Hava Durumu

#Turizm Bakanlığı

TOURISMJOURNAL - Turizm Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Pamukkale, Karahayıt’ta Yılbaşı Tatilinde Yüzde 90 Doluluk Haber

Pamukkale, Karahayıt’ta Yılbaşı Tatilinde Yüzde 90 Doluluk

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Pamukkale travertenlerine ve Karahayıt termal suları yerli ve yabancı turistlerin ilgisi sürüyor. Havanın iyi olmasıyla birlikte bölge, yıl başı tatili için yerli ve yabancı turistlerin dikkati çekmekte. Bölge otellerinin yılbaşı programlarında yerli ve yabancı turist için farklı organizasyonlar hazırlaması ise yoğunluğu daha da artırırken, bölge otellerinin rezervasyon doluluğu yılbaşı öncesinde yüzde 90'ın üzerine çıktı. Bu yılki yılbaşı tatilinde Avrupa ülkeleri Pamukkale travertenlerine ve Karahayıt termal sularına yoğun ilgi gösteriyor. Rezervasyonların büyük bir kısmını yabancı turistlereler oluşturuyor. Yılbaşı tatili için Pamukkale bölgesine çok ciddi bir talep aldıklarını ifade eden Adempira Termal Otel Genel Müdürü Recep Altuntaş, "Bu yılbaşında yurt dışından ve iç pazardan bölgeye, çok ciddi bir talep var. Özelikle Bulgaristan'dan. Bölge olarak yılbaşına gayet iyi bir şekilde hazırlandık. Misafirlerimizi bekliyoruz. Şu anda bölgedeki otellerin büyük bir kısmının rezervasyonları yüzde 90 doluluğunda. Kalan kısmın da önümüzdeki 1-2 gün içerisinde tamamlanacağını düşünüyoruz. Rezervasyonların yarısını yabancı turistler oluşturuyor. Bu yıl bölgemizde yoğun şekilde Bulgar misafirlerimiz var. Onları 5-6 gün otellerimizde misafir edeceğiz. Yabancı misafirlerimiz için ayrı bir yılbaşı programı hazırlandı, Türk misafirlerimiz için de ayrı bir yılbaşı programı hazırlandı. Türk misafirlerimiz için ayrı bir salonda örf ve adetlerimize uygun bir programlar hazırladık. Bu programlarda bölgeye olan ilgiyi daha da arttırdı" ifadelerini kullandı. Pamukkale ve Karahayıt bölgeleri için 2025 yılı turizmini değerlendiren Recep Altuntaş, "2025 yılında özellikle yaz sezonu biraz geri kaldı. Temmuz ve Ağustos aylarında misafir sayımız istediğimiz düzeyde değildi. Bunun tabii farklı sebepleri de var. Bunlardan birisi küresel iklim krizi. Bundan kastettiğim hadise de Pamukkale ve Karahayıt bölgesinde kültür ve ören yeri turizminin yapılıyor olmasından dolayı hava sıcaklıklarının 45 derecelere çıkması. İnsanlar sıcakta dışarıda olmak güneşin altında kalmak istemiyor. Temmuz ve Ağustos ayı dönemlerinde yurt dışındaki gelecek olan turistler gelmeden önce de bu dereceleri kontrol ediyorlar. Sıcaklıklar yüksek olduğu için çok tercih etmiyorlar. Bu sebeple kültür turizmi sonbahara kalmış oluyor. Sonbaharda kültür turizmine olan ilgide ciddi bir yoğunluk oluşuyor. Özellikle Eylül, Ekim ve Kasım aylarında kültür turlarının daha yoğun şekilde devam ettiğini gördük son zamanlarda. Turizm Bakanlığı tarafından özellikle Temmuz ve Ağustos döneminde ören yerleri giriş ücretlerini biraz aşağıya çekmesi durumunda belki rekabet anlamında belki deniz turizmiyle rekabet edebilecek kadar ön plana çıkar. Hava durumu insanların daha dışarıya çıkıp çıkmama hevesi oluşturuyor. Şuanda her ne kadar Aralı ayında olduğumuzdan dolayı insanların soğuk havalar sebebiyle termal ihtiyacını hissediyor. Bu yüzden de kış aylarında ciddi bir yoğunluk yaşıyoruz. Kış döneminde özellikle Perşembe gününden Pazar gününe kadar olan günlerde bölgede yoğun ilgi sebebiyle oteller tamamen doluyor. Hafta sonları misafirlerimiz bölgede konaklamak için otel bulmakta zorlanıyor" şeklinde konuştu.

