Hava Durumu

#Wellness

TOURISMJOURNAL - Wellness haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Wellness haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Club Med Palmiye’de spor ve iyi yaşam bir araya geldi Haber

Club Med Palmiye’de spor ve iyi yaşam bir araya geldi

İstanbul, Mayıs 2026 — Premium her şey dahil tatil anlayışının dünya çapındaki öncülerinden Club Med, 15-17 Mayıs tarihleri arasında Antalya’daki amiral gemisi tesisi Club Med Palmiye’de unutulmaz bir spor ve yaşam buluşmasına ev sahipliği yaptı. Özenle kurgulanmış kapalı topluluk Society ile bağımsız yaşam kültürü platformu PlumeMag iş birliğiyle düzenlenen özel padel turnuvası; sporun heyecanını, sosyalleşmenin keyfini ve Akdeniz’in eşsiz atmosferini üç gün boyunca aynı çatı altında buluşturdu. SPORUN VE SOSYALLEŞMENIN BULUŞTUĞU ÜÇ GÜN Club Med Palmiye’nin zengin spor altyapısı içinde öne çıkan padel kortlarında düzenlenen turnuva, hem hobi sporcularını hem de iddialı oyuncuları aynı zeminde buluşturdu. Society’nin özenle seçilmiş topluluğundan davetli konuklar, üç gün boyunca yalnızca turnuvanın heyecanını değil; Club Med’in dünya çapında bilinen Ultra Her Şey Dahil konseptini de deneyimleme fırsatı buldu. Gurme açık büfeler,akşam etkinlikleri, plaj keyfi ve Antalya’nın doğal güzellikleriturnuvanın atmosferine eşlik etti. Sabahları kortlarda başlayan günler, gün batımında plaj kenarındaki kokteyl saatleri ve akşam programlarıyla devam etti. Misafirler, raket sallarken yeni dostluklar kurdu, ilham veren sohbetlere ortak oldu ve Club Med’in kendine özgü misafirperverliğini yakından deneyimledi. BENZER İLGI ALANLARINA SAHIP BIR TOPLULUĞUN KALBINDE: SOCIETY Seçkin üniversite mezunları, girişimciler ve beyaz yakalı profesyonellerden oluşan 2.000’i aşkın üyesiyle Society, Türkiye’nin en özgün topluluk platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Gastronomi, sanat, spor, oyun ve açık hava başlıkları altında bugüne kadar 90’ı aşkın etkinliğe imza atan Society, benzer ilgi alanlarına sahip insanları özenle tasarlanmış gerçek dünya deneyimleri etrafında bir araya getirmeyi misyon ediniyor. Club Med Palmiye’deki bu özel turnuva, Society’nin spor temalı buluşmalar serisinin yeni bir ayağı olarak konumlandı; bu kez Akdeniz kıyısındaki seçkin bir tatil deneyimiyle birleşerek topluluğa farklı bir boyut kazandırdı. KÜLTÜR, YAŞAM VE ESTETIĞIN MEDYA DILI: PLUMEMAG İş birliğinin bir diğer ayağı, kurucu Bihter Ayyıldız liderliğinde yayın yapan PlumeMag oldu. Sürdürülebilir yaşam, kültür-sanat, tasarım, seyahat ve iyi yaşam odağında yayın yapan bağımsız yaşam kültürü platformu PlumeMag, “sürdürülebilirlik estetikle başlar” yaklaşımıyla turnuva deneyimini içeriksel bir boyuta taşıdı. Dijital yayıncılığın yanı sıra podcast serileri, YouTube programları, marka iş birlikleri ve kültür-sanat etkinlikleriyle bilinen platform; turnuvanın hikâyesini özgün anlatı dili ve estetik kürasyon anlayışıyla topluluğuyla buluşturdu. PlumeMag’in “Green Up Meetings” gibi sürdürülebilirlik odaklı projelerine de yansıyan içerik ve deneyim bütünlüğü, bu iş birliğinin temel yapı taşlarından biri oldu. AKDENIZ KIYISINDA BIR CLUB MED DENEYIMI: PALMIYE Antalya’nın Kemer ilçesinde, Görkemli Toros dağlarının eteklerinde Akdeniz’in mavisine açılan özel kumsalıyla konumlanan Club Med Palmiye; kapsamlı spor olanakları, yetişkinlere özel alanları ve gurme restoranlarıyla her misafire zengin bir deneyim sunuyor. Tesisin 6 padel kortu ve tenis kortları, spor tutkunlarına profesyonel bir ortam sağlıyor. Bunların yanı sıra uçan trapez okulu ve sirk aktiviteleri, okçuluk, su kayağı ve wakeboard, yelken okulu, kano, kürekli sörf, at binme, parasailing, fitness merkezi ve Zen Havuzu gibi çok sayıda aktiviteyle dolu bir spor altyapısı sunuluyor. Club Med Spa by Sothys, Türk hamamı ve rahatlatıcı wellness alanları ise sporun ardından yenilenme imkânı tanıyor. Akdeniz mutfağından dünya lezzetlerine uzanan gurme açık büfeleri, à la carte restoranları, yetişkinlere özel barı ve canlı akşam programlarıyla Palmiye; Society ve PlumeMag iş birliğine doğal bir ev sahipliği yaptı. ÜÇ MARKANIN PAYLAŞTIĞI ORTAK DEĞERLER Club Med, Society ve PlumeMag iş birliğiyle hayata geçirilen bu özel turnuva; three markanın da paylaştığı kaliteli deneyim, seçkin topluluk ve estetik yaşam kültürü değerlerinin somut bir yansıması oldu. Misafirler, üç gün boyunca yalnızca padel oynamakla kalmadı; yeni bağlantılar kurdu, ilham veren bir topluluğun parçası oldu ve Club Med’in eşsiz misafirperverliğini bir kez daha deneyimledi. Spor, topluluk ve iyi yaşamın kesişiminde tasarlanan bu özel buluşma, üç markanın ortak vizyonunu paylaşan misafirler için unutulmaz bir Akdeniz hatırasına dönüştü.

