Hava Durumu

#Tga

TOURISMJOURNAL - Tga haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tga haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Troya Sergisi" 221 eserle Roma'da Haber

"Troya Sergisi" 221 eserle Roma'da

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İtalya'nın başkenti Roma'daki programı kapsamında Kolezyum Arkeolojik Alanı'nda düzenlenen basın buluşmasında yerli ve yabancı basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Ersoy, "Troya ve Roma: Antik Akdeniz Mitleri, Efsaneleri ve Hikayeleri" sergisinin Türkiye ile İtalya arasındaki kültürel iş birliğinin önemli bir sonucu olduğunu belirterek, Troya'nın insanlık tarihinin en güçlü anlatılarından biri olarak bugün dünyanın en önemli kültür merkezlerinden birinde yeniden hayat bulduğunu söyledi. Türkiye'deki 19 müzeden seçilen 221 eserin yer aldığı sergide, 50 eserin ilk kez ziyaretçilerle buluştuğunu ifade eden Mehmet Nuri Ersoy, Troya Atı replikasıyla birlikte Anadolu'nun binlerce yıllık kültürel mirasının Roma'nın kalbinde dünya kamuoyuna sunulduğunu kaydetti. Troya ile Roma arasındaki ortak hafıza Kolezyum'da anlatılıyor Troya'nın Roma'nın kuruluş anlatısında özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Ersoy, Roma'nın kurucu atası kabul edilen Aeneas'ın Troya'dan İtalya'ya uzanan yolculuğunun iki medeniyet arasında güçlü bir tarihi ve kültürel bağ kurduğunu söyledi. Serginin yalnızca Troya Savaşı'nı değil, Troya ile Roma arasında kurulan tarihi ve mitolojik ilişkiyi de ziyaretçilere aktardığını belirten Ersoy, MÖ 3'üncü bin yıldan Roma Dönemi'nin sonuna kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan seçkinin Antik Akdeniz dünyasının ortak hafızasına ışık tuttuğunu ifade etti. Troya'nın yalnızca Roma'nın değil Avrupa kültürel hafızasının da kurucu anlatılarından biri olduğunu dile getiren Ersoy, Homeros'tan günümüze uzanan bu büyük mirasın farklı toplumları ortak bir tarih ve kültür etrafında buluşturduğunu söyledi. Kolezyum'daki iş birliğinin temelinde güven var Geçtiğimiz yıl Kolezyum'da gerçekleştirilen Göbeklitepe Sergisi'nin büyük ilgi gördüğünü hatırlatan Bakan Ersoy, söz konusu serginin milyonlarca ziyaretçiye ulaşarak Türkiye'nin kültürel değerlerinin uluslararası görünürlüğüne önemli katkı sunduğunu belirtti. Göbeklitepe ile başlayan iş birliğinin Troya Sergisi ile daha da ileri taşındığını ifade eden Ersoy, bu tür prestijli alanlarda sergi düzenlemenin yalnızca maddi imkânlarla açıklanamayacağını söyledi. İlgili kurumlar arasında güçlü ilişkiler ve karşılıklı güvenin belirleyici olduğuna dikkat çeken Ersoy, kültürel diplomasi alanında kurulan iş birliklerinin uzun vadeli sonuçlar ürettiğini kaydetti. Troya Sergisi kültür turizmine de katkı sağlayacak Troya Sergisi'nin de Göbeklitepe Sergisi'nin yakaladığı başarıyı sürdüreceğine inandığını belirten Ersoy, Kolezyum'un ziyaretçi profili ve bugüne kadar gördükleri ilginin bu beklentiyi desteklediğini söyledi. Bu tür uluslararası sergilerin yalnızca kültürel görünürlüğe değil, Türkiye'nin kültür turizmine ve uluslararası tanıtımına da önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Ersoy, kültürel mirasın dünyanın farklı coğrafyalarında görünür kılınmasının Türkiye'nin marka değerini güçlendirdiğini ifade etti. Yeni uluslararası sergiler yolda Türkiye'nin kültürel mirasını dünyanın en önemli müzeleri ve kültür merkezlerine taşımaya devam edeceklerini belirten Ersoy, Berlin'de devam eden Göbeklitepe ve Taş Tepeler Sergisi'nin ardından Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD'de yeni sergiler planlandığını açıkladı. Japonya ile bu alanda mutabakat zaptı imzalandığını, Çin ve Avusturya ile görüşmelerin sürdüğünü kaydeden Ersoy, hedeflerinin Anadolu'nun binlerce yıllık birikimini daha geniş kitlelerle buluşturmak olduğunu söyledi. Tanıtımda yeni dönem: Hikaye anlatıcılığı Dünyada tanıtım anlayışının değiştiğine dikkat çeken Bakan Ersoy, günümüzde insanların yalnızca bir destinasyonu görmek istemediğini, aynı zamanda bir hikayenin parçası olmayı arzuladığını ifade etti. Bu doğrultuda Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) çalışmalarına işaret eden Ersoy, Türkiye'nin tanıtımında dijital dünyayı merkeze alan, veriye dayalı ve küresel eğilimleri takip eden yeni bir model uyguladıklarını söyledi. GoTürkiye markasıyla dünyanın yaklaşık 200 ülkesinde tanıtım faaliyetleri yürüttüklerini belirten Bakan Ersoy, reklam filmlerinin yanı sıra hikaye anlatıcılığını merkeze alan yeni projeler geliştirdiklerini kaydetti. Türk dizilerinin dünya çapındaki etkisinden de yararlandıklarını ifade eden Ersoy, TGA koordinasyonunda hazırlanan mini dizi projeleriyle şehirlerin, kültürel mirasın ve yaşam kültürünün milyonlarca kişiye ulaştırıldığını belirtti. Bakan Ersoy, Türkiye'nin bugün yalnızca ziyaret edilen değil, deneyimlenen bir destinasyon olarak öne çıktığını vurgulayarak kültür, tarih, gastronomi ve yaşam kültürünü çağın iletişim araçlarıyla dünyaya anlatmaya devam edeceklerini söyledi.

