Hava Durumu

#Tcmb

TOURISMJOURNAL - Tcmb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tcmb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Birleşik Kamu-İş: Açlık 36 bin, yoksulluk 108 bin TL’yi aştı Haber

Birleşik Kamu-İş: Açlık 36 bin, yoksulluk 108 bin TL’yi aştı

Türkiye’de yaşam maliyetindeki artış, Nisan 2026 itibarıyla açlık ve yoksulluk sınırında yeni eşiklerin aşılmasına yol açtı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun cuma günü yayımladığı nisan ayı araştırmasına göre açlık sınırı, bir önceki aya göre 494 lira artarak 36 bin 313 liraya yükseldi. Açlık sınırı, dört kişilik bir ailenin yalnızca dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama olarak belirtiliyor. Aynı dönemde gıda dışı temel ihtiyaçlardaki artışın da etkisiyle yoksulluk sınırı 108 bin 820 liraya kadar çıktı. Böylece yoksulluk sınırı 109 bin liraya yaklaşarak son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı . Araştırma, yalnızca fiyat artışlarını değil, aynı zamanda ücretlerin bu artış karşısında ne ölçüde yetersiz kaldığını da ortaya koyuyor. Yıl başında 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücret, Nisan itibarıyla açlık sınırının 8 bin 238 lira altında kaldı. En düşük emekli aylığı ise açlık sınırının 16 bin 313 lira gerisinde bulunuyor. Bu tablo, sabit gelirli kesimlerin temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığını gösterirken, ücret artışlarının yılın ilk aylarında hızla eridiğine işaret ediyor. Nitekim veriler, asgari ücretin dört kişilik bir ailenin yalnızca 23 günlük beslenme giderini karşılayabildiğini, en düşük emekli aylığının ise sadece 16 günlük gıda ihtiyacına yettiğini ortaya koyuyor. Son bir yıllık değişim ise artışın boyutunu daha net ortaya koyuyor. Açlık sınırı bir yılda 10 bin 135 lira artarken, gıda dışı harcamalar 19 bin 273 lira yükseldi. Yoksulluk sınırındaki toplam artış ise 29 bin 407 lirayı buldu. Hane gelirinin artırılması da yoksulluk sınırını aşmak için yeterli olmuyor. Araştırmaya göre üç kişinin asgari ücretle çalıştığı bir ailede toplam gelir dahi yoksulluk sınırının 24 bin 595 lira altında kalıyor. Memur maaşları da yoksulluk sınırının altında Bu durum, çalışan sayısı artsa bile gelirlerin temel yaşam maliyetlerini karşılamaya yetmediğini ve yoksulluğun daha geniş kesimlere yayıldığını gösteriyor. Kamu çalışanları açısından da tablo farklı değil. En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yalnızca yüzde 56,8’ini, ortalama memur maaşı ise yüzde 62’sini karşılayabiliyor. Bu oranlar, kamu çalışanlarının da ciddi bir alım gücü kaybı yaşadığını ortaya koyuyor . Açlık sınırındaki artışın arkasında gıda fiyatlarındaki yükseliş belirleyici rol oynarken, özellikle protein kaynaklarındaki artış dikkat çekiyor. Et, balık ve yumurta için yapılması gereken aylık harcama 10 bin 792 liraya ulaşırken, süt, yoğurt ve peynir grubu için gereken harcama 7 bin 444 liraya çıktı. Meyve harcamaları 3 bin 417 liraya yükselirken, sebze harcamaları aylık bazda sınırlı bir gerileme gösterse de yıllık bazda artışını sürdürdü. Ekmek, un ve makarna gibi temel ürünler için