Hava Durumu

#Sit Alanı

TOURISMJOURNAL - Sit Alanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sit Alanı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’den 4 Köy BM Turizm Listesine Aday Haber

Türkiye’den 4 Köy BM Turizm Listesine Aday

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün (UN Tourism) sürdürülebilirliği desteklemek amacıyla yürüttüğü "En İyi Turizm Köyleri" projesinde 2026 seçkisi için geri sayım sürüyor. 2025 listesine Türkiye'den 4 köyün girmesinin ardından, gözler şimdiden 2026 yılı sürecine çevrildi. Kazanan köylerin 2026 yılının son çeyreğinde düzenlenecek resmi bir etkinlikte duyurulması bekleniyor. BM Turizm, programın amacını şöyle tanıtıyor: "En İyi Turizm Köyleri programı, kültürel ve doğal varlıklara sahip, topluluk temelli değerleri koruyan ve geliştiren, sürdürülebilirliğe bağlı olan ve turizmi olumlu dönüşümün, kırsal kalkınmanın ve toplumsal refahın itici gücü haline getiren köyleri ödüllendirmeyi amaçlamaktadır" Bir yerleşimin "En İyi Turizm Köyü" unvanını alabilmesi için nüfusunun 15.000'den az olması ve geleneksel tarım, hayvancılık veya balıkçılık gibi faaliyetlerin devam etmesi gerekiyor. Bağımsız bir kurul tarafından yapılan değerlendirmede 9 kritere bakılıyor. Doğal güzelliklerin ve kültürel mirasın (tarih, mimari, gelenekler) ne kadar iyi korunduğu, turizmin doğaya zarar vermeden, yerel halka para kazandırarak ve sosyal yapıyı bozmadan yapılıp yapılmadığı, güvenlik, temel hizmetlere güvenli erişim gibi kriterler öne çıkıyor. TÜRKİYE'DEN ADAY GÖSTERİLEN 4 ADRES Bu yıl Çanakkale Adatepe Köyü, İzmir Sığacık Mahallesi, Muğla Eski Datça Mahallesi ve Tunceli Ziyaret Köyü sahip oldukları özgün kimlik ve sürdürülebilir turizm yaklaşımlarıyla programa aday gösterildi. Bakanlığın açıklamasına göre Muğla'nın Datça ilçesinde yer alan Eski Datça Mahallesi, tarihi dokusu ve kültürel birikimiyle dikkat çekerken; Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Adatepe Köyü, özgün mimarisiyle öne çıkıyor. İzmir'in Seferihisar ilçesindeki Sığacık Mahallesi, yerel yaşam kültürü ile turizm dengesini başarıyla yansıtırken; Tunceli'nin Ovacık ilçesinde bulunan Ziyaret Köyü ise doğal yapısı ve kültürel değerleriyle program kapsamında değerlendiriliyor. MUĞLA / ESKİ DATÇA MAHALLESİ Tarihi mimarisi, kültürel birikimi ve sürdürülebilir turizm potansiyeliyle öne çıkan Eski Datça Türkiye'yi temsil edecek destinasyonlar arasında. Konu ile ilgili Datça Kaymakamlığı'ndan yapılan açıklamada "Datça'mızın önemli kültürel miras alanlarından biri olan Eski Datça Mahallesi, Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü tarafından yürütülen "2026 Yılı En İyi Turizm Köyü Programı" kapsamında Türkiye'yi temsilen aday gösterilmiştir. Başvuru süreci, ilgili kurumlarımızın iş birliğinde Datça Turizm Danışma Büromuz tarafından yürütülmekte olup Datça'nın uluslararası