Hava Durumu

#Tourism

TOURISMJOURNAL - Tourism haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tourism haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı Haber

2026'da Avrupa’nın En İyi 10 Şehir Parkı

Fit Reisen’in 2026 sıralaması, 70 büyük şehirdeki yaklaşık 2.500 parkı ve 7,5 milyondan fazla Google yorumunu analiz etti. Sonuçlar, hem ünlü noktaları hem de yükselen yeni parkları bir araya getirerek insanların en çok sevdiği yerleri ortaya koyuyor. Madrid’deki Retiro Park zirvedeki yerini korurken, Moldova’dan bir sürpriz park hızla üst sıralara tırmanıyor. Tourism Review, Avrupa’nın en iyi şehir parklarını sunuyor. 10/ Valea Morilor City Park, Chișinău, Moldova 4.8/5 yıldız (16.164 yorum) Herkesi şaşırtan bir şekilde Valea Morilor Park, 80. sıradan Avrupa’nın en iyi 10 şehir parkı arasına yükseldi. Puanı da 4,7’den 4,8’e çıkarak küçük ama önemli bir artış gösterdi. 1950 yılında kurulan bu alan, 114 hektarlık geniş bir yeşil alanı kapsıyor. Merkezinde ise büyük bir yapay göl bulunuyor. Aileler göl kıyısındaki yürüyüş yolunda geziniyor, sandal kiralıyor ya da güneşle ısınan çimenlik alanlarda dinleniyor. Üzerlerinde yükselen ünlü “Şelale Merdivenleri” 218 basamaktan oluşuyor. Ancak en dikkat çeken yapı, Avrupa’nın en büyük açık hava sahnesi olarak bilinen Green Theatre (Yeşil Tiyatro). 9/ Bernardin Garden. Vilnius, Lithuania 4.8/5 yıldız (18.025 yorum) Sıralamada bir basamak yükselerek 10. sıradan 9. sıraya çıkan bu yeşil alan, Eski Şehir bölgesinde yer alıyor ve Gediminas Tepesi’nin yakınında, Vilnia Nehri’nin kıyısına ve eski Bernardine Manastırı’nın çevresine konumlanıyor. Bir zamanlar keşişlerin bahçesi olarak kullanılan alan, 2012 yılına kadar kapalı kaldı; o tarihte yapılan kapsamlı restorasyonla yeniden ziyaretçilere açıldı. Özenle düzenlenmiş çiçek tarhları arasında çeşmeler ve heykelsi detaylar yer alırken, küçük oturma alanları açık gökyüzü altında sakin köşeler oluşturuyor. Eskiden sessiz olan bu alan, festivallerle birlikte bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Özellikle Litvanya’nın koro gelenekleriyle bağlantılı performanslar ve Kristupo kutlamaları sırasında yoğun bir canlılık kazanıyor. Müzik yükseldikçe ve insanlar açık hava sahnesi etrafında toplandıkça parkın atmosferi tamamen değişiyor. 8/ Maksimir Park, Zagreb, Croatia 4.8/5 yıldız (21.490 yorum) Güney Avrupa’da yer alan bu geniş yeşil alan, 316 hektarlık yüzölçümüyle bölgenin en tarihi şehir parkları arasında yer alıyor. Yerel halk tarafından çok sevilen park, turistler tarafından da keşfediliyor; ağaçların arasında kuş sesleri eşliğinde yoga yapmak, koşu yapmak ya da sakin köşelerde dinlenmek için ideal bir alan sunuyor. Park içinde birden fazla göl bulunuyor. Ayrıca Echo Pavilion gibi tarihi yapılar da dikkat çekiyor. Hemen yakınında ise yeşilliklerin içine gizlenmiş Zagreb Hayvanat Bahçesi yer alıyor. Bir ziyaretçinin ifadesi durumu özetliyor: “Zagreb’e yapılan her seyahatte mutlaka görülmesi gereken bir yer.” 7/ Citadel Park, Poznań, Poland 4.8/5 yıldız (23.194 yorum) Bir zamanlar Napolyon’un komutası altında askerlerin toplandığı bu alanda bugün çiçekler sessiz sıralar halinde açıyor. Prusya