Hava Durumu

#Türkiye

TOURISMJOURNAL - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırsalda gizli bir inanç merkezi Apollon Tapınağı Haber

Kırsalda gizli bir inanç merkezi Apollon Tapınağı

Manisa'nın Yunusemre ilçesinde bulunan Aigai Antik Kenti, antik dönemlerde yalnızca siyasi ve ekonomik değil, inanç dünyası açısından da büyük bir önem taşıyor. Kentten yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta, doğal su kaynakları bulunan Kocaçay Vadisi içerisinde yer alan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, Tanrı Apollon'un "kahin" sıfatıyla insanlara kehanet sunduğu sayılı merkezlerden biri olma özelliğini barındırıyor. Helenistik dönemde, milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa edildiği bilinen tapınak, yalnızca Aigai'nin değil, antik çağda Aiolis olarak adlandırılan bölgenin de en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Anadolu'daki Didyma ve Klaros gibi ünlü kehanet alanlarıyla aynı inanç geleneği içinde değerlendirilen bu kutsal alanın, özellikle su kaynaklarıyla ilişkili yapısı, Apollon kehanet merkezlerinin yer seçiminde izlenen dini ve ritüel anlayışı da gözler önüne seriyor. Tapınağın yeniden ayağa kalkması mümkün Tapınağa ulaşım ise oldukça zorlu bir parkurdan geçiyor. Aigai Antik Kenti içerisinde yer alan ancak henüz gün yüzüne çıkarılmamış antik yol üzerinden ulaşılan tapınak Roma döneminde de önemli bir kehanet merkezi olarak rol oynuyor. Dönemin Roma yönetimi tarafından kapsamlı bir yenilemeden geçirildiği, bugün alanda görülen sütunlar ve mimari blokların büyük bölümünün bu döneme ait olduğu belirlenirken, tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması ve alanın kırsal bir coğrafyada yer alması, tapınağın büyük ölçüde özgün taşlarıyla günümüze ulaşmasını sağlamış. Büyük ölçüde korunmuş olan tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması aynı zamanda yapının yeniden ayağa kaldırılabilmesine yönelik önemli bir potansiyel sunuyor. "Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" Tapınak hakkında bilgi veren Pergamon Koordinatör Kazı Başkanı ve Aigai Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Şu anda bulunduğumuz yer Aigai Antik Kent'in yaklaşık 2,5 kilometre uzağında bir nokta. Bilindiği üzere Aigai Antik Kenti yüksek bir tepe üstünde kurulmuş. Burası Aigai'ın yanından geçen Kocaçay vadisinin içinde dere kıyısında kurulmuş bir tapınak. Burası aslında bir kutsal alan ve bir kehanet merkezi olarak geçiyor. Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" dedi. "Bölgedeki en önemli kehanet merkezlerinden birisiydi" Bölgedeki en önemli kutsal alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Kısa bir bilgi vermek gerekirse; Antik dönemde kehanet ve kahinlik çok önemli. İnsanların gündelik hayatında kehanetin çok önemli bir yeri var. Şu an bulunduğumuz yerde bu kehanetlerin gerçekleştirildiği bir kahinlik merkezi. Anadolu'da birkaç tane önemli kehanet merkezi var bilinen. Didyma en önemlisi. İkincisi Klaros'taki Apollon kehanet merkezi. Bizim bulunduğumuz bölgede, yani antik dönemde adına Aiolis denen bu bölgede herhâlde en önemli kehanet merkezlerinden bir tanesi buradaki Apollon'un kehanet merkeziydi" ifadelerini kullandı. Tanrı Apollon'un kahin sıfatıyla insanlara hizmet verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Buranın adı orijinalinde Apollon Khresterios kehanet merkezi. Khresterios eski Yunancada kelime anlamı olarak kahinlik, kehanet, kehanet saçan gibi anlamlar geliyor. Yani tanrı Apollon'un sıfatlarından birisi bu. Yani bizim içinde bulunduğumuz tapınaktaki Tanrı Apollon aslında burada kahin sıfatıyla insanlara hizmet vermiş diyebiliriz" diye konuştu. Roma valisi tapınağı restore ettirmiş Tapınağın Roma Valisi tarafından büyük bir yatırımla yeniden inşa ettirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Tapınak Aigai Antik Kenti açısından oldukça önemli bir yere sahip. Hemen bulunduğumuz bu noktadaki tapınak milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa ediliyor. Yani Helenistik dönemde inşa edildiğini biliyoruz. Fakat sonrasında, milattan önce 1. yüzyılda tapınak yenilenmiş. Bölgede önemli bir konumda bulunan Roma valisi Publius Servilius Isauricus büyük bir yatırım yaparak tapınağı yeniden inşa ettirmiş. Şu an etrafımda gördüğünüz enkazdaki bütün sütunlar ve mimari bloklar o dönemdeki tapınağa ait" dedi. Modern yolun bulunmaması tapınağı günümüze ulaştırdı Aigai Antik Kenti'nden yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta bulunan ve herhangi bir yolun bulunmadığı antik yapı tüm parçalarıyla günümüze kadar ulaştı. Tapınağın orijinal bloklarıyla yeniden restore edilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Buraya ulaşan modern bir yol yok. Buraya yürüyerek gelmek zorundasınız. Oldukça kırsal bir alan günümüzde ve ulaşımı çok zor. O bakımdan bu bir avantaja dönüştürülebilir. Yani tapınağın enkazının büyük bir kısmı hala burada duruyor. İleride yapılacak bir çalışmayla bu tapınağın ayağa kaldırılması mümkün. Belki yüzde 70, yüzde 80'e kadar tapınağın orijinal bloklarıyla restorasyonu yapmak mümkün olabilecek diye düşünüyorum" diye konuştu. Antik kentte yaşamış önemli kahinlerin izlerine rastlandı Öte yandan Prof. Dr. Sezgin, antik dönemde yaşamış önemli kahinlerin isimlerine de ulaştıklarını ve bu isimlere atfedilen bir takım sıfatların da bulunduğunu belirterek "Apollon kehanetleriyle ilişkili