Çinli tur operatörleri Kapadokya'nın potansiyelini masaya yatırdı Haber

Çinli tur operatörleri Kapadokya'nın potansiyelini masaya yatırdı

Kapadokya Alan Başkanı A. Cem Aslanbay, organizasyonun bölge turizmi açısından stratejik bir önem taşıdığını belirterek, Kapadokya'nın küresel turizm ekosistemindeki yükselen değerini pekiştirecek önemli bir adım atıldığını söyledi. Aslanbay, "Kapadokya'mızın küresel turizmdeki stratejik konumunu daha da güçlendirmek ve nitelikli turizm vizyonumuzu somut ticari iş birlikleriyle desteklemek amacıyla, Çin'in önde gelen tur operatörleri ile bölgemizin dinamik sektör temsilcilerini B2B görüşmeler kapsamında bir araya getirdik" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un vizyonu doğrultusunda, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) destekleri ve turizm yatırımcılarının katkılarıyla hayata geçirilen organizasyonun, bölge ekonomisine yüksek katma değer sağlaması ve uzun vadeli iş birliklerinin kurulmasına zemin hazırlaması bekleniyor. Görüşmelerde, Çin pazarından Kapadokya'ya yönelik turist sayısının artırılması, sürdürülebilir turizm uygulamaları ve iki taraf arasındaki yeni iş birliği fırsatları ele alındı. Programa, Türk Hava Yolları Nevşehir Satış Müdürü Kamil Engin Karaman, Satış Temsilcisi Ceyhun Civelek ile THY Pekin Kurumsal Satış Şefi Lili Pan da katıldı. Yetkililer, söz konusu buluşmanın Kapadokya'nın uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlayacağını ve turizm sektöründe yeni ticari ortaklıkların önünü açacağını ifade etti.

Manisa Kültür Yolu Festivali'nde Gastronomi Coşkusu Haber

Manisa Kültür Yolu Festivali'nde Gastronomi Coşkusu

Manisa Kültür Yolu Festivali'nde 34 Lezzet Noktası Binlerce Ziyaretçiyi Ağırladı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Manisa Kültür Yolu Festivali, sanat ve kültür etkinliklerinin yanı sıra gastronomi alanında da büyük yankı uyandırdı. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) iş birliğiyle hayata geçirilen "Lezzet Noktası" projesi kapsamında belirlenen 34 işletme, festival boyunca yerli ve yabancı ziyaretçilerin vazgeçilmez durağı oldu. Manisa kebabının yanı sıra su muhallebisi, şambali ve mesir macunu da en çok ilgi gören lezzetler arasında yer aldı. Gediz Ovası'nın zengin tarım mirası ve şehzadeler şehri kimliğiyle şekillenen Manisa mutfağı; gerdan dolması, taban simidi, ekmek dolması, höşmerim ve Kula şekerli pidesiyle de ziyaretçilerin beğenisini kazandı. Akhisar'dan Salihli'ye uzanan gastronomi rotasında kokoreç, paça, köfte, kapama ve odun köftesinin yanı sıra helvacı, katmerciler ve sütlü tatlı ustalarının sunduğu seçki de Manisa mutfağının zenginliğini gözler önüne serdi. Festival kapsamında düzenlenen gastronomi programlarında şef Murat Deniz Temel'in ev sahipliğinde şef Mevlüt Özkaya, şef Yaren Çapar ve beslenme uzmanı Hatice Nur Ege, kentin mutfak kültürünü ziyaretçilere aktardı. Tarihi Su Muhallebicisi Osman Usta'nın işletme ortağı Cihan Bozbay, festivale Türkiye'nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin su muhallebisi ve şambaliye yoğun ilgi gösterdiğini belirtirken; Orhan Usta İşkembecisi'nin sahibi Orhan Doğanay da Manisa kebabı ve kokoreçe talebin festival süresince hiç düşmediğini ifade etti. Taylan Restoran'ın dördüncü kuşak işletmecisi Onur Taylan ise özellikle hafta sonlarında ziyaretçi sayısında belirgin bir artış yaşandığını ve festivalin kent ekonomisine önemli katkı sağladığını vurguladı. Etkinlik, yalnızca kent merkeziyle sınırlı kalmayarak Akhisar, Alaşehir, Kula, Salihli ve Turgutlu gibi ilçelerde de ekonomik canlılık yarattı. Manisa mutfağı, festival aracılığıyla hem ulusal hem de uluslararası ölçekte daha geniş kitlelere ulaşma fırsatı buldu.

