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Afyonkarahisar'ın bu alandaki önemi hakkında konuşan Canarslanlar, "Bu şehirlerden en önemlisi de zengin jeotermal kaynaklara sahip olan ve sağlık turizmi arayışındaki turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilen Afyonkarahisar'dır" dedi. Canarslanlar, Afyonkarahisar'ın termal turizmdeki popülerliğinin mineralli suların sağlık üzerindeki faydalarından kaynaklandığını ifade etti. Bu kaynakların romatizmal rahatsızlıklar, deri hastalıkları ve sinir sistemi problemlerine yönelik doğal bir tedavi sunduğunu belirten Canarslanlar, "Termal suyun sağlık üzerindeki etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmiştir. Mineralli sular, içerdikleri magnezyum, kalsiyum, lityum ve sülfat gibi mineraller sayesinde, vücudun çeşitli sistemlerine katkıda bulunur. Afyonkarahisar'daki kaplıcalar, özellikle termal suyun anti-inflamatuar ve analjezik özellikleri sayesinde, ağrı yönetimi ve rehabilitasyon süreçlerinde önemli bir rol oynar" dedi. Ziyaretçilerin, bu suların rahatlatıcı etkisiyle fiziksel ve zihinsel olarak yenilendiğini ekledi.  LÜKS KONAKLAMA VE SAĞLIK HİZMETLERİ Afyonkarahisar'ın çok çeşitli termal otellere ev sahipliği yaptığını belirten Canarslanlar, bu tesislerin farklı beklentilere hitap ettiğini vurguladı. "Aileler için uygun geniş odalara sahip tesisler olduğu gibi, daha çok sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri üzerine odaklanan, spa ve wellness merkezleri de bulunmaktadır. Tüm bu tesisler, ziyaretçilere lüks ve konforun yanı sıra sağlık ve iyileşme imkanları da sunar" diye ekledi. Otellerde fizyoterapi, hidroterapi, çamur banyoları gibi özel tedavi yöntemlerinin sunulduğunu söyleyen Canarslanlar, termal tesislerin aileler için de ideal bir seçenek olduğunu belirtti. "Çocuk havuzları, oyun alanları, animasyon hizmetleri ve aile odaları, çocuklarla birlikte seyahat eden aileler için idealdir. Aileler bir yandan sağlık ve rahatlama imkanlarının tadını çıkarırken, çocuklar da güvenli ve eğlenceli bir ortamda vakit geçirebilir" dedi. AFYONKARAHİSAR’IN YEREL LEZZETLERİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİ Canarslanlar, termal turizmin yanı sıra Afyonkarahisar'ın gastronomisi ve kültürel mirasının da dikkat çektiğini söyledi. "Afyonkarahisar mutfağı, özellikle Afyon kaymağı, sucuğu ve lokumu ile ünlüdür. Termal otellerin restoranlarında sunulan yerel ve uluslararası mutfak seçenekleri, sağlıklı ve lezzetli yemeklerle misafirlerin beğenisine sunulur. Afyonkarahisar, termal turizminin yanı sıra, zengin tarihi ve kültürel mirası ile de ön plana çıkar. Şehirde birçok tarihi cami, müze ve antik kent bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. ORUÇOĞLU TERMAL OTEL ÖNE ÇIKIYOR Afyonkarahisar'da konaklama seçeneği arayanlar için Oruçoğlu Termal Otel’i öneren Canarslanlar, otelin modern hizmetleri ve lüks imkanlarıyla termal suların faydalarından en iyi şekilde yararlanma imkanı sunduğunu belirtti. Sağlık ve güzellik merkezleri, çocuk dostu aktiviteler ve yerel lezzetlerle dolu restoranlarıyla otelin, bölgedeki öne çıkan tesislerden biri olduğunu vurguladı.

Canarslanlar: "Afyonkarahisar, Termal Tatilin Başkenti" Haber

Canarslanlar: "Afyonkarahisar, Termal Tatilin Başkenti"

