Hava Durumu

#Tübi̇tak

TOURISMJOURNAL - Tübi̇tak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tübi̇tak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor Haber

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin'in yürütücülüğünde hazırlanan "Güneş Saati Üzerinden Zamanın İzinde: Paflagonya Bölgesi ve Pompeiopolis Antik Kenti'nin Bilim Tarihi Açısından Analizi ve Dijital Modellemesi" başlıklı proje, TÜBİTAK-3005 Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Çalışma, Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2021 yılında ortaya çıkarılan hemicyclium tipindeki güneş saatinin bilim kapsamlı bir şekilde incelenmesini amaçlıyor. Projede güneş saatinin teknik yapısı, astronomi bilgisi, mühendislik özellikleri ve sosyo-kültürel düşüncede disiplinler arası yöntemlerle analiz edilecek. Türkiye'de antik güneş saatlerine ilişkin beşeri bilimler alanında yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olması, projeyi hem özgün hem de bilimsel açıdan yeni bir konuma yerleştiriyor. Proje kapsamında güneş saati, bilgisayar destekli ışık-gölge simülasyonları ile yeniden modellenerek kullanım doğruluğu test edilecek; benzer örneklerle karşılaştırmalı analiz yapılacak. Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve Paflagonya Eyalet Merkezi olarak kurulan ve M.Ö. 64 yılında inşa edilen Pompeiopolis Antik Kenti'nde proje kapsamında yürütülen bilimsel çalışmaların yanı sıra Paflagonya tarihine ışık tutacak veriler de ilk kez ortaya çıkarılacak. "Roma döneminden kalma kase tipi güneş saati olduğunu belirledik" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Unat, "Taşköprü'deki kalıntıları üniversitemizin Arkeoloji Bölümü'nden arkadaşlarımız incelediklerinde bir güneş saati bulduklarını söylediler. Biz de bu projeyi bu amaçla hazırladık ve buradaki güneş saatinin nasıl olduğunu, ne türde bir güneş sahip olduğunu ve çalışma prensibinin de nasıl olduğu üzere bir çalışma yapmaya başladık. Bu çalışma süreci içerisinde güneş saatinin aşağı yukarı M.Ö. 3'üncü yüzyıldan Roma döneminden kalan kase tipi bir güneş saatini olduğunu belirledik. Amacımız bu güneş saatini yeniden ortaya çıkartmak, dizayn etmek, belki de üniversitemizin kampüsü içerisinde bu saatimizi yeniden reprodüksiyonunu yaparak güzel bir şekilde yerleştirebilmek" dedi. "Bölgeyi ziyaret eden kişilerin güneş saatinin olması önem taşıyor" Bütün uygarlıkların bilime katkılarının oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Unat, "Biz, Kastamonu'nun da geçmişten bu yana bilim kültürüne hizmet ettiğinin bir göstergesi olarak bu projeyi tamamlamayı düşünüyoruz. Dolayısıyla geçmiş dönemden bugüne kadar oluşan süreç içerisinde gerek Roma dönemi, gerek Osmanlı dönemi, gerek diğer kültürlerin buraya yapmış olduğu katkıların bilimsel katkıların da olduğunu gösterebilen bir proje sunmayı hedefledik. Bu buranın kültürel zenginliklerini göstermesi açısından, gerek Paflagonya bölgesinin, gerek Kastamonu'nun kültürel kimliği açısından oldukça önemli. Bunun dışında buradaki çalışma aynı zamanda ekonomik ve turizm açısından da bölgeye katkı sağlayaca" diye konuştu. "Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması kültürel mirasa katkı sağlayacak" Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin ise, "Bilim tarihinden coğrafyaya, arkeoloji bölümünden tarih bölümüne kadar farklı alanladaki arkadaşlarımızla bir ekip kurduk ve Pompeipolis Antik Kentini güneş saati üzerinden dijitalleştirmeye karar verdik. Dijitalleştirme için de çağımızın oldukça önemli bir yaklaşım olan dijital beşeri bilimler çalışmalarını ve yöntemlerini kullanmayı planlıyoruz. Bu kapsamda projemizde güneş saatini tarama cihazlarıyla ve oradaki antik kenti bir uçtan diğer uca kadar olacak şekilde üniversitemiz aracılığıyla bir web sitesinde tanıtmayı planlıyoruz. Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması, modellenmesi, kültürel mirasa büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatacağız" Amaçlarının Paflagonya'daki bilimsel çalışmaları ele almak olduğunu ifade eden Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Okan Demir de, "Paflagonyanın tarihi anlamdaki imajları genelde egemen güçler tarafından çizilmiştir. Aslında bu projeyle beraber Paflagonyanın bilimsel olarak üretimlerini, sosyo-kültürel açıdan dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatmış olacağız. Bu kapsamda projemiz daha sonraki çalışmalar açısından Paflagonya tarihinin aydınlatılmasında çok büyük bir önemi haizdir. Güneş saati, M.S. 3'üncü veya 5'inci yüzyıllar arasında üretilmiş olduğu düşünülüyor. Bu dönemde Paflagonya, Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altındadır" şeklinde konuştu. "Güneş saatiyle ilgili veriler toplayacağız" Proje süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Suat Yazan da, "Ulaştığımız verilerin dijitalleşmesine de hem uzaktan algılama, hem coğrafi bilgi sistemleriyle yapılacak analizlerde kullanılmasına çalışacağız. Bu anlamda benim temel vurgunum projenin bütüncül yapısına ilişkin olabilir. Ayrıca kazı faaliyetlerini gerçekleştiren ekiple de bir araya geleceğiz. Onların buradaki kazı çalışmasına yönelik çıkarılan, ulaşılan arkeolojik keşiflere yönelik görüşlerini alıp projeye dahil edeceğiz ve bu şekilde projemizi tamamlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Samet Doğan da projede kullanılacak sayısal yüzey modelleme konusunda bilgi verdi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise projeyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Pompeiopolis Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan güneş saatinin yeniden bilimsel bir bakışla incelenmesi, hem üniversitemiz hem de bölgenin kültürel mirası açısından oldukça değerlidir" dedi. Projede Harran Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi de yer alıyor.