dönemine ait taş surların yükseldiği yerde artık toprak, renk ve güneşle can buluyor. Sert tahkimatların yerini yumuşak topraklar ve çiçeklerle örülü yollar almış durumda. Savaşla şekillenmiş bu yüksek alan, bugün bambaşka bir atmosfer taşıyor. Geniş yürüyüş yolları arasında ziyaretçiler heykellerle karşılaşıyor, açık hava performansları için yapılmış bir tiyatro alanı görüyor ve geçmiş olayları hatırlatan anıtlar ile askeri tarih sergisini keşfediyor. Ancak burası yalnızca bir anma alanı gibi değil; günlük yaşamın enerjisi burada güçlü şekilde hissediliyor. Koşucular hızla geçiyor, aileler çocuklarıyla vakit geçiriyor, öğrenciler gruplar halinde dolaşıyor. Tüm bu hareketlilik, burayı Poznań’ın en sevilen parklarından biri haline getiriyor. 6/ Planten un Blomen, Hamburg, Germany 4.8/5 yıldız (25.486 yorum) Almanya genelindeki sıralamalarda hâlâ zirvede yer alan bu yeşil alan, Avrupa’nın en dikkat çekici parklarından biri olarak öne çıkıyor. Alışveriş caddeleri, kongre alanları ve hareketli St. Pauli semti arasında konumlanan 45 hektarlık bir dinlenme alanı sunuyor. Parkın farklı bölümleri temalara ayrılmış; bir alanda güller açarken, başka bir bölümde su öğeleri ön plana çıkıyor. En büyük özelliği ise kıta genelindeki en büyük Japon bahçesine ev sahipliği yapması. Her akşam Mayıs ile Eylül ayları arasında, su üzerinde ışık gösterileri gerçekleşiyor ve bu gösteriler zamanla sessiz bir geleneğe dönüşmüş durumda. Önce yerel halk, ardından ziyaretçiler geliyor; şehir hareketliliğinin ortasında ışığın ve sakinliğin uyumuna çekiliyorlar. Özenle bakılan bahçeler bu anlara çerçeve oluşturuyor ve Almanya’nın en yoğun şehirlerinden birinde beklenmedik bir huzur alanı ortaya çıkıyor. Akşam karardıktan sonra su yüzeyindeki yansımalarla birlikte bu sakinlik daha da belirgin hale geliyor. 5/ Kalemegdan Park, Belgrade, Serbia 4.8/5 yıldız (35.489 yorum) Sava Nehri’nin Tuna’ya karıştığı noktada, yüksek bir tepe üzerinde yer alan bu eski kale, Roma dönemine kadar uzanan köklü geçmişiyle Avrupa’nın en güzel şehir parklarından biri olarak kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca şekillenen bu alan, farklı imparatorlukların izlerini taşıyor; önce Bizans, ardından Osmanlı, daha sonra Viyana etkisi… Her dönem, taşlara ve yerleşim düzenine kendi izini bırakmış durumda. Yeşil tepeler, aşağıdaki şehir hareketliliğiyle burada adeta iç içe geçiyor. Yıl boyunca Belgrad’ın en önemli buluşma noktalarından biri olan bu geniş alan, içinde bir hayvanat bahçesi ve askeri müze barındırıyor. Açık hava performans alanları ise sürekli bir canlılık katıyor. Hem tarih hem doğa hem de sosyal yaşamın birleştiği bu park, şehrin en yoğun ziyaret edilen noktalarından biri olmayı sürdürüyor. 4/ Stavros Niarchos Park, Athens, Greece 4.8/5 yıldız (44.416 yorum) Çağdaş tasarımın etkileyici bir örneği olan bu alan, bugün Avrupa genelinde geniş kabul görmüş durumda. 