Hava Durumu

#Sigorta

TOURISMJOURNAL - Sigorta haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigorta haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırgızistan, Doğa Turizminde Yeni Gözde Oluyor Haber

Kırgızistan, Doğa Turizminde Yeni Gözde Oluyor

Doğa turizmi genellikle kalabalıklardan kaçmanın güvenilir bir yolu olsa da, Avrupa'nın pek çok popüler noktasında bu bile artık her zaman işe yaramıyor. Bazı yerlerde yürüyüş gibi etkinlikler için ziyaretçi sayısına üst sınır getirmek ve ücretleri artırmak zorunda kalınırken, bazı destinasyonlar rekor düzeyde turisti ağırlarken çevre vergileri uygulamaya başladı. Her şeyden gerçekten uzaklaşmak isteyen macera tutkunları için Kırgızistan, kendini öne çıkan bir destinasyon olarak konumlandırıyor. Ülke topraklarının yüzde 90’ından fazlası dağ silsileleriyle kaplı olduğu için, kalabalıklardan uzak, büyüleyici doğal güzelliklerin tadını çıkaracağınız neredeyse garanti. Kırgızistan'da doğayla buluşun Kırgızistan, ziyaretçilere etkileyici bir doğa şöleni sunuyor, dedi Kırgız Cumhuriyeti Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı Turizm Dairesi Direktörü Erdenet Kasymov, Berlin'deki ITB turizm fuarında Euronews'e verdiği röportajda. “Yüksekliği 7 bin metrenin üzerinde üç zirvemiz ve 6 bin metreyi aşan yaklaşık 25 zirvemiz var” diyor. “Bu nedenle güçlü biçimde dağ turizmiyle özdeşleşmiş durumdayız. Dağlarda ziyaretçiler bakir manzaralar, nehirler, göller ve kanyonlarla doğayla bağ kurabiliyor.” Vahşi doğada seyahat edenler, yaz aylarında yüksek rakımlı yaylalara göç eden Kırgızistan’ın göçebe topluluklarıyla da tanışabiliyor. Sıcak misafirperverlikleriyle tanınan bu topluluklar, turistleri geleneksel yemekleri beshbarmak (haşlanmış et ve erişte yemeği) ve kımız (mayalanmış kısrak sütü) ile tanıştırıyor. Ziyaretçiler, at binme, kartallarla avcılık ve geleneksel çadırları süslemek için kullanılan keçe halı yapımı gibi göçebe kültürel gelenekler hakkında da bilgi edinebiliyor. Göçebe kültürünü keşfetmek isteyenler için Kırgızistan’ı ziyaret etmek özellikle bu yıl cazip; zira ülke 31 Ağustos-6 Eylül 2026 tarihleri arasında 6. Dünya Göçebe Oyunları’na ev sahipliği yapacak. “Devam eden çalışmalarımızın bir parçası olarak Kırgızistan, seyahatseverlerin kendilerini doğayla gerçekten bir hissedebilecekleri bir macera turizmi, ekoturizm ve etno-turizm destinasyonu olarak konumlanıyor” diye vurguluyor Kasymov. Dağcılık, farklı zirvelere tırmanış ve gastronomi turizmi için özellikle bahar aylarını tavsiye ediyor; ancak turizm yetkililerinin Kırgızistan’ı yıl boyu ziyaret edilebilen bir destinasyona dönüştürmek için çalıştığını da ekliyor. Avrupalılar için vizesiz seyahat Avrupalılar için Kırgızistan’a seyahat, bürokrasi açısından nispeten kolay. Çoğu Avrupa ülkesinin de aralarında bulunduğu 60’tan fazla ülkeden gelen yolcular, vize almadan ülkeyi ziyaret edebiliyor. Kasymov, hükümetin bu listeyi genişletmek için de çalıştığını söylüyor. Altyapı da geliştiriliyor. “Havaalanlarımızı yeniliyor ve turistler için elverişli koşullar yaratıyoruz” diyor. “Ülke genelinde yollar onarılıyor.” Turist güvenliğini artırmak için, ziyaretçilerin çoğunun ekstrem ve macera turizmi için ülkeye geldiğini belirten Kasymov, ülkenin zorunlu sigorta uygulamasını hayata geçirmeye başladığını söylüyor. Ayrıca 2030’a kadar uzanan bir Sürdürülebilir Turizm Geliştirme Programı’nın kabul edildiğini, bu programın turizmin gelişimi için öncelikli alanları tanımladığını ifade ediyor. Bununla paralel olarak ülke, konaklama tesisleri için bir devlet sınıflandırma sistemi ve uluslararası standartlarla tamamen uyumlu sürdürülebilirlik kriterleri üzerinde çalışıyor. Kasymov ayrıca, Kırgızistan ile çevresindeki Orta Asya ülkelerinin, turistlerin tek bir vizeyle tek seyahatte birden fazla ülkeyi ziyaret edebileceği “birleşik bir turizm destinasyonu” oluşturmayı planladığını aktarıyor.