Syedra Antik Kenti kazılarına dünyadan destek Haber

Syedra Antik Kenti kazılarına dünyadan destek

Türk ve Fransız arkeologlar arasındaki akademik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan TÜBİTAK–Fransa Dışişleri Bakanlığı 2509 İkili İş Birliği Destek Programı (Bosphorus) kapsamında yapılan başvuruların sonuçları açıklandı. Desteklenmesine karar verilen toplam 8 proje arasında, Alanya’nın önemli antik kentlerinden Syedra’yı konu alan çalışma da yer aldı. ALKÜ Turizm Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer ile Fransa’daki cole Normale Supérieure PSL Üniversitesinden Dr. Jeanne Capelle ortaklığında yürütülen "Kilikia’da Syedra (Seki, Alanya, Antalya): Antik Bir Kent ve Tiyatrosu" başlıklı proje, Bosphorus Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Programın açıklanmasıyla birlikte proje, ALKÜ’nün ilk uluslararası ikili iş birliği projesi olarak kayıtlara geçti. Antalya’nın Alanya ilçesinde yer alan Syedra Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazı ve araştırmalar, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve destekleriyle devam ediyor. Çalışmalar, Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer başkanlığındaki ekip tarafından yürütülüyor. Son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında desteklenen kazılar, Türkiye’den ve yurt dışından alanında uzman araştırmacıların katılımıyla çok disiplinli bir yapıya ulaştı. Antik kentin tiyatrosunda sürdürülen kazı ve araştırmalar ise Küçük Asya (Eski Anadolu) tiyatroları üzerine yaptığı doktora çalışmalarıyla tanınan Dr. Jeanne Capelle tarafından yürütülüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen uluslararası iş birliğiyle, Syedra Antik Kenti’ne ilişkin bilimsel verilerin daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesi hedefleniyor. Bilimsel yayın ve araştırmalar hedefleniyor Projenin temel hedefi, Syedra Antik Kenti tiyatrosunun tarihsel gelişimi, kullanım evreleri ve mimari özelliklerini ele alan; kazılar sırasında elde edilen tüm buluntuları içeren kapsamlı bir bilimsel kitaba dönüşecek. Uzun vadede ise arkeobotanik çalışmalar kapsamında eski polen ve tohum analizleri ile Antik Yunanca yazıtlar üzerine yapılacak araştırmalar sayesinde, tiyatro yapısının ötesine geçen yeni bilimsel verilerin ortaya konulması amaçlanıyor. Rektör Türkdoğan:" Syedra Alanya'nın turizm ve tarih merkezi olacak" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Syedra Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmalarını yakından takip ettiğini söyleyerek şu ana kadar gelen süreç içinde önemli bir noktaya ulaştıklarını belirtti. Syedra’daki kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla ülkemizin önemli bir merkeze kavuşacağını söyleyen Rektör Türkdoğan, "ALKÜ ve Alanya olarak Syedra’ya özel bir ilgi duyuyoruz. Bosphorus projesi kapsamında desteklenmeye hak kazanan Syedra, bu vesile ile uluslararası alanda da tanınırlığını artırmış olacak. Çok önem verdiğimiz kazı çalışmaları devam ederken böyle bir başarının gelmesi de bizleri gururlandırdı. Syedra Alanya’mızın ülkemizin önemli bir turizm ve tarih şehri olacak. Kazı Başkanımız Doç. Dr. Hasan Ertuğ Ergürer’e ve Dr. Jeanne Capelle’ye yoğun emeklerinden dolayı teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dilerim." dedi. Türkiye ve Fransa’dan üniversitelerin yürütücü olduğu Bosphorus projesinde, 8 işbirlikli çalışma destek almaya hak kazandı. Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloj Araştırma ve Uygulama Merkezi gibi Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri listede yer aldı. ALKÜ ile Ecole Normale Superieure PSL Üniversitesi tarafından yürütülecek Kilikia'da Syedra (Seki,Alanya,Antalya): Antik Bir Kent ve Tiyatrosu projesi de uluslararası bilim camiası tarafından yakından takip edilecek.

Bilim ve Eğlence Bir Arada: Kayseri 6. Bilim Şenliği Başladı Haber

Bilim ve Eğlence Bir Arada: Kayseri 6. Bilim Şenliği Başladı

KAYSERİ (İHA) - Kayseri Bilim Merkezi ve TÜBİTAK iş birliğinde düzenlenen 6. Kayseri Bilim Şenliği, üç gün sürecek etkinlikleriyle kapılarını bilim meraklılarına açtı. Açılış töreni, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirildi ve birçok protokol üyesi ile vatandaşların katılımı sağlandı.  Açılışta, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Vali Yardımcısı Erkan Kaçmaz ve Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa gibi isimler yer aldı. Törende saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile dua edildi. Başkan Büyükkılıç, yaptığı konuşmada bilimin önemine vurgu yaparak, “Ay yıldızlı Türk bayrağının altında vatanına, milletine, devletine bağlı olarak birlikte olduğumuz zaman kimsenin bize gücü yetmeyecektir. Bilimi, bilgiyi onun için önemsiyoruz” dedi. Bu yıl 50’nin üzerinde kurumun katkıda bulunduğu Bilim Şenliği, 100’den fazla etkinlik gerçekleştirecek. Şenlikte, 'Astronomi ve Uzay', 'Nanoteknoloji ve Fizik', 'Çevre ve Sıfır Atık', 'İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik', 'Doğa ve Sanat', 'Yaşam ve Biyoteknoloji', 'Enerji Teknolojileri ve Fizik' ve 'Paleontoloji' gibi çeşitli temalarda atölye çalışmaları düzenlenecek.  Etkinlikte, TÜBİTAK Bilim Merkezi müdürlüklerinin de katkılarıyla, DENEYAP Türkiye, Denizli Bilim Merkezi, Kocaeli Bilim Merkezi gibi birçok kurum yer aldı. Kayseri Bilim Merkezinin, geçmiş yıllarda Teknofestlere katılarak Kayseri’yi temsil ettiğini belirten Büyükkılıç, 100 binin üzerinde gencin bilim merkezi etkinliklerinde yer aldığını ekledi. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri’nin sadece mutfağıyla değil, bilim ve teknoloji alanındaki katkılarıyla da anıldığını belirtti. Kayseri Üniversitesi Rektörü Karamustafa da etkinliğin geleneksel hale gelmesinin ve gençlerin bilimsel faaliyetleri oyun ve etkinlikler eşliğinde öğrenmesinin önemine değindi. Açılışın ardından protokol üyeleri, stantları ziyaret ederek bilim dünyasının büyüleyici yönlerini keşfeden gençlerle bir araya geldi.

