Hava Durumu

#Türkiye Turizmi

TOURISMJOURNAL - Türkiye Turizmi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Turizmi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor" Haber

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor"

2026 yaz sezonuna girerken Türkiye turizmi güçlü büyüme ivmesini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ulaşılan 65,2 milyar dolarlık turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısı, 2026 için belirlenen 68 milyar dolarlık hedefi destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil; turistin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiyle etkileşimi ve gastronominin yarattığı katma değerle de doğrudan ilişkili. Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme noktası bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik bir istihdamdan söz ediliyor. Oteller ile mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 sonu itibarıyla ortaya çıkan tablo, turizm ve gastronomi ekseninde yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğünde bir ekonomi oluşturuyor. Bu dönüşüme dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayısının değil, gastronomiyle yaratılan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer sadece turist sayısı ile değil üretim ve istihdama olan katkısı ile değerlenmeli. “Gastronomi” Görünenden Daha Fazlası Gastronomi turizmi yalnızca iyi yemek deneyimi ile sınırlı değil. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, iyi yaşam, kültür, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir yapı anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Koralı, “Artık mesele tabağın arkasındaki hikâye; ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği önem taşıyor. Bir bölgenin hafızasını, üretim biçimini ve yaşam kültürünü görünür kılmak anlamına geliyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi restoranlarla değil, yerel kimliğin bir parçası olarak tarım ve mevsimsel döngü ile birlikte ele alıyor” diyor. Şehirlerin Gastronomi Ajandası Olmalı Koralı’ya göre gastronomi turizminde asıl eksik, şehirlerin gastronomi değerlerini bütüncül biçimde kurgulayamaması. “Bugün turist yalnızca iyi restoran aramıyor; yerel üreticiyi görmek, pazarları gezmek, ürünün hikâyesini dinlemek, gastronomi atölyelerine katılmak ve bölgenin mutfak kültürünü yakından tanımak istiyor. Ancak birçok şehirde bu değerler ve rotalar birbirinden kopuk şekilde duruyor. Turist bunları nerede bulacağını bilmiyor” diyen Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandasını oluşturması gerektiğini söylüyor. Koralı’ya göre bu ajandaların merkezinde; bölgenin coğrafi işaretli ürünleri, yerel kooperatifleri, üreticileri, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeleri ve restoranları yer almalı. “Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar, gastronomi atölyeleri ve bölgesel lezzet durakları birlikte düşünülmeli. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli bir parçası haline gelmeli” diyor. Dijitalleşme ve Rezervasyon Dönemi Gastronomi turizminin büyümesi için dijitalleşmenin kritik önemde olduğunun altını çizen Koralı, görünürlüğün artık seyahatten önce başladığını ifade ediyor. “Bugün seyahat kararı çoğu zaman yolculuk başlamadan veriliyor. Turist gastronomi rotasını, ziyaret edeceği üreticileri ve yerel durakları önceden planlıyor. Bu nedenle şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür olması, çok dilli içeriklerle desteklenmesi ve harita alt yapıları ile entegre olması gerekir. Turist yerel değerleri tesadüfen keşfetmemeli; şehirler bunu görünür ve erişilebilir hale getirmeli” diye anlatıyor. Araştırmalar da gastronomi odaklı seyahatlerin önemli bölümünün yolculuk başlamadan planlandığını ve rezervasyonların seyahat öncesinde yapıldığını gösteriyor. “Tüm Sektör Aynı Dili Konuşmalı” Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistemle mümkün olacağını söyleyen Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. “Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte ele alınmalı. Bu bir zincir. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Bugün konuştuğumuz konu yalnızca restoranlar değil; üreticiden servise, mutfaktan turizm yapılarına kadar çok geniş bir ekosistem. Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklük, gastronominin artık yalnızca kültürel değil ekonomik bir başlık olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu alan milyonlarca kişiye doğrudan gelir sağlayan güçlü bir yapı oluşturuyor” diyor. İnsan Kaynağı “Görünmeyen Kriz” Sektörün önemli sorunlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını ifade ediyor. “Gastronominin sürdürülebilirliği yalnızca ürünle değil, insan kaynağıyla mümkün. Aynı kalitede ürün sunumu, güçlü servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarılması gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer alıyor” diyor. Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir eksene ilerliyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme kavramları üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz var. Ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi için güçlü bir anlatıya, görünürlük stratejisine ve gastronomi rotalarına ihtiyaç var. Gastronomi yalnızca mutfakta değil; şehirlerin kimliğinde görünür olmalı” diye ekliyor. Bu yaklaşımın ekonomik karşılığı da büyüyor. Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken gastronomi turizmi; yerel üreticiden kooperatiflere, restoranlardan otellere kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp stratejik alanlardan biri haline getiriyor.

