Hava Durumu

#Şefler

TOURISMJOURNAL - Şefler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şefler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı Haber

Urla’da 12. Enginar Festivali başladı

İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. "İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir" Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, "İzmir'in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali'nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihi olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye'de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor" diye konuştu. "Urla’nın önce kökenini bilmek lazım" Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihi ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, "Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz" dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, "Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız" diye konuştu. "İzmir'de yaşamaya her zaman özeniyorlar" Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, "Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor" dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, "Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor" diye konuştu. "Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız" İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir'le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur" diye konuştu. "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak" Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir" diye konuştu. "Urla’da toprak konuşur, emek büyür" Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, "Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır" dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Tarım Gastronomi ve Turizm" başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere rağmen kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, "İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz" dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. "Ege Bölgesi adeta bir maden" Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, "Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden" dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda konserler yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.

Antalya, Döşemealtı Kabağıyla Gastronomi Ve Turizmi Buluşturdu Haber

Antalya, Döşemealtı Kabağıyla Gastronomi Ve Turizmi Buluşturdu

Antalya’nın tarımsal üretim çeşitliliğine ve köklü gastronomi kültürüne dikkat çekmek amacıyla, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından coğrafi işaret tescil başvurusu yapılan Antalya Döşemealtı Kabağı için lansman ve tadım günü etkinliği, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. "Antalya’nın yerel lezzetlerini gastronomik bir deneyime dönüştürdük" Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Başkan Yusuf Hacısüleyman, etkinliği gastronomik bir deneyim olarak kurguladıklarını belirterek, organizasyonun Antalya’nın coğrafi işaretli ürünleri ve yerel malzemeleri odağına alan yeni çalışmaların başlangıcı niteliğinde olduğunu ifade etti. Şeflerin dokunuşuyla 53 farklı lezzetin bir araya geldiğini ifade eden ATSO Başkanı Hacısüleyman, "Bugün gurme tatlardan oluşan bir menüyü deneyimleme fırsatı bulduk. Başlangıcından ana yemeğine, tatlısına kadar özenle hazırlanmış tüm lezzetleri hep birlikte görüyoruz ve tadıyoruz. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese; hazırlayanlara, katkı sunanlara, destek veren tüm paydaşlara yürekten teşekkür ediyorum. Gerçekten çok büyük bir emek var" dedi. "Döşemealtı Kabağı bu yolculuğun ilk adımı" Antalya Döşemealtı Kabağı ile ilgili coğrafi işaret süreci hakkında bilgi veren Başkan Hacısüleyman, "Coğrafi İşaret başvurumuzla Antalya Döşemealtı Kabağımızı tescilleyerek hem ürünümüzün değerini korumayı hem de üreticimizin emeğini hak ettiği yere getirmeyi hedefledik. Yerel üreticimizi destekleyerek tarımımızı güçlendirmek ve kırsal kalkınmayı teşvik etmek önceliğimiz" dedi. Gerçekleştirdikleri etkinliğin bundan sonra yapılacak olan çalışmaların bir başlangıcı olduğunu ifade eden Başkan Hacısüleyman, "Coğrafi işaretli ürünlerimiz, yöresel yiyeceklerimiz, bitki ve meyve türlerimizle ilgili daha pek çok etkinliğin ilk adımını bugün atmış bulunuyoruz. Şimdiden "şunu da yapalım, bunu da yapalım" diye pek çok değerli öneri geliyor. Hepsini değerlendirecek, en doğru şekilde hayata geçireceğiz. Eminim ki Antalya bundan sonra sadece deniz, kum ve güneşle değil; tarihi, kültürü ve zengin mutfak kültürüyle, coğrafi