Birgi’de Gençler, Sürdürülebilir Turizm İçin El Ele Verdi Haber

Birgi’de Gençler, Sürdürülebilir Turizm İçin El Ele Verdi

İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı tarihi Birgi köyü, genç gönüllülerin enerjisiyle sürdürülebilir turizme örnek olacak unutulmaz bir buluşmaya sahne oldu. SENTRUM Projesi kapsamında lise ve üniversitelerden gelen 250'den fazla genç, "Genç Gönüllü Buluşması" ile doğa, kültür ve topluma katkı sağlayan etkinliklerde bir araya geldi. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün açıkladığı ‘'2022 Dünya'nın En İyi Köyleri'' listesine giren ve sürdürülebilir turizmin önde gelen destinasyonlarından biri olan Birgi'de, Enerjisa Enerji, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle düzenlenen "Genç Gönüllü Buluşması" gençlerin çevre ve topluma değer kattığı faaliyetlere ev sahipliği yaptı. Etkinliğe, Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, Ödemiş Kaymakamı Hakan Yavuz Erdoğan, İzmir İl Kültür Turizm Müdürü Sadık Doğruer, Ödemiş Belediye Başkan Yardımcısı M. Cumhur Şener ve Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) Ege Bölge Koordinatörü ve Destinasyon Müdürü Elif Köseoğlu ile çok sayıda genç gönüllü katıldı. Proje kapsamında 16-22 yaş aralığındaki lise ve üniversitelilerden oluşan 250'den fazla genç, Enerjisa gönüllüleri ve Birgi halkı, SENTRUM (Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi) Projesi ev sahipliğinde bir araya gelerek doğaya, tarihe ve topluma değer katacak etkinliklere katıldı. Buluşmada genç gönüllüler; fidan dikimi, çevre temizliği, ihtiyaç sahibi çocuklar için bisiklet yapım atölyesi, okul duvarı ve çocuk parkı boyama gibi etkinliklerle çevresel ve toplumsal katkı sağladı. Tarihi sokaklar ve doğal güzellikler arasında gerçekleşen bu çalışmalar, gençlerin dayanışma ruhunu ve gönüllülük bilincini gözler önüne serdi. Etkinlikler kapsamında yapılan çalışmalar ile sosyal sorumluluk becerilerini geliştiren gençler, projeye dahil olarak hem topluma katkı sağladı hem de Birgi'nin tarihine iz bıraktı. Pınar: "Geleceğin dönüşümü gençlerin elinde şekilleniyor" Genç gönüllü buluşmasında konuşan Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, "Enerjisa Enerji olarak ‘Daha İyi Bir Gelecek' vizyonumuzu yalnızca enerji yatırımlarıyla değil, toplumun her kesimine yayılan sürdürülebilirlik projeleriyle güçlendiriyoruz. Bugün de gerçekleştirdiğimiz genç gönüllü buluşmasıyla önemli bir etkinliğe imza attık. Genç gönüllülerimizin kıymetli emekleri ve bitmez tükenmez enerjileriyle Birgi'nin doğasına ve tarihine kattıkları değer, birlikte inşa ettiğimiz en önemli eser oldu. Bu eser sayesinde yalnızca sürdürülebilir bir turizm modeli geliştirmediğimizi, aynı zamanda gönüllülük ruhunu destekleyerek toplumsal faydayı büyüttüğümüzü gördük. SENTRUM Projemiz ile daha önce Ayvalık Küçükköy'de ektiğimiz tohumun, İzmir'in tarihi Birgi köyünde gönüllülerimizin çabalarıyla filizlendiğini görmek büyük bir gurur kaynağımız oldu. Enerjisa Enerji olarak gönüllülerle birlikte attığımız her adımda sadece bugünü değil, geleceğimizi de dönüştürmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki geleceğin dönüşümü gençlerin ellerinde şekilleniyor" dedi. Dragisic: "Gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle" UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, "UNDP olarak biliyoruz ki gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle. Bugün Birgi'de gönüllülerimizin çevreyi koruyan, topluma değer katan ve kültürel mirası sahiplenen çalışmaları, sürdürülebilir turizmin sahada nasıl inşa edildiğini gösterdi. Enerjisa, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TGA ve yerel yönetimler ile yürüttüğümüz SENTRUM Projesi sayesinde Birgi, sürdürülebilir turizm için ilham verici bir örnek haline geliyor" ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) hakkında bilgi için: www.sentrum.com.tr

