Hava Durumu

#Tarih

TOURISMJOURNAL - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uppsala ‘IQ turizmi’ni başlattı Haber

Uppsala ‘IQ turizmi’ni başlattı

Selfie turizmi dünyanın en popüler destinasyonlarının bazılarına adeta el koymuş durumda; gezginler, objektiflerini çevirdikleri yerle gerçek anlamda bağ kurmadan, sadece “o kareyi” yakalayabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor. İsveç’teki bir destinasyon, bu eğilime karşı sıra dışı bir yaklaşım geliştirdi: “IQ Turizmi” programı. Uppsala, Stockholm’e yalnızca 40 dakikalık mesafedeki bir üniversite kenti olarak, ziyaretçileri en çok fotoğraflanan noktaların peşine düşmek yerine, onları derinlik, zekice kurgulanmış hikâyeler ve tarihin beklenmedik katmanlarıyla buluşturmayı hedefliyor. Bu yaklaşımı simgeleyen “IQ” sembolü, turistleri daha anlamlı deneyimlere yönlendirmek için kullanılıyor. Destination Uppsala’nın pazarlama direktörü Helena Bovin, “Buraya gelmenin başlıca nedeni merak olsun istiyoruz” diyerek bu yaklaşımı özetliyor. Ona göre bu, yalnızca yapılacaklar listesinden bir madde daha çıkarmak değil; anlam ve bağlam merkezli, daha derin bir seyahat deneyimine yönelmek anlamına geliyor. Kentte ayrıca binalardaki küçük ayrıntıları işaret eden gezici kırmızı dürbünler de olacak. Uppsala’da 'IQ turizmi' nasıl deneyimlenebilir? Uppsala, İsveç’in en genç şehirlerinden biri; nüfusunun neredeyse yarısı 30 yaşın altında. Bu da IQ Turizmi programındaki pek çok noktanın şehrin üniversite kimliğiyle doğrudan bağlantılı olmasını açıklıyor. Uppsala Üniversitesi, ülkenin en eski üniversitesi ve en ünlü mezunlarından biri Anders Celsius. Evet, o Celsius. 18. yüzyılda 100 dereceli termometreyi geliştiren Celsius’un, kaynama için 0°, donma için 100° kullanan orijinal tasarımını Gustavianum’nda görmek mümkün. Üniversite müzesinde ayrıca çok sayıda bilimsel alet, anatomik örnek ve tarihî eserle dolu 17. yüzyıldan kalma bir anatomi tiyatrosu da yer alıyor. Şehrin karakterini deneyimlemek isteyenler için 1878’de açılan öğrenci kafesi Ofvandahls Hovkonditori ya da 17. yüzyıl İngiliz kahvehanelerinin ruhunu yaşatan ve canlı sohbetleriyle bilinen kahve kavurucusu Arrenius Coffee uğranabilecek duraklar arasında. Şehrin hemen dışında ise Gamla Uppsala bulunuyor. Buradaki müze, Vendel dönemine (MS 550–800) tarihlenen kraliyet mezar höyüklerinin yanı başında yer alıyor ve bölgenin Viking Çağı’ndaki (MS 800–1050) önemini, Thor, Odin ve Freyr gibi tanrılara yapılan kurban ritüelleri üzerinden anlatıyor. IQ Turizmi programı kapsamında Uppsala, çoğu insanın gözden kaçırdığı küçük ayrıntıları öne çıkarmak için gezici kırmızı bir seyir dürbünü de tasarladı. Bu deneyimler arasında Uppsala Katedrali’ndeki 19. yüzyıl restorasyonundan önceki görünümü yansıtan yıkanmamış cam bölme, 1965’te “burada hiçbir şey olmadı” ifadesiyle dikkat çeken Östgöta Nation önündeki kaldırım taşı ve şehir geneline yayılmış, sanatçılar Jekaterina Pertoft ile Zilmara Suarez tarafından tasarlanan küçük “fare evleri” de yer alıyor.

