Hava Durumu

#Sağlık

TOURISMJOURNAL - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TÜİK verilerine göre oteller aylık artışta ilk 5’e girdi Haber

TÜİK verilerine göre oteller aylık artışta ilk 5’e girdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, genel enflasyondaki tırmanış mayıs ayında da devam etti. Yılbaşından bu yana kümülatif artışın yüzde 16,61'i bulduğu genel tabloda, turizm ve konaklama sektörü hem aylık hem de yıllık bazdaki artış hızıyla dikkat çekti. Turizm sezonu başlarken otel ve lokantalarda son durum Yaz sezonunun açılışıyla birlikte hareketliliğin arttığı lokanta ve oteller grubunda yukarı yönlü seyir sürüyor. TÜİK verilerine göre konaklama ve yeme-içme sektöründeki fiyat değişimleri şu şekilde gerçekleşti: Aylık Artış: Otel ve lokantalarda fiyatlar Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,97 yükseldi. 5 Aylık Değişim: Sektörün yılbaşına göre (Ocak-Mayıs dönemi) sergilediği artış oranı yüzde 16,11 olarak kayıtlara geçti. Yıllık Enflasyon: Otellerde geçen yılın aynı ayına göre yaşanan fiyat artışı yüzde 31,59 olarak ölçüldü. 12 Aylık Ortalama: Sektörün son 12 aylık ortalamalara göre fiyat artış hızı ise yüzde 33,27 seviyesinde gerçekleşerek genel enflasyon ortalamasının üzerinde bir seyir izledi. Oteller aylık yükselişte ilk 5 sektör arasında Mayıs ayında cepleri en çok yakan grup yüzde 11,29 ile giyim ve ayakkabı olurken, konaklama sektörü aylık artış listesinde üst sıralarda yer aldı. Mayıs ayında en çok artış gösteren harcama grupları şöyle sıralandı: Giyim ve Ayakkabı: %11,29 Konut: %2,38 Ulaştırma: %2,03 Mobilya ve Ev Eşyaları: %1,99 Lokanta ve Konaklama (Oteller): %1,87 Genel tüketici fiyatlarında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 50,06 ile eğitim grubunda görüldü. Eğitimi yüzde 45,59 ile konut takip ederken, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 34,86, ulaştırma yüzde 34,29 ve sağlık yüzde 32,94 artış gösterdi. Otel ve lokantalar ise yıllık yüzde 31,59'luk artış oranıyla bu ana harcama gruplarını yakından takip etti.

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen Haber

Wellness turizmi: 1,4 trilyon dolarlık küresel fenomen

Wellness Turizmi Nedir? Global Wellness Institute (GWI) tarafından yapılan tanıma göre wellness turizmi, bireysel iyi oluşu desteklemek veya artırmak amacıyla yapılan seyahatleri ifade eder. Tıbbi turizmin aksine, burada önceden teşhis edilmiş sağlık sorunlarını tedavi etmek değil; önleyici yaklaşım, denge ve zihin-beden uyumu ön plandadır. Bu tür seyahatleri farklı kılan şey, ileriye dönük bir anlayışa sahip olmasıdır: insanlar bu yolculukları sorunları çözmek için değil, sağlıklarını sorunlar ortaya çıkmadan güçlendirmek için tercih eder. Deneyimler genellikle meditasyon inzivaları, termal kaplıcalar, fitness programları veya enerjiyi yeniden kazandırmayı amaçlayan doğa içinde vakit geçirmeyi içerir. Burada odak noktası hastalık değil, uzun vadeli yaşam kalitesidir. 2024 yılında sektör 894 milyar dolara ulaşarak 2012’deki değerinin neredeyse iki katına çıktı. Pandemiden önce daha düşük seviyedeydi; bugün ise %36 daha yüksek. 