Göcek’te Deniz Ekosistemi Koruma Hamlesi Haber

Göcek’te Deniz Ekosistemi Koruma Hamlesi

Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesinde milyon dolarlık yatlar ve teknelerin deniz dibine çapa atmaları nedeniyle deniz çayırlarında ve deniz ekosisteminde oluşturduğu tahribatın önlenmesi amacıyla mapa-şamandıra sistemi temmuz ayından itibaren başlıyor. Türkiye'de ilk defa pilot bölge olarak seçilen Göcek koylarında yat ve tekneler deniz tabanına yerleştirilecek tonozlara bağlanacak. Mavi yolculuğun önemli merkezlerinden, başta dünyanın en zenginleri arasında gösterilen Jeff Bezos, Rus milyarder Roman Abramoviç'in yanı sıra Türk milyarder işadamlarının da lüks yatlarına ev sahipliği yapan Göcek koylarını her yıl binlerce lüks yat ve tekne ziyaret ediyor. Lüks yatlar ve tekneler koylara attıkları demir çapalar nedeniyle hareket esnasında deniz altındaki başta deniz çayırları olmak üzere deniz ekosistemini tahrip ederek deniz yaşamını olumsuz etkiliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Tarım ve Orman ve Turizm Bakanlıkları iş birliğinde Göcek'te 805 kilometrekare alanda ve 20 koyda toplam 700 mapa-şamandıra sistemi olacak. Daha önce çapalarını denize atan, yat ve teknelerin iplerle kıyıya bağlama uygulaması sona erecek. Deniz tabanına yerleştirilecek tonozlara bağlanacak tekneler deniz dibindeki çayırlar ve deniz ekosistemine zarar vermeyecek. Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde yer alan deniz koruma alanlarında 2019 yılından beri koruma çalışmaları gerçekleştiren Akdeniz Koruma Derneği (AKD) projeyi oldukça önemli bir gelişme olarak karşıladı. Bölgede deniz çayırlarına yönelik izleme istasyonları bulunan AKD, çalışmalarından elde ettiği sonuçları karar vericilerle paylaşıyor. Projeye yönelik açıklama yapan Akdeniz Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kızılkaya, Göcek koylarında uygulanacak olan mapa-şamandıra uygulamasının ilk ve örnek olacak bir koruma yöntemi ve yönetimi olacağını, acil olarak aynı projenin Gökova Körfezi ve Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgelerinde de geliştirilmesi gerektiğini açıkladı. 2019 yılından bu yana devam eden proje ile ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 4 Haziran 2024'de Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, "Göcek, Mapa-Şamandıra Projesi ile 805 kilometre alandaki 20 koyumuzu yaklaşık 700 mapa-şamandıra ile koruma altına alıyoruz. Ayrıca vatandaşlarımızın denize ulaşmasına engel olan hukuk dışı yapıları yıkıyoruz. Türkiye Deniz Projesi ile halkımızın denizlere erişimini kolaylaştırarak deniz kıyılarında yaşam kalitesini artıracağız. Ayrıca deniz varlığımızı korumak ve kirliliği önlemek için kapsamlı tedbirler alacağız" dedi. "Deniz ekosistemi mapa-şamandıra ile rahatlayacak" Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Seyfettin