Mardin’de, Turizm Sezonu Öncesi Ziyaretçi Artışı Haber

Mardin’de, Turizm Sezonu Öncesi Ziyaretçi Artışı

Mardin’de sezon başlamadan turist sayısında artış yaşanırken, mart sonu itibarıyla ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısındaki artış dikkati çekiyor. Esnaf ise turizm hareketliliğinin artmasını bekliyor. İş seyahati dolayısıyla kente gelen Murat Dadaş, ANKA Haber Ajansı'na, "Evler çok eski, binalar hep taştan. Gayet iyi. Sokaklar tertemiz, çarşısı çok iyi. Bir insanın canı sıkılmaz burada. Biz iş için geldik ama daha sonra gezmek ve tatil için kesinlikle geleceğimiz bir yer. Çok iyi, aradığınız her şeyi bulabiliyorsunuz burada. Buram buram tarih kokuyor, baharat kokuyor. Dört dörtlük bir şehir. Gelmeden, görmeden anlayamazlar buranın güzelliğini" dedi. Kentte esnaf olan Hüseyin Ballar ise hareketliliğin nisanda başlayacağını ifade ederek, şunları söyledi: "Mardin'de mart bittikten sonra inşallah hareketlilik başlayacak. Nisan, mayıs, haziran diye de devam edeceğiz. Savaşın etkisi biraz vardır. Ama burası temiz, Mardinimiz güzel bir memleket. Gelen misafirlerimize can veririz, onlar da bize can verirler. Esnafı zaten görüyorsunuz; hepsi hoşgörülü, güzel konuşuyorlar. Misafirlerimizi bekleriz, Mardin halkı misafirperverdir. Bizim yazımız da güzel, kışımız da güzel. Yazın ayrı bir havası var, kışın ayrı bir havası var. Mezopotamya bölgesi olduğumuz ve çok güzel bir memlekete sahip olduğumuz için insanlarımız da çok iyi, hoşgörülü ve saygılıdır. Burada öyle kötü niyetli insanlar bulamazsınız, çok nadirdir; daha doğrusu hiç bulamazsınız. Mardin halkı temiz insandır, misafirperverdir." "Görüp gezilecek, anılar biriktirilecek güzel bir yer" Tayin nedeniyle iki yıldır Mardin’de yaşayan Mersinli Derya Erol ise "kentin keşfedilmekle bitmeyen bir tılsımı olduğunu" söyleyerek, "Düzenimizi kurduk. Çok güzel, otantik bir şehir. Her hafta sonu buradayız. Şehir için çok küçük diyorlar ama biz iki yıldır geziyoruz, hâlâ gez gez bitmiyor bence. Her bir mekânda ayrı bir güzellik, ayrı bir tılsım var. Keşfetmekle biteceğini sanmıyorum. Görüp gezilecek, anılar biriktirilecek güzel bir yer. Farklı bir havası var, hem gecesi hem gündüzü ayrı güzel" diye konuştu. Makbule Turgut adlı yurttaş Mardin'e yılda 2-3 kez geldiklerini anlatarak, "Çok güzel, seviyoruz burayı. Kahveleri çok güzel, bayılıyoruz" derken, Balıkesir'den gelen Cebrail Özel de kentin tarihi derinliğinden memnuniyet duyduklarını ve düzenli olarak ziyarete geldiklerini kaydetti.