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor" Haber

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor"

2026 yaz sezonuna girerken Türkiye turizmi güçlü büyüme ivmesini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ulaşılan 65,2 milyar dolarlık turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısı, 2026 için belirlenen 68 milyar dolarlık hedefi destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil; turistin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiyle etkileşimi ve gastronominin yarattığı katma değerle de doğrudan ilişkili. Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme noktası bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik bir istihdamdan söz ediliyor. Oteller ile mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 sonu itibarıyla ortaya çıkan tablo, turizm ve gastronomi ekseninde yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğünde bir ekonomi oluşturuyor. Bu dönüşüme dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayısının değil, gastronomiyle yaratılan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer sadece turist sayısı ile değil üretim ve istihdama olan katkısı ile değerlenmeli. “Gastronomi” Görünenden Daha Fazlası Gastronomi turizmi yalnızca iyi yemek deneyimi ile sınırlı değil. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, iyi yaşam, kültür, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir yapı anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Koralı, “Artık mesele tabağın arkasındaki hikâye; ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği önem taşıyor. Bir bölgenin hafızasını, üretim biçimini ve yaşam kültürünü görünür kılmak anlamına geliyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi restoranlarla değil, yerel kimliğin bir parçası olarak tarım ve mevsimsel döngü ile birlikte ele alıyor” diyor. Şehirlerin Gastronomi Ajandası Olmalı Koralı’ya göre gastronomi turizminde asıl eksik, şehirlerin gastronomi değerlerini bütüncül biçimde kurgulayamaması. “Bugün turist yalnızca iyi restoran aramıyor; yerel üreticiyi görmek, pazarları gezmek, ürünün hikâyesini dinlemek, gastronomi atölyelerine katılmak ve bölgenin mutfak kültürünü yakından tanımak istiyor. Ancak birçok şehirde bu değerler ve rotalar birbirinden kopuk şekilde duruyor. Turist bunları nerede bulacağını bilmiyor” diyen Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandasını oluşturması gerektiğini söylüyor. Koralı’ya göre bu ajandaların merkezinde; bölgenin coğrafi işaretli ürünleri, yerel kooperatifleri, üreticileri, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeleri ve restoranları yer almalı. “Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar, gastronomi atölyeleri ve bölgesel lezzet durakları birlikte düşünülmeli. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli bir parçası haline gelmeli” diyor. Dijitalleşme ve Rezervasyon Dönemi Gastronomi turizminin büyümesi için dijitalleşmenin kritik önemde olduğunun altını çizen Koralı, görünürlüğün artık seyahatten önce başladığını ifade ediyor. “Bugün seyahat kararı çoğu zaman yolculuk başlamadan veriliyor. Turist gastronomi rotasını, ziyaret edeceği üreticileri ve yerel durakları önceden planlıyor. Bu nedenle şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür olması, çok dilli içeriklerle desteklenmesi ve harita alt yapıları ile entegre olması gerekir. Turist yerel değerleri tesadüfen keşfetmemeli; şehirler bunu görünür ve erişilebilir hale getirmeli” diye anlatıyor. Araştırmalar da gastronomi odaklı seyahatlerin önemli bölümünün yolculuk başlamadan planlandığını ve rezervasyonların seyahat öncesinde yapıldığını gösteriyor. “Tüm Sektör Aynı Dili Konuşmalı” Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistemle mümkün olacağını söyleyen Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. “Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte ele alınmalı. Bu bir zincir. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Bugün konuştuğumuz konu yalnızca restoranlar değil; üreticiden servise, mutfaktan turizm yapılarına kadar çok geniş bir ekosistem. Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklük, gastronominin artık yalnızca kültürel değil ekonomik bir başlık olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu alan milyonlarca kişiye doğrudan gelir sağlayan güçlü bir yapı oluşturuyor” diyor. İnsan Kaynağı “Görünmeyen Kriz” Sektörün önemli sorunlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını ifade ediyor. “Gastronominin sürdürülebilirliği yalnızca ürünle değil, insan kaynağıyla mümkün. Aynı kalitede ürün sunumu, güçlü servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarılması gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer alıyor” diyor. Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir eksene ilerliyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme kavramları üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz var. Ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi için güçlü bir anlatıya, görünürlük stratejisine ve gastronomi rotalarına ihtiyaç var. Gastronomi yalnızca mutfakta değil; şehirlerin kimliğinde görünür olmalı” diye ekliyor. Bu yaklaşımın ekonomik karşılığı da büyüyor. Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken gastronomi turizmi; yerel üreticiden kooperatiflere, restoranlardan otellere kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp stratejik alanlardan biri haline getiriyor.