Baydar, mapa-şamandıra sistemi ile başta deniz çayırları olmak üzere su altı ekosisteminin rahatlayacağını belirtti. Baydar, "Göcek Körfezi'ndeki mapa-şamandıra uygulamasının deniz çayırlarına ve ekosisteme olan olumlu etkileriyle ilgili bir kere mapa-şamandıra uygulaması ile mevcutta şu anda bağlama sistemiyle gözükmekte olan bağlama sistemiyle çapa bağlaması yapılmakta. Denize çapa atıldığında her çapanın toplanmasıyla deniz altındaki deniz çayırlarının, su altındaki deniz çayırlarının, çiçekli bitkilerin aynı zamanda sökülmesini sağlıyor, sökülmesini gerçekleştiriyor. Bir pulluk misali. Her bir söküm kenardaki ve denizdeki çayırların azalmasına vesile oluyor. Ama şamandıra ve mapa sistemi kurulduğunda ise bu tarz çapayla sökme olayı olmadığından dolayı deniz çayırlarının, canlı bitkilerin yaşamı, gelişimi daha fazla artıyor. Bu deniz çayırları özellikle balıklar için, denizdeki balıklar için çok önemli yaşama da üreme alanları, balıkçılığın gelişimi artması, günden güne çoğalması için çok önemli unsurlar, bitkiler. Eğer bunlar olmazsa, öncelikli olarak tam bir kere balık popülasyonu, balıktaki, denizdeki balık varlığı azalacak. Hem beslenme hem de avcılık anlamında bölgemiz, ülkemize ciddi kayıplar olacak" dedi. "1 hektardaki deniz çayırı 2 bin ton karbon emilimi sağlıyor" Deniz çayırlarının hem insanlar için hem deniz yaşamı için çok önemli bir görev üstlendiğini açıklayan Baydar, "Bunun haricinde deniz çayırları, özellikle karbon emilimi noktasında bütün ekosistemdeki en büyük karbon deposu eminimini sağlıyor ki o da bir hektarda 2 bin tonluk karbonu depoluyor. Bu anlamda atmosferi temizleme anlamında da, yaşanabilir bir ortam oluşturma anlamında da hem insanlar için hem bütün yaşam için çok önemli unsuru gerçekleştirmekteler. Aynı zamanda deniz çayırları bir metrekarede yaklaşık 14 litre oksijen atmosfere vererekten oksijence deniz kenarlarının ve atmosferin zenginleşmesini sağlamakta. Kenardan, denize dışarıdan yapılan deşarjın kirliliği de temizleyen, berrak bir denizi sağlayan, aynı zamanda turizm için, kıyıdaki, sahildeki, denize giren insanlarımız için de akvaryum niteliğindeki o temizliği sağlayan en önemli unsur yine deniz çayırları. Tümünü düşündüğümüz zaman sadece ekosistemdeki bir dengeyi bozmak, deniz çayırlarının varlığının azalması bir sürü olumsuzu beraberine getirirken bunların çoğalması için, arttırılması için mapa ve şamandıra sisteminin devletimize, bakanlıklarımıza, tüm bakanlıklarımıza, Çevre Şehircilik Bakanlığımız, Turizm, Orman Bakanlığımız, bütün bakanlıklarımızın olumlu görüşleriyle önümüzdeki temmuzdan itibaren hayata geçecek olması, ciddi anlamda aşağıdaki yaşamı, canlı yaşamını, yani hem bitkilerin yaşamının hem balıkların yaşamının çoğalmasını önemli ölçüde arttıracaktır" dedi.

