Hava Durumu

#Rusya

TOURISMJOURNAL - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusların bu yılki tatil rotaları şekilleniyor Haber

Rusların bu yılki tatil rotaları şekilleniyor

Tur operatörlerinin RBC'ya verdiği bilgilere göre, yurt dışı seyahatlerde erken rezervasyon hacmi geçen yıla kıyasla neredeyse üç katına çıktı. Özellikle 2020’den bu yana bakıldığında, 2026 ilkbahar ve yaz sezonu için yapılan ön satışlar rekor seviyelere ulaştı. Aynı eğilim, seyahatlerini bireysel olarak planlayan turistler arasında da gözleniyor. Otel ve konaklama rezervasyonlarında yıl sonunda, bir önceki yıla göre yaklaşık iki katlık artış kaydedildi. Sektör temsilcileri bu artışın başlıca nedenleri arasında istikrarlı uçuş programları ve yeni açılan destinasyonları gösteriyor. Rubledeki değerlenme de erken rezervasyonları teşvik eden önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Doların ruble karşısında yıllık bazda yaklaşık yüzde 20 gerilemesi, fiyatları Rus turistler için daha cazip hale getirirken, tatilciler avantajlı koşulları erkenden sabitlemeyi tercih ediyor. Otel zincirlerinin sunduğu özel erken rezervasyon indirimleri de talebi destekliyor. Yurt dışı rezervasyonlarında açık ara liderliğini Türkiye koruyor. 2025’in ilk 11 ayında Türkiye’yi ziyaret eden Rus turist sayısı 6,67 milyona ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 2,6 arttı. 2026 için beklenti, Rusya ve BDT ülkelerinden gelen turist sayısında yüzde 5 ila 10 arasında bir büyüme yaşanması yönünde. Türkiye’yi Birlesik Arap Emirlikleri ve Misir izliyor. Her iki ülke de güçlü direkt uçuş ağı sayesinde rekabetçi fiyatlar sunuyor. Vietnam ve Tayland da özellikle Güneydogu Asya’da yükselen destinasyonlar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre Maldivler, Seyşeller ve Morityus gibi Hint Okyanusu adaları da Rus turistler arasında popülerliğini artırıyor. Afrika’da ise Kenya, Tanzanya, Guney Afrika ve Mozambik gibi ülkeler plaj ve safari turlarıyla öne çıkıyor. Buna karşın direkt uçuşların olmaması nedeniyle Karayipler ve Dominik Cumhuriyeti gibi destinasyonlar Rus turistler için büyük ölçüde erişim dışı kalmış durumda. Küba ise sınırlı uçuş kapasitesiyle istisna oluşturuyor. Harcama verileri, toplam tatil bütçesinin büyük ölçüde sabit kaldığını gösteriyor. 2025’in ilk 11 ayında yurt dışı turlarda ortalama harcama 235 bin ruble seviyesinde gerçekleşti. Bu tutar yaklaşık 3.010 dolara karşılık geliyor. Rubledeki güçlenme sayesinde turistler aynı bütçeyle daha yüksek standartlı otelleri tercih etmeye başladı. Bes yıldızlı otellerin rezervasyonlardaki payı belirgin biçimde artarken, bazı Avrupa ve Turkiye turlarında euro bazlı harcamalar yükseldi. Dolarla fiyatlanan destinasyonlarda ise artış sınırlı kaldı. Yurt içi tatil rezervasyonlarında ise artış daha ılımlı seyrediyor. Krasnodar, Moskova, Sankt Petersburg ve Kaliningrad gibi popüler bölgeler öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, 2026 yaz sezonunda yurt içi tatil fiyatlarının da yükselmeye devam edeceği görüşünde. Ortalama tur bedeli 83,2 bin rubleye, yani yaklaşık 1.067 dolara çıktı. Konaklama ve kiralık ev fiyatlarında da çift haneli artış beklentisi dile getiriliyor.