2025’te seyahat sayısı 67 milyon 851 bine ulaştı Haber

2025’te seyahat sayısı 67 milyon 851 bine ulaştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı dördüncü çeyrek Hanehalkı Yurt İçi Turizm verilerini açıkladı. Seyahat sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,5 artarak 67 milyon 851 bin olarak gerçekleşti. Bu yılda seyahate çıkanların yaptıkları toplam geceleme sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,6 azalarak 476 milyon 307 bin olarak gerçekleşti. Ortalama geceleme sayısı 7 gece oldu. Ekim, Kasım ve Aralık aylarından oluşan dördüncü çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 9 milyon 264 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,9 azalarak 11 milyon 23 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 60 milyon 957 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 5,5 gece oldu. Seyahate çıkanlar 2025 yılında 555 milyar 68 milyon 767 bin TL harcadı Bu yıl, yurt içindeki seyahatlerde yapılan toplam seyahat harcamaları geçen yıla göre yüzde 32,4 artarak 555 milyar 68 milyon 767 bin TL oldu. Bu harcamaların yüzde 87,1'ini 483 milyar 696 milyon 988 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 12,9'unu ise 71 milyar 371 milyon 779 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına ortalama harcama ise 8 181 TL oldu. Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2025 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 29,6 artarak 85 milyar 594 milyon 583 bin TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 92,5'ini 79 milyar 134 milyon 51 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 7,5'ini ise 6 milyar 460 milyon 532 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 7 765 TL oldu. Yıllık olarak harcama türlerinin seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde en fazla paya yüzde 30,3 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 23,1 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 18,7 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yıla göre değişim oranları incelendiğinde yeme ve içme harcamalarında yüzde 26,4, ulaştırma harcamalarında yüzde 25,6 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 48,2'lik artış görüldü. Bu çeyrekte, harcama türlerinin toplam seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde ise en fazla paya yüzde 32,1 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 26,8 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 13,3 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içme harcamalarında yüzde 23,2, ulaştırma harcamalarında yüzde 25 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 43,1'lik artış görüldü. Bu yılda yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 57,7 ile ilk sırada yer aldı Yıllık olarak seyahate çıkış amaçlarında ikinci sırada yüzde 34,4 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 3,5 ile "sağlık" amacıyla yapılan seyahatler yer aldı. Seyahate çıkış amaçları çeyreklik olarak incelendiğinde ise yüzde 61,8 ile "yakınları ziyaret' birinci sırada yer alırken, ikinci sırada yüzde 26 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 4,9 ile "sağlık" amacıyla yapılan seyahatler yer aldı. Seyahate çıkanlar en çok arkadaş veya akraba evinde kaldı Konaklama türleri yıllık olarak değerlendirildiğinde, seyahate çıkanlar 313 milyon 72 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. İkinci sırada 81 milyon 86 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 47 milyon 236 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı. Bu çeyrekte, seyahate çıkanlar 44 milyon 285 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 6 milyon 856 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 6 milyon 185 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.