HealthTürkiye Uygulaması Kullanıma Sunuldu Haber

HealthTürkiye Uygulaması Kullanıma Sunuldu

Uluslararası Sağlık Hizmetleri, sağlık turizminin geliştirilmesine yönelik ‘HealthTürkiye' uygulamasını hayata geçirdi. Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ), Türkiye'nin sağlık turizmi alanındaki dijital altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni bir adım attı. Türkiye'nin uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki resmi platformu olan HealthTürkiye'nin mobil uygulaması kullanıma sunuldu. Tüm mobil mağazalardan ücretsiz indirilebilen uygulama ile kullanıcıların konumuna göre en yakın sağlık kuruluşlarını ve turistik noktaları önererek hastaların tedavi süreçlerini kolaylaştırması hedefleniyor. Uygulama sayesinde uluslararası hastalar sağlık hizmetlerindeki imkanların yanı sıra konaklama ve gezi planlamalarına da kolayca ulaşabilecek. Kullanıcılarına teklif durumu, iletişim talepleri ve güncel kampanyalar gibi konular da anlık bildirim olarak gönderilmesi planlanıyor. "HealthTürkiye platformunda hastalarımız doktorlarını tercih edebiliyor" Uygulama kapsamında hastaların kendi doktorlarını ve hastanelerini seçebildiklerini ve aldığı hizmetleri rahatlıkla görebileceklerini belirten USHAŞ Genel Müdürü Behlül Ünver, "HealthTürkiye platformunu her geçen gün daha çok geliştiriyor ve misafirlerimize, hastalarımıza kolaylıklar sunmaya çalışıyoruz. HealthTürkiye platformunda misafirlerimiz hastanelerini tercih edebiliyorlar, doktorlarını seçebiliyorlar. Kurumlarda hangi hizmetlerin alındığını rahatlıkla görebiliyorlar. Mobil uygulamayla bu işi daha kolay hale getirdik. Telefonlardan HealthTürkiye uygulamasını mekan fark etmeksizin dünyanın her yerinde indirebilirler. Buradan randevu alabilirler, hekimlerini seçebilirler. Diğer taraftan vize kodunu buradan da yine talep edebilirler, oluşturabilirler. Türkiye'ye giriş noktasında bu avantajları bu uygulama sayesinde sağlamış olurlar. Dolayısıyla bu düzenlemeler hastalarımızın ve Türkiye'ye gelecek olan misafirlerimizin daha kolay ve daha hızlı bir şekilde dijital ortamdan kurumlara ulaşmasını sağlamak amacıyla yaptık" diye konuştu. "İnsanların sağlık tesislerine ulaşmasını kolaylaştırmamız gerekiyor" Turistlerin ve Türkiye'deki vatandaşların sağlık kurumlarına ve tesislerine ulaşımının kolaylaştırılması için bu uygulamayı hizmete sunduklarını söyleyen Ünver, "İnsanların sağlık tesislerine, kurumlara ulaşmasını kolaylaştırmamız gerekiyor ve bununla ilgili birçok uygulamalarımız olacak. Mümkün olduğu kadar hastalarımıza ve misafirlerimize daha kolay ve daha çabuk ulaşılabilir bir sistem ulaştırmaya çalışıyoruz. Sağlık son derece önemli, güven tesis etmek son derece önemli. Bunun da doğru kurumlarla yapılabiliyor olması gerek. Sadece sosyal mecralarda yapılan reklam ya da birtakım görsel mecraların kullanılmasıyla değildir. Türkiye'de sağlık hizmetinin hangi kurumdan nasıl alınmasıyla ilgili süreç önemlidir. O yüzden bu durumu çok önemsiyoruz ve bu alanın her geçen gün gelişmesini sağlıyoruz. Bu platform sadece hastalarımız ve misafirlerimize yönelik bir alan değil. Diğer taraftan Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Turizm Bakanlığı ile entegre bir sistem. Dolayısıyla bunların hem hızlı ve doğru şekilde teyit edilmesi noktasında da bu platformu önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.

