Hava Durumu

#Verimlilik

TOURISMJOURNAL - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ryanair CEO’su: Kışın 2-3 havayolu iflas edebilir Haber

Ryanair CEO’su: Kışın 2-3 havayolu iflas edebilir

Ryanair’ın CEO’su Michael O’Leary, petrol fiyatlarındaki sert artış nedeniyle bu yıl bitmeden Avrupa'da iki ya da üç havayolu şirketinin iflas edebileceğini savundu. Avrupa’nın en büyük havayolu şirketinin patronu olan O’Leary, İran’daki savaşın yalnızca nisan ayında Ryanair’in yakıt maliyetlerine fazladan 50 milyon dolar eklediğini söyledi. İtalyan gazetesi Il Sole 24 Ore'ye konuşan O’Leary, şu ifadeyi kullandı: "Petrol bu seviyelerde kalırsa, ekim veya kasım ayında iki ya da üç Avrupa havayolu iflas edebilir; beni mahkemeye vermek isteyen ama bunu yapmaya vakti kalmayacak olan Wizz Air ile airBaltic gibi." O’Leary, bunun rakip sayısını azaltacağı için "işleri açısından iyi bir şey" olacağını da sözlerine ekledi. Wizz Air ise iddiaları reddetti. Euronews Travel, yorum almak için airBaltic ile de iletişime geçti. Letonya Parlamentosu airBaltic’e 30 milyon euroluk kredi onayladı Bu ayın başlarında Letonya parlamentosu, Ortadoğu bölgesindeki çatışmanın şirketin mali durumu üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak amacıyla airBaltic’e 30 milyon euroluk kısa vadeli bir kredi verilmesini onaylamıştı. Kredinin bu yıl 31 Ağustos’a kadar geri ödenmesi gerekiyor. airBaltic, Letonya’nın önde gelen havayolu ve çoğunluk hissesi Letonya devletine ait. Lufthansa Grubu’nun da şirkette yüzde 10’luk bir azınlık payı var. Şirketin ana üssü Riga’da, ancak Estonya’nın başkenti Tallinn, Litvanya’nın başkenti Vilnius ve Finlandiya’daki Tampere’de de uçuş merkezleri işletiyor. airBaltic ağırlıklı olarak Avrupa içi kısa mesafe hatlarda uçuyor; ayrıca Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya da bazı seferler düzenliyor. Wizz Air: 'Külliyen asılsız ve yanlış' Wizz Air ise O’Leary’nin açıklamalarını 'külliyen asılsız ve yanlış' diye niteledi. Wizz Air sözcüsü, Euronews Travel ile paylaştığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Wizz Air’in sağlam bir bilançosu, yüksek likiditesi var ve uçak alımlarını 18 ay öncesinden finanse ediyor." "İstikrarı net biçimde görülen bir şirketşz. Wizz Air, hızla değişen yakıt fiyatlarına karşı sektörde en iyi korunmuş havayollarından biri; filomuzun zaten yüzde 75’i A320neo ailesi uçaklardan oluşuyor ve bu da çok daha düşük yakıt tüketimi ve daha yüksek verimlilik sayesinde Avrupa’daki diğer tüm havayollarına göre yapısal bir maliyet avantajı sağlıyor. Wizz Air ayrıca önde gelen kiralama şirketleri ve üreticilerle uzun yıllara dayanan ilişkilerini sürdürüyor ve filo stratejisini kesintiye uğramadan hayata geçiriyor." "İtalya ve diğer kilit pazarlardaki varlığımızı hızla genişletmeye devam ediyoruz. Odağımız olması gerektiği yerde: En düşük fiyatları sunmak, en genç ve en yakıt tasarruflu uçak filosunu işletmek ve milyonlarca müşterimize hizmet vermek!" Macar havayolu Wizz Air’in Budapeşte, Bükreş ve Londra Luton’da üsleri var ve dünya genelinde 200’ün üzerinde noktaya uçuş yapılıyor. Öte yandan O’Leary, Wizz Air’in uzun vadede ayakta kalma şansını ilk kez sorgulamıyor. 2019’da, The Mail On Sunday gazetesine verdiği bir röportajda, gelecek yıllarda el değiştireceğine inandığı Avrupa havayolları arasında Wizz Air’in adını da saymıştı. O tarihten bu yana benzer iddiaları defalarca dile getirdi; öyle ki Wizz Air CEO’su József Váradi, G7'ye verdiği bir röportajda "Sanırım onun sözlerine göre şimdiye kadar en az on kez iflas ettik" diye espri yapmıştı.

