Hava Durumu

#Tarih

TOURISMJOURNAL - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü Haber

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4'üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4'üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye'nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor Haber

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor

Kampanya kapsamında İzmir ve İstanbul’daki devlet ve özel okullarda eğitimine devam eden 8–24 yaş arasındaki öğrenciler, 26 Haziran’a kadar her iki müzeyi de %50 indirimli biletlerle ziyaret edebiliyor. Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan 1700 yıllık yolculuk Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi İstanbul’un kalbinde, Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Defter-i Hakani Nezareti binasında yer alan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, ziyaretçilerini Ayasofya’nın 1700 yıllık geçmişinde büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Müze, Ayasofya’nın Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan tarihini teknoloji destekli görsel ve işitsel uygulamalarla benzersiz bir şekilde anlatıyor. Konstantin, Theodosius, Jüstinyen, Fatih Sultan Mehmet ve Mimar Sinan gibi isimlerin Ayasofya üzerindeki izleri ise yapının mimarisi, kubbesi ve geçirdiği değişimler üzerinden aktarılıyor. Sergi alanında ise ziyaretçileri önemli bir bölümü ilk kez sergilenen özel bir koleksiyon bekliyor. Koleksiyonda Ayasofya’nın mühürlü tuğlaları, Fatih Sultan Mehmet tarafından Ayasofya-i Kebir Camii’ne vakfedilen Kur’an-ı Kerim, Fossatti Kardeşler tarafından yapılan ve kubbedeki dört Seraphim Meleği’nin yüzünü kaplayan bronz madalyonlardan biri, Aziz Tadeos’un kol biçimli rölikeri ve Ayasofya Camii Minber Sancağı gibi eserler yer alıyor. Efes Deneyim Müzesi Dünyanın en iyi müzeleri arasında yer alan Efes Deneyim Müzesi, antik çağın en görkemli şehirlerinden biri olan Efes’in büyüsünü ve geçmişini geleceğin teknolojisiyle buluşturuyor. Efes Antik Tiyatrosu’nun tam karşısında yer alan müze; 360 derece mapping ve projeksiyon sistemleri, hologramlar, üç boyutlu akustik ses tasarımları, zemin titreşimleri, tematik koku ve sis efektlerini kullanarak ziyaretçilerine antik çağın gündelik yaşamını tüm duyularıyla deneyimleme imkanı sunuyor. Müzenin miti ve gerçekliği iç içe sunan görsel anlatımları, ziyaretçileri adeta Efes’in antik çağdaki caddelerine, festivallerine, tapınaklarına, evlerine, çarşı ve pazarlarına götürüyor. Ziyaretçiler, Liman Caddesi’nde yürüyormuş gibi hissederken Artemis Tapınağı’nın mimari görkemine tanıklık ediyor. Teras Evler’e misafir oluyor, Androklos’tan Kleopatra ve Marcus Antonius’a, Artemis’ten Aziz Pavlus’a Efes’in ünlü simalarıyla tanışıyor.

