Hava Durumu

#Turizm Geliri

TOURISMJOURNAL - Turizm Geliri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm Geliri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Portekiz’in Turizm Geliri İlk Çeyrekte 5,2 Milyar Euroyu Aştı Haber

Portekiz’in Turizm Geliri İlk Çeyrekte 5,2 Milyar Euroyu Aştı

Portekiz Merkez Bankası'nın verileri, turizm faaliyetinin yıllık %6.69'luk bir büyümeyi temsil eden 2,104.77 milyon Euro oluşturduğunu gösteriyor. Ülke ekonomisi geçen yıla göre 132 milyon Euro daha kaydetti. Bu, bir önceki aya kıyasla daha da net olan genişleyen bir yörüngeyi pekiştiriyor. O ay yüzde 40'lık bir sıçrama yaşandı ve toplam 602.48 milyon Euro oldu Mart ayının performansı ilk çeyrek sonuçlarına önemli ölçüde katkıda bulundu. Yılın ilk üç ayında turizm geliri %3,83 artarak 5,203 milyar Euro'ya ulaştı. Bu, bir önceki yıl kaydedilen 5.011.46 milyon Euro'ya göre bir iyileşmedir. Rakamlar ülkenin çekiciliğini ve uluslararası turistlerin harcama profilini vurguluyor. Harcamaları, ülkenin dinamizmi ve makroekonomik istikrarı için merkezi bir dayanak olmaya devam ediyor Turizm geliri artıyor, ancak Portekiz vatandaşları da yurtdışına seyahat etmek için güçlü bir iştahı sürdürüyor. Turizm ithalatı, yurtdışındaki Portekizlilerin harcamalarını temsil ediyor. Mart ayında% 4.42 yükselerek 375.68 milyon Euro'ya ulaştı. Bu yükseliş eğilimi çeyreğin toplam sonuçlarına taşındı. Portekizli gezginler, geçen yıla göre% 4,84 artışla yurtdışına 1.098.5 milyon Euro harcadı. Portekiz vatandaşları giderek daha fazla yurtdışına seyahat ediyor, ancak gelir artışı daha hızlı. Bu, uygun bir sektörel denge sağladı. Mart ayında Seyahat ve Turizm kategorisinin net bakiyesi% 7.20 artışla 1.729.10 milyon Euro oldu İlk çeyrekte sektörel fazlası şimdiden% 3.56 artışla 4.104,99 milyon Euro'ya ulaştı. Bu, turizmin ülkenin cari hesap dengesini sürdürmedeki hayati rolünü pekiştiriyor.

İspanya, 2026’da 121 Milyar Avroluk Turizm Geliri Bekliyor Haber

İspanya, 2026’da 121 Milyar Avroluk Turizm Geliri Bekliyor

2026'da İspanya, yüzde 5,3'lük artışla 121 milyar avroluk turizm geliri elde ederek yeniden rekor kıracak. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi'nin (WTTC) Ekonomik Etki Raporuna göre, seyahat ve turizm sektörü bu yıl İspanya'nın GSYH'sine toplam 257 milyar avro katkı sağlayacak; yüzde 3,7'lik büyüme ile ekonominin yüzde 15,5'ini oluşturacak. Önümüzdeki on yıla ilişkin daha uzun vadeli tahminler, 2036'da toplamı 310 milyar avroyu aşacak ve ulusal GSYH'nin yüzde 16,6'sına karşılık gelecek istikrarlı bir büyümeye işaret ediyor. Avrupa'da, 107 milyon ziyaretçiyle en çok turist ağırlayan ülke Fransa olsa da turizm gelirlerinde İspanya'yı geride bırakan yok. Küresel ölçekte turizm gelirlerinde İspanya'nın önüne yalnızca Amerika Birleşik Devletleri geçiyor; 2025'te 150 milyar avroluk hacimle turizm harcamalarında dünyanın en büyük pazarı konumunda. Onu, 115 milyar avroluk gelirle Çin izliyor. İspanya, yüksek değerli bir turizm destinasyonu İspanya, 2025'te yaklaşık 97 milyon uluslararası turist ağırladı; kişi başına ortalama harcama 1.144 avro ile, dünya ortalaması olan 909 avronun üzerinde. WTTC Başkanı ve CEO'su Gloria Guevara, İspanya'nın, güçlü ziyaretçi hacmini olağanüstü yüksek uluslararası harcamayla birleştirerek dünyadaki yüksek değerli başlıca turizm destinasyonlarından biri olduğunu vurguladı. Guevara, toplam 782 milyon geliş ve 711 milyar avroluk gelirle, her iki uluslararası turistten birini çeken Avrupa'nın turizmdeki ağırlığının altını çizdi. Ortadoğu geriliyor Küresel ölçekte, WTTC'ye göre seyahat ve turizm sektörü 2026'da yüzde 3,2 oranında büyüyecek; bu, genel ekonomi için öngörülen yüzde 2,4'ün üzerinde. Uluslararası ziyaretçi harcamalarının küresel GSYH'ye katkısı 10 trilyon avroyu aşacak. Avrupa bu yıl yüzde 3,6 ile güçlü bir büyüme kaydederken, İran'daki çatışmanın etkisiyle yüzde 14,5 daralması beklenen Ortadoğu tek gerileyen bölge olacak. Asya Pasifik ve Afrika'da büyüme yüzde 5,4; Karayipler'de yüzde 4,9, Kuzey Amerika'da ise yüzde 2,3 olacak. Turizm aynı zamanda istihdam için de bir büyüme motoru olacak. Küresel ölçekte, iş sayısı bu yıl yüzde 2,6 artarak 376 milyona ulaşacak ve 2036'da 465 milyona çıkarak toplam istihdamın yüzde 12,7'sini oluşturacak. WTTC Başkanı ve CEO'su Gloria Guevara, sağlık krizlerine ve jeopolitik çatışmalara rağmen "her seferinde toparlanan" bu sektörün gösterdiği **"olağanüstü dirençlilik"**e dikkat çekti.c

