Hava Durumu

#Sağlık Turizmi

TOURISMJOURNAL - Sağlık Turizmi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Turizmi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Azerbaycan heyeti Trabzon’da sağlık turizmi atağında Haber

Azerbaycan heyeti Trabzon’da sağlık turizmi atağında

Azerbaycan Sağlık ve Termal Turizme Destek Derneği Kurucu Başkanı Ruslan Guliyev, Özel Tibbi Müesseseleri Topluluğu Baş Sekreteri Vugar Eyvazov, Kalkınma ve Reformlara Destek Veren Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcisi Ramil Aliyev, Azerbaycan Sağlık ve Termal Turizm Derneği Temsilcisi Ceyhun Aşirov, Referans Medikal Grup temsilcisi Anar Yusifov ve Azerbaijan Health Tourism CEO’su Elnara Cabbarova’dan oluşan heyet, Trabzon’da sağlık turizmi alanında gerçekleştirilebilecek ortak projeler üzerine temaslarda bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde heyet, ilk olarak Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’i makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede, Trabzon’un sağlık turizmi potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi, uluslararası hasta hareketliliğinin artırılması ve iki ülke arasında bu alanda geliştirilebilecek stratejik iş birlikleri ele alındı. Taraflar, özellikle sağlık hizmetlerinin tanıtımı ve ortak projelerin hayata geçirilmesi konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulundu. Heyet daha sonra Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Topsakal ile bir araya gelerek, bölgedeki sağlık altyapısı ve uluslararası hasta kabul süreçleri hakkında bilgi aldı. Program kapsamında bir diğer ziyaret Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi’ye gerçekleştirildi. Görüşmede, sağlık turizminin ekonomik boyutu ve iki ülke arasındaki ticari iş birlikleri ele alındı. Son olarak Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Doğu Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tuna ile bir araya gelen heyet, sağlık turizmi ile entegre turizm faaliyetleri üzerine görüş alışverişinde bulundu. Özel İmperial Hastanesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen ziyaretlerde, Türkiye ile Azerbaycan arasında sağlık turizmi alanında geliştirilebilecek ortak projeler ve sektörel iş birlikleri ele alındı.