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor Haber

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin'in yürütücülüğünde hazırlanan "Güneş Saati Üzerinden Zamanın İzinde: Paflagonya Bölgesi ve Pompeiopolis Antik Kenti'nin Bilim Tarihi Açısından Analizi ve Dijital Modellemesi" başlıklı proje, TÜBİTAK-3005 Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Çalışma, Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2021 yılında ortaya çıkarılan hemicyclium tipindeki güneş saatinin bilim kapsamlı bir şekilde incelenmesini amaçlıyor. Projede güneş saatinin teknik yapısı, astronomi bilgisi, mühendislik özellikleri ve sosyo-kültürel düşüncede disiplinler arası yöntemlerle analiz edilecek. Türkiye'de antik güneş saatlerine ilişkin beşeri bilimler alanında yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olması, projeyi hem özgün hem de bilimsel açıdan yeni bir konuma yerleştiriyor. Proje kapsamında güneş saati, bilgisayar destekli ışık-gölge simülasyonları ile yeniden modellenerek kullanım doğruluğu test edilecek; benzer örneklerle karşılaştırmalı analiz yapılacak. Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve Paflagonya Eyalet Merkezi olarak kurulan ve M.Ö. 64 yılında inşa edilen Pompeiopolis Antik Kenti'nde proje kapsamında yürütülen bilimsel çalışmaların yanı sıra Paflagonya tarihine ışık tutacak veriler de ilk kez ortaya çıkarılacak. "Roma döneminden kalma kase tipi güneş saati olduğunu belirledik" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Unat, "Taşköprü'deki kalıntıları üniversitemizin Arkeoloji Bölümü'nden arkadaşlarımız incelediklerinde bir güneş saati bulduklarını söylediler. Biz de bu projeyi bu amaçla hazırladık ve buradaki güneş saatinin nasıl olduğunu, ne türde bir güneş sahip olduğunu ve çalışma prensibinin de nasıl olduğu üzere bir çalışma yapmaya başladık. Bu çalışma süreci içerisinde güneş saatinin aşağı yukarı M.Ö. 3'üncü yüzyıldan Roma döneminden kalan kase tipi bir güneş saatini olduğunu belirledik. Amacımız bu güneş saatini yeniden ortaya çıkartmak, dizayn etmek, belki de üniversitemizin kampüsü içerisinde bu saatimizi yeniden reprodüksiyonunu yaparak güzel bir şekilde yerleştirebilmek" dedi. "Bölgeyi ziyaret eden kişilerin güneş saatinin olması önem taşıyor" Bütün uygarlıkların bilime katkılarının oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Unat, "Biz, Kastamonu'nun da geçmişten bu yana bilim kültürüne hizmet ettiğinin bir göstergesi olarak bu projeyi tamamlamayı düşünüyoruz. Dolayısıyla geçmiş dönemden bugüne kadar oluşan süreç içerisinde gerek Roma dönemi, gerek Osmanlı dönemi, gerek diğer kültürlerin buraya yapmış olduğu katkıların bilimsel katkıların da olduğunu gösterebilen bir proje sunmayı hedefledik. Bu buranın kültürel zenginliklerini göstermesi açısından, gerek Paflagonya bölgesinin, gerek Kastamonu'nun kültürel kimliği açısından oldukça önemli. Bunun dışında buradaki çalışma aynı zamanda ekonomik ve turizm açısından da bölgeye katkı sağlayaca" diye konuştu. "Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması kültürel mirasa katkı sağlayacak" Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin ise, "Bilim tarihinden coğrafyaya, arkeoloji bölümünden tarih bölümüne kadar farklı alanladaki arkadaşlarımızla bir ekip kurduk ve Pompeipolis Antik Kentini güneş saati üzerinden dijitalleştirmeye karar verdik. Dijitalleştirme için de çağımızın oldukça önemli bir yaklaşım olan dijital beşeri bilimler çalışmalarını ve yöntemlerini kullanmayı planlıyoruz. Bu kapsamda projemizde güneş saatini tarama cihazlarıyla ve oradaki antik kenti bir uçtan diğer uca kadar olacak şekilde üniversitemiz aracılığıyla bir web sitesinde tanıtmayı planlıyoruz. Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması, modellenmesi, kültürel mirasa büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatacağız" Amaçlarının Paflagonya'daki bilimsel çalışmaları ele almak olduğunu ifade eden Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Okan Demir de, "Paflagonyanın tarihi anlamdaki imajları genelde egemen güçler tarafından çizilmiştir. Aslında bu projeyle beraber Paflagonyanın bilimsel olarak üretimlerini, sosyo-kültürel açıdan dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatmış olacağız. Bu kapsamda projemiz daha sonraki çalışmalar açısından Paflagonya tarihinin aydınlatılmasında çok büyük bir önemi haizdir. Güneş saati, M.S. 3'üncü veya 5'inci yüzyıllar arasında üretilmiş olduğu düşünülüyor. Bu dönemde Paflagonya, Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altındadır" şeklinde konuştu. "Güneş saatiyle ilgili veriler toplayacağız" Proje süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Suat Yazan da, "Ulaştığımız verilerin dijitalleşmesine de hem uzaktan algılama, hem coğrafi bilgi sistemleriyle yapılacak analizlerde kullanılmasına çalışacağız. Bu anlamda benim temel vurgunum projenin bütüncül yapısına ilişkin olabilir. Ayrıca kazı faaliyetlerini gerçekleştiren ekiple de bir araya geleceğiz. Onların buradaki kazı çalışmasına yönelik çıkarılan, ulaşılan arkeolojik keşiflere yönelik görüşlerini alıp projeye dahil edeceğiz ve bu şekilde projemizi tamamlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Samet Doğan da projede kullanılacak sayısal yüzey modelleme konusunda bilgi verdi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise projeyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Pompeiopolis Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan güneş saatinin yeniden bilimsel bir bakışla incelenmesi, hem üniversitemiz hem de bölgenin kültürel mirası açısından oldukça değerlidir" dedi. Projede Harran Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi de yer alıyor.