2029 yılına kadar yıllık ortalama %9,1 büyüme ile yaklaşık 1,4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Artık yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı kalmayan birçok program, çevre dostu yöntemleri de içeriyor. Seyahat edenler sağlık açısından fayda sağlarken, yerel bölgeler de çevresel kazanımlar elde ediyor. Büyüme devam ederken yaklaşım giderek karşılıklı faydaya doğru evriliyor. Güçlü ve Dayanıklı Tüketici Talebi Artık sadece geçici bir trendin sınırlarında kalmayan wellness, insanların seyahat planlarını belirleyen temel faktörlerden biri haline geliyor. Bazı gezginler tüm tatillerini meditasyon veya termal terapiler gibi uygulamalar etrafında şekillendirirken, diğerleri fitness rutinlerini ya da bilinçli beslenmeyi farklı deneyimlerle harmanlıyor. Bir grup yolculuğunu tamamen iyi oluş üzerine kurarken, diğerleri bunu seyahatlerine sessizce entegre ediyor. 2025 itibarıyla Avrupa ve ABD’de her 10 tüketiciden 1’i yalnızca wellness amaçlı seyahat etti. Almanya’da ise spa odaklı seyahat oranı yüzde 25’e yükseldi. Aynı yıl McKinsey’nin gelecekteki wellness trendlerine ilişkin araştırmasına göre, Amerikalıların yüzde 84’ü wellness’ı önemli görürken, Birleşik Krallık’ta bu oran yüzde 79, Çin’de ise katılımcıların yüzde 94’ü bunu “olmazsa olmaz” olarak tanımladı. İlk bakışta sakin görünen bu rakamlar, sınırları aşan güçlü bir eğilimi ortaya koyuyor. Zor dönemlerde bile insanlar wellness turizmi harcamalarından vazgeçmiyor. Bütçeler daraldığında bile buradan kısmak, kıyafet veya eğlence harcamalarını azaltmaktan daha zor görünüyor. Bunun arkasında, toplumun zihin ve beden sağlığına verdiği değerde sessiz ama kalıcı bir değişim yatıyor. Gösterişli değil ancak anketlerde tekrar tekrar ortaya çıkan net bir eğilim. Dinlenme ve yenilenme, insanların seyahat etmesindeki en önemli nedenlerden biri. Hilton’un 2026 sonrası seyahat trendlerine ilişkin raporuna göre, insanların yarısından fazlası planlarını dinlenme ihtiyacıyla şekillendiriyor. Kısa kaçamaklar yerine birçok kişi artık bulunduğu yerle daha derin bir bağ kurmayı tercih ediyor. Verilere göre ABD’li tüketicilerin yüzde 56’sı yalnızca wellness inzivalarına katılmak için iki saatten uzun yolculuklar yaptı. 2024’te wellness odaklı seyahat yapanların yüzde 60’ı bu deneyimi gelecek yıl da tekrarlamayı planlıyor. İlgi azalmak bir yana artmaya devam ediyor. Orman temelli programlar yüzde 67 ile en çok ilgi gören seçeneklerden biri olurken, ruhsal yollar yüzde 60 ile onu takip ediyor. Sessizlik odaklı konaklamalar ise yüzde 50’nin biraz üzerinde ilgi görüyor. Biçimleri farklı olsa da hepsinin ortak noktası yapay deneyimlerden ziyade gerçek bir bağ sunmaları. İlgi dijital aramalarda da açıkça görülüyor. Trip.com ve Google’ın 2025 ortası Why Travel analizine göre wellness temalı aramalar hızla artıyor. "Japanese tea ceremonies" yüzde 53 yükselirken "all inclusive spa" aramaları yüzde 250 arttı. Tatil ile sağlığı birleştiren sorgularda da benzer artışlar var." Ski and spa" yüzde 250 yükselirken "golf and spa resorts" aramaları üç katına çıktı.