Bergemann: Türkiye Lüks Turizmde Yeni Bir Dönemde Haber

Bergemann: Türkiye Lüks Turizmde Yeni Bir Dönemde

Bergemann'ın yayında öne çıkan ifadeleri şunlar oldu: "8 Mart aslında yaklaşık 100 yıl önce başlayan bir mücadelenin meyvesi olarak dünya takvimine girdi. Aradan bir asır geçmesine rağmen biz kadınların bu mücadeleye hâlâ devam ediyor oluşu biraz ironik ve üzücü. Ancak ben kadınların iş hayatında var olmasını, çalışmasını ve üretmesini; hem rol model olmaları hem de kişisel gelişimleri açısından çok önemsiyorum. 8 Mart’ın bu farkındalığı sık sık hatırlatması kıymetli; umarım bu konuda daha somut adımlar atılır. Benim mesajım şu: Hepimizin hayatı çok kıymetli. Lütfen kendi hayatınızın mimarı olun ve bu hayatın inşasını sakın başkalarına bırakmayın." Türkiye’nin Lüks Destinasyon Dönüşümü ve "Lux in Türkiye" "En büyük idealim, Türkiye’ye katma değeri yüksek, varlıklı müşterileri çekmekti. Yaklaşık 25 yıl öncesinden bahsediyorum; o dönemde yurt dışındaki fuarlarda Türkiye’nin 'lüks destinasyon' olarak bir karşılığı yoktu. Maalesef işsizlik maaşıyla tatile gelen bir profil ağırlıktaydı. Oysa bizim çok daha yüksek profilli bir kitleye ihtiyacımız vardı. Bu vizyonla 2014 yılında 'Lux in Türkiye' platformunu kurduk. Şuna inandık: Turizmde en iyi tanıtım, yerinde yapılan tanıtımdır. Dünyadaki kanaat önderlerini ve sektör liderlerini davet ettik; burayı bizzat deneyimlemelerini sağladık. Bugün Türkiye’de dünya çapında markalar ve ürünler varsa, 'Lux in Türkiye'nin burada çok büyük bir motivasyonu ve emeği var. Nitekim 9-11 Mart tarihleri arasında düzenleyeceğimiz etkinliğe 35 farklı ülkeden yabancı misafirlerimiz gelecek." Jeopolitik Riskler ve Sektörün Kırılganlığı "Turizm sektörü doğası gereği çok kırılgan. Orta Doğu’da yaşanan son gerginliklerin kesinlikle bir etkisi var; ciddi telefonlar alıyoruz ve bazı iptaller yaşıyoruz. Ancak her şey durulduğunda sistemin hızla eski haline döneceğine inanıyorum. Aslında bugün dünyanın hiçbir yeri tam anlamıyla güvenli değil. Yarın nasıl bir gündeme uyanacağınızı dünyanın hiçbir yerinde öngöremezsiniz; dolayısıyla risk her yerde mevcut." Yeni Lüks Algısı: Deneyim ve Ulaşılamazlık "Lüks kavramı artık sadece 'pahalı olan' demek değil, bu algı değişiyor. Yeni lüks; deneyim odaklı, ulaşılamayan ve kişinin kendisini özel hissettiği ürünlerdir. Örneğin Butan bir lüks destinasyondur. Ulaşım zordur, çok lüks otelleri yoktur ama ağırladığım birçok VIP misafir oraya gitmek istiyor; çünkü orada eşsiz bir deneyim var. Türkiye son 10 yılda bu alanda muazzam bir gelişim kaydetti. Ürün çeşitliliği, gelen küresel markalar ve destinasyon zenginliğiyle artık dünyanın önde gelen lüks duraklarından biriyiz. Tarih, kültür, gastronomi, deniz ve güneş… Türkiye olarak her kitleye hitap edebilen bir gücümüz var." Gelecek İçin Üç Temel Sütun: Eğitim, Misafirperverlik, Sürdürülebilirlik "Sektörde standardizasyon hayati önem taşıyor. Özellikle eğitime ve yabancı dil sorununa odaklanmalıyız. Bu kadar büyük bir turizm ülkesi olmamıza rağmen hâlâ dil engeliyle karşılaşmamız büyük bir eksiklik. İkincisi, genlerimizde olan o meşhur misafirperverliğimizi asla kaybetmemeliyiz; bunun eğitimini okullardan itibaren vermeliyiz. Ve tabii ki sürdürülebilirlik… Bu, geleceğin turizminin anahtarı olacak."

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü Haber

Nadir Alpaslan, Türkiye Turizmde Dünyada 4’üncü

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4'üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4'üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye'nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor Haber