işaretli ürünleriyle de anılan bir şehir olacak. Bugün bu yolda ilk adımı attık. Bundan sonra yürümeye başlamamız gerekiyor" diye konuştu. "Coğrafi işaret seferberliğinde ikinci aşama" Programda konuşan Vali Hulusi Şahin, Antalya’nın sahip olduğu yerel değerleri tanıtmak ve ekonomiye kazandırmak amacıyla başlatılan coğrafi işaret çalışmalarında yeni bir aşamaya geçildiğini belirtti. Şahin, daha önce ağırlıklı olarak ürünlerin tespiti ve tesciline odaklanıldığını, artık bu değerlerin işlenmesi, sunulması ve ticarileştirilmesi sürecinin başladığını ifade etti. Antalya Döşemealtı Kabağı’nın, kentin önde gelen şefleri ve gurmeleri tarafından hazırlanan 53 ayrı tabakla tanıtılmasının bu sürecin önemli bir örneği olduğunu vurguladı. Antalya’nın tüm değerlerini tanıtmak amacıyla bir yola çıktıklarını ifade eden Vali Şahin, "Bugünkü etkinlik, bu yolculuğun ikinci aşamasına geçtiğimizi gösteriyor. Bu ikinci aşama; elimizdeki değerlerin işlenmesi, sunulması, potansiyelinin harekete geçirilmesi ve ticarileştirilmesini kapsıyor. Daha önce 19 olan coğrafi işaret sayısını, 200’ü aşan başvurularla önemli ölçüde artırdık. Bu süreç, Antalya’nın zenginliklerinin tespit edilmesi ve tescillenmesini kapsıyordu. Artık bu zenginliklerin işlenme dönemi başladı. Geçtiğimiz günlerde BATEM, Antalya portakallarının hangi çeşitlerinin üretilebileceği ve nerelerde kullanılabileceğine dair örnekler sundu. Bugün ise Antalya Ticaret ve Sanayi Odamız, Döşemealtı kabağını, şehrimizin değerli şefleri ve gurmeleriyle birlikte hazırlanan 53 ayrı tabakla beğenilerimize sunuyor" ifadelerine yer verdi. "Tescilli lezzetler turizme entegre ediliyor" Coğrafi işaret tescili alan ürünlerin turizm ve gastronomi sektörüne entegre edileceğini söyleyen Vali Şahin, "Bir sonraki aşamada ise turizm işletmelerimizin ve restoranlarımızın menülerinde coğrafi işaretli ürünlere yer verilmesi, hatta oteller bünyesinde coğrafi işaret restoranları ve özel menüler oluşturulması hedefleniyor. Böylece coğrafi işaretli ürünlerimiz, misafirlerimizin beğenisine sunulmuş olacak. Başta Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız olmak üzere; kaymakamlarımıza, İl Tarım Müdürlüğümüze, kıymetli Yavuz Hocamıza ve bu yolculukta emeği geçen tüm yol arkadaşlarıma teşekkür ederim. Antalya’nın ve Türkiye’nin bu muhteşem ürünleri, hak ettiği değeri yakın zamanda bulacak" diye konuştu. Katkı sunanlara plaket TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Tarım Gıda Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu Üyeleri ve kurul üyelerinin desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Antalya Döşemealtı Kabağının yalnızca geleneksel tatlılarda değil, farklı mutfak uygulamalarında da değerlendirilebilen nitelikli ve çok yönlü bir ürün olduğu vurgulandı. Etkinlik, Antalya Döşemealtı Kabağının yerel üretimden gastronomiye uzanan yolculuğunu ortaya koyan tadım programının ardından, organizasyona katkı ve destek sunan; ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Bex Coffee sahibi Boğaçhan Göksu, 37. Grup (Restaurant, Yiyecek İçecek ve Eğlence Hizmetleri) Meslek Komitesi Başkanı ve Parlak Restaurant sahibi Güray Parlak, ATSO 4. Grup (Tarım ürünlerinin işlenmesi ve gıda üretimi) Meclis Üyesi ve Byfstk sahibi Fadime Doğan, ATSO 5. Grup (İçecek) Komitesi Başkanı Ayşe Deniz, TOBB Antalya GGK Başkanı ve Dondurma Dükkanı sahibi Ramazan Dikmen, Ekşi Co Artisan Bakery sahibi Ayşen Dereli, Antalya Reçelcisi sahibi Ebru Kocaacar, Limak Hotels şefi Halil Gökmenoğlu, 7 Mehmet Restaurant sahibi Mehmet Akdağ, Mustafa Güloğlu Baklavaları sahibi Mustafa Güloğlu, Zamora Pastanesi sahibi Mustafa Ferman Yaşa, Konak Dondurma Kurucu Ortak Özlem Subaşı, Kötekli Yörükleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Teke Yöresi Avşar Yörükleri Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği adına Veli Altıntaş, Anka Kadın Kooperatifi adına Fevziye Erkan, 7K Kadın Kooperatifleri adına Çiğdem Karaokutan’a plaket takdimiyle sona erdi. ATSO Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen programa Antalya Valisi Hulusi Şahin ve eşi Ebru Şahin’in yanı sıra Döşemealtı Kaymakamı Ünal Çakıcı, Döşemealtı Belediye Başkanı Menderes Dal, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ATSO Geçmiş Dönem Başkanı, geçmiş dönem CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal, sektör paydaşları, şefler ve gastronomi alanından davetliler katıldı. Şefler tarafından Döşemealtı Kabağı kullanılarak hazırlanan başlangıçlardan ana yemeklere ve tatlılara uzanan seçkin menü, katılımcıların beğenisine sunuldu.

