Hava Durumu

#Unesco

TOURISMJOURNAL - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı Haber

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı

Fit Reisen’in 2026 sıralaması, 70 büyük şehirdeki yaklaşık 2.500 parkı ve 7,5 milyondan fazla Google yorumunu analiz etti. Sonuçlar, hem ünlü noktaları hem de yükselen yeni parkları bir araya getirerek insanların en çok sevdiği yerleri ortaya koyuyor. Madrid’deki Retiro Park zirvedeki yerini korurken, Moldova’dan bir sürpriz park hızla üst sıralara tırmanıyor. Tourism Review, Avrupa’nın en iyi şehir parklarını sunuyor. 10/ Valea Morilor City Park, Chișinău, Moldova 4.8/5 yıldız (16.164 yorum) Herkesi şaşırtan bir şekilde Valea Morilor Park, 80. sıradan Avrupa’nın en iyi 10 şehir parkı arasına yükseldi. Puanı da 4,7’den 4,8’e çıkarak küçük ama önemli bir artış gösterdi. 1950 yılında kurulan bu alan, 114 hektarlık geniş bir yeşil alanı kapsıyor. Merkezinde ise büyük bir yapay göl bulunuyor. Aileler göl kıyısındaki yürüyüş yolunda geziniyor, sandal kiralıyor ya da güneşle ısınan çimenlik alanlarda dinleniyor. Üzerlerinde yükselen ünlü “Şelale Merdivenleri” 218 basamaktan oluşuyor. Ancak en dikkat çeken yapı, Avrupa’nın en büyük açık hava sahnesi olarak bilinen Green Theatre (Yeşil Tiyatro). 9/ Bernardin Garden. Vilnius, Lithuania 4.8/5 yıldız (18.025 yorum) Sıralamada bir basamak yükselerek 10. sıradan 9. sıraya çıkan bu yeşil alan, Eski Şehir bölgesinde yer alıyor ve Gediminas Tepesi’nin yakınında, Vilnia Nehri’nin kıyısına ve eski Bernardine Manastırı’nın çevresine konumlanıyor. Bir zamanlar keşişlerin bahçesi olarak kullanılan alan, 2012 yılına kadar kapalı kaldı; o tarihte yapılan kapsamlı restorasyonla yeniden ziyaretçilere açıldı. Özenle düzenlenmiş çiçek tarhları arasında çeşmeler ve heykelsi detaylar yer alırken, küçük oturma alanları açık gökyüzü altında sakin köşeler oluşturuyor. Eskiden sessiz olan bu alan, festivallerle birlikte bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Özellikle Litvanya’nın koro gelenekleriyle bağlantılı performanslar ve Kristupo kutlamaları sırasında yoğun bir canlılık kazanıyor. Müzik yükseldikçe ve insanlar açık hava sahnesi etrafında toplandıkça parkın atmosferi tamamen değişiyor. 8/ Maksimir Park, Zagreb, Croatia 4.8/5 yıldız (21.490 yorum) Güney Avrupa’da yer alan bu geniş yeşil alan, 316 hektarlık yüzölçümüyle bölgenin en tarihi şehir parkları arasında yer alıyor. Yerel halk tarafından çok sevilen park, turistler tarafından da keşfediliyor; ağaçların arasında kuş sesleri eşliğinde yoga yapmak, koşu yapmak ya da sakin köşelerde dinlenmek için ideal bir alan sunuyor. Park içinde birden fazla göl bulunuyor. Ayrıca Echo Pavilion gibi tarihi yapılar da dikkat çekiyor. Hemen yakınında ise yeşilliklerin içine gizlenmiş Zagreb Hayvanat Bahçesi yer alıyor. Bir ziyaretçinin ifadesi durumu özetliyor: “Zagreb’e yapılan her seyahatte mutlaka görülmesi gereken bir yer.” 7/ Citadel Park, Poznań, Poland 4.8/5 yıldız (23.194 yorum) Bir zamanlar Napolyon’un komutası altında askerlerin toplandığı bu alanda bugün çiçekler sessiz sıralar halinde açıyor. Prusya dönemine ait taş surların yükseldiği yerde artık toprak, renk ve güneşle can buluyor. Sert tahkimatların yerini yumuşak topraklar ve çiçeklerle örülü yollar almış durumda. Savaşla şekillenmiş bu yüksek alan, bugün bambaşka bir atmosfer taşıyor. Geniş yürüyüş yolları arasında ziyaretçiler heykellerle karşılaşıyor, açık hava performansları için yapılmış bir tiyatro alanı görüyor ve geçmiş olayları hatırlatan anıtlar ile askeri tarih sergisini keşfediyor. Ancak burası yalnızca bir anma alanı gibi değil; günlük yaşamın enerjisi burada güçlü şekilde hissediliyor. Koşucular hızla geçiyor, aileler çocuklarıyla vakit geçiriyor, öğrenciler gruplar halinde dolaşıyor. Tüm bu hareketlilik, burayı Poznań’ın en sevilen parklarından biri haline getiriyor. 6/ Planten un Blomen, Hamburg, Germany 4.8/5 yıldız (25.486 yorum) Almanya genelindeki sıralamalarda hâlâ zirvede yer alan bu yeşil alan, Avrupa’nın en dikkat çekici parklarından biri olarak öne çıkıyor. Alışveriş caddeleri, kongre alanları ve hareketli St. Pauli semti arasında konumlanan 45 hektarlık bir dinlenme alanı sunuyor. Parkın farklı bölümleri temalara ayrılmış; bir alanda güller açarken, başka bir bölümde su öğeleri ön plana çıkıyor. En büyük özelliği ise kıta genelindeki en büyük Japon bahçesine ev sahipliği yapması. Her akşam Mayıs ile Eylül ayları arasında, su üzerinde ışık gösterileri gerçekleşiyor ve bu gösteriler zamanla sessiz bir geleneğe dönüşmüş durumda. Önce yerel halk, ardından ziyaretçiler geliyor; şehir hareketliliğinin ortasında ışığın ve sakinliğin uyumuna çekiliyorlar. Özenle bakılan bahçeler bu anlara çerçeve oluşturuyor ve Almanya’nın en yoğun şehirlerinden birinde beklenmedik bir huzur alanı ortaya çıkıyor. Akşam karardıktan sonra su yüzeyindeki yansımalarla birlikte bu sakinlik daha da belirgin hale geliyor. 