Marriott’tan lüks ürün hamlesi: Fiyatlar 6.500 avroyu geçti Haber

Marriott’tan lüks ürün hamlesi: Fiyatlar 6.500 avroyu geçti

Otel banyo malzemelerini yanınıza almayı unutun; artık tüm atmosferi eve taşıyabilirsiniz. Marriott Bonvoy, otellerden ilham alan mobilya, sanat eserleri ve dekorasyon ürünleriyle dolu yeni bir çevrim içi tasarım mağazası açtı; böylece seyahatseverler, W Hotels’in iddialı ışıltısından Westin’in uyku odaklı dinginliğine kadar lüks konaklamaların görünümünü, otele hiç giriş yapmadan evlerinde yeniden yaratabiliyor. Koleksiyonlardaki öne çıkan parçalar arasında farklı renk seçeneklerine sahip özel tasarım bir başlık ve platform yatak, döşemeli bir bench ve çiçek desenli bir halının yanı sıra cam vazolar, iki dokulu komodinler ve kitap dayanakları yer alıyor. “Artık ağırlama hizmeti çıkış işlemiyle sona ermiyor. Tasarım mağazamız, otellerimizin ve destinasyonlarımızın rolünü, yalnızca konakladığınız yerlerden, birlikte yaşamayı seçtiğiniz ilham kaynaklarına nasıl genişlettiğimizi yansıtıyor” dedi Marriott International’ın İcra Başkan Yardımcısı ve Müşteri Deneyiminden Sorumlu Üst Yöneticisi Peggy Roe, lansman öncesinde. W Hotels Living koleksiyonu, New York merkezli Rockwell Group ile işbirliği içinde tasarlandı ve markanın kısa süre önce New York’taki Union Square’de yeniden açılan amiral gemisinden ilham aldı. Rockwell ayrıca oteli yeniden tasarladı ve bu bilgi birikimini koleksiyonu yaratmak için kullandı. W markasının zengin dokularını ve tonlarını yansıtan, çarpıcı mobilya parçalarına dönüştürülmüş ürünlerin yanı sıra heykelsi aydınlatmalar, sanat eserleri ve şık tepsiler bekleyin. Westin Hotels and Resorts koleksiyonu ise markanın wellness odaklı iyi yaşam felsefesini yansıtıyor ve alıcılara evlerinde yenileyici bir ortam yaratmada yardımcı olmayı hedefliyor. Koleksiyon, dingin bir hava taşıyan nötr renk paletlerine, doğal malzemelere ve zamansız siluetlere odaklanıyor. Dikkat çeken parçalar arasında minimalist ahşap komodinler, topraktan ilham alan halılar, dekoratif yastıklar ve küçük eşyalar için saklama kapları, tepsiler ve vazolar bulunuyor. Bu iki koleksiyon sadece başlangıç. Konaklama devi, haziranda Fransız Rivierası’ndan ilham alan bir seçkiyle başlayarak destinasyon temalı koleksiyonlar da piyasaya sürecek. Tokyo’daki JW Marriott Hotel’den esinlenen bir diğer koleksiyon ise sonbaharda satışa çıkacak. Tasarım mağazasına artık MarriottBonvoyBoutiques.com (kaynak İngilizce) adresinden ulaşılabiliyor; fiyatlar küçük dekoratif bir tepsi için 56 dolardan (48 avro) başlayıp, yün karışımlı bir halı için 7.580 dolara (6.540 avroya) kadar çıkıyor.