Domodedovo için açık artırma süreci başladı Haber

Domodedovo için açık artırma süreci başladı

Başlangıç fiyatı 132 milyar ruble (yaklaşık 1.7 milkyar dolar) olarak belirlendi. İhaleye katılmak isteyenlerin yatırması gereken teminat ise 26,5 milyar ruble. Teklif başvuruları 13–19 Ocak tarihleri arasında kabul edilecek, artırma adımı ise 1,32 milyar ruble olacak. Domodedovo’nun satışa çıkarılmasının arka planında ise uzun süredir devam eden bir hukuk mücadelesi bulunuyor. Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesi, haziran ayında Başsavcılığın açtığı dava üzerine havalimanının tüm varlıklarını devlet lehine müsadere etmişti. Başsavcılık, eski ana hissedar Dmitriy Kamensçik ile ortağı Valeriy Kogan ve onlara bağlı şirketlerin, havalimanının özelleştirilmesi sırasında stratejik bir altyapı varlığının kontrolünü yabancı kişi ve yapılara fiilen devrettiğini savunmuştu. Bu gerekçeyle özelleştirme işlemlerinin geçersiz sayılması talep edilmişti. Başsavcılığın Domodedovo davasında en çok vurguladığı noktalardan biri, havalimanının fiili kontrolünün yabancı vatandaşlıklar üzerinden yürütülmesiydi. Davaya göre eski ana hissedar Dmitriy Kamensçik’in yalnızca Rus pasaportu değil, aynı zamanda Türk vatandaşlığı da bulunuyordu ve bu durum, Rusya yasalarına göre stratejik bir altyapı varlığı olan Domodedovo’nun yabancı bir kişinin kontrolüne geçmesi anlamına geliyordu. Başsavcılık, Kamensçik ve ortağı Valeriy Kogan’ın sahiplik yapısını offshore şirketler ve farklı vatandaşlık statüleri üzerinden gizlediğini, böylece özelleştirme sırasında devletin gerçek kontrol kaybını fark edemediğini savundu. Bu nedenle Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesi sadece bazı hisseleri değil, Domodedovo’yu yöneten DME Holding’in tamamını devlet lehine müsadere etti. Karar, Rusya’da son yılların en sert “stratejik varlık geri alma” adımlarından biri olarak görülüyor. Hükümet çevrelerinde, satışın hem bütçeye ciddi gelir sağlaması hem de havalimanının yönetiminin “ulusal güvenlik” açısından daha kontrollü bir yapıya geçmesi amacı taşıdığı belirtiliyor.

Rusya’da 3 aydan fazla kalan yabancılara yönelik yeni düzenleme Haber

Rusya’da 3 aydan fazla kalan yabancılara yönelik yeni düzenleme

Yeni düzenleme, sağlık kuruluşlarını tarama sonuçlarını İçişleri Bakanlığına iletmeye mecbur bırakacak. Enfeksiyon tespit edilmesi durumunda veriler Rospotrebnadzor’a gönderilecek ve bu kişiler hakkında sınır dışı edilen yabancılarla ilgili prosedür işletilebilecek. Ayrıca sağlık taramasından kaçınanlar için idari para cezaları öngörülüyor ve mahkeme kararıyla ülkeden çıkarılma ihtimali de bulunuyor. Tasarı, sahte sağlık belgelerinin düzenlenmesi ve dolaşımına ilişkin cezai yaptırımların da ağırlaştırılmasını içeriyor. BFM'e yasa hazırlığını yorumlayan Tver’deki Özbek Kültürel Ulusal Diasporası Başkanı Abdukarim Atajanov, mevcut sistemin pratik sorunlarına dikkat çekiyor. Atajanov’a göre, yabancılar Rusya’ya giriş yaptıktan sonra birkaç gün içinde kayıt yaptırmak ve ilk ay içinde çalışma patenti almak zorunda olduğundan, sağlık kontrolü için verilen sürenin kısaltılması tek başına çözüm getirmiyor. Kayıt ve patent süreçleri nedeniyle pek çok kişi daha kapsamlı bir tarama sürecine zaman bulamadan “kaçak” konuma düşebiliyor. Atajanov, özellikle ruhsal rahatsızlığı bulunan kişilerin hızlı ve yüzeysel kontrollerden geçerek toplum içinde risk oluşturabileceğini belirtiyor. Atajanov, sağlık muayenelerinin yalnızca belirli kliniklerde yapıldığını, buralarda işlemlerin çoğu kez “konveyör” mantığıyla yürütüldüğünü ifade ediyor. İşverenlerin kendi araçlarıyla yabancı çalışanları muayeneye götürdüğünü, genel sıra beklediklerini anlatan Atajanov, mevcut sistemin sıradan bir hastane yatışı için gereken tetkiklere kıyasla çok daha yüzeysel işlediğini söylüyor. Yetkiliye göre yüksek riskli işlerde çalışacak kişilerin birkaç dakikalık kontrollerden geçirilmesi hem iş güvenliği hem de toplum sağlığı açısından ciddi sorun yaratıyor. Uzmanlara göre asıl ihtiyaç, sürenin kısaltılmasından çok sağlık kontrollerinin niteliğinin artırılması. Atajanov, çalışma patenti için ödenen ücretlerin bir bölümünün bağımsız ve denetlenebilir sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesini, böylece sahte raporların ve yetersiz değerlendirmelerin önlenmesini öneriyor. Federal Mahkeme İcra Memurları Servisi verileri de göç denetiminin ölçeğini gösteriyor: 2025’in ilk 11 ayında yaklaşık 54,5 bin yabancı uyruklu kişi sınır dışı edildi. Bu rakam 2024’te aynı dönemde kaydedilen 79 bin kişinin yaklaşık üçte bir altında bulunuyor.