5/ Kalemegdan Park, Belgrade, Serbia 4.8/5 yıldız (35.489 yorum) Sava Nehri’nin Tuna’ya karıştığı noktada, yüksek bir tepe üzerinde yer alan bu eski kale, Roma dönemine kadar uzanan köklü geçmişiyle Avrupa’nın en güzel şehir parklarından biri olarak kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca şekillenen bu alan, farklı imparatorlukların izlerini taşıyor; önce Bizans, ardından Osmanlı, daha sonra Viyana etkisi… Her dönem, taşlara ve yerleşim düzenine kendi izini bırakmış durumda. Yeşil tepeler, aşağıdaki şehir hareketliliğiyle burada adeta iç içe geçiyor. Yıl boyunca Belgrad’ın en önemli buluşma noktalarından biri olan bu geniş alan, içinde bir hayvanat bahçesi ve askeri müze barındırıyor. Açık hava performans alanları ise sürekli bir canlılık katıyor. Hem tarih hem doğa hem de sosyal yaşamın birleştiği bu park, şehrin en yoğun ziyaret edilen noktalarından biri olmayı sürdürüyor. 4/ Stavros Niarchos Park, Athens, Greece 4.8/5 yıldız (44.416 yorum) Çağdaş tasarımın etkileyici bir örneği olan bu alan, bugün Avrupa genelinde geniş kabul görmüş durumda. 2016 yılında, Saron Körfezi yakınlarında eskiden at yarışlarının yapıldığı bir arazi üzerine inşa edildi ve mimar Renzo Piano tarafından tasarlandı. Yeşil alanlar suyla birleşen açık peyzajlara akarken, Yunan Ulusal Operası ve Ulusal Kütüphane gibi önemli kurumlar da burada yer alıyor. Tüm bu yapılar, ışık, mekân ve düzen üzerinden sessiz bir uyumla bütünleşiyor. Bölgede 1.450’den fazla ağaç ve yaklaşık 280.000 yerli çalı bulunuyor; bu da alanın zengin bitki örtüsünü ortaya koyuyor. Sıcak yaz gecelerinde düzenlenen müzik performansları ve açık hava etkinlikleri, burayı canlı bir buluşma noktasına dönüştürüyor. Yaratıcılığın ve peyzajın şehir gökyüzü altında buluştuğu bir alan haline geliyor. 3/ Greenwich Park in London, UK 4.8/5 yıldız (49.597 yorum) Derinlere kök salmış kadim ağaçları arasında zaman adeta yavaşlıyor. 1400’lü yıllarda, Kral Henry V döneminde ortaya çıkan bu açık alan, şehrin ilk kraliyet yeşil alanı olma özelliğini taşıyor. Merkezinde yer alan gözlemevi, bir zamanlar dünyanın saatlerini ayarlayan nokta olarak biliniyor. Doğu ile batıyı ayıran hat ise tam olarak bu parkın içinden geçiyor. Tarihi yönünün ötesinde ziyaretçiler burada kiralanabilen kayıklarla gezebiliyor, tenis oynayabiliyor ve cam arkasındaki hayvanları görebiliyor. Ayrıca şehir merkezinin ötesine uzanan çatılar boyunca geniş manzaralar sunan seyir noktaları da bulunuyor. Tüm bu özellikleriyle, şehir merkezinin dışına çıkmayı fazlasıyla hak eden bir deneyim sunuyor. 2/ Schönbrunn Palace Park, Vienna, Austria 4.8/5 yıldız (59.762 yorum) Barok bir harikanın içinde, imparatorluk katmanları sessizce kendini gösteriyor. 1700’lü yıllarda İmparatoriçe Maria Theresa döneminde inşa edilen bu alan, Habsburg hükümdarları için bir dinlenme yeri olarak kullanıldı; bir zamanlar gücün bahçeler arasında soluklandığı bir mekândı. Bugün UNESCO tarafından da koruma altına alınmış olan bu saray ve çevresi, yalnızca tarihe değil, yaşayan bir alana da ev sahipliği yapıyor. Sabah erken saatlerde sisin içinde koşucular geçerken, ziyaretçiler gelenekle biçimlenmiş kısa çimlerin üzerinde durup dinleniyor. Gloriette’nin taş yapısından bakıldığında ise manzara, uzak Alpler’e kadar uzanan geniş bir ufka açılıyor. İnsanlar burada kraliyeti yüceltmek için değil, sadece o geniş gökyüzünün altında bulunmak için bir araya geliyor. Yakınında dikkat çekici Palm House yer alırken, Schönbrunn Hayvanat Bahçesi de kesintisiz olarak faaliyet gösteren dünyanın en eski hayvanat bahçesi olmasıyla tarihte özel bir yere sahip. 1/ Retiro Park, Madrid, Spain 4.8/5 yıldız (209.919 yorum) Hâlâ zirvede yer alan Madrid’in en büyük yeşil alanı, liderliğini koruyor. 1600’lü yıllarda Kral IV. Felipe döneminde kraliyet kaçamağı olarak ortaya çıkan bu yemyeşil alan, 19. yüzyılda sıradan ziyaretçilere açıldı. Bugün UNESCO statüsünü gururla taşıyor. 1,43 kilometrekarelik geniş bir alana yayılan parkın içinde, Kristal Saray olarak bilinen cam bir yapı da bulunuyor. Yakınında, bronzdan yapılmış Kral XII. Alfonso’nun atlı heykeli yükseliyor. Daha az bilinen bir köşede ise tartışmalı bir Lucifer heykeli sessizce yer alıyor. Göl üzerinde süzülen kayıklar yavaşça ilerlerken, çevredeki sokak sanatçılarının müzikleri havaya karışıyor. Heykeller ve açan güller arasında insanlar kendi ritimlerinde yürüyüş yapıyor. Madrid’in bu bölgesi, her ziyaretçiye farklı bir deneyim sunarak şehrin kalbinde kendine özgü bir atmosfer yaratıyor.

