Hava Durumu

#Tahsilat

TOURISMJOURNAL - Tahsilat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahsilat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

10 günlük tatilden turizmci mutlu, esnaf mutsuz Haber

10 günlük tatilden turizmci mutlu, esnaf mutsuz

Özellikle yüksek enflasyon, artan maliyetler ve nakit akışı sorununun yaşandığı bir dönemde uzun tatillerin etkisi artık sadece sosyal değil, doğrudan ekonomik bir tartışma konusu haline geldi. Turizm bölgeleri hareketlendi, oteller kazandı Uzun tatilin en büyük kazananı yine turizm sektörü oldu. Antalya, Bodrum, Çeşme, Marmaris gibi destinasyonlarda oteller doluluklarını artırırken; havayolları, restoranlar, beach işletmeleri, araç kiralama şirketleri ve eğlence sektörü de hareketlendi. Özellikle şehir hayatından kaçmak isteyen orta ve üst gelir grubunun kısa tatil planları: İç turizmi canlandırdı,Sezonu erkene çekti,Tatil bölgelerinde günlük ekonomiyi büyüttü. Akaryakıt satışlarından hava yolu biletlerine kadar birçok kalemde geçici bir ekonomik canlılık oluştu. Ancak uzmanlara göre burada temel sorun, bu hareketliliğin tüm ekonomiye eşit dağılmaması. Çünkü aynı günlerde Türkiye’nin başka bir tarafında üretim yavaşladı, küçük işletmeler ise gider baskısıyla karşı karşıya kaldı. Küçük esnaf için tatil değil, durgunluk dönemi Uzun tatillerin en zorlayıcı etkisini küçük işletmeler hissediyor. Mahalle esnafı, atölyeler, küçük üreticiler, günlük nakit akışıyla çalışan işletmeler için 10 günlük durgunluk; çoğu zaman “dinlenme” değil, gelir kaybı anlamına geliyor. Çünkü işletmeler kapansa bile: Kira işlemeye devam ediyor,SGK primleri sürüyor,Personel maaşları durmuyor,Krediler ve çek ödemeleri devam ediyor. Özellikle perakende dışındaki sektörlerde birçok işletme için resmi tatil, fiilen 12-13 günlük ekonomik yavaşlama yaratıyor. Bazı işletmeler sipariş teslimlerini ertelemek zorunda kalırken, tahsilat zinciri de aksayabiliyor. Üretim durunca maliyet büyüyor Sanayi ve ihracat tarafında ise mesele daha farklı. Türkiye gibi üretim ve ihracata dayalı büyümek isteyen ekonomilerde uzun duruşlar; Teslim sürelerini uzatabiliyor,Lojistik zincirini yavaşlatabiliyor,İhracatçı için rekabet baskısı oluşturabiliyor. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu’daki müşteriler çalışmaya devam ederken Türkiye’de üretimin yavaşlaması, bazı sektörlerde zaman kaybı ve ek maliyet yaratabiliyor. İhracatçıların en çok dile getirdiği sorunlardan biri ise şu: “Dünya çalışırken Türkiye’nin uzun süre durması.” Büyük şirketler yönetiyor, küçük işletme zorlanıyor Kurumsal şirketler ve büyük holdingler uzun tatilleri daha planlı yönetebiliyor. Ancak küçük ölçekli işletmeler için durum aynı değil. Özellikle: Borçla dönen,Personel maliyeti yüksek olan,Kirası ağırlaşan,Günlük satışla ayakta kalan işletmeler, tatil sonrası dönemde ciddi nakit baskısı yaşayabiliyor. Bugün birçok KOBİ’nin temel sorunu kârsızlık değil, nakit akışı. Uzun tatiller ise bu kırılgan yapıyı daha da hassas hale getiriyor. Çalışan tarafında ise farklı bir gerçek var Öte yandan çalışan kesim için uzun tatiller hâlâ önemli bir sosyal ihtiyaç. Ekonomik baskının yoğun olduğu bir dönemde insanlar: Aileleriyle zaman geçirmek,Şehirden uzaklaşmak,Psikolojik olarak nefes almak istiyor. Ancak burada da gelir farkı ortaya çıkıyor. Çünkü yüksek tatil maliyetleri nedeniyle milyonlarca kişi için “10 günlük tatil”, gerçekte evde geçirilen uzun bir resmi tatil anlamına geliyor. Bu nedenle uzun tatilin ekonomiye etkisi kadar, toplumun hangi kesiminin gerçekten tatil yapabildiği de ayrı bir tartışma konusu haline geliyor. Asıl soru şu: Türkiye bu modele hazır mı? Ekonomistler artık şu sorunun daha yüksek sesle sorulması gerektiğini söylüyor: Türkiye ekonomisi, üretim ve ticaret tarafında hâlâ kırılganlık yaşarken bu kadar uzun tatilleri kaldırabilecek yapıda mı? Çünkü bugün aynı tatil: Bir kesim için deniz, seyahat ve harcama,Başka bir kesim için ise kapanan dükkân, duran üretim ve artan borç anlamına geliyor. Türkiye’de uzun tatil ekonomisi büyüyor. Ama görünen o ki, herkes aynı tatili yaşamıyor.