2016 yılında, Saron Körfezi yakınlarında eskiden at yarışlarının yapıldığı bir arazi üzerine inşa edildi ve mimar Renzo Piano tarafından tasarlandı. Yeşil alanlar suyla birleşen açık peyzajlara akarken, Yunan Ulusal Operası ve Ulusal Kütüphane gibi önemli kurumlar da burada yer alıyor. Tüm bu yapılar, ışık, mekân ve düzen üzerinden sessiz bir uyumla bütünleşiyor. Bölgede 1.450’den fazla ağaç ve yaklaşık 280.000 yerli çalı bulunuyor; bu da alanın zengin bitki örtüsünü ortaya koyuyor. Sıcak yaz gecelerinde düzenlenen müzik performansları ve açık hava etkinlikleri, burayı canlı bir buluşma noktasına dönüştürüyor. Yaratıcılığın ve peyzajın şehir gökyüzü altında buluştuğu bir alan haline geliyor. 3/ Greenwich Park in London, UK 4.8/5 yıldız (49.597 yorum) Derinlere kök salmış kadim ağaçları arasında zaman adeta yavaşlıyor. 1400’lü yıllarda, Kral Henry V döneminde ortaya çıkan bu açık alan, şehrin ilk kraliyet yeşil alanı olma özelliğini taşıyor. Merkezinde yer alan gözlemevi, bir zamanlar dünyanın saatlerini ayarlayan nokta olarak biliniyor. Doğu ile batıyı ayıran hat ise tam olarak bu parkın içinden geçiyor. Tarihi yönünün ötesinde ziyaretçiler burada kiralanabilen kayıklarla gezebiliyor, tenis oynayabiliyor ve cam arkasındaki hayvanları görebiliyor. Ayrıca şehir merkezinin ötesine uzanan çatılar boyunca geniş manzaralar sunan seyir noktaları da bulunuyor. Tüm bu özellikleriyle, şehir merkezinin dışına çıkmayı fazlasıyla hak eden bir deneyim sunuyor. 2/ Schönbrunn Palace Park, Vienna, Austria 4.8/5 yıldız (59.762 yorum) Barok bir harikanın içinde, imparatorluk katmanları sessizce kendini gösteriyor. 1700’lü yıllarda İmparatoriçe Maria Theresa döneminde inşa edilen bu alan, Habsburg hükümdarları için bir dinlenme yeri olarak kullanıldı; bir zamanlar gücün bahçeler arasında soluklandığı bir mekândı. Bugün UNESCO tarafından da koruma altına alınmış olan bu saray ve çevresi, yalnızca tarihe değil, yaşayan bir alana da ev sahipliği yapıyor. Sabah erken saatlerde sisin içinde koşucular geçerken, ziyaretçiler gelenekle biçimlenmiş kısa çimlerin üzerinde durup dinleniyor. Gloriette’nin taş yapısından bakıldığında ise manzara, uzak Alpler’e kadar uzanan geniş bir ufka açılıyor. İnsanlar burada kraliyeti yüceltmek için değil, sadece o geniş gökyüzünün altında bulunmak için bir araya geliyor. Yakınında dikkat çekici Palm House yer alırken, Schönbrunn Hayvanat Bahçesi de kesintisiz olarak faaliyet gösteren dünyanın en eski hayvanat bahçesi olmasıyla tarihte özel bir yere sahip. 1/ Retiro Park, Madrid, Spain 4.8/5 yıldız (209.919 yorum) Hâlâ zirvede yer alan Madrid’in en büyük yeşil alanı, liderliğini koruyor. 1600’lü yıllarda Kral IV. Felipe döneminde kraliyet kaçamağı olarak ortaya çıkan bu yemyeşil alan, 19. yüzyılda sıradan ziyaretçilere açıldı. Bugün UNESCO statüsünü gururla taşıyor. 1,43 kilometrekarelik geniş bir alana yayılan parkın içinde, Kristal Saray olarak bilinen cam bir yapı da bulunuyor. Yakınında, bronzdan yapılmış Kral XII. Alfonso’nun atlı heykeli yükseliyor. Daha az bilinen bir köşede ise tartışmalı bir Lucifer heykeli sessizce yer alıyor. Göl üzerinde süzülen kayıklar yavaşça ilerlerken, çevredeki sokak sanatçılarının müzikleri havaya karışıyor. Heykeller ve açan güller arasında insanlar kendi ritimlerinde yürüyüş yapıyor. Madrid’in bu bölgesi, her ziyaretçiye farklı bir deneyim sunarak şehrin kalbinde kendine özgü bir atmosfer yaratıyor.

