Hava Durumu

#Şanlıurfa

TOURISMJOURNAL - Şanlıurfa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şanlıurfa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Urfa’nın gastronomi adaylığı İstanbul’dan dünyaya duyuruldu Haber

Urfa’nın gastronomi adaylığı İstanbul’dan dünyaya duyuruldu

Bu prestijli adaylık, Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen özel bir lansmanla duyuruldu. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen geceye, İstanbul Valisi Davut Gül, Bayrampaşa Kaymakamı Abdullah Çiftçi, Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy, Cumhurbaşkanlığı Tarım Gıda Politikaları Kurulu Üyesi İş İnsanı Ramazan Bingöl, gastronomi dünyasının önde gelen isimleri, iş dünyasından temsilciler, kanaat önderleri, ünlü şefler ve basın mensupları katıldı. Lansman gecesi, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri kimliğini yansıtan Vox Humanis konseriyle başladı. Şanlıurfa’dan yükselen çağdaş bir çok sesli koro olan Vox Humanis; Anadolu’nun çok kültürlü müzik hafızasını Batı koro geleneğiyle buluşturan repertuvarıyla, bölgesel mirası evrensel bir sahne diliyle yorumlayan güçlü bir sanat odağı olarak geceye damga vurdu. Şanlıurfa’nın adaylığı, yalnızca bir şehir tanıtımı değil, insanlık tarihinin en erken yerleşimlerinden biri olan bu coğrafyanın, sofra kültürü üzerinden yeniden anlatılması anlamına geliyor. IGCAT (International Institute of Gastronomy, Culture, ArtsandTourism) tarafından yürütülen süreçte şehirler yalnızca mutfak zenginliğiyle değil, kültürel mirasın korunması, yerel üretimin sürdürülebilirliği ve gastronominin bir kalkınma modeli olarak ele alınması gibi çok katmanlı kriterler üzerinden inceleniyor. Adaylık Süreci ve Paydaşlar Unutulmaya yüz tutmuş Urfa yemeklerini yeniden gün yüzüne çıkarmak, geleneksel tarifleri kayıt altına almak ve ata tohumlarını koruyarak yerel üreticiyi güçlendirmek adına başlatılan bu sürecin ilk etabında, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile IGCAT arasında ön görüşmeler gerçekleştirildi. Ardından, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından Şanlıurfa'yı temsil etmek üzere, Harran Üniversitesi, Haliliye Belediyesi, Eyyübiye Belediyesi, Karaköprü Belediyesi, GAP İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası,SlowFood Türkiye Network ve Bureau Gastronomica’nın dahil olduğu güçlü bir paydaşlık komisyonu oluşturuldu. Hazırlanan başvuru dosyası, Barcelona'da düzenlenen IGCAT Danışma Kurulu Toplantısı'nda değerlendirildi ve Şanlıurfa, Türkiye'den bu ünvan için resmî aday ilan edilen ilk şehir oldu. “Sadece Bir Adaylık Değil” Lansmanda konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu buluşmanın yalnızca bir lansman değil, insanlık tarihinin en kadim sofralarından birinin etrafında gerçekleşen anlamlı bir buluşma olduğunu vurguladı. Şanlıurfa’nın tarihsel derinliğine dikkat çeken Gülpınar, şehrin kuruluş tarihinin bilimsel olarak kesin şekilde belirlenemeyen en eski yerleşimlerden biri olduğunu ifade ederek, her yeni arkeolojik bulgunun bu geçmişi daha da geriye taşıdığını belirtti. Yaklaşık 12 bin yıl önce bu topraklarda yaşanan büyük dönüşümün insanlık tarihini değiştirdiğini vurgulayan Gülpınar, buğdayın ilk kez ehlileştirilmesinin yalnızca bir tarımsal gelişme değil, aynı zamanda medeniyetin başlangıcı olduğunu söyledi. Göbeklitepe ve Karahantepe gibi alanların yalnızca geçmişi değil, bugünün sofra kültürünü de anlamlandırdığını ifade eden Gülpınar, Şanlıurfa’da gastronominin bir lezzet meselesinden çok bir hafıza meselesi olduğunu dile getirdi. Şanlıurfa mutfağının gücünün yalnızca çeşitliliğinden değil; toprakla, üretimle ve paylaşım kültürüyle kurduğu bağdan geldiğini de belirten Gülpınar, “Halil İbrahim Sofrası” geleneğinin bu şehrin yalnızca yemek değil, bir gönül kültürü ürettiğinin göstergesi olduğunu ifade etti. Şehrin yalnızca gastronomiyle değil, müzik kültürüyle de güçlü bir mirasa sahip olduğunu vurgulayan Gülpınar, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri unvanının bu çok katmanlı kültürel birikimin önemli bir yansıması olduğunu söyledi. Gastronomi Bir Kalkınma Modeli Şanlıurfa’nın bu süreci yalnızca bir unvan hedefi olarak değil, bütüncül bir kalkınma yaklaşımı olarak ele aldığını belirten Gülpınar; ata tohumlarının korunması, yerel üreticinin desteklenmesi ve geleneksel bilgi birikiminin geleceğe taşınması yönünde kapsamlı bir vizyon ortaya koyduklarını ifade etti. Gastronominin yalnızca tüketim değil, üretimden sofraya uzanan bir değer zinciri olarak ele alınacağını vurgulayan Gülpınar, turizmin yerel yaşamı dönüştüren değil, onunla birlikte büyüyen bir modelle ilerlemesi gerektiğini belirtti. “Türkiye’de Her Şey Var…” Türkiye’nin gastronomi potansiyeline de değinen Gülpınar, şu ifadeleri kullandı:“Türkiye’de her şey var. Ürün var, kültür var, hikâye var… Ama bu hikâyeyi dünyaya anlatacak güçlü bir modele ihtiyacımız var. Biz bu süreci, tam da bu ihtiyaca cevap verecek bir yolculuk olarak görüyoruz.” Şanlıurfa: Geçmişin Hafızası, Geleceğin Mutfağı IGCAT tarafından alınan adaylık kararının resmi olarak iletildiğini belirten Gülpınar, sürecin tüm paydaşlarla birlikte titizlikle yürütüleceğini ve Şanlıurfa’nın 2029 yılında bu unvanı kazanması için kararlılıkla çalışacaklarını da ifade etti. “12 bin yıllık yaşayan bir anlatım” Bu özel gecede video ile mesajını ileten IGCAT Başkanı Diane Dodd yaptığı konuşmada, Şanlıurfa'yı bu kadar eşsiz kılan enerjiyi, lezzetleri ve hikayeleri deneyimlemeyi çok istemesine rağmen İstanbul’a gelemediğini ifade etti ve “Bugün sadece bir kutlama değil. Vizyonun bir takdiridir. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar'ın liderliği ve birçok özverili paydaşın ortak çabası sayesinde Şanlıurfa, olağanüstü mirasını dünyayla paylaşmak için öne çıktı. Bu muhteşem bir hikaye. Gastronominin bir trend değil, 12 bin yıllık yaşayan bir anlatı olduğu bir yer. Taş Tepeler'den alınan ilham, bu toprakların medeniyetin beşiklerinden biri olduğunu, yiyecek, kültür ve topluluğun zaten derinlemesine iç içe geçtiğini hatırlatıyor. Ve bu bugün de devam ediyor’ dedi. “Bu sadece bir unvan değil, bir yolculuk” Dodd, UNESCO Müzik Şehri olarak Şanlıurfa’nın çok güçlü bir şeyi somutlaştırdığını da söyledi ve “müzik ile gastronomi arasında ayrılmaz bir bağ var. Sıra gecelerinde sadece geleneği değil, hem yerlilere, hem de ziyaretçilere hitap eden canlı, nefes alan bir kültürel deneyimi görüyoruz. Dünya Gastronomi Bölgesi Ödülü tam olarak bunu temsil ediyor. Bu sadece bir unvan değil, bir yolculuk. Bölgelerin yerel ekonomilerini güçlendirmelerine, üreticileri desteklemelerine, biyoçeşitliliği korumalarına ve yemek kültürleriyle gurur duymalarına yardımcı olan bir yolculuk. Uluslararası görünürlük yaratıyor. Ancak daha da önemlisi, yerel kimliği ve direnci güçlendiriyor. Şanlıurfa için, Türkiye'den aday gösterilen ilk bölge olmak zaten tarihi bir adım. Güveni gösteriyor. Hırsı gösteriyor. Ve bu, dünyaya net bir mesaj gönderiyor: Bu bölge, kültürü, mirası ve insanlarıyla liderlik etmeye hazır. Bu adaylık önemli çünkü sadece tanınmakla ilgili değil, gelecekle ilgili. Genç nesillerin geleneklerinin değerini gördüğü bir gelecek. Yerel ürünlerin hak ettikleri takdiri kazandığı bir gelecek. Ve gastronominin geçmiş ile gelecek, yerel ile küresel arasında bir köprü haline geldiği bir gelecek. Şanlıurfa'yı çok yakında ziyaret etmeyi, bu zenginliği bizzat deneyimlemeyi ve bu yolculuğa birlikte devam etmeyi gerçekten dört gözle bekliyorum. Bu önemli dönüm noktası için hepinizi tebrik ederim” diyerek sözlerini noktaladı. “Şanlıurfa’nını değerleri yerelden ulusala aktarılacak” Geceyi katılan İstanbul Valisi Davut Gül de yaptığı konuşmada; “Yaklaşık 5 yıl Gaziantep’te görev yaptım. Bu süre içerisinde Şanlıurfa’nın değerlerini, potansiyelini daha yakından tanıma fırsatı yakaladım. Bugün yapılan iş geç kalınmış, ama Şanlıurfa’mıza yakışır, mutlaka da olması gereken bir etkinlik. Dünyanın en eski kültürlerine sahip olan bir coğrafyada ata tohumundan başlayarak, verimli topraklarda, yüzyıllardır bu verimli ürünleri yetiştiren ve aynı şekilde bu ürünleri geleneksel pişirme teknikleriyle bugünlere getiren, dünyanın her tarafında yeme içmenin tek tipleştiği, giyimin tek tipleştiği, kültürün tek tipleştiği bir dönemde, atmosferde yerliliği muhafaza ederek bugünlere kadar gelen, adeta altın kıymetinde bir nimetimiz var. Eksik olan, Şanlıurfalıların da bildiği, Şanlıurfa’ya gelenlerin, Şanlıufra dostalarının bildiği, bu güzel lezzetleri bütün dünyaya tanıtmak. Burada Büyükşehir Başkanı’nın öncülüğünde, ekibiyle, basınıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, paylaşlarıyla Şanlıurfamız görücüye çıktı. İnanıyorum ki Şanlıurfa’nın lezzetleri, musikisi tanındığında, değerleri yerelden ulusala aktarılmış olacak” diyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Sofranın Hikayesi Cumhurbaşkanlığı Tarım Gıda Politikaları Kurulu Üyesi, İş İnsanı Ramazan Bingöl’ün konuşmasının ardından, Şanlıurfa kökenli Şef Gökhan Çilak tarafından, Göbeklitepe’nin de içinde bulunduğu Taş Tepeler arkeolojik kazılarından elde edilen bulguların ilhamıyla kurgulanan, Tersane İstanbul Executive Şefi Efe Anıl Çetin ve mutfak ekibinin katkılarıyla hazırlanan özel menünün sunumuna geçildi. “Toprağın Armağanı”, “Paylaşımın Mutfağı” ve “Geleceğin Yorumu” başlıkları altında şekillenen bu çok katmanlı sofra, Şanlıurfa’nın kadim gastronomi mirasını günümüz yorumuyla bir araya getirerek, insanlığın ilk yemek pratiklerinden bugüne uzanan bir hikâyeyi davetlilere deneyimsel bir anlatıyla sundu. Gökhan şef menüyü tasarlarken, sadece günümüzün yöresel mutfağını yansıtmayı düşünmediğini söyledi. Asıl amacının, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de karşımıza çıkan insanlık tarihinin o en erken yerleşim ve ortak yaşam izlerini, binlerce yıldır bu topraklarda var olan tahıl, baklagil, yabani ot ve ateş kültürüyle birleştirerek profesyonel mutfak diliyle yeniden yorumladığını ifade etti. “Topla, Öğüt, Közle, Paylaş’ “Bu akşam kurduğumuz sofra bir yemek akışından ibaret değil. Şanlıurfa’nın binlerce yıllık gıda hafızasını ve bugün hala capcanlı olan mutfak bilgisini bir araya getiren bir anlatı” diyen Gürkan Şef, menünün her parçasında bambaşka bir hikaye olduğunun altını çizdi ve her tabağın hikayesini şöyle anlattı. “Menünün bir parçası olan her tabak aslında, bu uzun hikayenin farklı bir aşamasını ve katmanını anlatıyor. Yabanın bahşettiklerini anlamak için “Toplamak”. Göbeklitepe’deki o binlerce öğütme taşının emeği ve zamanı temsil eden sesine kulak vermek için “Öğütmek.” Ateşin Şanlıurfa mutfağındaki dönüştürücü gücüyle Şanlıurfa bozkırının yeraltı hazinesi olan keme mantarını “Közlemek.” Ve elbette Şanlıurfa’nın en büyük değerlerinden olan topluluk duygusuyla, yemeğin aslında birlikte yenmek için var olduğunu hatırlayarak sevdiklerimizle “Paylaşmak.”.