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri Haber

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri

Başarı çoğu zaman dijital araçlardan çok, günlük şehir yaşamındaki istikrarlı kalite artışıyla bağlantılı oluyor. Teknoloji önemli olsa da, sonuçları daha çok güven belirliyor. Performans, kurulan sistemlerde değil, iyileşen yaşam deneyiminde görünür hale geliyor. Tourism Review, 2026 yılı için dünyanın en akıllı 10 şehrini sunuyor. 10/ Abu Dhabi, UAE İlk 10’daki yer Abu Dabi’ye ait. Dijital sistemlere yapılan hedefli yatırımlar sayesinde günlük yaşamda belirgin iyileşmeler görülüyor; insanlar güvenilir devlet desteğini, gelişmiş teknoloji altyapısını ve istikrarlı güvenlik önlemlerini özellikle vurguluyor. 9/ Singapore, Singapore En akıllı şehirler arasında Singapur tek başına öne çıkıyor ve endeksin tüm kategorilerinde en yüksek puanları alıyor. Dijital sistemleri güçlü şekilde benimsemesi sayesinde, günlük işler dünyanın neredeyse hiçbir yerinde olmadığı kadar sorunsuz ilerliyor. Yönetim yapısı da bu dönüşümü yansıtıyor; kararlar daha hızlı alınıyor, süreçler daha şeffaf hale geliyor. Sonuç sadece hız değil, aynı zamanda güven: insanlar kuralların nasıl uygulandığını, kararları kimin aldığını ve kaynakların nereye gittiğini net bir şekilde görebiliyor. Bu dönüşüm, geleneksel sektörlerden ziyade teknoloji odaklı değişime dayalı yeni istihdam alanlarının da ortaya çıkmasını sağlıyor. 8/ Canberra, Australia Hâlâ Canberra, dünyanın en iyi 10 şehri arasında yerini koruyor. Onu diğerlerinden ayıran şey, iyi kurulmuş sistemlerin kamu güveniyle uyum içinde çalışması. Bu uyum, herkesin dahil edildiği hizmetlere odaklanan sorunsuz bir işleyişi destekliyor. Buradaki verimlilik, gösterişli yeniliklerden değil; şehrin sundukları ile hizmet ettiği insanlar arasındaki istikrarlı koordinasyondan doğuyor. 7/ Lausanne, Switzerland Şimdi istikrarlı bir şekilde yükselen Lozan, en akıllı şehirler arasında geçen yıla göre üç basamak ilerliyor. Toplum odaklı karar alma süreçleri ile güçlü iş olanaklarının birleşimi sayesinde şehir öne çıkıyor. İsviçre’nin uzun süredir devam eden siyasi istikrarı da bu yapıyı destekliyor ve şehre somut bir örnek niteliği kazandırıyor. Avrupa’daki büyüyen diğer şehirler, gösterişsiz ve büyük iddialar olmadan, burayı bir rehber olarak değerlendirebilir. 