İsveç’i “Reçete” Gibi Turizm Destinasyonu Yaptılar Haber

İsveç’i “Reçete” Gibi Turizm Destinasyonu Yaptılar

Kendinizi daha iyi hissetmek için doktor tavsiyesiyle bir ülkeye seyahat edebilseydiniz, bu İskandinav ülkesi adeta “mükemmel reçete” olurdu. Visit Sweden’a göre İsveç, dengeli yaşamı, doğaya ve kültüre kolay erişimi bir araya getiren yaşam tarzıyla, zihni ve bedeni “yeniden başlatmak” için ideal bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Ülkenin turizm ofisi, sağlık odaklı son kampanyasında İsveç’i, doktorlar tarafından “reçete edilebilecek” ilk seyahat destinasyonu olarak konumlandırıyor. Mizahi bir dille hazırlanan “İsveç Reçetesi” ("Swedish Prescription") kampanyası, Karolinska Institutet’te görev yapan kıdemli profesör Yvonne Forsell gibi sağlık uzmanları ve araştırmacılarla iş birliği içinde geliştirildi. Kampanya, İsveç’in sunduğu yaşam biçimi ve doğa olanaklarını deneyimlemek isteyen ziyaretçilere rehberlik etmeyi amaçlıyor. Stacy Beller Stryer ise, “Bir hasta bana stres yönetimi ya da iyi oluş halini artırma yollarını sorsa, İsveç için yazılacak bir reçeteyi desteklerdim,” diyerek doğayla temasın sağlık üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Stryer, doğaya erişimin ve buna eşlik eden kültürel pratiklerin, ruhsal ve fiziksel sağlık açısından bilimsel olarak da karşılık bulan faydalar sunduğunu vurguluyor. Global Citizen Solutions, 2025 Yaşam Kalitesi Endeksi'nde İsveç’e 91,5 puan vererek, mutluluk ve iyi oluş düzeyi çok yüksek olan bu ülkeyi Finlandiya ve Almanya’nın önüne yerleştirdi. ‘Fika’ Visit Sweden, “reçete” temasını sürdürerek İskandinav ülkesine seyahat eden ziyaretçileri şaka yollu bir dille uyarıyor. Kuruma göre yolcular, kendilerini 1800’lerdeymiş gibi kitap okurken ve köfte yerken bulabilir. Kampanya ayrıca mizahi bir not da ekliyor: “Eğer ringa balığına ve minimalizme karşı bir zaaf geliştirdiğinizi fark ederseniz, derhal seyahat acentenize danışın.” Diğer olası yan etkiler arasında ise zamanla günlük bir alışkanlığa dönüşebilecek “fika” molalarıyla karşılaşmak da var. İsveççe’de bu hem isim hem fiil: Bir “fika” yapabilirsiniz, “ta en fika” diyebilirsiniz ya da kahve molasına çıkmak için kısaca “fika” diyebilirsiniz. Kavram, kahve anlamına gelen Eski İsveççe “kaffi” sözcüğünden geliyor. Zamanla “fika”, “fikabröd” ile birlikte durup soluklanmanın, başkalarıyla bağ kurmanın ve en önemlisi de yeniden enerji toplamanın adı haline geldi. Tatlı ya da tuzlu İsveç hamur işlerine kimse kolay kolay hayır diyemez ama iyi bir “fika” seansının anahtarı, daha da iyi bir eşlik ve mümkün olduğunca az ekran süresi. Bir İsveçli gibi “fika” yapmak ister misiniz? Vete-Katten, Stockholm ve çevresinde 18 şubesiyle yerel halkın en sevdiği duraklardan biri. 1928 yılında kurulan bu köklü kafe, çay, kahve, meyve suyu ve smoothie gibi içeceklerin yanı sıra, yaban mersinli çörek anlamına gelen klasik "blabarsbulle" gibi yerel lezzetler sunuyor. Menüde ayrıca tartöletler, brownie’ler