SPORTS & EVENTS TÜRKİYE İLK YILINDA SPOR TURİZMİ SEKTÖRÜNÜ ANTALYA’DA BULUŞTURDU Haber

SPORTS & EVENTS TÜRKİYE İLK YILINDA SPOR TURİZMİ SEKTÖRÜNÜ ANTALYA’DA BULUŞTURDU

21 ülkeden sektör liderleri, 1.200’ün üzerinde iş görüşmesi ve Türkiye’nin spor turizmi vizyonunu ortaya koyan dört günlük dev organizasyon başarıyla tamamlandı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) koordinasyonu ve desteğiyle, Spor Turizmi Birliği tarafından düzenlenen Sports & Events Türkiye, 31 Mayıs – 3 Haziran tarihleri arasında Antalya’da başarıyla gerçekleştirildi. Ana sponsorlar Diana Travel, Aksu Tur ve Fraport TAV Antalya Havalimanı’nın katkılarıyla hayata geçirilen organizasyon, ilk yılında uluslararası spor turizmi sektörünün dikkatini çekmeyi başardı. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen spor turizmi profesyonellerini Türkiye’nin önde gelen spor turizmi destinasyonlarıyla buluşturan organizasyona Rusya, İspanya, Azerbaycan, Hindistan, İsviçre, Hollanda, Yunanistan, Finlandiya, İngiltere, Almanya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Slovenya, Romanya, İtalya, İrlanda, Çek Cumhuriyeti, Kanada ve Bulgaristan olmak üzere 21 ülkeden yaklaşık 50 uluslararası spor turizmi satın almacısı, organizasyon şirketi ve acente temsilcisi katıldı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen oteller, spor turizmi destinasyonları, kamp merkezleri, organizasyon şirketleri ve turizm profesyonelleriyle birlikte toplam katılımcı sayısı 150’ye ulaştı. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın koordinasyonunda gerçekleştirilen organizasyon, yalnızca bir iş geliştirme etkinliği olmanın ötesinde, Türkiye’nin spor turizmi alanındaki kapasitesini, altyapısını ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek gücünü dünya pazarına tanıtmayı amaçladı. Bu kapsamda yurt dışından gelen sektör temsilcileri, Türkiye’nin spor turizmi ürünlerini ve destinasyonlarını yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Dört gün boyunca devam eden organizasyonda toplam 1.200’ün üzerinde birebir iş görüşmesi gerçekleştirildi. Futbol, bisiklet, yüzme, maraton, golf, triatlon, tenis, atletizm ve daha birçok branşın da aralarında bulunduğu 32 farklı spor dalında gerçekleştirilen görüşmelerde yeni organizasyonlar, kamp programları, turnuvalar ve uluslararası iş birlikleri değerlendirildi. Katılımcılar yalnızca görüşme masalarında değil, saha ziyaretlerinde de Türkiye’nin spor turizmi potansiyelini yakından tanıdı. Antalya şehir merkezi gezileri, bisiklet turları, golf aktiviteleri, kano deneyimleri, futbol sahası ziyaretleri, spor otelleri ve kamp merkezleri incelemeleri ile padel etkinlikleri gibi birçok program sayesinde misafirler Türkiye’nin sunduğu imkanları doğrudan deneyimledi. Açılış gecesinden veda programına kadar devam eden yoğun takvim boyunca katılımcılar birebir iş görüşmeleri, networking buluşmaları, destinasyon tanıtımları, tesis ziyaretleri ve sosyal etkinliklerle dolu kapsamlı bir organizasyon yaşadı. Özellikle uluslararası satın almacılar, Türk spor turizmi sektörünün sahip olduğu tesis kalitesi, operasyonel deneyim, hizmet standartları ve organizasyon becerisinden son derece etkilendiklerini ifade etti. Etkinlikte Antalya’nın yanı sıra Uludağ, Erciyes ve Çanakkale gibi Türkiye’nin önde gelen spor turizmi merkezleri de yer aldı. Bu destinasyonlar sahip oldukları kamp olanaklarını, spor tesislerini ve organizasyon kapasitelerini uluslararası sektör temsilcilerine tanıtma fırsatı buldu. Yurt dışından gelen tur operatörleri ve satın almacılar, Türkiye’nin yalnızca belirli bölgelerden ibaret olmadığını, farklı coğrafyalarda çok güçlü spor turizmi ürünleri sunabildiğini yakından görme fırsatı elde etti. Sports & Events Türkiye, ilk yılında ortaya koyduğu organizasyon kalitesi, uluslararası katılım düzeyi ve oluşturduğu iş hacmiyle spor turizmi dünyasında kalıcı bir yer edinmeye aday olduğunu gösterdi. Organizasyon süresince gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda çok sayıda yeni iş birliğinin temelleri atılırken, önümüzdeki dönemlerde Türkiye’de gerçekleştirilecek spor organizasyonları ve kamp programları için önemli bağlantılar kuruldu. Spor Turizmi Birliği Başkanı Nida Kiraz, organizasyonun ardından yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin spor turizmi potansiyelini uluslararası sektör temsilcilerine başarıyla gösterebilmiş olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Sports & Events Türkiye’nin ilk yılında ortaya çıkan tablo hepimiz için son derece umut verici oldu. Dört gün boyunca dünyanın farklı ülkelerinden gelen sektör temsilcilerine ülkemizin spor turizmi alanındaki gücünü, çeşitliliğini ve potansiyelini gösterme fırsatı bulduk. Gerçekleştirilen 1.200’ün üzerindeki görüşme, kurulan yeni bağlantılar ve alınan olumlu geri dönüşler organizasyonun amacına ulaştığını ortaya koyuyor.” Kiraz sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın koordinasyonunda gerçekleştirdiğimiz bu organizasyon sayesinde, ülkemizin spor turizmi alanında ne kadar güçlü bir konumda olduğunu uluslararası karar vericilere doğrudan gösterebildik. Türk turizmcilerimizin ve spor turizmi profesyonellerimizin bilgi birikimi, tecrübesi ve uluslararası standartlardaki hizmet anlayışı misafirlerimiz tarafından büyük takdir gördü. Şimdiden ortaya çıkan iş potansiyellerini görmek ve katılımcılarımızın memnuniyetine tanıklık etmek bizleri son derece mutlu ediyor. Sports & Events Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda çok daha büyük bir organizasyona dönüşeceğine ve ülkemizin spor turizmi hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” İlk yılında elde ettiği başarıyla dikkat çeken Sports & Events Türkiye, Türkiye’nin spor turizmi vizyonunu uluslararası platforma taşıyarak sektörün geleceğine yön verecek önemli iş birliklerinin temelinin atıldığı bir organizasyon olarak hafızalarda yerini aldı.