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı Haber

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı

21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, Manisa’yı hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen ziyaretçilerle buluşturdu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde hazırlanan program kapsamında kent, adeta günler boyunca açık hava sahnesine dönüştü. Festival süresince Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen etkinlikler yoğun ilgi gördü. Sanatçılar Erkan Can ve Güven Kıraç ile şef Danilo Zanna’nın katıldığı söyleşiler, gastronomi tutkunlarını bir araya getirirken, 5 bin kişilik Manisa Bahar Pilavı ikramı renkli görüntülere sahne oldu. Frida Kahlo’nun Günlükleri sergisi Ege Bölgesi’nde ilk kez sanatseverlerle buluşurken, tiyatro ve edebiyat etkinlikleri de festival programına damga vurdu. Spor etkinlikleri de festivalin önemli parçalarından biri oldu. Spil Dağı’nda ilk kez düzenlenen kamp etkinliği doğaseverleri bir araya getirirken, kent genelinde gerçekleştirilen satranç, briç ve dağ bisikleti yarışmaları büyük heyecan yaşattı. Uluslararası katılımın da yoğun olduğu festivalde, 12 farklı ülkeden gelen halk dansları ekipleri ve delegasyonlar Manisa sokaklarını kültür şölenine çevirdi. Festivalin finalinde ise asırlardır süregelen gelenek yaşatıldı. Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden dualar eşliğinde saçılan 10 ton mesir macunu için on binlerce vatandaş meydanları doldurdu. Şifa bulmak isteyen vatandaşlar mesir kapabilmek için yoğun çaba harcadı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin kapsamının her geçen yıl genişlediğini belirterek, "Bu organizasyonu sadece bir saçım töreni olmaktan çıkarıp, sanatıyla, gastronomisiyle ve sporuyla yaşayan bir festivale dönüştürdük. Manisa’nın kültürel ve turizm potansiyelini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz" dedi.

Akhisar’da zeytin çalıştayı başlıyor Haber

Akhisar’da zeytin çalıştayı başlıyor

2023 yılında UNESCO tarafından "Zeytin Yetiştiriciliği ile İlgili Geleneksel Bilgi, Yöntem ve Uygulamalar" başlığıyla Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilen zeytin kültürü, bu çalıştayla birlikte uluslararası düzeyde kazandığı değeri Akhisar’da somut bir platforma taşıyacak. UNESCO sürecinin ardından bu kapsamda düzenlenen ilk programın Akhisar’da gerçekleştirilecek olması, ilçe açısından ayrı bir önem taşıyor. Türkiye’nin en önemli zeytin üretim merkezlerinden biri olan Akhisar’da yapılacak çalıştayda, geleneksel üretim yöntemleri ele alınacak, sektörde yaşanan sorunlar değerlendirilecek ve zeytinciliğin geleceğine yönelik çözüm önerileri geliştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, Manisa Valiliği ev sahipliğinde gerçekleştirilecek etkinlik; UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Akhisar Kaymakamlığı, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Akhisar Ticaret Borsası, Akhisar Ticaret Odası ve Akhisar Zeytin İhtisas Organize Sanayi Bölgesi iş birliğiyle düzenleniyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek olan çalıştay, 29-30 Nisan tarihlerinde zeytin paydaşlarını bir araya getirecek. Etkinliğin açılışı 29 Nisan’da Akhisar Egea Zeytin ve Zeytincilik Müze Restoran’da yapılacak. Çalıştayın, geleneksel zeytin yetiştiriciliğinin korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması adına önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Bilim Üniversitesi Martı Ödülleri sahiplerini buldu Haber

