Hava Durumu

#Şifa

TOURISMJOURNAL - Şifa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şifa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen Haber

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen

Wellness Turizmi Nedir? Global Wellness Institute (GWI) tarafından yapılan tanıma göre wellness turizmi, bireysel iyi oluşu desteklemek veya artırmak amacıyla yapılan seyahatleri ifade eder. Tıbbi turizmin aksine, burada önceden teşhis edilmiş sağlık sorunlarını tedavi etmek değil; önleyici yaklaşım, denge ve zihin-beden uyumu ön plandadır. Bu tür seyahatleri farklı kılan şey, ileriye dönük bir anlayışa sahip olmasıdır: insanlar bu yolculukları sorunları çözmek için değil, sağlıklarını sorunlar ortaya çıkmadan güçlendirmek için tercih eder. Deneyimler genellikle meditasyon inzivaları, termal kaplıcalar, fitness programları veya enerjiyi yeniden kazandırmayı amaçlayan doğa içinde vakit geçirmeyi içerir. Burada odak noktası hastalık değil, uzun vadeli yaşam kalitesidir. 2024 yılında sektör 894 milyar dolara ulaşarak 2012’deki değerinin neredeyse iki katına çıktı. Pandemiden önce daha düşük seviyedeydi; bugün ise %36 daha yüksek. 2029 yılına kadar yıllık ortalama %9,1 büyüme ile yaklaşık 1,4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Artık yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı kalmayan birçok program, çevre dostu yöntemleri de içeriyor. Seyahat edenler sağlık açısından fayda sağlarken, yerel bölgeler de çevresel kazanımlar elde ediyor. Büyüme devam ederken yaklaşım giderek karşılıklı faydaya doğru evriliyor. Güçlü ve Dayanıklı Tüketici Talebi Artık sadece geçici bir trendin sınırlarında kalmayan wellness, insanların seyahat planlarını belirleyen temel faktörlerden biri haline geliyor. Bazı gezginler tüm tatillerini meditasyon veya termal terapiler gibi uygulamalar etrafında şekillendirirken, diğerleri fitness rutinlerini ya da bilinçli beslenmeyi farklı deneyimlerle harmanlıyor. Bir grup yolculuğunu tamamen iyi oluş üzerine kurarken, diğerleri bunu seyahatlerine sessizce entegre ediyor. 2025 itibarıyla Avrupa ve ABD’de her 10 tüketiciden 1’i yalnızca wellness amaçlı seyahat etti. Almanya’da ise spa odaklı seyahat oranı yüzde 25’e yükseldi. Aynı yıl McKinsey’nin gelecekteki wellness trendlerine ilişkin araştırmasına göre, Amerikalıların yüzde 84’ü wellness’ı önemli görürken, Birleşik Krallık’ta bu oran yüzde 79, Çin’de ise katılımcıların yüzde 94’ü bunu “olmazsa olmaz” olarak tanımladı. İlk bakışta sakin görünen bu rakamlar, sınırları aşan güçlü bir eğilimi ortaya koyuyor. Zor dönemlerde bile insanlar wellness turizmi harcamalarından vazgeçmiyor. Bütçeler daraldığında bile buradan kısmak, kıyafet veya eğlence harcamalarını azaltmaktan daha zor görünüyor. Bunun arkasında, toplumun zihin ve beden sağlığına verdiği değerde sessiz ama kalıcı bir değişim yatıyor. Gösterişli değil ancak anketlerde tekrar tekrar ortaya çıkan net bir eğilim. Dinlenme ve yenilenme, insanların seyahat etmesindeki en önemli nedenlerden biri. Hilton’un 2026 sonrası seyahat trendlerine ilişkin raporuna göre, insanların yarısından fazlası planlarını dinlenme ihtiyacıyla şekillendiriyor. Kısa kaçamaklar yerine birçok kişi artık bulunduğu yerle daha derin bir bağ kurmayı tercih ediyor. Verilere göre ABD’li tüketicilerin yüzde 56’sı yalnızca wellness inzivalarına katılmak için iki saatten uzun yolculuklar yaptı. 2024’te wellness odaklı seyahat yapanların yüzde 60’ı bu deneyimi gelecek yıl da tekrarlamayı planlıyor. İlgi azalmak bir yana artmaya devam ediyor. Orman temelli programlar yüzde 67 ile en çok ilgi gören seçeneklerden biri olurken, ruhsal yollar yüzde 60 ile onu takip ediyor. Sessizlik odaklı konaklamalar ise yüzde 50’nin biraz üzerinde ilgi görüyor. Biçimleri farklı olsa da hepsinin ortak noktası yapay deneyimlerden ziyade gerçek bir bağ sunmaları. İlgi dijital aramalarda da açıkça görülüyor. Trip.com ve Google’ın 2025 ortası Why Travel analizine göre wellness temalı aramalar hızla artıyor. "Japanese tea ceremonies" yüzde 53 yükselirken "all inclusive spa" aramaları yüzde 250 arttı. Tatil ile sağlığı birleştiren sorgularda da benzer artışlar var." Ski and spa" yüzde 250 yükselirken "golf and spa resorts" aramaları üç katına çıktı.

