Hava Durumu

#Tarih

TOURISMJOURNAL - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Ersoy: "Gece müzeciliğini sürdürüyoruz" Haber

Bakan Ersoy: "Gece müzeciliğini sürdürüyoruz"

Gece Müzeciliği uygulaması, bu yıl da Türkiye'nin dört bir yanındaki müze ve ören yerlerinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kültürel mirasın farklı bir atmosferde deneyimlenmesine imkan sağlayan uygulamanın, yeni sezonda da yerli ve yabancı ziyaretçilere akşam saatlerinde ziyaret deneyimi sunacağı belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy uygulamasının yeni dönemini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Ersoy, Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladıklarını belirterek kültürel mirası günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdikleri uygulamayı bu yıl da sürdüreceklerini dile getirdi. "Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz" Kültür rotalarında ziyaretçilere yine unutulmaz bir deneyim sunacaklarını vurgulayan Bakan Ersoy, "Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladık. Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz. 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında 20 müze ve ören yerimiz ziyaretçilerini gecenin kendine özgü atmosferinde ağırlayacak. Geçtiğimiz yıl Gece Müzeciliği kapsamında 1 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırladık. Nemrut’tan Efes’e, Side’den Zeugma’ya, Galata Kulesi’nden İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne uzanan kültür rotalarımızda ziyaretçilerimize yine unutulmaz bir deneyim sunacağız. Türkiye’nin zengin kültürel mirasını gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlemek isteyen tüm misafirlerimizi müzelerimize ve ören yerlerimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı. İlk uygulama üç yerde başladı Gece Müzeciliği uygulaması ile kültürel mekanların gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlenmesine imkan sağlanırken Türkiye'nin kültürel mirasının günün her saatinde yaşanabilir kılınmasının ve sürdürülebilir turizm vizyonunun güçlendirilmesinin hedeflendiği aktarıldı. İlk olarak Efes, Hierapolis ve Side ören yerlerinde başlatılan Gece Müzeciliği uygulaması kapsamında 2024 yılında 395 bin 212 ziyaretçinin ağırlandığı duyuruldu. Yerli ve yabancı ziyaretçilere gece saatlerinde ziyaret imkanı sunulan uygulamada Nemrut Ören Yeri, Efes Ören Yeri, Side Ören Yeri, Hierapolis Ören Yeri, Patara, Aspendos, Galata Kulesi, Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri ile Zeugma Mozaik Müzesi öne çıkan noktalar arasında yer aldı. İstanbul'daki müze ve ören yerlerinde uygulama, İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında 5 Ekim 2025 tarihine kadar sürdürülürken yoğun talep nedeniyle Efes ve Side ören yerlerinde 2 Kasım 2025 tarihine kadar uzatıldı. Galata Kulesi'nde ise Gece Müzeciliği uygulamasının yıl boyunca devam ettirildiği dile getirildi. Bunun yanı sıra Gece Müzeciliği kapsamında 2025 yılında 1 milyonun üzerinde ziyaretçinin ağırlandığı ifade edildi. 20 müze ve ören yerinde uygulanacak Gece Müzeciliği uygulamasının, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında Bakanlığa bağlı 11 müze ve 9 ören yeri olmak üzere toplam 20 müze ve ören yerinde uygulanacağı belirtildi. Bu kapsamda, T.C. kimlik numarasına sahip Müzekartlı ziyaretçiler, Müzekart geçiş haklarına ek olarak 200 lira ücret karşılığında; Nemrut Ören Yeri, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Alanya Müzesi, Aspendos Ören Yeri, Patara Ören Yeri, Likya Uygarlıkları Müzesi, Side Ören Yeri, Didim Apollon Tapınağı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Hierapolis Ören Yeri, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Galata Kulesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Efes Ören Yeri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Marmaris Müzesi, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Şanlıurfa Müzesi ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi'ni saat 19.00'dan itibaren belirlenen kapanış saatlerine kadar ziyaret edebilecek. Ahlat Selçuklu Mezarlığı ise ziyaretçilere ücretsiz olarak açık olacak.