Deneyim müzelerinde öğrencilere %50 indirim sürüyor

Kampanya kapsamında İzmir ve İstanbul’daki devlet ve özel okullarda eğitimine devam eden 8–24 yaş arasındaki öğrenciler, 26 Haziran’a kadar her iki müzeyi de %50 indirimli biletlerle ziyaret edebiliyor. Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan 1700 yıllık yolculuk Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi İstanbul’un kalbinde, Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Defter-i Hakani Nezareti binasında yer alan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, ziyaretçilerini Ayasofya’nın 1700 yıllık geçmişinde büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Müze, Ayasofya’nın Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan tarihini teknoloji destekli görsel ve işitsel uygulamalarla benzersiz bir şekilde anlatıyor. Konstantin, Theodosius, Jüstinyen, Fatih Sultan Mehmet ve Mimar Sinan gibi isimlerin Ayasofya üzerindeki izleri ise yapının mimarisi, kubbesi ve geçirdiği değişimler üzerinden aktarılıyor. Sergi alanında ise ziyaretçileri önemli bir bölümü ilk kez sergilenen özel bir koleksiyon bekliyor. Koleksiyonda Ayasofya’nın mühürlü tuğlaları, Fatih Sultan Mehmet tarafından Ayasofya-i Kebir Camii’ne vakfedilen Kur’an-ı Kerim, Fossatti Kardeşler tarafından yapılan ve kubbedeki dört Seraphim Meleği’nin yüzünü kaplayan bronz madalyonlardan biri, Aziz Tadeos’un kol biçimli rölikeri ve Ayasofya Camii Minber Sancağı gibi eserler yer alıyor. Efes Deneyim Müzesi Dünyanın en iyi müzeleri arasında yer alan Efes Deneyim Müzesi, antik çağın en görkemli şehirlerinden biri olan Efes’in büyüsünü ve geçmişini geleceğin teknolojisiyle buluşturuyor. Efes Antik Tiyatrosu’nun tam karşısında yer alan müze; 360 derece mapping ve projeksiyon sistemleri, hologramlar, üç boyutlu akustik ses tasarımları, zemin titreşimleri, tematik koku ve sis efektlerini kullanarak ziyaretçilerine antik çağın gündelik yaşamını tüm duyularıyla deneyimleme imkanı sunuyor. Müzenin miti ve gerçekliği iç içe sunan görsel anlatımları, ziyaretçileri adeta Efes’in antik çağdaki caddelerine, festivallerine, tapınaklarına, evlerine, çarşı ve pazarlarına götürüyor. Ziyaretçiler, Liman Caddesi’nde yürüyormuş gibi hissederken Artemis Tapınağı’nın mimari görkemine tanıklık ediyor. Teras Evler’e misafir oluyor, Androklos’tan Kleopatra ve Marcus Antonius’a, Artemis’ten Aziz Pavlus’a Efes’in ünlü simalarıyla tanışıyor.

