Hava Durumu

#Unesco

TOURISMJOURNAL - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kapadokya'nın yeni mağara oteli hizmete açıldı Haber

Kapadokya'nın yeni mağara oteli hizmete açıldı

Türkiye'yi ziyaret etmek söz konusu olduğunda, Kapadokya pek çok kişinin görmek istediği yerler listesinde üst sıralarda yer alıyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, peri bacaları ve yeraltı şehirleriyle ünlü bu manzara en iyi gün doğumunda sıcak hava balonundan izlenebiliyorken, bunun böyle olmaması zaten düşünülemez. Kapadokya deneyiminin tam anlamıyla yaşanması için ziyaretçilerin bir mağara otelde konaklaması şart; şimdi bunun için rezervasyon yapılabilecek, nefes kesici yeni bir seçenek daha var. Bölgenin en ikonik simge yapılarından Ortahisar Kalesi'nin hemen yanında yer alan Elika Cave Suites Cappadocia (kaynak İngilizce), Curio Collection by Hilton, markanın dünyadaki ilk mağara oteli olma özelliğini taşıyor. “Amacımız, bölgenin mirasını korurken yerel kimlik ve küresel bir bakış açısının şekillendirdiği çağdaş konforu ve benzersiz anları sunmaktı” diyor Elika Cave Suites Cappadocia, Curio Collection by Hilton genel müdürü Nilüfer Durukan. “Burada tarih sadece görülmüyor, bizzat yaşanıyor ve her misafirin yolculuğunun bir parçası haline geliyor.” Elika Cave Suites Cappadocia’da sizi neler bekliyor 36 odalı tesisteki her bir oda, özgün mağara dokusunun şekillendirdiği kendine has bir tasarıma sahip. Konuklar, özel havuzlu, hidromasajlı küvetli, teraslı ya da açık hava jakuzili odalar arasından seçim yapabiliyor; Elika Villa'da ise Türk hamamı ve sauna bulunuyor. Otelde iki bakım odası, hamam, buhar odası, sauna ve yağmur duşunun yanı sıra açık havuzdan oluşan şık bir spa da yer alıyor. Yeme-içme tarafında ise konuklar Colastre'de Kapadokya ve Anadolu mutfaklarından lezzetlerin harmanlandığı menüyü deneyebiliyor.