Uzak Şehir dizisinin başarısı turizm rotalarını değiştirdi Haber

Uzak Şehir dizisinin başarısı turizm rotalarını değiştirdi

KANAL D’nin ünü ülke sınırlarını aşan fenomen dizisi ‘Uzak Şehir’, Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlamaya devam ediyor. Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ın, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bünyesindeki GoTürkiye’nin yüzü olmasıyla dizinin etkisi daha da büyüdü. Yapım, özellikle Kuzey Afrika’da yeni bir turizm akımının oluşmasına öncülük etti. Tunus, Fas ve Cezayirli seyahat acenteleri, rotalarını çekimlere ev sahipliği yapan Mardin başta olmak üzere Güneydoğu’ya çevirdi. HEYET SETİ ZİYARET ETTİ TGA’nın organizasyonuyla Tunus, Fas ve Cezayir’den gelen 24 seyahat acentesi yöneticisine Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır’ı kapsayan özel bir tur düzenlendi. Heyet, Gaziantep ve Şanlıurfa’daki tarihi noktaları gezdikten sonra “Uzak Şehir”in çekimlerinin yapıldığı Mardin’e geçti. Midyat’taki set alanlarını ziyaret eden katılımcılar, oyuncularla bir araya geldi; sohbet etti, fotoğraf çektirdi. Birçok katılımcı, diziyi izleyerek Türkçe öğrendiklerini söyledi. HEDEF DÜNYANIN DÖRT BİR YANI Dizinin yönetmenlerinden Emre Aybek, ‘Uzak Şehir’in yurtdışındaki ilgisinden memnun olduklarını belirterek şunları söyledi: “Tunus, Fas ve Cezayir’den gelen izleyicilerimize teşekkür ediyoruz. Dilimizi ve kültürümüzü takip etmeleri bizim için çok değerli.” Yapımcı Aslı Öner ise hedeflerinin dünyanın dört bir yanındaki izleyicilere dokunmak olduğunu vurguladı. Öner, dizinin insanların Türkçe öğrenmesine vesile olmasından ayrıca mutluluk duyduklarını ifade etti.