turizm vizyonuna katkı sağlayacak şekilde titizlikle devam etmektedir" ifadeleri yer aldı. TUNCELİ OVACIK / ZİYARET KÖYÜ Tunceli'nin Ovacık ilçesine bağlı Ziyaret köyü de Türkiye'den aday gösterilen 4 köy arasında yer aldı. Vali ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, köyün doğal güzellikleri, kültürel zenginliği ve özgün dokusuyla öne çıktığını belirtmişti. Aygöl şu açıklamayı yapmıştı: "Ziyaret köyünün bu önemli programa aday gösterilmesi ilimiz adına gurur verici bir gelişmedir. Bu kıymetli süreçte destekleri ve katkıları dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy'a teşekkür ediyorum. Emeği geçen tüm kurumlarımıza ve katkı sunan herkese şükranlarımızı sunuyor, Ziyaret köyünün uluslararası alanda hak ettiği değeri görmesini temenni ediyorum." ÇANAKKALE AYVACIK / ADATEPE KÖYÜ Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Adatepe köyü, taş evleri ve tabiî güzellikleriyle her yıl çok sayıda turist çekiyor. Kaymakamlığın sitesindeki bilgilere göre genellikle iki katlı taş yapılarıyla dikkat çeken köyde, bütün yapılar iç avlulu ve bahçeli. Köy, Truva, Pers, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyor. AA'nın derlemesine göre nüfus mübadelesi sonrası Girit'ten gelen Türklerin yerleştiği, 1980'lerde keşfedilip restore edilen köy, 1989 yılında sit alanı ilan edilmesinin ardından özgün mimarisinin korunmasıyla bugünlere kadar ulaştı. Tarihi camisi, taş mektebi, Arnavut kaldırımlı sokakları ve eşsiz manzarasıyla ünlü Zeus Altarı'nın bulunduğu köy, Truva, Pers, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyor. Daha detaylı bilgi için Türkiye'deki masalsı köy yakında daha da ünlü olabilir: Adatepe Köyü başlıklı yazımıza da bakabilirsiniz. İZMİR SEFERİHİSAR / SIĞACIK KÖYÜ Sığacık Köyü İzmir'e yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta, Sefherihisar ilçesinde bulunuyor. Sakin Şehir ünvanına sahip Sığacık, dar, renkli sokakları ve masmavi deniziyle her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist ağırlıyor. BAKAN ERSOY'DAN AÇIKLAMA Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Yerel değerlerimizi koruyarak turizmi çeşitlendirme hedefimiz doğrultusunda attığımız adımların uluslararası platformlarda karşılık bulmasından memnuniyet duyuyoruz. Bu adaylıkların, ülkemizin turizmdeki zenginliğini ve özgünlüğünü bir kez daha dünya sahnesine taşıyacağına inanıyorum." DAHA ÖNCE LİSTEYE GİREN KÖYLER 2021: Nevşehir'deki Mustafapaşa ve Sakarya'daki Taraklı 2021 yılında 'En İyi Turizm Köyü' listesine girdi. 2022: İzmir Birgi bir yıl sonra listeye girdi. 2023: İzmir Şirince 2023 yılında listeye girdi. 2024: Antalya'daki Ormana da listeye giren adresler arasına katıldı. GEÇEN YIL LİSTEYE GİREN 4 KÖYÜ 2025 yılında Muğla'daki Akyaka, İzmir'deki Barbaros, Mardin'deki Anıtlı ve Antalya'daki Kale Üçağız bu prestijli listeye adını yazdırdı.