MICHELIN Rehberi, Türkiye Genelinde Yaygınlaşıyor Haber

MICHELIN Rehberi, Türkiye Genelinde Yaygınlaşıyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ‘‘Bir sonraki MICHELIN Rehberi tüm Türkiye’yi kapsayacak. Bu gelişme Türk mutfağının tarihsel köklerini ve bölgesel çeşitliliğini daha görünür kılacak’’ dedi. Dünyanın en prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden biri olan Michelin Rehberi'nin 2026 Türkiye seçkisi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla düzenlenen ödül töreninde açıklandı. 2026 Michelin Rehberi Türkiye seçkisinde toplam 171 restoran yer aldı. Bu restoranlardan 2’si iki Michelin Yıldızı, 15’i bir Michelin Yıldızı, 13’ü Yeşil Yıldız, 39’u Bib Gourmand ile ödüllendirildi. Ayrıca 115 restoran, Michelin Rehberi tarafından tavsiye edilen işletmeler arasında yer aldı. Ödül töreninde konuşan Ersoy, "Kapadokya’mızın da listede yer almasının sevincini ve haklı gururunu yaşıyoruz" dedi. MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’deki kapsamının bu yıl genişletildiğini belirten Ersoy, "MICHELIN Rehberi’nin ülkemizdeki dördüncü yılında ise büyüleyici peribacalarıyla her gezginin seyahat listesinde yer alan Kapadokya’mızın da MICHELIN listesinde yer alacak olmasının sevincini ve haklı gururunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Kapadokya’nın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarihî ve kültürel mirasıyla da ön plana çıktığını anlatan Ersoy, bölgenin Hristiyanlığın erken dönemlerine ışık tutan yer altı şehirlerinden çömlekçilik geleneğine, sıcak hava balonu turlarından mağara otellerine kadar birçok benzersiz deneyim sunduğunu vurguladı. Ersoy, Orta Anadolu mutfağının en seçkin örneklerini içinde barındırmasını da Kapadokya’yı gastronomi alanında değerli bir destinasyon hâline getirdiğine dikkat çekti. Bölgenin sahip olduğu killi toprağın özgün pişirme tekniklerine ve özel bağcılık kültürüne katkı sağladığını belirten Ersoy, bunun Kapadokya’nın kendine has bir gastronomi kimliği kazanmasına olanak tanıdığını ifade etti. Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: "MICHELIN Rehberi’nin de gözünden kaçmayan bu zengin miras, Kapadokya’daki yetenekli şeflerimiz tarafından dünya standartlarındaki restoranlarda, yöresel ürünlerin özel dokunuşlarla yorumlanması sayesinde ziyaretçilere eşsiz bir lezzet yolculuğu sunuyor. Artık MICHELIN seçkisiyle daha da görünür hale gelecek bu zengin gastronomi kültürünün Kapadokya’yı gezginler için çok daha güçlü bir çekim noktasına dönüştüreceğine yürekten inanıyoruz." Yıldızlı restoran sayısı 17 oldu Michelin Rehberi 2026 Türkiye seçkisinde, üç restoran ilk kez bir Michelin Yıldızı almaya hak kazandı. Muğla’dan 'Mezra Yalıkavak' şef Serhat Doğramacı, İstanbul’dan 'Araf İstanbul' şefler Pınar Korgan Çetinkaya ve Kenan Çetinkaya ile Nevşehir’den 'Revithia' şef Duran Özdemir, 2026 seçkisinde birer