Şanlıurfa, Çinli Turizm Heyetini Göbeklitepe’de Ağırladı Haber

Şanlıurfa, Çinli Turizm Heyetini Göbeklitepe’de Ağırladı

Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan ve beraberindeki heyet Şanlıurfa'yı ziyaret ederek Göbeklitepe ve Karahantepe'de incelemelerde bulundu. Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı ve Ulusal Kültür Mirası İdaresi (NCHA) Yöneticisi Rao Quan, Büyükşehir Belediyesinin davetlisi olarak Şanlıurfa'ya geldi. Göbeklitepe, Karahantepe ve Balıklıgöl'ü ziyaret eden Rao Quan'a Değişim ve İşbirliği Dairesi Genel Müdürü, Wen Dayan, Anıtlar ve Sitler Dairesi (Dünya Kültürel Mirası Dairesi) Genel Müdür Yardımcısı Zhang Lei, Arkeoloji Dairesi Genel Müdür Yardımcısı, Zhang Ling, Müzeler ve Özel Koleksiyonlar Dairesi Genel Müdür Yardımcısı He Xiaolei, Anıtlar ve Sitler Dairesi (Dünya Kültürel Mirası Dairesi) Dünya Miras Alanları Şube Müdürü Hang Xiaofan, Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Tong Wei, Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi, Arkeoloji Teorisi ve Teknolojisi Dairesi Başkan Yardımcısı Gan Caichao ve Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi, Arkeoloji Teorisi ve Teknolojisi Dairesi Yardımcı Araştırma Görevlisi Li Xiaozhe eşlik etti. Uçakla GAP Havaalanı'na gelen heyet ilk olarak Karahantepe'yi ziyaret etti. Ziyaretin ardından şehir merkezine gelen bakan yardımcısı ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Sosyal Tesisleri'ndeki gastronomi merkezine giderek Şanlıurfa'nın yöresel yemeklerinin tadına baktı. Burada Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ile görüşen heyet daha sonra Göbeklitepe'ye geçti. Göbeklitepe ziyaretinde yapı hakkında bilgi alan heyet son olarak Balıklıgöl ve Hazreti İbrahim'in doğduğuna inanılan mağarayı ziyaret etti. Ziyaretle ilgili açıklama yapan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, "Bizim için çok önemli bir heyet. Çin Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı dün akşam Türkiye'ye geldiler. Bu sabah da İstanbul'dan uçakla buraya hareket ettiler. Bu bütün günü Şanlıurfa'ya ayırdılar, yarın da Ankara'da resmi temasları olacak. Tabii özellikle Şanlıurfa'yı ziyaret etmek istemişler çünkü daha önce de ifade ettiğim gibi hakikaten Şanlıurfa'nın ismi son zamanlarda özellikle bu alanda çok ciddi manada duyulmaya başlandı. Daha önce de belirttiğimiz gibi burada yapılan son keşifler aslında Şanlıurfa'nın çok büyük bir zenginliği, tabii biz de bunu daha ne kadar ileriye götürebiliriz, daha ne kadar istifade edebiliriz diye çeşitli yerlerde temaslarda bulunuyoruz. İnşallah bu temaslarımızın meyvesini de almaya başlıyoruz diye düşünüyorum. Turizm bakan yardımcısının ifade ettiği gibi inşallah önümüzdeki dönemde daha fazla iş birliğine hazır olduklarını ve bizim de bundan memnuniyet duyacağımızı biz de onlara ifade ettik çünkü Çin özellikle arkeoloji alanında dünyanın sayılı ülkelerinden belki de birinci sırada gelen, dünyanın 70 ayrı yerinde şu anda kazılara sponsor olan bir ülke ve bunu da hakikaten Dünya kültürel mirası açısından gönüllü olarak yapan bir ülke. Onların desteği, onlarla beraber çalışmak bizi de ziyadesiyle memnun edecek. Bakanlığımızın da bu konuda hemfikir olduğunu düşünüyorum çünkü onlar da bu işe çok önem veriyorlar. Son zamanlarda hükümetin Urfa'ya ve bu projeye, Taş Tepeler projesine ne kadar önem verdiğini hep birlikte gördük. Bizler de bu iş birliklerini arttırarak sürdürerek Urfa'nın daha fazla istifade etmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Şu ana kadar güzel ve verimli bir seyahat oldu. İnşallah öğleden sonra da devam edecekler. Akşam da Ankara'ya dönecekler. Günübirlik bir seyahat ama bizim için, Urfa için, Türkiye için önemli bir seyahat, önemli bir ziyaret. Bu iş birliğini de hayata geçirdiğimizde çok daha memnuniyet verici olacak. Bu konuda da ümitliyiz. Görüşmelerimizi yaptık. Onlara her konuda destek olacağımızı, her konuda yardımcı olacağımızı da taahhüt ettik. İmkanlarımız dahilinde Büyükşehir Belediyesi olarak tıpkı Japon hükümetine yaptığımız gibi inşallah Çin hükümeti ile de bu iş birliğimizi resmiyete döküp bundan sonra farklı boyuta taşıyacağız" diye konuştu.