Antalya’da Turizm Personeli İçin 12 Ay Gelir Çağrısı Haber

Antalya’da Turizm Personeli İçin 12 Ay Gelir Çağrısı

Antalya Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, her yıl turizm meslek liselerinde ve üniversitelerin ilgili bölümlerinden 20 bin öğrenci, turizm sektöründe çalışabilmek amacıyla mezun olarak sektöre atılmayı bekliyor. Ancak bu öğrencilerin çok büyük kısmı ya hiç sektöre atılıp meslek hayatına başlamıyor ya da birkaç ay gibi kısa süreler çalıştıktan sonra maaş sürekliliği olmadığı için sektörden çıkıyorlar. TEŞVİKLER YERİNE ALTERNATİFE YÖNELİNMELİ Konu ile ilgili konuşan Antalya Kaleiçi Otelciler ve Esnaflar Derneği (AKOED) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yetkil, “Antalyalı turizmcinin Antalya turizmini 12 aya yayması gerekiyor. Sürekli ‘12 ay turizm’ ifadesi kullanılıyor ancak bunun için ciddi bir gayret ya da projeye yansıyan somut bir adım görünmüyor. Kendim de bir otelci olarak söylüyorum; otel teşviklerinden ziyade alternatif turizme ağırlık verilmeli. ‘12 ay turizm’ sözü çok konuşuluyor. 12 ay turizm yapabilmek için Antalya’nın turizm sezonunun uzaması gerekiyor” diye konuştu. ‘BİR FORMÜL BULUNMALI’ Antalya Kaleiçi Otelciler ve Esnaflar Derneği (AKOED) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yetkil, bunun yanında belki de turizmin 12 aya yayılmasının en önemli gerekçesinin turizm personeli olduğunu belirterek, “Turizm personelinin bu yüksek enflasyonist dönemde 12 ay yaşayabilmesini sağlayacak, 12 ay gelir elde edecek istihdamı sağlamalıyız. 10 ay açık kalıyorsak, 10 ay iş yapıyorsak dahi turizm personeli 12 ay gelir elde etmek zorunda. Personelimizle ya 12 ay boyunca çalışacağız ya da onlara 12 ay boyunca gelir elde edecek bir formül bulmalıyız” dedi. ‘KİMSE ÇOCUĞUNU GÖNDERMEZ’ “Aksi takdirde bu düzenle turizmde çalışacak personel bulamayacağız” diyen Antalya Ticaret ve Sanayi Odası 36. Grup Meslek Komitesi Üyesi Hasan Yetkil, “Turizmin duayenleri bile, bu işi en temelinden yapan ve uzun süredir bu sektörde olanlar bile turizmden ayrılırken, kimse çocuğunun 8 ay çalışıp kalan sürede maaşsız ve parasız kalacağını düşündüğü bir sektöre girmesini istemez” dedi. ‘DESTEKLENMELİ’ Hasan Yetkil, bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların desteklenmesi gerektiğini ifade ederek, “Bu tarz bir projede yasal düzenlemeler ile devlet desteğine ihtiyaç var. Devletin bu noktada yanımızda olması hem ekonomi hem turizm hem de istihdam açısından oldukça önemli diye düşünüyorum. Bu konuda Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu’nun öncülüğünde bir çalışma var. Ancak bu çalışmada Başkan Saatçioğlu yalnız kalıyor. Başkana destek olunursa ciddi bir adım atılmış olacaktır” diye konuştu. SAATÇİOĞLU NE DEDİ? Çocukların turizm sektöründe kalabilmesi için yapılması gerekenin sigorta üzerinden karşılanan işsizlik geliri veya benzeri ödenekler olması gerektiğini belirten POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, “Antalya’da önümüzdeki 8-10 yıl süre boyunca hem iklim şartları hem de rakip ülkelerin fiyat avantajlarından dolayı turizmi 12 aya yaymamız çok zor. Bu sebeple komşu ülkeler gibi çözüm önerileri üretmeliyiz. Komşu ülke Yunanistan’da askıya alınan turizm çalışanı, sezon sonu 4 ay işsizlik sigortasından veya kısa çalışma ödeneğinden faydalanmaktadır” diye konuştu. ASGARİ ÜCRETİN YÜZDE 60’I OLABİLİR “Gençlerimizi geçici uygulamalar ile değil, kalıcı ve sürdürülebilir mevzuat değişikliğine giderek desteklememiz gerekiyor” diyen Saatçioğlu, “Sezonluk bir sektörde olmamızdan dolayı gençlerimizin elde etmiş oldukları turizm diplomasının bir değeri olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için; 18-30 yaş grubu, turizm meslek lisesi diploması veya üniversite diplomasına sahip olan, fiilen turizm sektöründe 180 gün çalışmış kişilerin, kısa çalışma ödeneği gibi veya buna benzer bir ödenekten asgari ücretin minimum yüzde 60’ı oranında faydalanması gerekmektedir. Bu çözüm önerisi sektöre faydalı olacak ve gençlerimizin sektöre bakışını az da olsa değiştirecektir. Bu tarz çalışmalar sektördeki eğitimli ve deneyimli personelin korunmasını sağlayacaktır. Gençlerimizin almış oldukları diploma anlam kazanacak, turizm sektörüne 12 ay istihdam güvencesi kazandıracaktır. Sezon başlarında oteller arasındaki sirkülasyon kontrol altına alınacak ve gençlerin sektöre güveni artacaktır. Ayrıca turizm sektörünün sezon başında rekabet gücü de artacaktır” ifadelerini kullandı.