İspanya turizm harcamalarında Avrupa lideri oldu Haber

İspanya turizm harcamalarında Avrupa lideri oldu

2026'da İspanya, yüzde 5,3'lük artışla 121 milyar avroluk turizm geliri elde ederek yeniden rekor kıracak. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi'nin (WTTC) Ekonomik Etki Raporuna göre, seyahat ve turizm sektörü bu yıl İspanya'nın GSYH'sine toplam 257 milyar avro katkı sağlayacak; yüzde 3,7'lik büyüme ile ekonominin yüzde 15,5'ini oluşturacak. Önümüzdeki on yıla ilişkin daha uzun vadeli tahminler, 2036'da toplamı 310 milyar avroyu aşacak ve ulusal GSYH'nin yüzde 16,6'sına karşılık gelecek istikrarlı bir büyümeye işaret ediyor. Avrupa'da, 107 milyon ziyaretçiyle en çok turist ağırlayan ülke Fransa olsa da turizm gelirlerinde İspanya'yı geride bırakan yok. Küresel ölçekte turizm gelirlerinde İspanya'nın önüne yalnızca Amerika Birleşik Devletleri geçiyor; 2025'te 150 milyar avroluk hacimle turizm harcamalarında dünyanın en büyük pazarı konumunda. Onu, 115 milyar avroluk gelirle Çin izliyor. İspanya, yüksek değerli bir turizm destinasyonu İspanya, 2025'te yaklaşık 97 milyon uluslararası turist ağırladı; kişi başına ortalama harcama 1.144 avro ile, dünya ortalaması olan 909 avronun üzerinde. WTTC Başkanı ve CEO'su Gloria Guevara, İspanya'nın, güçlü ziyaretçi hacmini olağanüstü yüksek uluslararası harcamayla birleştirerek dünyadaki yüksek değerli başlıca turizm destinasyonlarından biri olduğunu vurguladı. Guevara, toplam 782 milyon geliş ve 711 milyar avroluk gelirle, her iki uluslararası turistten birini çeken Avrupa'nın turizmdeki ağırlığının altını çizdi. Ortadoğu geriliyor Küresel ölçekte, WTTC'ye göre seyahat ve turizm sektörü 2026'da yüzde 3,2 oranında büyüyecek; bu, genel ekonomi için öngörülen yüzde 2,4'ün üzerinde. Uluslararası ziyaretçi harcamalarının küresel GSYH'ye katkısı 10 trilyon avroyu aşacak. Avrupa bu yıl yüzde 3,6 ile güçlü bir büyüme kaydederken, İran'daki çatışmanın etkisiyle yüzde 14,5 daralması beklenen Ortadoğu tek gerileyen bölge olacak. Asya Pasifik ve Afrika'da büyüme yüzde 5,4; Karayipler'de yüzde 4,9, Kuzey Amerika'da ise yüzde 2,3 olacak. Turizm aynı zamanda istihdam için de bir büyüme motoru olacak. Küresel ölçekte, iş sayısı bu yıl yüzde 2,6 artarak 376 milyona ulaşacak ve 2036'da 465 milyona çıkarak toplam istihdamın yüzde 12,7'sini oluşturacak. WTTC Başkanı ve CEO'su Gloria Guevara, sağlık krizlerine ve jeopolitik çatışmalara rağmen "her seferinde toparlanan" bu sektörün gösterdiği **"olağanüstü dirençlilik"**e dikkat çekti.