olabileceğini düşündüğümüz çok önemli bir figür var. Aigai'da yaşamış ünlü bir kahin. Bu kahinin adını da biliyoruz; Adı Pollees. Milattan sonra 10. yüzyıla ait sözlük tarzı bir kitapta bu kahinin adı geçiyor. "Aigai'li Kahin Pollees". Helenistik dönemde yaşadığını tahmin ettiğimiz Polles çok ünlü olmuş ve çok önemli kehanetler göstermiş. Mesela kuşlarla ilişkili kehanetler üstüne bir kitabı var. İç organlarla ilgili yapılan bir takım kehanetler ile ilişkili kitabı var. Ve bu Polle's o kadar ünlü olmuş ki döneminde "Polle's gibi olmak" diye bir deyim oluşmuş. Bu durum antik dönemde Polles'in çok önemli bir kahin olduğunu gösteriyor. Pollés'e atfedilerek "Pollés gibi olmak" yani bir şeyi önceden tahmin eden insanlara "Pollés gibi" sıfatı yakıştırılmış. Tabii bu noktada düşününce bu kahin Pollés kehanetlerinin nereyle ilişkisi olabilir sorusu akla geliyor? Büyük ihtimalle buradaki Apollon Tapınağı'yla ilişkili olabilir diye düşünüyorum" diye konuştu. Aigai'den tapınağa ulaşılan antik yol var Aigai Antik Kentinden tapınağa ulaşan antik yol bulunduğu ve bu yolun gün yüzüne çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Kutsal alan kente 2,5 km uzakta olmasına rağmen Aigai Antik Kentinin bir tapınağı olduğu açık. Kente bu kadar uzak olmasının nedeni buradaki su kaynakları ve dere kıyısına yakın konumu nedeniyle tercih edilmiş olması. Elbette ki insanlar buraya belli dönemlerde festivaller ve törenler için geliyorlardı. Ve bunun için yapılmış muhteşem taş döşeli bir yol var. Yani Aigai Antik Kent'ini ziyarete geldiğinizde neredeyse yüzde 50, yüzde 60 açıkta olan antik dönem yolundan yürüyerek tapınağa ulaşabiliyorsunuz. Tabii ki antik dönemde insanlar da o yolu kullanarak buraya geliyorlardı ve Tanrı Apollon'a özel günlerde, bayramlarda boğa kurbanı gerçekleştiriyorlardı" dedi. Tapınak 2005 yılında saldırıya uğrayarak tahrip edildi Öte yandan tapınağın günümüze kadar ulaşan önemli bir parçası ise 2005 yılında bölgeye gelen defineciler tarafından tahrip edildi. Tapınak kapısının iki sütununun üzerinde bulunan lento defineciler tarafından kırıldığı bilgisini veren Prof. Dr. Sezgin "Tapınağın bulunduğu alanda aslına bakarsanız çok fazla kaçak kazı gerçekleşmiyor. Belki ufak tefek birtakım girişimler oluyor günümüzde. Fakat 2005 yılının kış ayında maalesef çok büyük bir felaket gerçekleşti. Arkamda gördüğünüz o iki tane dikili taş aslında bir kapının iki yanında duran söve taşları. Bunların üstünde bir de lento oluyor biliyorsunuz. Şu an lento eksik. Fakat 2005 yılından önce o lento yerindeydi. 2005 yılında bir karlı havada gelip burada kamyon krikosuyla o lento düşürülüyor yere ve parçalanıyor. Bir taşın içinde define ya da kıymetli bir şeyin olması mümkün değil tabii. Hangi gerekçeyle yapıldıklarını açıklamak belki mümkün değil ama maalesef çok kötü bir görüntü oluştu. Yani 2005 yılından önce gelseydiniz bu tapınağa giriş yapılan kapıyı sağlam olarak ayakta görecektiniz" diye konuştu. Yer altı sularıyla beraber çıkan gazlar kahinlerin bir takım görüntüler görmesini sağlıyor Bu tür tapınakların su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Bu tapınağın olduğu alan kırsal bir arazi olmakla birlikte hemen yakınımızdan bir dere akıyor. Kocaçay deresi antik dönemde Titnaios ya da Pytikos isimleriyle anılmış. Bölgenin en önemli su varlıklarından biri olan Kocaçay'ın bu bölümünde, dere kenarlarında doğal su kaynakları bulunmakta. Apollo'nun kehanet merkezleri için özellikle suya yakın yerlerin tercih edildiğini biliyoruz. Çünkü yer altından çıkan bu kaynak suyuyla beraber gazlar da çıkıyor ve Apollo'nun rahibeleri kehanetleri aktarıyorlar. Yani bu gazın etkisiyle tanrıyla iletişim kurdukları ve bu iletişim sonucunda da kehanetler ve haberler getirdiklerine inanılıyor" ifadelerini kullandı. Tapınağın taşları kullanılarak değirmen inşa edilmiş Öte yandan tapınağın işlevsiz hale gelmesi sonrasında tapınağın hemen 20 metre yakınında tapınaktaki taşlar kullanılarak değirmen inşa edilmiş. Tapınak taşları ve sütunlarının değirmende kullanılmış olması ise, bölgedeki çok katmanlı kültürel mirası gözler önüne seren bir başka unsur olarak dikkat çekiyor. İnşa edilen değirmen kalıntılarının da tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sezgin, "Günümüzden yaklaşık 150 yıl önce, tapınak işlevsiz hale gelmiş ve yıkılmış. Tapınağın enkazındaki özellikle duvar taşları alınarak hemen 20 metre yakınımızda bir değirmen inşa edilmiş. Aslında o da bir kültürel miras. Bence onun da olduğu gibi korunması gerekir" diye konuştu. Keşif rotası için güçlü bir potansiyel Bugün Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, yalnızca arkeolojik bir kalıntı olarak değil; özgün mimari dokusu, antik yol bağlantısı ve inanç tarihindeki yeriyle, Aigai Antik Kenti'ni ziyaret edenler için yeni bir keşif rotası ve kültür turizmi açısından güçlü bir potansiyel alan olarak değerlendiriliyor. Bugün büyük bölümü özgün mimari bloklarıyla ayakta kalan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, bilimsel kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılabilecek nitelikte önemli bir arkeolojik miras olarak öne çıkıyor. Modern yapılaşmadan uzak kalması sayesinde büyük ölçüde korunmuş olan tapınağın, kontrollü bir restorasyon süreciyle hem mimari bütünlüğünün yeniden ortaya çıkarılması hem de Aigai Antik Kenti ile birlikte bütüncül bir ziyaret rotasına dönüştürülmesi mümkün görülüyor.