Bilim Üniversitesi Martı Ödülleri sahiplerini buldu

Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından düzenlenen Martı Ödül Töreni, turizm ve gastronomi alanına değer katan isimleri aynı çatı altında buluşturdu. Akademi, sektör ve girişimcilik ekosistemini bir araya getiren törende, Antalya’nın turizm ve gastronomi vizyonuna katkı sunan kişi, kurum ve projeler ödüllendirildi; farklı alanlarda katkı sağlayan paydaşlara da teşekkür belgeleri takdim edildi. “Termessos: Geleceğe Miras” UNESCO Yolunda Programın açılışı, Antalya Bilim Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi ve Termessos Kazı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Koçak’ın konuşmasıyla yapıldı. Koçak, “Termessos: Geleceğe Miras” başlıklı sunumunda; Güllük Dağı (Termessos) Milli Parkı, antik kentin tarihsel önemi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi süreci ve yürütülen kazı çalışmalarına ilişkin bilgiler paylaştı. Prof. Dr. Fatma Bike Kocaoğlu Onur Ödülünün Sahibi Oldu Sunumun ardından ödül takdimlerine geçildi. Törende Onur Ödülü, akademik çalışmalarıyla alana uzun yıllardır katkı sunan Prof. Dr. Fatma Bike Kocaoğlu’na verildi. Üniversite-Sektör İş Birliği Ödülü, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) tarafından yürütülen “Sektör Sınıfta” Projesi adına, POYD Başkanı ve Limak Otelleri Turizm Grubu Başkan Vekili Hakan Saatçioğlu’na takdim edildi. Törende Antalya Turizmine Katkı Ödülleri de farklı alanlardaki katkıları görünür kıldı. Antalya turizminin gelişimine ve tanıtımına katkıları dolayısıyla Antalya Turizm Fuarı (ATF), GM Dergisi ve QM Tourism Awards adına Selçuk Meral ödüle layık görüldü. AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu turizmde destek ödülü alırkan, Antalya gastronomisinin gelişimine ve tanıtımına katkı sunan 7 Mehmet adına Mehmet Akdağ ödül aldı. Kilit Hospitality Group’un “Culinary Forum” etkinliği nedeniyle Tolga Kilit ödüllendirildi. Ormana Active Kurucusu Tolga Özgüven, turizme katkıları dolayısıyla “Teşekkür Belgesi”aldı. Ormana bölgesinde geliştirdiği sürdürülebilir turizm projeleriyle Ormana Active, doğa temelli deneyim turizmine sunduğu katkılarla ödüle layık görüldü. Bölgenin doğal ve kültürel mirasını koruyarak turizme kazandıran yaklaşımıyla fark yaratan markanın kurucusu Tolga Özgüven, bu çalışmaları doğrultusunda “Turizme Destek Ödülü”ne layık görüldü. Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’ya Sürpriz Ödül Turizm Ekosistemi Ödülü ise, Touristech Kuluçka Programı ile turizm teknolojilerine destek başlığıyla Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’ya takdim edildi. Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi, akademi ile sektörü entegre eden yaklaşımı, uygulamalı eğitim modeli ve girişimcilik odaklı projeleriyle çok sayıda yerli ve yabancı öğrenci yetiştiriyor. Fakülte bünyesinde yürütülen çalışmalar; turizm teknolojileri, sürdürülebilirlik ve yenilikçi iş modelleri alanlarında yeni nesil profesyoneller yetiştirmeyi hedeflerken, Touristech gibi programlarla girişim ekosistemine de aktif katkı sunuyor. Bu vizyon, üniversitenin turizm sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmasının yanı sıra, sektörde dönüşümü destekleyen önemli bir rol üstlenmesini sağlıyor. Touristech Demo Günü Jüri Ödülleri kapsamında girişimcilik alanındaki projeler ödüllendirildi. En Başarılı Girişim ödülü Heat Interactive ekibine, ikinci ödül Sunflow girişimine, üçüncü ödül ise MAS ekibine verildi. Törende ayrıca Uygulamalı Eğitime Destek Ödülü kapsamında Rixos Hotels, DoubleTree by Hilton Antalya Kemer All-Inclusive ve Megasaray Hotels ödüllendirildi. Program kapsamında sektöre katkı sunan paydaşlara da teşekkür belgeleri takdim edildi. Martı Ödül Töreni, turizm ve gastronomi alanında üretimi, iş birliğini ve yenilikçiliği teşvik eden yapısıyla dikkat çekti. Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon, sektör ve akademiyi aynı platformda buluşturarak güçlü bir birliktelik mesajı verdi.