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor" Haber

"Turizm, gastronomi ile daha derin bir iz bırakıyor"

2026 yaz sezonuna girerken Türkiye turizmi güçlü büyüme ivmesini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ulaşılan 65,2 milyar dolarlık turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısı, 2026 için belirlenen 68 milyar dolarlık hedefi destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil; turistin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiyle etkileşimi ve gastronominin yarattığı katma değerle de doğrudan ilişkili. Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme noktası bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik bir istihdamdan söz ediliyor. Oteller ile mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 sonu itibarıyla ortaya çıkan tablo, turizm ve gastronomi ekseninde yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğünde bir ekonomi oluşturuyor. Bu dönüşüme dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayısının değil, gastronomiyle yaratılan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer sadece turist sayısı ile değil üretim ve istihdama olan katkısı ile değerlenmeli. “Gastronomi” Görünenden Daha Fazlası Gastronomi turizmi yalnızca iyi yemek deneyimi ile sınırlı değil. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, iyi yaşam, kültür, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir yapı anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Koralı, “Artık mesele tabağın arkasındaki hikâye; ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği önem taşıyor. Bir bölgenin hafızasını, üretim biçimini ve yaşam kültürünü görünür kılmak anlamına geliyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi restoranlarla değil, yerel kimliğin bir parçası olarak tarım ve mevsimsel döngü ile birlikte ele alıyor” diyor. Şehirlerin Gastronomi Ajandası Olmalı Koralı’ya göre gastronomi turizminde asıl eksik, şehirlerin gastronomi değerlerini bütüncül biçimde kurgulayamaması. “Bugün turist yalnızca iyi restoran aramıyor; yerel üreticiyi görmek, pazarları gezmek, ürünün hikâyesini dinlemek, gastronomi atölyelerine katılmak ve bölgenin mutfak kültürünü yakından tanımak istiyor. Ancak birçok şehirde bu değerler ve rotalar birbirinden kopuk şekilde duruyor. Turist bunları nerede bulacağını bilmiyor” diyen Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandasını oluşturması gerektiğini söylüyor. Koralı’ya göre bu ajandaların merkezinde; bölgenin coğrafi işaretli ürünleri, yerel kooperatifleri, üreticileri, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeleri ve restoranları yer almalı. “Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar, gastronomi atölyeleri ve bölgesel lezzet durakları birlikte düşünülmeli. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli bir parçası haline gelmeli” diyor. Dijitalleşme ve Rezervasyon Dönemi Gastronomi turizminin büyümesi için dijitalleşmenin kritik önemde olduğunun altını çizen Koralı, görünürlüğün artık seyahatten önce başladığını ifade ediyor. “Bugün seyahat kararı çoğu zaman yolculuk başlamadan veriliyor. Turist gastronomi rotasını, ziyaret edeceği üreticileri ve yerel durakları önceden planlıyor. Bu nedenle şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür olması, çok dilli içeriklerle desteklenmesi ve harita alt yapıları ile entegre olması gerekir. Turist yerel değerleri tesadüfen keşfetmemeli; şehirler bunu görünür ve erişilebilir hale getirmeli” diye anlatıyor. Araştırmalar da gastronomi odaklı seyahatlerin önemli bölümünün yolculuk başlamadan planlandığını ve rezervasyonların seyahat öncesinde yapıldığını gösteriyor. “Tüm Sektör Aynı Dili Konuşmalı” Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistemle mümkün olacağını söyleyen Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. “Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte ele alınmalı. Bu bir zincir. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Bugün konuştuğumuz konu yalnızca restoranlar değil; üreticiden servise, mutfaktan turizm yapılarına kadar çok geniş bir ekosistem. Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklük, gastronominin artık yalnızca kültürel değil ekonomik bir başlık olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu alan milyonlarca kişiye doğrudan gelir sağlayan güçlü bir yapı oluşturuyor” diyor. İnsan Kaynağı “Görünmeyen Kriz” Sektörün önemli sorunlarından birinin de nitelikli insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını ifade ediyor. “Gastronominin sürdürülebilirliği yalnızca ürünle değil, insan kaynağıyla mümkün. Aynı kalitede ürün sunumu, güçlü servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarılması gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer alıyor” diyor. Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir eksene ilerliyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme kavramları üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz var. Ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi için güçlü bir anlatıya, görünürlük stratejisine ve gastronomi rotalarına ihtiyaç var. Gastronomi yalnızca mutfakta değil; şehirlerin kimliğinde görünür olmalı” diye ekliyor. Bu yaklaşımın ekonomik karşılığı da büyüyor. Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken gastronomi turizmi; yerel üreticiden kooperatiflere, restoranlardan otellere kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsuru olmaktan çıkarıp stratejik alanlardan biri haline getiriyor.

POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin'den Turizmde Bütüncül Yaklaşım Vurgusu Haber

POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin'den Turizmde Bütüncül Yaklaşım Vurgusu

Türkiye'nin 2026 yılı turizm geliri hedefinin savaş öncesinde 68 milyar dolar olarak belirlendiğini dile getiren POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, savaşın gidişatının önemli bir etken olabileceğini söyledi. Girgin, Türkiye genelinde yatak kapasitesinin yaklaşık 2 milyon seviyesinde olduğunu; fakat yoğun sezon dışında yatakların önemli bir kısmının kullanılmadığını vurguladı. Bodrum turizminde daha bütüncül bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit Girgin, “Bodrum, turizmi yıllar boyunca otelcilik temelinde, acente ve ilgili diğer paydaşların destekleriyle devam ettirmiş, fuarlara katılmış, bu fuarlarda gerekli tanıtım faaliyetlerini sürdürmüş bir yapıya sahip. Pandemiden sonra artık gördük ki; artık fuarlara katılıyor olmak yeterli değil. Günümüzde daha farklı dijital göstergeler var. Bu dijital unsurlar turizm sektörüne biraz daha geç geliyor. Bugün hala yapay zekanın ne olduğunu tartışırken turizmde bunu kullanabilenler var, kısmen başlayanlar ve kullanamayanlar var. Bodrum'da bir tanıtım eksikliğinden bahsedemeyiz belki ama tanıtım bütünlüğünün daha iyi sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Artık tüm aktörlerin ortak akılla hareket etmesiyle çözülecek bir konumdayız. Bodrumda şehrin alt yapısı, üst yapısı, esnafı ve servis anlayışıyla, kısacası herkesin bu konuda turizm adına bir ortak hareket birliği içinde olması şart. Bugün dünyanın en önde gelen markalarının reklam stratejisi devam ediyor; bizim destinasyonumuzun da reklam ve tanıtımlarının uzun vadeli planlanması gerekiyor” diye konuştu. NEGATİF HABERLER EKONOMİYE ZARAR VERİYOR POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, doğal güzellikleri ve zengin kültürel mirasıyla öne çıkan Bodrum'da henüz sezon tam başlamadan kasıtlı olarak yapılan negatif haberlerin sektöre zarar verdiğini söyledi. Girgin, özellikle aşırı pahalı lahmacun ve yiyecek içecek ürünleri üzerinden yapılan vurguların, yerli turistleri olumsuz etkilediğini belirtti. Bodrum'da farklı gelir gruplarına uygun konaklama ve yeme içme alternatiflerinin bir arada sunulduğunu kaydeden Girgin, “Bodrum hem yerelde hem de uluslararası platformda kendini kanıtlamış bir kent. Bodrumda, helikopterle de, toplu taşımayla da gidebileceğiniz farklı segmentte konaklama seçenekleri var. Burada yemek fiyatları üzerinden yapılan magazin içerikli haberler, Türk turizmcisine, esnafa ve dolayısıyla ekonomiye zarar veriyor. Artık bu tarz haberlerin son bulması gerekiyor. Kentin doğal güzellikleri, tarihi, gastronomisi, Ege kültürü gibi zenginliklerinin ön plana alınması çok önemli” ifadesini kullandı. KUR BASKISI REKABET AVANTAJINI ZORLUYOR Turizm sektörünün en önemli sorunlarından birinin kur baskısı ve artan maliyetler olduğunu hatırlatan Yiğit Girgin, “Mevcut ekonomik tabloda döviz kuru doğal seyrinin altında kalıyor” dedi. Girgin, özetle şunları söyledi: “Kur baskısı ve maliyet artışları turizmciyi zorlayan en önemli etkenlerden biri. Kurun doğal akışında olmadığını hissediyoruz ve daha yüksek seviyelerde olmasını bekliyoruz. Çünkü kur yükseldiğinde uluslararası rekabet gücümüz de artıyor. Bakanlık ve TGA’nın özellikle üst segment turist hedefleyen önemli tanıtım çalışmaları bulunuyor. Ancak maliyet artışları nedeniyle orta ve ekonomik segmentte döviz bazlı fiyat yükselişleri yaşanıyor. Sektör şu anda bu süreci doğru pazarlama hamleleriyle yönetmeye çalışıyor”