AKTOB'dan 12 Ay Turizm Vizyonu Haber

AKTOB'dan 12 Ay Turizm Vizyonu

AKTOB Toplantısında Turizmin Geleceği Masaya Yatırıldı Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB), 21 Mayıs'ta FashionTV Luxe Resort'ta sektörel bir değerlendirme toplantısı düzenledi. Antalya Valisi Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Büşra Özdemir ve çok sayıda kamu yetkilisinin katıldığı toplantıda, kentin turizm gündemi kamu ve özel sektör temsilcilerince birlikte ele alındı. AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, sunumunda Antalya turizminin dönüşüm sürecini ve gelecek stratejilerini aktardı. Kavaloğlu'na göre artık başarının ölçütü yalnızca yaz sezonu doluluk oranları değil; yıl boyu sürdürülebilir büyüme, istihdam sürekliliği ve destinasyon dengesi olmalı. "Yılı nasıl dengeli büyütebiliriz?" sorusunu Antalya'nın önündeki temel mesele olarak tanımlayan Kavaloğlu, mevsimsellikten uzaklaşmayı öncelikli hedef olarak ortaya koydu. Bu çerçevede "12 Ay Turizm" vizyonuna dikkat çeken Kavaloğlu, yılın farklı dönemleri için farklı turizm türlerinin öne çıkarılması gerektiğini vurguladı. Yılın başında sağlık turizmi, wellness, spor kampları ve dijital göçebe segmentleri; sonbaharda golf, gastronomi ve premium deneyimler; kasım-aralık döneminde ise kongre ve MICE turizmi belirleyici olacak. Özellikle COP31 sonrasında Antalya'nın uluslararası arenada kazandığı görünürlüğün etkinlik turizmine olumlu yansıyacağı değerlendirildi. Sunum, turizmdeki yeni rekabet anlayışını da mercek altına aldı. "Travel Mixology" olarak tanımlanan bu yaklaşıma göre günümüz turistinin seyahat kararları; sosyal medya, yapay zekâ araçları ve dijital toplulukların iç içe geçtiği çok katmanlı bir bilgi akışından besleniyor. Kavaloğlu, bu yeni davranış biçiminin "yapay zekâ + topluluk + deneyim + insan doğrulaması" ekseninde şekillendiğini belirterek Antalya'nın söz konusu dönüşüme hazır olduğunu söyledi. Toplantıda ele alınan bir diğer ilgi çekici başlık ise Pop Kültür Turizmi oldu. Diziler, filmler, müzik ve dijital içeriklerin seyahat talebini doğrudan etkilediğini vurgulayan Kavaloğlu, Türkiye'nin özgün sokak kültürü, gastronomi anlayışı ve gündelik yaşam dokusunun yabancı ziyaretçiler için başlı başına bir çekim unsuru olduğunu ifade etti. Romanya'nın büyüyen bir kaynak pazar olarak özellikle gündemde tutulduğu toplantıda, 2026'nın ilk dört ayına ait veriler de değerlendirildi. Bazı geleneksel pazarlardaki yavaşlamaya karşın alternatif pazarlarda büyümenin sürdüğüne dikkat çeken Kavaloğlu, Antalya'nın güçlü altyapısı ve kamu-özel sektör iş birliğiyle küresel rekabette öne çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

The Grand Tarabya’nın yeni genel müdürü Uğur Talayhan oldu Haber

The Grand Tarabya’nın yeni genel müdürü Uğur Talayhan oldu

Accor yönetimi altında devam eden renovasyon sürecinin tamamlanmasının ardından Fairmont markasına dönüşmesi planlanan otelde, Fairmont’un imza özellikleri; yapının köklü geçmişi ve yerel kültürüyle harmanlanarak hayata geçiriliyor. The Grand Tarabya Managed by Accor’un bu önemli dönüşüm sürecini yönetecek yeni Genel Müdürü ise lüks otelcilik alanındaki önemli başarılarıyla tanınan Uğur Talayhan oldu. Otelciliğin gerçek anlamda mutfağından gelerek sektörün zirvesine yükselen Talayhan, 30 yılı aşkın deneyimiyle The Grand Tarabya’nın yeni dönemine liderlik edecek. UĞUR TALAYHAN KİMDİR? 17 yaşında eğitimine devam ederken, mutfakta çalışmaya başlayan Talayhan, Londra’da Mutfak Şefliği ve Yiyecek & İçecek Müdürlüğü pozisyonlarında tecrübe edindikten sonra kariyerini Portekiz, Dubai ve Çin’de sürdürdü. Le Royal Meridien Beach Resort & Spa Dubai, St. Regis Beijing ve Çin’de Raffles Hotel gibi prestijli otellerde üst düzey yöneticilik yaptı; Starwood Çin bünyesinde Luxury Collection, Westin ve Sheraton markalarının yönetimini üstlendi. 2014’te Raffles Hainan Genel Müdürü olarak FRHI Hotels & Resorts bünyesine katılan Talayhan, 2016’da Accor’un FRHI’yi satın almasıyla Accor Grubu ile çalışmalarına devam etti. 2017’de Swissôtel The Bosphorus İstanbul Genel Müdürü ve Accor Türkiye Lüks Markalar Bölge Başkan Yardımcısı olarak göreve başlayan Talayhan, bu pozisyonu yedi yıl boyunca başarıyla yürüttü. Talayhan Swissôtel The Bosphorus İstanbul’un genel müdürlüğünü yürütürken 2023 yılında Altın Lider Ödülleri'nde Yılın En Beğenilen CEO’su olarak seçildi. Ekim 2024’ten Kasım 2025’e kadar Rotana Grubu Türkiye, Doğu ve Orta Avrupa Ülke Müdürü olarak görev yapan Talayhan son olarak Kasım 2025’te Fairmont The Palm Dubai’nin genel müdürü olarak atanmıştı. 2025 Klass Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Turizmcisi” ödülüne layık görülen Talayhan, ayrıca TÜRYİD Yönetim Kurulu Üyeliği, Chaîne des Rôtisseurs Türkiye Yönetim Kurulu Gastronomiden Sorumlu Direktörlüğü ve TÜROB Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. The Grand Tarabya Managed by Accor İstanbul’un Boğaziçi kıyısındaki seçkin Tarabya semtinde yer alan ve yakında Fairmont markasına dönüşecek olan, The Grand Tarabya Managed By Accor Oteli, dünya çapında 110’dan fazla ülkede 5.600’den aşkın tesisi bulunan lider konaklama grubu Accor’un İstanbul’daki 38. otelidir. Boğaziçi’nin eşsiz konumunda yer alan The Grand Tarabya Managed by Accor Oteli, İstanbul’un kültürel ve tarihi cazibe merkezlerine kısa bir mesafede bulunuyor; misafirlerine lüks ve kalite eşliğinde; her noktasından ayrı ayrı muhteşem manzaralar ve huzurlu bir sahil ortamı sunuyor. 1966’da Türkiye’nin ilk beş yıldızlı otellerinden biri olarak açılan ve 2013’te yenilenerek tekrar hizmete giren The Grand Tarabya, uzun yıllardır zarafet ve güzelliğin simgesi olarak öne çıkmaktadır. Tesis; 248 oda ve suit, 29 rezidans, yedi farklı yeme-içme noktası ve kapsamlı bir wellness merkezine sahiptir. The Grand Tarabya Managed by Accor, yeni Genel Müdürü Uğur Talayhan yönetiminde yola devam etmektedir.