BDDK Düzenlemesi, Kredi Kartı Limitleri Turizmi Etkileyebilir Haber

BDDK Düzenlemesi, Kredi Kartı Limitleri Turizmi Etkileyebilir

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından kredi kartı limitlerine yönelik olarak alınan kararları yakından takip etmekteyim. Enflasyonla mücadele hedefi doğrultusunda atılan adımların öneminin farkında olduğumu ve mali disiplinin korunmasına yönelik çabaları önemsediğimi ifade etmek isterim. Kredi kartı limitlerine ilişkin bu düzenlemenin, yalnızca belirli bir alanı değil; ticaretten hizmet sektörlerine, işletmelerden hane halkı harcamalarına kadar ekonomik hayatın tamamını etkileyebilecek nitelikte bir değişiklik olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle olası yansımalarının sahadaki etkilerle birlikte değerlendirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Biz turizmciler açısından kredi kartları; yalnızca bir ödeme aracı değil, sektörün işleyişinin temel unsurlarından biridir. Seyahat planlamasından rezervasyon süreçlerine, konaklamadan ulaşım ve yeme-içme harcamalarına kadar turizm sektöründeki pek çok işlem, kredi kartları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Otel ve tesis konaklamaları, paket turlar, ulaşım biletleri, araç kiralama ve organizasyon harcamalarının çok önemli bir bölümü bu yöntemle ödenmektedir. Bu çerçevede kredi kartı limitlerinde yaşanabilecek daralmanın, vatandaşlarımızın seyahat planlarını ve özellikle iç turizm talebini etkileyebileceği; bunun da turizm işletmelerinin tahsilat ve nakit akışı üzerinde yansımaları olabileceği öngörülmektedir. Sezonsal bir yapıya sahip olan turizm sektöründe nakit döngüsünün yavaşlaması, istihdam ve yatırım kararları açısından da önem taşımaktadır. Kredi kartı limitlerinin daraltılması, hem vatandaşlarımızın seyahat planlarını ertelemesine hem de turizm işletmelerinin tahsilat ve nakit akışında ciddi sorunlar yaşamasına yol açabilecektir. Bu durumun en önemli yansımalarından biri, özellikle iç turizmde talebin azalması şeklinde ortaya çıkacaktır. Kredi kartı kullanımının sınırlanması; oteller, seyahat acenteleri, rehberlik hizmetleri, yeme-içme işletmeleri ve KOBİ ölçeğindeki çok sayıda turizm işletmesinin satışlarını ve nakit döngüsünü olumsuz etkileyecektir. Sezonsal gelir yapısına sahip olan turizm sektöründe nakit akışının yavaşlaması; zincirleme biçimde istihdamdan yatırımlara, hizmet kalitesinden uluslararası rekabet gücüne kadar pek çok alanda risk oluşturma potansiyeline sahiptir. Öte yandan, turizm harcamalarının kredi kartı harici yöntemlerle yapılması pratikte giderek zorlaşmaktadır. Güvenlik ve kullanım kolaylığı gibi unsurlar dikkate alındığında, kredi kartı kullanımının turizm sektörü açısından taşıdığı önem daha da belirgin hale gelmektedir. Bu nedenle kredi kartı limitlerine yönelik düzenlemelerin, sektörün kendine özgü dinamikleri göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır. Finansal istikrarı gözeten düzenlemelerin, turizm sektörünün sürdürülebilirliğini ve ülkemizin turizm gelirlerini destekleyecek yönde şekillenmesinin; ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Bu kapsamda, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla görüşlerimi yapıcı bir anlayışla paylaşmayı sürdüreceğimi belirtmek istiyorum