yapılması gereken harcama da 2 bin 904 liraya ulaştı. Bu veriler, gıda enflasyonunun hanelerin bütçesi üzerindeki baskısını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Gıda dışı harcamalar yoksulluk sınırını yukarı çekti Yoksulluk sınırındaki yükselişin temel nedenlerinden biri ise gıda dışı harcamalardaki hızlı artış oldu. Dört kişilik bir ailenin barınma, ulaştırma, sağlık, eğitim ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yapması gereken aylık harcama 72 bin 507 liraya çıktı. Özellikle kira dahil barınma giderlerinin 20 bin 979 liraya, ulaştırma harcamalarının ise 17 bin 235 liraya ulaşması, toplam maliyetin hızla yükselmesine neden oldu. Ev eşyası, giyim, iletişim ve eğitim gibi kalemlerdeki artış da hane bütçesi üzerindeki baskıyı artıran diğer unsurlar arasında yer aldı. Bu artışta hem Türkiye ekonomisine özgü yapısal sorunların hem de küresel ölçekte enerji fiyatlarındaki yükselişin etkili olduğu değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki artışın ulaştırma başta olmak üzere pek çok sektöre yansıması, fiyatların genel seviyesini yukarı çekmeye devam ediyor. Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de geniş kesimlerin yalnızca yoksulluk sınırının değil, açlık sınırının da altında yaşam mücadelesi verdiğini gösteriyor. Gıda ve temel ihtiyaç fiyatlarındaki artış sürerken, gelirlerdeki artışın bu yükselişi telafi edememesi, özellikle düşük ve sabit gelirli gruplar için geçim sıkıntısının derinleşmesine yol açıyor. Ekonomik göstergeler, hane halkı üzerindeki baskının kısa vadede azalmasının zor olduğunu ortaya koyarken, yaşam maliyetindeki artışın sosyal etkilerinin de giderek daha görünür hale geldiğine işaret ediyor. Hanehalkının enflasyon beklentisi yüzde 50’ye yaklaştı TCMB’nin Mart 2026 Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 50 sınırına yaklaştı. Mart ayında 1,08 puan artan beklenti yüzde 49,89’a yükselirken, ocak ve şubat aylarında yüzde 48,81 seviyesinde yatay seyretmişti. 5-13 Mart tarihleri arasında 2 bin 985 hanenin katılımıyla yapılan ankette, katılımcıların yüzde 69,3’ü gelecek 12 ay sonunda enflasyonun mevcut seviyenin üzerinde gerçekleşeceğini öngördü. Beklentiler demografik gruplara göre farklılaştı. Kadınların 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 52,2 ile erkeklerin beklentisi olan yüzde 48,1’in üzerinde gerçekleşti. Yaş gruplarında en yüksek beklenti yüzde 51,5 ile 55 yaş ve üzeri kesimde görülürken, gelir düzeyi düştükçe enflasyon beklentisinin yükseldiği dikkat çekti. Asgari ücret ve altında gelir elde edenlerde beklenti yüzde 51,8 olurken, iki asgari ücret ve üzeri gelire sahip grupta bu oran yüzde 48,6’da kaldı. Ankette yatırım tercihlerinde ise altın açık ara ilk sırada yer aldı. "Elinde nakit olsa ne yapardın?" sorusuna katılımcıların yüzde 55,2’si "altın alırım" yanıtını verdi. Gayrimenkul yüzde 28,5 ile ikinci sırada kalırken, bu tercihin ocaktan bu yana gerilemesi yüksek konut fiyatları ve finansmana erişimdeki zorlukların etkisine işaret etti. Borsa, döviz, vadeli mevduat ve yatırım fonları ise altın ve gayrimenkulün oldukça gerisinde kaldı.