ve çeşitli pastalar da yer alıyor. Bazı şubelerde ise gulaş, börekler ve soslarla servis edilen fırınlanmış patates gibi sıcak yemek seçenekleri de bulunuyor. ‘Lagom’ Visit Sweden, “lagom”u İsveç toplumunun içinden, tıpkı çöreğin içinden geçen tarçın gibi geçen bir kavram olarak tanımlıyor ancak bu anlayışın aşırılıkla ilgisi yok hatta tam tersi. Lagom bütünüyle dengeyle ilgili, kabaca “tam kararında” diye çevrilebilir. İsveç’te bu, “fika” buluşmalarında iki tane yerine sadece bir tarçınlı çörek almak, böylece herkes için yeterince kalmasını sağlamak şeklinde kendini gösterebilir. Ya da geceyi sabaha kadar uzatmadan, birbirinizin eşliğinde yeterince vakit geçirmek. Fika dışında ise sürekli aşırı üretken olmak zorunda hissetmeden, tükenmişlikten kaçınmaya çalışmak anlamına gelebilir. “Bir dahaki sefere daha fazlasını yapıp yapmama, daha çok alıp almama ya da daha da zorlayıp zorlamama konusunda tereddüt ederseniz, İsveç tarzını düşünün. Belki de en iyisi ‘lagom’dur” diye tavsiye ediyor turizm ofisi. Gerçek bir “lagom” anlayışıyla, doğa yürüyüşleri, yürüyüş ve açık havada geçirilen zaman gibi ölçülü egzersizler de günlük ritmin doğal bir parçasını oluşturuyor. Güney İsveç’teki Skaneleden parkuru, kıyı şeritleri, ormanlar ve küçük kasabalar boyunca uzanan 1.600 kilometreden fazla bir güzergâha sahip. Yedi alt rotaya bölünen parkur sayesinde ziyaretçiler, tempo ve macera düzeylerine en uygun bölümleri seçip keşfedebiliyor. Önce sauna, sonra buz gibi sulara dalış ve tekrar Tükenmişliğe karşı İsveç’e özgü tek bir “çare” varsa, bu muhtemelen sauna buharının dinginliği ile ardından gelen buz gibi suya atlama ritüelidir. Visit Sweden bu deneyimi, yalnızca bir keyif anı değil; aynı zamanda güçlü bir iyi oluş pratiği olarak tanımlıyor. Kuruma göre sauna ve soğuk suya dalışın bir arada uygulanması, hem bedeni hem zihni harekete geçiren temel bir yaşam ritüeli niteliği taşıyor. Bu iki zıt deneyimin potansiyel faydaları arasında kan dolaşımının artması, kasların gevşemesi ve iltihabın azalması, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, stres seviyesinin düşmesi, vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olunması, uyku kalitesinin ve cilt sağlığının iyileşmesi ile genel bir tazelenmişlik hissi yer alıyor. İsveç sauna kültürü genellikle göl kenarlarında, doğanın içinde ya da hatta suyun üzerinde yüzen saunalarda deneyimler sunuyor. Ancak Dalarna’daki Adventure Mine’da, yerin 80 metre altında, ziyaretçiler hem sauna ve soğuk banyo yapıp hem de yerel halk masallarına doğru bir yolculuğa çıkabiliyor. Üç buçuk saat süren bu deneyim, tünellere göz kulak olduğu ve madencileri gizli hazinelere yönlendirdiği söylenen “Madenin Hanımı” efsanesine dayanıyor. Madendeki kristal berraklığındaki sulara dalan ziyaretçilere, sonrasında yerel alkolsüz içecekler ve şarküteri tabağından atıştırmalıklar ikram ediliyor. Paket kişi başı 2 bin 450 İsveç kronundan (226,97 euro) başlayan fiyatlarla sunuluyor.