6/ Dubai, UAE Dikkat çekici şekilde Dubai, devlet destekli stratejik teknoloji harcamalarının neler başarabileceğini gösteriyor. Önceliği verimli kamu hizmetlerine vererek güçlü bir vatandaş güveni kazandı; bugün ise Körfez bölgesinde inovasyon ve bilgi yönetimi açısından bölgesel bir model olarak öne çıkıyor. Yöntemleri konusunda çok ses çıkarmasa da, şehrin sonuçları vaatlerden ziyade doğrudan ortaya çıkan başarılarla kendini net biçimde gösteriyor. 5/ Copenhagen, Denmark Kopenhag, ulaşım ve güvenlik alanlarında aldığı yüksek puanlarla beşinci sırada yer alıyor. Onu öne çıkaran şey, doğanın şehir sistemleriyle ve akıllı teknolojilerle uyum içinde bir araya gelmesi. İnsanlar sadece sokakların değil, genel yaşam kalitesinin de ileriye gittiğini hissediyor. Bu ilerleme gürültüsüz bir şekilde, her gün daha iyi işleyen rutinlerde kendini gösteriyor. 4/ London, United Kingdom Şimdi ilk beş şehir arasında yer alan Londra, ölçülebilir bir ilerleme sergiliyor. Geliştirilmiş ulaşım sistemleri ve daha geniş teknoloji entegrasyonu sayesinde, şehirde günlük yaşam yerel halk için belirgin şekilde farklı hissediliyor. En dikkat çeken nokta ise bu değişimlerin, hizmetlere erişimi ve mahalleler genelindeki kolaylığı nasıl şekillendirdiği. 3/ Geneva, Switzerland Üçüncü sırada yer alan Cenevre, kamu hizmetlerine entegre edilen akıllı teknolojilerle dikkat çekiyor. Hizmetlere erişimi kolaylaştırması sayesinde, sakinler dijital sistemlere güçlü bir güven duyuyor. Bu yaklaşım, refah ve altyapı mükemmelliğine yönelik daha geniş bölgesel bir taahhüdün doğal bir parçası olarak öne çıkıyor. 2/ Oslo, Norway İkincilik, akıllı şehirler arasında sistemlerini ve çevre dostu ulaşımını geliştiren Oslo’nun konumu olarak kalıyor. Açık yönetim anlayışı ve doğaya verilen önemle desteklenen şehir, sakinleri tarafından yüksek puanlarla değerlendiriliyor; bu da her yıl şehir yaşam kalitesi raporlarında sıralamasını yükseltiyor. Birinci olmasa da, ani sıçramalardan ziyade istikrarlı ilerleme ile öne çıkan bir performans sergiliyor. 1/ Zurich, Switzerland Dünya genelinde zirve hâlâ Zürih’e ait ve yakın bir rakibi bulunmadan konumunu koruyor. Ekonomik güç, gelişmiş teknoloji kullanımıyla sorunsuz bir şekilde birleşirken, yeşil girişimler de şehir yapısının derinlerine işlemiş durumda. Şehirde yaşayan insanlar için yaşam kalitesi oldukça yüksek; memnuniyet seviyesi ve kamu kurumlarına güven de aynı şekilde güçlü. Başarı sadece büyüme ile değil, tüm parçaların uzun vadede uyum içinde çalışmasıyla ölçülüyor.