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı Haber

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı

İzmir’de sağlık turizm sektörünü ve sektöre dair yol haritasının anlatılacağı Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) işbirliğinde gerçekleştirilen toplantı, İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, önde gelen sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı. ÖZTAN: SAĞLIK TURİZM SEKTÖRÜ GERİLEME YAŞIYOR TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizm Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Öztan, sağlık turizminin süreç içerisinde gerilediğini belirterek, “Bu bölge toplantılarımızı 2003’ten beri düzenliyoruz. Temel amacımız tabana yayılmak, aktörlerle buluşmak, bölgenin ihtiyaçlarını öğrenmek ve bu ihtiyaçlarla birlikte kamuyla köprü bulmak ve çözüm oluşturmaya çalışmak. TOBB içerisinde sektörler temsil ediliyor, meclisler üzerinden yetkili merciler ile temas noktası olabilmek. Sektörümüz çok hızlı başlangıç yapan ve sorunlar ön planda yer alan bir sektör haline geldi. 2024 yılında 3 milyar dolar ile başladık, 2025 yılında gerilemeler var. Bu bize çok iyi bir haber olmadı. Hizmet ihracatı içinde ciddi artış yaşanıyor. 150 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Niş sektör olmaktan ziyade uluslararası sektör haline geldi. Rekabet çok üst düzeyde. Kalite üzerinden rekabet ediliyor” dedi. ‘SEKTÖR GENELDE KÜÇÜLÜRKEN İZMİR’DE BÜYÜME VAR’ Öztan, İzmir’in tam aksi yönde büyüdüğünü ve potansiyelinin yüksek olduğunu anlatarak, “Bazı bölge ve şehirleri ön plana çıkardık. Tüm ülkeye yayılan bir sağlık turizm politikası hedefleniyor. İzmir ve Ege bizim için çok önemli bir yer. Ege Bölgesi bizim için en önemli alanlardan bir tanesi. Sağlık turizmde önemli bir yer kaplamış durumda İzmir. Yüzde 5’e kadar arttırmış bir rolü var. Sektör yerinde sayarken İzmir büyümüş durumda. İzmir’de farklı bir dinamik var. Dünya genelinde sağlık turizmi hizmet olarak evriliyor. Operasyon ve tedavi için değil de yaşam kalitesini arttıracak destinasyon talep ediliyor. İzmir tedavi ve yaşam kalitesi konusunda ileri bir noktada. Yüzde 63’ü İzmir’de bulunuyor Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının” ifadelerini kullandı. ‘BALÇOVA İLE SINIRLI DEĞİLİZ, DİKİLİ VE SEFERİHİSAR YÜKSELİYOR’ Öztan’ın ardından kürsüye İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener kürsüye çıktı. Özgener şunları söyledi: Sağlık turizmi, dünyada hızla büyüyen ve rekabetin giderek derinleştiği stratejik bir alan haline gelmiş durumda. Artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacı; hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendiriyor. Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Medical Tourism Market (2023-2032) araştırma raporuna göre, bugün 100 milyar dolar bir pazar hacmine sahip sektörün 2032 yılına kadar 300 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılın oniki ayına yayılan kapasitesiyle, ülke ekonomileri için kritik önem taşıyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını arttırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz: Medikal Turizm, Termal Turizm, Sağlıklı Yaşam ve Üçüncü Yaş Turizmi. Medikal turizmde İzmir estetik operasyonlar, saç ekimi ve diş tedavileri gibi alanlarda Avrupa’dan hasta çekebilen bir şehir. Hem yüksek kalite sunuyoruz hem de ciddi bir maliyet avantajımız var. Termal turizmde sadece mevcut kapasitemizle değil, henüz tam anlamıyla değerlendirilmemiş büyük bir zenginlikle öne çıkıyoruz. Balçova’daki aktif tesislerimizin yanı sıra Dikili ve Seferihisar gibi bölgelerde, doğru yatırımlarla dünya ölçeğinde cazibe merkezi haline gelebilecek güçlü kaynaklarımız bulunuyor. ‘İZMİR, UZUN SÜRELİ SAĞLIK KONAKLAMASI İÇİN İDEAL ŞEHİR’ Yine, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizminde kentimizin iklimi, yaşam kalitesi ve güvenli şehir yapısı özellikle uzun süreli konaklama ve tedavi süreçleri için önemli bir avantaj sağlıyor. Avrupa’da milyonlarca emeklinin, yılın önemli bir bölümünü farklı ülkelerde geçirmeyi tercih ettiği düşünüldüğünde; İzmir bu talebi karşılayabilecek en güçlü adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Coğrafi konumumuz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde Almanya’dan veya Hollanda’dan gelen bir ziyaretçi, sabah uçağa binip aynı gün İzmir’de tedavi sürecine başlayabiliyor. Dolayısıyla bu erişilebilirlik, kentimizi hızlı ve pratik bir merkez haline getiriyor. İzmir’in sunduğu imkanlar yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı değil. Kentimize tedavi için gelen bir ziyaretçi aynı seyahat içerisinde Efes Antik Kenti’ni ziyaret edebiliyor, Meryem Ana Evi gibi önemli inanç turizmi merkezlerini görebiliyor veya Kemeraltı ya da Urla’da gastronomi deneyimi yaşayabiliyor. Bu çok katmanlı turizm deneyimi, İzmir’i yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomi turizmini bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon haline getiriyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı bir başarıya dönüştürebilmek için, sağlık turizmini yalnızca sağlık hizmetleri perspektifinden değil; bütüncül bir değer zinciri olarak ele almak durumundayız. Çünkü sağlık turizmi; ulaşım altyapısından konaklama kalitesine, dijital tanıtımdan uluslararası akreditasyona, insan kaynağından şehir deneyimine kadar uzanan çok boyutlu bir ekosistemi gerektiriyor. ‘İZMİR BU YARIŞTA GÜÇLÜ BİR KONUMDA’ Bu noktada İzmir’in en büyük avantajı, güçlü kurumları, nitelikli insan kaynağı ve iş birliği kültürü ile bu ekosistemi oluşturabilecek kapasiteye sahip olması. Önümüzdeki dönemde; uluslararası tanıtım faaliyetlerini daha hedef odaklı hale getirmeli, dijital platformlarda görünürlüğümüzü artırmalı, sağlık kuruluşlarımızın uluslararası akreditasyon süreçlerini desteklemeli, nitelikli ara insan kaynağı yetiştirmeye odaklanmalı ve en önemlisi, tüm paydaşları kapsayan koordineli bir yönetim modeli oluşturmalıyız. Çünkü artık rekabet sadece ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanıyor. Ve bu rekabette öne çıkanlar; vizyonunu net ortaya koyan, birlikte hareket edebilen ve kendini doğru anlatabilen şehirler oluyor. İzmir olarak bizler; sahip olduğumuz doğal zenginlikler, güçlü sağlık altyapımız, yaşam kalitemiz ve stratejik konumumuzla bu yarışta güçlü bir konumdayız. ‘GÜÇLÜ HASTANELER YETMEZ, GÜÇLÜ SİSTEM GEREKİR’ İzmir Ticaret Odası olarak, gerek yerelde gerek uluslararası düzeyde bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Dünyada sağlık turizminde öne çıkan şehirler; yalnızca güçlü hastanelere sahip oldukları için değil, planlı sağlık yerleşkeleri kurabildikleri, kümelenme modellerini hayata geçirebildikleri ve turizm altyapısını sağlıkla entegre edebildikleri için başarıya ulaşıyor. Bugün dünyada rekabet eden şehirler; sadece bina yapan değil, yaşam alanı tasarlayanlar. İzmir’in de bu vizyonla hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık mesele tekil yatırımlar değil; bütüncül vizyon ortaya koyabilmek. İşte tam da bu noktada, İzmir için önümüzde güçlü bir fırsat bulunuyor. ‘İZMİR İÇİN KRİTİK BİR EŞİK: BİRLİKTE DÜŞÜNME ZAMANI’ Bugün gerçekleştirdiğimiz bu toplantı tam da bu ortak aklı oluşturmak için bizleri bir araya getirdi. Programımız kapsamında, medikal turizmden termal turizme, dijitalleşmeden mevzuat düzenlemelerine kadar birçok başlıkta görüşlerin paylaşılacağı bir çalıştay gerçekleştireceğiz. Bu çalıştaydan çıkacak fikirleri yalnızca bir toplantı çıktısı olarak kalmasını, elbette istemiyoruz. Amacımız; bu görüşleri bir araya getirerek İzmir Sağlık Turizmi Manifestosu oluşturmak ve kentimiz için güçlü bir yol haritası ortaya koymak. İnanıyorum ki bugün burada ortaya çıkacak fikirler, hem İzmir’in hem de Ege Bölgesi’nin sağlık turizmi yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak.