Güney Kore’de askerden arındırılmış bölge yoğun ilgi görüyor Haber

Güney Kore’de askerden arındırılmış bölge yoğun ilgi görüyor

Güney Kore’nin Kuzey Kore ile sınırını oluşturan Askerden Arındırılmış Bölge (DMZ), yalnızca askeri bir hat olmanın ötesine geçerek ekonomik değer üreten bir alana dönüşüyor. Seul yönetimi, sıkı güvenlik önlemleri altında açtığı gözlem noktalarıyla ziyaretçilere Kuzey Kore’yi uzaktan gözlemleme imkânı sunarken, bu hattı aynı zamanda turizm gelirine dönüştürüyor. Dünyanın en gerilimli sınırlarından biri olarak kabul edilen DMZ, her yıl yüz binlerce turistin ziyaret ettiği özel bir rota haline gelirken, bölge klasik turizm anlayışından farklı olarak “jeopolitik deneyim” sunan bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Rehberli turlar, kontrollü geçişler ve özel ziyaret paketleriyle şekillenen bu model, turizm ekonomisine yeni bir boyut kazandırıyor. “Bu sadece turizm değil, stratejik iletişim” DMZ hattındaki gözlem noktaları, Güney Kore’nin kontrollü biçimde dünyaya açtığı en hassas alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Yetkililer, bu uygulamanın yalnızca turizm faaliyetinden ibaret olmadığını vurguluyor: “Bu alanlar sadece ziyaret edilen yerler değil, aynı zamanda Kore Yarımadası’ndaki gerçekliğin uluslararası kamuoyuna gösterildiği noktalar.” Ziyaretçilere Kuzey Kore yerleşimlerinin uzaktan gösterildiği bu noktalar, iki sistem arasındaki ekonomik ve sosyal farkın doğrudan gözlemlenmesini sağlıyor. Böylece DMZ, yalnızca fiziksel bir sınır değil, aynı zamanda uluslararası algının şekillendirildiği bir platform işlevi görüyor. Turizm geliri ve “jeopolitik deneyim” pazarı DMZ turları, Güney Kore turizm gelirleri içinde özel bir segment oluşturuyor. Bölgeye yönelik ziyaretler, standart turistik faaliyetlerin ötesinde, küresel ziyaretçiler için benzersiz bir deneyim sunuyor.Sektör temsilcileri bu durumu şöyle özetliyor: “İnsanlar sadece bir sınırı görmek için değil, dünyanın en kritik jeopolitik hatlarından birini deneyimlemek için geliyor.” Bu çerçevede DMZ, rehberli turlar, ulaşım hizmetleri, güvenlikli geçiş sistemleri ve tematik ziyaret programlarıyla birlikte katma değerli bir turizm modeli yaratıyor. Tur operatörleri ve yerel hizmet sağlayıcılar için de yeni bir gelir alanı oluşurken, bölge ekonomisi bu özel turizm türünden doğrudan besleniyor. İki farklı sistem arasındaki fark deneyimi Gözlem noktalarının bir diğer işlevi ise uluslararası algı yönetimi. Güney Kore, ziyaretçilere Kuzey Kore’yi uzaktan göstererek iki ülke arasındaki ekonomik ve sosyal farkı görünür kılıyor. “Ziyaretçiler burada sadece bir manzara görmüyor, iki farklı sistem arasındaki farkı da deneyimliyor.” Bu yaklaşım, klasik propaganda yöntemlerinden farklı olarak yumuşak gücün kullanıldığı doğrudan gözleme dayalı bir anlatı sunuyor. Böylece DMZ, hem turistik hem de politik mesajların iletildiği çok katmanlı bir alan haline geliyor. Sınırda barış mesajı da veriliyor Yüksek güvenlikli yapısına rağmen DMZ, aynı zamanda barış söyleminin de üretildiği bir alan olarak konumlandırılıyor. Bölgedeki semboller ve anlatılar, Kore Yarımadası’nda olası bir birleşme ihtimaline işaret ediyor: “Bu hat sadece bir ayrım çizgisi değil, aynı zamanda bir gün ortadan kalkması umut edilen bir sınır.” Bu yönüyle DMZ, yalnızca mevcut gerilimin değil, aynı zamanda geleceğe dair barış beklentisinin de temsil edildiği bir alan olarak öne çıkıyor. Sınır hattı bir “ekonomi alanına” dönüşüyor Güney Kore’nin DMZ politikası, klasik sınır anlayışının ötesine geçerek yeni bir model ortaya koyuyor. Sınır hattı artık yalnızca askeri bir ayrım çizgisi olarak değil, aynı zamanda ekonomik değer üreten, uluslararası algıyı şekillendiren ve diplomatik mesaj taşıyan çok boyutlu bir alan olarak konumlanıyor. Bu yaklaşım, güvenlik ile ekonominin aynı zeminde buluşabildiğini gösterirken, DMZ’yi küresel ölçekte dikkat çeken özgün bir model haline getiriyor.