Munzur eteklerinde kayak sezonu açıldı Haber

Munzur eteklerinde kayak sezonu açıldı

Kış mevsimiyle birlikte beyaz örtüyle kaplanan Ovacık Kayak Spor Tesisi, düzenlenen sezon açılışıyla yeni kış sezonuna merhaba dedi. Munzur Dağları'nın eşsiz doğası içerisinde yer alan tesiste gerçekleştirilen açılış programı renkli görüntülere sahne oldu. Program kapsamında jandarma birliklerinin dev Türk Bayrağı ile gerçekleştirdiği yürüyüş büyük beğeni toplarken, yamaç paraşütü gösterileri ilgiyle izlendi. Yaklaşık bin 200 metre uzunluğundaki pisti, teleski sistemi, konaklama imkanları ve sosyal alanlarıyla hizmet veren tesis, ara tatilin de etkisiyle yoğun ilgi gördü. Açılış kapsamında ayrıca Türk Kızılayı tarafından ziyaretçilere ücretsiz çay ve çorba ikramında bulunuldu. "Ovacık hem yaz turizminde hem de kış turizminde ilimize önemli katkılar sağlamaktadır" Tunceli'nin Ovacık ilçesinin, hem yaz hem de kış turizmi bakımından kente önemli katkılar sağladığını belirten Gençlik ve Spor İl Müdürü Vekili Ali Rıza Turan, "İlimiz için önemli bir değer olan Ovacık Kayak Spor Tesisi olarak bugün itibariyle yeni sezona başlamış bulunmaktayız. Açılışını büyük bir coşkuyla, halkımızın ciddi teveccühüyle gerçekleştirdik. Bu tesis gençlerimizi sporla buluşturmaya ve kış sporlarının ilimizde yaygınlaşmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bunun yanında, özellikle bölgeden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan vatandaşları fazlaca burada misafir etmekteyiz. Konuk evimiz 74 kapasiteli, 7/24 hizmet veren bir tesistir. Ovacık hem yaz turizminde hem de kış turizminde ilimize önemli katkılar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Buraya bakınca, ismini söylemezseniz İsviçre Alpleri ya da Uludağ diyebilirsiniz" Tunceli Kültür ve Turizm İl Müdürü İsmail Kaya, "Bugün ülkemizin cennet köşelerinden birisi olan Tunceli'mizin Ovacık ilçesinde bulunan kayak merkezindeyiz. Buraya bakınca, ismini söylemezseniz İsviçre Alpleri ya da Uludağ diyebilirsiniz. Burası Tunceli, Ovacık. Çok müthiş bir doğası var. Yaklaşık bin 200 metre uzunluğunda bir piste sahip. Yaklaşık 100 kişilik bir teleskiye sahip. Ara tatil olması nedeniyle vatandaşlarımızın yoğun bir talebi var. Herkes burada gönlünce kayak yapıyor, geziler yapıyorlar. Herkesin görmesini isterim" şeklinde konuştu. Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun, "Ovacık ilçemiz hem yaz turizmi hem de kış turizmi bakımından ilimizin en gözde mekanlarından birisi. Kış aylarında çevre illerden, ilimiz merkezinden oldukça ilgi gören bir yer. Bizim için çok kıymetli. Çevre illerden ve ilimizden özellikle hafta sonları çok büyük rağbet gören bir yer" dedi. Ziyaretçilerden Rüzgar Boran Tuncer, "Arkadaşlarımla buraya geldik, zaman geçirelim dedik. Bizim için evde durmaktansa buraya gelip tatil yapmak daha güzel oldu. İlk defa geliyorum, güzel bir yer. Herkese tavsiye ediyorum" diye konuştu. Bir diğer ziyaretçi Yaren Güloğlu ise "Ailemle geldim, çok heyecanlıyım. Palyaço kostümü giydim. Burada çok eğlenceli etkinlikler var. Buralıyım ve yıllardır kayakla ilgileniyorum. Kayağı seviyorum ve bunu burada yapmak ayrı bir eğlenceli. Buranın doğasını çekmek, bu doğanın havasını almak ayrı bir eğlenceli" dedi.