TÜBİTAK Phaselis raporu: Kontrolsüz turizm kirlilik yaratıyor Haber

TÜBİTAK Phaselis raporu: Kontrolsüz turizm kirlilik yaratıyor

TÜBİTAK tarafından Beydağları Sahil Milli Parkı’nda yapılan bilimsel bir araştırmada, Phaselis Antik Kenti’nde yaşanan kirlilikle ilgili veriler ortaya konuldu. Yrd. Doç. Dr. Tendü Hilal Göktuğ’un yönettiği, Yrd. Doç. Dr. Gönül Tuğrul İçemer, Prof. Dr. Ramazan Süleyman Göktürk, Doç. Dr. Bülent Deniz, Yrd. Doç. Dr. Emine Şükran Okudan Aslan ve Dr. Nihan Yenilmez Arpa’nın inceleme ekibinde yer aldığı ‘Beydağları Sahil Milli Parkı’nda Ziyaretçi Yönetim Modelinin Geliştirilmesi’ başlıklı TÜBİTAK araştırmasında ortaya çıkan sonuçlar, antik kentin kara ve deniz ekosisteminin yok olmaya yüz tuttuğunu gösterdi. MEVCUT KAPASİTE ZİYARETÇİ SAYISINI KARŞILAYAMIYOR Bölgede yapılan kapsamlı incelemelerden elde edilen verilerine göre, Phaselis Koyu yılda 53 bin 815, plaj alanı ise 59 bin 200 kişi tarafından ziyaret edildi. Ziyaretçi sayısının her yıl arttığının vurgulandığı araştırmada, bu rakamın son yıllarda 250 binin üzerine çıktığı ifade edildi. Phaselis’e gelen ziyaretçilerin yüzde 90’ının alanı, piknik ve yüzme amaçlı kullandığı, plajın günlük tekne turlarının da durak noktası olduğu belirtildi. Çalışmada, mevcut kapasitenin yüzde 200 üzerinde ziyaretçi kitlesine hizmet verildiği saptandı. Çalışma raporunda, “Phaselis Koyu’nda piknik alanının kapasitesi günlük 630, plaj alanınınki ise günlük 787 ziyaretçi olarak hesaplanmışır. Ancak Antalya Müzeler Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, yaz dönemindeki çoğu hafta sonunda Phaselis Koyu’na sadece karadan giriş yapan kişi sayısının 3 binin üzerinde olduğu tespit edilmiştir” denildi. KAÇAK DEŞARJ, GÜNEŞ KREMİ DENİZDE YAĞ VE GRES KİRLİLİĞİNE SEBEP OLUYOR Phaselis’te deniz suyu kalitesinin, yaz ve sonbahar aylarında yoğun kullanıcı baskısıyla bozulduğuna dikkat çekilen araştırmada şu bulgulara yer verildi: “Gözlemler ve analiz sonuçları, güney liman alanının kirlendiğini ve bu kirliliğin gelecek için risk teşkil ettiğini göstermiştir. Sadece tekne ya da yat ile gelen turist sayısı, haftalık yaklaşık 7 bin ile 10 bin arasında değişmektedir. Karadan gelen turistler de dahil edilirse bölgedeki nüfus, haftalık yaklaşık 16 bin kişi olmaktadır. Bu durum, deniz suyunun mikrobiyolojik kalitesini de etkilemektedir. Öğle ve akşam saatlerinde alınan numunelerde mikrobiyolojik kirliliğin, tamamen tekne ve yüzücü kaynaklı olduğunu kanıtlamaktadır. Teknelerin demir attıkları bölgede dip yapısının çamur ve balçık olduğu gözlenmiştir. Tekne çapalarının bir etkisi olarak deniz suyu, makro floranın yaşayabilmesi için uygun olma özelliğini kaybetmek üzeredir. Ayrıca yağ-gres konsantrasyonları 4. sınıf (kötü) olarak belirlenmiştir. Yağ ve gres kirliliğinin, günübirlik teknelerin ve ticari gemilerin kaçak deşarjlarından, yüzücülerin güneş koruyucularından olabileceği düşünülmektedir” bulgularına yer verildi. PERSONEL AZ, YOĞUNLUK YÖNETİLEMİYOR Ziyaretçi yoğunluğu yüzünden duş, tuvalet gibi tesislerin yetersiz kaldığından bahsedilen araştırmada, “Elde edilen veriler, mevcut personel sayısının ideal personel sayısından çok düşük olduğunu göstermiştir. Mevcut