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak Haber

Portekiz, 11 milyon euroluk projelerle turizmi canlandıracak

Portekiz’e bir ziyaret düşündüğünüzde aklınıza Lizbon ve Porto mu geliyor, yoksa daha güneydeki Algarve kıyısı mı? Şimdi milyonlarca euroluk bir yatırım, Portekiz’in turistik haritasını, her seferinde bir iç bölgeyi öne çıkararak, alışılmış gözde noktaların ötesine taşımayı hedefliyor. Hükümet, 4,5 milyon euro tutarında kamu kaynağıyla 12 turizm projesini finanse ediyor. Toplamda yaklaşık 11 milyon euroya ulaşan yatırımla bu projelerin, Portekiz’in kuzey ve orta kesimleri ile Alentejo ve Ribatejo bölgelerinde turizmi canlandırması bekleniyor. Bu adım, Şubat 2025’te başlatılan ve 30 milyon euro bütçeye sahip daha geniş kapsamlı “Turizmle Büyümek” girişiminin bir parçası. Yeni tahsis edilen fonlar kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ayrılıyor ve doğa, gastronomi, aktif turizm, sağlık ve wellness ile kültür turizmi gibi kilit alanlara öncelik veriyor. Bu iddialı projeler aynı zamanda yeni turizm ürünleri geliştirmeye, akıllı destinasyonları teşvik etmeye ve tarihî ve kültürel mirası canlandırmaya, ayrıca sürdürülebilirliği ve kentsel dönüşümü ilerletmeye odaklanacak. Finansman, sektörde kırılgan koşullarda çalışanlara yönelik eğitim ve kapasite geliştirme programları gibi beceri artırma girişimlerini de destekleyecek. Yatırım sözleşmeleri imzalanırken Ekonomi ve Bölgesel Uyum Bakanı Castro Almeida, çok fazla devlet desteğine ihtiyaç duymadan gelişebilecek daha büyük projeler bulunduğunu, ancak bunların yanında “özellikle iç kesimlerde, kültürel ve doğal mirası güçlendirmeyi hedefleyen, yabancı ziyaretçiler için son derece çekici ve yenilikçi” daha küçük projeler de olduğunu kabul etti. Almeida’ya göre bu küçük ölçekli turizm projelerinin “desteklenmesi ve tanıtılması” gerekiyor. Turismo de Portugal’ın açıkladığı verilere göre ülke 2025 yılında 19,7 milyonu yabancı olmak üzere toplam 32,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Ülkeye en çok turist gönderen pazarlar 2,5 milyon ve 2,4 milyon ziyaretçiyle sırasıyla İngiltere ve ABD oldu. Onları yine milyonlarla ifade edilen ziyaretçi sayılarıyla İspanya, Almanya ve Fransa izledi. Ulusal turizm kurumu ziyaretçi patlamasının 29,1 milyar euroluk turizm geliri yarattığını belirtse de, Lizbon ve Porto gibi başlıca destinasyonlardaki aşırı yoğunluk, yerel halk arasında giderek artan bir rahatsızlığa yol açıyor. Geçen yıl İngiliz gazetesi The Guardian, Portekiz ve İspanya’daki aşırı turizmi derinlemesine inceledi ve turist konaklamalarıyla çevrili mahallelerde yaşayan sakinlerle konuştu. Giderek daha fazla evin turiste kiralandığı Lizbon'da yaşayan biri, “Çok tuhaf. Düşünün, kocaman bir şehrin ortasında olmama rağmen hiç komşum yok,” diyor. Bu durumun, Portekiz başkentinin bazı bölgelerini “hayalet bir yere” dönüştürdüğünü de ekliyor. Almeida’nın turizme bakışı ise daha iyimser. Turizmi “ülkeyi yukarıya taşıyan” “son derece önemli bir faaliyet” olarak nitelendiriyor. “Yılın kimi haftalarında ya da ülkenin kimi yerlerinde turizm fazlası olabilir; ancak genel tabloya, tüm ülkeye ve yılın tamamına baktığımızda, çok fazla turistimiz yok,” diye ekliyor.