Türkiye-Burundi arasında çok sektörlü iş birliği görüşmesi Haber

Türkiye-Burundi arasında çok sektörlü iş birliği görüşmesi

Görüşmede sağlık turizmi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında bilgi paylaşımı, jeotermal sağlık yatırımları, medikal ticaret ve lojistik altyapı başlıkları ele alındı. Toplantıda ayrıca Burundi’nin sahip olduğu maden kaynakları potansiyeli de gündeme gelirken, özellikle nikel başta olmak üzere stratejik minerallerin sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesi konusunda yatırım ve teknoloji iş birliği modelleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. İki ülke arasında doğrudan uçuşların artırılmasının ticaret hacmi ve iş dünyası hareketliliği açısından önemine dikkat çekilen görüşmede Büyükelçi Ntureka, "Burundi ile Türkiye arasındaki ilişkileri ekonomik ve ticari alanlarda daha ileri taşımak istiyoruz. Türkiye’nin sağlık ve yatırım alanındaki deneyimi bizim için kıymetlidir" dedi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut ise Afrika ile kurulan temasların karşılıklı güvene dayalı iş birliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Burundi ile sağlık, yatırım ve doğal kaynaklar alanında sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmeyi arzu ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ziyaretin Türkiye ile Burundi arasında çok sektörlü ve karşılıklı kazanım esasına dayalı iş birliği perspektifinin güçlenmesine katkı sağlayan yapıcı bir diplomatik temas olduğu kaydedildi.