Machu Picchu’da aşırı turizm için ortak çözüm çağrısı Haber

Machu Picchu’da aşırı turizm için ortak çözüm çağrısı

Dünyanın en popüler seyahat listelerinde öne çıkan Machu Picchu, son dönemde artan ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle zorluklarla karşı karşıya. Peru’nun ünlü 15. yüzyıl İnka kalesini ziyaret eden turistler, aşırı kalabalık, uzun kuyruklar ve düzensiz ulaşım hizmetlerinden şikâyet ediyor. Dünya genelindeki ünlü arkeolojik alanların koşullarını iyileştirmeyi hedefleyen bir küresel miras vakfı, siteye yönelik sorunların çözümü için Peru makamlarıyla iş birliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. New7Wonders Vakfı’nın açıklaması, Machu Picchu’nun 2007’de “Dünyanın Yeni Yedi Harikası” arasında yer almasına rağmen ziyaretçilerin yaşadığı sorunlar nedeniyle bu unvanın risk altında olduğuna dair geçen yıl yaptığı uyarının ardından geldi. Vakfın direktörü Jean Paul De la Fuente, arkeolojik alanda geçen yıldan bu yana “hiçbir ilerleme kaydedilmediğini” belirterek durumu Peru’daki “siyasi tıkanıklığa” bağladı. Peru’da turizm yetkilileriyle görüşmelerde bulunan De la Fuente, göreve gelecek yeni yönetimle bir araya gelerek sahadaki hizmet sorunlarına “çözüm aramaya” hazır olduğunu ifade etti. Yetkililerden ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Peru’da 7 Haziran’da yapılacak ikinci tur seçimlerde ülkenin yeni devlet başkanı belirlenecek. Seçim, son 10 yılda dokuzuncu kez lider değişimine gidecek ülkenin geleceğini şekillendirecek. Yarış, eski bir devlet başkanının kızı olan Keiko Fujimori ile ticaret bakanlığı yapmış Roberto Sánchez arasında geçiyor. De la Fuente, Associated Press’e (AP) yaptığı açıklamada, “İnsanlar Machu Picchu’ya dünyanın harikalarından birini görmeye gittiklerini düşünüyor. Ancak birçok kişi için bu hayal bir kâbusa dönüşüyor,” dedi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1983’te dahil edilen Machu Picchu, 2007’de New7Wonders Vakfı tarafından düzenlenen çevrim içi oylamayla modern dünyanın yedi harikasından biri seçilmişti. De la Fuente, turizmin o tarihten bu yana hızla arttığını ancak Perulu yetkililerin buna uygun altyapı ve yönetim düzenlemelerini yapmadığını söyledi. Vakfın direktörü, şu aşamada Machu Picchu’nun “dünya harikası” statüsünün geri alınmasını gündeme almadıklarını, ancak hükümetle iyileştirme planı üzerinde çalışmak istediklerini vurguladı. “Yeni yönetimle birlikte çalışarak Machu Picchu için olumlu bir sonuç elde etmeyi umuyoruz,” diyen De la Fuente, “Negatif bir durumdan, dünyanın diğer harikalarının örnek alacağı bir modele dönüşmesini istiyoruz,” ifadelerini kullandı.

Sri Lanka 40'tan fazla ülkeye vize muafiyeti getirdi Haber

Sri Lanka 40'tan fazla ülkeye vize muafiyeti getirdi

Vahşi yaşamla dolu milli parklar ve UNESCO Dünya Mirası alanlarından rüya gibi plajlara ve yürüyüş parkurlarına kadar Sri Lanka, ister uçup kendini sahile atanlardan olun ister programını sonuna kadar dolduranlardan, turistlere çok şey sunuyor. Hint Okyanusu’nun incisine yapacağınız bir sonraki seyahat de ucuzlayacak; Sri Lanka, 40 ülkeden gelen turistler için vize ücretlerini kaldırdı. Avrupa’da Avusturya, Belarus, Belçika, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, Rusya, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye ve Birleşik Krallık vatandaşları vizeyi ücretsiz olarak alabilecek. Vize 30 gün süreyle geçerli olacak. Listede ayrıca Çin, Endonezya, Tayland ve ABD’den gelen turistler de yer alıyor. Maldivler, Seyşeller ve Singapur gibi ülkelerden gelenler için vize ücretleri daha önce de kaldırılmıştı. Elektronik Seyahat İzni için ücret ödemeyecek olsanız da, ülkeye gelmeden önce çevrimiçi başvuru yapmanız çevrimiçi başvuru yapmanız gerektiğini belirtmekte fayda var. Yeni kurallar 25 Mayıs’ta yürürlüğe girdi; ne yazık ki bu tarihten önce başvuranlar geri ödeme alamayacak. Sri Lanka’da ne yapılır? Tarih meraklıları için Sri Lanka, Kutsal Anuradhapura Kenti, Sigiriya Antik Kenti ve Galle Eski Kenti’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda UNESCO Dünya Mirası alanına sahip. Göz alıcı manzaraların peşindeyseniz, 2023’te açılan ve çay plantasyonlarının yanı sıra güzergâh üzerindeki kültürel duraklardan geçen 300 kilometrelik Pekoe Yolu’nu yürümeyi düşünebilirsiniz. Sri Lanka, yaban hayatı tutkunlarına da çok şey sunuyor; Udawalawe Ulusal Parkı’nda filler, Yala Ulusal Parkı’nda ise leoparlar görülebiliyor. Seyahatinizi doğru zamana denk getirirseniz kıyı açıklarında balina gözlemi de yapabilirsiniz.