Rezervasyonlar 30 saniyeye indi: turizmde AI devrimi Haber

Rezervasyonlar 30 saniyeye indi: turizmde AI devrimi

Seyahat ve turizm sektöründe, özellikle grup rezervasyonları, genellikle manuel süreçlerle ve e-posta üzerinden yapılıyordu. Ancak, İsviçre merkezli teknoloji girişimi Lobby, bu süreci büyük bir hızla değiştiriyor. Yeni nesil yapay zeka platformu sayesinde, grup rezervasyonları artık yalnızca 30 saniyede tamamlanabiliyor. Bu yenilik, satış dönüşüm oranlarını artırırken, sektörde verimlilik açısından çığır açıyor. AI destekli rezervasyon süreci Lobby'nin geliştirdiği yapay zeka platformu, gelen e-posta taleplerini analiz ederek sadece 30 saniye içinde doğru rezervasyonlara dönüştürme yeteneğine sahip. Bu hızlı dönüşüm, yanıt sürelerini %75 oranında kısaltırken, dönüşüm oranlarını da %15’e kadar artırıyor. Bu gelişme, sektördeki manuel süreçleri büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Yatırım turu ve hedefler Lobby, Founderful liderliğinde 2.2 milyon dolarlık yatırım aldı. Bu yatırım, şirketin yalnızca otelcilik sektöründe değil, tüm turizm ekosisteminde büyümesini hedefliyor. Lobby, MICE (toplantı, kongre ve etkinlik), deneyim ve aktiviteler, kruvaziyer ve havayolu gibi farklı turizm segmentlerine de açılmayı planlıyor. Yeni teknolojinin avantajları Lobby’nin AI platformu, gelen talepleri anlayabilme, fiyatlandırma ve sözleşmeleri doğrulama, stok ve müsaitlik kontrolü yapabilme gibi çeşitli özelliklere sahip. Platform, 100'den fazla dilde talepleri anlayabiliyor, teklif hazırlayıp otomatik takip gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, platform, 300 odalı ve çok tarihli organizasyonları bile saniyeler içinde yönetebiliyor. Sektörün en karmaşık alanı: Grup rezervasyonları Pascal Mathis, yatırım kararını şu sözlerle açıkladı: “Lobby, seyahat sektörünün en karmaşık ama en değerli alanlarından biri olan grup rezervasyonlarını hedef alıyor. Bu alanda gerçek bir sorunu çözen güçlü bir teknoloji geliştirdiler.” Lobby CEO’su Romy Abbrederis ise, bu yatırımın yalnızca otelcilik dışına çıkmalarını değil, tüm turizm sektörüne yayılmalarını sağlayacağını vurguladı. Hızlı entegrasyon ve esnek kullanım imkanları Lobby platformu, işletmelerin mevcut sistemleriyle kolayca entegre olabiliyor. Gmail ve Outlook ile entegre olabilen platform, ayrıca PMS sistemleriyle bağlantı kurabiliyor ve işletmelere hızla 4 gün içinde entegrasyon, 2 gün içinde kurulum sağlıyor. Ayrıca, işletmeler tamamen otomatik bir sistem ya da insan onaylı (human-in-the-loop) bir model tercih edebiliyor.