Göynük'te sürdürülebilir turizm başlıyor Haber

Göynük'te sürdürülebilir turizm başlıyor

Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı Küçükköy ve İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı tarihi Birgi köyünün ardından rotasını Bolu'ya çeviren Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) projesi için Göynük'te imza töreni düzenlendi. Çarşamba günü gerçekleştirilen törene Göynük Kaymakamı Talha Battal, Göynük Belediye Başkanı Ali Oral, Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ve çok sayıda davetli katıldı. Turizm dört mevsime yayılacak Atılan imzalarla birlikte tarihi Göynük ilçesinin Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) kriterlerine uygun bir 'yeşil destinasyona' dönüştürülmesi hedefleniyor. Çalışmalar kapsamında kamu binalarında enerji etütleri yapılacak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılacak ve yerel paydaşlara eğitimler verilecek. Kadınlar ve gençlerin istihdamını da destekleyecek projeyle ilçedeki turizm hareketliliğinin belirli dönemlerle sınırlı kalmayıp dört mevsime yayılması planlanıyor. Öte yandan 2025 yılı analizlerine göre projeye yapılan her 1 TL'lik yatırımın bölgeye 2,34 TL sosyal fayda olarak geri döndüğü vurgulandı. "Tecrübemizi Göynük'e taşımanın heyecanını yaşıyoruz" Törende konuşan Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, "‘Daha iyi bir gelecek' vizyonumuzla enerji dönüşümünü sosyal sorumluluk ve yerel kalkınma ile birleştirmeye devam ediyoruz. SENTRUM projemiz ile Ayvalık Küçükköy ve İzmir Birgi'de elde ettiğimiz somut başarıları ve edindiğimiz tecrübeyi şimdi üçüncü destinasyonumuz olan Göynük'e taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bin 500'den fazla katılımcı, 30'dan fazla eğitim ve yüzlerce gönüllüyle büyüyen SENTRUM'un yerelde somut bir dönüşüm modeline dönüştüğünü görüyoruz. Bu birikimi Göynük'e taşıyarak etkimizi daha da büyütmeyi, mevcut kazanımlarımızın üzerine çıkmayı ve yerel paydaşlarla birlikte sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz" dedi. "Daha yeşil ve kapsayıcı bir destinasyon modelini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz" UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ise, "Göynük'te SENTRUM projesinin üçüncü destinasyonunda faaliyetlere başlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Güçlü paydaşlık anlayışıyla ulusal kalkınma önceliklerini destekleyen, küresel sürdürülebilir turizm gündemi ve sürdürülebilir kalkınma amaçları ile uyumlu, yerel değerleri merkeze alan daha yeşil ve kapsayıcı bir destinasyon modelini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Göynük'ün güçlü kültürel kimliği, zengin mirası ve yerel paydaşlar arasındaki yakın iş birliği sayesinde bu ortak yolculuğumuzda sürdürülebilir destinasyon oluşturma alanında ilham verecek bir örnek ortaya koyacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