Yurtdışı Seyahatlerinizde Hayati Güvence: Tur İptali Teminatlı Seyahat Sigortası Haber

Yurtdışı Seyahatlerinizde Hayati Güvence: Tur İptali Teminatlı Seyahat Sigortası

Yurtdışında seyahat etmeyi planlayan bireyler için seyahat sigortası yaptırmak, karşılaşabilecekleri olumsuz durumlar açısından kritik bir önem taşıyor. Remed Assistance Genel Müdürü Faruk Ertuğ, özellikle tur satın alanların poliçelerine “Tur İptali” teminatını ekletmelerinin gerekliliğini vurguluyor. Bu teminat, seyahat planları sırasında ortaya çıkabilecek beklenmedik iptalleri güvence altına alarak seyahat edenlere büyük bir rahatlık sağlıyor. Seyahat sigortası, yurtdışı seyahatlerinde yalnızca sağlık sorunları için değil, aynı zamanda vize başvurusu sırasında da gerekli bir belge olarak öne çıkıyor. Vize başvurusu yapanların, başvurularının kabul edilmesi için sigorta poliçesi sunmaları zorunlu. Ancak son zamanlarda sigortalı bireylerin vize reddi durumlarında ödedikleri ücretleri geri alamadıklarına dair artan şikayetler dikkat çekiyor. Bu noktada Ertuğ, “Tur iptali teminatı olan poliçeler, vize reddi nedeniyle yapılan iptalleri de kapsamalıdır. Bu durumda, sigortalılar ödedikleri tur bedellerini geri alabilirler” diyor. Ertuğ, vize reddinin mücbir sebep olarak kabul edilmesinin önemine de vurgu yapıyor. Eğer sigorta poliçesinde vize reddi mücbir sebep olarak belirtilmemişse, hasar ödemesi yapılmayacağına dikkat çekiyor. Vize reddi durumunda ise, sigorta şirketlerinin sigortalılara genellikle sadece vize ücretini geri ödediğini, fakat aracı kurumun aldığı hizmet bedelini de kapsayan bazı poliçelerin mevcut olduğunu belirtiyor. Alp Süer'in yazısına göre, 2023 yılında vize reddi nedeniyle tur iptali teminatı kapsamından ödeme alan müşteri sayısı 614 olurken, yalnızca vize reddi teminatı kapsamında ödeme alan müşteri sayısı ise 108 olarak kaydedildi. Bu durum, sigortalıların böyle bir teminatın sağladığı korumadan ne denli az faydalandığını gösteriyor. Seyahat sigortası poliçelerine ek primler ödenerek “Vize Reddi” veya “Tur İptali” teminatı eklenebilir. Ancak bu teminatlar her sigorta şirketi tarafından sunulmamaktadır ve poliçeye eklenen her teminat, prim tutarını artırmaktadır. Ertuğ, “Vize reddi teminatından yararlanmak isteyenler, başvuru sırasında gereken belgeleri eksiksiz ve doğru bir şekilde sunmalılar. Aksi takdirde sigorta şirketleri teminat taleplerini reddedecektir” şeklinde uyarıda bulunuyor.