Orta Doğu gerilimi Türkiye turizmini vurdu Haber

Orta Doğu gerilimi Türkiye turizmini vurdu

Özellikle Akdeniz, Ege ve Doğu Karadeniz bölgelerinde rezervasyon iptalleri ve talep düşüşü dikkat çekiyor. Antalya ve Ege’de rezervasyonlar geriledi Turizm sektör temsilcilerine göre savaşın etkisiyle özellikle Avrupalı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Paskalya dönemi beklentilerin altında kaldı. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural, Akdeniz bölgesinde yurt dışı rezervasyonlarında yaklaşık %60’a varan düşüş yaşandığını belirtiyor. Ural, ateşkes sonrası kısmi toparlanma görülse de İngiltere ve Avrupa’dan Eylül–Kasım dönemine yönelik rezervasyonların hâlâ zayıf seyrettiğini vurguluyor. “Talep zayıf kalacak” uyarısı İngiliz danışmanlık şirketi Oxford Economics tarafından yapılan analizlerde, Orta Doğu’daki güvenlik endişelerinin turizm talebini baskıladığı ve özellikle Körfez ülkelerinde ciddi daralma yaşandığı ifade edildi. Şirket ekonomistlerinden Jessie Smith, Türkiye’nin Ortadoğu pazarına bağımlılığı nedeniyle risk altında olduğunu belirterek, “İkame destinasyonlar olsa da bu yeterli olmayabilir” değerlendirmesinde bulundu. Doğu Karadeniz ve iç destinasyonlar da etkilendi Sektör temsilcileri, özellikle Doğu Karadeniz’in Körfez ülkelerinden gelen turistlere bağımlı olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle bölgedeki talep düşüşü daha belirgin hissediliyor. Kurumsal turizm alanında faaliyet gösteren GlobeMeets & Oliva MICE yetkilisi Hüseyin Kurt, Ortadoğu pazarındaki daralmanın Van ve İstanbul gibi İran turistine bağlı destinasyonları da olumsuz etkilediğini belirtiyor. Avrupa yön değiştiriyor Seyahat acenteleri, Avrupalı turistlerin risk algısı nedeniyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs gibi destinasyonlardan İspanya, İtalya ve Hırvatistan gibi daha batı rotalarına yöneldiğini bildiriyor. Bu durum Türkiye’nin yaz sezonu beklentilerini aşağı çekiyor. İstanbul’da doluluk geriledi ABD merkezli veri şirketi Lighthouse Intelligence verilerine göre İstanbul otellerinde Nisan ayı doluluk oranı geçen yıla göre düşerek %47,5 seviyesine geriledi. Ancak şehirde ciddi bir iptal dalgası yaşanmadığı belirtiliyor. Buna rağmen rezervasyon artış hızının geçen yıla göre daha düzensiz olduğu ifade ediliyor. Uçuş iptalleri ve maliyet baskısı arttı Havacılık veri analiz şirketi Cirium verilerine göre Orta Doğu ve Afrika’da Uçuş iptalleri kısa sürede ciddi oranda arttı. Bu durum Türkiye çıkışlı ve varışlı tur paketlerinde maliyetleri yükseltti. Sektör temsilcileri özellikle artan yakıt fiyatlarının bilet maliyetlerine %5–10 arasında yansıdığını ve kâr marjlarını düşürdüğünü belirtiyor. “Toparlanma bir yılı bulabilir” Turizm sektörü temsilcileri, gerilimin sona ermesi halinde bile toparlanmanın zaman alacağını öngörüyor. Elif Ural, Ortadoğu pazarının yeniden eski seviyesine dönmesinin en az bir yıl sürebileceğini ifade ediyor. Uzmanlara göre sektör, 2026 sezonunda jeopolitik risklerin gölgesinde kâr marjı baskısıyla karşı karşıya kalabilir.

Türkiye turizmi New York’ta tanıtılıyor Haber

Türkiye turizmi New York’ta tanıtılıyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Turizm tanıtım ve Geliştirme Ajansı ve Türk Hava Yolları iş birliğinde düzenlenecek “Go Türkiye Destinasyon Tanıtım Etkinliği” yarın Türkevi’nde gerçekleştirilecek. Açılış konuşmalarıyla başlayacak organizasyonda, Türkiye’den TÜROB ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu başta olmak üzere turizm kuruluşları, THY, oteller, seyahat acentaları ve DMC temsilcileri yer alacak. ABD’den katılacak seyahat acentası ve tur operatörleriyle B2B görüşmeler gerçekleştirilerek yeni iş birliklerinin temelleri atılacak. Aynı gün Türkevi’nde “Troy: Where Myth Meets History” başlıklı konferans ve fotoğraf sergisi de düzenlenerek Türkiye’nin kültürel mirası uluslararası katılımcılara tanıtılacak. TÜROB Başkanı Müberra Eresin, organizasyonun Türkiye turizminin küresel tanıtımı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. ABD pazarının stratejik konumuna dikkat çeken Eresin, “THY’nin her geçen gün artan doğrudan seferleriyle birlikte ABD pazarı, yüksek harcama potansiyeli ve farklı destinasyonlara olan ilgisiyle ülkemiz turizmi için son derece önemli. Bu tür etkinlikler, sektör temsilcilerimizin doğrudan temas kurmasını sağlayarak yeni iş birliklerinin önünü açıyor” dedi. Eresin ayrıca, Türkiye’nin zengin kültürel mirası, güçlü konaklama altyapısı ve dört mevsime yayılan turizm çeşitliliğinin daha geniş kitlelere anlatılması açısından bu tür tanıtım faaliyetlerinin büyük değer taşıdığını ifade etti.