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı Haber

AGC'den, Yeşil Pasaport Çağrısı

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, gazetecilerin uluslararası görevlerini daha etkin ve zamanında yerine getirebilmeleri için yeşil pasaport düzenlemesinin kamusal bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. AGC Yönetiminin bugün yaptığı yazılı açıklamada, özellikle Antalya gibi küresel temasların yoğun olduğu kentlerde görev yapan basın mensuplarının vize engelleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kamuoyuyla paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Gazetecilik; kamu adına tanıklık etmeyi, gelişmeleri yerinde izlemeyi ve toplumu doğru bilgiyle buluşturmayı gerektiren bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, özellikle uluslararası temasların yoğun olduğu kentlerde, sınırların ötesine uzanan bir mesleki hareketliliği zorunlu kılmaktadır. Antalya; yalnızca bir turizm merkezi değil, aynı zamanda uluslararası diplomasi, spor, kültür, çevre ve ekonomi alanlarında dünyanın yakından izlediği bir buluşma noktasıdır. Bu kentte görev yapan gazeteciler; küresel ölçekli organizasyonları takip eden, Türkiye’nin tanıtımına doğrudan katkı sunan, uluslararası habercilik pratiğine sahip meslektaşlarımızdır. Antalya basını, yıllardır yerelden evrensele uzanan bir habercilik birikimiyle görev yapmaktadır. Buna karşın, yurt dışı görevlerde karşılaşılan vize engelleri ve belirsiz bekleme süreleri; haberin zamanında ve etkili biçimde kamuoyuna ulaştırılmasını güçleştirmektedir. Oysa çağımızda habercilik, hızla akan küresel gündemin gerisinde kalmayı değil, sahada olmayı zorunlu kılmaktadır. Basın kartı sahibi, aktif ve belirli mesleki deneyime sahip gazetecilere hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesini öngören bir yasal düzenleme; bireysel bir imtiyaz değil, kamusal yararı önceleyen bir gerekliliktir. Böyle bir adım, basın özgürlüğünün güçlenmesine, Türkiye’nin uluslararası alandaki görünürlüğünün artmasına ve halkın haber alma hakkının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Antalya Gazeteciler Cemiyeti olarak; mesleğini sahada ve uluslararası ölçekte icra eden gazetecilerin önündeki yapısal engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Yerelden yükselen bu çağrının, ülke genelinde basın mesleğinin koşullarını iyileştirecek bir farkındalık oluşturacağına inanıyoruz. Gazeteciliğin serbestçe yapılabildiği, bilginin gecikmeden topluma ulaştığı bir Türkiye, demokratik hukuk devletinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bu doğrultuda atılacak her adım, yalnızca basın camiası için değil, toplumun tamamı için değer taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu

Gaziantep’in tarihi çarşılarında yarıyıl yoğunluğu Haber

Gaziantep’in tarihi çarşılarında yarıyıl yoğunluğu

Yılın her döneminde olduğu gibi yarıyıl tatilinde en çok ziyaret edilen şehirlerden biri de gastronomi, kültür, turizm ve tarih kenti Gaziantep oldu. Tarihi mekanları, müzeleri ve gastronomisiyle önemli turizm merkezlerinden olan ve her dönem ziyaretçileri eksik olmayan Gaziantep'te, yarıyıl tatili yoğunluğu yaşanıyor. UNESCO tarafından gastronomi şehri ilan edilen kente yarıyıl tatilini geçirmek için gelen ziyaretçiler, tarihi çarşıları gezmenin keyfini yaşıyor. Tarih, kültür ve gastronominin merkezi Ocak ayında hava sıcaklığının 4 derece ölçüldüğü kentte günübirlik gezi yapan ve konaklayan turistler, tarihi çarşılarda gezip hediyelik eşya satın aldı. Tarihi dokusu korunan 500 yılık Bakırcılar Çarşısı başta olmak üzere konak, han, hamam ve camileri ve bedestenleri de ziyaret eden misafirler, yarıyıl tatili yoğunluğu nedeniyle şehir merkezinde uzun süren gezilerinin ardından Antep fıstığı, baklava ve katmerin tadına bakıp restoranlarda yöresel lezzetleri deneyimledi. "Bakırcılar Çarşısı, kale ve müzeler kesinlikle görülmesi gereken mekanlar" Yarıyıl tatili nedeniyle Gaziantep'in tarihi çarşılarını gezdiğini belirten ziyaretçilerden Ercan Meşale, "Yarın yıl tatilini çocuğumla birlikte değerlendirmek istedim. Gaziantep'in tarihi yerlerini gezdirmek istedim. Bakırcılar Çarşısı, kale ve müzeler kesinlikle görülmesi mekanlardır. Aileler çocuklarını bu yarıyıl tatilinde evde oturtmasınlar. Bu tarz tarihi yerleri gezdirsinler. Gaziantep'in belki onlarca belki yüzlerce önemli yerleri var. Gaziantep'e uğrayan herkesin mutlaka yolu tarihi mekanlardan geçiyor" dedi. "Gaziantep, gerek yemekleri gerek kültürü açısından çok özel" Ailesiyle birlikte Sinop'tan Gaziantep'e geldiğini belirten Ahmet Boyacı ise "Okullar tatil olduğundan annem de Gaziantepli olduğu için memleketimize geldik. Kış ayına denk geldi ama kış ayında bile Gaziantep'imizde gerçekten çok güzel güzellikler var. Gaziantep, gerek yemekleri ve gerek kültürü açısından gerçekten çok sevdiğim bir memleket. Ayrıca yemeklerini çok seviyorum. Çok baharatlı yemekleri var. Bakırcılar Çarşısı'nda güzel ürünler var. Gaziantep çok sevdiğimiz bir şehir" ifadelerini kullandı. "Yarıyıl tatilini dört gözle bekledik" Tarihi Bakırcılar Çarşı esnafından Hümeyra Durmaz ise "Yarıyıl tatilini dört gözle bekledik. Havalar çok soğuk ve bu kış bayağı zorlu geçiyor. Ama çok şükür yine de birçok ilden gelen insanlar var. Gaziantep çok tanındı. Gaziantep gastronomi şehri ve bu yüzden de Gaziantep'i merak edip gelenler Bakırcılar Çarşısı'na mutlaka uğruyor. Biz de çok şükür güzel kazançlar sağlıyoruz. İnsanlarla tanışıyoruz ve güzel sohbetler ediyoruz. İnsanlar Gaziantep'i bayağı seviyor. Çünkü Gaziantep çok güzel bir şehir. Sanatsal olarak, tarih olarak çok güzel. Lezzetlerimiz de bir başka güzel. Biz de bununla birlikte mutlu oluyoruz. Çarşımız kalabalık oldukça ve insanları çarşımızda gördükçe biz de mutlu oluyoruz" diye konuştu.

