Hava Durumu

#Turist

TOURISMJOURNAL - Turist haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turist haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da iptallere rağmen rezervasyon akışı sürüyor Haber

Antalya’da iptallere rağmen rezervasyon akışı sürüyor

Antalya, tarihi ve antik değerleri, doğal güzellikleri, güçlü konaklama altyapısı ve alternatif turizm imkanlarıyla dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer alıyor. Dünyada en çok yabancı turist ağırlayan ilk 10 şehir arasında gösterilen kentte, savaşlar, jeopolitik riskler ve ekonomik sorunlara rağmen turizm hareketliliği devam ediyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya turizminin 2026 yılının ilk 4 ayındaki görünümünü değerlendirerek, önümüzdeki aylarda talep artışı beklentisi içinde olduklarını söyledi. "Geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9'luk daralma söz konusu" Antalya'nın yılın ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladığını belirten Saatçioğlu, Orta Doğu'daki savaşın turizm hareketliliği üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Saatçioğlu, "Antalya turizmi 2026 yılının ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladı. Orta Doğu'daki savaşın etkisiyle geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9'luk bir daralma söz konusu. Ancak bu tabloyu değerlendirirken sadece kış dönemine değil, ileriye dönük rezervasyon akışına odaklanmak gerekiyor" dedi. "Rezervasyon akışının devam etmesi umut verici" Erken rezervasyonlarda iptaller yaşandığını ancak talebin tamamen kaybolmadığını vurgulayan Saatçioğlu, sektörün ileriye dönük rezervasyon akışını yakından takip ettiğini kaydetti. Saatçioğlu, "Şu ana kadar erken rezervasyonlarda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde iptal yaşansa da, rezervasyon akışının devam etmesi sektör adına umut verici bir gelişmedir. Bu da talebin tamamen kaybolmadığını, sadece kısa vadede temkinli hareket edildiğini gösteriyor" diye konuştu. "İlerleyen aylarda talebin güçleneceğini öngörüyoruz" Önümüzdeki süreçte savaşın etkisinin azalması ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte Antalya'ya yönelik talebin yeniden güçlenmesini beklediklerini dile getiren Saatçioğlu, kentin turizmde güçlü bir deneyime sahip olduğuna dikkat çekti. Saatçioğlu, "Önümüzdeki süreçte savaşın azalma eğilimine girmesi ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte, ilerleyen aylarda talebin daha da güçleneceğini öngörüyoruz. Antalya, güçlü altyapısı ve deneyimiyle bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahiptir. Şunu da belirtmek isterim; golf, futbol ve sağlık turizminde her geçen yıl kış aylarında yoğun rezervasyon artışı kaydetmekteyiz" ifadelerini kullandı.

Mehmet Nuri Ersoy: F1, yüksek gelirli turist çeker Haber

Mehmet Nuri Ersoy: F1, yüksek gelirli turist çeker

Türkiye, küresel spor organizasyonlarında yeniden güçlü bir pozisyon alıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Formula 1’in 2027 yılından itibaren İstanbul Park’ta düzenleneceğini açıkladı. En az 5 yıllık anlaşma kapsamında Türkiye, dünyanın en prestijli yarış organizasyonlarından birine yeniden ev sahipliği yapacak. İstanbul Park yeniden sahnede Bakan Ersoy, sürecin tamamlandığını belirterek organizasyonun devlet kurumları ve paydaşların koordinasyonuyla hayata geçirildiğini ifade etti. İstanbul’un küresel marka değerinin artırılması ve uluslararası görünürlüğünün güçlendirilmesi hedefleniyor. Turizm ve ekonomi için büyük fırsat Formula 1’in küresel etkisine dikkat çeken Ersoy, organizasyonun 180’den fazla ülkede yüz milyonlarca izleyiciye ulaştığını vurguladı. Bu ölçekte bir etkinliğin turizm talebini artırdığı ve şehir ekonomisine yüksek katma değer sağladığı belirtiliyor. İstanbul’un potansiyeli öne çıkıyor İstanbul’un tarihi ve kültürel zenginlikleriyle bu organizasyondan maksimum fayda sağlayacağını belirten Ersoy, Formula 1’in yüksek gelir grubundaki turistleri çektiğini söyledi. Organizasyonun sadece pistle sınırlı kalmayıp şehrin tamamına ekonomik katkı sunduğu ifade edildi. Küresel tanıtım atağı başlıyor Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı öncülüğünde yürütülecek kampanyalarla İstanbul’un “iki kıtayı birleştiren F1 şehri” olarak konumlandırılması hedefleniyor. Türkiye, UEFA ve olimpiyat adaylıklarıyla birlikte küresel spor organizasyonlarının merkezi olma yolunda ilerliyor.

Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı 1 milyona ulaştı Haber

Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı 1 milyona ulaştı

Adana’da nisan ayının müjdecisi olan portakal çiçeği kokusu, bu yıl da şehri dev bir açık hava sahnesine dönüştürdü. Kültür-sanat etkinliklerinden gastronomi şölenine, renkli kortej yürüyüşlerinden konserlere kadar her anı dolu dolu geçen 14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, şehre paha biçilemez bir değer kattı. Şehre 1 milyondan fazla kişi akın etti Karnaval komitesinden alınan verilere göre, bu yıl katılım sayıları tüm beklentileri aştı. Saha raporları, etkinliklere toplamda 1 milyonun üzerinde kişinin katıldığını ortaya koydu. Turist Akını: Sadece şehir dışından ve yurt dışından gelen misafir sayısı 200 bini buldu. İzleyici Rekoru: Merkez Park ve Atatürk Parkı’ndaki stant alanlarında iğne atsan yere düşmezken; kostüm yarışmaları ve ünlü sanatçıların konserleri tarihi kalabalığa ev sahipliği yaptı. Oteller tam kapasite, esnafın yüzü güldü Karnavalın en somut yansıması kuşkusuz ekonomi tarafında görüldü. Şehirdeki tüm konaklama tesisleri günler öncesinden dolarken, %100 doluluk oranı turizmciyi memnun etti. Lezzet Durakları Doldu Taştı: Adana’nın dünyaca ünlü kebapçıları, restoran ve kafelerinde sabahın ilk ışıklarına kadar boş masa bulunamadı. Her Kesim Kazandı: Hareketlilikten sadece büyük işletmeler değil; taksiciler, toptancılar, el emeği ürünlerini satan kadın kooperatifleri ve genç girişimciler de payını aldı. 6,5 milyar TL'lik rekorun üzerine çıkıldı Geçtiğimiz yıl düzenlenen 13. Karnaval’da Adana ekonomisine yaklaşık 6,5 milyar TL’lik bir girdi sağlanmıştı. Bu yıl artan katılımcı sayısı ve genişletilen etkinlik yelpazesiyle birlikte bu rakamın çok daha üzerine çıkıldığı ve kent tarihinin en yüksek ekonomik hacmine ulaşıldığı tahmin ediliyor. 14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı'nda bu yıl 7 milyar TL'lik bir ekonomik hacim bekleniyor. Adana'nın marka değerine paha biçilemez katkı Karnaval sadece ekonomik bir başarı değil, aynı zamanda Adana’nın "hoşgörü, neşe ve kültür kenti" imajını da tüm dünyaya bir kez daha kanıtladı. Şehrin sokaklarına taşan coşku, Adana’nın uluslararası platformlardaki marka değerini güçlendirirken, bir sonraki yıl için şimdiden büyük bir beklenti oluşturdu.