Cem Özcan: 2026 turizm sezonu zorlu geçecek Haber

Cem Özcan: 2026 turizm sezonu zorlu geçecek

Alanya Turistik İşletmecileri Derneği (ALTİD) Başkanı Cem Özcan, 2026 turizm sezonuna ilişkin yaptığı değerlendirmede sezon için beklentilerin her geçen dönem daha da zorlaştığını ifade etti. Otel dolulukları düşük, özellikle Nisan-Mayıs dönemine ilişkin ön rezervasyonlar beklentilerin altında. Bu tablo, bölgemizin turizm gelirlerini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. 2026, dikkatle yönetilmesi gereken bir yıl olacak. Dünya genelinde büyük bir rekabet var ve bu rekabet ortamında ayakta kalmak turizmcilerimiz için başlı başına bir başarıdır.” KUR BASKISI VE ARTAN MALİYETLER SEKTÖRÜ ZORLUYOR Alanya’daki turizm işletmeleri, döviz kurları üzerindeki baskı ve hızla artan maliyetler nedeniyle ciddi bir ekonomik sıkışmışlık yaşıyor. Özellikle kredi kullanan tesislerin finansal sürdürülebilirliği risk altına girerken, kâr marjları son iki yılda belirgin şekilde geriledi. Yükselen girdi maliyetleri, enflasyonun oluşturduğu ek yükler ve kur politikalarının yarattığı baskı, işletmelerin rekabet gücünü zayıflatıyor. OTELCİLERDEN UYGULANABİLİR VE YAPICI SİSTEM ÇAĞRISI Turizm sektörünün karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklara ek olarak artan bürokratik süreçler ve idari yaptırımlar, işletmeler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Başkan Özcan, sektörün sürdürülebilirliği açısından kolaylaştırıcı ve destekleyici politikaların hayati önem taşıdığını vurgulayarak, turizmcilerin küresel rakipleriyle eşit şartlarda rekabet edebilmesi için daha öngörülebilir, istikrarlı ve yapıcı bir anlayışa ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Otelcilerin misafir güvenliği ve memnuniyetini her zaman öncelik olarak gördüklerini belirten Özcan, uzun ve karmaşık prosedürlerin sektörü zorladığını; turizm gerçekleriyle uyumlu, uygulanabilir, çözüm odaklı ve tüm paydaşları kapsayan bir sistem ile daha yapıcı kurallar bütününün hayata geçirilmesinin sektörün ortak beklentisi olduğunu dile getirdi. TURİZMDE YENİ DÖNEM Turizm sektörünün artık yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçülemeyeceğini vurgulayan Özcan, rekabetin odağının harcama kalitesi ve misafir deneyimine kaydığını ifade etti: “Turizm artık ‘kaç kişi geldi?’ sorusuyla yönetilen bir sektör değil. Asıl belirleyici olan, misafirin harcama kalitesi ve destinasyondan aldığı deneyimdir. Büyüme potansiyelimiz güçlü; ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi, akıllı fiyatlama stratejileri, doğru konumlandırma, kamu desteği ve ürün çeşitliliğinin etkin yönetimiyle mümkün. “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ” Başkan Cem Özcan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:“2026’ya hazırlanırken rezervasyonlardaki düşüş, kur baskısı, artan maliyetler ve uzayan resmi süreçler nedeniyle endişeliyiz. İşini hakkıyla yapmak isteyen turizmcilerin, küresel rakipleri karşısında savunmasız bırakılmaması gerekiyor. Buna rağmen biz, her koşulda Alanya’nın turizmdeki güçlü konumunu pekiştirecek adımları atmaya devam edeceğiz. Misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak ve Alanya’yı global turizm liginde üst sıralara taşımak temel hedefimizdir.”