yıldızla ödüllendirildi. İki Michelin Yıldızı kategorisinde ise İzmir’den 'Vino Locale' şef Ozan Kumbasar listeye bu yıl dâhil oldu. İstanbul’dan TURK Fatih Tutak ise mevcut iki yıldızını koruyarak seçkideki yerini pekiştirdi. Böylece Türkiye’nin Michelin Yıldızlı restoran sayısı 17'ye ulaştı. ‘‘MICHELIN Rehberi Türkiye’yi kapsayacak’’ Bakan Ersoy, konuşmasında önemli bir gelişmeyi de kamuoyuyla paylaşarak, bir sonraki MICHELIN Rehberi seçkisinin artık Türkiye’nin tamamını kapsayacağını açıkladı. Bu genişlemenin, Türk mutfağının tarihsel köklerini ve bölgesel çeşitliliğini daha görünür kılacağına işaret etti. Güçlü bir geleneğin, Anadolu’nun binlerce yıllık tarihi ve kültürel mozaiğiyle birleşerek saray mutfağında rafine hâle geldiğini vurgulayan Ersoy, "Türk mutfağı, ülkemizin 7 bölgesinde farklı ve eşsiz lezzetler sunuyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin gastronomik zenginliğinin yalnızca yemek yapmaktan ibaret olmadığını dile getiren Ersoy, bunun aynı zamanda bir yaşam felsefesi ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgelik olduğunu belirtti. Gastronomide elde edilen başarıların sadece geçmişe değil, aynı zamanda geleceğe yönelik bir vizyonla şekillendiğini dile getiren Ersoy, geleneksel tariflerin modern sunumlarla buluşturulduğunu, yerel ürünlerin ön plana çıkarıldığını ve sürdürülebilir bir anlayışla hareket edildiğini kaydetti. MICHELIN Rehberi’nin Türkiye genelindeki bu zenginliği değerlendirmeye alacak olmasının, yerel ustaların ve lezzetlerin uluslararası tanıtımına katkı sağlayacağını ifade eden Ersoy, bu adımın illerin gastronomi turizminden aldığı payı da artıracağına dikkat çekti. MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’yi kapsayacak olmasının önemine de değinen Bakan Ersoy, "Her yöremizin, her şehrimizin kendine has tarifleri, özel pişirme teknikleri ve unutulmaz lezzetleri vardır. MICHELIN Rehberi'nin Türkiye'nin tamamını kapsayacak olması, bu binlerce yıllık kültürel birikimimizin, yerel lezzetlerimizin ve mutfak sanatımızın dünya çapında takdir görmesi anlamına gelmektedir. Bu, sadece restoranlarımız için değil, tüm mutfak kültürümüz ve gastronomi mirasımız için gurur verici bir gelişmedir. MICHELIN Rehberi’nin İstanbul, İzmir, Muğla ve son olarak da Kapadokya için hazırladığı seçkiler yalnızca bu destinasyonlarımızın marka değerini arttırmakla kalmıyor; aynı zamanda gurme gezginleri Türkiye’ye çekerek ülkemizin dünyanın önde gelen lezzet merkezleri arasında hak ettiği yeri almasına da katkı sağlıyor. Üstelik MICHELIN Rehberi’nin ülkemizdeki varlığı, sürdürülebilirliği, yerelliği merkeze alan Türk gastronomi anlayışının daha iyi tanınmasına da destek oluyor. Türk mutfağı doğal yapısı itibariyle sürdürülebilir geleneklere bağlı olsa da sürdürülebilirlik bizim için sadece gastronomi sektörüyle sınırladığımız bir strateji değil. Bugün odağımız her ne