Uluslararası Yat Yarışları’nda bayram coşkusu Haber

Uluslararası Yat Yarışları’nda bayram coşkusu

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde; Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkılarıyla; İstanbul Valiliği, Çanakkale Valiliği, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve TGA iş birliğinde, İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü tarafından organize edilen Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları'nda "Kurtuluş Kupası" heyecanı yaşandı. Zorlu mücadeleyi birinci olarak tamamlayan Enka Sailing Team, Kurtuluş Kupası’nın sahibi oldu. İlk start Adalar’da, büyük final boğazda Yarış programı kapsamında yelkenciler, yarışın ilk günü olan 17 Mayıs’ta İstanbul’un simge noktalarından biri olan Adalar parkurunda mücadele etti. Kurtuluş Kupası’nın kazananının belirleneceği görkemli final ise 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda, milli mücadele ruhuna uygun olarak İstanbul Boğazı’nda gerçekleştirildi. Birçok ülkeden yaklaşık 700 sporcunun kıyasıya rekabetine sahne olan Boğaz hattında bu anlamlı günde tam bir görsel şölen yaşandı. Enka Sailing Team Kurtuluş Kupası’nın sahibi oldu Yarışlarda Levent Peynirci yönetimindeki Enka Sailing Team, "Enka Cheese" teknesiyle Kurtuluş Kupası’nın sahibi oldu. Onur Bilgen yönetimindeki Logo Yelken Takımı ikinci olurken, Selim Kakış yönetimindeki Zacapa da yarışı üçüncü olarak bitirdi. ORC O kategorisinde de Levent Peynirci yönetimindeki Enka Sailing Team birinci, İbrahim Gülataş yönetimindeki TSK Spor Gücü DHO Ariva teknesiyle ikinci, Engin Özgen yönetimindeki Unilever takımı üçüncü oldu. ORC 1 kategorisinde ise Ahmet Köroğlu yönetimindeki Beymen Club birinciliği elde ederken, Hüseyin Levent Özgen yönetimindeki STM Yelken Takımı yarışı ikinci, Oğuz Ayan yönetimindeki Angels of CMC Holding de yarışı üçüncü tamamladı. ORC 2 kategorisinde de Onur Bilgen yönetimindeki Logo Yelken Takımı birinci, Selim Kakış yönetimindeki Zacapa ikinci, Burak Cora yönetimindeki Team Zero üçüncü oldu. ORC 3 kategorisinde ise Güney Kaptan yönetimindeki Helly Hansen birinciliği elde ederken, Doğukan Kapıcıoğlu yönetimindeki Bioderma-GSÜ ikinci, Evren Koncagül yönetimindeki Tüpraş üçüncü oldu. ORC 4 kategorisinde birinciliği Yusuf Tunç, Kerem Gökhan Bulut yönetimindeki Samsun Yelken, ikinciliği Bartu Özsoy yönetimindeki ICA-CTD, üçüncülüğü de Berk Gürpınar yönetimindeki TV Plus elde etti. Gezgin kategorisinde ise Hasan Can Ürek yönetimindeki Volvo Car Sailing Team birinci, Güray Zümbül yönetimindeki Medipol Üniversitesi Yelken Takımı ikinci, Muhammed Ali Şahin yönetimindeki Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu takımı DHO Akova teknesiyle üçüncü oldu. Sporboats kategorisinde ise Batu Özonur yönetimindeki Marmara Yelken Spor Kulübü birinciliği elde ederken, Ege Berk Hacıoğlu yönetimindeki HSSK Quick Sigorta ikinci, Oytun Türkmen yönetimindeki Team Doppio üçüncü oldu.