Türk turizmi büyüyor: Hedef 68 milyar dolar Haber

Türk turizmi büyüyor: Hedef 68 milyar dolar

Türkiye Turizm Yatırım­cıları Derneği tarafın­dan bu yıl 5’incisi düzen­lenen Turizm Yatırım Forumu- TIF 2026-Tourism Investment Forum, sektör temsilcileri ve ya­tırımcıları İstanbul’da buluştur­du. Forumun açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Meh­met Nuri Ersoy, turizmi yalnızca rakamlarla değil, vizyon, çeşitli­lik ve nitelik odağıyla da ele aldık­larına dile getirerek, “Deniz, kum, güneş anlayışının ötesine geçen bir yaklaşımla, kültür ve inanç tu­rizmi, arkeoloji, doğa ve ekotu­rizm, gastronomi, sağlık ve ter­mal turizm, kongre ve fuar, kruva­ziyer ile kış turizmi gibi alanları devreye alarak ülkemize geniş bir ürün yelpazesi kazandırdık. Bu ürün çeşitliliğinin hitap ettiği farklı kitlelere ulaşmak için ay­nı anda pazar çeşitliliğimizi artır­dık. Bütün bu yoğun ve çok yönlü mesai başta nitelikli turist olmak üzere birçok kazanımı beraberin­de getirmiş, Türk turizmini birin­ci lige taşımıştır" dedi. “Gelir ve ziyaretçide rekora erişildi” Türkiye'nin artık küresel tu­rizm politikalarının ve yatırım kararlarının şekillenmesinde söz sahibi bir aktör haline gel­diğinin altını çizen Ersoy, “Hâlihazırda 2026 yılı için belir­lediğimiz 68 milyar dolarlık tu­rizm geliri hedefimiz doğrultu­sunda çalışmalara başladık. BM Dünya Turizm Örgütü verileri­ne göre, 2017'de dünyada en çok turist ağırlayan ülkeler arasın­da 8’inci sırada olan Türkiye'nin 2024'te 4’üncü sıraya yükseldi" diye konuştu. Ersoy, geçen yıl tu­rizm gelirinin 65 milyar 231 mil­yon dolara, toplam ziyaretçi sayı­sının da 63 milyon 941 bin kişiye ulaştığını belirterek, “Turizm ge­lirinde olduğu gibi ziyaretçi sa­yısında da yeni bir rekora erişil­miştir” dedi. Bakan Ersoy, turiz­min dünyada artık bir hikâyeye dâhil olma, bir duyguyu paylaş­ma ve bir yaşam tarzını deneyim­leme sürecine dönüştüğünü vur­gulayarak, "Biz de bu farkında­lıkla TGA aracılığıyla 'mini dizi' stratejisini geliştirdik. Bugüne kadar 4 mini dizimizi hayata ge­çirdik. Bu çalışmaları sürdürerek yeni dizi projeleri gerçekleştir­meyi planlıyoruz" dedi. 2030’da gelir beklentisi 120 milyar dolara çıktı Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, dünya turizminin her geçen gün büyüdüğüne işaret etti. World Travel & Tourism Council'ın (WTTC) hesapladığı ekonomik etki çalışmalarına göre, seyahat ve turizm sektörünün 2024'te küresel ekonomiye 10,9 trilyon dolar katkı sağlarken, 357 milyon kişiye iş sahası açtığını dile getiren Narin, “Önümüzdeki 10 yıl için projeksiyonlar ise bu katkının 2035'te 16,5 trilyon dolara ulaşacağını söylüyor. İstihdam ise 462 milyon şeklinde bir projeksiyonla karşı karşıya bırakıyor bizi. Türkiye turizmde bu tablo içerisinde baktığımızda son derece güçlü bir şekilde yer alıyor" dedi. Türkiye’de ziyaretçi başına ortalama gelirin 757 dolardan 1020 dolara çıktığına işaret eden Narin, sözlerini şöyle sürdürdü: "TTYD olarak Turizmde Dönüşüm projemiz kapsamında yaptığımız modellemelerde turizm gelirlerimizin bir dönüşüm programıyla 2030'da 120 milyar dolara erişilebileceğini tahmin ediyoruz. Türk turizmi bir 'Sunset İndustry' değil. Birçok sektör değişime dönüşüme yenilebilir ama Türkiye'de turizm kalıcı ve temel bir sektördür. Çünkü bu ülke, tükenmeyen bir ürün çeşitliliğine sahip.” “İstanbul, iki yeni kültür sanat adası kazanıyor” Bakan Ersoy, "Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları arasında Ağustos 2024'te imzalanan protokol kapsamında, İstanbul'un iki ikonik tren garını, kültürel ve toplumsal miras olarak da bütüncül bir yaklaşımla koruyarak şehre kazandıracağız. Böylece İstanbul'umuz iki yeni kültür sanat adası kazanmış oluyor." dedi. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'ni de müze, tiyatro salonu, konferans salonu, atölyeler, kütüphane ve açık hava etkinlik alanlarını içeren bir kültür merkezi olarak insanlarla buluşturacaklarını kaydeden Ersoy, "Çok daha fazla eserin sergilenmesine olanak sağlayacak çağdaş müzecilik anlayışıyla Antalya Müzesi'ni de bölgede bir odak noktası haline getireceğiz" diye konuştu. “Ekosistemler gerekiyor” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat ise turizm sektörünün kaldıraç etkisinin olduğuna vurgu yaparak, “Mevcut yatırımcılarla, eğer daha önce ülkemize hiç gelmedilerse, Türkiye arasında realiteyle algı arasında bir bilgi asimetresi hala mevcut. O yüzden yatırımcılarla ilgili her zaman bununla ilgili ajandamız var, onlara mümkün olduğunca hızlı bir şekilde ülkemizi ziyaret ettirmek. Çünkü ülkemize geldiklerinde aslında altyapımız üstyapımız, insan kaynağı, dinamizm ve benzeri yönünde bir pozitif etki olduğunu her zaman gözlemiyoruz" ifadelerini kullandı. Geçen yıla bakıldığında Türkiye'nin 11 ayda 12,4 milyar dolar doğrudan yatırım çektiğini ve bunun 2024'ün 11 ayına göre %27,6 artış demek olduğunu ifade eden Polat, "Uluslararası doğrudan yatırımcıların ve karar alıcıların karar mekanizmaları da değişiyor. Artık sadece maliyetler, teşvikler yeterli değil. Ekosistemler gerekiyor" diye konuştu vurguladı. “Turizme son üç yılda 2,2 milyar dolar kredi sağladık” Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, sektörün küresel bazda 371 milyon kişiye istihdam sağladığını belirterek, "Böyle bir sektörün ülkemiz için de önemi yadsınamaz. Biz de ülkemizdeki önemine binaen yaklaşık son 3 yıldır turizm sektörüne yaptığımız yatırımlarla 2,2 milyar dolarlık bir krediyi sadece turizm sektörümüze kullandırdık. Bankamızın turizm sektöründeki pazar payı %9,38'den %12,6'ya çıktı. Kamu bankaları hariç tutulduğunda, özel sektör bankaları arasında %23,69'luk bir kredi payına sahibiz. Bu da özel bankaların turizm sektörüne kullandırdığı her dört liralık kredinin bir lirasını Türkiye İş Bankası'nın sağladığı anlamına geliyor" dedi, Aran, sektörde yaklaşık 3 milyar dolar tutarında teşvik belgeli yatırım projesi bulunduğunu, bankanın da bu tutardaki yatırımın tamamını finanse edebileceğini vurguladı. “KKTC’ye yatırımların devamlılığı önemli” KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC'ye bugüne yapılan yatırımların ve devamlılığının önemli olduğunu belirterek, "ADA Kıbrıs" projesiyle ve havayolları ile yapılan anlaşmalar sonucunda KKTC'ye gelen ziyaretçi sayısının arttığının altını çizdi. Yeni yatırımcıların ülkede yer almasıyla ilgili çok ciddi çalışmalar sürdürdüklerini sözlerine ekleyen Ataoğlu, "KKTC olarak ülkemize gelen yatırımcılara kapımızın her zaman açık olduğunu ve yapılacak yatırımcılara bürokrasi olarak engellerin olmadığını söylüyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.