Hantavirüs Salgını Nedeniyle Kruvaziyer Tahliyesi Sürüyor Haber

Hantavirüs Salgını Nedeniyle Kruvaziyer Tahliyesi Sürüyor

Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, bu hafta sonu gemiden tahliye edilen bir kadında hantavirüs tespit edildiğini açıkladı. Gemide kalan son yolcuların ise gün içinde tahliye edilerek ülkelerine gönderilmesi ve buralarda karantinaya alınması bekleniyor. MV Hondius pazar günü Tenerife’deki Granadilla de Abona limanına ulaştı. ABD, gemiden tahliyenin ardından pazartesi günü yaptığı açıklamada, bir yolcunun hâlihazırda hafif semptomlar gösterdiğini, bir başka yolcunun da Andes virüsü için yapılan PCR testinin düşük düzeyde pozitif sonuç verdiğini bildirdi. İspanya hükümetinin Sağlıktan Sorumlu Devlet Sekreteri Javier Padilla, bu vakalar ve ABD hükümetinin paylaştığı bilgilerle ilgili daha fazla bağlam sunmanın önemini vurguladı. Pazartesi günü bir televizyon programına katılan Padilla, ABD’nin paylaştığı veriler ile Avrupa arasındaki görüş ayrılıklarına dikkat çekti. Padilla, gemideki bir yolcunun PCR sonucunun "belirsiz" çıktığını; bu sonucun Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ve İspanyol uzmanlarca "negatif," ABD tarafından ise "hafif pozitif" olarak değerlendirildiğini belirtti. Benzer şekilde, semptom gösteren bir diğer yolcu için de İspanya "virüsle uyumsuz" derken, ABD vakayı hantavirüs olarak kabul ediyor. Pazartesi öğleden sonra İspanya’dan biri Avustralya’ya, diğeri Hollanda’ya olmak üzere 2 uçağın kalkması ve gemide kalan son yolcuları götürmesi bekleniyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ - WHO), şimdiye kadar söz konusu yolculukla bağlantılı 6 hantavirüs vakasının doğrulandığını ve virüsün kuluçka süresi 6 haftaya kadar çıkabildiği için yeni enfeksiyonların ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. DSÖ epidemiyoloğu Maria Van Kerkhove, durumun COVID-19’un ilk günlerine benzetilmemesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Net olmak istiyorum: Bu bir SARS-CoV-2 değil, yeni bir pandeminin başlangıcı değil. Bu sadece bir gemide görülen yerel bir salgındır. Hantavirüs koronavirüs gibi değil, 'yakın ve mahrem temas' yoluyla bulaşır." MV Hondius gemisinde neler yaşandı? Hollanda bayraklı MV Hondius gemisinde şimdiye kadar 3 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi ise hastalandı. 1 Nisan'da Arjantin'den yola çıkan ve Antarktika ile Falkland Adaları'nı kapsayan bir rota izleyen gemi, salgın nedeniyle Cape Verde açıklarında mahsur kalmıştı. Hollandalı yetkililer cuma günü yaptıkları açıklamada, geminin sahibi ve gemide vatandaşları bulunan ülkelerin yetkilileriyle yakın temas halinde olduklarını söyledi. ABD, kruvaziyerde bulunan 17 vatandaşını geri getirmek için Kanarya Adaları’na bir uçak göndermeyi kabul etti. İngiliz hükümeti de gemide bulunan yaklaşık 20 kadar İngiltere vatandaşı için bir uçak kiralayacağını açıkladı. Gemi, 1 Nisan’da Arjantin’den Atlantik turuna çıktı ve programında Antarktika, Falkland Adaları ve diğer bazı noktalara uğramak da vardı ancak salgın nedeniyle rota daha sonra değiştirildi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, genel halk sağlığı riskinin düşük olduğunu belirtirken, uzmanlar, insandan insana bulaşın (son derece nadir görülen bir olasılık) mümkün olup olmadığını araştırıyor. Gemide fare bulunmadığını belirten yetkililer, ilk vakanın gemiye binmeden önce enfekte olmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Gemiyle bağlantılı bir vaka İsviçre’de de doğrulandı. Güney Afrika ve İsviçre’deki sağlık yetkilileri ise nadir durumlarda insanlar arasında yayılabilen bir suş tespit ettiklerini duyurdu. Gemiden inen yolcuların izi sürülüyor Dört kıtadaki sağlık otoriteleri, ölümcül salgın tespit edilmeden önce gemiden inen yolcuları bulup takip etmeyi ve o zamandan bu yana onlarla temas etmiş olabilecek diğer kişileri de tespit etme çalışmalarını sürdürüyor. Geminin işletmecisi ve Hollandalı yetkililerin perşembe günü yaptığı açıklamaya göre, 24 Nisan’da, gemideki ilk yolcunun ölümünden neredeyse 2 hafta sonra, en az 12 farklı ülkeden gelen yaklaşık 20 kişi, herhangi bir temaslı takibi yapılmadan gemiden ayrıldı. Bu kişiler arasında gemide eşini kaybeden Hollandalı bir kadın da yer alıyordu. Avrupa’ya gidecek uluslararası uçağa binecek kadar sağlıklı olmadığına karar verilen kadın, Johannesburg’da uçaktan indirilmiş ve kısa süre sonra burada hayatını kaybetmişti. DSÖ tarafından cuma günü yapılan açıklamada, Güney Afrika’da kadının kısa süreliğine bindiği uçakta bulunan kabin görevlisinin hantavirüs testinin negatif çıktığı doğrulandı. Söz konusu KLM kabin memuru, 25 Nisan’daki Johannesburg-Amsterdam seferinde görev yaptıktan bir süre sonra rahatsızlanmış ve perşembe günü Amsterdam’daki bir hastanede izolasyon servisine alınmıştı. Kruvaziyer işletmecisi Oceanwide Expeditions, daha önce sadece Hollandalı kadının kocasının cenazesiyle birlikte gemiden ayrıldığını doğrulamış, diğer onlarca yolcunun da indiğini kamuoyuna açıklamamıştı. Hollanda makamları, gemiden ayrılan yolcuların şu anda nerede olduklarına dair bilgi vermedi. Cuma günü İngiltere sağlık otoriteleri, üçüncü bir vatandaşının hantavirüs şüphesiyle değerlendirildiğini açıkladı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı, şüpheli vakanın, geminin nisan ayında uğradığı Güney Atlantik’teki ücra bir ada olan İngiliz denizaşırı toprağı Tristan da Cunha’da bulunduğunu belirtti. Sağlık durumuna ilişkin bilgi paylaşılmadı. Gemide bulunan diğer 2 İngiltere vatandaşında da virüs teyit edildi. Bunlardan biri Hollanda’da, diğeri Güney Afrika’da hastanede tedavi görüyor. Hantavirüs nedir? Hantavirüs, kemirgenler tarafından taşınan ve başlıca, kurumuş kemirgen dışkılarından havaya karışan parçacıkların solunması yoluyla insanlara bulaşan bir virüs grubunu ifade ediyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre, hantavirüsler iki ciddi hastalığa yol açabiliyor. İlki, akciğerleri etkileyen ve ağır solunum yetmezliğine neden olabilen hantavirüs pulmoner sendromu. İkincisi ise böbrekleri etkileyen ve ciddi komplikasyonlara yol açabilen, böbrek sendromlu kanamalı ateş.