Uppsala ‘IQ turizmi’ni başlattı Haber

Uppsala ‘IQ turizmi’ni başlattı

Selfie turizmi dünyanın en popüler destinasyonlarının bazılarına adeta el koymuş durumda; gezginler, objektiflerini çevirdikleri yerle gerçek anlamda bağ kurmadan, sadece “o kareyi” yakalayabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor. İsveç’teki bir destinasyon, bu eğilime karşı sıra dışı bir yaklaşım geliştirdi: “IQ Turizmi” programı. Uppsala, Stockholm’e yalnızca 40 dakikalık mesafedeki bir üniversite kenti olarak, ziyaretçileri en çok fotoğraflanan noktaların peşine düşmek yerine, onları derinlik, zekice kurgulanmış hikâyeler ve tarihin beklenmedik katmanlarıyla buluşturmayı hedefliyor. Bu yaklaşımı simgeleyen “IQ” sembolü, turistleri daha anlamlı deneyimlere yönlendirmek için kullanılıyor. Destination Uppsala’nın pazarlama direktörü Helena Bovin, “Buraya gelmenin başlıca nedeni merak olsun istiyoruz” diyerek bu yaklaşımı özetliyor. Ona göre bu, yalnızca yapılacaklar listesinden bir madde daha çıkarmak değil; anlam ve bağlam merkezli, daha derin bir seyahat deneyimine yönelmek anlamına geliyor. Kentte ayrıca binalardaki küçük ayrıntıları işaret eden gezici kırmızı dürbünler de olacak. Uppsala’da 'IQ turizmi' nasıl deneyimlenebilir? Uppsala, İsveç’in en genç şehirlerinden biri; nüfusunun neredeyse yarısı 30 yaşın altında. Bu da IQ Turizmi programındaki pek çok noktanın şehrin üniversite kimliğiyle doğrudan bağlantılı olmasını açıklıyor. Uppsala Üniversitesi, ülkenin en eski üniversitesi ve en ünlü mezunlarından biri Anders Celsius. Evet, o Celsius. 18. yüzyılda 100 dereceli termometreyi geliştiren Celsius’un, kaynama için 0°, donma için 100° kullanan orijinal tasarımını Gustavianum’nda görmek mümkün. Üniversite müzesinde ayrıca çok sayıda bilimsel alet, anatomik örnek ve tarihî eserle dolu 17. yüzyıldan kalma bir anatomi tiyatrosu da yer alıyor. Şehrin karakterini deneyimlemek isteyenler için 1878’de açılan öğrenci kafesi Ofvandahls Hovkonditori ya da 17. yüzyıl İngiliz kahvehanelerinin ruhunu yaşatan ve canlı sohbetleriyle bilinen kahve kavurucusu Arrenius Coffee uğranabilecek duraklar arasında. Şehrin hemen dışında ise Gamla Uppsala bulunuyor. Buradaki müze, Vendel dönemine (MS 550–800) tarihlenen kraliyet mezar höyüklerinin yanı başında yer alıyor ve bölgenin Viking Çağı’ndaki (MS 800–1050) önemini, Thor, Odin ve Freyr gibi tanrılara yapılan kurban ritüelleri üzerinden anlatıyor. IQ Turizmi programı kapsamında Uppsala, çoğu insanın gözden kaçırdığı küçük ayrıntıları öne çıkarmak için gezici kırmızı bir seyir dürbünü de tasarladı. Bu deneyimler arasında Uppsala Katedrali’ndeki 19. yüzyıl restorasyonundan önceki görünümü yansıtan yıkanmamış cam bölme, 1965’te “burada hiçbir şey olmadı” ifadesiyle dikkat çeken Östgöta Nation önündeki kaldırım taşı ve şehir geneline yayılmış, sanatçılar Jekaterina Pertoft ile Zilmara Suarez tarafından tasarlanan küçük “fare evleri” de yer alıyor.