Urfa’nın gastronomi adaylığı İstanbul’dan dünyaya duyuruldu Haber

Urfa’nın gastronomi adaylığı İstanbul’dan dünyaya duyuruldu

Bu prestijli adaylık, Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen özel bir lansmanla duyuruldu. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen geceye, İstanbul Valisi Davut Gül, Bayrampaşa Kaymakamı Abdullah Çiftçi, Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy, Cumhurbaşkanlığı Tarım Gıda Politikaları Kurulu Üyesi İş İnsanı Ramazan Bingöl, gastronomi dünyasının önde gelen isimleri, iş dünyasından temsilciler, kanaat önderleri, ünlü şefler ve basın mensupları katıldı. Lansman gecesi, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri kimliğini yansıtan Vox Humanis konseriyle başladı. Şanlıurfa’dan yükselen çağdaş bir çok sesli koro olan Vox Humanis; Anadolu’nun çok kültürlü müzik hafızasını Batı koro geleneğiyle buluşturan repertuvarıyla, bölgesel mirası evrensel bir sahne diliyle yorumlayan güçlü bir sanat odağı olarak geceye damga vurdu. Şanlıurfa’nın adaylığı, yalnızca bir şehir tanıtımı değil, insanlık tarihinin en erken yerleşimlerinden biri olan bu coğrafyanın, sofra kültürü üzerinden yeniden anlatılması anlamına geliyor. IGCAT (International Institute of Gastronomy, Culture, ArtsandTourism) tarafından yürütülen süreçte şehirler yalnızca mutfak zenginliğiyle değil, kültürel mirasın korunması, yerel üretimin sürdürülebilirliği ve gastronominin bir kalkınma modeli olarak ele alınması gibi çok katmanlı kriterler üzerinden inceleniyor. Adaylık Süreci ve Paydaşlar Unutulmaya yüz tutmuş Urfa yemeklerini yeniden gün yüzüne çıkarmak, geleneksel tarifleri kayıt altına almak ve ata tohumlarını koruyarak yerel üreticiyi güçlendirmek adına başlatılan bu sürecin ilk etabında, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile IGCAT arasında ön görüşmeler gerçekleştirildi. Ardından, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından Şanlıurfa'yı temsil etmek üzere, Harran Üniversitesi, Haliliye Belediyesi, Eyyübiye Belediyesi, Karaköprü Belediyesi, GAP İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası,SlowFood Türkiye Network ve Bureau Gastronomica’nın dahil olduğu güçlü bir paydaşlık komisyonu oluşturuldu. Hazırlanan başvuru dosyası, Barcelona'da düzenlenen IGCAT Danışma Kurulu Toplantısı'nda değerlendirildi ve Şanlıurfa, Türkiye'den bu ünvan için resmî aday ilan edilen ilk şehir oldu. “Sadece Bir Adaylık Değil” Lansmanda konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu buluşmanın yalnızca bir lansman değil, insanlık tarihinin en kadim sofralarından birinin etrafında gerçekleşen anlamlı bir buluşma olduğunu vurguladı. Şanlıurfa’nın tarihsel derinliğine dikkat çeken Gülpınar, şehrin kuruluş tarihinin bilimsel olarak kesin şekilde belirlenemeyen en eski yerleşimlerden biri olduğunu ifade ederek, her yeni arkeolojik bulgunun bu geçmişi daha da geriye taşıdığını belirtti. Yaklaşık 12 bin yıl önce bu topraklarda yaşanan büyük dönüşümün insanlık tarihini değiştirdiğini vurgulayan Gülpınar, buğdayın ilk kez ehlileştirilmesinin yalnızca bir tarımsal gelişme değil, aynı zamanda medeniyetin başlangıcı olduğunu söyledi. Göbeklitepe ve Karahantepe gibi alanların yalnızca geçmişi değil, bugünün sofra kültürünü de anlamlandırdığını ifade eden Gülpınar, Şanlıurfa’da gastronominin bir lezzet meselesinden çok bir hafıza meselesi olduğunu dile getirdi. Şanlıurfa mutfağının gücünün yalnızca çeşitliliğinden değil; toprakla, üretimle ve paylaşım kültürüyle kurduğu bağdan geldiğini de belirten Gülpınar, “Halil İbrahim Sofrası” geleneğinin bu şehrin yalnızca yemek değil, bir gönül kültürü ürettiğinin göstergesi olduğunu ifade etti. Şehrin yalnızca gastronomiyle değil, müzik kültürüyle de güçlü bir mirasa sahip olduğunu vurgulayan Gülpınar, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri unvanının bu çok katmanlı kültürel birikimin önemli bir yansıması olduğunu söyledi. Gastronomi Bir Kalkınma Modeli Şanlıurfa’nın bu süreci yalnızca bir unvan hedefi olarak değil, bütüncül bir kalkınma yaklaşımı olarak ele aldığını belirten Gülpınar; ata tohumlarının korunması, yerel üreticinin desteklenmesi ve geleneksel bilgi birikiminin geleceğe taşınması yönünde kapsamlı bir vizyon ortaya koyduklarını ifade etti. Gastronominin yalnızca tüketim değil, üretimden sofraya uzanan bir değer zinciri olarak ele alınacağını vurgulayan Gülpınar, turizmin yerel yaşamı dönüştüren değil, onunla birlikte büyüyen bir modelle ilerlemesi gerektiğini belirtti. “Türkiye’de Her Şey Var…” Türkiye’nin gastronomi potansiyeline de değinen Gülpınar, şu ifadeleri kullandı:“Türkiye’de her şey var. Ürün var, kültür var, hikâye var… Ama bu hikâyeyi dünyaya anlatacak güçlü bir modele ihtiyacımız var. Biz bu süreci, tam da bu ihtiyaca cevap verecek bir yolculuk olarak görüyoruz.” Şanlıurfa: Geçmişin Hafızası, Geleceğin Mutfağı IGCAT tarafından alınan adaylık kararının resmi olarak iletildiğini belirten Gülpınar, sürecin tüm paydaşlarla birlikte titizlikle yürütüleceğini ve Şanlıurfa’nın 2029 yılında bu unvanı kazanması için kararlılıkla çalışacaklarını da ifade etti. “12 bin yıllık yaşayan bir anlatım” Bu özel gecede video ile mesajını ileten IGCAT Başkanı Diane Dodd yaptığı konuşmada, Şanlıurfa'yı bu kadar eşsiz kılan enerjiyi, lezzetleri ve hikayeleri deneyimlemeyi çok istemesine rağmen İstanbul’a gelemediğini ifade etti ve “Bugün sadece bir kutlama değil. Vizyonun bir takdiridir. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar'ın liderliği ve birçok özverili paydaşın ortak çabası sayesinde Şanlıurfa, olağanüstü mirasını dünyayla paylaşmak için öne çıktı. Bu muhteşem bir hikaye. Gastronominin bir trend değil, 12 bin yıllık yaşayan bir anlatı olduğu bir yer. Taş Tepeler'den alınan ilham, bu toprakların medeniyetin beşiklerinden biri olduğunu, yiyecek, kültür ve topluluğun zaten derinlemesine iç içe geçtiğini hatırlatıyor. Ve bu bugün de devam ediyor’ dedi. “Bu sadece bir unvan değil, bir yolculuk” Dodd, UNESCO Müzik Şehri olarak Şanlıurfa’nın çok güçlü bir şeyi somutlaştırdığını da söyledi ve “müzik ile gastronomi arasında ayrılmaz bir bağ var. Sıra gecelerinde sadece geleneği değil, hem yerlilere, hem de ziyaretçilere hitap eden canlı, nefes alan bir kültürel deneyimi görüyoruz. Dünya Gastronomi Bölgesi Ödülü tam olarak bunu temsil ediyor. Bu sadece bir unvan değil, bir yolculuk. Bölgelerin yerel ekonomilerini güçlendirmelerine, üreticileri desteklemelerine, biyoçeşitliliği korumalarına ve yemek kültürleriyle gurur duymalarına yardımcı olan bir yolculuk. Uluslararası görünürlük yaratıyor. Ancak daha da önemlisi, yerel kimliği ve direnci güçlendiriyor. Şanlıurfa için, Türkiye'den aday gösterilen ilk bölge olmak zaten tarihi bir adım. Güveni gösteriyor. Hırsı gösteriyor. Ve bu, dünyaya net bir mesaj gönderiyor: Bu bölge, kültürü, mirası ve insanlarıyla liderlik etmeye hazır. Bu adaylık önemli çünkü sadece tanınmakla ilgili değil, gelecekle ilgili. Genç nesillerin geleneklerinin değerini gördüğü bir gelecek. Yerel ürünlerin hak ettikleri takdiri kazandığı bir gelecek. Ve gastronominin geçmiş ile gelecek, yerel ile küresel arasında bir köprü haline geldiği bir gelecek. Şanlıurfa'yı çok yakında ziyaret etmeyi, bu zenginliği bizzat deneyimlemeyi ve bu yolculuğa birlikte devam etmeyi gerçekten dört gözle bekliyorum. Bu önemli dönüm noktası için hepinizi tebrik ederim” diyerek sözlerini noktaladı. “Şanlıurfa’nını değerleri yerelden ulusala aktarılacak” Geceyi katılan İstanbul Valisi Davut Gül de yaptığı konuşmada; “Yaklaşık 5 yıl Gaziantep’te görev yaptım. Bu süre içerisinde Şanlıurfa’nın değerlerini, potansiyelini daha yakından tanıma fırsatı yakaladım. Bugün yapılan iş geç kalınmış, ama Şanlıurfa’mıza yakışır, mutlaka da olması gereken bir etkinlik. Dünyanın en eski kültürlerine sahip olan bir coğrafyada ata tohumundan başlayarak, verimli topraklarda, yüzyıllardır bu verimli ürünleri yetiştiren ve aynı şekilde bu ürünleri geleneksel pişirme teknikleriyle bugünlere getiren, dünyanın her tarafında yeme içmenin tek tipleştiği, giyimin tek tipleştiği, kültürün tek tipleştiği bir dönemde, atmosferde yerliliği muhafaza ederek bugünlere kadar gelen, adeta altın kıymetinde bir nimetimiz var. Eksik olan, Şanlıurfalıların da bildiği, Şanlıurfa’ya gelenlerin, Şanlıufra dostalarının bildiği, bu güzel lezzetleri bütün dünyaya tanıtmak. Burada Büyükşehir Başkanı’nın öncülüğünde, ekibiyle, basınıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, paylaşlarıyla Şanlıurfamız görücüye çıktı. İnanıyorum ki Şanlıurfa’nın lezzetleri, musikisi tanındığında, değerleri yerelden ulusala aktarılmış olacak” diyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Sofranın Hikayesi Cumhurbaşkanlığı Tarım Gıda Politikaları Kurulu Üyesi, İş İnsanı Ramazan Bingöl’ün konuşmasının ardından, Şanlıurfa kökenli Şef Gökhan Çilak tarafından, Göbeklitepe’nin de içinde bulunduğu Taş Tepeler arkeolojik kazılarından elde edilen bulguların ilhamıyla kurgulanan, Tersane İstanbul Executive Şefi Efe Anıl Çetin ve mutfak ekibinin katkılarıyla hazırlanan özel menünün sunumuna geçildi. “Toprağın Armağanı”, “Paylaşımın Mutfağı” ve “Geleceğin Yorumu” başlıkları altında şekillenen bu çok katmanlı sofra, Şanlıurfa’nın kadim gastronomi mirasını günümüz yorumuyla bir araya getirerek, insanlığın ilk yemek pratiklerinden bugüne uzanan bir hikâyeyi davetlilere deneyimsel bir anlatıyla sundu. Gökhan şef menüyü tasarlarken, sadece günümüzün yöresel mutfağını yansıtmayı düşünmediğini söyledi. Asıl amacının, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de karşımıza çıkan insanlık tarihinin o en erken yerleşim ve ortak yaşam izlerini, binlerce yıldır bu topraklarda var olan tahıl, baklagil, yabani ot ve ateş kültürüyle birleştirerek profesyonel mutfak diliyle yeniden yorumladığını ifade etti. “Topla, Öğüt, Közle, Paylaş’ “Bu akşam kurduğumuz sofra bir yemek akışından ibaret değil. Şanlıurfa’nın binlerce yıllık gıda hafızasını ve bugün hala capcanlı olan mutfak bilgisini bir araya getiren bir anlatı” diyen Gürkan Şef, menünün her parçasında bambaşka bir hikaye olduğunun altını çizdi ve her tabağın hikayesini şöyle anlattı. “Menünün bir parçası olan her tabak aslında, bu uzun hikayenin farklı bir aşamasını ve katmanını anlatıyor. Yabanın bahşettiklerini anlamak için “Toplamak”. Göbeklitepe’deki o binlerce öğütme taşının emeği ve zamanı temsil eden sesine kulak vermek için “Öğütmek.” Ateşin Şanlıurfa mutfağındaki dönüştürücü gücüyle Şanlıurfa bozkırının yeraltı hazinesi olan keme mantarını “Közlemek.” Ve elbette Şanlıurfa’nın en büyük değerlerinden olan topluluk duygusuyla, yemeğin aslında birlikte yenmek için var olduğunu hatırlayarak sevdiklerimizle “Paylaşmak.”.