Nakit İşlemlere Sıkı Denetim: Kiracılara da Ceza Kesilebilecek Haber

Nakit İşlemlere Sıkı Denetim: Kiracılara da Ceza Kesilebilecek

Son günlerde, kiralamalarda ve belirli tutarları aşan mal ve hizmet alımlarında nakit ödeme ve tahsilatlarıyla ilgili olarak yapılan düzenlemelerde önemli değişiklikler gözlemleniyor. Özellikle 7 bin lirayı aşan işlemler için belge düzenleme zorunluluğu ve kiralamalarda tevsik (belgeleme) yükümlülüğü, nakit işlemlere ilişkin kısıtlamaların artırıldığını gösteriyor. Bu kapsamda, belgelendirme zorunluluğuna uymayanlara kesilecek özel usulsüzlük cezaları da yükseltilmiş durumda. KONUT KİRASINDA NAKİT SINIRI 2008 yılında yürürlüğe giren bir düzenleme ile, konutlar için her bir konut üzerinden aylık 500 lira ve üzeri kira geliri elde eden kiracılar ve kiraya verenlerin, ödemelerini banka veya PTT aracılığıyla yapmaları zorunlu kılınmıştı. Ancak, bu tutarın altında kalan kiralar için böyle bir yükümlülük bulunmuyordu. Günümüzde ise, aylık 500 liranın altında konut kiralama pratiği yok denecek kadar az olduğundan söz konusu parasal sınır kaldırılarak, artık tüm konut ve işyeri kiralamaları için banka veya Posta İdaresi aracılığıyla belge düzenleme zorunluluğu getirildi. KİRA ÖDEMELERİNDE DEĞİŞİKLİK Önceki düzenlemelerde, tevsik zorunluluğu yalnızca kira geliri elde edenler için geçerliydi. Ancak yapılan yeni değişiklikle birlikte, kiracılar da bu yükümlülüğe dahil edildi. Böylece konut kiralamalarında kiracılara, ödemelerini banka veya PTT üzerinden gerçekleştirmemesi durumunda ceza kesilmesi mümkün hale geldi. HİSSELİ KİRALAMALAR VE MUAFİYETLER Konut veya iş yeri kiralayanların, kira bedeline ilişkin mahkeme ve icra yoluyla yapılan tahsilat ve ödemeler tevsik zorunluluğu kapsamına girmiyor. Hisseli gayrimenkullerin kiralanması durumunda ise, kira bedelinin tamamının bir kiraya verene banka veya PTT aracılığıyla ödenmesi halinde, tevsik zorunluluğunun yerine getirildiği kabul ediliyor. GEÇERLİ BELGELER VE TAHSİLAT YÖNTEMLERİ Bankalar veya PTT aracılığıyla yapılan tahsilat ve ödemelere ilişkin, para yatırma, havale, EFT gibi işlemlere dair düzenlenen belgeler tevsik edici belge olarak kabul ediliyor. Ödemelerin T.C. kimlik numarası, vergi kimlik numarası gibi bilgilerle yapılması durumunda, tevsik yükümlülüğünün yerine getirildiği sayılıyor. DİĞER TAHSİLAT VE ÖDEMELER Kira ödemelerinin yanı sıra, 7 bin lirayı aşan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemelerin de belge düzenleme zorunluluğu bulunuyor. 2016 yılından bu yana, mükelleflerin kendi aralarında yaptıkları ve 7 bin lirayı aşan her türlü tahsilat ve ödemenin aracı finansal kurumlar vasıtasıyla yapılması ve belgelenmesi zorunlu. Ayrıca, mükellef olmayanların da bu yükümlülüğe dahil edilmesiyle, daha geniş bir kapsamda belge düzenleme zorunluluğu getirilmiş oluyor. AYNI GÜN İÇİNDE YAPILAN İŞLEMLER VE CEZALAR Aynı gün içinde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemlerin toplam tutarı 7 bin lirayı aşarsa, her bir işlem ayrı ayrı değerlendirilse bile, toplam tutarın geçerli olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Tevsik zorunluluğuna uymayanlara uygulanacak cezalar, her bir işlem için tutarın yüzde 10’u oranında özel usulsüzlük cezası olarak belirlenir. Ancak, bu cezaların bir takvim yılı içinde toplamda 20 milyon lirayı aşmaması gerektiği unutulmamalıdır. İDAREYE BİLDİRİM HALİNDE CEZA UYGULANMAYACAK Son olarak, tevsik zorunluluğuna aykırı bir ödeme gerçekleştirenlerin, durumu ödemeyi takip eden 5 iş günü içerisinde idareye bildirmeleri halinde, yukarıda belirtilen cezanın uygulanmayacağı da yetkililer tarafından belirtilmiştir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.