personel ile alanın fiziksel taşıma kapasitesinin üzerinde bir ziyaretçi kitlesi yönetilememektedir. Bu durum, alan içerisinde rekreasyonel faaliyetlere uygun olmayan, insan sağlığı açısından risk arz eden bölgelerin piknik ve yüzme amaçlı kullanımı, otopark alanı olarak tasarlanmamış doğal alanların otopark alanı olarak kullanılması gibi çeşitli yönetsel problemlere sebep olduğu saptanmıştır” denildi. KAPASİTENİN 4 KATI TEKNE GELİYOR Araştırmada, Phaselis plaj alanının küçük çöpler bakımından kirlilik düzeyinin ‘çok kirli’, büyük çöpler bakımından ise ‘orta temiz’ sınıfında olduğu ifade edildi. Konuyla ilgili şu tespitlere yer verildi: “Özellikle hafta sonları yaşanan aşırı kalabalığın, piknik ve plaj alanlarında çöp konteynerlerinin dolmasına ve çevreye yayılmasına neden olduğu gözlemlenmiştir.” Koyda aynı anda bulunan tekne sayısının 30’a kadar çıktığına dikkat çekilen araştırmada, kalabalıkla birlikte kirlilik değerlerinde de artış yaşandığı uyarısı yer aldı: “Bir günde gelen tekne sayısının ise 50’ye kadar çıktığı görülmüştür. Bu teknelerin taşıdıkları yolcu sayısı da bin 800’lere ulaşmaktadır. Karadan gelenlerle birlikte günlük 2 bin 500-3 bin kişiyi aşmaktadır. Phaselis güney limanının anlık Fiziksel Taşıma Kapasitesi (FTK) değerinin 8, günlük FTK değerinin ise 25 tekne olduğu hesaplanmıştır. Bu, bir günde gözlenen tekne sayısının neredeyse 4 katıdır. Saat 11.30 ile 13.30 arasında Phaselis’te anlık olarak bulunan tur teknesi ve yüzücü sayısı nedeniyle deniz suyu kalitesinde bozulma gözle görülür hale gelmiştir.” DOĞAL ALAN OTOPARK OLARAK KULLANILIYOR Ziyaretçilerin büyük bölümünün alana kendi özel araçları ile geldiğinin belirtildiği araştırmada, “Gerçekleştirilen çalışmada, bu durumun özellikle park içerisindeki tali yol üzerindeki topraklarda kimyasal madde ve gaz birikimine sebep olduğu, gerçekleştirilen analizlerle tespit edilmiştir. Bununla birlikte mevcut park alanının yetersiz kaldığı ve parkın ortasında yer alan fıstık çamlarının hakim olduğu doğal alanın otopark olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Otopark alanı olarak kullanılan bu alanda herhangi bir analiz yapılmamakla birlikte, alanda alt bitki örtüsünün neredeyse tamamının kaybolduğu gözlemlenmiş, toprak sıkışmasının arttığı, toprak neminin azaldığı ve ağır metal kirliliğinin oluştuğu hususunda güçlü düşünceler oluşmuştur” değerlendirmesi yapıldı. KONTROL MEKANİZMASI ZAYIF Araştırma raporunda şu ifadeler yer aldı: “Phaselis Koyu, genel olarak değerlendirildiğinde yaz döneminde ve özellikle hafta sonları plaj ve piknik alanlarının fiziksel ve sosyal taşıma kapasitesinin çok üzerinde ziyaretçi kitlesine hizmet verdiği, bu sebeple alanın fiziksel özelliklerinin, personel sayısının ve olanaklarının yetersiz kaldığı, alanda katı atık sorularının yaşandığı, kontrol mekanizmasının zayıfladığı, ziyaretçilerin alanla ilgili bilgilendirilmesinde yönetimin yetersiz olduğu, kullanımların kara ve özellikle deniz ekosistemi üzerinde olumsuz etkileri olduğu saptanmıştır. Sadece ziyaretçilerin değil, aynı zamana motorlu araçların da alanın doğası üzerinde olumsuz etkileri olduğu anlaşılmıştır.” Kaynak : https://www.gazeteduvar.com.tr/