Ayvalık’ta uluslararası turizm ağı için yeni hamle Haber

Ayvalık’ta uluslararası turizm ağı için yeni hamle

“12 Ay Turizm Yapmayı Hedefliyoruz” Ege ve Marmara arasındaki Kuzey Ege turizminin sadece doğa değil, bir kültür buluşma noktası olduğunu ifade eden Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü Neslihan Vurucu, “Sürdürülebilir turizm prensipleri doğrultusunda tematik kanalları ön plana çıkartarak nitelikli ve marka değerine sahip 12 ay turizm yapmayı hedefliyoruz. İda Ayvalık Skal Kulübü, bölgede beklenen turizm gelişimine Skal’ın uluslararası etkisinden yararlanarak kaynak sağlayacaktır,” şeklinde konuştu. Bölgenin gastronomik ve kültürel zenginliğini uluslararası platforma taşımanın önemine değinen Skal Türkiye Federasyonu Başkanı Emre Gezgin, “Bir derneğin kuruluşundan öteye; mercan resiflerinden Unesco Dünya Mirası potansiyeline kadar tüm zenginlikleri SKAL’ın etkin gücüne taşıyarak ülkemiz turizmine somut bir katkı koyduk. Kulübün, bölgenin simgesi zeytin ağacı gibi kalıcı olabilmesi için Federasyon ve kulüpler olarak el birliğiyle destek vereceğiz,” ifadelerini kullandı. “İş Dünyasında Dostluğu Ve Güveni Esas Alacağız” Bursa Skal Kulübü Başkanı İsmail Kuru, 40 yıllık Skal üyeliğinde bir hayalin gerçekleşmesine liderlik etmekten onur duyduğunu belirterek, “İda Ayvalık Skal Kulübü’nün 15 seçkin üyesinin ortaya koyduğu inanç ve vizyon, bölgeye geniş bir perspektif kazandıracak. İş dünyasında dostluğu, dostlukta güveni esas alarak kurulan bu dernek hızlı bir büyüme gerçekleştirecektir,” dedi. “Uluslararası Konum İçin Önemli Bir Adım” Başkanlık regalyesini teslim alan İda Ayvalık Skal Kulübü Başkanı Gürcan Koşar, kuruluş sürecinin güçlü bir inanç ve emekle tamamlandığını dile getirerek, “Ayvalık ve İda bölgesinin turizmde hak ettiği uluslararası konuma ulaşması adına önemli bir adım atıldı. Skal’ın dostluk ve profesyonel gelişim değerleriyle hareket ederek hem bölgesel turizme katkı sağlayacağız hem de Türkiye’nin global turizm ağındaki gücünü artıracağız,” diye konuştu.

Manisa Mesir Macunu Festivali için geri sayım başladı Haber

Manisa Mesir Macunu Festivali için geri sayım başladı

Osmanlı tıbbının dehası Merkez Efendi’nin, Hafsa Sultan’a şifa olan 41 çeşit baharatlı mesir macunu, 486. kez halkla buluşuyor. UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’nin 2026 yılı programı, düzenlenen lansman toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Lansman öncesi toplantıda Sultanlar Ligi'ne yükselen Vestel Manisa Büyükşehir Belediyespor Voleybol takımını ağırlayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, takımı tebrik ederek Sultanlar Liginde de büyük başarılara imza atacaklarını kaydetti. Festival programını kamuoyuyla paylaşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, bir hafta boyunca dopdolu bir festival yaşanacağını müjdeledi. Toplantıya Başkan Dutlulu’nun yanı sıra Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın, Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık katıldı. "Üstüne katarak ilerleyeceğiz" Sözlerine vefa vurgusuyla başlayan Başkan Besim Dutlulu, "Çocukluğumuzun festivalidir bu. Yalnızca Türkiye’de değil, dünyada sayılı festivallerden bir tanesi. Hem biz ilçe belediyelerimiz dört koldan çalışıyoruz. Manisa’ya yakışan, Mesir’e yakışan bir festival olacak. Çok yönlü bir festival bu. Bu sene bunun üstüne katarak ilerleyeceğiz. Tüm Manisalıları, tüm ilçelerimizdeki halkımızı festivalimize bekliyoruz. Aylardır bu işe hazırlanıyoruz. Bu sene Mesir’i bir adım öteye taşıyacağız" dedi. Geleneksel şifaya bilimsel dokunuş Mesir macununun 1522’den beri süregelen bir inanç ve 41 çeşit baharatla yoğrulan bir emanet olduğunu hatırlatan Başkan Dutlulu, bu yılki yenilikleri şu sözlerle aktardı: "Biz bu yıl geleneği bilimle buluşturuyoruz. Manisa Eczacı Odası iş birliğiyle ilk kez düzenleyeceğimiz Mesir Fitoterapi Günleri ve Hakkı İplikçi Parkı’ndaki Aromaterapi Panayırı ile bu kadim reçeteyi modern dünyanın standartlarına taşıyoruz. Hakkı İplikçi Parkı’nda 5 gün sürecek." 10 ton mesir saçılacak Toplantıda söz alan Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, 10 ton mesir macununun saçılacağını müjdeleyerek festivalin geleneğe en yakın ve özüne uygun şekilde, tam bir bayram havasında geçeceğini vurgularken; Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Besim Dutlulu’nun bayrağı en iyi şekilde devralarak dolu dolu bir festival için gerekli tüm çalışmaları titizlikle yürüttüğünü belirtti. Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek ise organizasyonun Manisa için hayırlı olmasını dileyerek emeği geçen tüm ekiplere teşekkürlerini sundu. Doğa, spor ve turnuvalar 18-19 Nisan tarihlerinde Spil Dağı’nda kamp ve trekking etkinlikleriyle başlayacak heyecan; profesyonel kaya tırmanışçısı Zorbey Aktuyun ve ileri sürüş eğitmeni Orkun Olgar’ın katılımıyla zirveye taşınacak. Saruhan Otel’de düzenlenecek Uluslararası Satranç Turnuvası, atıcılık ve briç kupalarıyla sporun her branşı festival coşkusuna ortak olacak. Bu yıl ikincisi düzenlenen Ulusal Manisa Mesir Fotoğrafçılar Maratonu ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen fotoğraf sanatçıları, festivalin en özel karelerini yakalamak için yarışacak. Mesir Sanayi ve Ticaret Fuarı ile başlayacak programda, bu yıl ikincisi düzenlenen 2. Manisa Mesir Tiyatro Festivali kentin dört bir yanını dev bir sahneye çevirecek. Ege Bölgesi’nde ilk kez Manisa’da açılacak "Frida Kahlo’nun Günlükleri" sergisi ile sanatın kalbi Manisa’da atarken, 21 Nisan akşamı saat 20.30’daki "Hoş Geldin Mesir" Korteji ile coşku sokaklara taşacak. Manisa Eczacı Odası iş birliğiyle 24-25 Nisan tarihlerinde düzenlenecek Mesir Fitoterapi Günleri, tüm bilim insanlarını Manisa’da buluşturacak. Hakkı İplikçi Parkı’nda kurulacak Aromaterapi Panayırı’nda ise "41 Derde Deva, 41 Çiçek" mottosuyla Ürün Takip Sistemi (ÜTS) kayıtlı ürünler ve interaktif atölyeler halkla buluşacak. Yıldızlar geçidi ve dev organizasyon 21 Nisan’da Duman konseriyle başlayacak festivalde; Kibariye, Simge ve Zeynep Bastık gibi dev isimler sahne alacak. 23 Nisan coşkusunun Ezo Sunal Çocuk Konseri ve palyaço gösterileriyle kutlanacağı programda, 13 ülkeden gelen halk dansçıları Cumhuriyet Meydanı’nda görsel bir şölen sunacak. Ulupark’ta kurulacak Gastronomi Arenası; Danilo Zanna, Erkan Can, Güven Kıraç ve Taylan Kümeli gibi ünlü isimlerin söyleşilerine ev sahipliği yapacak. Dokuz farklı ülkeden canlı tadım etkinliklerinin ve "Mesir İnovatif Lezzetler" yarışmalarının yapılacağı mutfak etkinlikleri, Manisa’nın lezzet vizyonunu dünyaya tanıtacak. "Toprağın Belleği" arkeoloji söyleşisinden Turizm Vizyonu paneline, Cahit Berkay’ın konuk olacağı Niobe Sanat/Edebiyat Söyleşileri’ne kadar pek çok kültürel durak kurulacak. 25 Nisan Cumartesi günü Serhan Asker’in sunduğu "Görkemli Hatıralar" programı, Manisa’dan canlı yayınlanacak. Büyük final ve geleneksel saçım 15 kadın işçinin elleriyle ve dualarla hazırladığı 10 ton mesir macunu, 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii’nin kubbelerinden halka saçılacak. Yeni Han’da düzenlenecek Uluslararası Mesir Defilesi ile taçlanacak bu tarihi an, 486 yıllık geleneği bir kez daha ölümsüzleştirecek.