Yurt içinde 21,5 milyon kişi seyahate çıktı Haber

Yurt içinde 21,5 milyon kişi seyahate çıktı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı üçüncü çeyrek Hanehalkı Yurt İçi Turizm verilerini açıkladı. Buna göre, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarından oluşan üçüncü çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 21 milyon 548 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5,5 artarak 27 milyon 99 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 230 milyon 818 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 8,5 gece oldu. Seyahate çıkanlar, 276 milyar 111 milyon 406 bin TL harcadı Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2025 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 34,8 artarak 276 milyar 111 milyon 406 bin TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 84,5'ini 233 milyar 450 milyon 256 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 15,5'ini ise 42 milyar 661 milyon 150 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 10 bin 189 TL oldu. Bu çeyrekte harcama türlerinin toplam seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde en fazla paya yüzde 29,4 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 23,8 ile konaklama harcamaları ve yüzde 19,3 ile ulaştırma harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içme harcamalarında yüzde 31,6, konaklama harcamalarında yüzde 54,6 ve ulaştırma harcamalarında ise yüzde 25,7'lik artış görüldü. Yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 47,9 ile ilk sırada yer aldı Seyahate çıkış amaçlarında ikinci sırada yüzde 46,2 ile "gezi, eğlence, tatil", üçüncü sırada ise yüzde 2,5 ile "sağlık" yer aldı. Seyahate çıkanlar en çok arkadaş veya akraba evinde kaldı Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 132 milyon 394 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 51 milyon 509 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 26 milyon 348 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.

Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta uluslararası tanıtım yaptı Haber

Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta uluslararası tanıtım yaptı

Yatçılık ve su sporları dünyasının önemli buluşmalarından Boot Düsseldorf, bu yıl da dünyanın dört bir yanından binlerce ziyaretçiyi ve sektörün önde gelen markalarını bir araya getirerek birçok iş birliğine sahne oldu. Bunlardan biri de Çanakkale Boğazı'ndaki Çanakkale Deniz Savaşları'ndan kalan gemi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması konusunda başlatılan "Derin Miras" projesi ve projenin tanıtımı için düzenlenen imza protokolü oldu. Boot Düsseldorf fuarında gerçekleşen program, dünyanın önde gelen sualtı fotoğrafçılarından İsveçli Alex Dawson'ın sunumuyla başladı. "Derin Miras" tanıtım videosu gösteriminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul bir konuşma yaptı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO'su Murat Sarıkaya'nın katılımıyla gerçekleşen protokol imzası ile proje, ulusal ve uluslararası kamuoyuna tanıtıldı. Gelecek nesillere sürdürülebilir bir miras bırakılması hedefeniyor Çanakkale savaş batıkları Çanakkale ruhunu en iyi anlatan ve savaşın en şiddetli anına tanık olmuş tarihsel ve kültürel birer miras olarak öne çıkıyor. "Derin Miras" projesi ise batıkların katodik koruma teknolojisi ile korozyondan korunmasını ve zaman içerisinde yok olmalarının önlenmesini sağlayacak. Bu yöntem sayesinde korozyonla açığa çıkan ağır metallerin karbon salınımları önlenirken, koruma altındaki batıklar yapay resier oluşturarak biyolojik çeşitlilik için yaşam alanı oluşturacak. Böylece proje, Çanakkale Boğazı'nın sürdürülebilir dalış turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine katkıda bulunacak. Çevre dostu bir koruma yöntemi olan katodik koruma ile batıklara boya vb. herhangi bir müdahale yapılmayacak; elektrokimyasal koruma yöntemi uygulanarak batıkların yanlarına özel birer cihaz (galvaniz anot) yerleştirilerek batık, katot haline getirilecek ve korozyonun durdurulması sağlanacak. Bu projenin yalnızca teknik bir çözüm değil; aynı zamanda geçmişe saygı, çevreye duyarlılık, ekonomiye katkı ve gelecek nesillere yatırım anlamına da geldiği belirtildi. Dünyanın en popüler su altı parklarından biri olacak Yapılan açıklamaya göre; Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı'ndaki 27 adet batığı ve 2 adet resif olmak üzere 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı'nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koymuştu. Derin Miras projesinin ise uluslararası dalış turizmi için çekici bir destinasyon oluşturarak yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacağı belirtiliyor. Sürdürülebilir turizm anlayışıyla yürütülecek projenin hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşımla Çanakkale'nin turizm potansiyelini artırması bekleniyor. Aynı zamanda batıklar, su altı tarihi ve bilimsel araştırmalar için özel bir laboratuvar işlevi görecek. "Evrensel bir sorumluluk projesi" Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir projenin önemini şu sözlerle ifade etti: "Çanakkale Boğazı'nın derinliklerinde yer alan savaş gemisi batıkları, yalnızca milletimizin değil, insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miras unsurlarıdır. Derin Miras, Çanakkale'nin derinliklerindeki ortak insanlık mirasını bilimsel koruma ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyan evrensel bir sorumluluk projesidir. Bu anlayışla hayata geçirilen proje, kültürel mirasın korunmasını çevresel duyarlılık, bilimsel yöntemler ve uluslararası normlarla uyumlu bir anlayışla ele almakta, su altı kültürel mirasının barış, iş birliği ve ortak değerler temelinde yaşatılmasına katkı sunmaktadır. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı ile birlikte Tarihi Alan, dünyanın en büyük açık hava müzesini inşa etme yolunda önemli bir adım daha atmıştır. Bu vesile ile dünyanın her bölgesindeki dalış sporu meraklılarına seslenmek istiyorum. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Çanakkale Savaşı'na su altında tanık olmak için sizleri tarihin derinliklerine, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı'nı keşfetmeye davet ediyorum. Bu evrensel sorumluluk projesinde 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu'nun stratejik ortağımız olması hem tarihî mirasımızı koruma hem de sürdürülebilir turizm vizyonumuzu hayata geçirme kararlılığımızı güçlendirmiştir." "Uzun soluklu bir taahhüt: Derin Miras" 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO'su Murat Sarıkaya ise "Bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile her yönüyle gurur duyduğumuz bir iş birliğine imza atıyoruz. Bu proje ile tarihî değerlerimizi korumanın yanı sıra Çanakkale Boğazı'nın biyolojik çeşitliliğinin ve Çanakkale'nin sürdürülebilir turizm potansiyelinin gelişmesine katkı sağlamayı hedeiyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca içinde bulunacağımız ve sahipleneceğimiz bir proje olacak. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü 1915 Çanakkale Köprüsü uluslararası nansman yapısı ve güçlü sürdürülebilirlik vizyonu nedeniyle çevresel ve sosyal açıdan çok yüksek standartlara sahip. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 321 çevresel ve sosyal proje ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeeri'ne ve döngüsel ekonomiye katkımız sayesinde Birleşmiş Milletler tarafından birincilik ödülüne layık görülmüştük. Derin Miras projesi de ‘iyi bir komşu olma' sürdürülebilirlik vizyonumuzun kalıcı bir parçası olacak" dedi.