AFYONKARAHİSAR (İHA) - Oruçoğlu Termal Otel’in CMO’su ve Pazarlama Başkanı Kerem Canarslanlar, Afyonkarahisar’ın Türkiye’nin termal turizmindeki en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Bölgenin zengin termal kaynaklarıyla, özellikle romatizma ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına şifa sunduğunu belirten Canarslanlar, şifalı suların modern spa ve terapi imkanlarıyla birleşerek misafirlere hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağladığını söyledi. TARİH, DOĞA VE ŞİFALI SULAR Canarslanlar, Afyonkarahisar’ın yalnızca termal turizmle değil, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle de ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunduğunu ifade etti. "Tarihi kalelerden antik yerleşimlere, yöresel lezzetlerden doğal güzelliklere kadar keşfedilecek pek çok şey sunan Afyonkarahisar, her ziyaretçisine unutulmaz bir deneyim yaşatır. Bedeninizi ve ruhunuzu yenilemek istiyorsanız, Afyonkarahisar’da size uygun bir tatil mutlaka vardır" dedi. Afyonkarahisar’daki termal otellerin sunduğu spa, masaj ve wellness hizmetlerinin ise, bölgenin doğal şifa kaynaklarını modern bir tatil anlayışıyla birleştirdiğini belirtti. SAĞLIK VE EĞLENCE BİR ARADA Oruçoğlu Termal Otel’in termal sağlık turizmini modern bir tatil konseptiyle birleştirdiğini anlatan Canarslanlar, oteldeki termal havuzlar, sauna ve masaj hizmetleri sayesinde misafirlerin hem fiziksel hem de zihinsel olarak rahatladığını söyledi. Otelde, fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin uzman ekiplerce sağlandığını belirten Canarslanlar, çocuklara yönelik aktiviteler ve açık hava spor alanları gibi olanaklarla her yaştan misafirin keyifli bir tatil geçirebildiğini de ekledi. "AFYONKARAHİSAR, RUHSAL VE FİZİKSEL YENİLENME İÇİN EŞSİZ" Afyonkarahisar’ın termal turizmi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle birleştirerek ziyaretçilerine huzurlu bir kaçamak sunduğunu belirten Canarslanlar, "Otellerde sunulan spa, masaj ve wellness hizmetleri, bu doğal şifayı modern bir yaklaşımla tamamlar. Ayrıca, Afyonkarahisar’ın eşsiz doğasında yürüyüş yapabilir, Frig Vadisi gibi tarihi yerleri ziyaret edebilir ve yöresel lezzetlerin tadını çıkarabilirsiniz. Bölgede bulunan sucuk, lokum ve kaymak gibi geleneksel tatlar, tatilinize lezzet katacaktır. Afyonkarahisar’da huzurlu bir kaçamak, yalnızca bedeninize değil, ruhunuzu da şifa sunar" dedi.

Asya'nın İlk Rixos All-Inclusive Oteli Vietnam'da Açılıyor Haber

Asya'nın İlk Rixos All-Inclusive Oteli Vietnam'da Açılıyor

Rixos, Vietnam’ın en etkileyici tatil lokasyonlarından birinde 1300 odalı yeni oteli Rixos Phu Quoc’u açmaya hazırlanıyor. Sun Group ve Ennismore iş birliğiyle hayata geçirilen bu proje, Asya’daki ilk all-inclusive Rixos oteli olacak. Otelin ilk etabının 2026 yılının ortasında açılması planlanıyor. Vietnam'ın "İnci Odası" Hon Thom (Ananas Adası) olarak bilinen doğal bir cennette konumlanan otel, 207’si suit olmak üzere beş farklı kategoride 1300’den fazla odadan oluşacak. Tesis; sahil bisikleti turları, botanik bahçeler, su sporları, oyun alanları ve wellness spa gibi çeşitli olanaklarla her yaş grubuna hitap edecek. Ayrıca, çocuklara özel Rixy Kids Club ve çok amaçlı bir amfitiyatro da misafirlerin hizmetine sunulacak. Doğal güzellikleriyle ünlü Phu Quoc, Ho Chi Minh City'den 45 dakikalık uçuş mesafesinde bulunuyor ve adaya Guinness Dünya Rekoru’na sahip teleferik ya da tekne ile ulaşmak mümkün. Bölgenin zengin kültürü ve nefes kesici manzaraları, Rixos’un Türk misafirperverliği ile birleşerek benzersiz bir tatil deneyimi vadediyor. Ennismore’un Co-CEO’su Gaurav Bhushan, "Rixos, lüksün simgesi olup, misafirlerine olağanüstü tasarımı ve programlamasıyla unutulmaz bir deneyim sunuyor. Phu Quoc'un bu özel adası, Rixos'un all-inclusive deneyimini Asya'da ilk kez sunmak için mükemmel bir konum. Muhteşem manzaraları, kumlu plajları ve berrak deniz suları ile Rixos Phu Quoc, adada tek all-inclusive resort olarak yer alacak ve yerel kültürle Türk etkilerini harmanlayarak yepyeni bir standart belirleyecek ve kendisini en üst düzey lüks eğlence kaçamağı olarak konumlandıracaktır" dedi. Sun Hospitality Group CEO’su Nguyen Vu Quynh Anh ise, "Ennismore ile ortaklık yaparak Vietnam'a yeni bir all-inclusive lüks tanımı getirmekten büyük onur duyuyoruz. Bu konsept, hem küresel hem de Güneydoğu Asya'da taze ve çığır açıcı bir yaklaşım sunuyor. Rixos Phu Quoc ile Sun Group olarak bir kez daha Vietnam'ın tatil turizmini devrim niteliğinde bir şekilde şekillendireceğiz. Phu Quoc'un imajını daha prestijli hale getirerek, Maldivler ve Hawaii gibi ünlü tatil adalarıyla rekabet edebilecek bir destinasyon olarak konumlandırmayı hedefliyoruz" açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.