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu Haber

İzmir, Sağlık Turizminde Yeni Stratejiler Konuşuldu

Bu yıl 19’uncusu gerçekleştirilen TTI İzmir Fuarı’nın kapıları açıldı. Fuarda, Sağlık Turizmi söyleşisinin konuğu olan İZFAŞ Sağlık Sponsoru Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir’in sağlık turizmi için yeterli alt yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "İzmir’deki tüm paydaşlar el ele vererek bir politika içerisine girilmeli. Bunun içinde devletin olması ve İzmir’in sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejilerin birlikte belirlenmesi gerekiyor. Bence hiçbir özel hastane sağlık turizminde bir diğeriyle yarışmaz ya da rakip değildir. Buna bütüncül bakılabildiği müddetçe doğru sonuçlara ulaşılabilir" diye konuştu. Türkiye’nin en büyük uluslararası turizm platformu olan TTI İzmir 2025- 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi ziyarete açıldı. Dünyanın dört bir yanından sağlık profesyonellerinin bir araya geldiği fuarda sektörün önde gelen temsilcileri de TTI Stage sahnesinden değerlendirmelerde bulundu. TTI Stage’in en önemli söyleşi başlıklarından biri de, moderatörlüğünü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya’nın yaptığı ‘Sağlık Turizmi’ söyleşisi oldu. Söyleşide, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş ve Eşrefpaşa Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Filiz Dağ konuşmacı olarak yer aldı. Sağlıkta güçlü bir İzmir var İzmir’in tarihsel geçmişinin ve bugünkü güçlü alt yapısının sağlık turizminde marka şehir olmasına sağlayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "İzmir’in tarihsel geçmişiyle Asklepion’dan bugüne gelen tarihsel geçmişinin yanı sıra teknolojiyle, uluslararası akreditasyonla, iyi yetişmiş hekimlerle, çok donanımlı hastanelerle çok ciddi bir sağlık alt yapısına ulaştı. İzmir’in sağlık alt yapısıyla ilgili bir problem yok. Bizim burada konuşmamız gereken; sağlık turizminden yola çıkarak bu artılarını turizm için nasıl kullanacağımız. İzmir’in teknik olarak bir dar boğazı var. O da hava köprüsüyle bağlı olduğu destinasyonların yetersiz olması. İzmir, daha çok Kuzey Afrika, eski Balkan devletleri ve Türki cumhuriyetlerden yabancı hasta talebi alıyor. Bu destinasyonlardan uçuş sayılarının gün geçtikçe artması gerekiyor. İzmir’in turizmine değil sağlığına dönük çalışarak, yurtdışı uçuşları sezon dışında aktif tutmamız gerekiyor. Sağlık turizmi kapsamında obezite cerrahisi, liposuction, plastik cerrahi ve diş bölümlerine yabancı hasta geliyor. Onkolojisi çok güçlü, kalp cerrahisi çok güçlü, acil girişimlerinde, yoğun bakımlarında çok güçlü bir İzmir var. O zaman İzmir için düşünmemiz gereken şey; tüm şehir el ele vererek bir politika oluşturmak. Devletin liderliğinde, İzmir’i sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejileri birlikte belirleyip yürümemiz gerekiyor. Konuya bütüncül bakabildiğimiz müddetçe doğru sonuçlara ulaşırız" sözlerini kaydetti. Öte yandan Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık turizminde hitap ettiği hasta gruplarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bu yıl içinde yaklaşık 20 bin sağlık turizmi hastası ağırladık. Bu hasta sayılarının artması bugünkü toplantının sonuçlarına bağlı. Açalım uçuşları, el ele verelim ve büyütelim diyoruz" dedi. 12 ay turizmin anahtarı Efes’te "Hastanın biletinin kesilmesinden hastaneye getirilmesine, refakatçisinin gezdirilmesine; hasta yakınlarının vakit geçirebilmeleri için özel bir programlar oluşturulmasına kadar sürecin her ayrıntısı düşünülmeli" diyen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerine şöyle devam etti: "Alaçatı, Çeşme ve Foça son derece turistik yerlerimiz. Bunları çok iyi kullanmamız gerekiyor. Mesela sağlıklı yaşam için Urla, muhteşem bir yer. Burada sağlıklı yaşam kentleri kurulabilir. Çeşme ve Urla kışın gastronomisiyle yazın deniz turizmiyle son derece kıymetli. Ancak başka bir değer var ki; o da Efes. 12 ay boyunca Efes’in üzerinden sağlık turizmi planlaması yaptığımız zaman kentte yabancı hasta eksik olmaz." Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, istatistiksel olarak yabancı hastaların yüzde 46’sının sağlık turizmi, yüzde 54’ünün turistin sağlığı için hastanelere başvurduğunu ifade etti. Yabancı hastaya yönelik politikaların sağlık turizmi üzerine kurulması gerektiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ben özel hastane olarak bir destinasyon açamam ama kamu yetkisiyle sizler açarsınız. Devlet anlaşması yapamam ama siz yaparsınız. Ben de teknolojimle, imkanlarımla hastayı sağaltabilirim. Bu bir bütüncül iş. Hep birlikte el ele verirsek İzmir başarır" diye konuştu. Sağlık kampüsü için çalışıyoruz Doğru yönetmeliklerle şehre doğru yatırımcıyı çekmek gerektiğini söyleyen Oğuz Özkardeşler, "Sağlık turizmi gittiği şehirlerde eğitim ve sağlık yatırımlarıyla iç içe gelişiyor. Sağlık yatırımı çektikçe sağlıkta görev alan profesyonelleri, İzmir’e transfer ettikçe üniversitelerinde geliştiğini göreceğiz. İzmir’in bu konuda potansiyeli iyi bir durumda, yeterki değerlendirelim. İzmir’de sağlık turizmi dediğimiz zaman bilinen güvenilir bir markayı ortaya koymak lazım. Bu imajın dijital platformlarda uluslararası fuarlarda güçlendirilmesi şart. Bunun için de hammaddeye ihtiyaç var. İkincisi de hasta teknik takibinin yapılıyor olması lazım" ifadelerini kullandı. Kentte sağlık kampüsünü hayata geçirmek istediklerini dile getiren Oğuz Özkardeşler, sözlerine şöyle devam etti: "Nasıl serbest bölgeler oluşturuluyorsa sağlık için de bir bölge oluşturulsa doğru yatırımcıları çeker ve sağlık konusunda dünyada daha rekabetçi konumuna geliriz. Sağlık turizminin özel bir bölgede bir araya gelmesi için çalışmalar yapıyoruz." Filiz Dağ ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin Türkiye’deki ilk belediye hastanesi olduğunu vurgulayarak, "İzmir’e turist olarak gelenlerin sağlığını korumak gibi bir görevimiz var. Yeni binamız yapıldıktan sonra paydaşlarımızla omuz omuza yürümeye ve belediye ile hastaneler arasında köprü olmaya devam edeceğiz" dedi.