TÜRSAB 2030 turizm hedeflerini açıkladı Haber

TÜRSAB 2030 turizm hedeflerini açıkladı

Antalya'da 6-8 Nisan tarihlerinde ''Eğitim, İletişim ve Dayanışma” mottosuyla gerçekleştirilen 4. TÜRSAB turizm Kongresi’nin son gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sahip olduğu turizm değerleri tanıtılırken gerçekleştirilen sunumlarda yeni tüketici ve turist eğilimleriyle turizmde geleceği şekillendiren trendler konusunda dikkat çekici bilgiler paylaşıldı. Kongre, Türkiye Turizmi Gelecek Vizyonu Sonuç Raporu Sunumu ile son buldu. Kongrenin sonuç raporunu açıklayan TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kongre Koordinatörü Hasan Eker, sunumunda hem ‘TÜRSAB Vizyon Belgesi’ni tartışmaya açtı hem de 2030 yılı turizm hedeflerini açıkladı. TÜRSAB'ın 2030 turizm hedefleri açıklandı Sunumunda “Turizmin geleceği ve geleceğin turizmini turizmciler olarak, turizmin en büyük meslek örgütü olarak cesur, yeni ve bilimsel bakış açılarıyla ele alıp oluşturduğumuz TÜRSAB Vizyon Belgesini tartışmaya açıyoruz” diyen Eker, 2030 yılı TÜRSAB turizm hedeflerine ilişkin ise şu bilgileri verdi: “Dünya sıralamasında turizm gelirlerinde ilk 5 içerisinde olmak. 110 milyar dolar turizm geliri ve kişi başı 1300 dolar ortalamasına ulaşmak. Turizm gelirlerini, ülkenin her köşesinin turizm potansiyelini öne çıkararak şekilde ülke sathına yaymak. İstanbul, Antalya, İzmir, Muğla dışındaki illerin payını yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarmak. Deniz, kum, güneş turizmindeki gelirleri arttırıp, kültür turizmi alt yapısını turizm potansiyeli olan illerimizde geliştirmek, güçlendirmek ve tanıtmak. Ülkemiz turizm algısını kültür turizmi ülkesi olarak güçlendirmek. Kültür amaçlı turist sayısını yüzde 50 arttırmak. Tekrar ziyaret oranını yüzde 20 attırmak.” TÜRSAB Turizm Vizyonu yol haritası olacak TÜRSAB Turizm Vizyonu ilkelerini de açıklayan Eker, gelinen noktada turizmin; sorumlu, koruyucu, adil, sürdürülebilir çevreye saygılı turizm ilkeleri etrafında şekillendiğine dikkat çekti. Hasan Eker, konuşmasında, “Bu vizyonumuzu tartışmaya açıyoruz. Diğer paydaşların da görüşü alınarak, kamunun açıklayacağı resmi turizm vizyonuna tüm turizmcilerin, ilgili paydaşların ve halkımızın sahip çıkması gerekiyor. Rakip ülkeler vizyonlarını açıkladılar. Biz de Türkiye olarak bir an önce vizyonumuzu belirlemeliyiz. Biz TÜRSAB olarak görüşümüzü paylaştık” açıklamasını yaptı. TÜRSAB Turizm Vizyonu’nu şu başlıklar altında oluşturuldu Turizmin ekonomik değerini kalıcı hale getirmek. Turizm faaliyetlerinin ülke sathına yayılmasını, her yörenin turizmden pay almasını sağlamak. Gençler başta olmak üzere her vatandaşın turizm faaliyetlerinden yararlanmasını sağlamak. Turizm faaliyetini gerçekleştiren işletme ve çalışanların bilgi ve yetkinliklerini artırmak. Turizm mesleklerinde eğitimli kuşaklar yetişmesi çalışmalarını desteklemek. Turizm çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarının iyileşmesi için çalışmak. Turizm hizmetlerinin her türlü riske karşı güvenli olması için çalışmak. Turizm sektöründe ortak aklı, yerel iradeyi ve sektörün söz hakkını tesis etmek. Turizm mesleğinin gelişimini ve hizmet kalitesini artırmak. Turist memnuniyeti-halkın memnuniyeti ve turizmcinin memnuniyetini sağlamak. Hasan Eker, amaçlarının sadece daha fazla turist değil, herkes için daha iyi bir turizm olduğunu da sözlerine ekledi. Son gün sunumları 4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin üçüncü ve son gün oturumları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hayata geçirdiği AdaKıbrıs projesinin tanıtım sunumu ile başladı. KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı Turizm Tanıtma ve Pazarlama Dairesi’nden Mine Emiroğlu, “AdaKıbrıs” projesinin detaylarını turizmcilerle paylaştı. KKTC’nin doğal kültürel tarihi zenginliklerini koruyarak özgün modern sürdürülebilir bir turizm anlayışı ile uluslararası ziyaretçilere sunmayı hedeflediklerini kaydeden Mine Emiroğlu, temel amaçlarının turist potansiyellerini daha geniş bir kitleye ulaştırmak olduğunu söyledi. Turizm master planında eko ve agro turizme büyük önem verdiklerini ifade eden Emiroğlu, sürdürülebilir turizm anlayışını benimsediklerini belirtti. “Yerel yaşam kültürünü ön plana çıkaran alternatif ve sorumlu turizm anlayışını” temel aldıklarını söyleyen Emiroğlu, “AdaKıbrıs bizi