Студентка из Бурсы разработала проект «От колеса к электричеству». Haber

Студентка из Бурсы разработала проект «От колеса к электричеству».

Учащаяся 10-го класса Акнил Оздемир, которая создала прототип системы, которая передает электричество, полученное от движения транспортного средства, в аккумулятор с системой, которую он поместил в колесо, был выбран региональным победителем в конкурсе старшеклассников 2024-A. Конкурс исследовательских проектов TÜBİTAK. Благодаря генераторной системе, построенной Оздемиром, которая учится в частной средней школе, под руководством своего учителя Хакана Озкайнака электричество, вырабатываемое во время движения, передается обратно на аккумулятор с помощью механизма, расположенного внутри шин транспортного средства. , тем самым обеспечивая утилизацию. Транспортное средство может преодолевать большие расстояния благодаря энергии, возвращаемой в батарею во время движения. Оздемир, которая также участвовала в TEKNOFEST в качестве руководителя ракетной команды своей школы, готовит свою патентную заявку с прототипами и моделями для финала конкурса TÜBİTAK, который состоится 5-9 июня. Акнил Оздемир сказала, что работает над линейкой электромобилей. Оздемир заявила, что начала этот проект, основываясь на том факте, что электромобили имеют меньший запас хода, чем автомобили, работающие на ископаемом топливе, и сказала: «Раньше проводились исследования этой разницы в запасе хода, но нет проекта, который вы всегда можете восстановить при переработке. В моем проекте всегда можно получать электричество каждый раз, когда колесо автомобиля поворачивается».  «Чем меньше электроэнергии вы используете, тем экологичнее вы живете» Оздемир рассказала о механизме, который она разместила внутри колеса. Выражая, что логика системы основана на получении энергии от движения колеса, Оздемир использовал следующие утверждения: «Когда вы смотрите на него снаружи, он выглядит как обычное транспортное средство, но внутри колеса есть система с ребрами. Эти ребра имеют два разных электроположительных и электроотрицательных значения. Каждый раз, когда эти два материала соприкасаются друг с другом ,электричество есть и я могу направить его на аккумулятор.Электричество мы получаем разная скорость.значения,вес транспортного средства и размер колеса.Когда вы интегрируете это колесо в любой электромобиль оно в первую очередь способствует вам экономически, так как вы можете проехать гораздо больше километров, чем обычно. Во-вторых, когда вы сделаете это широко распространенным, чем меньше электроэнергии вы используете, тем более экологически чистой будет ваша жизнь». Оздемир заявила, что если система будет разработана, в электромобилях может быть достигнута огромная разница в запасе хода. Объясняя, что она продолжит развивать свой проект, Оздемир сказала: «Я считаю, что усовершенствованная версия может увеличить запас хода автомобиля до тысяч километров. С этим проектом я участвовала в конкурсе проектов TÜBİTAK. Я заняла первое место в физики из 1700 проектов в регионе Бурса. Я надеюсь получить хорошую степень в национальном финале в июне».