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor" Haber

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor"

2026 yaz sezonuna girerken Türkiye turizmi güçlü büyüme ivmesini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ulaşılan 65,2 milyar dolarlık turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısı, 2026 için belirlenen 68 milyar dolarlık hedefi destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil; turistin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiyle etkileşimi ve gastronominin yarattığı katma değerle de doğrudan ilişkili. Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme noktası bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik bir istihdamdan söz ediliyor. Oteller ile mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 sonu itibarıyla ortaya çıkan tablo, turizm ve gastronomi ekseninde yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğünde bir ekonomi oluşturuyor. Bu dönüşüme dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayısının değil, gastronomiyle yaratılan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer sadece turist sayısı ile değil üretim ve istihdama olan katkısı ile değerlenmeli. “Gastronomi” Görünenden Daha Fazlası Gastronomi turizmi yalnızca iyi yemek deneyimi ile sınırlı değil. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, iyi yaşam, kültür, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir yapı anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Koralı, “Artık mesele tabağın arkasındaki hikâye; ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği önem taşıyor. Bir bölgenin hafızasını, üretim biçimini ve yaşam kültürünü görünür kılmak anlamına geliyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi restoranlarla değil, yerel kimliğin bir parçası olarak tarım ve mevsimsel döngü ile birlikte ele alıyor” diyor. Şehirlerin Gastronomi Ajandası Olmalı Koralı’ya göre gastronomi turizminde asıl eksik, şehirlerin gastronomi değerlerini bütüncül biçimde kurgulayamaması. “Bugün turist yalnızca iyi restoran aramıyor; yerel üreticiyi görmek, pazarları gezmek, ürünün hikâyesini dinlemek, gastronomi atölyelerine katılmak ve bölgenin mutfak kültürünü yakından tanımak istiyor. Ancak birçok şehirde bu değerler ve rotalar birbirinden kopuk şekilde duruyor. Turist bunları nerede bulacağını bilmiyor” diyen Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandasını oluşturması gerektiğini söylüyor. Koralı’ya göre bu ajandaların merkezinde; bölgenin coğrafi işaretli ürünleri, yerel kooperatifleri, üreticileri, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeleri ve restoranları yer almalı. “Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar, gastronomi atölyeleri ve bölgesel lezzet durakları birlikte düşünülmeli. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli bir parçası haline gelmeli” diyor. Dijitalleşme ve Rezervasyon Dönemi Gastronomi turizminin büyümesi için dijitalleşmenin kritik önemde olduğunun altını çizen Koralı, görünürlüğün artık seyahatten önce başladığını ifade ediyor. “Bugün seyahat kararı çoğu zaman yolculuk başlamadan veriliyor. Turist gastronomi rotasını, ziyaret edeceği üreticileri ve yerel durakları önceden planlıyor. Bu nedenle şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür olması, çok dilli içeriklerle desteklenmesi ve harita alt yapıları ile entegre olması gerekir. Turist yerel değerleri tesadüfen keşfetmemeli; şehirler bunu görünür ve erişilebilir hale getirmeli” diye anlatıyor. Araştırmalar da gastronomi odaklı seyahatlerin önemli bölümünün yolculuk başlamadan planlandığını ve rezervasyonların seyahat öncesinde yapıldığını gösteriyor. “Tüm Sektör Aynı Dili Konuşmalı” Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistemle mümkün olacağını söyleyen Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. “Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte ele alınmalı. Bu bir zincir. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Bugün konuştuğumuz konu yalnızca restoranlar değil; üreticiden servise, mutfaktan turizm yapılarına kadar çok geniş bir ekosistem. Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklük, gastronominin artık yalnızca kültürel değil ekonomik bir başlık olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu alan milyonlarca kişiye doğrudan gelir sağlayan güçlü bir yapı oluşturuyor” diyor. İnsan Kaynağı “Görünmeyen Kriz” Sektörün önemli sorunlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını ifade ediyor. “Gastronominin sürdürülebilirliği yalnızca ürünle değil, insan kaynağıyla mümkün. Aynı kalitede ürün sunumu, güçlü servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarılması gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer alıyor” diyor. Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir eksene ilerliyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme kavramları üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz var. Ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi için güçlü bir anlatıya, görünürlük stratejisine ve gastronomi rotalarına ihtiyaç var. Gastronomi yalnızca mutfakta değil; şehirlerin kimliğinde görünür olmalı” diye ekliyor. Bu yaklaşımın ekonomik karşılığı da büyüyor. Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken gastronomi turizmi; yerel üreticiden kooperatiflere, restoranlardan otellere kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp stratejik alanlardan biri haline getiriyor.