Turizmde Kriz: Mühürlü Oteller ve Gerçek Rakamlar Haber

Turizmde Kriz: Mühürlü Oteller ve Gerçek Rakamlar

Muğla’nın Bodrum ilçesindeki Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD) Onursal Kurucu Başkanı Serdar Karcılıoğlu, hükümetten açıklanan turizmde pembe tabloların gerçek olmadığını gerçek tablonun çok acı ve farklı bir grafik çizdiğini belirterek SÖZCÜ’YE açıklamalarda bulundu. TURİZM BAKANLIĞININ AÇIKLADIĞI RAKAMLARI DOĞRULUĞU VE KIYMETİ YOK, PENCEREDEN BAKIP RAKAM YAZIYORLAR Progesyonel turizm yöneticisi Karcılıoğlu “Turizm Bakanlığı’nın açıklamış olduğu turist sayıları ve döviz girdileriyle ilgili rakamları ve o rakamlar üzerinden yazdıkları başarı hikayelerine oldum olası karşıyız. O rakamların hiçbirinin doğruluğu ve bizim için de kıymeti yok. Ankara’daki pencereden bakıp TÜİK’in gümrük kapılarından her giriş çıkışı turist olarak saymasından kaynaklanan bu tür abartılmış rakamlarla sektöre zarar vermekten başka bir şey yapmıyorlar. Turizmin başkenti sayılan Antalya ve Muğla bölgesinde temmuz ayı sonu itibariyle elde edilen rezervasyon sayıları yüzde 20’yi geçmiyor. Hangi rekordan ve artıştan bahsediyoruz. Biz sahada yaşayan insanlarız tek bir tane bile rezervasyon gelmiyor” diye konuştu. İSTANBUL’A YÜK BOŞALTAN TIR’CIYIDA TURİST SAYIYORLAR Karcılıoğlu açıklamasının devamında ise “Önümüzde bayram var. Bayramda dahi otellere gelen ciddi bir rezervasyonumuz yok. Onun için bu Ankara’dan ilan edilen bu tür rakamlara bir turizmin mutfağında görev yapan ve nabzı tutan kişiler olarak itibar etmiyoruz. Sahada bu rakamların etkileri görülmüyor. Mısır’da dahi turizm rekorları kırılırken bizim ülkemizde böyle bir şey yok. Sarp Sınır Kapısı’ndan giren, günde iki üç kez girip çıkanlar da ve İstanbul’a yük boşaltmaya gelen büyük şirketlerin personeli bile karaya iniş çıkışlarında turist diye sayılıyor. Turistle ilgisi olmayan, bu ülkeye turizm geliri adı altında hiçbir kuruş para bırakabilecek bir imkanı olmayan Kuzey Afrikalı, Tanzanyalı girişler var. Bunlar bizi ilgilendiren sayılar değil. Yerli turizm zaten bitti” ifadelerine yer verdi. 5 BİNE YAKIN OTEL MÜHÜRLÜ Karcılıoğlu, “Otellerin hemen hemen hepsi sokaklara dökülmüş şekilde satılığa dökülmüş durumda. 14 milyar doların üstünde de borç batağındalar. Türkiye’de 1 milyon 700 bine yakın bir turizm yatağımız var. Bunun 4 bin 500 oteli de Turizm Bakanlığı’nın yapmış olduğu bir hata yüzünden mühürlü durumda. Bundan 2 yıl kadar önce Turizm Bakanlığı (bu kararda haklı) belediye belgeli tesisleri yani bölgelerindeki belediyelerden iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı alarak turizm faaliyeti gösteren tesisleri kendi bünyesine toplayacağını söyledi. Bunlara basit konaklama tesisi adı altında bir işletme belgesi hazırladılar ve dediler ki; gelin müracaat edin size bunları verelim. Bir grup şartları uyanlar müracaat etti ve alabildiler. Bir grubun sürdürdükleri işletim sisteminde eksiklikleri söz konusu oldu. Ama bu insanlar o kadar güç şartlarda görev yapıyorlardı ki böyle bir ilave yatırımlara girmek gibi lüksleri olmadığı için süreci kaçırdılar. Bunun üzerine hemen Turizm Bakanlığı ilgili belediyelere yazı yazarak bu kişilerin iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatlarını iptal ettirdi. Bakanlığın yapmak istediği şey geçtiğimiz mart ayında anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi. Şimdi yüzlerce, binlerce otele yaptırdıkları fuzuli masrafları da bir tarafa bırakarak bu arkadaşların almış oldukları basit konaklama tesisleri belgeleri de geçersiz kaldı. O süreçte süreci kaçırdıkları için belgeleri iptal edilmiş olan tesisler yeniden iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı alamıyorlar ve tesisleri mühürlenmiş durumda. Özellikle Güney Ege Bölgesi’ndeki 4 bin 500’ün üzerindeki tesis mühürlü ve çalışamaz durumda. Esas büyük skandal burada. Hadi anayasa mahkemesi iptal etti. Hiç olmazsa belediyelere yazı yazıp bu firmaların iptal ettiğiniz iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatlarını geri verin deyin. Bunu da demiyorlar. Belediyeler böyle bir yazı gelmediği için geri veremiyor. Bu insanlar çok ciddi ölçüde mağdur edilmiş durumdalar” ifadelerini kullandı.