Türk turizmcilerden çağrı: “Güvenli limanız" Haber

Türk turizmcilerden çağrı: “Güvenli limanız"

Ortadoğu’da yaşanan gerilim turizm sektörünü de doğrudan etkiliyor. Savaşın yarattığı güven algısı, küresel ölçekte seyahat tercihlerini hızla değiştirirken turistler rotalarını yeniden belirliyor. Özellikle Avrupalı turistlerin daha güvenli gördükleri Batı Akdeniz destinasyonlarına yöneldiği görülürken, artan taleple birlikte İspanya, İtalya ve Fransa’da fiyatlar yükselişe geçti. Buna karşılık Doğu Akdeniz’de talep zayıflıyor. Yabancı basında ise Türkiye, savaşın doğrudan tarafı olmamasına rağmen “bölgesel risk” algısıyla değerlendiriliyor. “Türkiye tehlikeli değil ancak bölgesel risk taşıyor” yorumlarıyla, Ortadoğu’ya yakınlık nedeniyle aynı risk grubunda gösteriliyor. ‘FIRSATÇI DEĞİLİZ, DOĞRU MESAJ VERİYORUZ’ Bu tablo karşısında Türkiye, olumsuz algıyı kırmak için kapsamlı bir iletişim çalışması yürütmeye başladı. Edindiğimiz bilgilere göre, yetkililer bölgedeki hassasiyetin farkında olarak süreci fırsata çevirmeye çalışmadan, Türkiye’nin güvenli bir turizm destinasyonu olduğu mesajını öne çıkarıyor. Sektör temsilcileri, yapılan iptallerin yüzde 95’inin tatilini tamamen iptal etmediğini ve ‘beklemede’ olduğunu vurgularken, güven algısının yeniden oluşması halinde talebin hızla geri döneceğini belirtiyor. İLETİŞİM ATAĞI BAŞLADI Turizm yetkilileri, yabancı basında yer alan olumsuz haberlerin etkisini azaltmak için yoğun bir iletişim trafiği yürütüyor. Uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin güvenli olduğu yönünde algı oluşturulmaya çalışılırken, ülkeye gelen turistlerin “herhangi bir risk yok” mesajını sosyal medya üzerinden paylaşması da bu süreci destekliyor. Yabancı seyahat acentalarıyla da doğrudan temas sürdürülüyor. İSTANBUL KÜRESEL VİTRİNE ÇIKIYOR Bu doğrultuda, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) da iletişim çalışmalarını hızlandırdı. ‘Go Türkiye’ platformu üzerinden başlatılan yeni hamleyle, İstanbul’daki uluslararası etkinlikler küresel ölçekte tanıtılmaya başlandı. Nisan itibarıyla devreye alınan ‘What’s On’ stratejisi kapsamında, şehrin konser ve etkinlik takvimi dünya genelinde milyonlarca kişiye ulaştırılıyor. Andrea Bocelli, Kanye West, Scorpions, Chris Isaak ve Maher Zain gibi isimlerin İstanbul programları öne çıkıyor. TGA Yönetim Kurulu Üyesi ve Akdeniz Bölge Temsilcisi Ece Tonbul, yürütülen çalışmaların etkisine dikkat çekerek, Türkiye’nin güvenli bir destinasyon olduğu ve uluslararası uçuşların kesintisiz sürdüğü yönündeki mesajların hedef pazarlara hızlı şekilde ulaştırıldığını belirtti. Tonbul, uluslararası basın ve dijital kanallar üzerinden yürütülen çalışmalarla 2 milyarın üzerinde erişim sağlandığını ifade etti. Ayrıca yabancı basın mensupları ve içerik üreticilerine yönelik ağırlama programlarının artırıldığı, tur operatörleri ve seyahat acentalarıyla doğrudan temas kurularak güven verici iletişimin sürdürüldüğü aktarıldı. Dijital kanallarda da aktif bir strateji izlendiğini belirten Tonbul, Türkiye’de tatil yapan yabancı ziyaretçilerin deneyimlerinin öne çıkarıldığını, sosyal medya paylaşımlarıyla geniş kitlelere ulaşıldığını ve uluslararası içerik üreticileriyle yapılan işbirlikleri sayesinde Türkiye’nin turizm değerlerinin daha görünür hale getirildiğini söyledi. ‘BAŞKASININ SIKINTISINDAN FAYDA SAĞLAMAYIZ’ AKDENİZ Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu ise turizmciler olarak başka bir ülkenin yaşadığı sıkıntıyı avantaja çevirmeyi doğru bulmadıklarını belirterek, “Mutsuzluk coğrafyasına yakın bir yerdeyiz ancak başkalarının mutsuzluğu üzerine mutluluk kuramayız” dedi. Buna karşın bazı ülkelerin mevcut ortamdan fayda sağladığını ifade eden Kavaloğlu, İspanya, Fransa ve İtalya’da fiyatların yükseldiğini ve bu ülkelerin sezonu güçlü geçireceğini söyledi. Türkiye’nin ise Avrupa basınında savaşın merkezine yakın bir ülke gibi gösterilmesinden rahatsız olduğunu dile getiren Kavaloğlu, sürecin zor olduğunu ancak sektörün dayanışma içinde hareket ettiğini vurguladı. Kavaloğlu, yalnızca Türkiye’de değil küresel turizm hareketliliğinde de bir daralma yaşandığına işaret ederek, Ortadoğu kaynaklı turist akışındaki düşüşün Avrupa destinasyonlarını da etkilediğini söyledi. GELEN TURİST MEMNUN DÖNÜYOR TURİZM sektörünün temsilcileri, nihai belirleyicinin tüketicide oluşan algı olduğuna dikkat çekerken, Türkiye’ye gelen turistlerin büyük bölümünün memnuniyetle ülkelerine döndüğünü vurguluyor. Turistlerin, “Türkiye’nin savaşla bir ilgisi yok” mesajını ülkelerinde paylaşmasının, algının düzelmesinde en kritik unsur olacağı ifade ediliyor.