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak Haber

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak

Portekiz’e bir ziyaret düşündüğünüzde aklınıza Lizbon ve Porto mu geliyor, yoksa daha güneydeki Algarve kıyısı mı? Şimdi milyonlarca euroluk bir yatırım, Portekiz’in turistik haritasını, her seferinde bir iç bölgeyi öne çıkararak, alışılmış gözde noktaların ötesine taşımayı hedefliyor. Hükümet, 4,5 milyon euro tutarında kamu kaynağıyla 12 turizm projesini finanse ediyor. Toplamda yaklaşık 11 milyon euroya ulaşan yatırımla bu projelerin, Portekiz’in kuzey ve orta kesimleri ile Alentejo ve Ribatejo bölgelerinde turizmi canlandırması bekleniyor. Bu adım, Şubat 2025’te başlatılan ve 30 milyon euro bütçeye sahip daha geniş kapsamlı “Turizmle Büyümek” girişiminin bir parçası. Yeni tahsis edilen fonlar kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ayrılıyor ve doğa, gastronomi, aktif turizm, sağlık ve wellness ile kültür turizmi gibi kilit alanlara öncelik veriyor. Bu iddialı projeler aynı zamanda yeni turizm ürünleri geliştirmeye, akıllı destinasyonları teşvik etmeye ve tarihî ve kültürel mirası canlandırmaya, ayrıca sürdürülebilirliği ve kentsel dönüşümü ilerletmeye odaklanacak. Finansman, sektörde kırılgan koşullarda çalışanlara yönelik eğitim ve kapasite geliştirme programları gibi beceri artırma girişimlerini de destekleyecek. Yatırım sözleşmeleri imzalanırken Ekonomi ve Bölgesel Uyum Bakanı Castro Almeida, çok fazla devlet desteğine ihtiyaç duymadan gelişebilecek daha büyük projeler bulunduğunu, ancak bunların yanında “özellikle iç kesimlerde, kültürel ve doğal mirası güçlendirmeyi hedefleyen, yabancı ziyaretçiler için son derece çekici ve yenilikçi” daha küçük projeler de olduğunu kabul etti. Almeida’ya göre bu küçük ölçekli turizm projelerinin “desteklenmesi ve tanıtılması” gerekiyor. Turismo de Portugal’ın açıkladığı verilere göre ülke 2025 yılında 19,7 milyonu yabancı olmak üzere toplam 32,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Ülkeye en çok turist gönderen pazarlar 2,5 milyon ve 2,4 milyon ziyaretçiyle sırasıyla İngiltere ve ABD oldu. Onları yine milyonlarla ifade edilen ziyaretçi sayılarıyla İspanya, Almanya ve Fransa izledi. Ulusal turizm kurumu ziyaretçi patlamasının 29,1 milyar euroluk turizm geliri yarattığını belirtse de, Lizbon ve Porto gibi başlıca destinasyonlardaki aşırı yoğunluk, yerel halk arasında giderek artan bir rahatsızlığa yol açıyor. Geçen yıl İngiliz gazetesi The Guardian, Portekiz ve İspanya’daki aşırı turizmi derinlemesine inceledi ve turist konaklamalarıyla çevrili mahallelerde yaşayan sakinlerle konuştu. Giderek daha fazla evin turiste kiralandığı Lizbon'da yaşayan biri, “Çok tuhaf. Düşünün, kocaman bir şehrin ortasında olmama rağmen hiç komşum yok,” diyor. Bu durumun, Portekiz başkentinin bazı bölgelerini “hayalet bir yere” dönüştürdüğünü de ekliyor. Almeida’nın turizme bakışı ise daha iyimser. Turizmi “ülkeyi yukarıya taşıyan” “son derece önemli bir faaliyet” olarak nitelendiriyor. “Yılın kimi haftalarında ya da ülkenin kimi yerlerinde turizm fazlası olabilir; ancak genel tabloya, tüm ülkeye ve yılın tamamına baktığımızda, çok fazla turistimiz yok,” diye ekliyor.