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı Haber

“Yaşayan Festival” Manisa’yı dünyaya tanıttı

21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, Manisa’yı hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen ziyaretçilerle buluşturdu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde hazırlanan program kapsamında kent, adeta günler boyunca açık hava sahnesine dönüştü. Festival süresince Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen etkinlikler yoğun ilgi gördü. Sanatçılar Erkan Can ve Güven Kıraç ile şef Danilo Zanna’nın katıldığı söyleşiler, gastronomi tutkunlarını bir araya getirirken, 5 bin kişilik Manisa Bahar Pilavı ikramı renkli görüntülere sahne oldu. Frida Kahlo’nun Günlükleri sergisi Ege Bölgesi’nde ilk kez sanatseverlerle buluşurken, tiyatro ve edebiyat etkinlikleri de festival programına damga vurdu. Spor etkinlikleri de festivalin önemli parçalarından biri oldu. Spil Dağı’nda ilk kez düzenlenen kamp etkinliği doğaseverleri bir araya getirirken, kent genelinde gerçekleştirilen satranç, briç ve dağ bisikleti yarışmaları büyük heyecan yaşattı. Uluslararası katılımın da yoğun olduğu festivalde, 12 farklı ülkeden gelen halk dansları ekipleri ve delegasyonlar Manisa sokaklarını kültür şölenine çevirdi. Festivalin finalinde ise asırlardır süregelen gelenek yaşatıldı. Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden dualar eşliğinde saçılan 10 ton mesir macunu için on binlerce vatandaş meydanları doldurdu. Şifa bulmak isteyen vatandaşlar mesir kapabilmek için yoğun çaba harcadı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin kapsamının her geçen yıl genişlediğini belirterek, "Bu organizasyonu sadece bir saçım töreni olmaktan çıkarıp, sanatıyla, gastronomisiyle ve sporuyla yaşayan bir festivale dönüştürdük. Manisa’nın kültürel ve turizm potansiyelini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz" dedi.