Kozan, Turizmde Yeni Bir Destinasyon Olmaya Hazırlanıyor Haber

Kozan, Turizmde Yeni Bir Destinasyon Olmaya Hazırlanıyor

Adana'nın narenciye, bal ve kuru meyve üretiminde öncü ilçesi Kozan, Efes Antik Kenti'nin yedi katı büyüklüğünde olduğu belirtilen tarihi Anavarza Antik Kenti, turizmde hak ettiği payı almak için hazırlıklara başladı. Nisan ayında portakal çiçeği kokuları eşliğinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanan ilçe için turizm paydaşları bir araya geldi. Kozan Belediyesi, ilçenin turizm potansiyelini tanıtmak amacıyla Adana Turist Rehberleri Odası yönetimi ile yerli ve yabancı turistlere rehberlik yapan profesyonelleri ilçede ağırladı. Gün boyu tarihi ve turistik alanları gezen heyet, iftarın ardından Tarihi Arıkan Konağı'nda bir araya geldi. Her yıl yaklaşık 700 bin turistin katıldığı Portakal Çiçeği Karnavalı'nın bir ayağının Kozan'da gerçekleştirilmesi için girişimlerin tamamlandığı belirtilirken, karnavalın ikinci haftasında ilçeye yerli ve yabancı turist kafilelerinin gelmesi için hazırlıkların sürdüğü ifade edildi. "Kozan'ı sadece üretimle anlatmak eksik kalır" Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, ilçenin yalnızca tarımla değil; tarih, doğa ve ekoturizm potansiyeliyle de ön plana çıkması gerektiğini söyledi. Atlı, "Kozan'ı gittiğimiz her yerde anlatıyoruz. Biz üretken bir ilçeyiz ancak Kozan'ı sadece üretim ve tarımla ilişkilendirmek, ilçenin yalnızca bir yönünü anlatmak olur. Kozan aynı zamanda tarih, turizm, ekoturizm ve doğal güzellikler demektir" dedi. İlçenin çok katmanlı tarihine dikkat çeken Atlı, "Kalesi Asurlulardan, köprüsü Romalılardan, camisi Memlüklerden kalan ve sadece 500 metrelik bir alanda bu kadar zengin tarihi mirasa sahip bir yerden söz ediyoruz. Anavarza'yı ise henüz anlatmaya bile başlamadık. Amacımız, Kozan'ın tarihini, doğal güzelliklerini ve gastronomisini ekonomik değere dönüştürerek hane halkının gelirine katkı sağlamak ve güçlü bir turizm destinasyonu oluşturmaktır" ifadelerini kullandı. Rehberlerden destek: "Kozan hak ettiği yere ulaşacak" Adana Bölgesel Rehberler Odası Başkanı Salih Soner İnce, bölgenin tarihi ve gastronomi zenginliğinden etkilendiklerini belirterek şunları söyledi: "Sayın Başkanımızın daveti üzerine geniş bir ekiple bölgeyi ziyaret ettik. Tarihi ve turistik yerleri yerinde görme fırsatı bulduk. Gastronomisinin ne kadar güçlü olduğunu deneyimledik. Kozan'ın hak ettiği konuma ulaşması için elimizden gelen desteği vereceğiz. Portakal çiçeği kokusunu hissedeceğimiz şehir Kozan'a büyük bir ekiple geleceğiz. Karnaval yetkilileriyle görüştük, gerekli onaylar alındı. Bir sonraki hafta Kozan'dayız" dedi. Hedef: Eko turizm, tarih ve doğa ile yeni destinasyon Toplantıda, Adana merkezde düzenlenen etkinliklerin Kozan ayağıyla zenginleştirilmesi planlandı. Ziyaretçilerin narenciye bahçelerinde ağırlanması ve tarihi Kozan Çarşısı'nda portakal çiçekleri eşliğinde başlayacak turizm hareketliliğiyle ilçenin yerli ve yabancı turistlerin yeni gözdesi olması bekleniyor.