Yılmaz: “Küresel istihdamın %25’i yapay zekâdan etkilenecek Haber

Yılmaz: “Küresel istihdamın %25’i yapay zekâdan etkilenecek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ gündemiyle ATO Congresium’da gerçekleştirilen 14. Çalışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, dijitalleşmenin iş dünyasındaki üretim süreçlerinde ve mesleklerde değişim ve dönüşüme yol açtığını dile getirerek, "Dünya Ekonomik Forumu’nun bu konuda çalışmaları var. Çok sayıda insanın bu süreçlerin sonunda işini kaybedebileceği söyleniyor. Bir taraftan da 2030 yılına kadar bu dijital imkanlarla 170 milyon kişiye yeni iş imkanı oluşabileceği ifade ediliyor. Geçerliliğini kaybeden meslekler ve yeni istihdam imkanlarının ötesinde bütün mesleklerin yapılış biçimleri değişiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek ve özellikle gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecek. Özellikle ofis ve büro işleri ile medya, yazılım ve finans gibi mesleklerde de yapay zekânın etkisi giderek artıyor. Bu süreç, çalışma biçimlerinin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve istihdam politikalarının yeniden tasarlanmasını zorunlu kılan yapısal bir değişimi beraberinde getirmektedir. Bu gelişmeler karşısında doğru tutum, teknolojiyi, insan emeğini dışlayan bir unsur olarak değil, dijital becerilerle güçlendiren bir fırsat olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımda yatmaktadır" ifadelerini kullandı. "Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiği zayıflatabiliriz" Dijital Türkiye vizyonunun temel unsurlarından birinin kamu politikalarının, yasal ve idari düzenlemelerin dijital dönüşüme uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması olduğunu söyleyen Yılmaz, "Teknolojinin dinamik yapısını dikkate alarak, bu süreci çerçeve düzenlemeler ile yönetmenin daha anlamlı olduğuna inanıyoruz. Bu alanlarda dünyada da henüz çok oturmuş, standart diyebileceğimiz düzenlemeler yok. Dolayısıyla yol yürürken yeni yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiğini zayıflatabiliriz. Bizim dijital düzenlemelerle ilgili temel yaklaşımımız çerçeve düzenlemeler yapıp, gelişmelere göre bu düzenlemelerimizin uyum sağlayacağı bir süreç yönetimi yapmaktır" diye konuştu. "Yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır" Orta Vadeli Program'da ve çeşitli dokümanlarda bu alana ilişkin politikaların ana çerçeve itibarıyla ortaya konulduğunu aktaran Yılmaz, "Bu süreçte uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır. Geçtiğimiz yıl Ekonomi Koordinasyon Kurulumuzda da yeni nesil çalışma modellerine ilişkin sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde yürütülen mevzuat hazırlıklarında gelinen son noktayı değerlendirmiştik. Kadınların iş ve aile yaşamını dengeli bir şekilde sürdürebileceği yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi, Nüfus Politikaları Kurulumuzda da detaylı bir şekilde ele aldığımız hususların başında gelmektedir. Biz şunu istiyoruz; kadınlar ev hayatı ile iş hayatı arasında tercih yapmaya zorlanmasın. İsteyen ikisini de birlikte yürütebilsin. Bu genel kalkınma modelimiz ve nüfus politikalarımız anlamında da çok stratejik bir mesele. Bunu mutlaka başarmak durumundayız. Bunu yaparken çalışma hayatımızdaki genel ilkeleri de zedelemeden başarmak durumundayız" ifadelerine yer verdi. İşçi ve işveren sendikalarının dijital dönüşüm sürecinde çalışma hayatının temel denge unsuru olarak sosyal diyaloğun güçlenmesi ve katılımcı yönetişimin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bu süreçte sendikalar, dijital platformlarda çalışanların statüsü, yeni nesil çalışma modelleri, algoritmik yönetim uygulamaları ve veri koruma gibi konularda çözüm üreten ve politika süreçlerine katkı sunan en önemli paydaşlar arasında yer almaktadır. Genç kuşak çalışanların esnek, hibrit ve dijital odaklı çalışma tercihleri ise sendikal yapılara örgütlenme stratejilerini yenileme ve yeni iletişim kanalları geliştirme yönünde önemli fırsatlar sunmaktadır. Türkiye’nin köklü sendikal geleneğinden güç alan sendikalarımızın dijital çağın gerektirdiği yenilikçi, kapsayıcı ve diyaloga açık bir sendikal vizyon geliştirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu husus hem çalışanlarımızın haklarının korunması hem de çalışma hayatının geleceğine yön verilmesi anlamında değerlidir."