Rusya’da Türk dizileri yoğun ilgi görüyor Haber

Rusya’da Türk dizileri yoğun ilgi görüyor

Rusya'nın gündeminde yine Türk dizileri, maliyetleri, sosyolojik etkileri ve Türkiye açısından "yumuşak güç" niteliği tartışılıyor. TV gazetecisi Polina Miluşkova'nın derlemesine göre, “Çalıkuşu”, “Muhteşem Yüzyıl”, “Kara Sevda”, “Sen Çal Kapımı” ile başlayıp devam ederek, Rus televizyon izleyicisinin son yıllarda adeta bağımlısı olduğu Türk dizilerinin listesi uzayıp gidiyor. Uzmanlar, son dört yılda yaşanan büyük değişimlere dikkat çekiyor. Netflix’in engellenmesi, Amerikan ve Avrupa yapımlarının önemli bölümünün ekranlardan çekilmesi sonrasında Türk dizileri modern Rusya’da ana ithal içerik haline geldi. Hikâyeler çoğunlukla kadınlara hitap ediyor gibi görünse de fenomen sınırları çoktan aşmış durumda. İstanbul ve Boğaz fonunda anlatılan aşk melodramları artık yalnızca Moskova galalarında boy gösteren yıldızlarla değil, Çeçen lider Ramzan Kadirov’un sofrasına oturan oyuncularla da gündeme geliyor. Ankara açısından ise bu dalga açık bir “yumuşak güç” aracı olarak görülüyor. Habere göre, Rusya’yı saran bu tutkunun arkasında Türk melodramlarının "tanıdık ama güvenli formülü" bulunuyor: Çok güzel fakat yoksul ve gururlu bir genç kadın ile zengin, kibirli bir erkek tanışıyor. Erkek kahramanın çoğu zaman çocukluk arkadaşı olan ve ailesinin onayladığı başka bir nişanlısı var. Taraflar başlangıçta birbirinden nefret ediyor. Kaza, zoraki evlilik ya da mesleki çatışma gibi dramatik olaylar ikisini sürekli yeniden karşı karşıya getiriyor. Dış baskılar ve aile engelleri sürerken kahramanlar yavaş yavaş yakınlaşıyor ve çoğu zaman düğün ile mutlu sona ulaşıyor. Bu öngörülebilir yapı seyirci için bir kusur değil, tam tersine cazibe unsuru sayılıyor. Sosyologlar, kaygı ve belirsizlikle dolu gerçek hayatın içinde televizyon ekranında her şeyin sonunda mutlaka yoluna girdiği bir evren sunulduğunu vurguluyor. Haber özetle şöyle devam ediyor: "Türk dizilerinin bir başka ayırt edici yönü ise bölüm süreleri ve üretim temposu. Netflix gibi platformlar 40–50 dakikalık bölümlere yönelirken, Türk dizilerinin tek bölümü en az 120 dakika sürüyor. Çünkü içerik bütünüyle reklama dayanıyor. Kanallar üç saatlik prime time kuşağını doldurmak için en az bir saat reklam almak zorunda kalıyor. Bu da hikâyeyi uzatıyor ve tempoyu yavaşlatıyor. Çekim tarafında tablo daha da çarpıcı. Oyuncular ve set çalışanları, iki saatten uzun bölümleri yalnızca altı günde yetiştiriyor. Yedinci gün ise bölüm ekrana çıkıyor. Sette 16–18 saatlik uzun vardiyalar artık sektörün normu haline gelmiş durumda. Buna rağmen bir dakikalık “Sen Çal Kapımı” bölümünün maliyeti yaklaşık 1300 dolar. Rus dizisi “Epidemiya”da bu rakamın dakikada 8 bin dolar, “Squid Game”de 16 bin doların üzerinde, “Emily in Paris”te ise 80 bin doların üzerine çıktığı aktarılıyor. Önde gelen Türk oyuncular bölüm başına 5 bin ile 15 bin dolar arasında kazanıyor. Bu rakam Hollywood yıldızlarıyla kıyaslandığında oldukça düşük kalıyor fakat ağır çalışma şartları tartışma yaratıyor. Yüksek tempolu üretim süreci, RTÜK denetiminin gölgesinde ilerliyor. Türk medya düzenleyicisi, muhafazakâr değerleri koruma iddiasıyla dizilere sık sık müdahale ediyor. Ekranda içki içen, açıkça cinsellik yaşayan ya da LGBT ilişkiler içinde görülen başkarakterlere