Muğla, Phoenix Antik Kenti Dünya Yolunda Haber

Muğla, Phoenix Antik Kenti Dünya Yolunda

Muğla'nın Marmaris ilçesinde yer alan ve 2 bin 600 yıllık geçmişiyle dünyanın en değerli kültürel miraslarından biri olarak gösterilen Phoenix Antik Kenti'ndeki arkeolojik kalıntıları belgelemek için 5 senedir süren yüzey araştırması ve kazı çalışmaları, artık İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin (İEÜ) yürütücülüğünde devam edecek. İEÜ bünyesine katılan Dr. Öğretim Üyesi Asil Yaman'ın direktörlüğünü üstlendiği ‘Phoenix Arkeoloji Projesi', geçmiş uygarlıkların yaşantısını gün yüzüne çıkararak Bozburun Yarımadası'nı dünyaca ünlü bir ‘kırsal turizm merkezi' haline getirecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle 30 kişilik deneyimli ekip tarafından sürdürülen bilimsel araştırmalar, 2026 özelinde Phoenix'in kuzeyindeki Taşlıca ve Söğüt köylerinde yoğunlaştırılacak. Araştırmalar sırasında belgelenen kültür varlıkları korunarak, bölgenin UNESCO adaylığına giden sürece de büyük katkı sağlayacak. Halkla iç içe yürüyor Projeye ilişkin detaylı bilgiler veren İEÜ Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı Öğretim Üyesi Dr. Asil Yaman, Phoenix'te sadece kazı değil, çok yönlü bir kültürel coğrafya okuması da yaptıklarına dikkat çekti. İnsan, doğa, mimarlık ve üretim pratikleri arasındaki ilişkileri çözümleyerek 2 bin 600 yıllık geçmişi gelecekle buluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Dr. Yaman, "2021 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi izniyle yürütülen çalışmalar kapsamında sistematik yüzey araştırmaları, mimari belgeleme, arkeolojik analizler ve kültürel miras eğitim projeleri gerçekleştiriliyor. Proje; arkeoloji, mimarlık, jeoloji, ekoloji, tarih ve antropoloji gibi farklı disiplinleri bir araya getiren bütüncül yaklaşımıyla çağdaş arkeolojinin sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk ilkelerini sahaya taşıyor. Bölge halkından da çok destek görüyoruz. Onlar da süreci merakla takip ediyor. Halkla iç içe yürüyen, yeni nesil bir arkeoloji projesi olarak çalışmamız dikkat çekiyor" diye konuştu. Kırsal yaşam modeli Dr. Yaman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Phoenix Arkeoloji Projesi'nin özgün yaklaşımı, alanı dolanıklık (entanglement) kuramsal çerçevesi içinde değerlendirmesidir. Bu sayede mekansal düzen, üretim pratikleri ve gündelik yaşam, yalnızca fiziksel kalıntılar üzerinden değil; tarihsel, toplumsal ve çevresel ilişkiler ağı içinde okunuyor. Phoenix, bu yönüyle tarih boyunca kendi kendine yetebilen ve sürdürülebilir kırsal yaşam modelinin somut bir örneği. Türkiye, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nden araştırmacıların yer aldığı Phoenix Arkeoloji Projesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi çatısı altında Türkiye'nin en kapsamlı kırsal arkeoloji ve kültürel peyzaj araştırmalarından biri olarak öne çıkıyor." Dünya mirası yolunda stratejik adımlar Phoenix Antik Kenti'nin, sahip olduğu özgün kültürel peyzaj ve tarihsel süreklilik özellikleriyle ‘dünya mirasının' da potansiyel adayı olduğunu ifade eden Dr. Yaman, "Bu doğrultuda bilimsel, mekansal ve yönetsel altyapının oluşturulmasına yönelik çalışmaları sürdürüyoruz. Projenin bir sonraki aşamasında arkeolojik kazı sürecinin başlatılması planlanıyor. Uzun vadeli bilimsel araştırma stratejisi ve alan yönetim planı çerçevesinde yapılandırılan çalışmalar, Phoenix'i uluslararası akademik ve kültürel platformlarda daha görünür kılmayı hedefliyor" dedi. Sergi hazırlıkları sürüyor Önümüzdeki dönemde projeye ilişkin çalışmaları anlatan bir sergi düzenlemeyi de planladıklarını dile getiren Dr. Yaman, "Phoenix Arkeoloji Projesi, bilimsel araştırmayı çağdaş sanat üretimiyle de buluşturuyor. Taşlıca'da faaliyet gösteren Phoenix Arkeolojik Araştırma Merkezi (PAAM) bünyesinde yürütülen çağdaş sanat programı kapsamında sanatçılar; kırsal miras, su yönetimi sistemleri, üretim pratikleri ve yerel hafıza temaları üzerinden alanla etkileşime giriyor. Hazırlıkları süren bir sergi programımız da var. Buna ilişkin detaylar, önümüzdeki süreçte netleşecek. Phoenix'in kültürel peyzajı, yalnızca akademik bir araştırma konusu olmaktan çıkarak kamusal ve estetik bir tartışma alanına dönüşüyor. Böylece proje, geçmişi korumakla kalmayıp onu güncel üretimle yeniden yorumlayan dinamik bir kültürel platforma evriliyor" diye konuştu.