Malatya’nın gözdesi Levent Vadisi yaza hazır Haber

Malatya’nın gözdesi Levent Vadisi yaza hazır

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınması için çalışmalar yürütülen Levent Vadisi'nde incelemelerde bulunan Akçadağ Belediye Başkanı Hasan Ulutaş, vadinin Türkiye'nin önemli doğa ve turizm destinasyonlarından biri olduğunu söyledi. Göreve geldikleri günden bu yana İnönü Üniversitesi ile birlikte Levent Vadisi ve çevresini kapsayan jeopark alanının UNESCO listesine dahil edilmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirten Ulutaş, bölgede Gençlik ve Spor Bakanlığı destekli yaklaşık 150 milyon liralık yatırımın devam ettiğini ifade etti. Levent Vadisi'nin yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarihi ve bilimsel yönleriyle de önemli bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Ulutaş, "Gençlik kampı, macera parkı ve yöresel ürün satış alanlarını en kısa sürede hizmete açmayı planlıyoruz. Burası sadece Malatya'nın değil, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri olacak" dedi. Vadide 28 kilometre uzunluğunda bir kanyon bulunduğunu ifade eden Ulutaş, proje tamamlandığında ziyaretçilere yönelik sosyal alanların yanı sıra bölgede bulunan fosillerin sergileneceği bir müzenin de hizmet vereceğini söyledi. Yaz boyunca çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacaklarını belirten Ulutaş, Levent Vadisi'nin doğa sporları, yürüyüş, tırmanış ve bilimsel çalışmalar için uygun bir alan olduğunu kaydetti. Ulutaş, 26-28 Haziran tarihlerinde düzenlenecek Motofest etkinliğiyle Türkiye'nin farklı şehirlerinden motosiklet tutkunlarını ağırlayacaklarını belirterek, festival kapsamında gerçekleştirilecek programlarla Levent Vadisi'nin tanıtımına katkı sunacaklarını söyledi.