Antalya’da 2025 yılında yabancılara konut satışı düştü Haber

Antalya’da 2025 yılında yabancılara konut satışı düştü

Türkiye genelinde konut satışları 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 14,3 artış göstererek 1 milyon 688 bin 910’a ulaştı. Yıl boyunca en fazla konut satışı 280 bin 262 ile İstanbul’da gerçekleşirken, Ankara 152 bin 534 ve İzmir 96 bin 998 satışla İstanbul’u izledi. Turizmin başkenti Antalya’da 2025 yılı Aralık ayında 12 bin 789 konut satışı gerçekleşti. Aynı dönemde Burdur’da 607, Isparta’da ise bin 128 konut el değiştirdi. Yıl geneline bakıldığında Antalya’da 2025 boyunca 86 bin 730 konut satılırken, Burdur’da 3 bin 678, Isparta’da ise 7 bin 894 konut satışı kayıtlara geçti. Yabancılara satışta düşüş Yabancılara yapılan konut satışları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9,4 azalarak 21 bin 534 oldu. Toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan satışların payı yüzde 1,3 olarak gerçekleşti. Yabancılara konut satışının en fazla yapıldığı iller sırasıyla 7 bin 989 ile İstanbul, 7 bin 118 ile Antalya ve bin 800 ile Mersin oldu. Aralık ayında yabancılara yapılan konut satışları ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artarak 2 bin 541 olarak kaydedildi. Bu dönemde yabancılara yapılan satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 1,0 oldu. Antalya’da yabancılara yapılan konut satışlarında yıllık bazda düşüş yaşandı. Kentte 2024 yılında yabancılara 8 bin 223 konut satılırken, 2025 yılında bu sayı 7 bin 118’e geriledi. Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı 3 bin 649 ile Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı. Rusya Federasyonu’nu bin 878 konutla İran ve bin 541 konutla Ukrayna vatandaşları izledi. Aralık ayı verilerinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Söz konusu ayda yabancılara yapılan konut satışlarında 504 konutla Rusya Federasyonu ilk sırada yer alırken, İran vatandaşlarına 232, Ukrayna vatandaşlarına ise 193 konut satıldı.