Zeytinin kalbi İzmir’de atacak Haber

Zeytinin kalbi İzmir’de atacak

İzmir Fuar Alanında 2 Mayıs 2026 tarihine kadar açık kalacak organizasyon C Hol'de gerçekleştirilecek. Olivtech, ortaya çıkaracağı ticari hacmin yanı sıra sektörün tüm bileşenlerini bir araya getiren kapsamlı bir etkinlik programıyla da katılımcılara önemli fikirler ve bilgiler sağlayacak. Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği imkanlarını geliştirmek maksadıyla düzenleniyor. Zeytinin bahçede üretimden, işleme ve tüketimine kadar uzanan geniş bir yelpazede, faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. Fuara üretici 85 firma katılıyor. Türkiye'nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya'dan katılacak üreticeler var. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri, şarap ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunacak. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Tarımdan gastronomiye Fuar zengin etkinlik programıyla da dikkat çekecek. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, makine tanıtımları, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği fuar programı, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak. Olivtech'in etkinlik programı, üniversiteler, kamu kurumları ve sektör paydaşlarının iş birliğiyle hazırlanırken İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, ilgili belediye birimleri ile üniversiteler ve sektör temsilcileri de programa katkı sağladı. Karşılayan, kapsayan ve birleştiren Fuar, 30 Nisan saat 11.00'de gerçekleştirilecek açılış töreni ve 12 de başlayacak panel ile starta alacak. Panelde "Türkiye'de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin" başlıklı konuşmasıyla sektörün güncel dinamiklerini değerlendirilecek. "Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu" başlığı ile zeytin üretiminde katma değer sağlama konusu ele alınacak. Panelin moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü üstlenirken, Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal ile İzmir Ticaret Borsası temsilcisi ve aynı zamanda Tariş Zeytin ve Zeytinyağı AŞ Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege İhracatçı Birlikleri temsilcisi konuşmacı olarak yer alacak. Saat 14.30'da gerçekleştirilecek "Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler" başlıklı panelde Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak moderatörlüğü üstlenecek. Endüstriyel Bilim İnsanı Can Kayacılar ile Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı, zeytinyağı üretiminde proses yönetimi, lezzet analizi ve teknolojik gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Saat 15.45'te düzenlenecek "Geleceği Üreten Genç Girişimciler" panelinde ise üretim ve markalaşma süreçlerine ilişkin genç müteşebbislerin tecrübeleri paylaşılacak. İzmir Bağ Yolu Lansmanı Olivtech'te gerçekleştirilecek Günün sonunda saat 17.00'de gerçekleştirilecek İzmir Bağ Yolu Lansmanı'nda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kamuoyuna sunulacak. Lansman kapsamında rotaya dahil edilen 18 işletmeye sertifika verilecek. Proje ile İzmir'in gastronomi turizmindeki konumunun güçlendirilmesi ve Avrupa Konseyi Kültür Rotaları’nın gastronomi ile entegrasyonunun artırılması hedefleniyor. 1 Mayıs'ta üretim, emek ve değer zinciri Fuarın ikinci günü olan 1 Mayıs, "Üretim - Emek - Değer Zinciri" temasıyla gerçekleştirilecek. Saat 11.00'de düzenlenecek "Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü'nden Prof. Dr. Harun Raşit Uysal üstlenirken Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk ve Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel konuşmacı olarak yer alacak. Aynı gün saat 12.15'te gerçekleştirilecek "Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek" başlıklı panelde moderatörlüğü İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür yapacak. Panelde, Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Kokulu ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsü'nden Dr. Ayla Mumcu yer alacak. Deneyim ve algıya odaklanılacak Fuarın son günü olan 2 Mayıs, "Tüketim - Deneyim - Algı" temasıyla düzenlenecek. Saat 10.00'da gerçekleştirilecek "Dr. Zeytin" oturumunda Dr. Esat Hoşgönül ve Dr. Feray Özgür Saraçoğlu, zeytin ve zeytinyağının sağlık üzerindeki etkilerini hekim ve eczacı perspektifinden ele alacak. Saat 11.00'de düzenlenecek "Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar" başlıklı panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü'nden Prof. Dr. Cem Karagözlü yaparken Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Sedef Nehir El, TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü ve Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer alacak. Saat 12.15'te gerçekleştirilecek "Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri" başlıklı paneli İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan yönetirken, Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucusu Prof. Dr. Seda Genç ve endokrin, metabolizma ve beslenme alanında uzman Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer konuşmacı olacak. Mutfak atölyeleri ve deneyim alanları Fuar kapsamında, Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde düzenlenecek mutfak atölyelerinde, alanında uzman şefler Ege ve İzmir mutfağından özel reçetelerini ziyaretçilerle paylaşacak. Sergiden tadım etkinliklerine eşsiz bir deneyim sunacak Fuar süresince ayrıca üniversitelerle yapılan iş birliğiyle hazırlanan tadım etkinlikleri gerçekleştirilecek. Zeytinyağı ve peynir tadımlarının yapılacağı "Olivbar" alanı ile zeytinin dalından sofraya uzanan yolculuğunu anlatan "Köstem Zeytinyağı Müzesi" özel seçkisi zeytinyağı sergisi ziyaretçilere açık olacak. Olivtech, üretimden tüketime uzanan değer zincirini tüm boyutlarıyla ele alarak sektör temsilcileri için güçlü bir buluşma noktası oluşturacak. Fuar, 10.00 - 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Sağlık turizmi için yol haritası belirlendi Haber