Şimşek: Turizmde Yeni Büyüme Motoru Doğu ve Güneydoğu Haber

Şimşek: Turizmde Yeni Büyüme Motoru Doğu ve Güneydoğu

Bakan Şimşek, Batman'ın Hasankeyf ilçesi Ören yerinde Batman ve Şırnak Valilikleri tarafından Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bünyesinde hayata geçirilen "Kadim Şehirler Yolu Batman-Şırnak Rotası" lansman programında yaptığı konuşmada, çok güzel bir vesileyle bir arada olduklarını söyledi. Bulundukları coğrafyanın en az 12 bin yıllık bir hafızasının bulunduğunu anlatan Şimşek, bu toprakların Roma, Bizans, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemini gördüğünü belirtti. "Aslında bugün lansmanını yaptığımız Kadim Şehirler Yolu Batman-Şırnak Rotası sıradan bir etkinlik değil. Bu çok değerli ve önemli. Batman ve Şırnak'ı tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla ama en önemlisi hikayesiyle dünyaya yeniden tanıtıyoruz." ifadelerini kullanan Şimşek, onun için bir arada olduklarını bildirdi. Batman'ın 36 yıl önce il olduğunu anımsatan Şimşek, kentin geliştiğini, büyüdüğünü ve büyükşehir olma yolunda mesafe kat ettiğini, nüfusunun 660 bini geçtiğini söyledi. Şimşek, şunları kaydetti: "İl olmadan önceki nüfusuna oranla neredeyse iki kata doğru gidiyoruz. Fakat burada konu nüfus değil, esas olan Batman'ın gelişmesi, kalkınmasıdır. 2002'ye kadar bir fabrikası varmış. O da un fabrikası. Sonra büyük bir enerjiyle AK Parti hükümetleriyle birlikte altyapı yapıldı, üniversite kuruldu, insan kaynağı anlamında sorun giderildi. Muazzam teşvikler verildi ve OSB'ye sığılmaz oldu. O dönemde yeni OSB çalışmaları başladı. Bugün memnuniyetle şunu söyleyebilirim. Şu anda OSB'de 20 binden fazla çalışanımız var. Bu muazzam bir şey. Aynı zamanda 5 OSB fiilen tasarım ve inşa aşamasında. Lojistik merkezi var. Batman'ın ciddi bir göç çekmesi gerekiyor. Bunun için de konuttan altyapıya kadar birçok konuda çabalarımıza devam etmemiz lazım. Batman, muazzam bir ilerleme sağladı." Kentin bugün altyapısı ve insan kaynağıyla çok güçlü bir şehir olduğunu dile getiren Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde Batman'a çok yatırım yaptıklarını, bugüne kadar 90 milyar liralık kamu yatırımı gerçekleştirdiklerini, şu anda devam eden yatırımların büyüklüğünün 28 milyar lira olduğunu anlattı. "GEÇEN SENE 64 MİLYONUN ÜZERİNDE TURİST ÇEKTİK" 1. Lig'e çıkan Batman Petrolspor'u da tebrik eden Şimşek, şöyle konuştu: "Son 20-25 yılda turizmde muazzam ilerleme sağladık. Geçen sene dünyada en çok turist çeken 4. ülkeydik. 2002'de 20. sıradaydık. Yani 20. sıradan 4. sıraya hiçbir başarı tesadüf olamaz. Bu muazzam bir çabanın bir sonucudur. Geçen sene 64 milyonun üzerinde turist ülkemizi ziyaret etti ve 65 milyar doların üzerinde gelir elde ettik. Dünyada turizm geliri sıralamasında da yükseliyoruz, 7. sıradayız. Bu başarı tesadüf değil çünkü altyapımız, insan kaynağımız var ve destinasyon çeşitliliğini sağladık. Doğal güzelliklerimiz var. Ben inanıyorum ki Hasankeyf, turizmi daha da güçlendirecek. Turizmi yılın 12 ayına yaymak istiyoruz. Bu bizim için hem istihdam hem de döviz geliri açısından çok değerli. Artık kültür, gastronomi, doğa, kongre ve sağlık turizmi, bunlar bizim için çok stratejik alanlar. Hizmet ihracatında vergi istisnasını yüzde 100'e çıkarttık. Muazzam bir adım, özellikle sağlık turizmi, eğitim, yani hizmet ihracatı anlamında söylüyorum." Turizmi çok güçlü bir şekilde desteklediklerini, desteklemeye devam edeceklerini belirten Şimşek, "Bölgemizde çıkan savaş turizm sektörünü etkilemesin diye çok hızlı bir şekilde değerli bakanımızla çalıştık ve çok kritik iki adım attık. Öncelikli olarak finansmana erişim konusunda bir adım attık ve 60 milyar liralık kredi garanti fonu üzerinden finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Sadece o değil, çok istisnai bir vergi indirimine de gittik. Konaklama vergisinin oranını yüzde 2'den yüzde 1'e düşürdük." ifadelerini kullandı. Turizmdeki büyümenin her bölgeye eşit dağılmadığını kaydeden Şimşek, şunları aktardı: "Özellikle Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu yakın döneme kadar turizmden çok önemli bir pay alamadı. DAP bölgesine gelen yabancı turist sayısı 2,4 milyon, toplam içerisindeki payı yüzde 4,6, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde rakamlar daha mütevazi. 653 bin turist, yabancı turistten, uluslararası turistten bahsediyorum ve toplam turist içerisindeki payı yüzde 1,2. Ortalama kalış süresine baktığımızda Türkiye'de 2,5 gün, DAP'ta 1,9, GAP'ta 1,6 güne düşüyor. Gelen her 100 turistin sadece 6'sı Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne uğruyor ve daha az bir süre kalıyor. Neden? Bu canlanmış hali, geçmişte güvenlik endişeleri vardı. Terörsüz Türkiye ile inanıyorum ki Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi turizmde Türkiye'nin yeni büyüme motorlarından biri olacak. Aslında genel anlamda da Türkiye'nin büyüme motorları önümüzdeki yıllarda Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu olacak. Niye? Çünkü biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti hükümetleri döneminde bu bölgelerimize muazzam altyapı yatırımları yaptık." "TURİZMDE YENİ BÜYÜME MOTORLARI BU BÖLGEDEN ÇIKACAK" Üniversiteler açtıklarını, insan yetiştirdiklerini, teşvik verdiklerini anlatan Şimşek, konuşmasını şöyle tamamladı: "Dolayısıyla buradaki güvenlik endişelerinin ortadan kalkması, yani Terörsüz Türkiye ile birlikte sadece turizm gelişmeyecek çünkü nüfus çok genç. Güneydoğu Anadolu'da ortanca yaş 26 yıl. Bu ne demek? Nüfusun yarısı 26 yaş altı, yarısı 26 yaş üstü demek. Bu çok kritik bir gösterge. Bundan dolayı da inanıyorum ki Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin büyüme motoru olacak. Aslında bu coğrafya dünyanın en büyük açık hava müzesi. Göbeklitepe, Nemrut, Ani, Hasankeyf, Mardin'in taş evleri, Midyat'ın manastırları, Rumkale, Diyarbakır'ın surları, Cudi Dağı burada. Dünyanın çok az yerinde tarih, kültür, inanç, gastronomi ve medeniyet anlamında bu kadar güçlü bir coğrafya vardır. Burası o anlamda da istisnai. O nedenle turizmde yeni büyüme motorları bu bölgeden çıkacak. Sadece altyapının yetmeyeceğini biliyoruz. Yatırımcıların özellikle üst yapı noktasında da cesaretlendirilmesi lazım. Terörsüz Türkiye aslında büyük fırsat sunuyor. Çok güçlü teşvikler var. Mutlaka ve mutlaka bu güzel coğrafyaya otel yatırımı yapmamız lazım. Kaliteli, 5 yıldızlı otellere ciddi ihtiyaç var. Bu bölgenin tamamını entegre bir şekilde yerli ve yabancı turistlerin gelip ziyaret ettiği, kaldığı, ilham aldığı, yani o coğrafyayla bir bağ kurduğu bir bölge haline getirmekte kararlıyız."