“Sağlık turizmi artık yalnızca bir tedavi hizmeti değil, bir yaşam deneyimi.” Haber

“Sağlık turizmi artık yalnızca bir tedavi hizmeti değil, bir yaşam deneyimi.”

Türkiye, sağlık turizminde son yıllarda inanılmaz bir ivme yakaladı. Hem sağlık altyapısındaki gelişmeler hem de turizm deneyimiyle birleşen hizmet anlayışı sayesinde artık ülkemiz, dünya sağlık turizmi liginde üst sıralarda yer alıyor. Biz de Carees olarak, 2009 yılından bu yana Antalya merkezli bir yapılanma içinde faaliyet gösteriyoruz. Bugün estetik cerrahiden saç ekimine, diş tedavilerinden bariatrik cerrahiye kadar birçok alanda uluslararası sağlık turizmi hizmeti sunuyoruz. Ancak vizyonumuz yalnızca tedavi değil; iyileşme, konfor ve güven üzerine kurulu bir yaşam deneyimi yaratmak. Antalya’nın iklimi, ulaşım kolaylığı, modern altyapısı ve konaklama kalitesiyle sağlık turizmi açısından bir dünya markası haline gelmesi için çalışıyoruz. Kısacası hedefimiz net: ➡️ Antalya’yı, sağlık turizminin başkenti yapmak. “İstanbul bugün lider olabilir ama Antalya’nın potansiyeli çok daha sürdürülebilir.” Evet, bugün Türkiye’de sağlık turizminin merkezi olarak İstanbul öne çıkıyor. Uluslararası hastaların yaklaşık %60’ı İstanbul’u tercih ediyor. Ancak bu durumun uzun vadede değişeceğine inanıyorum. İstanbul’un yoğunluğu, karmaşası, trafik sorunları ve ne yazık ki artan merdiven altı uygulamalar, hasta güvenliğini ve genel memnuniyeti olumsuz etkiliyor. Antalya ise tam tersi bir deneyim sunuyor: ulaşımı kolay, havaalanı altyapısı güçlü, şehir planlaması daha düzenli ve misafir memnuniyetini önceleyen bir yapıya sahip. Bu nedenle biz Carees olarak Antalya’da sürdürülebilir, kontrollü ve profesyonel bir sağlık turizmi ekosistemi oluşturmayı amaçlıyoruz. “Carees, tedavi ile tatili bir araya getiren entegre bir yapı kurdu.” Carees çatısı altında gelen misafirlerimize sadece operasyon değil, aynı zamanda güvenli bir iyileşme süreci ve tatil deneyimi sunuyoruz. Hastalarımızın seyahat planlamasından transferine, konaklamasından operasyon sonrası dinlenme sürecine kadar her adım profesyonelce koordine ediliyor. Bu noktada Carees Health tek başına değil; üç güçlü markamız bir araya gelerek bu bütünlüğü sağlıyor: ???? BlueHolidays – Dünya çapında otel tedariklerini yürüten markamız, ???? Traveller Assistance Service (TAS) – Havalimanı karşılama, ulaşım, misafir yönlendirme, acil durum ve operasyonel destek sağlayan handling markamız. ???? Carees – Tıbbi operasyonları, klinik koordinasyonlarını ve sağlık süreçlerini yöneten markamız. Bu üç yapı bir araya geldiğinde, ortaya gerçekten benzersiz bir entegre hizmet modeli çıkıyor. Misafir, Türkiye’ye adım attığı andan itibaren tüm süreçlerini tek elden, güvenle yönetiyor. Yani biz aslında sadece sağlık turizmi yapmıyoruz; ???? Sağlık, konaklama ve ulaşımı kapsayan uçtan uca bir deneyim tasarlıyoruz. “Turizm fakültelerinde sağlık turizmi eğitimi yok denecek kadar az.” Türkiye sağlık turizminde dünya markası olma yolunda ilerliyor, ancak bu hızda büyüyen bir sektörde akademik altyapı maalesef geride kalıyor. Ne yazık ki turizm fakültelerimizin büyük kısmında sağlık turizmine yönelik bir eğitim veya uzmanlık dersi bulunmuyor. Bazı üniversitelerde bu konuya hiç değinilmediğini bile görüyoruz. Oysa sağlık turizmi, klasik turizmden tamamen farklı dinamikler gerektiriyor. Hasta psikolojisi, kültürel iletişim, uluslararası sağlık mevzuatı, operasyon planlaması gibi konular özel uzmanlık gerektiriyor. Bu eksikliği fark ederek biz Carees olarak üniversitelerle iş birliği yapmaya başladık. Bazı turizm fakülteleriyle temasa geçtik, sempozyumlar ve paneller düzenleyerek öğrencilere sağlık turizmini anlatıyoruz. Hedefimiz, geleceğin turizm profesyonellerine bu alanı tanıtmak ve sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmak. Çünkü sağlık turizmi, yalnızca bir ekonomik faaliyet değil; ülkemizin güven, etik ve kalite itibarıyla dünyaya açılan yüzüdür. “Antalya’nın potansiyeli dünyadaki hiçbir destinasyonla kıyaslanamaz.” Antalya; altyapısı, konaklama kalitesi, uluslararası erişimi, sağlık merkezlerinin modernliği ve turizm tecrübesiyle dünyada benzeri az bulunan bir destinasyon. Bir misafirimiz buraya geldiğinde yalnızca tedavi olmuyor, aynı zamanda şehrin iklimi, doğası ve hizmet kalitesiyle iyileşiyor. Diğer destinasyonların karmaşasına alternatif olarak biz burada, “profesyonel, güvenilir ve huzurlu” bir sağlık deneyimi sunuyoruz. Antalya’nın bu potansiyeli desteklenirse, kısa sürede dünyanın ilk beş sağlık turizmi merkezi arasına girmesi mümkün. Biz Carees Health olarak bu dönüşümün öncülerinden biri olmaktan gurur duyuyoruz. “Amacımız, sağlık turizmini Türkiye’nin yeni marka değeri haline getirmek.” Carees Health olarak vizyonumuz yalnızca ticari büyüme değil; Türkiye’nin sağlık turizminde sürdürülebilir, etik ve dünya standartlarında bir model geliştirmesine katkı sunmak. Bu doğrultuda hem yurt içi hem yurt dışı iş birlikleri geliştiriyor, her yıl binlerce misafiri ülkemize kazandırıyoruz. Antalya’nın gelecekte “sağlık için seyahat edilen şehir” olarak anılacağına inanıyoruz. Bu yolda attığımız her adım, yalnızca şirketimiz için değil, Türkiye’nin global marka değeri için de bir yatırımdır.