Binlerce yıllık geçmişiyle Beçin Kalesi Haber

Binlerce yıllık geçmişiyle Beçin Kalesi

Beçin Kalesi ve antik kent tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yaptı. Yaklaşık 5 bin yıllık yerleşimin olduğu Beçin, Menteşeoğulları Beyliği döneminde bölgenin idari ve kültürel merkezi haline geldi. Menteşe Beyliği; Beçin'in sunduğu savunma avantajları nedeniyle burayı başkent olarak seçmiş. 17. yüzyılın başlarında terk edilen kent, bu sayede dönemine ait tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyabildi. 2024 yılındaki kazı çalışmalarında özellikle iç kalenin hemen dış kısmındaki kule bölümünde milattan önce 6. yüzyıla kadar giden buluntulara ulaşıldı. Bizans döneminden Osmanlı döneminin ortalarına kadar olan buluntular ele geçti. TARİHİN SESSİZ TANIĞI Kültür Portalı'ndaki bilgilere göre en görkemli günlerini Menteşe Beyliği'nin hükümdarı Ahmet Gazi döneminde yaşayan Beçin, daha sonra Osmanlı topraklarına katıldı. İbn Battuta ve Evliya Çelebi gibi dönemin önemli seyyahlarının notlarında yer bulan Beçin; iç kale, sur içi ve sur dışı yerleşim planıyla geleneksel Türk şehircilik anlayışının seçkin bir örneğini sunuyor. Kentin arkeolojik dokusu oldukça katmanlı. Pek çok medrese, hamam, cami, han, zaviye ve türbe kalıntısı bulunan kentte ayrıca Antik dönem nekropol alanı, Helenistik dönem tapınağı ve bir Bizans şapeline ait kalıntılara da ulaşılmış. MİMARİ HAFIZA Beçin'in günümüze ulaşan yapıları arasında inşa kitabesiyle özgünlüğünü koruyan tek örnek Ahmet Gazi Medresesi. Bununla birlikte; Karapaşa Medresesi, Orhan Bey Camisi, Bey Konağı, Bey Hamamı, Kızılhan ile Yelli Camisi ve Medresesi, kentin mimari kimliğini oluşturan diğer önemli yapılar. Anadolu'nun orijinal dokusunu en iyi yansıtan Türk kentlerinden biri olan Beçin, arkeologlara göre erken dönem Batı Anadolu mimarisini anlamak adına eşsiz bir kaynak niteliğinde. KALE YAPISI Beçin, iç kale ve güneyindeki ana yerleşim alanından oluşuyor. Kale yapısı, çevresindeki antik kalıntıların taşları kullanılarak inşa edilmiş. Şehirde 14. ve 15. yüzyıllardan kalma çok sayıda yapı halen ayakta. Güncel restorasyon çalışmalarıyla surlar, burçlar ve girişteki sarnıç yeniden işlevlendirilerek gezilebilir hale getirilmiş. TARIM TARİHİ 2025 yılında İç Kale'deki 3 numaralı burçta bulunan 700 yıllık darı tohumları, Orta Çağ tarım ekonomisi ve gıda güvenliği üzerine yeni bir bakış açısı sunuyor. Bu denli yoğun bir miktarda darı tohumunun bir çuval içerisinde ve kapalı bir birimde stoklanmış halde bulunması, Anadolu arkeolojisi için önemli bir keşif. OK UÇLARI BULUNMUŞTU Beçin Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda, geçen yıl Türk dönemine ait ok uçları bulunmuştu. UNESCO NE DİYOR? UNESCO kriterlerine göre Beçin, Menteşeoğulları'nın Batı Anadolu'da bıraktığı en önemli kültürel miraslardan biri olarak kabul ediliyor. Bu yapılar, Osmanlı sanatının erken dönem özelliklerini yansıtan ilk örnekler arasında. Beçin'in diğer benzer yerleşimlerden ayrılan en önemli özelliği "korunmuşluk" seviyesi. Beçin, 17. yüzyılda terk edildiği için Orta Çağ Anadolu kent mimarisinin ve Türk yerleşim kültürünün izlerini günümüze kadar bozulmadan taşımayı başarmış. Bu durum, kenti 13. ve 14. yüzyıl mimari özelliklerini yansıtan hanlar, hamamlar, medreseler ve zaviyeler bakımından eşsiz bir "açık hava müzesi" konumuna getiriyor. UNESCO'nun sitesinde Beçin'le ilgili şu notlar var: -"Şehir, Geometrik, Arkaik ve Klasik dönemlerde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, ayrıca Romalılara, Bizanslılara, Menteşeoğulları Sultanlığı'na ve Osmanlılara da ev sahipliği yapmıştır. Özellikle 200 yıldan fazla süren Menteşeoğulları Sultanlığı'nın başkenti olduğu 13. yüzyılın ikinci yarısında önem kazanmıştır. Menteşeoğulları, Muğla, Balat, Milas, Beşin, Çine, Tavas ve Köycegiz'i kapsayan Batı Anadolu'da bir bölgeye hakim olmuştur." -"Beçin şehri, bir kale ve bu kalenin güneyindeki ana yerleşim alanından oluşuyordu." -"Beçin arkeolojik alanı 1972'den beri sistematik olarak kazılmaktadır. 2000 yılında Beçin'de 60.000'i İslami ve 850'si Avrupa olmak üzere toplam 100.000 adet sikke bulunmuştur. Bu, Türkiye'de arkeolojik kazılarda bugüne kadar bulunan en büyük define olmakla kalmayıp, aynı zamanda bugüne kadar bulunan en büyük Osmanlı sikke koleksiyonudur." ÖZELLİKLERİ -"Menteşeoğulları Sultanlığı'nın başkenti olan Beşin, tarihi ve coğrafyası bakımından Türk kültür tarihinde çok önemlidir. Şehrin mimari kalıntıları, o dönemin Batı Anadolu mimarisine ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda bölgedeki ilk Türk yerleşimlerinin biçimini de ortaya koymaktadır." BEÇİN KALESİ VE ÖREN YERİ NEREDE? Milas-Ören yolunun 5. kilometresinde konumlanan Beçin, Menteşeoğulları Beyliği döneminde inşa edilmiş, tarihî dokusunu koruyan bir Orta Çağ kenti. Yerleşim alanı, yüksek bir platonun kıyısındaki dik ve dairesel bir kaya kütlesi üzerine kurulan kale ile bu kalenin güney yönünde, 1,5 metre kalınlığındaki surlarla çevrelenmiş bir yerleşkeden meydana geliyor.