Turizmde veri odaklı yeni dönem başlıyor Haber

Turizmde veri odaklı yeni dönem başlıyor

Proje hakkında bilgi veren Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, bu proje ile birlikte bir yandan sektör verilerinin tek merkezde toplanması ve daha hızlı analiz edilmesinin hedeflendiğini belirtirken bir yandan da turizm istatistiklerinde milliyet odaklı verilere daha kolay ulaşılacağını ifade etti. Türkseven, “Bu sayede pazar çeşitliliği sağlamak adına mikro ölçekte bölgesel kampanyalar yapılmasının hızlıca sağlanması ve bunun sonucu olarak turizm hareketliliğin artması amaçlanıyor.” diye konuştu. Bu proje kapsamında TGA koordinasyonunda yürütülen Turizm Merkezi Veri Tabanı Sistemi’nin, Türkiye genelindeki konaklama tesislerinin günlük operasyonel verilerini tek bir merkezde, standart formatta ve güvenli bir altyapı ile toplamayı amaçladığını da vurgulayan Türkseven, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sistem sayesinde; tesislerin Otel Yönetim Sistemleri (PMS) ile TGA arasında otomatik bir veri köprüsü kurulacağı gibi, PMS entegrasyonu bulunan tesisler de dahil olmak üzere tüm tesis yetkilileri ihtiyaç halinde verilerini Turizm Merkezi Veri Tabanı Sistemi üzerinden manuel olarak sisteme kaydedebilecekler. Her iki yöntemle toplanan veriler sayesinde sektörün anlık, hatasız ve bütünleşik bir şekilde analiz edilmesi hedefleniyor.” Yeni düzenlemeye göre sisteme otomatik entegre olan tesisler verilerini günlük olarak aktaracak. Manuel giriş yapan işletmeler ise her ayın 15’ine kadar verilerini sisteme yükleyebilecekler. Bu uygulama ile veri akışında standart bir yapı oluşturulması ve raporlama süreçlerinde tutarlılığın artırılması hedefleniyor.