ALTSO Başkanı Eray Erdem’den Döviz Dönüşüm Desteği Açıklaması Haber

ALTSO Başkanı Eray Erdem’den Döviz Dönüşüm Desteği Açıklaması

Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem, haftalık olağan yönetim kurulu toplantısının ardından, ‘'Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ" kapsamında sağlanan %3'lük döviz dönüşüm desteği ile ilgili açıklamalar yaptı. Alanya Ticaret Odası haftalık olağan yönetim toplantısında hizmet yoluyla ülkemize döviz kazandıran otelcilerin dönüşüm desteğinden yararlanamadığı konusuyla alakalı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan ALTSO Başkanı Eray Erdem " "Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ" kapsamında sağlanan %3'lük döviz dönüşüm desteği ile ilgili görüş alışverişinde bulunduk. Bu desteğin firmalar üzerindeki etkilerini ve sektöre katkılarını detaylıca değerlendirdik. Ancak, hizmet yoluyla ülkemize döviz kazandıran otelcilerin bu destekten yararlanamadığını ifade ederek, bunun önündeki engellerin kaldırılması ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini dile getirdik. Her ne kadar acenteler aracılığı ile de olsa ülkemize doğrudan döviz kazandıran turizm merkezli bu mekanizmanın asıl oyun kurucularından olan otellerin bu desteğin dışında bırakılmasının gelir dağılımı açısından adaletsiz olduğunu düşünüyoruz'' dedi. Alanya'da 160 bin yatak var Alanya'da otel işletmeciliğinin ülke ekonomisine katkı sunduğunun altını çizen Erdem ‘' Sadece Alanya'mızda 160 bini aşkın turistik yatak olduğunu ve bu rakamın Antalya ve ülkemiz göz önüne alındığında milyonları bulduğunu düşünürsek otel işletmelerinin ülkemiz ekonomisine ne denli büyük katkı yaptığını da daha iyi anlamış oluruz. Ülkemiz döviz ihtiyacının karşılanmasında bunca emeği bulunan otel işletmelerinin bu desteğin dışında bırakılmasını bu manada bir haksızlık olarak da gördüğümüzü ifade etmek isteriz'' ifadelerini kullandı. Dövizlerinin Türk Lirasına dönüşümü hakkında bankalar arasında bazı problemlerin yaşandığını söyleyen Erdem ‘'Bazı aracı firmaların (yurtiçi acenteler) bankalara doğrudan bağlanan özel programlar kullandıkları için döviz transferi (SWIFT mesajı) açıklaması yazamaması. Kredi kullanımı nedeniyle gelen dövizin doğrudan bozulması ve bu nedenle hizmet sunan (otel) firmaya muvafakat verememesi, Yüksek ve toplu gelen döviz tutarlarının hangi hizmete ait olduğunun netleşmemesi sebebiyle muvafakat verilmek istenmemesi, bazı firmaların TCMB'nin döviz bozma açıklamasını yazabileceklerini ancak muvafakat aşamasında sorun yaşanabileceğini belirtmeleri, Tüm bu nedenlerle %3'lük dönüşüm desteğinden yararlanılması güçleşmekte ve aracı firmalar, bankalar ile hizmet sunan otelciler arasında anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Bu konuda üyelerimizi bilgilendirmeye ve ilgili makamlara çözüm önerileri sunmaya devam edeceğiz'' dedi.

2024'te Türkiye’ye Yatırımda Hollanda Zirvede Haber

2024'te Türkiye’ye Yatırımda Hollanda Zirvede

Türkiye, 2024'te küresel yatırım akışlarının baskı altında olmasına rağmen uluslararası yatırımcılar için cazibesini korudu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımlar geçen yıla göre yüzde 5,6 artarak 11,3 milyar dolara ulaştı. Yatırımların en büyük payı yüzde 23,6 ile Hollanda’dan gelirken, Almanya yüzde 11,5, ABD ise yüzde 10,3 oranında yatırım yaptı. İlk 10’da ayrıca İrlanda, Azerbaycan, İsviçre, Birleşik Krallık, BAE, Fransa ve Norveç yer aldı. EN FAZLA YATIRIMI İMALAT SEKTÖRÜNDE Sektörel dağılımda 2,3 milyar dolar ve yüzde 34,5'lik pay ile imalat sektörü başı çekerken, onu yüzde 25,3 ile "toptan ve perakende ticaret" ve yüzde 7,2 ile "ulaştırma ve depolama" sektörleri takip etti. KÜRESEL YATIRIM DÜŞERKEN TÜRKİYE ÖNE ÇIKTI Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Ajansı (UNCTAD) verilerine göre, küresel doğrudan yatırımlar 2024’te yüzde 8 düştü. Avrupa'da bu oran yüzde 45’e kadar gerilerken, Türkiye bu olumsuz tablodan ayrışarak yatırım çekmeye devam etti. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin yapısal reformlar ve stratejik konumu sayesinde küresel yatırımcılar için cazibesini koruduğunu vurguladı. 2024 yılı için de beklentilerin olumlu olduğunu belirterek, Türkiye’nin küresel yatırım destinasyonları arasındaki konumunu daha da güçlendireceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.