Salda Gölü'nde Bilim ve Eğitim Turizmle Birleşiyor Haber

Salda Gölü'nde Bilim ve Eğitim Turizmle Birleşiyor

BURDUR (İHA) - Salda Gölü’nde kurulan bilim merkezi, hidrobiyoloji, jeoloji ve ekoloji alanlarında yürütülecek akademik araştırmalar ve eğitim programlarıyla bilim insanlarını aynı noktada buluşturacak. Salda Gölü Doğa ve Bilim Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle, "Salda Gölü, bilim merkezinin kuruluş amacına uygun olarak adeta bir doğal laboratuvar niteliğinde. Bu bölge jeolojik oluşumu, coğrafi şekilleri, gölün kendine özgü endemik türleri ve el değmemiş coğrafyası sayesinde çok özel bir yer. Bu nedenle burada kurulacak bilim merkezi çok amaçlı bir bilim merkezi olacak" dedi. Türkiye’nin en önemli doğal alanlarından biri olan Salda Gölü, bilim merkeziyle araştırmalara ev sahipliği yapacak. "Salda Gölü Bilim, Eğitim ve Doğa Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi" adıyla faaliyet gösterecek merkez, bilim insanlarının yanı sıra öğrencilere ve doğa tutkunlarına da açık olacak. Salda Gölü, Mars yüzeyiyle benzerlik gösteren jeolojik yapısı nedeniyle bilim insanlarının ilgisini çekiyor. Yeni kurulan merkez, bu eşsiz ekosistemi koruma ve araştırma projeleriyle destekleyecek. Aynı zamanda, uluslararası iş birlikleriyle bilimsel araştırmalara zemin hazırlayacak. 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile özel çevre koruma bölgesi ilan edilen Salda Gölü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın çalışmalarıyla 16 Şubat 2025'te resmi olarak faaliyete geçen bilim merkezine ev sahipliği yapıyor. Merkez, biyolojik çeşitliliği araştırmayı, doğa bilincini artırmayı ve ekolojik eğitimler düzenlemeyi amaçlayacak. Bilim merkezi, göldeki hidrobiyolojik yapıyı inceleyerek su kalitesini korumaya yönelik çalışmalar yapacak. Stromatolit yapılarının detaylı analizi ve endemik türlerin korunması, merkezin öncelikli araştırma alanları arasında yer alacak. Merkezde öğrenciler için de saha çalışmaları, bilim kampları ve ekolojik farkındalık projeleri düzenlenecek. Böylece hem akademik hem de toplumsal düzeyde çevre bilinci oluşturulacak. Salda Gölü, UNESCO'nun en iyi 200 jeolojik sit alanından biri olarak tescillenmiş durumda. Uzmanlar, bilim merkezinin doğa koruma ve bilimsel araştırmalara büyük katkı sağlayacağını vurguluyor. Bilim merkezinin yıl boyunca yerli ve yabancı bilim insanlarına da açık olacağını vurgulayan Prof. Dr. Gülle, "Gelen turistlerin büyük bir kısmı manzara odaklı bir seyir zevkindeler. Ancak gelen insanların burada gölün oluşumu, özellikleri ve ekosistem bilinci hakkında bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu bilim merkezimiz, vatandaşlar tarafından anlık olarak da ziyaret edilebilecek. Bilimsel araştırma, gençlerin eğitilmesi ve vatandaşların bilgilendirilmesi konularında odaklanmayı düşünüyoruz" dedi. Salda Gölü, bilim ve turizmin kesişim noktası olarak gelecek nesiller için önemli bir araştırma alanı olmaya devam edecek.

