Hava Durumu

#Sanat

TOURISMJOURNAL - Sanat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş’ta yorgancılık yok olma tehlikesinde Haber

Kahramanmaraş’ta yorgancılık yok olma tehlikesinde

Kahramanmaraş’ta el emeğine dayalı yorgancılık mesleği, değişen tüketim alışkanlıkları ve çırak yetişmemesi nedeniyle yok olma noktasına geldi. Dulkadiroğlu ilçesi Kanlıdere Caddesi’nde yaklaşık yarım asırdır esnaflık yapan 62 yaşındaki Ali Kösesakal, mesleğin yok olmaya tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Çocuk yaşlarda mesleğe başladığını belirten Kösesakal, 40 yıldır aynı iş yerinde hizmet verdiğini söyledi. Kanlıdere Caddesi’nin zamanla Kahramanmaraş’ın "Yorgancılar Çarşısı" haline geldiğini anlatan Kösesakal, "Biz buraya dükkan açtıktan sonra diğer yorgancı arkadaşlar da geldi. Burası el emeği göz nurunun merkeziydi" dedi. "El emeği bittiği için artık çıkarta gelmiyor" Kösesakal, "Eskiden çok kalfamız vardı, çok insan yetiştirdik. Maraş'ta ve Türkiye genelinde el emeği bittiği için artık çırak bile gelmiyor, eleman yetişmiyor. Bizim burada yorgancılığı en fazla 3 yıl daha yapabiliriz. Ondan sonra bu insanlara hizmet edecek kimse kalmayacak. Ben burada en az 3 tane kalfa yetiştirdim. Bu insanlar evliydi ve evlerini geçindirebilecek durumdaydı. Eskiden kalfa, evini geçindirirdi. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz" dedi. "Herşey naylonlaştı" Kösesakal, şöyle devam etti: "Atalarımız bu yünlerle nasıl yaşamışsa, ben de öyle yaşamayı tavsiye ederim. Yün ve pamuk sağlık açısından çok önemlidir. Naylon çıktı, sentetik ürünler çıktı. Ama o naylonların içindeki hücre yapısı yıllar geçse de bozulmuyor. Yün ise yıkandıkça canlılığını korur, insanın rahat uyumasını, dinç kalkmasını sağlar. Sağlık açısından yün ve pamuk her zaman tercihimdir. Tercih edilmemesinin sebebi ise şimdiki neslin makineye atalım, yıkayalım düşüncesi. Değer veren yok, önemseyen yok. Oysa ben döşeğin de, yorganın da, yastığın da yün olmasını tavsiye ederim. Beş kiloluk bir yün döşekle, yün yorganla yatan insan sabah yaylada kalkmış gibi dinç uyanır. Ama bunları anlatamıyoruz. Her şey naylonlaştı. Hazır al, makineye at, yıka. Üç sene sonra yenisini al." Maraş'ta sadece 5 usta kaldığını dile getiren Kösesakal, "Hepsinin yaşı 60’ın üzerinde. Diğer ilçelerde usta neredeyse yok. İç Anadolu’da yün yorgan hala revaçta ama Kahramanmaraş’ta en çok tutulan şey çeyiz yorganı. Bizde 'sarıklı yorgan' derler. Kadife çeyiz yorganları çok işliyoruz. Kadife yorganlarda yaklaşık yüze yakın modelimiz var. Müşterilerimiz geliyor, rengine ve modeline karar veriyor. Maraş’ın genç kızları gelir, seçimini yapar. Biz de bir hafta, on gün içinde teslim ederiz. Bir yorganın yapımı yaklaşık bir buçuk gün sürer. Altı ilikli, düğmeli melefesiyle birlikte hazırlanır. Bir yorganın fiyatı 4 bin ile 4 bin 500 lira arasında. Bize kalan ise yaklaşık 2 bin 500 lira. Akşama kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz" diye konuştu.