anlatıyor” sloganı ile tanıtımlarını sürdürdüklerini sözlerine ekledi. Akademisyen Levent Erden “Yeni Tüketici ve Turist Profilini” anlattı 4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin üçüncü gününde Akademisyen Levent Erden “Yeni Tüketici/Yeni Turist” başlığıyla bir sunum gerçekleştirdi. İlk kez savaş arabalarının kullanıldığı Kadeş Savaşından buharlı trenin bulunmasın kadar geçen 3 bin yıllık sürede dünyada hızın hep aynı kaldığına işaret eden Erden, son 100 yılda ise hızın çok büyük bir ivmeyle artığını kaydetti. Erden, “Bu hıza uyamayan trendleri kaçırıyor, hızı yakalayamayan kaybediyor” dedi. 20’nci yüzyılın kitlesel bir dönem olduğunu belirten Levent Erden, 21. yüzyılda ise kitleselliğin bittiğini, “en”lerin ortadan kalktığını ve “çoklu kişilik” döneminin başladığını söyledi. Ekonomiden enerjiye her şeyin inişli çıkışlı bir seyir izlediğini vurgulayan Erden, bu dönemde hayalsizlik ve tatminsizliğin egemen olduğunu ifade etti. Levent Erden: Bundan sonra sürekli değişim olacak Bundan sonra sürekli değişimin hâkim olduğu bir dünyada yaşanılacağına dikkat çeken Levent Erden, yeni alışkanlıkların ortaya çıktığını ve tekilleştirilmiş verinin öneminin arttığını vurguladı. “Müşteri her yerde iz bırakır” diyen Levent Erden, sözlerini şöyle sürdürdü: “Veriyi elde etmek değil işlemek önemli. Veri ile hiper hedeflemeye sahibiz. Hiper daraltılmış hedeflemeler ve ona göre fiyatlama mümkün. İletişim dinlemektir. Tüketiciyi iyi dinlemek gerekiyor. Rekabetçi fark yaratmak için klişelerden kurtulmak gerekiyor. İnteraktif ortamda yapay zekanın olduğu bir dönemde farklı iş birlikleri mümkün. Bugün oyunlar çok yaygınlaşmış durumda. Oyunlar içinde turizm yok. Turizm oyunlarda da olmalı.” İçinde bulunduğumuz çağın “Algoritmokrasi” çağı olduğunu belirten Erden, “Algoritmalar geleceği belirleyecek. Çoklu yetenekli olmak lazım. Sürekli kendini yenilemek önemli. Gerçekçi olup imkansızı istememiz lazım” diye konuştu. Serdar Kuzuloğlu: Günümüzde müşteri, her şeyin merkezinde yer alıyor 4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin son panelinde Trend Avcısı Serdar Kuzuloğlu, geçmişten günümüze teknolojideki değişimleri ve dünyadaki dönüşümleri ele aldı. Turizmin insanların beklentilerinin en çok yükseldiği, kusurlara karşı insanların en tahammülsüz olduğu sektör olduğunu vurgulayan Kuzuloğlu, turizmde öngörülen ve öngörülemeyen çok parametre olduğunu ifade etti. Günümüzde müşterilerin her şeyin merkezinde yer aldığını ve tüketicilerin sınırsız beklentilerle şımartıldığını belirten Kuzuloğlu, “Kusursuzluğu beklediğimiz bir alan turizm. Tarihin hiçbir döneminde müşteri beklentileri bu kadar yüksek olmamıştı. Neyi, nasıl sunduğunuz algıyı, imajı belirliyor. İşlerimizin büyük kısmı algıdan oluşuyor” dedi. Kuzuloğlu: “Teknoloji tek başına bir şey ifade etmiyor” Sunumunu teknolojinin insanların ilk hayatına girdiği dönemden başlatan Serdar Kuzuloğlu ise şu örnekten yola çıktı: “İnsanların hayatına ilk mekanik teknoloji saatlerle girmiş. Sonrasında dikiş makinaları giriyor. O dönem terziler diyor ki; bu bizim işimizi elimizden alacak. Aynı dönemde Karl Marx’ın değerlendirmesi ise dikiş makinesiyle birlikte patronların işçilerin üzerinde tahakkümü artacak şeklinde oluyor. O dönemde Hindistan’da Gandi’nin yorumu da ‘Dikiş makineleri halkı üretken hale getirerek, onları fakirlikten kurtaracak’ oluyor. Aynı dönemde farklı coğrafyalarda söylenen bu üç düşünce de gerçekleşti. Bugüne kadar teknolojinin tüm paternlerinde aynı tartışmaları tekrar tekrar yaşadık. Şimdi yapay zekayla birlikte de aynı tartışmaları yaşıyoruz. Teknoloji en kontrol edeceğiniz ama aynı zamanda en aleyhinize işleyecek şey. Yapay zekâ çağında soru sormayı unuttuk. Her şeyi yapay zekaya emanet etmek çok yanlış. Geri dönülemeyecek riskler yaratabilir çünkü yapay zekâ daha ilk aşamasında. Genel olarak değerlendirildiğinde teknoloji tek başına bir şey ifade etmiyor. İnsan faktörü var, kurum kültürü faktörü var. Çoklu katman söz konusu. Turizm açısından bakıldığında sizin kullandığınız teknoloji beni ilgilendirmiyor. Beni resepsiyondaki insanın davranışları, transferi yapan şoförün ruh hali ilgilendiriyor. Havalimanından çok eğlenceli bir ekiple otele geldim ve moralim yerine geldi. Müşterilerin sizin hangi teknolojiyi kullandığınızı görmemesi gerekiyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.