Mersin'in Otoyol Projesinde Önemli Aşamaya Gelindi Haber

Mersin'in Otoyol Projesinde Önemli Aşamaya Gelindi

MERSİN (İHA) - Mersin'in ilçelerini birbirine bağlayacak Çeşmeli-Erdemli-Silifke-Taşucu Otoyol Projesi'nde çalışmalar hız kesmeden sürerken, projenin fiziksel ilerleme oranının yüzde 27'ye ulaştığı duyuruldu. AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, Karayolları 5. Bölge Müdürü İlhan Aytekin ve yüklenici firma yetkilileriyle birlikte projenin ilk etabı olan Çeşmeli-Kızkalesi otoyol alanında incelemelerde bulundu. Şantiye ziyaretinde T1 tünelinden geçen Kıratlı, proje hakkında bilgi aldıktan sonra yaptığı açıklamada, bu otoyolun Mersin turizmi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Özellikle yaz aylarında bölgedeki trafik yoğunluğuna dikkat çeken Kıratlı, turizm sezonunda kent nüfusunun 3 milyona yaklaştığını ve bu durumun trafiği olumsuz etkilediğini dile getirdi. "Yaz dönemlerinde Kız Kalesi Silifke'den, yaklaşık 3- 4 saat süren mesafelerin olduğu, yolculukların yapıldığı bir yoldan bahsediyoruz. İnşallah proje tamamlandığında bu süre çok daha kısalacak" dedi. DEV PROJEDE SON DURUM Kıratlı, projenin ana gövdesinin 42 kilometre uzunluğunda olduğunu, 6 bağlantı yolunun ise toplam 11 kilometreyi bulduğunu açıkladı. Projenin maliyetinin güncellenmiş rakamlara göre 54 milyar lirayı aştığını ve bu tutarın yaklaşık 1.1 milyar Euro'ya denk geldiğini belirtti. T1 tünelinin tamamlandığını söyleyen Kıratlı, projenin en uzun tüneli olan 4.4 kilometrelik T2 tünelinin de yapımının devam ettiğini ekledi. Toplamda 21.5 kilometre uzunluğunda tünel, 5 viyadük, 34 alt geçit ve 34 köprü ile üst geçit inşa edileceğini belirtti. GÜNCELLENEN PLAN VE YENİ DÜZENLEMELER "Daha önce planladığımız ama maalesef özellikle Erdemli'den sonraki toprak yapısı, fiziki yapısı ve sit alanlarına, yani doğal yapısına bazı noktalarda zarar vereceğini düşündüğümüzden dolayı projeyi yeniden güncelledik" diyen Kıratlı, yapılan değişikliklerin maliyeti artırdığını ancak bölgenin doğal dokusunun korunması adına gerekli olduğunu ifade etti. Bazı noktaların 20 metre derinliğe inen tünellerle geçildiğini, tamamlanan bölümlerin ise belirli aşamalarda hizmete açılabileceğini dile getirdi. 4 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLANIYOR Projede doğrudan 4 bin kişiye iş imkanı sağlandığını, dolaylı olarak ise yaklaşık 20 bin kişinin bu projeden gelir elde ettiğini belirten Kıratlı, bunun bölge ekonomisi için büyük bir katkı olduğunu söyledi. "Bugün baktığımızda Çukurova Bölgesel Havalimanı da hakikaten sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın en önemli havalimanlarından biri oldu. Taşımış olduğu yolcu kapasitesiyle, hedeflediğimiz yolcu kapasitelerine ulaşıyoruz. Yine Akdeniz Sahil Yolumuz bitmek üzere. Şu anda yaklaşık 30 kilometreye yakın bir kısmı kaldı, geri kalanını tamamladık. Eskiden 6 saatte otomobille Anamur'a giderken, bugün yaklaşık 2,5 saatte duble yoldan, otoban kalitesindeki yoldan Anamur'a gidiyorum. Eskiden otobüsle 9 saatte gidilen yerlere, bugün 4-4,5 saatte gidiyoruz. Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, 2002 yılından bugüne kadar toplamda 620 milyar liranın üzerinde bir yatırım yaptık Mersin'e. Sadece şu konuştuğumuz proje, yaklaşık olarak 54 milyar lirayı geçiyor. Hızlı tren hattında da çalışmalar devam ediyor. Orada da bugünkü güncel rakamlarımız ile beraber yaklaşık 70 milyar liranın üzerinde bir maliyet var. Bunların hepsi Mersin için, Mersinliler için" diyerek sözlerini tamamladı.