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı Haber

125 yıllık tarihi yapı yeniden tasarlandı

Balat’ta bulunan ve uzun süredir atıl durumda olan 125 yıllık tarihi yapı, Baran Mimarlık tarafından gerçekleştirilen hassas bir onarım sürecinin ardından kapılarını "Limon Kolonyası" sergisiyle açtı. Geçmişle kurulan ilişkinin nasıl "seçildiğini" ve "güvenli hale getirildiğini" merkezine alan sergi, mekân-odaklı bir yerleştirme olarak dikkat çekiyor. Tarihi mekanda disiplinlerarası dönüşüm Serginin mimari tasarımını üstlenen Mehmet Emin Baran, yapının özgün karakterini koruyarak mekanı sergi için yeniden işlevlendirdi. Mimarlık, tasarım ve yapay zeka destekli üretim süreçlerini bir araya getiren Baran, yapıyı bir arka plan olmaktan çıkarıp hafızanın düzenlendiği bir "eşik alanı" olarak kurguladı. Baran’ın müzik, seyahat ve ekstrem sporlar gibi farklı disiplinlerden beslenen tasarım dili, serginin çok katmanlı yapısına doğrudan katkı sağlıyor. Sergi, ismini taşıdığı 'Limon Kolonyası'nı nostaljik bir unsur veya koku deneyimi olmaktan çıkarıp sembolik bir araca dönüştürüyor. Sergide kolonya; içeri girerken temasın sınırlarını belirleyen, geçmişi ne tamamen silen ne de olduğu gibi bırakan bir "düzenleme biçimi" olarak ele alınıyor. Sergi, hatırlamanın kendisinden ziyade, neyin "hatırlanabilir" kılındığının altını çiziyor. Açılışı 23 Ocak’ta gerçekleştirilen sergide; Yeşim Pektok Yağmur, Türkan Burkas, Melis Arslan, Ercan Vural, Dilan Gitmez, Cemre Teke, Çağla Saydağ Karter, Beyza İla, Emel Vardar, Ayşe Derin Ergenç ve Asya Alpay’ın eserleri yer alıyor. Geçmişle kurulan ilişkinin masumiyetini sorgulayan ve izleyiciyi bu seçici hafızanın bir parçası olmaya davet eden 'Limon Kolonyası', 4 Şubat 2026 tarihine kadar Balat’taki adresinde ziyaret edilebilecek.

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü Haber

60 yıllık mücellit ustasına Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü

Ankara’da yaşayan 60 yıllık mücellit (cilt ustası) Mehmet Karslı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yaşayan İnsan Hazinesi olarak seçildi. Karslı, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri töreninde ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Mesleğe Atatürk Endüstri Meslek Lisesi Matbaacılık Bölümü’nü bitirerek başladığını ifade eden cilt ustası Mehmet Karslı, Atatürk’ün İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışından getirdiği çeşitli meslekten sanatçıların yetiştirdiği ekolden geldiğini söyledi. Meclis matbaasından 1996’da emekli olan Karslı, emekli olduktan sonra şu anki atölyesini açtığını ve o günden itibaren mesleğine burada devam ettiğini belirtti. "Ben sanatıma aşığım" Ödül almasından dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Karslı, bu ödülün kendisine sürpriz olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı kapsamında ilk kişisel sergisini açtığını söyleyen Karslı, sergiyi açma amacının devlet dairesinde isteyip de yapamadıklarını gerçekleştirmek olduğunu belirterek, "Sanatıma aşığım" dedi. "İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" Ödülü aldığından haberinin olmadığını ifade eden Karslı, "176 kişinin arasından seçilmişiz. Açtığımız kişisel sergide 430 tane kitap sergiledik" diye konuştu. Serginin çok ses getirdiğini belirten Karslı, "Kültür Bakanlığı ’Yaşayan İnsan Hazinesi’ kuruluna sunmuş. 176 kişinin arasından seçilmişim. Onu öğrendiğimde heyecandan ayaklarım yere basmıyordu. İnsana ömründe böyle bir ödül kaç kere nasip olur" şeklinde konuştu.

Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta uluslararası tanıtım yaptı Haber

Derin Miras Projesi Düsseldorf’ta uluslararası tanıtım yaptı

Yatçılık ve su sporları dünyasının önemli buluşmalarından Boot Düsseldorf, bu yıl da dünyanın dört bir yanından binlerce ziyaretçiyi ve sektörün önde gelen markalarını bir araya getirerek birçok iş birliğine sahne oldu. Bunlardan biri de Çanakkale Boğazı'ndaki Çanakkale Deniz Savaşları'ndan kalan gemi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması konusunda başlatılan "Derin Miras" projesi ve projenin tanıtımı için düzenlenen imza protokolü oldu. Boot Düsseldorf fuarında gerçekleşen program, dünyanın önde gelen sualtı fotoğrafçılarından İsveçli Alex Dawson'ın sunumuyla başladı. "Derin Miras" tanıtım videosu gösteriminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul bir konuşma yaptı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO'su Murat Sarıkaya'nın katılımıyla gerçekleşen protokol imzası ile proje, ulusal ve uluslararası kamuoyuna tanıtıldı. Gelecek nesillere sürdürülebilir bir miras bırakılması hedefeniyor Çanakkale savaş batıkları Çanakkale ruhunu en iyi anlatan ve savaşın en şiddetli anına tanık olmuş tarihsel ve kültürel birer miras olarak öne çıkıyor. "Derin Miras" projesi ise batıkların katodik koruma teknolojisi ile korozyondan korunmasını ve zaman içerisinde yok olmalarının önlenmesini sağlayacak. Bu yöntem sayesinde korozyonla açığa çıkan ağır metallerin karbon salınımları önlenirken, koruma altındaki batıklar yapay resier oluşturarak biyolojik çeşitlilik için yaşam alanı oluşturacak. Böylece proje, Çanakkale Boğazı'nın sürdürülebilir dalış turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine katkıda bulunacak. Çevre dostu bir koruma yöntemi olan katodik koruma ile batıklara boya vb. herhangi bir müdahale yapılmayacak; elektrokimyasal koruma yöntemi uygulanarak batıkların yanlarına özel birer cihaz (galvaniz anot) yerleştirilerek batık, katot haline getirilecek ve korozyonun durdurulması sağlanacak. Bu projenin yalnızca teknik bir çözüm değil; aynı zamanda geçmişe saygı, çevreye duyarlılık, ekonomiye katkı ve gelecek nesillere yatırım anlamına da geldiği belirtildi. Dünyanın en popüler su altı parklarından biri olacak Yapılan açıklamaya göre; Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı'ndaki 27 adet batığı ve 2 adet resif olmak üzere 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı'nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koymuştu. Derin Miras projesinin ise uluslararası dalış turizmi için çekici bir destinasyon oluşturarak yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacağı belirtiliyor. Sürdürülebilir turizm anlayışıyla yürütülecek projenin hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşımla Çanakkale'nin turizm potansiyelini artırması bekleniyor. Aynı zamanda batıklar, su altı tarihi ve bilimsel araştırmalar için özel bir laboratuvar işlevi görecek. "Evrensel bir sorumluluk projesi" Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir projenin önemini şu sözlerle ifade etti: "Çanakkale Boğazı'nın derinliklerinde yer alan savaş gemisi batıkları, yalnızca milletimizin değil, insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miras unsurlarıdır. Derin Miras, Çanakkale'nin derinliklerindeki ortak insanlık mirasını bilimsel koruma ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyan evrensel bir sorumluluk projesidir. Bu anlayışla hayata geçirilen proje, kültürel mirasın korunmasını çevresel duyarlılık, bilimsel yöntemler ve uluslararası normlarla uyumlu bir anlayışla ele almakta, su altı kültürel mirasının barış, iş birliği ve ortak değerler temelinde yaşatılmasına katkı sunmaktadır. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı ile birlikte Tarihi Alan, dünyanın en büyük açık hava müzesini inşa etme yolunda önemli bir adım daha atmıştır. Bu vesile ile dünyanın her bölgesindeki dalış sporu meraklılarına seslenmek istiyorum. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Çanakkale Savaşı'na su altında tanık olmak için sizleri tarihin derinliklerine, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı'nı keşfetmeye davet ediyorum. Bu evrensel sorumluluk projesinde 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu'nun stratejik ortağımız olması hem tarihî mirasımızı koruma hem de sürdürülebilir turizm vizyonumuzu hayata geçirme kararlılığımızı güçlendirmiştir." "Uzun soluklu bir taahhüt: Derin Miras" 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO'su Murat Sarıkaya ise "Bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile her yönüyle gurur duyduğumuz bir iş birliğine imza atıyoruz. Bu proje ile tarihî değerlerimizi korumanın yanı sıra Çanakkale Boğazı'nın biyolojik çeşitliliğinin ve Çanakkale'nin sürdürülebilir turizm potansiyelinin gelişmesine katkı sağlamayı hedeiyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca içinde bulunacağımız ve sahipleneceğimiz bir proje olacak. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü 1915 Çanakkale Köprüsü uluslararası nansman yapısı ve güçlü sürdürülebilirlik vizyonu nedeniyle çevresel ve sosyal açıdan çok yüksek standartlara sahip. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 321 çevresel ve sosyal proje ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeeri'ne ve döngüsel ekonomiye katkımız sayesinde Birleşmiş Milletler tarafından birincilik ödülüne layık görülmüştük. Derin Miras projesi de ‘iyi bir komşu olma' sürdürülebilirlik vizyonumuzun kalıcı bir parçası olacak" dedi.