Türk sigorta sektöründe yerli atılım Haber

Türk sigorta sektöründe yerli atılım

Deprem Modellemesi alanında Türk Sigorta sektörü için yurt içinde geliştirilmiş ilk platform olan CATMOD, muhtemel depremlerde meydana gelebilecek kayıplara ilişkin önemli bilgiler sağlıyor. Dünyada çok az sayıda yetkinlik merkezi tarafından sunulabilen depreme bağlı mali kayıp modellemesi, Türk Reasürans sermayedarlığında kurulan ve YTÜ Yıldız Teknopark bünyesinde faaliyetlerini sürdüren T-Rupt tarafından geliştirilen CATMOD platformu kullanılarak gerçekleştiriliyor. T-Rupt ile Türkiye içerisinde geliştirilmiş bir modelin erişilebilir hale geldiğini vurgulayan T-Rupt Genel Müdürü Erdem Karabostan, “Biz en güncel yer bilimsel bulgular çerçevesinde derlenmiş ve sürekli güncellenen bir kaynak modeline sahibiz. Aynı zamanda ‘hasar görebilirlik’ adını verdiğimiz, yer hareketlerinin yapılara vereceği hasarı modellemekte kullandığımız fonksiyonlar Türkiye’nin inşaat konvansiyonları ve geçmiş depremlerde oluşmuş hasar dikkate alınmak suretiyle geliştirildi. CATMOD, bu nedenle en gerçeğe yakın sonuçları veren model olarak öne çıkıyor.” dedi. Tsunamiler ve diğer ikincil tehlikeler modellenecek CATMOD ürünü deprem tehlikesi ve riski odağında geliştirilmiş olmakla birlikte, platformun ilerleyen günlerde farklı afetlerin modellemesi için de kullanıma uygun olacağını dile getiren Karabostan, “Şu anda, öncelikli afet tehlikemiz olan depreme odaklanmış durumdayız. Ancak ürün yol haritamızda, depreme bağlı oluşabilecek tsunamiler dahil ikincil tehlikeleri modelimize katmak yer alıyor. Öte yandan, ülkemiz iklim değişikliğinin de bir sonucu olarak son yıllarda sel kaynaklı hasara da giderek artan oranda maruz durumdadır. Modelimize sel tehlikesini ve riskini de eklemeyi hedefliyoruz. Teknoloji yol haritamızda ise makine öğrenmesi var. Belirsizliğin fazla, parametrelerin az ve verinin zengin olduğu bir alanda faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Artık ‘günümüz teknolojisi’ haline gelmiş olan makine öğrenmesinin kullanımı için çok doğru şartlara sahibiz ve bu alana yatırım yapacağız.” dedi. CATMOD’un mevcut modelinin olgunluk seviyesinin oldukça yüksek olduğunun altını çizen Karabostan, “Bu platformun ülkemize özel veriler, modeller ve metotlar üzerinden gerçeğe en yakın sonuçları üretmesini hedefledik” şeklinde konuştu. “İthalatçısı olduğumuz bir hizmetin üreticisi ve ihracatçısı olduk” T-Rupt’ın stratejik yol haritasının net olduğunun altını çizen Karabostan, gelecek planları için “Sigorta sektörümüzle hali hazırda yoğun bir iş birliğimiz var. Şu anda yurt içi hedefimiz T-Rupt’ın katabileceği değeri sigortacılık dışındaki sektörlere de anlatmak ve risk yönetimi faaliyetlerine değer katmak. Diğer yandan T-Rupt hali hazırda hizmetlerini ihraç eden bir şirket. Faaliyetimizin birinci yılında ilk uluslararası proje angajmanımızı hayata geçirdik. Yurtdışı hedefimiz bu angajmanların sayısını artırmak. İthalatçısı olduğumuz bir hizmetin T-Rupt ile üreticisi olduk. Şimdi ihracatçısı haline de geliyoruz. T-Rupt olarak ülkemizin ve sektörümüzün gelişimini destekleyecek teknolojiler üzerine çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye Sigorta, 10. Ulusal Kongresi'ne sponsor oldu Haber