İran’da saldırılarda 56 müze ve tarihi yapı hasar gördü Haber

İran’da saldırılarda 56 müze ve tarihi yapı hasar gördü

İran Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Bakanlığı, yayımladığı bildiride ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında ülkenin farklı eyaletlerindeki en az 56 müze, tarihi yapı ve kültürel alanın doğrudan hedef alındığını ve ciddi yapısal hasar oluştuğunu duyurdu. söz konusu saldırıların bir milletin kimliğine, tarihsel hafızasına ve kültürel mirasına yönelik olduğu vurgulanarak bunun insanlığın ortak mirasına verilmiş telafisi mümkün olmayan bir zarar olduğu ifade edildi. Açıklamada, "Çocuk katili düşmanın İran ve İran halkına duyduğu kin artık tüm dünya için açıkça görülmektedir. Buna rağmen uluslararası kurumların bu insanlık ve medeniyet karşıtı suçlar karşısındaki sessizliği ve açıklanamayan tutumları halkımız için büyük bir soru işareti oluşturmaktadır. Bugün yaşananlar gelecek nesiller için bir ders olacak ve düşmanlara güvenilmemesi ile bağımsızlığın milletin temel değerlerinden biri olması gerektiğini gösterecektir" ifadeleri kullanıldı. En fazla hasar Tahran’da Açıklamada en fazla hasarın Tahran’da meydana geldiği belirtilerek, "İran’ın siyasi ve kültürel kalbi olan Tahran eyaleti, 19 zarar gören eserle bu saldırılardan en fazla etkilenen bölgelerin başında gelmektedir. Kürdistan eyaletinde ise 12 önemli tarihi yapı zarar görmüştür. Dünya mimarisinin incilerinden biri olarak bilinen İsfahan’da Nakş-ı Cihan Meydanı kompleksi ve bu alanda bulunan bazı dünya mirası eserleri de saldırıların hedefi olmuştur. Ayrıca Loristan ve Kirmanşah eyaletlerinde tarihi yapılar hedef alınırken, Buşehr eyaletinde özellikle Bender Siraf’taki bazı tarihi konak ve evler zarar görmüş, İlam eyaletindeki Arkeoloji Müzesi de bu saldırılardan etkilenmiştir" denildi. Uluslararası kurumlara başvuru Uluslararası kurumlara çağrıda bulunulan açıklamada, "İran’ın bu medeniyet hazinelerinin koruyucusu ve mirasçısı olarak söz konusu saldırılara ilişkin resmi itirazı diplomatik ve hukuki kanallar aracılığıyla Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere ilgili uluslararası kurumlara iletilmiştir. Ayrıca yurt içi ve yurt dışındaki tüm İranlılardan bu suçun uluslararası hukuk ve yargı mercilerinde takip edilmesi için destek vermeleri ve konuyu gündemde tutmaları istenmektedir" ifadelerine yer verildi. Dünya kamuoyuna çağrı Bildirinin başka bir bölümünde dünya kamuoyuna, düşünürlere, sanatçılara ve özgür halklara çağrıda bulunularak insanlık medeniyetinin köklerine yönelik bu saldırı karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Açıklamada, "Dünya kültürlerin ve kimliklerin yok edilmesi karşısında sessiz kalırsa, bu durum güç temelli bir düzenin ve insani değerlerin yok edilmesinin kabul edilmesi anlamına gelecektir" ifadeleri kullanıldı. Restorasyon planı hazırlanacak Ayrıca saldırıların ardından hasar tespit çalışmalarının başlatıldığı belirtilerek, "Saldırıların sona ermesinin ardından zarar gören eserler için kapsamlı bir restorasyon ve yeniden inşa planı uygulanacaktır" denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.