Elazığ, Coğrafya Öğretmeni Emrah Turhan Doğayı Keşfe Çıkıyor Haber

Elazığ, Coğrafya Öğretmeni Emrah Turhan Doğayı Keşfe Çıkıyor

Elazığ'da yaşayan 15 yıllık coğrafya öğretmeni Emrah Turhan, derslerini okulda işlerken boş zamanlarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun gizli doğal güzelliklerini keşfe çıkıyor. Kamp ve bisiklet gezileriyle hem kendini hem öğrencilerini doğaya ve keşfe teşvik ediyor. Elazığ'da yaşayan Malatya'nın Kale ilçesinde coğrafya öğretmeni olarak görevini sürdüren Emrah Turhan, boş zamanlarını ve tatillerini doğada geçiriyor. 15 yıllık öğretmen Turhan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun gizli kalmış doğal güzelliklerini keşfe çıkarak hem kendini geliştiriyor hem de öğrencilerine doğayı sevdiriyor ve keşfetmenin önemini gösteriyor. Kamp, bisiklet ve dağ yürüyüşleriyle doğayla iç içe bir yaşam süren Turhan, bu gezilerde yeni kanyonlar, dağlar ve göller keşfederek çevresine örnek oluyor. Öğrencileri de onun izinden giderek çadır kurmayı, kamp yapmayı ve bisikletle uzun yollar kat etmeyi öğreniyor. Öte yandan, okulda da "Doğayı Seviyorum İzolluyu Geziyorum" projesini hayata geçiren Turhan, öğrencileri ile birlikte doğa yürüyüşü yapıyor. Doğayı sevdiğini belirten Emrah Turhan, "Coğrafya öğretmeni olduğum için doğayı da seviyorum. Hafta sonları boş olduğumuz vakitlerde dağlara çıkıyoruz, bisiklet sürüyoruz. Bu hafta kendi köyümde kamp yapmaya niyetlendim ve yine kendi köylülerim Alperen ve Enes'le birlikte kampa geldik. Kampa gelme sebebimiz tabii ki bu şehrin yoruculuğu, böyle stresinden bir nebze de olsa kurtulmaktır. Çocukluk hayalimizde böyle dağlarda ev yapmak vardı. Şu an ise ufaktan baraka tarzı bir şey yaptık. Çadırımızı kuruyoruz, hafta sonumuzu böyle eğlenceli bir şekilde geçirmeye çalışıyoruz. Hayallerimiz vardı. Çocukluk ve gençlik dönemlerimizde ekonomik özgürlüğümüz yoktu. O dönem böyle çadır veya malzeme almak zordu. Bizler de işe başladıktan sonra ufak ufak malzemelerimizi alıp bu işe başladık" dedi. Yıllardır arkadaşları ile birlikte bir çok bölgeyi gezdiklerini, keşfettiklerini ifade eden Turhan, "Biz buradan Semih Erkösener ile birlikte bisiklet ile yola çıktık. Sırasıyla Adıyaman, Nemrut Dağı'na, oradan Şanlıurfa Göbeklitepe'yi gezdik. Buralarda kamp yaparak 4 günde 450 km'ye yakın yol yaptık. Şimdilerde de kamp ve bisiklet devam ediyor. Çocuklara ve öğrencilere de bunu aşılamaya çalışıyoruz. Coğrafya öğretmeniyim. Zaten çocuklar beni takip ediyorlar, biliyorlar. Onlar da çok istekli. Birçok öğrencim çadır aldı, kamp yapmaya başladı. Birçok öğrencim bisiklet sürmeye başladı. Bisiklet ile okula gidip gelen öğrencilerimiz var. Bunları görünce mutlu oluyoruz. Bir nebze öneriyoruz onlara, bir nebze örnek oluyoruz. Doğaya, dağa, taşa biraz daha ilgi gösteriyoruz. Bazen canım sıkılınca, uydu görüntülerini açıp, o uydu görüntülerinden keşfettiğimiz yerlere gidiyoruz. Birkaç yıl önce arkadaşlarım Ömer ve Kürşat'la birlikte Keban tarafında bir kanyon keşfettik. Yöre halkı tarafından biliniyordu ama biz içine girdik. Tanıtımını yaptık. Öyle güzel bir kanyon keşfimiz de olmuştu. Öğrencilere ve arkadaşlarımıza örnek olmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Turhan'ın kamp arkadaşlarından Ömer Kılınç ise "Yıllardır doğaya bir merakım vardı. Bu doğa bizi çok farklı ortamlarda, çok farklı güzel insanlarla karşılaştırdı. Başta Emrah hocamla beraber bu işlere bir adım atmış bulunduk. Onun hayali, onun coğrafya öğretmenliği, coğrafya bilgisi bizleri çok farklı alanlarda denk getirdi. Bizlerin de bu doğa hayatına merakımız olduğu için artık kendimizi her zaman geliştirerek, biraz daha bir şeyler koyarak bu işi hobi olarak edindik ve geliştirdik. Doğaya kendimizi bulmaya, kendimizi bir arayış, kafa dinlemek için çıktığımızda bunun insan vücuduna, insan hayatına faydalı olduğunu gördük. Özellikle de kendim için söylüyorum. Bir arayış içerisine girdim ve kendimi doğada buldum. Doğada da Emrah hocamla karşılaştık. Karşılaştığımız yer yine bir dağdır. Dağlardaki güzel dostluklar yaşadık. Bu doğa gezilerimizi, coğrafya hocası Emrah hocamın bizlere kattığı bilgiler, tecrübeleriyle beraber yaşıyoruz. Yeni keşifler, yeni bulduğu yerlere gidiyoruz. Elazığ'ın doğal güzelliklerini, gizli güzelliklerini, keşfedilmemiş güzelliklerini bizlere gösteriyor" diye konuştu.