Turizmde Yangın Düzenlemesi Tartışması Büyüyor Haber

Turizmde Yangın Düzenlemesi Tartışması Büyüyor

Kural çokluğu değil, uygulama birliği hayat kurtarır. Bolu Kartalkaya’da yaşanan ve 78 canımızı kaybettiğimiz facianın ardından doğru dersler çıkarılmasını hepimiz isteriz. Bu yangın felaketinden sonra, turizm tesislerinde yangın güvenliğiyle ilgili düzenlemelerin sıkılaştırılması elbette yerindedir. Kimsenin buna itirazı yok. İtiraz, yöntemedir; itiraz, sahadan kopuk kararlaradır. Bugün gelinen noktada turizmci, yangına dayanıklı kapı bulamıyor. Bulsa ödeyemiyor, ödese taktırmaya süre yetmiyor. Ve en acısı, tüm bu karmaşanın sonunda suçlu ilan edilen yine işletmeci oluyor. Resmî düzenlemeye göre, otellerin 31 Mayıs’a kadar yangına dayanıklı kapılarını ve yangın merdivenini tamamlaması gerekiyor. Aksi hâlde ruhsat iptali gündemde. Kâğıt üzerinde bakıldığında “makul” görünen bu süre, sahaya indiğinizde gerçeklikle örtüşmüyor. Türkiye genelinde yüz binlerce odayı kapsayan bu zorunluluğun, mevcut üretim kapasitesiyle karşılanması fiilen çok zor gibi görünmüyor. Yangına dayanıklı bir kapının tanesi 25 bin ile 35 bin TL arasında değişiyor. Ortalama büyüklükte bir otel için bu rakam milyonları buluyor. Sadece kapı değil; yangın merdiveni, dedektör sistemi, kapı otomasyonları, montaj ve işçilik eklendiğinde maliyet çok yüksek meblağları buluyor. Bugün turizmci, artan enerji giderleriyle, personel maliyetleriyle, düşük kârlılıkla ayakta kalmaya çalışırken bir yükün daha altına giriyor. Bir başka sorun ise tedarik. Yangına dayanıklı kapı üreten fabrika sayısı sınırlı. Yıllık üretim kapasiteleri belli. Bugün herkes aynı anda sipariş verdiğinde, bu kapıların üç-beş ayda değil, bir yılda bile yetişmesi zor. Üstelik Antalya, Bodrum gibi sezonu erken açan bölgelerde inşaat ve tadilat yapmak fiilen mümkün değil. Turist var, trafik var, sezon baskısı var. Tüm bunlara ek olarak, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler de turizm sektörünü doğrudan etkilemektedir. ABD–İsrail–İran hattında devam eden gerilim ve savaş, zaten kırılgan olan turizm dengelerini daha da belirsiz hâle getirmektedir. Böyle bir ortamda turizmci, sadece iç düzenlemelerin değil, dış risklerin de baskısı altında kalmaktadır. Sektörün geleceği öngörülemez bir hâl alırken, mevcut yükümlülüklerin bu gerçeklikten bağımsız şekilde dayatılması, turizm işletmeleri için telafisi zor bir yıkıma dönüşebilir. Burada sorulması gereken soru şudur: Biz güvenliği mi sağlamak istiyoruz, yoksa kağıt üzerinde sorumluluktan mı kurtulmak istiyoruz? Yangın