Jolly’den kültür ve gastronomi odaklı yeni seyahat deneyimi Haber

Jolly’den kültür ve gastronomi odaklı yeni seyahat deneyimi

Uluslararası Gastronomi Film Festivali iş birliğiyle hazırlanan özel program; kültür, gastronomi ve yaşam stili deneyimlerine ilgi duyan seçkin gezginleri bir araya getirmeyi hedefliyor. Sınırlı kontenjanla sunulacak tur programı boyunca katılımcılar; festival gösterimlerinden özel tadım seanslarına, tarihi keşiflerden Ege mutfağının özgün lezzetlerine uzanan çok katmanlı bir deneyim yaşayacak. Üç gün boyunca özel deneyimler sunulacak Turun ilk gününde katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’ni ve tarihi dokusuyla dikkat çeken Karantina Adası’nı ziyaret edecek. Günün devamında gastronomi dünyasının yükselen destinasyonlarından Urla’da özel bir akşam yemeği deneyimi gerçekleştirilecek. Program kapsamında konaklama ise Çeşme’de yer alan Swissôtel Resort & Spa Çeşme’de yapılacak. Festivalin ikinci gününde dünyanın farklı ülkelerinden gelen yönetmenlerin gastronomi kültürünü beyaz perdeye taşıyan filmleri izlenecek. Katılımcılar ayrıca yönetmen söyleşileri, özel paneller ve gastronomi temalı tadım seanslarına katılacak. Aynı gün düzenlenecek Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödül Töreni de programın dikkat çeken deneyimleri arasında yer alacak. Turun son gününde ise Ege mutfağının yerel üreticileri ve şefleriyle bir araya gelinecek. Festivalin özenle kürate edilen kapanış gösterimlerinin ardından dönüş yolculuğu başlayacak. Festival kapsamında öne çıkan etkinlikler Program boyunca gastronomi, sinema ve kültürel anlatının kesişim noktalarını ele alan birçok özel etkinlik gerçekleştirilecek. Festivalin dikkat çeken oturumları arasında; • “Anadolu’yu Nasıl Anlatıyoruz? Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” • “Filmlerle Bu Dünyayı Nasıl Yaşamalıyız?” • “Yaşasın Sinema, Yaşasın Mutfak” • “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” • “Fermente Filmler” • “Sofrada Bir Film Okuması: Sinemada Mitoloji ve Semboller” başlıklı söyleşi ve paneller yer alacak. Festival kapsamında ayrıca uluslararası yarışmacı kısa film gösterimleri, kahve tadımlı özel prömiyer deneyimleri ve her gün gerçekleştirilecek “Tasty Cinema” seansları da katılımcılarla buluşacak. Deneyim odaklı yeni nesil seyahat anlayışı Jolly, bu özel tur programıyla klasik tatil anlayışının ötesine geçerek deneyim odaklı seyahat yaklaşımına güçlü bir örnek sunmayı amaçlıyor. Gastronomi, sanat ve kültürü aynı potada buluşturan program; özellikle premium segmentte farklı ve ilham veren deneyimler arayan misafirler için tasarlandı.