Food Fest Antalya 8-10 Mayıs’ta düzenlenecek Haber

Food Fest Antalya 8-10 Mayıs’ta düzenlenecek

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’nin tanıtım toplantısı, kent merkezindeki 7 Mehmet Restaurant ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında festivalin Antalya’nın gastronomi kimliğine, yerel üretime, tarım potansiyeline, turizm çeşitliliğine ve coğrafi işaretli ürünlerine katkısı değerlendirildi. "Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir, 2022 yılında başlayan festival yolculuğunda her yıl çıtayı daha yukarı taşıdıklarını belirterek, "2022 yılında çıktığımız bu yolda her yılı başarıyla geçirdik, çıtayı hep yukarı taşıdık ve 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısına ulaştık. Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık ve festivalimizi bir marka haline getirdik. Ne mutlu bize ki şimdi de 5’incisini düzenleyeceğimiz festivalimize hazırız ve bugün bu amaçla sizlerin karşısındayız" dedi. Festival kapsamında üç gün boyunca yurt içinden ve yurt dışından ödüllü şeflere, gurmelere, gastronomi ve turizm yazarlarına, televizyon programlarıyla geniş kitlelere ulaşan Türkiye’nin ve Antalya’nın değerli şeflerine, mutfak liderlerine ve sektörün farklı alanlarından çok sayıda isme ev sahipliği yapacaklarını söyleyen Özdemir, "Festivalimizde, bereketli topraklarımızdan çiftçilerimizin alın teriyle çıkan ürünleri, yerel lezzetlerimizi ve dünya mutfağından seçkin şefleri bir araya getirerek gastronomi dünyasında önemli bir buluşma noktası olacağız" ifadelerini kullandı. "Kentimizi zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağız" Özdemir, festivalin yalnızca gastronomi profesyonellerine değil, yerel halktan esnafa, üreticiden turizm sektörüne kadar geniş bir kesime dokunacağını vurgulayarak, "Yerel halk ve esnafımızın etkinliğin aktif bir parçası olacağı, kentimize gelen misafirleri otellerin dışına çıkararak Antalya’nın kültürel mirasıyla buluşturacağımız, kentimizi yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağımız dolu dolu bir festival planlıyoruz" diye konuştu. Festival süresince yerel ve uluslararası şeflerin atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, gastronomi yarışmaları, paneller, söyleşiler ve farklı etkinliklerle ziyaretçilerle buluşacağını belirten Özdemir, "Hem geleneksel hem de modern mutfak anlayışlarını bir araya getirerek ziyaretçilerimize eşsiz deneyimler sunmayı hedefliyoruz. Festival süresince ziyaretçilerimiz hem Antalya mutfağını daha yakından tanıma fırsatı bulacak hem de gastronomi dünyasındaki güncel gelişmeleri yakından takip edebilecek" dedi. "Her etkinlik üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet edecek" Festival alanında Antalya’ya özgü tatların, yeme içme sektöründeki markaların, kentin farklı bölgelerinde yetişen organik ürünlerin ve yerel lezzetlerin yer alacağını aktaran Özdemir, "Bu büyük buluşmada her etkinlik; üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet eden birer platform olacak" ifadelerine yer verdi. Antalya’nın örtü altı tarımdaki potansiyeli, lezzetleri, gastronomisi ve tescilli 19 coğrafi işaretli ürünüyle güçlü bir gastronomi kimliğine sahip olduğunu dile getiren Özdemir, "Antalya’mız; örtü altı tarımdaki potansiyeli, eşsiz lezzetleri, zengin gastronomisi ve tescil edilmiş 19 coğrafi işaretli ürünüyle şehrin gastronomi kimliğini güçlendiren ve yerel üretimi uluslararası ölçekte görünür kılan en önemli değerlere sahiptir" dedi. "Her sofra bir coğrafyanın hafızasını içinde barındırıyor" Festivalin bu yıl "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirileceğini belirten Özdemir, temanın gastronomiyi yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil; coğrafya, kültür, üretim ve insan emeğiyle şekillenen çok katmanlı bir anlatı olarak ele aldığını söyledi. Özdemir, "Antalya’nın verimli topraklarında yetişen ürünlerden denizinden çıkan eşsiz lezzetlere, yerel ustaların kuşaktan kuşağa aktardığı tariflerden modern mutfak yorumlarına kadar her tabak, ardında bir geçmişi ve kimliği taşımaktadır. Her sofra; bir ürünün topraktan yolculuğunu, bir üreticinin emeğini, bir şefin yorumunu ve bir coğrafyanın hafızasını içinde barındıran özgün bir hikayeye dönüşmektedir" dedi. "Food Fest Antalya, güçlü bir buluşma zemini" Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen ise gastronominin ait olduğu toprakla kurduğu bağa dikkat çekerek, "Her tabak ait olduğu toprağın izini taşır, her sofra ise bir hikayenin başlangıcıdır. Antalya; sahip olduğu tarımsal zenginlik, turizm potansiyeli, iklim çeşitliliği ve altyapısıyla bu hikayenin en güçlü şekilde anlatıldığı şehirlerden biridir" dedi. Gastronominin geleceğinin sürdürülebilir yerel üretim ve kültürel mirasın korunması üzerinde şekillendiğini belirten Sözen, "Food Fest Antalya; yerel üreticiden dünyaca ünlü şeflere, ülkemizin önde gelen mutfak temsilcilerinden gastronomi dünyasının saygın isimlerine kadar birçok paydaşı bir araya getiriyor. Sadece şefleri değil; tarım işletmeleriyle ve restoranlarıyla birlikte bu ekosistemi bir bütün olarak festivalin içinde konumlandırıyoruz" ifadelerini kullandı. Festivalin Antalya’nın uluslararası gastronomi sahnesindeki konumunu güçlendiren stratejik bir adım olduğunu