Sağlık turizmi için yol haritası belirlendi

Özgener: "Önemli olan somut adımlar atabilmek" Ortaya çıkan yol haritasını değerlendiren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "İzmir Ticaret Odası olarak kentimize katma değer sağlayacağına inandığımız konularda tüm paydaşlarımızla bir araya gelmeyi önemsiyoruz. Bu kapsamda çatı kuruluşumuz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği iş birliğiyle sağlık turizmi alanında çok verimli bir toplantıya imza atmaktan memnuniyet duyuyoruz. Elbette tüm kurumlarla bir araya gelmek tek başına bir çözüm değil. Toplantıların ardından ortaya ‘somut sonuçlar' koymak önem arz ediyor. Bu konuda fikir yürüten tüm uzmanların katkılarıyla hazırlanan bu manifesto, tüm kurumların dikkatini vermesi halinde kentimizin hızlı bir şekilde dünya ligine çıkacağını gösteriyor. Biz İzmir Ticaret Odası olarak bu anlamda üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Katkı sağlayan herkese teşekkür ediyoruz" dedi. Özkardeş: "Hedefimiz bu manifestoyu güncel tutmak" Sağlık Turizmi Manifestosu'nun tüm paydaşlarla paylaşılacağını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş ise, "Uzun süredir üzerinde çalıştığımız, her platformda ifade ettiğimiz konuların, sağlık turizmi alanında İzmir'de söz sahibi olan çok kıymetli isimlerle birlikte ele alınmasını çok önemsiyoruz. Toplantımızın her bölümünde çok kıymetli fikirler ve çözüm önerileri ortaya kondu. Bundan sonraki hedefimiz, kılavuz niteliğindeki bu manifestoyu güncel bilgiler ve gelişmeler doğrultusunda güncellemek ve daha işlevsel hale getirmek. Önümüzde net bir harita olması İzmir'in sağlık turizmi alanında güçlü bir destinasyon olarak konumlanmasına katkı sunacaktır" diye konuştu. İzmir Sağlık Turizmi Stratejik Manifestosu'nda şu maddeler yer aldı: "1. İzmir, sağlık turizminde güvenilir, kaliteli ve sürdürülebilir bir uluslararası destinasyon olarak konumlandırılmalıdır. 2. Sağlık turizmi; yalnızca tedavi hizmetlerinden ibaret değil, ulaşım, konaklama, wellness, yaşlı bakım ve deneyim odaklı hizmetleri kapsayan bütüncül bir ekosistem olarak ele alınmalıdır. 3. İzmir'in rekabet gücünü artırmak için doğrudan uluslararası uçuş sayıları artırılmalı, hava ulaşımı güçlendirilerek erişilebilirlik öncelikli politika haline getirilmelidir. 4. Sağlık turizmi faaliyetleri, belirli hedef pazarlara odaklanan stratejik bir yaklaşım ile yürütülmeli; Afrika, İskandinav ülkeleri, Körfez ülkeleri ve Okyanusya gibi pazarlara özel politikalar geliştirilmelidir. 5. Sağlık turizmi alanında tüm paydaşları kapsayan entegre dijital platform (mega dijital rehber) oluşturulmalı; hasta yolculuğu baştan sona dijital olarak yönetilebilir hale getirilmelidir. 6. Veri temelli yönetim anlayışı yeniden tesis edilmeli; ortak veri toplama, analiz ve karşılaştırma sistemleri kamu-özel iş birliğiyle hayata geçirilmelidir. 7. Sağlık turizmi tanıtımında doğru, şeffaf ve etik iletişim esas alınmalı; dezenformasyonla mücadele için yapay zeka destekli sistemler etkin şekilde kullanılmalıdır. 8. Reklam ve tanıtım faaliyetleri, kanunilik ilkesi çerçevesinde güncellenmeli, sektörde güven kaybına yol açan agresif ve yanıltıcı pazarlama uygulamalarının önüne geçilmelidir. 9. Sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren tüm kurumlar için standart eğitim ve sertifikasyon sistemi oluşturulmalı; özellikle yabancı dil yeterliliği zorunlu ve ölçülebilir hale getirilmelidir. 10. Hasta deneyimi, sürecin merkezine alınmalı; hastanın ülkeye girişinden tedavi sonrası sürece kadar kesintisiz, güvenli ve şeffaf bir hizmet modeli oluşturulmalıdır. 11. Aracı kuruluşların rolü yeniden tanımlanmalı; görev, yetki ve sorumlulukları netleştirilerek sistem içindeki konumları düzenlenmelidir. 12. Sağlık turizminde fiyatlandırma politikaları, belirli standartlar ve denetim mekanizmaları çerçevesinde düzenlenmeli; sürdürülebilir rekabet ortamı sağlanmalıdır. 13. Komplikasyon yönetimi sağlık turizminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalı; komplikasyon sigortası sistemleri geliştirilerek hasta ve hekim güvence altına alınmalıdır. 14. Sağlık turizmi sigortası kapsamı genişletilmeli; uluslararası örneklerle uyumlu, erişilebilir ve güvenilir sigorta modelleri oluşturulmalıdır. 15. Olağanüstü durumlarda, hastanın tedavi sürecine ilişkin tüm koordinasyonun hizmeti sunan sağlık kuruluşu ve hekim tarafından kesintisiz şekilde yürütülmesi temel ilke olarak benimsenmelidir. 16. İzmir'de sağlık turizmine yönelik entegre sağlık kampüsü ve kümelenme modeli hayata geçirilmeli; sağlık, konaklama ve sosyal donatılar aynı yapı içinde planlanmalıdır. İnciraltı bölgesi, İzmir için bu konuda çok önemli bir fırsattır. 17. Sağlık kampüsleri, ulaşılabilir, çevresel sürdürülebilirliği gözeten ve hasta deneyimini önceleyen alanlarda konumlandırılmalıdır. 18. İzmir'in güçlü olduğu alanlar doğrultusunda estetik cerrahi, diş sağlığı, göz, saç ekimi, geriatri, termal ve longevity gibi branşlarda ihtisaslaşma sağlanmalıdır. 19. Sağlıklı yaşlanma ve longevity alanları, İzmir için stratejik öncelik olarak belirlenmeli; bilimsel, sürdürülebilir ve uluslararası standartlara uygun merkezler kurulmalıdır. 20. Termal turizm potansiyeli, bilimsel altyapı ile desteklenerek sağlık turizmine entegre edilmeli; mevcut kaynaklar etkin şekilde değerlendirilmelidir. 21. Yaşlı turizmi ve uzun süreli bakım hizmetleri için yaşam köyleri ve entegre bakım modelleri geliştirilmelidir. 