Türk Hava Yolları, New York’ta Şeb-i Arus Konseri Düzenledi Haber

Türk Hava Yolları, New York’ta Şeb-i Arus Konseri Düzenledi

Dünyanın en çok ülkeye uçan şirketi Türk Hava Yolları tarafından New York'ta Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümü kapsamında düzenlenen Şeb-i Arus programında ünlü orkestra şefi Gürer Aykal yönetimindeki New Manhattan Sinfonietta Orkestrası eşliğinde özel konser verildi. ABD'de Türk Hava Yolları ve New York-Türk Amerikan Sanat Topluluğu ile iş birliği içerisinde Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümü kapsamında Şeb-i Arus programı düzenlendi. Symphony Space-Peter Jay Sharp Theatre'da 19 Aralık'ta gerçekleştirilen program kapsamında "Aşkın Yürüyüşü" (March of Love) başlığıyla konser verildi. Gecenin sanat yönetmenliğini dünyaca ünlü orkestra şefi Gürer Aykal üstlenirken, konser New Manhattan Sinfonietta Orkestrası eşliğinde gerçekleştirildi. Programın ilk bölümünde ödüllü piyanist Can Çakmur, Wolfgang Amadeus Mozart'ın Do Majör Piyano Konçertosu No. 21 (K.467) adlı eserini seslendirdi. Konserin ikinci bölümünde ise Şeb-i Arus, yani "Vuslat Gecesi" onuruna Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye adanan özel bir repertuvara yer verildi. Uluslararası üne sahip sanatçı Ömer Faruk Tekbilek, Maestro Aykal tarafından konser için özel olarak orkestralanan iki eserini New Manhattan Sinfonietta eşliğinde icra etti. Bu bölümde ayrıca perküsyonda River Guerguerian, kanunda Hasan Işakkut ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu sahne aldı. Müzik ve şiir aracılığıyla kültürlerarası güçlü bir bağ kurmayı hedefleyen etkinlik, Türk Hava Yolları'nın yalnızca seyahatle değil, kültürel mirasın uluslararası tanıtımıyla da dünyayı birbirine bağlama misyonunu ön plana çıkardı. Mevlana düşüncesinin kalbi ve Şeb-i Arus geleneğinin doğduğu şehir olan Konya'ya dünyanın dört bir yanından kesintisiz bağlantılar sunan Türk Hava Yolları, tarihi destinasyonun ve Mevlana'nın evrensel öğretilerinin küresel ölçekte tanıtılmasında öncü rolünü sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. "Hazreti Mevlana'nın öğretilerini anlatmayı hedefledik" Türk Hava Yolları New York Müdürü Emre İsmailoğlu yaptığı açıklamada etkinliğin amacını değinerek, "Bu gece etkinliğimizin ismi ‘March of Love'. Bu akşamki etkinliği düzenlemekteki amacımız, Hazreti Mevlana'nın öğretilerini ve Türk kültürünün bir kısmını Amerikalılara ve buraya gelen tüm misafirlere anlatmak. Yaklaşık 700 civarı misafirimiz var, Amerikalılar, bürokratlar ve Türk toplumundan önde gelen isimler. Kalabalık bir kitle var. Asıl hedefimiz Türkiye'yi ve Hazreti Mevlana'yı burada anlatmak. Şu anda Amerika'da 14 noktaya uçmaktayız. Bu noktalarda çeşitli tanıtım faaliyetleri yapılmakta yıl içerisinde. Tanıtım gezileri özellikle Konya'ya, Nevşehir, Kapadokya, Kayseri, İzmir ve Göbeklitepe tabi çok önemli. İki ülke arasında bir köprü kurmak bizim vazifemiz bayrak taşıyıcı havayolu olarak. 2026 yılı için planlamalarımız hazır. Birçok etkinliğimiz, aktivitemiz olacak 2026 yılı içinde. Yakın zamanda yeni hatlarımız olacak uçuşa başlayacağımız" ifadelerini kullandı. "İzlerken bitmesin diye dua edilen gecelerden biri" Türkiye'nin New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal ise konserin önemine dikkat çekerek, "Bu akşam çok güzel bir etkinlik için buradayız. Çünkü hem Türk müziğinin çok önemli isimleri burada. Bir yandan da Türk tarihinin, müziğinin ve inanç kültürünün aslında çok önemli ekollerinden birisi Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin anısı burada bizimle beraber. Türk Hava Yolları'na ve bu işte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hem Türk toplumu hem de Amerikan toplumunu bir araya getirdiler. Türkiye'nin, kültürümüzün ve tarihimizin tanıtımına çok güzel bir katkı yapıyorlar. Bu katkıyı yaparken de bize Türkiye'de, müzik tarihinde, sanat tarihinde önemli yer tutmuş, iz bırakmış Gürer Aykal, Fahri Atakoğlu gibi insanlarla hem bizi hem de seyircileri bir araya getiriyorlar. İzlerken bitmesin diye dua ettiğimiz gecelerden biri olacak" ifadelerini kullandı. "Şeb-i Arus, dünyaya mal olmuş bir değeri New York'ta müzikle anlatmak gurur verici" New Manhattan Sinfonietta orkestrasını yöneten Maestro Gürer Aykal da konser sonrası yaptığı değerlendirmede, "Konseri Mozart'la başlattık. Mozart, dünyaya Türk adını en çok duyuran bestecidir. Can Çakmur, olağanüstü bir piyanist; Mozart'ın 21 numaralı konçertosunu çaldı ve herkes hayran kaldı. Konserin ikinci yarısı ise biliyorsunuz Şeb-i Arus için. Dünyaya mal olmuş bir insan. Onu burada müzikle Türkçe anlatabilmek New York'ta bize gurur verdi. Çok mutluyum" dedi. Gürer, "Şimdi New York'ta yok başka konserim ama Türkiye'de konserlerim var. Yoğun konserlerim var" ifadelerini kullandı.