dile getiren Sözen, "Artık şehirler doğal güzelliklerinin yanında gastronomi alanındaki özgün kimlikleriyle anılıyor. Antalya’nın bu alandaki potansiyelini doğru şekilde anlatmak ve dünyaya taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz Food Fest Antalya’yı bir platform, güçlü bir buluşma zemini ve hikayelerin paylaşıldığı bir alan olarak görüyoruz. Her yıl büyüyen bu yapı, farklı disiplinleri ve paydaşları bir araya getirerek gastronominin ve Antalya turizminin geleceğine katkı sunuyor" dedi. "Antalya’nın mutfak zenginliği ön plana çıkacak" Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer de festivalin beşincisini ilk günkü heyecanla gerçekleştireceklerini belirterek, "Bu yıl festivalimizin beşincisini, ilk günkü heyecanımızı hiç kaybetmeden gerçekleştiriyor olmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Deniz, kum ve güneş turizmiyle güçlü bir marka olan Antalya’mızı bu yıl da festivalimizde mutfak zenginliğimizle ön plana çıkararak gastronomi turizmindeki payını daha da artırmayı hedefliyoruz. Şehrimizin sadece bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda yaşayan bir mutfak kültürü olduğunu bir kez daha ortaya koyacağız" diye konuştu. Festivalin üretici, çiftçi, esnaf ve turizm ekosistemi açısından da önemli olduğunu ifade eden Tuncer, "Çiftçimizi, yerel üreticimizi ve esnafımızı turizm ekosisteminin aktif bir parçası haline getirme, Antalya’nın değerlerini koruyarak geleceğe taşıma hedefimizi sürdürüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda festival sonunda elde edilen birikimi, Antalya’nın yerel ürün ve tariflerini yaşatacak özel bir gastronomi kitabıyla kalıcı hale getireceğiz" dedi. "Antalya 40 yıllık kitle turizmi deneyimine sahip" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman ise Antalya’nın turizmde 40 yıllık bir deneyime sahip olduğunu belirterek, bu sürecin kentin mutfak kültürünü de çeşitlendirdiğini söyledi. Hacısüleyman, "Biz Antalya olarak kitle turizmine başladığımızda yıl 1985 civarıydı ve 40 yıllık bir deneyime sahibiz. Bu kitle turizminin getirdiği özelliklerden biri de multikültürel bir mutfağa sahip olmamız oldu. Yurt dışından gelen misafirlere sadece Antalya’nın yemeklerini değil, ülkemizin her yöresinden şefleri mutfaklarımızda ve büfelerimizde buluşturarak dünyanın farklı yerlerinden gelen misafirlere değişik tatlar sunan bir mutfak kültürü geliştirdik" dedi. Antalya’ya farklı ülkelerden ve çok sayıda havalimanından misafir geldiğini belirten Hacısüleyman, "Şu anda Antalya’ya 50 ülkeden, 230 havalimanından misafir geliyor. Yani 50 ülkenin kültürel yapısından ve yiyecek içecek kültürüne aşina insanlardan söz ediyoruz. Burada onların bütün kalış süresi boyunca hem kendi yemeklerini hazırlıyoruz hem de dünyanın herhangi bir yerine gitmelerine gerek kalmadan o yemeği burada sunuyoruz. Kendi mutfak kültürümüzü de tabii ki ön planda tutmak istiyoruz. Gelen misafirlere sadece denizimizi, güneşimizi, sahilimizi ve misafirperverliğimizi değil, aynı zamanda burada nelerin yenildiğini ve hangi lezzetlerin öne çıktığını da göstermek istiyoruz" dedi. "Gastronomi kenti olmak bugünden yarına gerçekleşmiyor" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır da gastronomi kenti olmanın uzun soluklu bir birikim gerektirdiğini belirterek, "Bir gastronomi kenti nasıl olunur denildiğinde, bu bugünden yarına gerçekleşmiyor. Bunun için birtakım birikimlere ihtiyacımız var. Öncelikle köklü bir tarihe, köklü bir kültür geçmişine; bitkilerimize, coğrafyamıza, üretimimize, becerikli ve maharetli çiftçilerimize ihtiyacımız var. Ayrıca bunları emek vererek ürün haline getirecek, inovasyon geliştirecek aşçılarımıza ve şeflerimize de ihtiyacımız var" diye konuştu. Food Fest’in Antalya’nın gastronomi kimliğine yönelik farkındalık oluşturduğunu belirten Çandır, "Aslında bu festivali yaptığımızda Antalya gastronomi kenti olmuştur demiyoruz. Bu konuda Büyükşehir Belediyemiz, bütün kurum ve kuruluşlarımızla birlikte bir farkındalık oluşturuyoruz. Eğer yerel halkımız, ticari işletmelerimiz, yeme içme sektörümüz ve turizm sektörümüz bu ürünlere sahip çıkarsa ve bu ürünleri geliştirebilirsek, o tatları aramak için daha fazla para ödeyerek ve daha fazla yol katederek dünyanın dört bir yanından insanları buraya çekebiliriz" ifadelerini kullandı. "Turistleri otellerin dışına çıkaracak bir değer" AESOB Başkanı Adlıhan Dere ise Antalya’ya yılda yaklaşık 17 milyon turist geldiğini belirterek, festivalin kentin yerel lezzetlerinin tanıtımı açısından önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Dere, "Antalya şehrimize 17 milyona yakın turist geliyor. Ancak turistler çoğu zaman otellerin içerisindeki her şey dahil sisteminde hazırlanan mutfaklardan hizmet alıyor. Bu gastronomi festivaliyle birlikte yapılan etkinliklerde özellikle damak tadımız, lezzetlerimiz, serpme böreğimiz, tatlılarımız ve her türlü yöresel ürünümüz beş yıldır öne çıkarılıyor. Bu konuda çok iyi bir noktaya geldiğimizi ifade etmek isterim" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir başkanlığında düzenlenen toplantıya; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, AGYİD Başkanı Mehmet Zeki Özen, AESOB Başkanı Adlıhan Dere, Şef Mehmet Akdağ ve konuk şef Refika Birgül katıldı.