güvenliği; “31 Mayıs’a kadar yap, yapmazsan kapatırım” denilecek kadar basit bir konu değildir. Bu bir geçiş süreci işidir. Planlama ister finansman ister sektörle diyalog ister. Kredi desteği olmadan, süre uzatılmadan, üretim ve ithalat kolaylaştırılmadan bu yükün altından kolay kolay kalkamaz. Sahada karşılaşılan bir diğer önemli sorun ise, denetimlerdeki uygulama birliğinin olmamasıdır. Her gelen itfaiye yetkilisinin farklı bir görüş bildirmesi, turizmcinin kafasını ciddi şekilde karıştırmaktadır. Bir denetimde “iki yangın merdiveni yeterli” denilirken, bir başka denetimde “olmaz, mutlaka üç yangın merdiveni yapılmalı” denilebilmektedir. Bir yetkili için 30 dakika yangına dayanıklı kapı yeterliyken, bir diğeri 45 dakika şart diyebilmektedir. Hatta kimi denetimlerde, odaların doğrudan dış ortama açılması durumunda yangın merdivenine gerek olmadığı söylenirken, başka bir denetimde “her koşulda yangın merdiveni zorunludur” yaklaşımıyla karşılaşılmaktadır. Bu çelişkili uygulamalar, iyi niyetle yatırım yapmak isteyen işletmeciyi yanlış ve geri dönüşü olmayan adımlara sürüklemektedir. Sahada bizzat gördüğüm bazı oteller, yangın merdiveni yapılacak diye adeta mimari bir ucubeye döndüğü, üstelik binanın statik yapısı da ciddi şekilde zarar gördüğü kanaatindeyim. Bazı tesislerde oda yıkılarak merdiven açılmış, bu da güvenliği artırmak yerine yeni riskler doğurmuştur. Özellikle Akyaka gibi bölgelerdeki iki katlı, balkonlu otellerde; balkondan sarkıtıldığında rahatlıkla zemine ulaşılabilecek yapılar varken, her koşulda yangın merdiveni dayatması hem tesisin dokusunu hem de çevresel estetiği bozmaktan öteye geçmemektedir. Yangın güvenliği elbette vazgeçilmezdir; ancak her tesise aynı kalıptan çözüm dayatmak, güvenlik üretmez, sorun üretir. Sahaya, yapıya ve bölgenin gerçeklerine göre esnek, bilimsel ve standartlaştırılmış bir yaklaşım benimsenmelidir. · Turizmci yangın tedbirlerine karşı değil. · Turizmci güvenliğe karşı hiç değil. · Ama turizmci, gerçekçi olmayan tek taraflı dayatmalara karşı. · Bugün gelinen noktada yapılması gereken bellidir: Kredi ve teşvik mekanizmaları devreye alınmalıdır. Yerli üretim desteklenirken, geçici olarak ithalatın önü açılmalıdır. · Her otel, kendi fiziki koşullarına göre denetlenmeli; “tek tip çözüm” dayatmasından vazgeçilmelidir. Aksi hâlde kapılar yangına dayanıklı olur ama oteller kapalı kalır. O zaman kaybeden sadece turizmci değil, bu ülkenin turizmi olur. Ve unutmayalım: Yangın güvenliği, akılla yapılır. Panikle değil.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.