Alanya, Syedra Antik Kenti Dünyanın Gündeminde Haber

Alanya, Syedra Antik Kenti Dünyanın Gündeminde

Kazı çalışmalarının Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi tarafından yürütülen Alanya’nın en önemli antik kentlerinden Syedra Antik Kenti, son zamanlarda ulusal ve uluslararası basında gündeme gelerek önemini ortaya koyuyor. Alanya’nın en önemli antik kentleri arasında gösterilen Syedra Antik Kenti’nde, devam eden kazı çalışmaları Cumhurbaşkanlığı Kararı, Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ve desteği ile Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) tarafından yürütülüyor. ALKÜ Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi ve Syedra Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Ertuğ Ergürer başkanlığındaki kazılarda, birçok önemli alanlar ortaya çıkarıldı. Bunlar arasında sütunlu cadde, vaftiz mağarası, tarihe ışık tutacak Aziz Pavlus freski, bin 800 yıllık stadyum, hamam, meclis binası, Herakles'in (Herkül) 12 görevinin betimlendiği yaklaşık 164 metrekarelik taban mozaiği, "Zafer Tanrıçası Nike"nin heykelleri, caddeleri birbirine bağlayan merdivenleri, temiz su için oluşturulmuş altyapı sistemleri ve su sarnıçlarıyla öne çıkıyor. Dünyanın dikkatini çekti Syedra Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmaları sonrası ortaya çıkan her bir yenilik ve buluş, dünyadaki birçok medya kuruluşunun dikkatini çekiyor. Syedra Antik Kenti’nde en çok dikkat çeken buluşların başında Nike heykeli, stadyum, fresk, sütunlu cadde, taban mozaiği gibi tarihe ışık tutacak keşifler geliyor. Antik kentle ilgili haberler, İngilizce, Arapça, Yunanca, Almanca, Rusça, Fransızca gibi dillerde yayımlanırken yurt içinde de birçok tarih ve kültür meraklısı Syedra’dan gelecek yeni haberlere odaklandı. Antik kentle ilgili Hürriyet Gazetesi Yazarı Salim Uzun, "Syedra’yı dünya tanıyacak" isimli köşe yazısında Syedra Antik Kenti’ni detaylarıyla anlatırken Hürriyet Daily News, Ancient Origins, Jerusalem Post, Yahoo News, Fokus.de, GreekReporter, Travel & Tour World, Türkiye Today, Daily Sabah, AOrOc / ENS, HisPAnatolia, Pemlak ve birçok ülkenin basın kuruluşlarında haberler yayımlandı. İspanya’nın önde gelen gazetelerinden Marca ise Syedra’daki keşifleri özel haberlerle okuyucularına sunuyor. Rektör Türkdoğan: "Syedra dünyada büyük bir ilgi uyandırdı" ALKÜ Rektörü Kenan Ahmet Türkdoğan, antik kentteki çalışmaların ALKÜ tarafından yapılması için girişimlerde bulunması sonrası, çalışmalar 21 Mayıs 2024 tarihinde ALKÜ tarafından yapılması kararlaştırıldı. Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte Rektör Türkdoğan, Syedra Antik Kenti’ne özel ilgi duyarak çalışmaları yakından takip etmeye başladı. Rektör Türkdoğan, Syedra Antik Kenti’nin son buluşlardan sonra dünyanın gündemine sık sık düşmeye başladığının altını çizerek, "Kültür ve Turizm Bakanlığımızın himayelerinde, Üniversitemizin öncülüğünde ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Ertuğ Ergürer liderliğinde yürütülen Syedra Antik Kenti kazı çalışmaları, son keşiflerle birlikte yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada büyük bir ilgi uyandırdı. Tarihin derinliklerinden günümüze uzanan bu kadim kent, her yeni bulguyla birlikte geçmişin izlerini bizlere biraz daha yaklaştırıyor. Syedra Antik Kenti’nde yapılan çalışmalara destek veren başta Turizm ve Kültür Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Candemir Zoroğlu’ya, Alanya Müze Müdürü Sayın Seher Türkmen'e teşekkür ederim. Antik kentte bilimsel çalışmaları yürüten değerli hocamız Doç. Dr. Ertuğ Ergürer olmak üzere tüm kazı ekibine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.

Mısır’da Tarihi Keşif: II. Thutmose’un Mezarı Bulundu Haber

Mısır’da Tarihi Keşif: II. Thutmose’un Mezarı Bulundu

KAHİRE (İHA) - Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, II. Thutmose’un mezarının Krallar Vadisi’nde keşfedildiğini duyurdu. Mısır-İngiliz ortak arkeoloji ekibinin yaptığı kazılar sırasında, daha önce yalnızca C4 olarak bilinen mezarın Thutmose II’ye ait olduğu tespit edildi. Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Dr. Mohamed Ismail Khaled, mezarın girişinin ve ana geçidinin üç yıl önce bulunduğunu, ancak sahibine dair net kanıtların yeni elde edildiğini açıkladı. KRALLARA ÖZGÜ İŞARETLER VAR Kazı ekibinin saha direktörü Dr. Piers Litherland, mezarın mavi boyalı ve sarı yıldız motifleriyle süslenmiş tavanının hala sağlam olduğunu belirtti. Ayrıca, mezarda krallara özgü dini metinlerden biri olan Amduat sahnelerinin yer aldığını ifade etti. Mezarın tamamen boş olduğu ortaya çıkarken Litherland, mezarın hırsızlık nedeniyle değil, kasıtlı olarak boşaltıldığını düşündüklerini söyledi. Ekip, mezarın yakınlarında Thutmose II ve üvey kız kardeşi Kraliçe Hatshepsut’un isimlerinin yazılı olduğu kaymaktaşı parçaları buldu. SEL SULARIYLA KAYBOLAN HAZİNELER Kazılar sırasında, II. Thutmose’un mezarının ölümünden birkaç yıl sonra sel suları altında kaldığı ve taşınmak zorunda kaldığı anlaşıldı. Litherland, kralın gömülmesinden birkaç yıl sonra sel suları altında kalan mezarın taşındığını ve kaymaktaşının da mezar taşınırken kırılmasının olası olduğunu söyledi. "Ve şükürler olsun ki gerçekten de bir iki şeyi kırmışlardı, çünkü kimin mezarı olduğunu bu şekilde öğrendik" diye ekledi. Ekip, taşınan mezarın yeni konumuna dair ipuçları bulduklarını ve mezarın hazinelerle dolu olabileceğini düşünüyor. Bulunan mezar, 1922 yılında keşfedilen Kral Tutankhamun'un mezarından sonra ortaya çıkarılan ilk Mısır kraliyet mezarı olarak dikkat çekiyor.