Bursalı öğrenci Haber

Bursalı öğrenci"Tekerlekten Elektriğe" projesini geliştirdi

Tekerlek içine yerleştirdiği sistemle, aracın hareketinden elde ettiği elektriği bataryaya aktaran sistemin prototipini üreten 10. sınıf öğrencisi Aknil Özdemir, TÜBİTAK'ın 2024-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması'nda bölge birincisi seçildi. Özel bir lisede okuyan Özdemir'in, öğretmeni Hakan Özkaynak'ın danışmanlığında yaptığı jeneratör sistemi sayesinde, aracın lastiklerinin iç kısmına yapılan düzenekle, hareket esnasında üretilen elektrik yeniden bataryaya aktarılarak geri dönüşüm sağlıyor. Araç, hareket ettikçe bataryaya geri dönüştürülen enerji sayesinde daha uzun menzillerde yolculuk yapabiliyor. Okulunun roket takımı sorumlusu olarak TEKNOFEST'e de katılan Özdemir, patent başvurusunda bulunduğu projesini, prototip ve maketleriyle 5-9 Haziran'da düzenlenecek TÜBİTAK yarışmasının finali için hazırlıyor. Aknil Özdemir, elektrikli araçların menzilleriyle ilgili çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Elektrikli araçların fosil yakıtla çalışanlara göre menzilinin daha kısa olmasından hareketle bu projeye başladığını belirten Özdemir, "Daha önce bu menzil farkıyla ilgili çalışmalar vardı ama geri kazanımda şu ana kadar daima geri kazanacağınız bir proje yok. Benim projemde daima, aracın tekeri her döndüğünde elektrik elde edebiliyorsunuz." dedi. "Ne kadar az elektrik kullanırsanız o kadar doğa dostu yaşamış oluyorsunuz" Özdemir, tekerleğin içine yerleştirdiği düzenek hakkında bilgi verdi. Sistemin mantığının, tekerleğin hareketinden enerji üretmek üzerine kurulu olduğunu dile getiren Özdemir, şu ifadeleri kullandı: "Dışarıdan baktığınızda normal bir araç gibi görünüyor ama tekerleğin iç kısmında, kanatçıkları olan bir sistem var. Bu kanatçıkların iki farklı, elektropozitif ve elektronegatif değerleri var. Bu iki materyal birbirlerine her temas ettiğinde elektriklenme oluyor ve bunu bataryaya yönlendirebiliyorum. Elde ettiğimiz elektrik, farklı hız değerlerine, aracın ağırlığına ve tekerleğin büyüklüğüne göre değişebiliyor. Herhangi bir elektrikli araca bu tekerleği entegre ettiğiniz zaman normalde gideceğinizden çok daha fazla kilometre gidebileceğinizden dolayı size öncelikle ekonomik olarak bir katkı sağlıyor. İkinci olarak bunu yaygınlaştırdığınız zaman, ne kadar az elektrik kullanırsanız o kadar doğa dostu yaşamış oluyorsunuz." Özdemir, sistem geliştirildiği takdirde elektrikli araçlarda çok büyük menzil farkları elde edilebileceğini aktardı. Projesini geliştirmeyi sürdüreceğini anlatan Özdemir, "Gelişmiş versiyonunun, bir aracın menzilini binlerce kilometreye çıkarabileceğine inanıyorum. Bu projemle TÜBİTAK'ın proje yarışmasına katıldım. Bursa bölgesinde toplam 1700 proje arasından fizik dalında birinci oldum. Haziranda ulusal finalde de güzel bir derece almayı umuyorum." diye konuştu.