neredeyse hiç rastlanmıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Muhteşem Yüzyıl”da Kanuni Sultan Süleyman’ın bir “harem kahramanı” gibi gösterildiğini söyleyerek şahsen şikâyette bulunması sonrası dizide harem sahneleri kısaltıldı, erotik unsurlar neredeyse tamamen silindi. Kanuni artık daha sık cephede, belgelerin başında ya da elinde Kur’an ile görünmeye başladı. RTÜK’ün “Sen Çal Kapımı”ndaki jakuzi ve masaj sahnesini detaylı, adeta erotik bir dille tarif ettiği karar metni ise sosyal medyada alay konusu oldu. Buna rağmen kurul “aile ve ahlak kurallarının ihlali” gerekçesiyle diziye 2021 kuruyla yaklaşık 15 milyon rubleye denk gelen para cezası verdi. Görece düşük bütçelerle çalışan sektör için bu tür yaptırımlar ciddi yük yaratıyor. Türkiye’de çekilen diziler yalnızca ekran başındaki Rusya izleyicisini değil, seyahat tercihlerini de değiştiriyor. Araştırmalara göre Türkiye’ye gelen turistlerin yaklaşık üçte biri ülkeye sevdikleri dizilerin atmosferi yüzünden geliyor. 50 milyona yaklaşan yıllık turist sayısının yaklaşık 17 milyonunun bu motivasyonla hareket ettiği hesaplanıyor. İstanbul’da “Kara Sevda”nın çekildiği kafeye gitmek için sabah akşam sıra bekleyen Rusça konuşan turist kafileleri artık sıradan bir manzara. Dizilerde kullanılan evler, sahil köşkleri ve Boğaz manzaralı ofisler bir tür doğal film platosu olarak çalışıyor. Kimi ev sahipleri, yıllar önce dizi setine açtıkları konutları artık adeta özel müze gibi işletiyor. Tur şirketleri “dizi turu” paketlerini kişi başı 350 eurodan başlayan fiyatlarla sunuyor. Özel araçlı, kişiye göre hazırlanan rotalar 700 euronun üzerine çıkıyor. Kılavuzlar yalnızca Rusya’dan değil, İsrail’den İspanya’ya kadar pek çok ülkeden gelen hayranlara aynı sokakları ve aynı masaları gösteriyor. Tur gruplarının yaklaşık üçte birini ise beklenmedik şekilde erkekler oluşturuyor. Birçok iş insanı için Türk dizileri, “beyin için sakız” türünden hafif kaçış alanı sayılıyor. Tüm bu hikâyenin Rusya boyutu ise giderek daha siyasi bir karakter kazanıyor. Türk yıldızlarının Moskova ve bölge şehirlerine turneleri, Batılı aktörlerin artık kolay kolay gelemediği yaptırım döneminde “dost ülke sanatçıları” imajı altında pazarlanıyor. Burak Özçivit’in Rusya’daki konser ve etkinliklere katılımı, Hande Erçel’in Moskova’da filmini tanıtması, Emre Altuğ’un Türkiye’deki dizi kimliğini müzisyen rolüyle Rus hayranların önüne taşıması bu eğilimin parçaları. Çeçen lider Ramzan Kadirov’un sevdiği dizilerin oyuncularını Grozni’ye davet ettiği biliniyor. Kadirov’un oğlu Adam’ın “Diriliş Ertuğrul” evreninde görünen rolleri, Osmanlı geçmişi ile Kafkas kimliğini birleştiren ayrı bir sembol alanı yaratıyor. Savaş zamanı Rus yetkililer, aileye vurgu yapan, cinselliği geri planda tutan bu hikâyeleri “uygun değerlerle örtüşen” içerik olarak görüyor. Rus kanalları için Türk dizileri, ambargo altındaki Batılı yapımların yerine geçen, nispeten ucuz fakat yüksek reyting getiren bir seçenek haline geliyor. Moskova’da “Sen Çal Kapımı”nın yerli uyarlaması başarısız olsa da, Kara Sevda’nın OKKO için çekilen Rus versiyonu gibi projeler sırada bekliyor. Sonuçta Türk melodramları, Rusya’da yalnızca kalabalık salonlar doldurmuyor. Aynı zamanda Ankara’nın yumuşak gücünün, Boğaz’dan Volga Nehri’ne uzanan en parlak vitrinlerinden biri haline geliyor."