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı Haber

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı

21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, Manisa’yı hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen ziyaretçilerle buluşturdu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde hazırlanan program kapsamında kent, adeta günler boyunca açık hava sahnesine dönüştü. Festival süresince Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen etkinlikler yoğun ilgi gördü. Sanatçılar Erkan Can ve Güven Kıraç ile şef Danilo Zanna’nın katıldığı söyleşiler, gastronomi tutkunlarını bir araya getirirken, 5 bin kişilik Manisa Bahar Pilavı ikramı renkli görüntülere sahne oldu. Frida Kahlo’nun Günlükleri sergisi Ege Bölgesi’nde ilk kez sanatseverlerle buluşurken, tiyatro ve edebiyat etkinlikleri de festival programına damga vurdu. Spor etkinlikleri de festivalin önemli parçalarından biri oldu. Spil Dağı’nda ilk kez düzenlenen kamp etkinliği doğaseverleri bir araya getirirken, kent genelinde gerçekleştirilen satranç, briç ve dağ bisikleti yarışmaları büyük heyecan yaşattı. Uluslararası katılımın da yoğun olduğu festivalde, 12 farklı ülkeden gelen halk dansları ekipleri ve delegasyonlar Manisa sokaklarını kültür şölenine çevirdi. Festivalin finalinde ise asırlardır süregelen gelenek yaşatıldı. Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden dualar eşliğinde saçılan 10 ton mesir macunu için on binlerce vatandaş meydanları doldurdu. Şifa bulmak isteyen vatandaşlar mesir kapabilmek için yoğun çaba harcadı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin kapsamının her geçen yıl genişlediğini belirterek, "Bu organizasyonu sadece bir saçım töreni olmaktan çıkarıp, sanatıyla, gastronomisiyle ve sporuyla yaşayan bir festivale dönüştürdük. Manisa’nın kültürel ve turizm potansiyelini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz" dedi.