Tekstil atıkları yapay zeka ile dönüşecek Haber

Tekstil atıkları yapay zeka ile dönüşecek

Yapay zeka temelli atık yönetim platformu Swatchloop, önce Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumundan (TÜBİTAK) 450 bin liralık hibe desteği, ardından 1.33 milyon dolarlık değerleme üzerinden özel sektörden yatırım aldı. Swatchloop Genel Müdürü Güneş Sayıt, “Tekstil ürünlerinin üretiminde ortaya çıkan atıkları ayrıştırarak akıllı geri dönüşüm sağlayan platform ile üreticiler atık satışından elde ettiği geliri 4 katına çıkaracak” dedi. Yaşar Üniversitesinin uygulayıcı kuruluş olduğu TÜBİTAK’ın T-BİGGY programından mentorluk desteği alan “Yapay Zeka Temelli Atık Yönetim Platformu Swatchloop”, tekstil sektöründe üretim aşamasındaki atıkları önce sınıflandıracak sonra geri dönüşümünü kayıt altına alarak ayrıştıracak. İzmir’de ihracat yapan büyük bir tekstil firmasında çalışan tekstil mühendisleri Güneş Sayıt, Servet Gül ve Gökberk Devrim, üretim aşamasındaki atıkların geri dönüştürülmesine yönelik Swatcloop isimli yazılımı geliştirdi. Bu süreçte Swatchloop’un ara yüzünün geliştirilmesi için bilgisayar mühendisi Onur Leblebici de kurucu ortak olarak ekibe dahil oldu. Swatchloop ekibi, Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi'nin (BTTO) TÜBİTAK destekli T-BİGGY programına başvurdu. Girişimcilik programını başarıyla tamamlayan ekip, ilk olarak TÜBİTAK’tan 450 bin liralık hibe desteği ardından ise 1 milyon 330 bin dolarlık değerleme ile İstanbul merkezli firmadan yatırım aldı. Atıklar dijitalleşiyor Atık sorununa tekstil sektöründen başlayarak çözüm getirmeyi amaçladıklarını belirten Swatchloop Genel Müdürü Güneş Sayıt, “Tekstil atıklarını çok kısa sürede dijital dünyaya taşıyan, yapay zeka sayesinde geri dönüşüm süreçlerini optimize eden, bu sayede firmalara zaman ve para kazandırmayı hedefleyen Swatchloop, atık satış kazancını en az 4 kat artırmayı, geri dönüşümde işçilik maliyetini yüzde 60 azaltmayı ve verimliliğin de yüzde 40 artmasını sağlıyor” diye konuştu. Melek yatırımcı desteği aldı Yaşar Üniversitesi BTTO’nun girişimcilik programı T-BİGG sayesinde Swatchloop’un hayata geçtiğini belirten Güneş Sayıt, “T-BİGGY sayesinde önce TÜBİTAK’tan 450 bin liralık hibe aldık, ardından ise bize ulaşan firma 1 milyon 330 bin dolarlık değerlemeyle Swatchloop’a melek yatırımcı oldu” bilgisini verdi. “Girişimcileri bekliyoruz” Yaşar Üniversitesi T-BİGGY Programı Yürütücüsü Begüm Merih de “Swatchloop ekibinin aldığı hibe ve yatırımlar bizi çok mutlu ediyor. En başından bu yana Swatchloop’a mentorluk desteği veriyoruz. Fikri ve projesi olan girişimcilere destek veriyoruz. Yaşar Üniversitesi BTTO’da filizlenen ve bugün marka değeri olan firmalar var.”

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.