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor Haber

Turizmde üçlü fırsat: Rekor yıl ihtimali güçleniyor

Turizmciler, Türkiye’de 980 dolar olan kişi başı ortalama turist harcamasının, bu gelişmelerin etkisiyle daha da artabileceğini söylüyor. Sektör temsilcileri, bu nedenle fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir strateji öneriyor. İstanbul Ticaret Gazetesi'nde yer alan habere göre, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından ağır bir şekilde bombalanan Dubai, yıllardır ‘güvenli liman’ olarak bilinen özelliğini kaybedebilir. Bu nedenle bölgedeki turizm ve finans akışı yön değiştirmeye başladı. İran’dan gelen saldırılar nedeniyle dubai şehir turizmi ağır darbe alırken; Türkiye’nin Çinli turistlere vizesiz giriş hakkı tanıması ve Avrupa pazarında oluşan yeni rota arayışları, 2026 sezonu için Türkiye’ye avantaj sağlayabilir. Turist kaybı kritik seviyede Bölgedeki gerilime ilişkin en sıcak görüntüler Dubai’den geliyor. Kentte saldırı tehditleri ve hava sahası riskleri nedeniyle restoran ve turistik işletmelerde gelir kayıpları dramatik seviyelere ulaştı. Bazı işletmelerin turist ağırlıklı lokasyonlarda yüzde 70–80’e varan ciro düşüşü yaşadığı belirtiliyor. Ayrıca finans merkezlerinde faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin önemli bölümü, güvenlik kaygıları nedeniyle çalışanlarını uzaktan çalışma modeline geçirdi. Dubai Uluslararası Finans Merkezi’ndeki ofis hareketliliği, saldırı uyarılarının artmasıyla birlikte azaldı. Turizm ve finans sektörünün aynı anda zarar görmesi, Dubai’nin uzun yıllardır sürdürdüğü ‘bölgesel çekim merkezi’ rolünün sorgulanmasına neden oldu. Botlight verilerine göre bu durum, bölgede güvenli ve istikrarlı alternatif arayan turist akışının Türkiye gibi Akdeniz ülkelerine yönelmesine zemin hazırlıyor. Nitekim küresel seyahat verileri, İran-İsrail hattındaki gerilimin ardından İspanya ve Türkiye gibi destinasyonlara talebin arttığını ortaya koyuyor. Çin'e vize kolaylığı Türkiye’nin Çin vatandaşlarına 2 Ocak 2026 itibarıyla 180 günde 90 güne kadar vizesiz giriş hakkı tanıması, dünya turizm pazarının en hızlı büyüyen kitlesi konusunda elini büyük ölçüde güçlendirdi. Dubai’nin güvenlik nedeniyle pazar kaybetmesi, Çinli turistlerin bölge tercihlerinde Türkiye’yi çok daha öne çıkarıyor. Vize muafiyeti sayesinde Türkiye, hem kültürel destinasyonlarda hem alışveriş ve otel segmentlerinde daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir kitleyi çekme şansı yakaladı. Çinlililere özel konaklama Sektör temsilcisiİrfan Karslı, Çin vatandaşlarına tanınan vize muafiyetinin sahada çok hızlı karşılık bulduğunu belirterek, pazardaki gelişmeleri şöyle anlattı: “Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesi, çok olumlu sonuçlar doğurdu. Özellikle ileri yaş grubundaki turistlerin vize prosedürünü zahmetli buluyorum. Bu nedenle muafiyet e-vizeden daha etkili. Vize muafiyeti sonrası talepte ciddi artış yaşandı. Bu ilginin kalıcı hale gelmesi için ulaşım kapasitesi, Çince rehber sayısı, Çinli turistlerin alışkanlıklarına uygun konaklama düzeni ve dijital ödeme sistemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bizim için turist her zaman bir Tanrı misafiridir. Özellikle bireysel seyahat eden genç turistler açısından güvenlik ve konfor belirleyici hale geldi. Ayrıca Türkiye ile İspanya arasında gelişen olumlu atmosfer de yaz sezonunda karşılıklı turizm hareketliliğini artırabilir. Beklentimiz yüksek.” Avrupalı turist Akdeniz'e yöneliyor Orta Doğu hava sahasının riskli hale gelmesi, Avrupalı tatilcilerin seyahat rotalarını yeniden düzenlemesine yol açtı. Tur operatörlerinin verileri, İspanya, Portekiz ve Türkiye gibi güvenli erişimi olan Akdeniz ülkelerine talebin belirgin biçimde arttığını gösteriyor. On the Beach ve TUI gibi büyük turizm şirketlerinin analizlerine göre bazı Orta Doğu bağlantılı destinasyonlarda talep yavaşlarken, Türkiye güvenli alternatif olarak öne çıkmaya başladı. Türkiye havayolu bağlantılarındaki istikrarıyla da tercih sebebi. Avrupa ülkelerinde yükselmeye başlayan enflasyon ve otel fiyatları düşünüldüğünde Türkiye, hem maliyet hem de hizmet kalitesi açısından güçlü bir alternatif olarak değerlendiriliyor. İspanya ile dostluk rüzgarı Türkiye ile İspanya arasında son dönemde güçlenen diplomatik ve ekonomik temaslar da turizm cephesinde yeni bir fırsat alanı oluşturuyor. Avrupa pazarında alternatif rota arayışlarının hız kazandığı bir dönemde, İspanya ile aynı Akdeniz havzasında yer alan Türkiye; iklimi, hizmet kalitesi, ulaşım avantajı ve fiyat dengesiyle daha görünür hale geliyor. Özellikle yaz sezonunda Avrupa çıkışlı seyahat planlarında Türkiye’nin yeniden güçlü bir seçenek olarak öne çıkması, sektörde beklentileri yukarı çekiyor. Uzmanlar, İspanya ile gelişen yakınlaşmanın sadece ikili ilişkiler açısından değil, Avrupa’daki turist algısının Türkiye lehine güçlenmesi bakımından da önemli olduğuna işaret ediyor. Çin pazarındaki vize avantajı ve Körfez’de değişen dengelerle birleştiğinde, Türkiye 2026 turizm sezonuna üç ayrı cepheden destek alarak girebilir. Türkiye’de turistlerin kişi başı harcaması 2025’in ilk yarısında 996 dolar olmuştu. TÜİK verilerine göre 2024 yılında kişi başı ortalama turizm geliri 972 dolardı. 2025’te yaşanan artış, daha yüksek harcama potansiyeline sahip turist segmentlerine yönelme stratejisinin önemini gösterdi. Turizmcilere göre Dubai, Çin ve İspanya faktörünü değerlendirmek için bu stratejinin; fiyat odaklı tanıtım yerine aile dostu yapı, güvenlik, hizmet kalitesi ve ayrıcalıklı deneyimi öne çıkaran bir anlayışla sürdürülmesi gerekiyor. Sektör temsilcileri, bu stratejiyle kişi başı turist harcamasının daha da artacağını söylüyor. Türkiye güvenli liman algısı güçlendirilmeli İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Körfez ülkelerinin savaş nedeniyle stresli bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye’nin Körfez vatandaşları için güvenilir bir liman olduğu algısını güçlendirme konusunda çalışmalar yapılabilir” dedi. Telci, Türkiye’nin yalnızca turistik amaçla değil, yatırım, yerleşim, eğitim ve emeklilik açısından da Körfez ve expat nüfus için cazip bir merkez olarak tanıtılabileceğini söyledi. Özellikle yüksek harcama potansiyeline sahip turistlere yönelik İstanbul’daki lüks ve güvenli bölgelerin daha görünür hale getirilmesi gerektiğini belirten Telci, Arapça içeriklerle yürütülecek tanıtım kampanyalarının etkili olacağını vurguladı. “Körfez vatandaşları açısından şu an için en önemli hususun güvenlik olduğu söylenebilir” diyen Telci, kaliteli hizmetin uygun fiyatla sunulduğu algısının da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Deneyim ve hizmet kalitesi belirleyici İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Eracun ise Türkiye’nin Körfez ve Rusya pazarında yalnızca fiyat avantajıyla değil, daha nitelikli bir turizm anlayışıyla öne çıkması gerektiğini söyledi. “Turizm hizmetinde güven, deneyim, hizmet kalitesi ve kişiselleştirilmiş turizm ürünleri çok daha belirleyici hale geliyor” diyen Eracun, aile güvenliği, mahremiyet, üst segment konaklama, alışveriş ve gastronomi gibi unsurların kampanyalarda daha güçlü işlenmesi gerektiğini kaydetti. Lüks turist için asıl belirleyici unsurun kampanya değil, ayrıcalıklı hizmet olduğunu belirten Eracun, özel rehberlik, butik kültür turları, sağlık ve wellness paketleri, yat turizmi ve özel alışveriş programlarının Türkiye’nin gelirini artırabileceğini söyledi. Ayrıca doğrudan uçuşlar, pazara özel dijital tanıtım ve tur operatörleriyle güçlü işbirliklerinin önemine dikkat çekti.