Japonya’da 3 Noktaya Haftada 21 Uçak Seferi Düzenleniyor Haber

Japonya’da 3 Noktaya Haftada 21 Uçak Seferi Düzenleniyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa ile birlikte Ayanlar Höyük'teki kazı çalışmaları açılış programına katılan Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, iki ülke arasında gelişen hava ulaşımına değinerek, "Japonya'ya halihazırda 3 noktaya haftada 21 sefer yapmaktayız. Türkiye'ye gelen Japon misafir sayısı 2018 yılından günümüze yüzde 65 artış göstererek son yılların en yüksek seviyesine çıkmıştır" dedi. Ayanlar Höyük'teki kazı çalışmaları açılış programına katılan Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, Japonya ile yapılan ortak çalışmalara değindi. Çalışmaların bağları daha da güçlendirdiğini belirten Ekşi, "Bu gün bu işbirliğinin yenir bir yansıması olarak Ayanlar kazı alanının açılışına şahitlik etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. İnanıyoruz ki bu kazı çalışmaları yalnızca arkeolojik değerleri gün yüzüne çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda iki ülkenin kültürel bağlarını daha da güçlendirecektir. Türk Hava Yolları olarak Japonya ve Türkiye arasında kurulan bu güçlü bağın parçası olmaktan büyük bir onur ve gurur duymaktayız. Japonya'ya halihazırda 3 noktaya haftada 21 sefer yapmaktayız. Türkiye'ye gelen Japon misafir sayısı 2018 yılından günümüze yüzde 65 artış göstererek son yılların en yüksek seviyesine çıkmıştır. Bu durum Türk Hava Yolları ailesi olarak bizler için de ayrı bir iftihar kaynağı olmuştur. Önümüzdeki yıllarda ağırlayacağımız misafir sayısını daha da arttırarak iki ülke arasındaki köprüyü güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Kültürel işbirliklerin ve ortak projelerin bu gelişime katkı sağlayacağına inancımız tamdır. Ayanlar kazı çalışmasının da bu çerçevede Şanlıurfa ve çevresinin cazibesinin arttırarak Japon dostlarımız için önemli bir çekim merkezine dönüşeceğine, dönüştüreceğine inanıyoruz. Japonya ile kültürel işbirliklerimizin hem mevcut dostluğumuzu pekiştirdiğini hem de gelecekteki ortak projeler için yeni imkanlar sunduğunu memnuniyetle görmekteyiz. Kültür, tarih ve turizm alanlarında atılacak her türlü adıma katkı sunmaya ve birlikte çalışmaya hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Almanya, Türkiye İçin Yeni Seyahat Uyarısı Yayımladı Haber