Öğretmenliğe Adanan Bir Ömrün Renklerle Yeniden Doğuşu Haber

Öğretmenliğe Adanan Bir Ömrün Renklerle Yeniden Doğuşu

Antalya, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, çok anlamlı bir sergiyle buluştu. 26 yıllık meslek hayatında yüzlerce öğrenciye ve farklı bölgelerde yetişkin kadınlara okuma yazma öğreten emekli öğretmen Nadire Akarsu, eğitimden sanata uzanan yolculuğunu “Bir Ömür Boyu Öğreten Eller, Renklerle Yeniden Anlatıyor” adlı sergisini sanatseverlerle buluşturdu. Muratpaşa Belediyesi’nin ev sasipliği yaptığı serginin açılışı Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Oya Kansu tarafından gerçekleştirildi. Emeklilik döneminde Halk Eğitim Merkezi ve özel atölyelerde resim eğitimine yönelen Öğretmen Nadire Akarsu, zamanla kendi sanatsal dilini oluşturarak öğretmenlik birikimini ve yaşam deneyimlerini tuvallerine aktardı. Eserlerinde sabır, sevgi ve yılların emeğiyle harmanlanan hikâyeler yer alıyor. Bu hikayelerden oluşan ve Muratpaşa Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı resim sergisi, sanat ve eğitimin iç içe geçtiği duygusal bir buluşmaya sahne oldu. Nadire Akarsu, bu özel günde Muğla Kız Öğretmen Okulu’ndan arkadaşları ve yıllar boyunca yetiştirdiği öğrencileriyle bir araya geldi. Sergi 24 Kasım 2025 Pazartesi günü Muratpaşa Belediye Binası Fikret Otyam Sergi Salonu’nda gerçekleştirilen bir kokteylle kapılarını açtı ve 24–25 Kasım tarihleri boyunca ziyaret edildi. Nadire Akarsu Kimdir? 1947 Antalya doğumlu olan Nadire Akarsu, Muğla Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra Serik Çandır, Özel Antalya Koleji ve Erenköy İlkokulu gibi farklı eğitim kurumlarında görev yaptı. Öğretmenlik serüveninin en özel zamanları arasında, Isparta’nın Aliköy bölgesinde yetişkin kadınlara okuma yazma öğrettiği dönem de yer alan Akarsu, 26 yıl süren öğretmenlik hayatı boyunca eğitimin her yaşta dönüştürücü bir güç olduğuna inandığını ve çalışmalarını bu anlayışla sürdürdüğünü ifade ediyor.