Ulaştırma Bakanı Duyurdu, Havalimanlarından Hazineye 3,57 Milyar Euro Gelir Haber

Ulaştırma Bakanı Duyurdu, Havalimanlarından Hazineye 3,57 Milyar Euro Gelir

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Kamu özel işbirliği modeliyle havalimanlarımızdan Hazine’ye yaklaşık 3,57 milyar Euroluk katkı sağladık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve Bakanlığı’na ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Uraloğlu, 2 bin 3 şantiyede 103 binin üzerinde personelle çalışmalarının aralıksız biçimde sürdüğünü söyleyerek, "Doğrudan istihdam ettiğimiz 235 bin kişi mevcuttur. Yatırım programımızdaki 2 bin 171 projenin büyüklüğü de 5.2 trilyon liraya ulaşmış durumdadır. 2025 yılında Bakanlığımızın yatırım bütçesi için 488 milyar TL ödenek ayrılmıştı. 2026 yılında bu rakamı 571 milyar TL'ye çıkarmayı hedefliyoruz. Bakanlık olarak vizyonumuz açık ve nettir. İnsan ve çevre odaklı akıllı ve güvenliğin tekrar ulaştırma sistemleriyle hızlı iletişim ağlarıyla dünyada öncü olmak. Ulaştırma ve lojistik ana planımız da tam olarak bu hedeflerin yol haritası niteliğindedir. Tüm ulaşım segmentlerini tek bir sistem olarak ele alıyor. Verimlilik, güvenlik ve çevre hassasiyetini bir araya getiriyoruz"ifadelerini kullandı. Türkiye’nin 4 saatlik uçuş mesafesinde 1.5 milyar insanın yaşadığını hatırlatan Uraloğlu, bu insanların yaşadığı 67 ülkenin ekonomik büyüklüğünün 155 trilyon dolar olduğunu kaydetti. Uraloğlu, "Bu nedenle artık sadece Türkiye'siz koridor olmaz demiyor aynı zamanda Türkiye'siz güvenlik ve istikrar da olmaz diyoruz. Türkiye yalnızca bir geçiş noktası değil, Avrasya lojistiğinde istikamet belirleyen barış canlısı ve istikrarlı bir merkezdir. Asya’dan Avrupa'ya uzanan bu koridor hem en kısa hem de en güvenli ticaret güzergahıdır. Deniz yoluyla 45 güne varan uluslararası nakliye sürelerini Türkiye üzerinden demir yoluyla 18 güne indiriyoruz. Marmaray geçişiyle Çin'den gelen yükleri Avrupa'ya kesintisiz ulaştırıyoruz. Zengazur Koridoru'nun önemli bir bölümünü oluşturan Kars-Iğdır Dilucu hattının tamamlanmasıyla orta koridoru iki ayrı sınır kapısından ülkemize bağlayacak yeni bir stratejik derinlik oluşturuyoruz. Ülkemizin lojistik gücünü zirveye taşıyacak tarihi bir hamle olan kalkınma yolu projesi de Basra Körfezi'nden başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşacak yepyeni bir ticaret koridorudur" şeklinde konuştu. "Bugün dört sektörde tamamladığımız 71 kamu özel işbirliği projesinin yatırım tutarının 51 milyar dolar olduğunu belirtmek isterim" diyen Uraloğlu şöyle konuştu: "Emtia fiyatlarındaki döviz bazlı artışlar esas alındığında aynı projeleri bugün yeniden yapmanın bedeli 90 milyar dolardır. Şayet bu yatırımları sadece kamu bütçesiyle yapmaya kalksaydık bu projeler ya yıllarca gecikecek ya da hiç yapılamayacaktı. Kamu özel işbirliği modeliyle projeleri vaktinde hayata geçirdik ve ülkemize 39 milyar dolarlık daha karlı bir yatırım kurulmuş oldu. Kamu özel işbirliği bir yapım modeli olduğu gibi aynı zamanda bir finansman modelidir. İstanbul Havalimanı, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Osman Gazi Köprüsü, İstanbul İzmir Otoyolu ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi projelerimizin stratejik önemi bugün daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Kamu özel işbirliği projeleriyle hayata geçirdiğimiz havalimanı projelerimizde garanti rakamlarını aşarak ülkemizi önemli gelirleri elde etmiş oldu. Bu kapsamda bugüne kadar İstanbul Havalimanı, Antalya Havalimanı ve Esenboğa Havalimanı'ndan toplam 3 milyar 428 milyon Euro kira geliri elde etti. Ayrıca İstanbul ve Esenboğa Havalimanı'ndan da son bir yıl içerisinde beklenenden fazla yolcu gerçekleşmesinden dolayı 137 milyon Euro ilave gelir elde etmiş olduk. Böylece kamu özel işbirliği modeliyle havalimanlarımızdan Hazine’ye yaklaşık 3,57 milyar Euroluk katkı sağladık." Uraloğlu, 2025 yılında denizcilik alanında Türk denizciliği açısından altın yılını yaşadığını belirterek, "2002’de 8,9 milyon ton ile 17. sırada olan Türk Deniz Ticaret Filomuzu Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğumcusunda 2 bin 203 gemiyle 53,1 milyon tona ulaştırarak dünyada ilk 10 arasına soktuk. 550 bin ton olan tersane kapasitesini 4,79 tona, 37 tersane sayımızı 85’e, balıkçı barınağını 178’den 408’e, 8 bin 500 olan yat bağlama kapasitesini yaklaşık 26 bine çıkardık. Yine dünyadaki 100 konteyner limanı arasına Aliağa Limanı’nı da ilave ederek beşinci limanımızı buna ilave etmiş olduk. Antalya Demre Yat Limanı'nı ve Gazipaşa Yat Limanı'nı yıl içerisinde hizmete açtık. Denizcilik alanında karar verici ülkeler kategorisinde Türkiye'yi ön plana çıkardık çok şükür" diye konuştu.