Mardin’de, Turizm Sezonu Öncesi Ziyaretçi Artışı Haber

Mardin’de, Turizm Sezonu Öncesi Ziyaretçi Artışı

Mardin’de sezon başlamadan turist sayısında artış yaşanırken, mart sonu itibarıyla ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısındaki artış dikkati çekiyor. Esnaf ise turizm hareketliliğinin artmasını bekliyor. İş seyahati dolayısıyla kente gelen Murat Dadaş, ANKA Haber Ajansı'na, "Evler çok eski, binalar hep taştan. Gayet iyi. Sokaklar tertemiz, çarşısı çok iyi. Bir insanın canı sıkılmaz burada. Biz iş için geldik ama daha sonra gezmek ve tatil için kesinlikle geleceğimiz bir yer. Çok iyi, aradığınız her şeyi bulabiliyorsunuz burada. Buram buram tarih kokuyor, baharat kokuyor. Dört dörtlük bir şehir. Gelmeden, görmeden anlayamazlar buranın güzelliğini" dedi. Kentte esnaf olan Hüseyin Ballar ise hareketliliğin nisanda başlayacağını ifade ederek, şunları söyledi: "Mardin'de mart bittikten sonra inşallah hareketlilik başlayacak. Nisan, mayıs, haziran diye de devam edeceğiz. Savaşın etkisi biraz vardır. Ama burası temiz, Mardinimiz güzel bir memleket. Gelen misafirlerimize can veririz, onlar da bize can verirler. Esnafı zaten görüyorsunuz; hepsi hoşgörülü, güzel konuşuyorlar. Misafirlerimizi bekleriz, Mardin halkı misafirperverdir. Bizim yazımız da güzel, kışımız da güzel. Yazın ayrı bir havası var, kışın ayrı bir havası var. Mezopotamya bölgesi olduğumuz ve çok güzel bir memlekete sahip olduğumuz için insanlarımız da çok iyi, hoşgörülü ve saygılıdır. Burada öyle kötü niyetli insanlar bulamazsınız, çok nadirdir; daha doğrusu hiç bulamazsınız. Mardin halkı temiz insandır, misafirperverdir." "Görüp gezilecek, anılar biriktirilecek güzel bir yer" Tayin nedeniyle iki yıldır Mardin’de yaşayan Mersinli Derya Erol ise "kentin keşfedilmekle bitmeyen bir tılsımı olduğunu" söyleyerek, "Düzenimizi kurduk. Çok güzel, otantik bir şehir. Her hafta sonu buradayız. Şehir için çok küçük diyorlar ama biz iki yıldır geziyoruz, hâlâ gez gez bitmiyor bence. Her bir mekânda ayrı bir güzellik, ayrı bir tılsım var. Keşfetmekle biteceğini sanmıyorum. Görüp gezilecek, anılar biriktirilecek güzel bir yer. Farklı bir havası var, hem gecesi hem gündüzü ayrı güzel" diye konuştu. Makbule Turgut adlı yurttaş Mardin'e yılda 2-3 kez geldiklerini anlatarak, "Çok güzel, seviyoruz burayı. Kahveleri çok güzel, bayılıyoruz" derken, Balıkesir'den gelen Cebrail Özel de kentin tarihi derinliğinden memnuniyet duyduklarını ve düzenli olarak ziyarete geldiklerini kaydetti.

Bergemann: Türkiye Lüks Turizmde Yeni Bir Dönemde Haber

Bergemann: Türkiye Lüks Turizmde Yeni Bir Dönemde

Bergemann'ın yayında öne çıkan ifadeleri şunlar oldu: "8 Mart aslında yaklaşık 100 yıl önce başlayan bir mücadelenin meyvesi olarak dünya takvimine girdi. Aradan bir asır geçmesine rağmen biz kadınların bu mücadeleye hâlâ devam ediyor oluşu biraz ironik ve üzücü. Ancak ben kadınların iş hayatında var olmasını, çalışmasını ve üretmesini; hem rol model olmaları hem de kişisel gelişimleri açısından çok önemsiyorum. 8 Mart’ın bu farkındalığı sık sık hatırlatması kıymetli; umarım bu konuda daha somut adımlar atılır. Benim mesajım şu: Hepimizin hayatı çok kıymetli. Lütfen kendi hayatınızın mimarı olun ve bu hayatın inşasını sakın başkalarına bırakmayın." Türkiye’nin Lüks Destinasyon Dönüşümü ve "Lux in Türkiye" "En büyük idealim, Türkiye’ye katma değeri yüksek, varlıklı müşterileri çekmekti. Yaklaşık 25 yıl öncesinden bahsediyorum; o dönemde yurt dışındaki fuarlarda Türkiye’nin 'lüks destinasyon' olarak bir karşılığı yoktu. Maalesef işsizlik maaşıyla tatile gelen bir profil ağırlıktaydı. Oysa bizim çok daha yüksek profilli bir kitleye ihtiyacımız vardı. Bu vizyonla 2014 yılında 'Lux in Türkiye' platformunu kurduk. Şuna inandık: Turizmde en iyi tanıtım, yerinde yapılan tanıtımdır. Dünyadaki kanaat önderlerini ve sektör liderlerini davet ettik; burayı bizzat deneyimlemelerini sağladık. Bugün Türkiye’de dünya çapında markalar ve ürünler varsa, 'Lux in Türkiye'nin burada çok büyük bir motivasyonu ve emeği var. Nitekim 9-11 Mart tarihleri arasında düzenleyeceğimiz etkinliğe 35 farklı ülkeden yabancı misafirlerimiz gelecek." Jeopolitik Riskler ve Sektörün Kırılganlığı "Turizm sektörü doğası gereği çok kırılgan. Orta Doğu’da yaşanan son gerginliklerin kesinlikle bir etkisi var; ciddi telefonlar alıyoruz ve bazı iptaller yaşıyoruz. Ancak her şey durulduğunda sistemin hızla eski haline döneceğine inanıyorum. Aslında bugün dünyanın hiçbir yeri tam anlamıyla güvenli değil. Yarın nasıl bir gündeme uyanacağınızı dünyanın hiçbir yerinde öngöremezsiniz; dolayısıyla risk her yerde mevcut." Yeni Lüks Algısı: Deneyim ve Ulaşılamazlık "Lüks kavramı artık sadece 'pahalı olan' demek değil, bu algı değişiyor. Yeni lüks; deneyim odaklı, ulaşılamayan ve kişinin kendisini özel hissettiği ürünlerdir. Örneğin Butan bir lüks destinasyondur. Ulaşım zordur, çok lüks otelleri yoktur ama ağırladığım birçok VIP misafir oraya gitmek istiyor; çünkü orada eşsiz bir deneyim var. Türkiye son 10 yılda bu alanda muazzam bir gelişim kaydetti. Ürün çeşitliliği, gelen küresel markalar ve destinasyon zenginliğiyle artık dünyanın önde gelen lüks duraklarından biriyiz. Tarih, kültür, gastronomi, deniz ve güneş… Türkiye olarak her kitleye hitap edebilen bir gücümüz var." Gelecek İçin Üç Temel Sütun: Eğitim, Misafirperverlik, Sürdürülebilirlik "Sektörde standardizasyon hayati önem taşıyor. Özellikle eğitime ve yabancı dil sorununa odaklanmalıyız. Bu kadar büyük bir turizm ülkesi olmamıza rağmen hâlâ dil engeliyle karşılaşmamız büyük bir eksiklik. İkincisi, genlerimizde olan o meşhur misafirperverliğimizi asla kaybetmemeliyiz; bunun eğitimini okullardan itibaren vermeliyiz. Ve tabii ki sürdürülebilirlik… Bu, geleceğin turizminin anahtarı olacak."