Universal, Umusic Otelleri ile Turizmde Ezber Bozuyor Haber

Universal, Umusic Otelleri ile Turizmde Ezber Bozuyor

Universal Music Group (UMG), "Bir müzik plak şirketi iyi bir otel markası yaratabilir mi?" sorusundan yola çıkarak yeni Umusic Otelleri’nde bir gecelik konaklama için 400 dolar ödemeye razı olacağınıza inanıyor. Bu oteller, otel konaklamasını, eğlenceyi ve yerel müzik mirasını bir araya getiren "kültürel merkezler" olma iddiasında. Umusic Otelleri zinciri, ilk tesisini Madrid’de açtığından bu yana bir yıldan fazla zaman geçti. Bu nedenle, markanın stratejisini öğrenmek için markanın başkanı Jordi Solé ile görüşüldü. Universal Music Group (UMG) ve yatırımcı Dakia Entertainment Hospitality Group tarafından oluşturulan Umusic Otelleri'nin, Avrupa, ABD ve Latin Amerika’da yeni oteller planladığını söyleyen Solé, dünya çapında 200 otel açma potansiyeli gördüklerini belirtti. MADRID’DEKİ OTELLER Miami’deki otel markası merkezinden konuşan Solé, Avrupa, ABD’nin doğu ve batı kıyıları ve Latin Amerika’yı kapsayan bir aylık iş seyahatinden yeni döndüğünü belirterek, Umusic Otelleri’nin şu anda Madrid’de, Eylül 2023’te açılan Umusic Hotels Teatro Albéniz adlı bir otelinin bulunduğunu hatırlattı. Solé'ye göre, Madrid’deki ikinci tesis ise yenilenme aşamasında olup 2027’de açılacak. Her iki Madrid otelinde de restore edilmiş tarihi tiyatrolar yer alıyor. Solé, gelecekteki projelerin de arenalar, stadyumlar, tiyatrolar veya gece kulüpleri gibi canlı müzik ve eğlence alanlarını içereceğini söyledi. CANLI TURİZM TRENDİNE YÖNELİK ADIM Umusic markası, 2025’in önemli trendlerinden biri olan "canlı turizm" dalgasından faydalanıyor. Umusic Hotel Madrid’in misafir odalarında tavanlara yerleştirilmiş küçük Bluetooth Marshall amfi hoparlörler bulunuyor. Otelde bir plak kütüphanesi, çatı katı barı ve bir müzik mekanı yer alıyor. Otel, ünlü sanatçılar için konserlere, albüm tanıtımlarına ve partilere ev sahipliği yaptı. Toplumla etkileşim ve yeni yetenekleri desteklemek de otelin önemli hedefleri arasında. Ayrıca, yerel okullarla da ortaklıklar yapılıyor. OTEL YATIRIMCILARININ İLGİSİ Otel yatırımcıları için Solé, "Sadece oda ve yeme-içme gelirleri değil, aynı zamanda eğlence gelirleri de sunan farklı bir teklif sunuyoruz" dedi. Umusic Hotels Teatro Albéniz, İspanyol gayrimenkul yatırım ortaklığı Silicius’a ait olup 2024’ün ilk yarısında yüzde 4,7 kira geliri artışı bildirdi. Yeni bir markanın farkındalığını yaratmak zaman alsa da Solé, otelin başlıca rezervasyon kaynaklarını; kurumsal toplantılar ve etkinlikler, online seyahat acenteleri ve Universal’ın kendi ağı olarak sıraladı. Solé, "UMG’nin dünya çapında 7.000 sanatçısı ve 70 plak şirketi var. Sadık hayranlardan oluşan muazzam bir veri tabanı bulunuyor. Doğrudan tüketiciye yönelik rezervasyonların çok etkili olduğunu kanıtladık" dedi. TURİSTLER İÇİN NAKİT AVI ELEŞTİRİLERİ Müzik hayranları, genellikle "anti-kurumsal" görüşte oldukları için, yeni otel markasının 400 €’luk gece başı fiyatı bazıları tarafından "turistler için nakit avı" olarak görülebiliyor. Umusic, her tesisin topluluk etkileşimi ve yeni yeteneklerin desteklenmesi vaadini gerçekten yerine getirmesini sağlamak için marka yönetimine önem vermek zorunda. Bir sonraki Taylor Swift, Drake veya başka bir Universal sanatçısı Madrid’de konser verdiğinde, Solé, bu hayranların otelde kalmalarını umuyor.