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı Haber

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Telekom arasında imzalanan protokolle müze ve ören yerlerinde yerli ve millî dijital altyapı dönemine geçildi. Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan yeni sistemle; akıllı biletleme, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital ziyaretçi yönetimi ve yeni nesil ziyaretçi deneyimi hayata geçirilecek. Fiber altyapıdan veri güvenliğine, müze mağazalarından dijital ödeme sistemlerine kadar uzanan kapsamlı dönüşümle kültürel mirasın teknolojiyle geleceğe taşınması hedefleniyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Türkiye'nin kültürel mirasının geleceğini yeniden şekillendirecek dönüşümü İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde ilan etti. Bakan Ersoy imza töreninde, kültürel mirasa ait verilerin güvenliğinin Türkiye'nin kültürel egemenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ise hayata geçirilen dönüşümün yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını, Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin kültürel mirasının yalnızca geçmişin sessiz tanığı olmadığını belirten Bakan Ersoy, bunun aynı zamanda geleceğe bırakılacak en değerli emanet olduğunu vurguladı. Ersoy, "Bizler bu emaneti korurken yalnızca taşları, eserleri ve yapıları muhafaza etmiyoruz; aynı zamanda hafızamızı, kimliğimizi ve medeniyet birikimimizi de geleceğe taşıyoruz" dedi. Atılan adımın yalnızca bir biletleme sistemi değişikliği olmadığını belirten Ersoy, ‘‘Atılan adım kültürel miras yönetiminde dijital çağın ihtiyaçlarına uygun, bütünleşik ve örnek bir modele geçiş anlamı taşıyor’’ diye konuştu. Bugüne kadar yüksek ziyaretçi potansiyeline sahip yaklaşık 70 müze ve ören yerinin farklı işletme modelleriyle yönetildiğini, 118 noktada ise hizmetin Bakanlık personeli tarafından yürütüldüğünü belirten Ersoy, 2026-2027 yıllarında açılması planlanan 28 yeni müze ve ören yerinin de sisteme dahil edileceğini açıkladı. ‘‘216 müze ve ören yerinde bütünleşik dijital yapı kurulacak’’ Yeni dönemde Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan daha geniş ve bütüncül bir yapı oluşturulacağını belirten Ersoy, gişe operasyonları, müze mağazaları ve ticari alanlar tek çatı altında yönetilecek, hizmet standardı ülke genelinde yeknesak hale gelecek. Ziyaretçiler yalnızca müzeye giriş yapmayacak, teknolojiyle desteklenen çok boyutlu bir tarih ve kültür deneyimi yaşayacak’’ ifadelerini kullandı. Fiber altyapılar, yaygın Wi-Fi sistemleri ve 5G entegrasyonu ile ziyaretçi deneyiminin yeni bir boyuta taşınacağını belirten Ersoy, ‘‘Akıllı biletleme sistemleri, çok kanallı dijital ödeme çözümleri, yapay zeka destekli veri analitiği, AR ve VR teknolojileri, sesli rehber sistemleri ve dijital arşivleme altyapıları da devreye alınacak. Akıllı ziyaretçi uygulamalarıyla müzeler yeni nesil deneyim merkezlerine dönüşecek. Tarih ile teknoloji artık aynı kapıdan içeri girecektir" açıklamasında bulundu. ‘‘Veriler artık millî altyapı ve Türk Telekom tecrübesiyle koruma altında’’ Yeni sistemin Türk Telekom’un teknoloji birikimi ve tecrübesiyle hayata geçirileceğini belirten Bakan Ersoy, yerli ve millî altyapılar sayesinde verilerin ülke sınırları içerisinde korunacağını kaydetti. Ersoy, "Türk Telekom’un kurmuş olduğu yerli teknoloji gücüyle kültürel mirasımıza ilişkin stratejik verilerimiz güvence altında olacak. Bu yaklaşım günümüz dünyasında yalnızca teknik bir tercih değildir. Bu aynı zamanda dijital bağımsızlık meselesidir. Çünkü kültürel mirasımıza ait verilerin güvenliği, ülkemizin kültürel egemenliğinin de ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. ‘‘Müze