Gazipaşalılar, Selinus Sahili'nde İnşaat Planlarına Tepkili Haber

Gazipaşalılar, Selinus Sahili'nde İnşaat Planlarına Tepkili

Gazipaşa Hepimizin Platformu üyeleri, Selinus Sahili'ndeki hazine arazisinin otel ve villa projelerine açılmasına karşı çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, 301 dönümlük bu araziyi 49 yıllığına tahsis etmek istemesi büyük tepkiyle karşılandı. Bölgenin, deniz kaplumbağalarının ve Akdeniz foklarının yaşam alanı olduğu, aynı zamanda 2. Derece doğal sit alanı statüsüne sahip olduğu vurgulandı. Gazipaşalılar, arazinin inşaat oranının iki katına çıkarılmasına ve kıyıya dev oteller yapılmasına karşı çıkarken, projenin kamuya büyük zarar vereceğini belirtti. 2. DERECE SİT ALANINA BETONDAN YAPILAR Selinus Sahili'nin yapılaşmaya açılması endişeleri artırıyor. Hazineye ait olan ve halkın kullanımına açık olan bu bölgenin deniz kaplumbağaları ve Akdeniz foklarına ev sahipliği yaptığı belirtilirken, yapılaşmanın halkın bu doğal alanı kullanma hakkını kısıtlayacağı ifade edildi. Gazipaşa Hepimizin Platformu, bu planın durdurulması için çağrıda bulundu. Ayrıca, yer tahsisinin öncesinde yüzde 40 olan inşaat oranının, sonrasında yüzde 80'e çıkarılmak istendiği ve bunun da büyük bir rant sağlamayı amaçladığı iddia edildi. Platform üyeleri, inşaat oranının ihale öncesinde yüzde 40, sonrasında ise yüzde 80'e çıkarılmasının haksız bir kazanç yaratmak için yapıldığını savundu. Arazinin kamuya ait olduğunun altını çizerek, halkın yararına kullanılmasının gerektiği vurgulandı. Ayrıca, kamu arazilerinin, yeşil alanlar, sosyal tesisler ve okul gibi kamu hizmetleri için kullanılması gerektiği belirtildi. PROJEDE ÇELİŞKİLER BULUNUYOR Gazipaşa Hepimizin Platformu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, kendi turizm stratejileriyle çelişen bir adım attığını belirtti. Bakanlığın, Ege ve Akdeniz kıyılarında kitlesel otellerin aşırı yığılmasına karşı çıktığı, ancak bu tür projelere onay verdiği ifade edildi. Ayrıca, kamuya ait arazilerin özel mülkiyetlere dönüştürülmesi ve deniz kıyısındaki alanların özel otellere tahsis edilmesi, platform üyeleri tarafından eleştirildi. YOLLAR KAPATILDI, ADALAR BÜYÜTÜLDÜ Kıyı imar planındaki değişiklikler de dikkat çekti. Halkın denize ulaşmasını sağlayan yolların kaldırıldığı, adaların ise büyütüldüğü belirtildi. Bu değişikliklerin, yatırımcıların lehine yapıldığı, ancak halkın bu planlardan habersiz olduğu vurgulandı. Gazipaşa Hepimizin Platformu, bu planlamaların halkın yararına elden geçirilmesi gerektiğini savundu. KÜLTÜREL TURİZM TALEBİ Gazipaşa halkı, doğa, yeşil alan, tarım ve kültür odaklı bir turizm modelinin benimsenmesini istediklerini belirtti. Yatırımcılara karşı olmadıklarını, ancak bu yatırımların halkın haklarına zarar vermemesi gerektiğini ifade ettiler. Topluluk ayrıca, Gazipaşa'nın, diğer Akdeniz kıyılarındaki yanlış yapılaşmadan ders alabileceğini ve henüz yapılaşmanın başlamamış olmasının bir fırsat olduğunu vurguladı.