Mesir macunu için kazana girdiler Haber

Mesir macunu için kazana girdiler

UNESCO'nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, Nevruz Bayramı şenlikleriyle beraber başladı. İlk olarak Cumhuriyet Meydanı'nda başlayan etkinliklerde, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, mesir komitesi üyeleri tarafından Milli Egemenlik ve Atatürk Anıtı'na çelenk sunuldu. Saygı duruşunda bulunulması ve ardından İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam eden etkinlikte şiirler okundu, halk oyunları gösterileri sunuldu. Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak'ın selamlama konuşması ve Nevruz'un önemine ilişkin yaptığı konuşmasının ardından protokol üyeleri Nevruz'un simgesi haline gelen renkli yumurtaları birbirleriyle tokuşturarak kırmaya çalışırken, Nevruz'un en önemli ritüellerinden olan örste demir dövüp ateş üzerinden atladı. Mesir Korteji düzenlendi Etkinlik, geleneksel hale gelen kortej yürüyüşüyle devam etti. Mesir Macunu sayesinde şifa bulan Hafsa Sultan ve Mesir Macununu hazırlayan Merkez Efendi'yi ve Manisa'da yetişen şehzadeleri temsil eden tiyatrocuların eşliğinde protokol üyeleri Manisalıları selamlayarak, Sultan Camii Külliyesi içerisinde yer alan Şifahanenin önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Törenlere Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa Milletvekilleri Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şifalı Mesir Macunu dualarla karıldı Mesir Karma Töreninin açılış konuşmasını yapan Manisa'yı Mesir'i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, "Manisa hepimiz için çok önemli. Manisa deyince Mesir, Mesir deyince Manisa akla geliyor artık ve her yıl büyüyerek bu tanıtım anlamında da hem yurt dışında, yurt dışında bu gelenek, bu inanış büyüyerek devam ediyor. Her zaman söylediğim gibi biz Sultan Camii Kubbe ve minarelerinden sadece Mesir Macunu saçmıyoruz. İhtiyacı olanlara şifa, sevgi, kardeşlik, umut ve barış açıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Şehrimizin gururu, kültürümüzün en kıymetli mirası olan Mesir Festivali geleneğimizin 486. yılını karşılamanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugün Manisa'mızda çifte bayram yaşıyoruz. 486 yıldır bu topraklarda mayalanan, hoşgörünün ve şifanın sembolü olan Mesir geleneğimizi bu yıl Ramazan Bayramı'nın ikinci gününde sizlerle beraber karşılıyoruz. Bayramın o birleştirici ruhu ile Mesir'in kadim şifasının aynı gün buluşması şehrimiz için çok güzel ve anlamlı bir denk geliş. Bayramın huzuru ile Mesir'in şifası Manisa'mızın bereketli topraklarında birleşiyor. 486 yıl önce Merkez Efendi'nin Hafsa Sultan'ın şifa bulması için hazırladığı bu şifalı macun bugün sadece bir geleneği değil, hoşgörüyü, dayanışmayı ve bir arada yaşam kültürünü temsil ediyor" şeklinde konuştu. Manisa Mesir Macunu Festivalinin sosyal dayanışmanın bir örneği olduğunu ifade eden Manisa Valisi Vahdettin Özkan ise şunları söyledi: "Mesir Festivali deyip geçmemek lazım. Klasik bir festival değil. Bir kere dünyanın en kadim ve en eski festivali Mesir festivalidir. Mesir Bayramı'dır. Aynı zamanda manevi olarak, şifa olarak inanç değerlerimiz açısından çok kıymetli bir bayramdır, bir festivaldir. Keza sağlık, sıhhat bulma açısından insanın ihtiyaçlarının önem hiyerarşisinde en önemlisi olan sağlık hizmetine erişimle ilgili o zamanın şartlarında en güzel ilaçlar terkip edilerek sunulmuştur. Aynı zamanda bir sağlık kurumunun ifadesidir." Kazanın içinde kıyasıya yarış Yapılan konuşmaların ardından Manisa İl Müftü Vekili Mehmet Nurlu'nun yaptırdığı dua ile birlikte Mesir Macunu kazanına 41 çeşit baharat ilave edilerek karıştırıldı. Protokol üyeleri tarafından hazırlanan temsili Mesir Macunu kazanı vatandaşların alabilmesi için sahneden aşağıya indirildi. Ellerinde kavanozlar, poşetler, plastik tabaklar ile kazanın içine ellerini daldıran vatandaşlar şifalı olduğuna inanılan Mesir Macunundan alabilmek için birbirleriyle yarışırken, ortaya her sene olduğu gibi renkli görüntüler çıktı. Sadece Manisalıların değil, İzmir, İstanbul gibi farklı illerden gelen vatandaşlar da macundan alabilmek için yarıştı. Kimi vatandaşlar mesir macununa bulanırken, macundan alabilen vatandaşlar ise yüzyıllardır yaşatılan geleneğin kendine has bir geleneği olduğunu ve her sene takip ettiklerini söyledi. Nevruz Bayramı ve Mesir Macunu Karma Töreniyle başlayan 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii kubbe ve minarelerinden vatandaşlara 10 ton mesir macunu saçılmasıyla sona erecek.