22. İzmir Kalkınma Ajansı başta olmak üzere ilgili kurumlar, sağlık turizmi yatırımlarını destekleyen aktif teşvik ve finansman mekanizmaları oluşturmalıdır. 23. Meslek odaları ve sektör kuruluşları, üyelerine yönelik düzenli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yürütmeli; sektörel gelişime aktif katkı sağlamalıdır. 24. Sağlık turizmi alanındaki çalıştay ve toplantılar süreklilik arz eden, erişilebilir ve düzenli platformlar haline getirilmelidir. 25. Sektörle ilgili kurum / kuruluşların İzmir'de daha güçlü temsil edilmesi sağlanmalı; bölgesel yapılanma güçlendirilmelidir. 26. Tüm bu süreçler, kamu, özel sektör, akademi ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle yürütülmeli; çok paydaşlı ve entegre bir yönetim modeli benimsenmelidir. İzmir Ticaret Odası ve TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi iş birliğiyle düzenlenen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ile TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan'ın açılış konuşmalarıyla başladı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleşen panel bölümünün TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan moderatörlüğündeki "Türkiye'de Sağlık Turizmi ve Kamu Stratejileri" başlıklı ilk oturumunda, T.C. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı A. Alperen Kaçar, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Turizmi Daire Başkanı Seher Taş, Türkiye Turizm Geliştirme Ve Tanıtma Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu ve TÜRSAB Sağlık Turizmi İhtisas Başkanı Şehnaz Atak Askeroğlu konuşmacı olarak yer aldı. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş moderatörlüğünde gerçekleşen "Ege'den Dünyaya: İzmir'in Sağlık Turizmindeki Potansiyeli ve Gelişim Stratejileri" başlıklı ikinci oturumda ise İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi ve İzmir Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba ve TÜRSAB İzmir Bölge Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Demirtaş konuşmacı olarak yer aldı. Panellerin ardından gerçekleşen Çalıştay bölümünde her biri alanında uzman isimlerin yer aldığı 5 çalışma masası oluşturuldu. Masalarda ele alınan konu başlıkları: - Medikal Turizm (Moderatör: Dr. Zeki Hozer, Megapol Yönetim Kurulu Üyesi, Etik Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Turizmi Komitesi Başkanı, Dr. Remzi Karşı Medicana Hastanesi, Op. Dr. Özer Gürbüz Central Hospital, Salih Baz Ekol Hastanesi, Dr. Muzaffer Keskin Özel Can Hastanesi, Dr. Hamit Öztürk Medicalpark Hastanesi, Dr. Ertuğrul Ercan Medical Point Hastanesi, Ahmet Nasır Egepol Sağlık Grubu, Çetin Amato Gazi Hastanesi, Arzu Karataş İzmir Acıbadem Kent Hastanesi, Prof. Dr. Gökhan Akbulut Tınaztepe Üniversitesi Galen Hastanesi) - Sağlık Turizmi Altyapısı ve Kümelenme: Medikal kampüs Yaklaşımı, Sağlık Turizmi Yatırım Stratejileri (Moderatör: Jülide Tutan, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Şenol Alkan İZTO 33. Ağız ve Diş Sağlığı Grubu Meslek Komitesi Başkanı, Fatma İpek Gürses İzmir Büyükşehir Belediyesi Mekansal Planlama Şube Müdürlüğü, Berk Çergun Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Dr. Saygın Can Oğuz İzmir Kalkınma Ajansı, Gökçe Kesikçiler Buğday İzmir Ticaret Odası 43. Konaklama Meslek Komite Üyesi, Dr. Aysu Gök İzmir Planlama Ajansı, Buse Gültekin Medical Point Hastanesi, Alper Kocatürk Medical Point Hastanesi, Gülümcan Örs İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı) - İyi Yaşam, Üçüncü Yaş Turizmi ve Termal Turizm (Moderatör: Doç. Dr. Didem Dereli Akdeniz İzmir Ekonomi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Halil Ömür Koçyiğit Balçova Termal Otel, Dr. Ilgaz Nacakoğlu ÇEŞTOB, Fatma Kara TGA Destinasyon Uzmanı, Prof. Dr. Çağrı Büke Acıbadem Hastanesi, Furkan Çoker Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü, Esra Atak İZFAŞ Fuarlar Sorumlusu, Ömer Faruk Kayıran İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı, Prof. Dr. Filiz ÖĞCE AKTAŞ İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Fakültesi Dekanı) - Sağlık Turizminde Dijitalleşme, Sağlık Turizminde Ulusal ve Uluslararası Tanıtım (Moderatör: Prof. Dr. Işıl Özgen, Dokuz Eylül Üniversitesi Turizm Fakültesi, Dekan, Prof. Dr. Cem Çelebi İYTE Rektör Yardımcısı, Elif Akşahin İZFAŞ Fuarlar Koordinatörü, Ertan Yolcu İzmir Ticaret Odası 31. Tıbbi Cihaz Grubu Meslek Komitesi Meclis Üyesi, Ali Özgenç Medical Point Hastanesi, Kerem Yaman Medical Point Hastanesi, Cansu Durmaz TGA Ürün Pazarlama, Ceren Ülgen Dikmen İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı, Yasemin Demirtaş TÜRSAB İzmir Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Başkanı, Seyhan Müşerref Kuralı İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı - Sağlık Turizmi Mevzuatı ve Sigorta Uygulamaları (Moderatör: Zeynep Şebnem Korkut, 48. Sigortacılık Grubu Komite Başkanı, Seher Taş T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Turizmi Daire Başkanı, Av. Özge Özmen Korkut İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu, Selçuk Altındağ Apsis Danışmanlık, Pelin Kutlu Medical Point Hastanesi, Bahtiyar Kurtulgil Medical Point Hastanesi, Ezgi Soylu Medical Point Hastanesi, Sinemis Gizem Çoşar İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı, Mehmet Sabri Kıran İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı)".

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.