SATKOF, Bangladeş İle Sağlık Turizmi İş Birliğini Genişletiyor Haber

SATKOF, Bangladeş İle Sağlık Turizmi İş Birliğini Genişletiyor

Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ile Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq arasında yapılan görüşmede iki ülke arasında sağlık turizmi, hastane işletmeciliği, helal turizm ve yatırım alanlarındaki stratejik iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ile bir görüştü. Görüşmede, Bangladeş’in hızla gelişen sağlık altyapısı ve Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi tecrübesinin bir araya getirilmesiyle, karşılıklı yatırım ve hizmet modellerinin güçlendirileceği vurgulandı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık diplomasisinde Asya ülkeleriyle yeni köprüler kurduğunu belirterek şunları söyledi: "Bangladeş, yüksek hasta potansiyeli, genç nüfusu ve sağlık yatırımlarına açık yapısıyla bölgesinde yükselen bir aktör. Helal sağlık turizmi, termal tedavi ve hastane işletmeciliği alanlarında Bangladeş ile güçlü bir ortaklık kurmak istiyoruz. SATKOF olarak bu iş birliğinde aktif ve kolaylaştırıcı bir rol üstleneceğiz." Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ise iki ülke arasındaki iş birliğinin ekonomik ve sosyal açıdan büyük fırsatlar sunduğunu belirterek, "Türk sağlık sisteminin tecrübesi Bangladeş için çok değerli. Özellikle hastane işletmeciliği ve sağlık yatırımları alanında da birlikte çalışmak istiyoruz. Vize süreçleri ve aracılarla yaşanan zorlukların çözümü için SATKOF’un koordinasyonunda karşılıklı temsilcilik adımları atılmasından memnuniyet duyuyoruz" dedi. Görüşmede, Afyonkarahisar’daki termal turizm modeli, helal sağlık hizmetlerinin standardizasyonu, Bangladeş temsilciliğinin kurulma süreci ve İzmir’de düzenlenecek 1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi’ne Büyükelçinin ve Bangladeşli devlet temsilcilerinin katılım onayları gündeme geldi.