mağazaları ve ticari alanlar da dönüşüme dahil edilecek’’ Yeni dönüşüm sürecinin yalnızca dijital biletleme sistemleriyle sınırlı kalmayacağını belirten Ersoy, ‘‘Müze mağazaları, kafeteryalar, satış alanları ve ziyaretçi hizmetlerine ilişkin ticari operasyonlar da yeni yapı kapsamında ele alınıyor’’ diye konuştu. Protokol kapsamındaki müze mağazalarında Geleneksel Türk El Sanatları, Türk Lokumu, Türk Kahvesi, Türk Halıcılığı, Geleneksel Türk Süsleme Sanatları ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki somut olmayan kültürel miras öğelerine yer verileceğini belirten Ersoy, ürünlerin Bakanlık tarafından belgelendirilmiş Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılar ve geleneksel el sanatları ustalarından tedarik edileceğini ifade etti. Bu modelle hem kültürel mirasın korunacağını hem de geleneksel üretim ve istihdamın destekleneceğini vurgulayan Ersoy, Türk Telekom’un küresel pazarlama gücü ve dijital mağazaları üzerinden bu ürünlerin yurt dışı satışlarının da yaygınlaştırılacağını açıkladı. ‘‘Müzekart sistemi değişiyor, kimlik kartları müzekart oluyor’’ Yeni sistemin işleyişine ilişkin de bilgi veren Ersoy, mevcut kullanım süresi devam eden Müzekartlarda herhangi bir değişiklik olmayacağını belirtti. Kullanım süresi dolan kartlarda yeni sisteme geçileceğini ifade eden Ersoy, ‘‘Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları Müzekart’a dönüştürülerek doğrudan geçiş özelliği kazanacak’’ şeklinde konuştu. Ersoy, sistemin e-Devlet ve mobil uygulama üzerinden işleyeceğini, vatandaşların müzekart ücretini ödedikten sonra sıra beklemeden kimlik kartlarını okutarak geçiş yapabileceğini söyledi. Türk Telekom’dan dijital gelecek vurgusu Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin de Türk Telekom’un yalnızca iletişim altyapısı kuran bir şirket olmadığını, teknolojiyi hayatın her alanına taşıyan ve Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna katkı sunan bir kurum olduğunu belirtti. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda teknolojiyi yaygınlaştırdıklarını ve sektörlerin dönüşümüne katkı sunduklarını ifade eden Şahin, ‘‘Kültür ve sanatın teknoloji ile harmanladığı Atatürk Kültür Merkezi’nin uçtan uca dijital dönüşümünde önemli bir rol üstlendik. Değer odaklı yaklaşımla teknolojideki gücümüzü kültür, sanat ve turizme aktarıyoruz. Müze ve ören yerlerinin dijitalleşmesi gibi birçok projeyi hayata geçiriyoruz’’ şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinden Rami Kütüphanesi’ne kadar bin 300’ü aşkın kütüphanenin iletişim altyapısını modern ağlarla desteklediklerini kaydeden Şahin, bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında müze ve ören yerlerinin uçtan uca dijitalleşmesini sağlayacak olmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. Şahin, ‘‘Biletleme hizmetlerinden satış kanallarına, ticari alanlardan otoparklara, kafeteryalardan Geleneksel El Sanatları mağazalarına kadar ziyaretçi deneyimini etkileyen pek çok operasyon dijitalleştirilecek. Bu dönüşüm fiber altyapı, siber güvenlik, veri merkezi, bulut, akıllı biletleme, ödeme sistemleri, veri analitiği ve yapay zekâ kabiliyetleriyle entegre biçimde hayata geçirilecek’’ açıklamasında bulundu. Bu çalışmanın yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını vurgulayan Şahin, bunun Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım olduğunu ifade etti. Millî mirası millî teknolojiyle destekleyeceklerini ve kültürel mirası teknolojiyle geleceğe taşıyacak bu protokolün ülkeye ve millete hayırlı olmasını dilediklerini belirten Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijitalin yüzyılı yapma hedefiyle çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.