Dünyanın en eğlenceli bisiklet yarışı ‘Sky To Sea’ Antalya’da düzenlenecek Haber

Dünyanın en eğlenceli bisiklet yarışı ‘Sky To Sea’ Antalya’da düzenlenecek

Türkiye’nin gözde bisiklet turizmi destinasyonu Kemer, 18-20 Nisan tarihlerinde sıra dışı bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Tahtalı Dağı’nın 2 bin 365 metre karlı zirvesinden Akdeniz’e uzanan dünyanın en benzersiz coğrafyasında gerçekleşecek eşsiz dağ bisikleti yarışı Sky To Sea, birbirinden önemli isimler ağırlayacak. 18-20 Nisan 2025 tarihinde 3’üncüsü düzenlenecek organizasyon için kayıtlar ise sürüyor. Dünyanın en ekstrem bisiklet yarışları arasında yer alan Sky To Sea’de yer alan sporcular, Tahtalı Dağı’nın zirvesinden alacakları start ile mücadeleye başlayacaklar. 2 bin 365 metre yüksekliğe teleferikle çıktıktan sonra plaja ulaşacak sporcular, yarışı bisikletleri ile denize atlayarak noktalayacak. Türkiye’nin yanı sıra birçok ülkeden sporcuyu ağırlayacak yarış; kadınlar, erkekler ve özel olmak üzere 3 ayrı kategoride gerçekleşecek. Enduro Organizasyon & Sky Events tarafından düzenlenen ve özellikle yurt dışından katılımcıların dikkatini çeken Sky To Sea MTB Enduro’da 13 ülkeden 150 sporcu yer alacak. Türkiye’nin en ekstrem bisiklet yarışı olma özelliğini de elinde bulunduran organizasyona Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) destekleri ile bu yıl Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Kosta Rika, Kanada, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna, Rusya, Almanya, İran, Gürcistan, Yunanistan ve İspanya’da dünyaca ünlü profesyonel sporcular etkinliğe katılacak. Dünyada karlı dağ zirvesinden başlayarak denizde biten tek yarış olmasıyla beğenileri toplayan Sky To Sea MTB Enduro’da pedal basmak isteyen sporcular, 34 kilometrelik zorlu parkurda mücadele edecek. Dayanıklılığın test edileceği organizasyonda, Olympos Dağı’nın kayalıkları, dere yatakları, orman içerisindeki zorlu patika geçişlerinin ardından sporcular Kemer plajında kurulacak rampa sayesinde Akdeniz ile buluşacak. Kemer Belediyesi ana sponsorluğundaki organizasyon; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Antalya Valiliği, Kemer Kaymakamlığı, Beydağları Sahil Milli Park Müdürlüğü, Kemer Tanıtım Vakfı, Kemer Otelciler Birliği destekleri, Olimpos Teleferik, Red Bull Türkiye, Cazador, Yaşam Hastaneleri sponsorluğunda düzenlenecek. Ömer Nizam: Dünyanın en eğlenceli bisiklet yarışı Sky To Sea Dağ Bisikleti Yarışı Organizatörü Ömer Nizam, etkinliğin 2025 yılında üçüncüsünü gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Dünyada dağ zirvesinde kar üzerinde başlayıp da denizde biten başka bir yarış bulunmuyor. Bu sebeple de çok kısa bir zamanda yarışımız dünyada tanınır hale geldi ve bu yıl uluslararası üst düzey sporcuları Kemer’de ağırlayacağız. Ülkemizdeki bisiklet turizmi potansiyeli açısından da ayrı bir öneme sahip olan yarış dünya arenası için fırsat. Antalya ve Toros Dağları, bisiklet sporu için çok büyük potansiyele sahip. Birçok ülkeden sporcu hatta ülkemize daha önce hiç gelmemiş yarışçılar bu yarışla Antalya’ya geliyor. Bölgemizin tanıtımı ve bisiklet turizmi açısından çok değerli bir organizasyon olacak” dedi.