USHAŞ: Sağlık Turizminde Yeni Dönem HealthTürkiye ile Başlıyor Haber

USHAŞ: Sağlık Turizminde Yeni Dönem HealthTürkiye ile Başlıyor

Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş (USHAŞ) Genel Müdürü Behlül Ünver, sağlık hizmeti veren kurumlar için HealthTürkiye platformuna üyeliği zorunlu hale getirdiklerini ve 26 Eylül'den itibaren üye olmayan kurumların sağlık turizmi yapamayacaklaranı söyledi. USHAŞ Genel Müdürü Behlül Ünver, Ankara'da bir restoranda sağlık muhabirleri ile bir araya geldi. Ünver, 2024 yılında yaklaşık 1,5 milyon sağlık turistinin Türkiye'ye geldiğine ve Türkiye'nin çeşitli araştırmalara göre sağlık turizminde ilk 5 ülke içerisinde değerlendirildiğine dikkati çekerek, "Sağlık turizminin geniş ifadesi, sağlığı için bir ülkeden başka bir ülkeye insanların seyahat etmesini sağlık turizmi olarak değerlendirebiliriz. Burada medikal turizm, termal turizm, engelli turizmi, yaşlılık turizmi ve son zamanlarda kamuoyunda çok duyulan ‘longevity' var. Sağlıklı yaşam dediğimiz kavramları da sağlık turizmi içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Belki buna sporcu sağlığını da eklemek lazım. Burada dünyada medikal turizmde yaklaşık üretilen değer 100 milyar dolar. Termal turizmde üretilen değer 98 milyar dolar. Yaşlı turizmiyle alakalı konuştuğumuz rakamlar 68-70 milyar dolar civarında. Engelli turizmiyle alakalı bir şey söyleyemiyoruz, çünkü bu bir farkındalık. Bununla ilgili spesifik yapılmış bir çalışma yok. Ama longevity, sağlıklı yaşamla ilgili yaklaşık 1 trilyon 200 milyar dolar gibi bir değer var dünyada. Bu 1 trilyon 200 milyar dolar. Bunun sağlık kısmı 300-400 milyar dolar arası ifade ediliyor" diye konuştu. "Dezenformasyonla mücadele için USHAŞ içerisinde ekip oluşturduk" Bazı dönemlerde dezenformasyonla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Ünver, USHAŞ içerisinde dezenformasyonla mücadele etmek için bir ekip oluşturulduğunu kaydetti. Sağlık turizminde bazı durumların uluslararası alanda yanlış aksettirilebildiğini söyleyen Ünver, "Böyle durumlarda kendimizi iyi ifade etmemiz gerekiyor. Sağlık turizminde özellikle Türkiye, son 20-25 yıl ve pandemi döneminde insanlar sokaklarda vefat etti, hastanelere yetişemedi gibi dezenformasyonlarla karşı karşıya kaldı. Ama Türkiye bu işi dijital mecralarda çok güzel yönetti. Dünyada bu işi iyi yönetebilen 3-4 ülkeden biriyiz. 5 ülke demiyorum, 3-4 ülkeden biriyiz ve bu Türkiye'deki sağlık hizmetinin kalitesini dünya tarafından fark edilmesini sağladı" ifadelerini kullandı. "145 ülkeden birçok kişi tedavi olmak için Türkiye'ye geliyor" Dünyada 145 ülkeden birçok kişinin tedavi olmak için Türkiye'ye geldiğini belirten Ünver, "Organ transplantasyonu, göz ameliyatları, onkoloji vakaları, tüp bebek uygulamaları, IVF uygulamaları, obezite cerrahisi, diş tedavileri özellikle tercih edilen konular. 2024 yılında turizmdeki gelir 60 milyar dolar idi. Bir turistin ülkeye bıraktığı rakam da bin dolara yakındı. Sağlık turizmine baktığımız zaman 3 milyar dolar gelir var, 1,5 milyon turist var. Sağlık turisti başına gelir 2 bin dolar. Şimdi biz bunu 3 bin ya da 4 bin dolar yaparsak, 1,5 milyon gelen misafirimizle 4-5 milyona çıkartabilirsek biz 20 milyar dolarlık hedefi çok rahatlıkla yakalayabiliriz" şeklinde konuştu. "Bakanlıklarla ikili protokolleri artırmak istiyoruz" Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ikili protokol yapıldığını ve diğer bakanlıklarla da bu protokolleri artırmak istediklerini dile getiren Genel Müdür Ünver, "Şimdi TGA ile masaya oturduk. Kurumlar bireysel olarak tanıtımlarını yaparlarken, TGA'yla beraber biz sağlık turizminde GoTürkiye'de nasıl yapılıyorsa sağlık turizmiyle ilgili bütün alanlarda, ülke tanıtım noktasında artık TGA da tanıtımımızı yapacak. Biz yine Türk Hava Yolları'yla İstanbul Havaalanı, Sabiha Gökçen, çeşitli mecralarda bilinirliğimizi arttırmaya çalışıyoruz. Yine diğer taraftan HealthTürkiye platformunu