Almanya, Türkiye İçin Yeni Seyahat Uyarısı Yayımladı

Almanya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'ye yönelik seyahat uyarılarını güncelleyerek özellikle LGBTQ+ bireyler ve Suriye ile Irak sınırındaki bazı iller için ek güvenlik tavsiyelerinde bulundu. Bakanlık, Türkiye'nin genel olarak güvenli bir turizm destinasyonu olma özelliğini sürdürdüğünü ancak bazı durumların seyahatleri zorlaştırabileceğini bildirdi. Yapılan açıklamada, Türkiye'de eşcinsel ilişkilerin yasal olarak suç teşkil etmediği hatırlatılırken Onur Yürüyüşü gibi etkinliklerin son yıllarda yasaklandığı ve güvenlik güçleri tarafından engellendiği belirtildi. Haziran ayında İstanbul'da izinsiz düzenlenen bir Pride etkinliğinde aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu en az 50 kişinin gözaltına alındığı, bu kişiler arasında dört avukatın da yer aldığı bilgisi de açıklamada yer aldı. Bakanlık ayrıca, LGBTQ+ bireylerin Türkiye'de ağır önyargılarla karşılaşabileceğini ve hem resmi makamlar hem de sivil kişiler tarafından şiddet olaylarının yaşanabildiğini kaydetti. Dört il için ek seyahat uyarısı Açıklamada, Irak ve Suriye sınırındaki Şanlıurfa, Mardin, Şırnak ve Hakkâri illerine "zorunlu olmadıkça seyahat edilmemesi" uyarısı yinelendi. Ayrıca son aylarda büyük şehirlerde gösterilerin arttığı, İstanbul'da bazı metro istasyonlarının kapatıldığı ve güvenlik güçlerinin sert müdahalelerde bulunduğu bilgisine yer verildi. Alman vatandaşlarına, gösteri ve kalabalık alanlardan uzak durmaları çağrısı yapıldı. Almanya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'ye yönelik seyahat uyarılarını güncelleyerek özellikle LGBTQ+ bireyler ve Suriye ile Irak sınırındaki bazı iller için ek güvenlik tavsiyelerinde bulundu. Bakanlık, Türkiye'nin genel olarak güvenli bir turizm destinasyonu olma özelliğini sürdürdüğünü ancak bazı durumların seyahatleri zorlaştırabileceğini bildirdi. Yapılan açıklamada, Türkiye'de eşcinsel ilişkilerin yasal olarak suç teşkil etmediği hatırlatılırken Onur Yürüyüşü gibi etkinliklerin son yıllarda yasaklandığı ve güvenlik güçleri tarafından engellendiği belirtildi. Haziran ayında İstanbul'da izinsiz düzenlenen bir Pride etkinliğinde aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu en az 50 kişinin gözaltına alındığı, bu kişiler arasında dört avukatın da yer aldığı bilgisi de açıklamada yer aldı. Bakanlık ayrıca, LGBTQ+ bireylerin Türkiye'de ağır önyargılarla karşılaşabileceğini ve hem resmi makamlar hem de sivil kişiler tarafından şiddet olaylarının yaşanabildiğini kaydetti. Dört il için ek seyahat uyarısı Açıklamada, Irak ve Suriye sınırındaki Şanlıurfa, Mardin, Şırnak ve Hakkâri illerine "zorunlu olmadıkça seyahat edilmemesi" uyarısı yinelendi. Ayrıca son aylarda büyük şehirlerde gösterilerin arttığı, İstanbul'da bazı metro istasyonlarının kapatıldığı ve güvenlik güçlerinin sert müdahalelerde bulunduğu bilgisine yer verildi. Alman vatandaşlarına, gösteri ve kalabalık alanlardan uzak durmaları çağrısı yapıldı. Sahte para uyarısı Bakanlık, İstanbul'da sahte döviz vakalarının arttığını, bazı ATM'lerden yüksek kalitede taklit 50 ve 100 dolarlık banknotlar verildiğini de bildirdi. Türkiye'ye seyahet eden Almanlara banknotları dikkatle kontrol etmeleri ve şüpheli durumlarda bankaya veya polise başvurmaları tavsiye edildi. Ayrıca, geçmişte sorunsuz giriş-çıkış yapmış kişilerin dahi sosyal medya paylaşımları, siyasi içerikli etkinliklere katılımları veya geçmişte imzaladıkları bazı dilekçeler nedeniyle gözaltına alınabildiği, haklarında dava açılabildiği veya ülkeye girişlerinin engellenebildiği vurgulandı. Bakanlık, özellikle çifte vatandaşlığı bulunan Alman vatandaşlarının bu konuda dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi. Bakanlık, İstanbul'da sahte döviz vakalarının arttığını, bazı ATM'lerden yüksek kalitede taklit 50 ve 100 dolarlık banknotlar verildiğini de bildirdi. Türkiye'ye seyahet eden Almanlara banknotları dikkatle kontrol etmeleri ve şüpheli durumlarda bankaya veya polise başvurmaları tavsiye edildi. Ayrıca, geçmişte sorunsuz giriş-çıkış yapmış kişilerin dahi sosyal medya paylaşımları, siyasi içerikli etkinliklere katılımları veya geçmişte imzaladıkları bazı dilekçeler nedeniyle gözaltına alınabildiği, haklarında dava açılabildiği veya ülkeye girişlerinin engellenebildiği vurgulandı. Bakanlık, özellikle çifte vatandaşlığı bulunan Alman vatandaşlarının bu konuda dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi.

Balıklıgöl Çevresinde Tarihi Doku İçin Dönüşüm Başladı Haber

Balıklıgöl Çevresinde Tarihi Doku İçin Dönüşüm Başladı

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Balıklıgöl çevresindeki tarihi estetiği ve dokuyu güçlendirmek için önemli bir adım attı. Gölbaşı-Yakubiye Turizm Platosu Projesi kapsamında, bölgenin siluetini bozan 84 yapı uzlaşıyla kaldırılıyor ve alan, tarihi dokuya uygun peyzaj çalışmalarıyla yeniden düzenlenecek. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, tarihi ve kültürel mirasın korunması amacıyla başlattığı Gölbaşı - Yakubiye Turizm Platosu Projesi kapsamında önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Projenin birinci etabı çerçevesinde, Balıklıgöl Turizm Platosu yakınındaki Kalkan Yokuşu çevresinde yer alan 84 bağımsız yapıyla sağlanan uzlaşmanın ardından, tahliye ve yıkım süreci resmen başlatıldı. Bölgenin tarihi dokusuna uygun şekilde yeniden düzenlenmesi amacıyla planlanan projede, ilk etapta estetik bütünlüğü bozan ve tarihi yapılarla uyumsuz olan yapıların kaldırılması hedefleniyor. Uzun süredir planlama aşamasında olan Gölbaşı - Yakubiye Turizm Platosu Projesi, hem turizme hem de kent estetiğine büyük katkı sunması beklenen çalışmalardan biri olarak dikkat çekiyor. Tahliye edilen yapıların yerine tarihi dokuya uygun peyzaj düzenlemeleri yapılacak ve bu alanlar yerli-yabancı turistlerin daha konforlu şekilde gezip görebileceği, fotoğraf çekebileceği alanlara dönüştürülecek. Bu kapsamda, Şanlıurfa'nın simgelerinden biri olan Balıklıgöl çevresindeki yoğun yapılaşmanın azaltılması, hem turistik hareketliliği artıracak hem de kentte yaşayan vatandaşlara daha ferah bir yaşam alanı sunacak.