Akhisar’da zeytin çalıştayı başlıyor Haber

Akhisar’da zeytin çalıştayı başlıyor

2023 yılında UNESCO tarafından "Zeytin Yetiştiriciliği ile İlgili Geleneksel Bilgi, Yöntem ve Uygulamalar" başlığıyla Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilen zeytin kültürü, bu çalıştayla birlikte uluslararası düzeyde kazandığı değeri Akhisar’da somut bir platforma taşıyacak. UNESCO sürecinin ardından bu kapsamda düzenlenen ilk programın Akhisar’da gerçekleştirilecek olması, ilçe açısından ayrı bir önem taşıyor. Türkiye’nin en önemli zeytin üretim merkezlerinden biri olan Akhisar’da yapılacak çalıştayda, geleneksel üretim yöntemleri ele alınacak, sektörde yaşanan sorunlar değerlendirilecek ve zeytinciliğin geleceğine yönelik çözüm önerileri geliştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, Manisa Valiliği ev sahipliğinde gerçekleştirilecek etkinlik; UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Akhisar Kaymakamlığı, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Akhisar Ticaret Borsası, Akhisar Ticaret Odası ve Akhisar Zeytin İhtisas Organize Sanayi Bölgesi iş birliğiyle düzenleniyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek olan çalıştay, 29-30 Nisan tarihlerinde zeytin paydaşlarını bir araya getirecek. Etkinliğin açılışı 29 Nisan’da Akhisar Egea Zeytin ve Zeytincilik Müze Restoran’da yapılacak. Çalıştayın, geleneksel zeytin yetiştiriciliğinin korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması adına önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Antalya’da iptallere rağmen rezervasyon akışı sürüyor Haber

Antalya’da iptallere rağmen rezervasyon akışı sürüyor

Antalya, tarihi ve antik değerleri, doğal güzellikleri, güçlü konaklama altyapısı ve alternatif turizm imkanlarıyla dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer alıyor. Dünyada en çok yabancı turist ağırlayan ilk 10 şehir arasında gösterilen kentte, savaşlar, jeopolitik riskler ve ekonomik sorunlara rağmen turizm hareketliliği devam ediyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya turizminin 2026 yılının ilk 4 ayındaki görünümünü değerlendirerek, önümüzdeki aylarda talep artışı beklentisi içinde olduklarını söyledi. "Geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9'luk daralma söz konusu" Antalya'nın yılın ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladığını belirten Saatçioğlu, Orta Doğu'daki savaşın turizm hareketliliği üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Saatçioğlu, "Antalya turizmi 2026 yılının ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladı. Orta Doğu'daki savaşın etkisiyle geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9'luk bir daralma söz konusu. Ancak bu tabloyu değerlendirirken sadece kış dönemine değil, ileriye dönük rezervasyon akışına odaklanmak gerekiyor" dedi. "Rezervasyon akışının devam etmesi umut verici" Erken rezervasyonlarda iptaller yaşandığını ancak talebin tamamen kaybolmadığını vurgulayan Saatçioğlu, sektörün ileriye dönük rezervasyon akışını yakından takip ettiğini kaydetti. Saatçioğlu, "Şu ana kadar erken rezervasyonlarda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde iptal yaşansa da, rezervasyon akışının devam etmesi sektör adına umut verici bir gelişmedir. Bu da talebin tamamen kaybolmadığını, sadece kısa vadede temkinli hareket edildiğini gösteriyor" diye konuştu. "İlerleyen aylarda talebin güçleneceğini öngörüyoruz" Önümüzdeki süreçte savaşın etkisinin azalması ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte Antalya'ya yönelik talebin yeniden güçlenmesini beklediklerini dile getiren Saatçioğlu, kentin turizmde güçlü bir deneyime sahip olduğuna dikkat çekti. Saatçioğlu, "Önümüzdeki süreçte savaşın azalma eğilimine girmesi ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte, ilerleyen aylarda talebin daha da güçleneceğini öngörüyoruz. Antalya, güçlü altyapısı ve deneyimiyle bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahiptir. Şunu da belirtmek isterim; golf, futbol ve sağlık turizminde her geçen yıl kış aylarında yoğun rezervasyon artışı kaydetmekteyiz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.