İklim Değişikliği Turizm Sezonunu Değiştiriyor Haber

İklim Değişikliği Turizm Sezonunu Değiştiriyor

İstanbul’un ödüllü butik otellerinden Naz City Hotel’in Genel Müdürü Emirhan Özyardımcı, bu yaz iklim değişikliği nedeniyle yaşanan aşırı sıcakların, yaz sezonunda turistlerin İstanbul’u tercih etmemesine yol açtığını belirtti. Özyardımcı, "Sezon kaydığı için ekim ve kasım aylarında doluluk oranımız yüzde 90’ları buldu" dedi. Son yıllarda Dolapdere, sanayi bölgesi kimliğinden sıyrılarak kültür ve sanat merkezi haline geldi. Arter, Pilevneli Galeri gibi önemli sanat mekânları ve yenilenen altyapısıyla bölge, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Merkezi konumu ve gelişen turizm altyapısıyla Dolapdere, medikal, iş ve kültür turizmi için popüler bir tercih haline geldi. 2015’ten beri Dolapdere’de hizmet veren Naz City Hotel, yılda 39 bin ziyaretçiyi ağırlıyor. Otelin tasarımı, The Ritz-Carlton ve Swissôtel gibi ünlü otellerin iç mimarlığını üstlenen Sinan Kafadar’a ait. Otel, geçtiğimiz ekim ayında Napoli’de düzenlenen Seven Stars Luxury Hospitality and Lifestyle Awards’ta "Avrupa’nın En İyi Butik Şehir Oteli" seçildi. SEZON DEĞİŞİMİNE İKLİM ETKİSİ İklim değişikliğinin turizm üzerindeki etkisine dikkat çeken Özyardımcı, "Artan sıcaklar geçtiğimiz yaz döneminde turistlerin yaz döneminde gezilerek görülmesi gereken İstanbul şehir tatillerini ertelemelerine neden oldu. Bu yaz, daha önceki yıllarda temmuz ayında yaşadığımız doluluğu ekim-kasım ayında yaşadık." diye ifade etti. 2025’te turizm sektöründe yükseliş beklediklerini dile getiren Özyardımcı, otelin sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarını da vurguladı: "Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve enerji tasarruflu sistemleri tercih ediyoruz. Su tasarrufu için su verimli cihazlar kullanıyoruz ve suyun geri dönüşümünü sağlıyoruz. Atıklarımızı azaltıyoruz, geri dönüşüm programlarını uyguluyor ve organik atıklarımızı kompostlanmasını sağlıyoruz. Ayrıca yerel çiftçilerden tedarik ettiğimiz gıda maddelerini kullanarak yerel ekonomiyi destekliyoruz". Ayrıca, misafirlerine ücretsiz shuttle hizmeti sunarak İstanbul’un taksi sorununa alternatif çözümler sunduklarını belirtti. "TÜRKİYE TURİZMİ, ÖNÜMÜZDEKİ YIL GÜÇLÜ BİR ÇIKIŞ YAKALAYACAK" 2025 yılı için hedeflerinin daha fazla geceleme olduğunu söyleyen Özyardımcı, "Türkiye turizminin önümüzdeki yıl güçlü bir çıkış yakalayacağını düşünüyoruz" dedi.