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü Haber

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4'üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4'üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye'nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor Haber

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor

Kampanya kapsamında İzmir ve İstanbul’daki devlet ve özel okullarda eğitimine devam eden 8–24 yaş arasındaki öğrenciler, 26 Haziran’a kadar her iki müzeyi de %50 indirimli biletlerle ziyaret edebiliyor. Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan 1700 yıllık yolculuk Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi İstanbul’un kalbinde, Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Defter-i Hakani Nezareti binasında yer alan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, ziyaretçilerini Ayasofya’nın 1700 yıllık geçmişinde büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Müze, Ayasofya’nın Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan tarihini teknoloji destekli görsel ve işitsel uygulamalarla benzersiz bir şekilde anlatıyor. Konstantin, Theodosius, Jüstinyen, Fatih Sultan Mehmet ve Mimar Sinan gibi isimlerin Ayasofya üzerindeki izleri ise yapının mimarisi, kubbesi ve geçirdiği değişimler üzerinden aktarılıyor. Sergi alanında ise ziyaretçileri önemli bir bölümü ilk kez sergilenen özel bir koleksiyon bekliyor. Koleksiyonda Ayasofya’nın mühürlü tuğlaları, Fatih Sultan Mehmet tarafından Ayasofya-i Kebir Camii’ne vakfedilen Kur’an-ı Kerim, Fossatti Kardeşler tarafından yapılan ve kubbedeki dört Seraphim Meleği’nin yüzünü kaplayan bronz madalyonlardan biri, Aziz Tadeos’un kol biçimli rölikeri ve Ayasofya Camii Minber Sancağı gibi eserler yer alıyor. Efes Deneyim Müzesi Dünyanın en iyi müzeleri arasında yer alan Efes Deneyim Müzesi, antik çağın en görkemli şehirlerinden biri olan Efes’in büyüsünü ve geçmişini geleceğin teknolojisiyle buluşturuyor. Efes Antik Tiyatrosu’nun tam karşısında yer alan müze; 360 derece mapping ve projeksiyon sistemleri, hologramlar, üç boyutlu akustik ses tasarımları, zemin titreşimleri, tematik koku ve sis efektlerini kullanarak ziyaretçilerine antik çağın gündelik yaşamını tüm duyularıyla deneyimleme imkanı sunuyor. Müzenin miti ve gerçekliği iç içe sunan görsel anlatımları, ziyaretçileri adeta Efes’in antik çağdaki caddelerine, festivallerine, tapınaklarına, evlerine, çarşı ve pazarlarına götürüyor. Ziyaretçiler, Liman Caddesi’nde yürüyormuş gibi hissederken Artemis Tapınağı’nın mimari görkemine tanıklık ediyor. Teras Evler’e misafir oluyor, Androklos’tan Kleopatra ve Marcus Antonius’a, Artemis’ten Aziz Pavlus’a Efes’in ünlü simalarıyla tanışıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.