Bodrum’da İmara Açılan Orman Alanına TMMOB’den Tepki Haber

Bodrum’da İmara Açılan Orman Alanına TMMOB’den Tepki

Bodrum’un Göl Mahallesi’nde Türkbükü Doğusu Turizm Merkezi’nde yapılan imar planı değişikliği tartışmalara yol açtı. Plan kapsamında 7.5 hektarlık orman alanı, turizm tesisi alanına dönüştürüldü. Bu karar, TMMOB Bodrum İlçe Koordinasyon Kurulu tarafından anayasa ve çeşitli kanunlara aykırı olarak değerlendirildi. Türkbükü’nde gerçekleştirilen plan değişikliği, Anayasa’nın 169. maddesine aykırı olarak değerlendiriliyor. Söz konusu maddenin ormanların korunmasını zorunlu kıldığını belirten TMMOB, bu düzenlemenin orman statüsünü ortadan kaldırarak turizm yatırımlarına olanak sağladığını vurguladı. Tahsis edilen alanın bir kısmının III. derece arkeolojik sit alanında yer aldığı da ifade edildi. TMMOB'DAN YETKİLİLERE ÇAĞRI TMMOB Bodrum İKK adına Mimar Gamze Bağcı, yapılan uygulamanın hatalı olduğunu belirterek bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre, Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Göl Mahallesi’nde yer alan Türkbükü Doğusu Turizm Merkezi’nde, 1/25000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planı değişiklikleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı bu plan değişiklikleri, 21 Ağustos 2024 tarihinde askıya çıkarıldı ve söz konusu alan yatırımcılara tahsis edildi. Değişiklik yapılan alanın tamamının orman statüsünde olduğu, aynı zamanda "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içerisinde yer aldığı bildirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 31 Ekim 2021 tarihli onayı ile toplam 104.59 hektarlık ormanlık alan, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca turizm amaçlı kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edildi. Plan değişikliğine konu olan 7.5 hektarlık bölüm, bu tahsis edilen alanın içinde yer alıyor. Onaylı planlarda “orman alanı” olarak belirtilen bu bölge, yapılan değişiklikle "Turizm Tesisi Alanı" olarak düzenlendi. Muğla’nın Bodrum ilçesi Göl Mahallesi’nde yapılan imar planı değişikliği, "orman alanı" statüsünde olan bir bölgenin statüsünü ortadan kaldırarak turizm tesisi alanına dönüştürdü. Anayasa, ormanların korunmasını ve genişletilmesini öngörürken, orman alanlarının kamu yararı dışında başka amaçlarla kullanılmasını yasaklıyor. Plan değişikliğinde, Kıyı Kanunu’na da aykırılıklar bulunduğu ifade ediliyor. Özellikle sahil şeridindeki ilk 50 metrede yapılaşma yasağı bulunmasına rağmen, bu alanın turizm tesisi olarak gösterilmesi ve gerisinde yoğun yapılaşmaya izin verilmesi tepki topladı. Yetkililer, bu durumun orman bütünlüğünü bozduğunu ve kamu yararına hizmet etmediğini vurguluyor. Plan değişikliği sırasında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan görüşlerin de dikkate alınmadığı belirtiliyor. Kurumlar, planlama alanını "orman alanı" olarak değerlendirmiş olsa da, yapılan değişiklikle alan "Turizm Tesisi" statüsüne geçirildi. Bu durum, kurum görüşlerinin geçersiz hale geldiği ve hukuki açıdan sorunlar doğurduğu şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre, sit alanlarının korunmasını tehlikeye atacak plan değişiklikleri yapılamazken, bu değişikliklerin İmar Kanunu’na da aykırı olduğu dile getiriliyor. Planın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanıp, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanması ise dikkat çekici bulunuyor. Aynı bakanlıkların hem planı yapması hem de onaylaması bağımsız değerlendirme eksikliği olarak eleştiriliyor. Ayrıca plan raporundaki eksik görüşler ve mevzuat ihlalleri, her iki bakanlığa yönelik eleştirilerin odak noktası olmuş durumda. Bodrum’da son yıllarda artan nüfus, su ve trafik sorunları gibi altyapı yetersizliklerini daha da kötüleştiren bu tür planlar, çevre tahribatını hızlandırıyor. Uzmanlar, Bodrum’un mevcut kaynaklarının bu kadar nüfus yoğunluğunu kaldıramayacağını ve alınan kararların çevresel felaketlere yol açabileceğini belirterek, Bodrum’un rant projelerine kurban edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.