'Geleneksel Türk İslam Sanatı Eserleri Sergisi' sanatseverlerin beğenisine sunuldu Haber

'Geleneksel Türk İslam Sanatı Eserleri Sergisi' sanatseverlerin beğenisine sunuldu

Mersin'de hat sanatçısı Salih Alzamo, tezhip sanatçısı Rabia Turgut ve naht sanatçısı Ramazan Özkan’ın Geleneksel Türk İslam sanatından çizgiler ve özel desenler yansıtan el emeği eserleri, Akdeniz Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Mersin'in merkez ilçe Akdeniz Belediyesinin tamamen yenileyerek kentin kültür ve sanat hayatına kazandırdığı Akdeniz Sanat Galerisi, 'Geleneksel Türk İslam Sanatı Eserleri Sergisi'ne ev sahipliği yaptı. Akdeniz Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü organizesinde gerçekleşen sergide, hat sanatçısı Salih Alzamo, tezhip sanatçısı Rabia Turgut ile naht sanatçısı Ramazan Özkan’ın birbirinden özel eserleri, Mersinli sanatseverlerin ilgi ve beğenisine sunuldu. 90 eserin beğeniye sunulduğu ve 15 Nisan 2024 tarihine dek sanatseverlerin ziyaretine açık olacak olan serginin açılış törenine; Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Mersin Milletvekili Ali Kıratlı ile çok sayıda davetli katıldı. “Mersin’de 3 tarihi yapıyı yenileyip geleceğe taşıdık” Sergiyi büyük bir beğeni ve hayranlıkla gezdiğini belirten Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, konuşmasında sanat galerisine dönüştürdükleri binanın tarihinden de bahsederek, kentteki tarihi binalara yönelik çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Başkan Gültak, “Şu ana kadar Mersin’de 3 tarihi binayı yenileyip kentimizin geleceğine kazandırdık. İnşallah 4’üncüsü de benim de mezunları arasında olduğum Çankaya İlköğretim Okulu olacak. Bu okulumuzun tadilatı için ihalesini yaptık. Yaklaşık 7 içinde de bu okulumuzda tam 17 yıl sonra hayata dönecek. Ya bir anaokulu ya bir kreş ya da olgunlaşma enstitüsü olarak hizmet verecek” dedi. “Mersin’de müze açan ilk belediye başkanıyım” Bir ilçe belediyesinin 5 yıl içerisindeki süreçte 4 tarihi binayı yenileyerek hayata geçirdiğini daha önce duymadığını belirten Başkan Gültak, “Bu tarihi Mersin evlerinden birisi İz Bırakanlar Müzesi. Gezmenizi mutlaka tavsiye ederim. İki katlı ve 7 odalı çok güzel bir Mersin evi. Aslında yine tarihe geçmiş olduk. Mersin’de ilk kez bir belediye başkanı müze açmış oldu” ifadelerini kullandı. “Sanat, kültür ve spor toplumsal barışı sağlar” Sanat, spor, eğitim ve kültürel etkinliklerin, bir şehrin toplumsal barışı ve huzurunun sağlanmasındaki önemine de dikkat çeken Gültak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanatın, sporun, kültürel faaliyetlerin olmadığı yerde huzur da olmaz. Biz de farklı uygulamalar, sosyal faaliyetler de yaparak Akdeniz’e huzur getirdik. Ramazan ayı içindeyiz, bu ay vesilesiyle böyle özel bir sergi açtık. Geçen ay da burada lise öğrencilerinin geri dönüşümle ilgili ortaya çıkardıkları birbirinden farklı ve ilginç eserleri sergilemiştik. Bu mekanda periyodik olarak mutlaka bir sanatsal etkinlik düzenlemeye çalışıyoruz. Böylelikle mekanın ruhuna uygun işler yapmış oluyoruz.” Konuşmaların ardından Başkan Mustafa Gültak, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ve Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, sergilenen eserlerin sahibi sanatçılara teşekkür plaketi takdim etti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.