Pamukkale Bayramda En Çok Ziyaret Edilen İkinci Ören Yeri Oldu Haber

Pamukkale Bayramda En Çok Ziyaret Edilen İkinci Ören Yeri Oldu

Denizli’deki Hierapolis-Pamukkale ören yeri, Kurban Bayramı tatilinde 53 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak, Türkiye’nin en çok ilgi gören ikinci ören yeri oldu. Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüdaverdi Otaklı, "Tarih canlandı, kültürle buluştuk" dedi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale, Kurban Bayramı tatilinde de hem yerli hem yabancı turistlerin gözdesi oldu. Beyaz travertenleri ve antik kentiyle ziyaretçilerini ağırlayan Hierapolis-Pamukkale ören yeri, 53 bin 363 kişiyle bayram boyunca Türkiye genelinde en çok ziyaret edilen ikinci ören yeri oldu. İzmir’deki Efes Antik Kenti 56 bin 423 kişiyle ilk sırada yer alırken; Nevşehir’deki Göreme 24 bin 483, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe 23 bin 176 ve Paşabağlar ise 20 bin 187 kişiyle listenin devamında yer aldı. "Her adımda tarih canlandı" Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüdaverdi Otaklı, bayram boyunca Türkiye genelindeki ören yerlerine yoğun ilgi olduğunu belirterek; "Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un da belirttiği gibi Arefe günüyle birlikte Kurban Bayramı tatilinde, Türkiye’nin dört bir yanındaki 200’e yakın müze ve ören yerimiz toplamda 633 bin 527 ziyaretçiyi ağırladı" dedi. Pamukkale’nin bu listede öne çıkmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Otaklı; "Hierapolis-Pamukkale’miz Mübarek Kurban Bayramı tatilinde Türkiye’de en çok ziyaret edilen ikinci ören yeri oldu, biz de bunun mutluluğunu yaşadık. İlgi gösteren yerli ve yabancı tüm turistlere, herkese çok teşekkür ediyorum. Her adımda kültürle buluştuk, her adımda tarih canlandı. Kültürle yoğrulmuş nice bayramlarda buluşmak dileğiyle" ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’da ‘UNESCO Müzik Şehri’ olma sevinci Haber

Şanlıurfa’da ‘UNESCO Müzik Şehri’ olma sevinci

Şanlıurfa’ya UNESCO tarafından "Müzik Şehri" unvanı verilmesinin sevinci yaşanıyor. Kent, 2026 yılında UNESCO Müzik Şehirleri Toplantısına ev sahipliği yapacak. Şanlıurfa’ya UNESCO tarafından "Müzik Şehri" unvanı verilmesinin sevinci yaşanıyor. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, düzenlediği basın toplantısında, mutu haberi basın mensuplarıyla paylaştı. Gülpınar, toplantıda tarihi, zengin kültürel birikimi ve köklü müzik geleneğiyle adından söz ettiren kentin UNESCO'nun Geliştirici Şehirler Ağı içerisinde "Müzik Şehri" unvanına sahip olarak önemli bir başarıya imza attığını söyledi. "Dünyanın önemli aday şehirlerini geride bıraktık" Gülpınar, "Dünyanın dört bir yanından aralarında Kansas City, Belfast, Da Lat gibi iddialı birçok uluslararası aday şehirle bu süreçte yarıştık ve onları geride bırakarak bu prestijli organizasyona ev sahipliği yapmaya hak kazandık. 2026 yılında düzenlenecek olan UNESCO Müzik Şehirleri Toplantısı'na ev sahipliği yapma hakkı, geçtiğimiz hafta İtalya Pesaro'da gerçekleştirilen toplantıda ilan edildi ve bu önemli görev Şanlıurfa'mıza verildi. UNESCO Müzik Şehirleri Toplantısı'na ev sahipliği yapacak şehri simgeleyen küre İtalya'dan bize geçti. Küre, 2026 yılında yapacağımız toplantı sonrasında bir sonraki ev sahibine teslim etmek üzere o güne kadar bizde kalacak. Bu karar, sadece şehrimiz için değil tüm Türkiye için büyük bir onur ve kültürel bir diplomasi zaferidir. Bu başarı, son bir yılda yürüttüğümüz yoğun çabalar ve diplomatik girişimler ile Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığımızın titizlikle yürüttüğü çalışmalar sayesinde mümkün olmuştur. Şanlıurfa'nın sadece bir müzik şehri değil, Göbeklitepe'den Balıklıgöl'e, eşsiz mutfağından halk edebiyatına kadar tarih ve kültürle yoğrulmuş çok yönlü bir medeniyetin merkezidir. Yaklaşık 80 ülkeden müzik şehirlerinin temsilcilerinin katılması beklenen bu toplantı, uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesine, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılmasına katkı sunacak; aynı zamanda şehrimizin yerel kültürel potansiyelinin global ölçekte tanıtımına imkan sağlayacaktır. Bugünden itibaren hazırlık sürecine girmiş bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Şanlıurfa’ya müzik şehri unvanının verilmesi kentte büyük sevince neden oldu. Vatandaşlar, turizm başta olmak üzere birçok alanda gelişime büyük katkı sağlayacağını belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.