İşte Erzurum’un turizm karnesi Haber

İşte Erzurum’un turizm karnesi

Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, Erzurum’un 2025 yılı boyunca kültür, sanat ve turizm alanlarında hayata geçirilen planlı ve kapsamlı çalışmalar neticesinde önemli bir ivme yakaladığını ifade ederek, "Hem etkinlik çeşitliliği hem de turist ve geceleme sayıları bakımından dikkat çekici bir başarı ortaya koymuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın vizyonu doğrultusunda yürütülen çalışmalarla ilimiz, Doğu Anadolu’nun kültür ve turizm merkezlerinden biri hâline gelmiştir" şeklinde konuştu. "Bir yılda 493 bin 641 ziyaretçi" Bu başarının en önemli göstergelerinden birinin Erzurum turizminde yaşanan güçlü sayısal artışlar olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, " 2024 yılında ilimizi 331 bin 875 yerli ve 31 bin 749 yabancı olmak üzere toplam 363 bin 624 ziyaretçi ziyaret etmişken, 2025 yılında bu rakam 455 bin 084 yerli ve 38 bin 557 yabancı olmak üzere toplam 493 bin 641 ziyaretçiye ulaşmıştır. Böylece bir önceki yıla göre; yerli turist sayısında yüzde 37, yabancı turist sayısında yüzde 21 ve toplam turist sayısında ise yüzde 36 oranında artış sağlanmıştır. 2024 yılında 637 bin 919 olan toplam geceleme sayısı, 2025 yılında yüzde 47 artışla 936 bin 489’a ulaşmıştır. İlimizin artan ziyaretçi talebini karşılayabilecek güçlü bir konaklama altyapısı bulunmaktadır. Erzurum genelinde 138 konaklama tesisi, 4 bin 983 oda ve 10 bin 56 yatak kapasitesi ile hizmet vermekte olup mevcut kapasite, özellikle kış, kültür ve festival turizmini destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır" dedi. "Bin sanatçı bir milyon vatandaşla buluştu" Kültür ve sanat alanında ise 2025 yılı, Erzurum için adeta bir atılım yılı olduğunu vurgulayan Yer, " 16-24 Ağustos 2025 tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, 9 gün boyunca 54 farklı noktada, 124 etkinlik türünde toplam 542 program gerçekleştirilmiş; yaklaşık bin sanatçının katılımıyla düzenlenen etkinlikler yaklaşık 1 milyon vatandaşımızla buluşturulmuştur. Konserler, sergiler, söyleşiler, sempozyumlar, yarışmalar, sokak sahnesi etkinlikleri ve çocuklara özel programlarla Erzurum, festival süresince ülkemizin en önemli kültür duraklarından biri hâline gelmiştir. Çocuklara yönelik tiyatro, müzikal, atölye, oyun ve masal etkinlikleriyle kültür ve sanatın erken yaşta benimsenmesine katkı sağlanmış; festival, her kesime hitap eden kapsayıcı bir yapıya kavuşmuştur" diye konuştu. "18 oyun ve 109 temsil ile 26 bin 855 seyirci" İsmail Saib Sencer İl Halk Kütüphanesi’nin, 2025 yılında yaklaşık 782 bin 256 ziyaretçiye ulaştığını hatırlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, " 40 bin 944 üyesi ve 119 bin 47 kitaplık koleksiyonu ile ilin kültürel hafızasının merkezi olmayı sürdürmüştür. Yıl boyunca 10 farklı başlık altında düzenlenen 228 etkinlik, kütüphanelerimizin yaşayan kültür mekânları hâline geldiğinin somut göstergesi olmuştur. Âşık Sümmani Kültür Merkezimizde açılan 15 kursta 830 kursiyerimiz, el sanatları, müzik, halk oyunları ve eğitim alanlarında kurslardan faydalanmış; geleneksel kültürümüzün yaşatılmasına önemli katkı sağlanmıştır. Erzurum Devlet Tiyatrosu, 2025 yılı içerisinde sahnelenen 18 oyun ve 109 temsil ile 26 bin 855 seyirciye ulaşarak sanatın toplumla buluşmasında etkin bir rol üstlenmiştir. Ayrıca ilimizde 27 yerli ve 4 yabancı kısa film ve video çekimi gerçekleştirilmiş; bin 115 tescilli kültür varlığımız ile tarihî ve kültürel mirasımız korunarak tanıtılmaya devam edilmiştir" dedi. "895 farklı türde kültür, sanat ve turizm etkinliği" 2025 yılı boyunca kentteki müzelerin, Erzurum’un kültür ve sanat hayatında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, sözlerine şöyle devam etti, "Bu kapsamda; sergiler, söyleşiler, sempozyumlar ve farklı tematik etkinlikler başta olmak üzere 50 farklı alanda düzenlenen programlar ile müzelerimizde 319 bin ziyaretçi ağırlanmıştır. Gerçekleştirilen bu etkinlikler sayesinde müzelerimiz, yalnızca eserlerin sergilendiği alanlar olmanın ötesine geçerek yaşayan, üreten ve toplumla sürekli etkileşim hâlinde olan kültür merkezleri hâline gelmiştir. Erzurum’un tarihî ve kültürel birikimi, bu etkinliklerle hem hemşehrilerimizle hem de şehrimizi ziyaret eden misafirlerle buluşturulmuştur. 2025 yılı genelinde yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde, şehrimizde toplam 895 farklı türde kültür, sanat ve turizm etkinliği düzenlenmiştir. Bu sayı, Erzurum’un yıl boyunca yalnızca belirli dönemlerde değil, sürekli ve canlı bir kültür-sanat gündemine sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" "Kültür ve turizmde güçlü bir marka şehir hedefi" Özellikle EİT 2025 Turizm Başkenti Erzurum etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen programların, şehre yeni bir vizyon ve hareketlilik kazandırdığını anlatan İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer , "Bu çerçevede düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinlikler; kültür, sanat, turizm, gastronomi ve tanıtım alanlarında Erzurum’un marka değerini güçlendirmiş, şehrimizin sahip olduğu tarihî ve kültürel zenginliklerin daha geniş kitlelere ulaşmasına imkân sağlamıştır. EİT 2025 sürecinde hayata geçirilen programlar, Erzurum’da ilk kez uygulanan içerikleri, farklı disiplinleri bir araya getiren etkinlikleri ve çok paydaşlı organizasyon yapılarıyla şehrimize yenilik, çeşitlilik ve sürdürülebilirlik kazandırmıştır. Bu çalışmalar sayesinde Erzurum; yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda kültür ve sanatın üretildiği, paylaşıldığı ve yaşatıldığı güçlü bir merkez hâline gelmiştir. Bu süreçte Erzurum, aynı zamanda Avrupa Kış Sporları Başkenti unvanıyla; kış turizmi, spor organizasyonları ve uluslararası etkinlikler bakımından da öne çıkmış, dört mevsim turizm hedefi doğrultusunda ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmıştır. Elde edilen tüm bu veriler; Erzurum’un kültür, sanat ve turizm alanlarında planlı, sürdürülebilir ve istikrarlı bir gelişim süreci içinde olduğunu göstermektedir. Bu başarıda emeği geçen Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, tüm kurum ve paydaşlarımıza, sanatçılarımıza ve etkinliklerimize büyük ilgi gösteren kıymetli hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Erzurum, önümüzdeki dönemde de kültür ve turizmde güçlü bir marka şehir olma yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecektir" şeklinde konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.