9 günlük tatil GAP turizmini canlandıracak Haber

9 günlük tatil GAP turizmini canlandıracak

Tarihi mekanları, inanç turizmi değerleri ve zengin mutfağıyla öne çıkan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, bayram tatilini değerlendirmek isteyen ziyaretçilerin önemli rotalarından biri olarak öne çıkıyor. İnanç, kültür ve gastronomi alanındaki değerleriyle her geçen gün daha fazla turist ağırlayan bölge, tarihin doğayla buluştuğu eşsiz güzellikteki kentleriyle ziyaretçilerine güzel bir tatil imkanı sunuyor. Yaz aylarının kavurucu sıcakları öncesine denk gelen bayram tatili, bölgeyi ziyaret etmek isteyenler için avantaj sağlıyor. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Göbeklitepe ile Hazreti İbrahim'in doğduğuna inanılan Şanlıurfa, en çok ziyaret edilen şehirler arasında yer alıyor. Gastronomisiyle öne çıkan Gaziantep ise tarihi ve turistik mekanlarıyla yoğun ilgi görüyor. Şanlıurfa Turist Rehberleri Odaları Birliği Denetim Kurulu Başkanı Müslüm Çoban, Kurban Bayramı tatiliyle birlikte bölgede turizm hareketliliğinin artacağını söyledi. Tatilin 9 güne çıkarılmasının sektörü olumlu etkilediğini belirten Çoban, "Ciddi bir hareketlilik bekliyoruz. Mayıs ayı bölgemizi gezmek için en uygun dönemlerden biri. Bayramın uzun olmasıyla birlikte Şanlıurfa ve Gaziantep başta olmak üzere Güneydoğu'da yoğunluk yaşanacağını öngörüyoruz." şeklinde konuştu. Şanlıurfa Turizm Komitesi Başkanı Mehmet Kamil Türkmen de havaların ısınmasıyla bölgedeki turizm hareketliliğinin artacağını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bayram tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla birlikte bölgemizde önemli bir hareketlilik gözlemliyoruz. Şu an rezervasyon doluluk oranları yüzde 35-40 seviyelerinde. Bu oranın bayram haftasında yüzde 80 ila 100'e ulaşmasını bekliyoruz." Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) GAP Bölge Temsil Kurulu Başkanı İbrahim Halil Kılınç, Gaziantep'in gastronomi ve tarihi zenginliğiyle önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirtti. GAP turlarının genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yoğunlaştığını dile getiren Kılınç, "Bayram tatilinde otellerde doluluk oranlarının yüzde 90 seviyelerine ulaşmasını bekliyoruz. Rezervasyonlar artmaya başladı, ulaşım ve konaklama sektöründe hareketlilik gözleniyor." diye konuştu. Kılınç, yabancı turist sayısında da artış yaşandığına işaret ederek, "Yakın zamanda Almanya'dan 17 seyahat acentesini Gaziantep'te ağırladık. Bu bölgeye turlar düzenlenmesi konusunda anlaşmalar yaptık. Çin ve Japonya ile de çalışmalar sürüyor. Bu ülkelerden de turist çekmeyi hedefliyoruz. Bölgemizde güvenlik ortamının iyileşmesiyle birlikte turizm hareketliliğinin daha da artacağını düşünüyoruz." dedi. Turizm işletmecisi Mustafa Yılmaz ise yurt dışından gelen gurbetçilere yönelik turlar düzenlediklerini ifade ederek, şunları kaydetti: "Almanya başta olmak üzere yurt dışından gelen vatandaşlarımıza bölgenin tarihini ve kültürel zenginliklerini tanıtıyoruz. Bayram tatilinde oteller, restoranlar ve çarşı-pazarlarda yoğunluk yaşanmasını bekliyoruz. Havaların ısınması ve tatilin 9 gün olması nedeniyle özellikle bu bölgede hareketliliğin artacağını öngörüyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.