Türkiye Sigorta, 10. Ulusal Kongresi'ne sponsor oldu

 Türkiye Sigorta, Sağlık ve Sigorta Yöneticileri Derneği (SASDER) tarafından Antalya’da gerçekleştirilen 10. Ulusal Kongresi’nde sponsor olarak yerini aldı. Şirketten yapılan açıklamaya göre, ulusal sağlık ve sosyal güvenlik politikalarının oluşumunda ve uygulanmasında etkin paydaşlardan biri olmak vizyonuyla yola çıkan Sağlık ve Sigorta Yöneticileri Derneği (SASDER)’in düzenlediği 10. Ulusal Kongresi 2-5 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirildi. Türkiye Sigorta’nın sponsor olarak yerini aldığı kongreye; sağlık hizmet sunucuları, sigorta şirketleri, ilaç firmaları, medikal firmalar ve teknoloji firmaları gibi sektörden 500’ün üzerinde paydaş katılım sağladı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Tuba Buldu, sigorta sektöründe küresel prim üretiminin 2022 yılında 6,8 trilyon dolara ulaştığını ve bu üretimin yüzde 60’ının hayat dışı, yüzde 40’ının ise hayat branşlarından sağlandığını belirtti. Toplam 4 trilyon dolarlık hayat dışı branşı prim üretiminin yüzde 49’unu sağlık branşının oluşturduğuna dikkati çeken Buldu, şunları kaydetti: 'Türkiye'nin prim üretimi 2022 yılında 235 milyar TL olarak gerçekleşmiş ve bu üretimin yüzde 87’si hayat dışı, yüzde 13’ü ise hayat sigortalarından sağlanmıştır. Hayat dışı prim üretiminin yüzde 16’sını sağlık branşı oluşturmaktadır. Ülkemizdeki sağlık sigortalarının ağırlığı düşük görünse de 2003 yılında başlatılan sağlıkta dönüşüm projesi ile genel sağlık sigortası uygulamaları dünya örneklerine göre çok daha kapsayıcıdır. Genel devlet sağlık harcamasının toplam sağlık harcamasına oranı 2021 yılında yüzde 79,2, özel sektör sağlık harcamasının ise yüzde 20,8 olarak gerçekleşmiştir. Buldu, Türkiye Sigorta olarak herkesin kaliteli sağlığa erişimini hedefledikleri bir sürdürülebilirlik yaklaşımları olduğunu ve yeni sağlık ekosisteminde değişen müşteri ihtiyaçları ile farklı uygulamaları dikkate alarak strateji oluşturduklarını belirtti. Buldu, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Türkiye Sigorta olarak “Herkes için her yaşta sağlıklı yaşamların sağlanması ve refahın teşvik edilmesi” sürdürülebilir kalkınma hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Değişen müşteri beklentileri nedeni ile geleceğin sağlık modelinde hastanın merkezde olduğu kişiselleştirilmiş bir ekosistem oluşturuyoruz. Örneğin; Tamamlayıcı Sağlık Sigortası bizim için çok önemli. Bu konuda pek çok farklı alternatif paketler geliştirdik. Mikro ürünler ile ürün yelpazemiz çeşitlendiriyor, sağlık turizmini destekliyoruz. Üyelerimize, uzaktan sağlık hizmeti sağlarken, kronik hastalıklarla mücadeleyi önceliklendiriyoruz. Bu esnada müşteri platformunda sağlıklı kalmak üzerine bütünsel esenlik hizmetleri de veriyoruz. Sürdürülebilirlik süreçlerimizde yeşil bir dünya için kağıtsız ofis ile gelecek kurgularken, dijitalleşme, yapay zekâ ve robotik süreçleri odağımıza alarak verimliliği hedefliyor, paydaşlarımızla iş ve süreç geliştirip tedarikçilerimize finansal kolaylık sağlıyoruz.'