Turizm, 12 Aya Yayılıyor Gelirler Artıyor Haber

Turizm, 12 Aya Yayılıyor Gelirler Artıyor

Turizmi 12 aya yayma ça­lışmaları meyvelerini veriyor. Bacasız sanayi geçen yılı 64 milyon ziyaretçi, 65,2 milyar dolar gelirle yılı ka­pattı. Kişi başı gecelik yabancı turistin ortalama harcaması da 2024’te 108,4 dolar seviyesin­den 2025’te 114 dolara çıktı. Son yıllarda turizmi çeşitlendirme­ye yönelik adımların etkisiyle, deniz, kum, güneş, golf ve balon turizminin yanı sıra, birçok te­siste artık wellbeing (iyi hisset­me) ve wellnese (sağlıklı yaşam) yatırımları ön planda. Oksijen terapilerinden buhar ve tuz oda­larına, gastronomiden terma­le kadar hem deneyim, hem de sağlıklı yaşam odaklı turizm ya­bancı turisti cezbediyor. Bu du­rum gelirlere de yansıyor. ABD’li CoStar verilerine göre, dünyada ileri sağlık uygulamaları sunan ultra lüks otellerin oda başına geliri (RevPAR) 2025’te yüzde 10,6 artarak, otel sektöründeki büyümenin üç katını aştı. Orta­lama gecelik fiyatı da yüzde 8’i aşarak 1.245 dolarla en yüksek seviyesine ulaştı. Avrupa’da ultra lüks oteller wellness yatırımını genişletiyor Yeni akımdan ilham alan ulus­lararası bazı ultra lüks oteller de fiyat artışlarını desteklemek için hiperbarik oksijen terapi­si, kuru flotasyon yatakları ve titreşimli ses yatakları hizme­tiyle wellnes yatırımlarını ge­nişletiyor. Avrupa’nın gözde şe­hirlerinden Paris’te, Milan’da, Londra’da bazı ultra lüks otel­lerde cilt terapisi, magnezyum havuzu, elektromanyetik alan terapisi ve kırmızı ışık sauna­sı gibi uygulamalar sunulurken, gecelik fiyatları da 1.400 euro­dan başlayıp, 17 bin 500 euroya kadar çıkıyor. Türkiye’de ise or­talama gecele süresi 2 gün ar­tarken, kişi başı günlük harca­ma da 120 dolara ulaşıyor. Bu yıl turizmde 68 milyar dolar gelir beklenirken, sektör temsilcileri özellikle Orta Asya ve Doğu Av­rupa’dan gelen yeni pazarların 2026’da daha belirgin pay alma­sını bekleniyor. Turizm sektö­ründeki son gelişmelere sektör temsilcileri DÜNYA’ya değer­lendirdi. “Hem ekstra satış, hem geliri artırıyor” Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Türki­ye’nin sağlık turizminde iyi bir durumda bulunduğunu ve iyi bir termal ülkesi olduğunu söyledi. Turizmi çeşitlendirmede uzun bir uğraş olduğuna vurgu yapan Kavaloğlu, sözlerini şöyle sür­dürdü: “Wellness turizm, ciddi bir yer tutuyor. O nedenle son dönemde hem termal, hem wel­lness oteller açılıyor. Özellik­le Afyon, Yalova’da. Sapanca’da da var. Termalle de birlikte dü­şünmek lazım. Otellerin de İs­tanbul ve Antalya dahil wellnes centerları var. Tatil için gelenler, otellerin bu imkanından da fay­dalanıyor. Böylelikle hem otel­ler ekstra satış yapabiliyor, hem de gelirler artıyor. Aile terapile­ri öne çıkıyor. Kışın, Antalya’da doluluk yaşıyoruz, özellikle dış havuzlarda... Tüm bunların bir­likte olduğu turizmde çeşitlilik gelişiyor. Bu da Avrupa, Rusya ve BDT ülkelerinden daha çok turist çekiyor. İnsanlar deneyim yaşadıkları tatilleri tercih edi­yorlar. Gastronomi de bununla birlikte hareket ediyor. Turiz­min çeşitlendirilmesinde pozi­tif etkisi var.” Erciyes’te kayakla, termal birleşirse konaklama uzar İç Anadolu’da kültür turizmi­nin önemli çekim merkezlerin­den Kapadokya’nın ağırlıklı Çin, Hindistan ve Latin ülkelinden turist çektiğini söyleyen Ulu­sal İktisadi Düşünce Kuruluşu (ULİKAD) Başkanı Ömer Ni­ziplioğlu, bölge potansiyelinin çok büyük olduğunu belirterek, “Senelik yüzde 20-25 arasında artışı var, bunun katlanarak ar­tacağını tahmin ediyoruz” dedi. Kapadokya’da ortalama kalış sü­resinin 1’den 1.8 güne çıktığına işaret eden Niziplioğlu, bu süre­yi artırmak için