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor Haber

Pompeiopolis, Güneş Saatiyle Tarihini Gün Yüzüne Çıkarıyor

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin'in yürütücülüğünde hazırlanan "Güneş Saati Üzerinden Zamanın İzinde: Paflagonya Bölgesi ve Pompeiopolis Antik Kenti'nin Bilim Tarihi Açısından Analizi ve Dijital Modellemesi" başlıklı proje, TÜBİTAK-3005 Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Çalışma, Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2021 yılında ortaya çıkarılan hemicyclium tipindeki güneş saatinin bilim kapsamlı bir şekilde incelenmesini amaçlıyor. Projede güneş saatinin teknik yapısı, astronomi bilgisi, mühendislik özellikleri ve sosyo-kültürel düşüncede disiplinler arası yöntemlerle analiz edilecek. Türkiye'de antik güneş saatlerine ilişkin beşeri bilimler alanında yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olması, projeyi hem özgün hem de bilimsel açıdan yeni bir konuma yerleştiriyor. Proje kapsamında güneş saati, bilgisayar destekli ışık-gölge simülasyonları ile yeniden modellenerek kullanım doğruluğu test edilecek; benzer örneklerle karşılaştırmalı analiz yapılacak. Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve Paflagonya Eyalet Merkezi olarak kurulan ve M.Ö. 64 yılında inşa edilen Pompeiopolis Antik Kenti'nde proje kapsamında yürütülen bilimsel çalışmaların yanı sıra Paflagonya tarihine ışık tutacak veriler de ilk kez ortaya çıkarılacak. "Roma döneminden kalma kase tipi güneş saati olduğunu belirledik" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Unat, "Taşköprü'deki kalıntıları üniversitemizin Arkeoloji Bölümü'nden arkadaşlarımız incelediklerinde bir güneş saati bulduklarını söylediler. Biz de bu projeyi bu amaçla hazırladık ve buradaki güneş saatinin nasıl olduğunu, ne türde bir güneş sahip olduğunu ve çalışma prensibinin de nasıl olduğu üzere bir çalışma yapmaya başladık. Bu çalışma süreci içerisinde güneş saatinin aşağı yukarı M.Ö. 3'üncü yüzyıldan Roma döneminden kalan kase tipi bir güneş saatini olduğunu belirledik. Amacımız bu güneş saatini yeniden ortaya çıkartmak, dizayn etmek, belki de üniversitemizin kampüsü içerisinde bu saatimizi yeniden reprodüksiyonunu yaparak güzel bir şekilde yerleştirebilmek" dedi. "Bölgeyi ziyaret eden kişilerin güneş saatinin olması önem taşıyor" Bütün uygarlıkların bilime katkılarının oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Unat, "Biz, Kastamonu'nun da geçmişten bu yana bilim kültürüne hizmet ettiğinin bir göstergesi olarak bu projeyi tamamlamayı düşünüyoruz. Dolayısıyla geçmiş dönemden bugüne kadar oluşan süreç içerisinde gerek Roma dönemi, gerek Osmanlı dönemi, gerek diğer kültürlerin buraya yapmış olduğu katkıların bilimsel katkıların da olduğunu gösterebilen bir proje sunmayı hedefledik. Bu buranın kültürel zenginliklerini göstermesi açısından, gerek Paflagonya bölgesinin, gerek Kastamonu'nun kültürel kimliği açısından oldukça önemli. Bunun dışında buradaki çalışma aynı zamanda ekonomik ve turizm açısından da bölgeye katkı sağlayaca" diye konuştu. "Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması kültürel mirasa katkı sağlayacak" Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Fatih Tekin ise, "Bilim tarihinden coğrafyaya, arkeoloji bölümünden tarih bölümüne kadar farklı alanladaki arkadaşlarımızla bir ekip kurduk ve Pompeipolis Antik Kentini güneş saati üzerinden dijitalleştirmeye karar verdik. Dijitalleştirme için de çağımızın oldukça önemli bir yaklaşım olan dijital beşeri bilimler çalışmalarını ve yöntemlerini kullanmayı planlıyoruz. Bu kapsamda projemizde güneş saatini tarama cihazlarıyla ve oradaki antik kenti bir uçtan diğer uca kadar olacak şekilde üniversitemiz aracılığıyla bir web sitesinde tanıtmayı planlıyoruz. Pompeipolis'in de dijital olarak tasarlanması, modellenmesi, kültürel mirasa büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatacağız" Amaçlarının Paflagonya'daki bilimsel çalışmaları ele almak olduğunu ifade eden Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Okan Demir de, "Paflagonyanın tarihi anlamdaki imajları genelde egemen güçler tarafından çizilmiştir. Aslında bu projeyle beraber Paflagonyanın bilimsel olarak üretimlerini, sosyo-kültürel açıdan dünya tarihine katkılarını ilk defa kendi oluşturdukları bir eserle aydınlatmış olacağız. Bu kapsamda projemiz daha sonraki çalışmalar açısından Paflagonya tarihinin aydınlatılmasında çok büyük bir önemi haizdir. Güneş saati, M.S. 3'üncü veya 5'inci yüzyıllar arasında üretilmiş olduğu düşünülüyor. Bu dönemde Paflagonya, Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altındadır" şeklinde konuştu. "Güneş saatiyle ilgili veriler toplayacağız" Proje süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Suat Yazan da, "Ulaştığımız verilerin dijitalleşmesine de hem uzaktan algılama, hem coğrafi bilgi sistemleriyle yapılacak analizlerde kullanılmasına çalışacağız. Bu anlamda benim temel vurgunum projenin bütüncül yapısına ilişkin olabilir. Ayrıca kazı faaliyetlerini gerçekleştiren ekiple de bir araya geleceğiz. Onların buradaki kazı çalışmasına yönelik çıkarılan, ulaşılan arkeolojik keşiflere yönelik görüşlerini alıp projeye dahil edeceğiz ve bu şekilde projemizi tamamlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Samet Doğan da projede kullanılacak sayısal yüzey modelleme konusunda bilgi verdi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise projeyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Pompeiopolis Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan güneş saatinin yeniden bilimsel bir bakışla incelenmesi, hem üniversitemiz hem de bölgenin kültürel mirası açısından oldukça değerlidir" dedi. Projede Harran Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi de yer alıyor.