BNP Paribas Cardif çocukların eğitim hayatını güvence altına alıyor Haber

BNP Paribas Cardif çocukların eğitim hayatını güvence altına alıyor

BNP Paribas Cardif, Eğitim Geleceğim Sigortası ile çocuklarının eğitim hayatını güvence almak isteyen ailelere destek oluyor. BNP Paribas Cardif açıklamasına göre, yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla çocukların eğitim masrafları da ailelerin gündemine tekrar oturdu. Türkiye sigortacılık sektörünün önemli sigorta sağlayıcılarından biri olan BNP Paribas Cardif, çocuklarının eğitim hayatını güvence almak isteyen ailelere sunduğu kapsamlı çözümlerle destek oluyor. Ebeveynler, BNP Paribas Cardif’in Eğitim Geleceğim Sigortası ile geleceğinden sorumlu oldukları çocuklarının eğitim masraflarını 20 yıla kadar teminat altına alabiliyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen BNP Paribas Cardif Türkiye Banka Sigortacılığı ve Acente Sigortacılığı Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Sertsöz, sektörün en geniş kapsamlı sigorta platformu olarak 'sigortayı ulaşılabilir kılıyoruz' anlayışı ile hizmet verdiklerini aktardı. Özellikle Hayat Sigortası ürünleriyle müşterilerini vefat ya da daimi sakatlık gibi ciddi risklere karşı güvence altına aldıklarını belirten Sertsöz, şunları kaydetti: 'Hayat Sigortalarımız, günlük yaşamda karşılaşılabilecek kaza, sakatlık veya tehlikeli hastalıklar gibi risklerde müşterilerimize poliçelerindeki teminatlar üzerinden finansal güvence, ayrıca vefat durumunda ise yakınlarına tazminat ödenmesi ile maddi bir güvence sağlıyor. Bu alanda, özellikle de çocuklarının eğitim hayatlarını güvence altına almak isteyen müşterilerimiz için Eğitim Geleceğim sigortamız ile önemli bir ihtiyaca çözüm sunarak müşterilerimizin yanında oluyoruz. BNP Paribas Cardif olarak, Eğitim Geleceğim sigortamızla ebeveynlere çocuklarının tüm eğitim hayatında gereksinim duyabilecekleri yüksek tutarlı ve 20 yıla kadar geçerli olan bir teminat sunuyor, çocuklarını geleceğe güvenle hazırlamalarına destek oluyoruz.' Sertsöz, böylece beklenmedik bir durumla karşılaşılması halinde ebeveynlerin çocuklarının eğitimi konusundaki endişelerinin ortadan kalkmasına destek olduklarını ifade etti. - 20 yıl süreye ve 10 milyon TL'ye kadar teminat sağlanabiliyor Sertsöz, çocukların eğitim hayatlarını güvence altına alan Eğitim Geleceğim Sigortası ile ebeveynlerin çocuklarının eğitim masraflarını 10 milyon TL'ye kadar teminat altına alabildiklerini anlatarak, şu bilgileri verdi: 'Böylece, başlarına gelebilecek hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet ya da vefat durumlarında çocuklarının eğitim hayatları yarıda kalmıyor. Bugün bir çocuğun 1 yıllık eğitim masrafının 100 bin TL olduğunu ve 'poliçe başlangıç tarihi' itibarıyla eğitim hayatının bitmesine 10 yıl kaldığını varsayarsak, bu durumda, ilk yıl için teminat bedeli 1 milyon TL olarak belirleniyor ve bu tutar her yıl eşit oranda azalıyor. Sigorta süresi, çocuğun kalan eğitim süresine göre sigorta ettiren tarafından belirleniyor. Sigortanın süresi en az 4, en fazla 20 yıl olabilirken, ödenecek primler velinin (sigortalı) yaşına, sigorta süresi ve teminat bedeline göre değişkenlik gösteriyor. Sigorta primleri için hesaptan peşin veya anlaşmalı tüm kredi kartlarına 12 taksite kadar ödeme kolaylığı sağlanıyor.' Eğitim Geleceğim Sigortası kapsamında, vefat ve/veya hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet durumunda çocukların eğitim giderlerinin, teminat bedeli ve poliçede belirtilen koşullar çerçevesinde tek seferde ödendiğini de belirten Sertsöz, sigortalı ebeveynin birden fazla çocuğu bulunması durumunda, çocukların aynı poliçede lehtar olarak gösterilebildiğini kaydetti. Sertsöz, 'İsteyenler eğitim hayatı devam eden torunu veya yeğeni için de sigorta yaptırabiliyor. Eğitim Geleceğim Sigorta çözümünde ödenen primler Gelir Vergisi Kanunu'nda belirtilen limitler dahilinde gelir vergisi matrahından da düşülerek, vergi dilimine göre değişen oranlarda vergi avantajı elde edilebiliyor.' değerlendirmesinde bulundu.