Dünyanın İkonik Kuleleri Seyahat Tutkunlarına İlham Veriyor Haber

Dünyanın İkonik Kuleleri Seyahat Tutkunlarına İlham Veriyor

İnsanlık tarihinin birikimini günümüze taşıyan ünlü kuleler, bulundukları şehirlerin simgesi haline gelerek turistik cazibe noktaları oluşturuyor. Mimarileriyle hayranlık uyandıran bu yapılar, her yıl milyonlarca gezginin seyahat planlarını etkiliyor. Dünyanın dört bir yanındaki kuleler, yalnızca mimari harikalar değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi değerler taşıyan semboller olarak öne çıkıyor. Teknolojik gelişmelerle birlikte gökdelenler inşa edilse de bu yapılar geçmişin ihtişamını yansıtmayı sürdürüyor. EYFEL KULESİ (PARİS, FRANSA) Paris’in kalbinde yer alan Eyfel Kulesi, 1889 yılında EXPO Paris için inşa edildi. Her yıl 7 milyon ziyaretçiyi ağırlayan kule, hem manzarası hem de ışıklandırmasıyla ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. BIG BEN (LONDRA, BİRLEŞİK KRALLIK) Elizabeth Kulesi olarak bilinen Big Ben, Londra’nın tarihi ve politik merkezinde yer alıyor. Themes Nehri boyunca yürüyüş yaparken mola verilmesi gereken bir durak olarak dikkat çekiyor. GALATA KULESİ (İSTANBUL, TÜRKİYE) İstanbul’un simgelerinden biri olan Galata Kulesi, Boğaz ve Tarihi Yarımada’nın eşsiz manzarasını sunuyor. Özellikle gün batımı manzarasıyla fotoğraf tutkunlarının gözdesi oluyor. EMPIRE STATE BİNASI (NEW YORK, ABD) New York’un simgesi haline gelen bu Art Deco tarzındaki yapı, 86. ve 102. katlardan muhteşem şehir manzarası sunuyor. Gece ışıklarıyla büyüleyici bir atmosfere sahip olmaya devam ediyor. PİSA KULESİ (PİSA, İTALYA) Eğik yapısıyla ünlü Pisa Kulesi, tarihi bir mühendislik hatasını cazibe merkezine dönüştüren örneklerden biri. Kule, eğlenceli fotoğraf çekimleri için turistlerin uğrak noktası haline gelmiş durumda. BURJ KHALIFA (DUBAİ, BAE) 828 metre yüksekliğiyle dünyanın en uzun yapısı olan Burj Khalifa, modern mühendisliğin zirvesini temsil ediyor. Gözlem platformları, ışık şovları ve lüks alanlarıyla eşsiz bir deneyim sunuyor. TOKYO SKYTREE (TOKYO, JAPONYA) 634 metre yüksekliğindeki bu modern kule, Tokyo’nun panoramik manzarasını görmek isteyenler için ideal bir nokta. Ayrıca, bölge restoran ve alışveriş alanlarıyla popüler bir destinasyon. İZMİR SAAT KULESİ (İZMİR, TÜRKİYE) 1901 yılında inşa edilen İzmir Saat Kulesi, Osmanlı taş işçiliğinin zarif bir örneği olarak gösteriliyor. Konak Meydanı’nda yer alan kule, hem tarihi hem de kültürel bir buluşma noktası. Kuleler, tarihin ve kültürün mimariyle harmanlandığı yapılar olarak, şehirlerin hikayesini anlatmaya devam ediyor. Turistlerin ilgisini çeken bu ikonik yapılar, bulundukları yerleri dünya çapında tanıtmada önemli bir rol oynuyor.