çalışmalar ya­pıldığını, ancak harcama mik­tarının da istenilen seviyede ol­madığına işaret ederek, “Çünkü turistin harcama yapacağı alan çok kısıtlı. Kaliteli yeme-içme eğlenme ve alış veriş mekanla­rına ihtiyaç var. Ayrıca, termal bölgesi olması özelliğinden de yararlanamıyoruz, bu Erciyes Dağının kayağı ile birleştirilirse konaklama süresi daha da arta­bilir. Konferans için de çok uy­gun bir bölge, kalış süresini ar­tırmak için çeşitlendirmeyiz. Birkaç yıl içinde 10 milyon ziya­retçiye ulaşmak sürpriz olmaz. Çünkü dünyada deniz turizmi için bir çok nokta varken, doğa, tarih ve inanç çok kısıtlı. İleriye dönük potansiyeli yüksek” de­ğerlendirmesi yaptı. “Turist artık deneyime yatırım yapıyor” Turizmci Nihat Tümkaya, ya­bancı turistin uğrak noktala­rından Fethiye’nin güçlü desti­nasyon algısı, fiyat-performans dengesi ve ziyaretçi memnuni­yetiyle otel doluluklarını 2025’te büyük ölçüde koruduğunu söyle­di. Turist tercihinin hizmet kali­tesi, deneyim çeşitliliği ve tatilin sunduğu toplam değer üzerin­den şekillendiğine işaret eden Tümkaya, “Özellikle gastrono­mi, wellbeing ve kişiselleştiril­miş hizmetler, ziyaretçi memnu­niyeti desteğinde öne çıktı. Ko­naklama süresi 6,9 geceden 7,5 geceye yükselirken, kişi başı har­camalarda yaklaşık yüzde 6 arttı. Bu artış, gastronomi, spa, well­being ve özel deneyim paketle­rine ilgiden kaynaklandı. Misa­firler artık yalnızca konaklama değil, anlamlı ve kişiselleştiril­miş deneyimlere yatırım yapı­yor.” Bu yıl İngiltere, Almanya ve Rusya ve iç pazarın önemini ko­ruyacağının altını çizen Tümka­ya, “Son yıllarda ivme kazanan Özbekistan, Polonya, Litvanya, Arnavutluk ve İran gibi yeni pa­zarların 2026’da daha belirgin bir pay alması öngörülüyor. Orta ve Doğu Avrupa’dan gelen ziya­retçiler daha çok doğa ve kültür turizmine ilgi gösterirken, Orta Asya pazarları tarih ve wellness odaklı deneyimlere yöneliyor. Bu pazar çeşitliliği, Fethiye tu­rizmi açısından hem gelir istik­rarı, hem de sürdürülebilir büyü­me sağlıyor.” “Üst gelir grubundan talep yüksek” Turizm Yatırımcısı Yusuf Nar­lı, deneyim turizminin konak­lama sektöründe giderek artan olumlu etkisinin görüldüğünü söyledi. Termalde ozon sauna­sı, tuz odası, masaj, bakım ve te­rapinin yanı sıra, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi turizmde bü­tüncül sağlık hizmetlerine yo­ğun bir ilgi olduğuna işaret eden Narlı, termalin sinir ve sindirim sistemleri ile cilt sağlığına fay­dalarına, sağlıklı kalmak ve bi­reysel bakım da eklenince yaş profilinin 35’e geldiğine işaret etti. Lüks segmentte hizmet ve­ren termal otel sayısının kısıt­lı olduğunu, bu nedenle üst seg­ment gelir grubunda termal ta­lebinin yüksek olduğuna vurgu yapan Narlı, “Çukurova Hava­limanı’na direkt uçuşların art­masının da desteğiyle Mersin’de termal için gelen hem ziyaretçi sayısı, hem de konaklama süre­leri arttı. Konaklama süresinin normal turizme göre, ortalama 2 gün daha uzadı. Özellikle sö­mestr ve bayram dönemlerinde doluluk yüzde 90’ı aşıyor. Yur­tiçinde İstanbul, Adana, Kahra­manmaraş ve Gaziantep gibi pek çok şehirden, yurt dışında ise en çok Ruslar, Avrupalılar ve İskan­dinavyalılar’dan talep geliyor. Termal turizmde yan hizmetler hesaba katıldığında konaklama ve ekstra harcama ortalaması günlük kişi başı 120 dolar seviye­lerinde oluyor. Turizmde geçen yıl ziyaretçi sayısının 64 milyo­na, gelirin ise 65,2 milyar dolara yükselmesi memnuniyet verici. Bu yıl ise 68 milyar dolar gelirin hedeflendiği turizm sektörü, ter­mal ve kış turizminde yakaladığı potansiyel ile bu hedefe önemli bir katkı sunacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.