MHR GYO'dan halka arz açıklaması Haber

MHR GYO'dan halka arz açıklaması

MHR GYO Genel Müdürü Nurkan Kaçmaz, MHR GYO olarak gelecek ay halka arzlarının sonuçlanmasını beklediklerini ifade etti. Maher Holding açıklamasında görüşlerine yer verilen Nurkan Kaçmaz, MHR GYO’nun ilklere imza atacağını belirterek, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının (GYO) kurumsal yapı içerisinde, SPK ve borsa denetiminde, regülasyonun içinde olan şirketler olduğunu belirtti. Borsada son 2 ayda 2 gayrimenkul şirketinin halka arz olduğunu aktaran Kaçmaz, 'Geçen hafta bir şirket daha katıldı. Böylece borsada işlem gören GYO şirketi sayısı 42'ye yükseldi. Gayrimenkule erişim zorlaştı. Günümüzde gayrimenkule yatırım yapamayan yatırımcının, GYO hissesi alarak bir gayrimenkul yatırımı yapması mümkün. Bu anlamda biz de MHR GYO olarak gelecek ay halka arzımızın sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu alanda biraz farklılığımız da var. Borsada işlem gören ilk sigorta şirketi iştiraki MHY GYO olacak. Bizim ana ortaklarımız Quick Sigorta ve Corpus Sigorta. Bu iki sigorta şirketi iştiraki olarak Türkiye'de ilk olacağız.' değerlendirmesinde bulundu. Kaçmaz, bir sigorta şirketi iştiraki olarak kentsel dönüşümde bina tamamlama sigortasını aktif olarak kullanacaklarını belirterek, şunları kaydetti: 'Bina tamamlama sigortasının önemi, kentsel dönüşümde sıkıntı yaşandığında riskleri bertaraf etme adına çok önemli. Bina tamamlama sigortaları, kentsel dönüşümde yapıyı destekleyen ve daha iyi yerlere getiren bir sigorta dönüşümü sağlayacak. Maher Grubu olarak finansal bir yapıya sahibiz. İki sigorta şirketi var, bir finans şirketimiz var. Biz de MHR GYO olarak halka açılıyoruz. QPAY adında elektronik ödeme sistemleri alanında faaliyet gösterecek bir şirketimiz de mevcut. Önümüzdeki ay halka açılma işlemini tamamlayacağız. Bina tamamlama sigortası gibi Türkiye'nin önemli bir açığını kapatacak bir yapının içinde olacağız. Halka arzdan elde edeceğimiz gelirin tümünü yatırımlar da kullanacağız.' Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar da bina tamamlama sigortaları alanında MHR GYO ile birlikte çok ciddi projeler gerçekleştireceklerini aktararak, 'İnşaat, konut ve doğal afet sigortaları konularında elbette faaliyet göstereceğiz. Ama en önemlisi hem yatırımcıya hem konut alıcısına birikimlerini kaybetmeden gayrimenkule ulaşma imkanı sağlayacak projeleri gerçekleştireceğiz.' ifadesini kullandı. Bazı belediyelerle 95 civarında poliçeyi gerçekleştirdiklerini vurgulayan Yaşar, şu değerlendirmede bulundu: 'Bu binalar tamamlandı ve sahiplerine teslim edildi. Deprem gerçekleştiğinde biz biliyoruz ki bu binaların ayakta kalmasında katkımız var. Son 11 ilde yaşanan depremde 2,7 trilyon liralık bir kayıptan bahsediyoruz. Burada sigortalılık oranı sadece 100 milyar TL. Yani yüzde 3'lerde. Oysa dünyada bu oran yüzde 25. Hem ülke kaynaklarını korumak hem de ekonomiye yeni kaynak aktarmak bakımından bina tamamlama sigortasını kentsel dönüşüm alanında uygulayıp, buradan toplanan primleri yeniden ekonomiye aktarıyoruz. Tasarruf ve yatırımlara katkı sağlıyoruz. Ülkemizin bu enflasyonist ortamdan kurtulması için en önemli enstrümanlardan biri sigortadır.'