Kültür Yolu Festivali Eskişehir ekonomisine katkı sağlayacak Haber

Kültür Yolu Festivali Eskişehir ekonomisine katkı sağlayacak

Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin Eskişehir ayağı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla başladı. Festivalin açılış töreni, şehrin kültürel yerlerinden biri olan Odunpazarı Modern Müzesi'nde (OMM) gerçekleştirildi. "Eskişehir dördüncü durağımız" Festivalin kapsamına ve geçmişine değinen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Eskişehir, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne bu yıl Aydın, Mersin, Sakarya, Ordu ve Kahramanmaraş ile birlikte dahil olmuş bulunuyor. 9 gün boyunca, şehrimizde belirlediğimiz 11 farklı noktada ve 59 farklı başlıkta tam 177 etkinlik gerçekleştireceğiz. Ailecek, kültür ve sanat adına aradığınız her şeyi bulabileceğiniz dolu dolu bir festival siz sevgili Eskişehirlileri bekliyor. Saygıdeğer Misafirler, 6'ncı yılımızdayız. Büyük düşünerek, sebeplerini masaya yatırıp, gereklerini hesaplayıp, sonuçlarını, kazanımlarını öngörerek girdiğimiz bu yol bugün süresiyle, kapsamıyla, etkinlik, sanatçı ve katılımcı sayısıyla dünyanın en büyük festivaline; Türkiye'nin bir marka değerine dönüşmüştür" şeklinde konuştu. "Eskişehir mutfağı en özel başlıklarımızdan biri" Şehrin zengin mutfak kültürüne ve festival kapsamındaki 'Lezzet Noktası' uygulamasına dikkat çeken Bakan Ersoy, "Türk mutfağının hakkını vermek için yoğun mesai harcıyoruz. TGA ile birlikte gastronomiyi Türkiye'nin turizm stratejisinin merkezine yerleştirmiş bulunuyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni de 'Lezzet Noktası' uygulamasıyla bu anlamda çok güçlü bir vitrin olarak kullanıyoruz. Bu uygulama; şehirlerin gastronomi varlığını görünür kılan, yerel işletmeleri destekleyen ve festivalimize katılanları şehirlerimizin kültürüyle buluşturan bir destinasyon geliştirme modelidir. Temelleri Anadolu'nun buğday kültüründe şekillenen; Kırım Tatar, Balkanlar ve Kafkas gelenekleriyle hemdem olup zenginleşen Eskişehir mutfağı festivalimizin en özel başlıklarından biri konumunda. Cevizli haşhaş ekmeği, haşhaşlı çörekler, çibörek, balaban köfte gibi özel lezzetler bu kültürel harmanın damaklarımızda iz bırakan eşsiz sonuçlarıdır. Misafirlerimizin de bu harika sonuçların tadına varmalarını sağlayacağız. Eskişehir'de; şefler, gastronomi profesyonelleri, akademisyen ve sektör temsilcilerinden oluşan danışma kurulları ile birlikte 33 'Lezzet Noktası' belirledik. Değindiğim geleneksel lezzetleri, met ve nuga helvası ile taş fırın ürünlerini, boza, turşu ve farklı fermente tatları ve elbette ülkemizin ve uluslararası mutfakların farklı lezzetlerini kapsayan bir gastronomi rotası ziyaretçilerimizi bekliyor. Ayrıca ev sahibi olarak Sayın Şef Deniz Ahmet Köse, gastronomimizin değerli isimlerini misafir ederek birlikte festivalimizi deneyimleyecek ve tanıtım faaliyetlerinde bulunacaklar" ifadelerini kullandı. "Festivaller yerel ekonomiyi doğrudan hareketlendiriyor" Kültür sanat etkinliklerinin esnafa ve şehir ekonomisine sağladığı katkılara değinen Bakan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık görüyoruz ki festivaller sadece konser salonlarını, sergileri ya da meydanları değil; şehrin sokaklarını, esnafını, restoranlarını ve yerel ekonomisini de doğrudan hareketlendiriyor. Daha önceki şehirlerimizde Lezzet Noktalarında yer alan işletmelerimizden çok güzel geri dönüşler aldık. Esnaflarımız, festival döneminde normalde bir haftada yakaladıkları yoğunluğu bir günde yaşadıklarını ifade etti. Bu tablo bizler için son derece kıymetli. Üstelik Lezzet Noktaları yalnızca festival süresiyle sınırlı kalmıyor. Belirlenen bu gastronomi durakları festival sonrasında da yıl boyunca dijital platformlar üzerinden ziyaretçilere rehberlik edecek şekilde konumlandırılıyor. Böylece Eskişehir'in kendine özgü mutfak kültürü ve yerel lezzetleri yıl boyunca görünür olmaya devam edecek; şehrimizin gastronomi hafızası çok daha geniş kitlelere ulaşacaktır. İşte Türkiye Kültür Yolu Festivali bütün bu unsurları, değer, etkinlik ve uygulamaları bir araya getirdiğinde şehirlerimizin etkin şekilde tanıtımına, iç turizmde ciddi bir hareketliliğe, esnafımıza ve dolayısıyla yerel ekonomiye doğrudan pozitif etki sunmaktadır. Bu etki her yıl artmaktadır." "Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni şehrimizde ağırlamanın gururunu yaşıyoruz" Açılışta konuşan Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, "Eskişehir yalnızca Türkiye'nin değil tüm Türk dünyasının ortak kültürel havzasında ne denli özel bir yere sahip olduğunun resmi bir ifadesidir. Bu ruhla bugün burada Türkiye'nin ve dünyanın en kapsamlı kültür sanat organizasyonlarından bir olan Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni şehrimizde ağırlamanın haklı gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. Eskişehir'imize teşrifleriyle bizleri onurlandıran Sayın Bakanımıza şahsım ve tüm hemşerilerim adına şükranlarımı sunuyorum" diye belirtti. Programa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz'ın yanı sıra AK Parti Eskişehir Milletvekilleri, Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve İdris Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak ile diğer protokol mensupları katıldı. Bakan Ersoy, müzedeki programının ardından Eskişehir Valiliği'ni ziyaret edecek. Burada kentteki yatırımların ve projelerin ele alınacağı İl Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirilecek. Toplanın ardından Ersoy, AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı'nda partililerle bir araya gelecek.