Muğla’da 528 tesis denetlendi, 223’ü kapatıldı Haber

Muğla’da 528 tesis denetlendi, 223’ü kapatıldı

Güvenli ve sürdürülebilir turizm için konaklama tesisleri başta olmak üzere turizm bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerde denetimler devam ediyor. 15 Nisan itibarıyla resmi olarak start alacak turizm sezonu öncesi Marmaris, Bodrum, Fethiye ve Datça gibi önemli konaklama tesislerinin bulunduğu ilçelerdeki tesisler Muğla Valiliği koordinasyonunda oluşturulan komisyonlar tarafından denetleniyor. Muğla genelinde yaklaşık 10 bin adet basit ve turizm belgeli konaklama tesisi bulunurken, Muğla Valiliği koordinesinde bugüne kadar 528 tesis denetlendi. Denetimlerde başta ruhsatı olmayan, bulundurması gereken belgeleri olmayan ve eksik olan tesislerden 223’ü kapatıldı. 41 tesisin kapatılma işlemleri devam ederken, 85 tesise de eksikliklerini tamamlamaları için süre verildi. Eksikliklerini tamamlayan tesisler için tekrar durum değerlendirmesi yapılarak faaliyetini sürdürmesi ya da varsa eksik evrakları tamamlaması isteniyor. 223 konaklama tesisi kapatıldı Muğla’ya yurt dışından veya yurt içinden gelen yerli ve yabancı vatandaşların güvenli ve sağlıklı bir ortamda tatillerini yapabilmeleri için çalışmaların devam ettiğini belirten Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, “Bizim Muğla’da 10 bin civarı basit konaklama veya turizm belgeli yerlerimiz var, otellerimiz, pansiyonlarımız var. Bunların bir kısmı Turizm Bakanlığı tarafından denetleniyor, bir kısmı da valiliğimiz tarafından oluşturulan komisyonlar marifetiyle denetleniyor. Şu ana kadar 528 tesisi, konaklama yeri, pansiyonu denetledik. 223 belgesi olmayan, eksiklikleri olan, ruhsat olmayan tesisi kapattık. 41 tanesinin de şu anda kapatılma işlemleri devam ediyor. Bizim ekiplerimiz birçok kurumdan var. Orada hem ruhsat durumu, işletme belgesi, artı diğer turizmle ilgili olması gereken evrak ya da belgeler açısından denetliyorlar ve ona göre de gerekli yaptırımlar uygulanıyor. Bazılarına süre veriliyor evrak eksikliklerinin tamamlanması için ama mesela izinsiz olan, imara aykırı olan, ruhsatı olmayanlar da belediyeler marifetiyle kapatılıyor. Tabi komisyonda belediyelerin de temsilcileri var, bildiriliyor, kapatılıyor evrak. Tabi bu arada eksiklikleri olan bazı tesislerimize de süre veriyoruz. 85 tesise şu anda süre verildi, bir sonraki denetimde eksikliklerini tamamlamışsa problem yok. Ancak eksikliklerini tamamlayamamışsa tekrar ruhsat durumu ya da diğer yaptırım durumu değerlendirilecek” dedi.

GÜNGÖR GÜREL: “TURİZM SEKTÖRÜNDE MESLEK YASASI ŞART!” Haber

GÜNGÖR GÜREL: “TURİZM SEKTÖRÜNDE MESLEK YASASI ŞART!”

Profesyonel Turizm Yöneticileri Platformu kurucusu Güngör Gürel, turizm sektörünün ekonomiye milyarlarca dolar katkı sağladığını, ancak sektör çalışanlarının haklarının gözetilmesi gerektiğini vurguladı. Gürel, Turizm Databank'ın Hazine’den derlediği verilere göre, Turizm Geliştirme Ajansı'nın (TGA) 2024 yılı sekiz aylık dönemde turizm sektöründen aldığı payın yüzde 49 artış göstererek 2,63 milyar TL (75,1 milyon dolar) olduğunu belirtti. Ayrıca, TGA'nın Hazine'den aldığı devlet yardımı da yüzde 40 artarak 2,0 milyar TL (58 milyon dolar) seviyesine ulaştı. Gürel, “Böylece TGA'nın kasasına sekiz ayda toplamda 132 milyon dolar girdi. Devletin ve TGA'nın kasasına turizm sektöründen toplamda 272 milyon dolar girdi. Bu miktar, 77 milyon doları TGA payı ve 195 milyon doları konaklama vergisi olmak üzere iki kalemden oluşuyor. Ancak, ekonomimize milyarlarca dolar katkı sağlayan turizmcilere bir yeşil pasaport bile çok görülüyor. Turizm Geliştirme Ajansı ve Turizm Bakanlığı'ndan, turizmcilerin yeşil pasaport alması için konuya daha fazla sahip çıkmalarını bekliyoruz” dedi. Gürel, Türkiye'nin yılda ortalama %80 oranında turist ağırladığını ve bu yıl bakanlığın hedefinin 60 milyar dolar ciro olduğunu hatırlatarak, “Bu kadar ciddi rakamların konuşulduğu bir sektörde, hizmeti gerçekleştiren meslektaşlarımızın bir meslek yasası bulunmaması gerçekten üzüntü verici. Önümüzdeki zamanlarda bu konuları gündeme getirmeye devam edeceğiz. Daha söylenecek çok şey var ama tek kelime: Meslek Yasası şart!” ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.