Haber

"Deprem riski" bahanesiyle kasko yapmayan şirketlere uyarı

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, depremden etkilenen 11 il dışında da araç ve ev için kasko yaptırmak isteyenlerin bazı sigorta şirketleri tarafından "deprem riski" bahanesiyle geri çevrildiğini söyledi Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sigorta firmalarının, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkım yaşanan 11 ilde işlem yapmama hakkı bulunduğunu söyledi. Ancak yıkımın olmadığı illerde sigorta şirketlerinin, isteyen herkesin işlemini yapmak zorunda olduğunu vurgulayan Şahin, "Deprem olmamış, zarar görmemiş bir ilde deprem olma ihtimalinden dolayı kaskodan kaçınmaları doğru değil, bu yanlış. Sigorta şirketlerinin böyle bir hakkı yok." dedi. Bu konuda kanunda yasal düzenlemenin mevcut olduğunu vurgulayan Şahin, şunları kaydetti: "6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bunu çok açık bir şekilde söylüyor. Diyor ki, satıcı ve sağlayıcı mal ve hizmet satan kişiler, kurumlar asla bunu satmaktan kaçınamazlar. Şu anda Kayseri'de deprem yok, Yozgat'ta deprem yok, Ankara'da deprem yok. Burada deprem olma riski var diye kasko yapmamak diye bir uygulama olamaz. Böyle bir durumla karşılaşanların Hazine ve Maliye Bakanlığına ya da CİMER'e şikayette bulunması gerektiğini vurgulayan Şahin, şu değerlendirmede bulundu: "Diyelim ki tüketici kasko için bir şirkete başvurdu fakat şirket kaskoyu yapamayacağını söyledi. Böyle bir durumda şirkete yazılı olarak kaskonun neden yapılmayacağı sorulmalı. Süreç bu şekilde belgelenirse yaşanılacak herhangi bir olumsuzluğun zararını firma karşılamak zorunda kalabilir. Tüketicilerimiz bu konuda haklarının olduğunu bilsinler. Satıcılar da bununla ilgili ceza yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabilir. Böyle bir durumu Hazine ve Maliye Bakanlığı kesinlikle karşılıksız bırakmaz. Satıştan kaçınmak diye bir şey yok." Şahin, depremin ardından pek çok kişinin Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) sigortası yaptırmak için başvuruda bulunduğunu kaydetti. DASK sigortasını yaptıracaklara da uyarıda bulunan Şahin, şöyle dedi: "Sigorta şirketleriyle görüştüğümüzde tüketicilerin bu konuda bir şeyi eksik yaptığının farkına vardık. Prim yüksek çıkmasın diye metrekarenin düşürülmesini kabul eden tüketicilerin olduğunu duyduk. Örneğin 150 metrekare evde oturan bir vatandaş pirim düşük çıksın diye evine 50 metrekare diyor. Ama olası bir yıkımda da 50 metrekarelik ödeme alacağını bilmesi gerekiyor. Sigorta şirketleri yıkımın söz konusu olduğu bölgelerde metrekare başına düşen inşaat maliyetinden geri ödeme yapıyor. Örneğin 150 metrekare bir evin inşaat maliyeti 400 bin lira, piyasa değeri ise 1 milyon lira. Sigorta şirketi tüketiciye inşaat maliyetini geri ödüyor. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığının müdahale yetkisi var. Ödemeyi piyasa değeri üzerinden ödettirebilir. Onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz."

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.