Van turizmi savaşın etkisiyle geriledi Haber

Van turizmi savaşın etkisiyle geriledi

Van'da otel işletmecileri, savaşlar nedeniyle kent turizminin geçen yıla göre yüzde 50-60 oranında gerilediğini, otellerin doluluk oranının yüzde 20'lere düştüğünü, sektörün ve esnafın ciddi kayıp yaşadığını belirtti. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı savaş 39 gün sonra sona erdi. Türkiye'nin İran sınırında yer alan Van, savaştan en çok etkilenen kentler arasında yer aldı. İranlı turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği kent savaşla birlikte turist kaybetti. Van'da otel işletmecisi Ebru Yeşilağaç, kentte turizmin geçen yıla göre yüzde 50–60 düştüğünü söyledi. ABD ve israil'in İran'ı vurmasının doğrudan Van'ı etkilediğini, bunun turizm ve esnaf üzerinde ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını belirtti. Yeşilağaç, İran sınırına yakınlık nedeniyle İran'la birlikte gelişen turizmin de bu durumdan olumsuz etkilendiğini ifade ederek şunları söyledi: "İran'daki savaş ve ekonomik krizler bizleri de ister istemez etkiledi. Savaşla birlikte kapanan çok işletme var, devreden işletme sayısı da oldukça fazla. Otel sayımız geçmişte artmıştı ancak şu an oteller çalışmaz durumda. Devreden çok sayıda işletme var; bunu biliyoruz, görüyoruz ve üzülüyoruz. İran dışında kente maalesef çok fazla yabancı turist gelmiyor. Çünkü tek sınır kapımız İran. Farklı turizm alanlarımız olsaydı çok daha olumlu etkiler olurdu, bu kadar etkilenmezdik. Yerli turistler geliyor ancak savaş burada olmamasına rağmen birçok grubumuz iptal edildi. Sınıra yakın olmamız nedeniyle insanlar Van'a gelmek istemiyor, korkuyorlar. Turist çekme konusunda yeterli tanıtım yapılmadığını düşünüyorum. Van'ın turizm destinasyonu çok daha gelişmiş olabilir. Van'a gelmek için 101 sebep varken maalesef yeterince turist çekemiyoruz. Tanıtılmıyoruz; insanlar bizi bilmiyor, bilmedikleri için de gelmiyorlar." "OTELLER SÜRECİN EKONOMİK ETKİLERİ NEDENİYLE KAPANDI" Van Otelciler ve Turizmciler Derneği Başkanı Çetin Demirhan'da savaşın Van'ı etkilediğini kaydetti. Otellerde doluluk oranının yüzde 20 seviyesinde kaldığını ifade eden Demirhan, insanların savaş nedeniyle bölgeye gelmeye tereddüt ettiğini ve para harcamaya çekindiğini aktardı. Son 20 yılın "en kötü sezonunu" yaşadıklarını vurgulayan Demirhan şöyle konuştu: "Geçen yıl da çok iyi değildik ama bu yıl geçen yıla göre yüzde 50'ye varan bir düşüş var. O dönem yüzde 40'lar seviyesindeyken şimdi yüzde 20'lere geriledi. Kapanan işletmelerimiz var. Bazı otelci arkadaşlarımız sürecin ekonomik etkileri nedeniyle işletmesini kapattı. Ayrıca Van'da kayıtsız ve ruhsatsız oteller de vardı; bunlardan 10-15'i kapatıldı, bir kısmı mühürlendi, bazıları ise kaçak şekilde faaliyetini sürdürüyor. Van'da 17 bin yatak kapasitesi var ancak bunun çeyreğini bile dolduracak bir yoğunluk yok. Bir ile turist gelmesi için tanıtım şarttır. Ancak Van, fuarlarda genellikle geri planda kalıyor. Bölgeye gelen turistlerin çoğu Karadeniz'e, Trabzon'a yöneliyor. Van'dan turist akışı sağlanamıyor. Komşu ülkelerde de tanıtım yapılması gerekiyor. Özellikle Ermenistan ve Irak gibi bölgelerde Van'ın daha iyi tanıtılması şart. Çünkü insanlar burayı bilmiyor. Oysa Van'ın çok sayıda tarihi ve turistik değeri var. Tüm esnaf zor durumda. Yetkililerin bir araya gelerek bu süreçte ne yapılabileceğini, nasıl bir destek paketi oluşturulacağını değerlendirmesi gerekiyor. Türkiye'de bu süreçten en çok etkilenen illerden biri Van oldu." "VAN'DA 100 ACENTEDEN 30'A YAKINI KAPANDI" TÜRSAB Doğu Anadolu Bölge Başkanı Cevdet Özgökçe, Van turizminin savaştan olumsuz etkilendiğini belirterek, otel doluluk oranlarının yüzde 20-25'e kadar düştüğünü ifade etti. İran ve Irak'tan turist akışının iki yıldır düzenli olmadığını vurgulayan Özgökçe, Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu'dan gelen ziyaretçilerin de "risk algısı" nedeniyle bölgeyi tercih etmediğini söyledi. İç turizmde uçak seferlerinin yetersizliği ve tanıtım eksikliği sorunlarının sürdüğünü ifade eden Özgökçe, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: "Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile bu konuları görüşüyoruz ancak Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu'da yeterli tanıtım yapılamıyor. Van'da yaklaşık 100 acente vardı, şu an 70'i aktif, 30'a yakını ise kapandı. Esnafın durumu çok kötü. Giyimciden lokantacıya kadar herkes zor durumda. Her gün 'Ne olacak bu durum?' sorusunu alıyoruz. Biz de bu talepleri yetkililere iletiyoruz. İran ve Irak'taki çatışmalar da bölgeyi etkiliyor. Bu şartlarda turist gelmiyor. Uçak sefer sayıları yetersiz ve bilet fiyatları çok yüksek. İstanbul-Diyarbakır hattında 5-6 bin liraya bilet bulunabilirken, Van hattında 18-20 bin liraya kadar çıkıyor. Bu da turizm gruplarını olumsuz etkiliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artış da maliyetleri yükseltti. Mazot 60 liradan 70-80 lira bandına çıktı. Bir otobüsün İstanbul'a gidiş-dönüşü yaklaşık 1100 litre yakıt tüketiyor. Bu nedenle maliyetler ciddi şekilde arttı. 5 kişilik bir ailenin İstanbul-Van gidiş dönüş maliyeti 30 bin lirayı aşıyor. Bu da turizmi doğrudan etkiliyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.