ETİK Başkanı Mehmet İşler, Turizm Sektöründe Yeniden Yapılanma Çağrısı Yaptı Haber

ETİK Başkanı Mehmet İşler, Turizm Sektöründe Yeniden Yapılanma Çağrısı Yaptı

ETİK Başkanı Mehmet İşler, ülkemiz ve dünyadaki güncel gelişmelerin turizme etkilerine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de turizm sektörünün son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşadığını savunan İşler, kapsamlı bir yeniden yapılanmanın zorunlu hale geldiğini söyledi. Mehmet İşler; “Türkiye turizm sektörü son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Yüksek faiz oranları, artan enerji ve personel giderleri, SGK primleri ve vergi yükleri otellerin kârlılığını ciddi biçimde zorluyor. Sektörün bu baskı altında ayakta kalabilmesi için acilen kapsamlı bir yeniden yapılanmaya gereksinimi var. Birçok bölgede doluluklar yüksek. Ancak, işletmeler maliyet baskısı altında eziliyor. Enerji, gıda, içecek, işgücü, bakım ve finansman maliyetleri son iki yılda olağanüstü arttı. Faiz oranları yatırım yapmayı neredeyse imkânsız hale getirdi. Doluluk var ama kârlılık yok. Bu sürdürülebilir bir tablo değildir. Sektörün artık verimlilik, dijitalleşme ve enerji tasarrufu temelli bir modele geçmesi gerekiyor. Her işletme kendi içinde tasarruf, planlama ve verimlilik kültürünü oluşturmalı, enerji yönetiminden personel planlamasına, satın almadan dijital pazarlamaya kadar tüm süreçleri yeniden gözden geçirmelidir. Artık ‘dolu olsun yeter’ dönemi bitmiştir. Kârlı doluluk devrine geçmemiz gerekiyor.” “TURİZM TÜRKİYE’NİN VİTRİNİDİR” “Turizm; ülkeye döviz kazandıran, cari açıkları kapatan, ekonomiye can suyu veren, stratejik bir sektördür. Yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir değerdir. Dünya insanının, ülkemize bakış açısını yönlendiren, vitrinidir, yüzüdür. Bu vitrin güçlü kalmalıdır. Turizm işletmeleri bu nedenle sadece finansman değil, kamusal yükümlülükler açısından da yeniden desteklenmelidir. Bugün otellerin gelirlerinin büyük bir bölümü vergi, prim ve enerji maliyetlerine gidiyor. Eğer sektör maliyet yükü altında ezilirse, yalnızca oteller değil, tedarikçiler, taşeronlar, ulaşım sektörü ve yerel esnaf da zarar görecektir.” “SGK PRİMLERİ VERGİLER HARÇLAR EN AĞIR YÜK” “SGK primleri, vergiler ve yerel harçlar otelcinin sırtındaki en ağır yük haline gelmiştir. Devletin ve özel sektörün el ele verip gerçekleştireceği bir turizm reformuna acilen ihtiyaç vardır. Faiz yükü, SGK primleri, stopaj, KDV ve konaklama vergisinde kalıcı düzenlemeler zaman kaybetmeksizin yapılmalıdır. Bu sadece turizmci için değil, Türkiye ekonomisi için de bir zorunluluktur. Erken hareket edilmeli, 2026 sezonuna hazırlık bugünden başlamalıdır. Sektörün nefes alabilmesi için yapısal bir dönüşüm artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Aksi halde birçok tesis önümüzdeki sezonu çıkaramayacaktır.” Dedi.

Milyarlık Girişimin CEO'su: Başarıda Mikro Yönetimin Yeri Yok Haber

Milyarlık Girişimin CEO'su: Başarıda Mikro Yönetimin Yeri Yok

Kendi servetini sıfırdan oluşturan 48 yaşındaki girişimci Fawn Weaver, asla mikro yönetim yapmadığını ve bu yaklaşımın büyümesinin en büyük sırrı olduğunu vurguluyor. Fawn Weaver, bazı yöneticilerin personelin yaptığı her işi kontrol etme eğiliminde olduğunu belirtirken, kendisinin böyle bir yöntemi benimsemediğini söylüyor. Weaver’ın bu yönetim felsefesi, Uncle Nearest Premium Whiskey adlı şirketini rekor bir başarıya ulaştırmış durumda. MİLYARLIK DEĞERLEME 2016 yılında kurulan Tennessee merkezli Uncle Nearest, Forbes ve International Wine and Spirits Record’a göre Mayıs ayında 1,1 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşarak Amerikan viski markaları arasında en hızlı büyüyen şirket oldu. LinkedIn’in "This Is Working" video serisine konuşan Weaver, bu başarının mikro yönetimle değil, çalışanlarına duyduğu güvenle mümkün olduğunu belirtti. "EN İYİLERİ İŞE ALIYORUM VE YOLUNDAN ÇEKİLİYORUM" Weaver’a göre, işin sırrı iki temel politikada yatıyor: Zamanın en verimli şekilde kullanılması ve bir işi başka biri yapabiliyorsa, o kişinin yapmasına izin verilmesi. Kendisi bu felsefeyi şu sözlerle özetliyor: "Mikro yönetim işe yaramıyor. Ben bu şirketi tamamen 'kurum içi girişimciler' üzerine kurdum. Herkes kendi işinin sahibi. En iyileri işe alıyorum ve onların yolundan çekiliyorum". MİKRO YÖNETİM NEDİR? Weaver’ın eleştirdiği mikro yönetim, çalışanların iş süreçlerinin aşırı denetimi ve onlara kararlarda yetersiz inisiyatif verilmesi anlamına geliyor. LinkedIn’de yer alan bir makaleye göre, bu yönetim modelinin şu olumsuz etkileri var: Çalışanların moral ve güvenini azaltır. İş gücü değişim oranlarını artırır. Tükenmişliğe yol açar. Üretkenliği düşürür. Weaver, mikro yönetim yerine çalışanlarına güvenmeyi ve onların yetkinliklerine saygı duymayı tercih ederek, Uncle Nearest’i dev bir marka haline getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.