Topkapı’da Osmanlı Geleneği Yeniden Canlandı Haber

Topkapı’da Osmanlı Geleneği Yeniden Canlandı

İSTANBUL (İHA) - Topkapı Sarayı’nda, jandarmalar nöbetlerini Osmanlı döneminin önemli saray görevlilerinden silahtarların kıyafetleriyle tutuyor. 189 yıl aradan sonra yeniden hayat bulan bu gelenek, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Topkapı Sarayı Koruma Bölüğü’nün silahtar kıyafetleri, dönemin minyatürleri ve belgeleri referans alınarak uzmanlarca hazırlandı. TARİHİ NÖBET YERLERİ VE ATLI GÖSTERİLER Jandarmalar, Babüsselam ve Babüssaade kapılarında nöbet tutarken, belirli saatlerde 1. Avlu’da atlı birliklerin gösterileri de gerçekleştiriliyor. Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, "Saray içerisinde önemli kapılarımız olan Babüsselam ve Babüssaade Kapılarının önünde belli dönemlerde nöbet tutuyorlar, belli dönemlerde de ziyaretçilerin arasında gezerek dönemi hatırlatıyorlar. O döneme ait görüntü verebilmek, dönemi anlatabilmek, tematik müzeciliği Topkapı Sarayı'nda da hayata geçirmek istedik. İç mekanlarda bu kıyafetlerle gezerken 1. Avluda yine jandarma bölüğümüze ait olan atlı birliklerimizle belli saatlerde ziyaretçilerin arasına çıkarak atlarıyla gösteri yapmaktadır. Yine ziyaretçilerimizin ilgisini buraya çekmeyi planlamaktayız. Bu konuda gayret ediyoruz. Gördüğümüz kadarıyla da ziyaretçilerimiz uygulamadan memnun. Elbette ki son dönemlerde bu tür uygulamaları sadece bizde değil, dünyanın birçok saray müzelerinde görmekteyiz. Biz de uyguluyoruz" yorumunda bulundu. ZİYARETÇİLERDEN TAM NOT Ziyaretçilerden Liya Ünsal, "Marmaris'ten buraya gezmeye geldim. Yaklaşık 4 gündür İstanbul'u geziyorum. Şu an Topkapı Sarayı'ndayız. Geldiğimde de farklı kostümlü personellerle karşılaştım. Gerçekten bu beni çok mutlu etti. Beni tarihe götürdü" derken, Eray Tahıyan ise, "Buraya gezmeye Kırklareli'den geldim. Gerçek insanların bu şekilde dolaşıyor olması tarihi canlı canlı yaşatıyor. Onları burada görüyor olmak sanki günümüzden geçmişe gitmişiz gibi hissettiriyor. Uygulamadan memnun kaldık" ifadelerini kullandı. Şeyma Şener ise "Bir tarih meraklısı olarak Topkapı Sarayı'nı gezmeye gelmiştim. Geldiğimde karşılaştığım manzara karşısında çok mutlu oldum. İnsanların tarihi anlamlandırması ve bilgilerini algılayabilmesi için çok güzel bir uygulama olmuş. Düşünenlere teşekkür ediyorum" diyerek uygulamayı takdir etti. Topkapı Sarayı’nda hayata geçirilen bu gelenek, ziyaretçilerin geçmişi daha yakından hissetmelerine olanak tanıyor ve tarihi canlandırma anlamında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.