oluşturduk" dedi. "HealthTürkiye, merdiven altı ile mücadele anlamında farkındalık oluşturuyor" Ünver, 12 ülkenin Türkiye'ye gelecek olan vatandaşlarına HealthTürkiye platformu üzerinden kurumları takip etmeleri tavsiyesinde bulunduğunu kaydederek, "Bu merdiven altı tabir ettiğimiz grupla da mücadele etme anlamında bir farkındalık oluşturuyor. Onun için önemli bu. Bünkü bu kurumlar bizim arkasında durabileceğimiz kurumlar ve sağlık turizmi yapmalarıyla alakalı söylediğimiz şartları yerine getiren kurumlar. Bu konu sadece USHAŞ'ın uktesinde giden bir konu değil. Birçok bakanlıkla beraber USHAŞ'ın da aktif olduğu bir sistemi konuşuyoruz" açıklamasında bulundu. "Konu Türkiye'nin talep ediliyor olmasıdır" Ünver, yaklaşık 10 aylık çalışma dönemlerinde en fazla İngiltere ile temasa geçildiğini ifade ederek, "İngiltere'deki sağlık sisteminin kısa vadede toparlanmasının çok mümkün olmadığını söyleyebiliriz ama konu Türkiye'nin bu noktada talep ediliyor olmasıdır. Sağlığı için gelen insanları biz illa hasta olarak kabul etmemiz gerekmiyor. İnsanlar güzelleşmek için de sağlıklı yaşam için de ya da yeni ülke görmek için, turizm için de geliyor. Gelmişken check-up da yaptırmak istiyor, başka işlerini de yaptırmak istiyor ya da bunun için de gelmek istiyor" ifadelerini kullandı. HealthTürkiye platformuna üye olmayan kurumlar 26 Eylül'den itibaren sağlık turizmi yapamayacak Sağlık hizmeti veren kurumların Health Türkiye platformuna üyeliğini zorunlu hale getirdiklerini ve 26 Eylül itibarıyla bu platforma üye olmayan kurumların kayıt dışı kurumlar statüsünde yer alacaklarını belirten Ünver, "Health Türkiye platformuna dahil ettiğimiz kurumlara, sözleşmeler yoluyla faaliyet alanlarını geliştirmeleri konusunda destek olacak ve onları dünya markası haline getirme sürecinde yanlarında olacağız. Diğer taraftan plazalarda yetkisiz kişiler üzerine yer tutmuş olanlar gibi kayıtlı olmayan arkadaşlarla ilgili ise amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Bu arkadaşlarla ilgili yasal süreçlerin başlayacağından emin olabilirsiniz. Bu arkadaşlar sağlık turizmi yapamazlar. Çünkü sağlık tesislerinin hepsinin faaliyeti, sağlık hizmeti üretmek ve onun için ruhsatlandırılıyor" dedi. "‘USHAŞ Plus' isimli yeni bir portal oluşturuyoruz" İlerleyen günlerde ‘USHAŞ Plus' isimli yeni bir portalın oluşturulacağını aktaran Ünver, sözlerine şöyle devam etti: "O portalda Türkiye'de üretilen yerli ve milli ürünlerin ağırlıklı olarak yurt dışına satışıyla alakalı bir portal diye düşünebilirsiniz. İnsanlar buradan ürünleri görebilecekler, seçebilecekler. Yine biz onlara o ürünleri oradan pazarlayabileceğiz, satabileceğiz. Ülkelerle bu noktada diyalog kurmamız anlamında belki marka model söylemem çok hoş değil ama Türkiye'de çeşitli portallar üzerinden bunlar yapılıyor. Sonrasında bu alanı da genişletmek istiyoruz. Yine ilaçla alakalı özellikle nadir ilaçlar ya da vatandaşların ilaç temininde sıkıntı yaşadığı konularda da çözüm üretebilmek anlamında bir otomasyon sistemi oluşturuyoruz. Onun da zamanı herhalde yine 2-3 ay içerisinde tamamlamış olacağız." "USHAŞ'ın bir görevi de garantörlük" USHAŞ'ın bütün görevlerinin yanı sıra uluslararası platformlarda garantörlük rolünün de olduğunu dile getiren Ünver, "Şimdi o ülkelerde bazen kendilerini bireysel olarak ifade etmelerinde kurumlar zorluk yaşayabiliyorlar ya da gidiyorlar devlet ricali ile temas kurmaları zor olabiliyor. Ya da ödeme sistemleri ya da finans yapıları buna uygun olmayabiliyor. Şimdi siz aldığınız risk öngörülebilir risk olmazsa orada yatırım yapmak ve iş yapmaktan çekinirsiniz. Biz o tür durumlarda Türk firmalarına, hastanelerine, ilaç ve tıbbi cihaz firmalarına diyoruz ki bizimle beraber hareket edin. Biz sizin alacağınız parada garantör olalım. Yani eğer orası paranızı ödemezse biz sizin paranızı ödeyelim. Bu firmalar bizim firmalarımız ve biz bu kurumların arkasındayız" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.