kadar Türk gastronomisi olsa da sürdürülebilirliğin turizm sektörümüzün bel kemiğini oluşturduğunu belirtmek ve bu konuda gerçekleştirdiğimiz en önemli adımın altını bir kez daha çizmek istiyorum" dedi. ‘‘İstanbul, dünyanın en iyi gastronomi şehri seçildi’’ Türk mutfağının uluslararası tanıtımı için Bakanlık olarak yürütülen iletişim stratejilerinin somut sonuçlar verdiğini belirten Ersoy, İstanbul’un kazandığı önemli bir unvana da değindi. Bakan Ersoy, "İstanbul, konuklarına sokak lezzetlerinden esnaf lokantalarına, fine dining restoranlardan Michelin Yıldızlı restoranlara uzanan beş duyuya hitap eden bir seçki eşliğinde; Asya, Orta Doğu, Akdeniz ve Avrupa mutfaklarının da en iyi örneklerini sunan gastro-şehrimiz olarak, yeni dünyanın en iyisi seçildi. Mastercard Ekonomi Enstitüsü tarafından, uluslararası yeme-içme harcamaları analiz edilerek hazırlanan Seyahat Trendleri 2025 Raporu’na göre İstanbul, dünyanın bir numaralı gastronomi şehri" ifadelerini kullandı. MICHELIN Key listesinde Türkiye’den 26 otel yer aldı Bakan Ersoy, Türkiye’nin sürdürülebilir turizm alanında attığı öncü adımlara dikkat çekerek, 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) ile imzalanan iş birliği anlaşmasının bu alanda bir ilke işaret ettiğini söyledi. Bakan Ersoy, bu adımla Türkiye'nin, hükümet düzeyinde sürdürülebilirlik sertifikasyon çerçevesi geliştiren dünyadaki ilk ülke olduğunu hatırlattı. Bu girişimin diğer ülkelere de ilham verdiğini belirten Ersoy, yalnızca üç yıl içinde uluslararası tanınırlığa sahip GSTC Sertifikasını almaya hak kazanan konaklama tesislerinin sayısının 2 bini aştığını ifade etti. Ersoy, bu çerçevede tüm konaklama tesislerinin sertifikasyon sürecini 2030 yılına kadar tamamlamayı hedeflediklerini kaydetti. Konaklama sektöründe gerçekleşen bu sürdürülebilir dönüşümün ve hizmet kalitesinin MICHELIN Rehberi’nin dikkatinden kaçmadığını söyleyen Ersoy, konaklama alanında hayata geçirilen yeni değerlendirme sistemi MICHELIN Key seçkisinde Türkiye’nin önemli bir yer edindiğini bildirdi. Michelin Rehberi’nin ilk küresel Anahtar seçkisinde, Türkiye’de 22 otel ‘1’; 3 otel ‘2’ ve 1 otel ise ‘3’ Michelin Key’e sahip oldu. "Önümüzdeki dönemde MICHELIN Key ile ödüllendirilen tesislerimizin sayısının hızla arttığına tanıklık edeceğiz" diyen Ersoy, gastronomi destinasyonlarında olduğu gibi konaklama tesislerinde de bu başarının artarak süreceğine inandığını dile getirdi. Ersoy, "MICHELIN Rehberi seçkisinde yer almaya hak kazanan tüm restoranlarımızı ve şeflerini emeklerinden ötürü tebrik ediyorum. Bu başarının hem restoranlarımızın hem destinasyonlarımızın hem de ülkemizin turizmindeki yükselen konumunu daha da güçlendireceğine inanıyor ve MICHELIN Rehberi’nin artık tüm yurdumuza yayılıyor olmasındaki ivmeden duyduğum memnuniyeti sizlerle paylaşmak istiyorum’’ diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.