İsviçre’den gelip Pamukkale'nin termal sularında şifa arıyor Haber

İsviçre’den gelip Pamukkale'nin termal sularında şifa arıyor

İsviçre’de yaşayan 25 yaşındaki kadın, Friedreich ataksisi hastalığına Pamukkale'nin dünyaca ünlü termal sularında şifa arıyor. Tedavisi için Pamukkale Üniversitesi Karahayıt Termal Rehabilitasyon Merkezini (PAÜTERM) tercih eden kadın, ülkesine tekerlekli saldayesiz dönmeyi hedefliyor. Sinir sisteminde ilerleyici hasara neden olarak yürüme bozukluğundan konuşma problemlerine kadar geniş bir semptom yelpazesine sahip otozomal resesif geçişli bir hastalık olan Friedreich ataksisiye yakalanan 25 yaşındaki Emina Kazaferovic, İsviçre’de bulamadığı şifayı Türkiye’nin şifalı suları ile ünlü Denizli’nin Pamukkale ilçesindeki Karahayıt Mahallesini tercih ederek buldu. Geçtiğimiz Ağustos ayında kilometrelerce uzaklıktan Pamukkale Üniversitesi Karahayıt Termal Rehabilitasyon Merkezi (PAÜTERM) gelen Kazaferovic, en büyük istediği uzun süredir mücadele ettiği hastalığı nedeniyle mahkum kaldığı tekerlekli sandalyeden kurtulmaktı. Aylardır PAÜTERM’in kişiye özel uyguladığı tedavi seçenekleri ile günlük yaşamını olumsuz etkileyen hastalıktan kurtulan Kazaferovic, PAÜTERM çalışanları başta olmak üzere bölgenin en büyük tedavi merkezinin yapılmasına katkı sağlayanlara teşekkür etti. Pamukkale'nin ünlü beyaz travertenleri dağlardan ovaya dökülen kaplıca suyuyla beyazlaşırken, hemen yanı başında çıkan kırmızı suyu ve bu doğal suyun oluşturduğu doğal çamur alanları PAÜTERM’i bölgenin en büyük tedavi merkezine dönüştürdü. Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Pamukkale Üniversitesi işbirliğinde düzenlenecek olan 'Uluslararası Termal Sağlık Turizmi Forumu Denizli 2024’ün lansmanı PAÜ Karahayıt Termal Rehabilitasyon Merkezinde yapıldı. Lansmanın sonunda ise Rektör Prof. Dr. Ahmet Kutluhan ile Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan Pamukkale Üniversitesi Karahayıt Termal Rehabilitasyon Merkezi’nin üniteleri ziyaret edip, bilgi paylaşımında bulunuldu. Ziyaret esnasında Rektör Kutluhan, tedavisinde sonuna yaklaşılan İsviçreli Emina Kazaferovic ile bir araya geldi. Kazaferovic, sağlık durumu hakkında bilgi alan Prof. Dr. Kutluhan’a kendisi ile yakından ilgilendiği için teşekkür etti.

4 Asırdır şifa dağıtan suda yıkanan iyileşiyor Haber

4 Asırdır şifa dağıtan suda yıkanan iyileşiyor

Dulkadiroğlu ilçesindeki İsa Divanlı Mahallesi’nde bulunan Uyuz Pınarı Hamamı, 4 asırlık tarihi geçmişi ile başta uyuz olmak üzere cüzzam ve cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılıyor. Birinci görüşe göre, 2. Selim tarafından Hicri 978 / Miladi 1570 yılında yaptırılırken, ikinci görüşe göre ise Osman Çelebi bin İsa Divan tarafından Miladi 1550'de yaptırıldığı yer alan hamamın; Romalılar, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Selçuklular, Dulkadirliler ve Osmanlılar tarafından kullanıldığı kaydedildi. Tarihi yapı, Dulkadiroğlu Beyliği döneminde ise cüzzam hastalarının tedavi edildiği yer olarak dikkat çektiği biliniyor. Özellikle Roma döneminden başlayarak Kahramanmaraş’ta ve bölgede cilt hastalarının, özellikle cüzam hastalarının bölgeye gelerek şifalı suda yıkanarak rahatsızlıklarından kurtulduğu ifade ediliyor. 2006 yılında yenilendikten sonra vatandaşlara su vermeye devam eden tarihi yapı, içerisinde hastaların banyo yapabileceği şekilde yeniden ayağa kaldırılarak günümüzde şifa arayan vatandaşlardan ilgi görüyor. Hamam hakkında bilgi veren mahalle sakini 67 yaşındaki Erol Gökduman , “Uyuz Pınarı, Asurlular zamanına kadar dayanan bir suyumuzdur. Asurlular zamanında cüzzamlı hastalara şifa olduğu biliniyor. Şu anda da çevre illerden gelen hastalara da şifa veriyor. Hatta bir doktor buraya gelerek çare bulamadığı kuru kaşıntı sorunun çözdü” dedi. Özellikle cilt hastalıklarının giderilmesi için Uyuz Pınarı’na gelinmesi gerektiğini dile getiren Gökduman, “Şifa niyetine gelen herkes şifa buluyor. Buraya dışarıdan gelen çok insan var. Bu su başka birilerinin elinde olsa daha kıymetli olurdu. Ben burada çocukluğumdan beri yıkanırım ve hatta yaz aylarında 2 güne bir yıkanırım. Ben kaşıntı nedir bilmem. Bu şifalı suyumuzun değerini bilelim” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.