Kozan, Turizmde Yeni Bir Destinasyon Olmaya Hazırlanıyor Haber

Kozan, Turizmde Yeni Bir Destinasyon Olmaya Hazırlanıyor

Adana'nın narenciye, bal ve kuru meyve üretiminde öncü ilçesi Kozan, Efes Antik Kenti'nin yedi katı büyüklüğünde olduğu belirtilen tarihi Anavarza Antik Kenti, turizmde hak ettiği payı almak için hazırlıklara başladı. Nisan ayında portakal çiçeği kokuları eşliğinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanan ilçe için turizm paydaşları bir araya geldi. Kozan Belediyesi, ilçenin turizm potansiyelini tanıtmak amacıyla Adana Turist Rehberleri Odası yönetimi ile yerli ve yabancı turistlere rehberlik yapan profesyonelleri ilçede ağırladı. Gün boyu tarihi ve turistik alanları gezen heyet, iftarın ardından Tarihi Arıkan Konağı'nda bir araya geldi. Her yıl yaklaşık 700 bin turistin katıldığı Portakal Çiçeği Karnavalı'nın bir ayağının Kozan'da gerçekleştirilmesi için girişimlerin tamamlandığı belirtilirken, karnavalın ikinci haftasında ilçeye yerli ve yabancı turist kafilelerinin gelmesi için hazırlıkların sürdüğü ifade edildi. "Kozan'ı sadece üretimle anlatmak eksik kalır" Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, ilçenin yalnızca tarımla değil; tarih, doğa ve ekoturizm potansiyeliyle de ön plana çıkması gerektiğini söyledi. Atlı, "Kozan'ı gittiğimiz her yerde anlatıyoruz. Biz üretken bir ilçeyiz ancak Kozan'ı sadece üretim ve tarımla ilişkilendirmek, ilçenin yalnızca bir yönünü anlatmak olur. Kozan aynı zamanda tarih, turizm, ekoturizm ve doğal güzellikler demektir" dedi. İlçenin çok katmanlı tarihine dikkat çeken Atlı, "Kalesi Asurlulardan, köprüsü Romalılardan, camisi Memlüklerden kalan ve sadece 500 metrelik bir alanda bu kadar zengin tarihi mirasa sahip bir yerden söz ediyoruz. Anavarza'yı ise henüz anlatmaya bile başlamadık. Amacımız, Kozan'ın tarihini, doğal güzelliklerini ve gastronomisini ekonomik değere dönüştürerek hane halkının gelirine katkı sağlamak ve güçlü bir turizm destinasyonu oluşturmaktır" ifadelerini kullandı. Rehberlerden destek: "Kozan hak ettiği yere ulaşacak" Adana Bölgesel Rehberler Odası Başkanı Salih Soner İnce, bölgenin tarihi ve gastronomi zenginliğinden etkilendiklerini belirterek şunları söyledi: "Sayın Başkanımızın daveti üzerine geniş bir ekiple bölgeyi ziyaret ettik. Tarihi ve turistik yerleri yerinde görme fırsatı bulduk. Gastronomisinin ne kadar güçlü olduğunu deneyimledik. Kozan'ın hak ettiği konuma ulaşması için elimizden gelen desteği vereceğiz. Portakal çiçeği kokusunu hissedeceğimiz şehir Kozan'a büyük bir ekiple geleceğiz. Karnaval yetkilileriyle görüştük, gerekli onaylar alındı. Bir sonraki hafta Kozan'dayız" dedi. Hedef: Eko turizm, tarih ve doğa ile yeni destinasyon Toplantıda, Adana merkezde düzenlenen etkinliklerin Kozan ayağıyla zenginleştirilmesi planlandı. Ziyaretçilerin narenciye bahçelerinde ağırlanması ve tarihi Kozan Çarşısı'nda portakal çiçekleri eşliğinde başlayacak turizm hareketliliğiyle ilçenin yerli ve yabancı turistlerin yeni gözdesi olması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.