Kaçkarlar'da Heliski Sezonu Başladı Haber

Kaçkarlar'da Heliski Sezonu Başladı

Rize'nin Kaçkar Dağları'nda sadece Türkiye'de yapılan heliski etkinlikleri başladı. 21 yıldır Ayder Yaylası'ndan düzenlenen bu benzersiz spor, dünyanın dört bir yanından gelen kayakçıları ağırlıyor. Sporcular, helikopterle daha önce hiç kayılmamış zirvelere bırakılıyor ve parkur sonunda tekrar alınarak yeni inişlere taşınıyor. Turizmci Ahmet Haşimoğlu, bu yıl 400'e yakın sporcunun katılacağını belirterek, "Genelde Avrupa'dan gelen misafirlerimizi ağırlıyoruz, ama bu sezon ABD ve Rusya'dan da katılımcılar var. Nisanın ikinci haftasına kadar her hafta 30-35 kişi bekliyoruz" dedi. 20 Bin Fit Kayma Garantisi Haşimoğlu, sporculara 2.500 metre yükseklikten indirilen kayakçıların 1.500 metrede 1.000 metre mesafe kat ettiğini vurgulayarak, "20 bin fit kayma garantisi veriyoruz. Başaramazsak ekstra ücreti iade ediyoruz" diye konuştu. Eşsiz Kar Kalitesi Kaçkarlar'ın karının Türkiye'de eşi benzeri olmadığını söyleyen Haşimoğlu, "Ocak başında Ayder'de 1 metre, kayış bölgelerinde 4 metre kar var. Avrupa'da böyle kalite yok. Denizin rüzgarı dağlara vurunca kar eziliyor, üzerine 20 cm pudra kar yağıyor. Kayarken toz kalkması kayakçıların en sevdiği şey; slalom keyfi yaşatıyor" ifadelerini kullandı. Güvenlik ve Organizasyon Heliski Türkiye Operasyon Departmanı'ndan Celal Özkan, katılımcılara sabah brifing verildiğini anlattı: "Akşam gelen sporculara ertesi gün helikoptere biniş, çığ ilk müdahalesi eğitimi veriliyor. 4'er kişilik gruplar, 1 rehberle gün boyu kayıyor." Özkan, çığ riskine değinerek, "Her karlı alanda risk var, ama uzman ekibimiz analiz yapıyor. Risksizse dik yamaçlar, varsa daha yumuşak eğimler seçiliyor. Profesyonel kadromuzla bugüne dek sorun yaşamadık" dedi. Rize Kaçkarlar'da Heliski Sezonu Başladı Türkiye'de yalnızca Rize'de gerçekleştirilen heliski etkinlikleri, Kaçkar Dağları'nda başladı. 21 yıldır Ayder Yaylası'ndan düzenlenen bu adrenalin dolu spor, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen kayakçıları cezbediyor. Sporcular, helikopterle belirlenmiş bakir zirvelere bırakılıyor; iniş sonunda tekrar alınarak yeni parkurlara taşınıyor. Turizmci Ahmet Haşimoğlu, bu sezon 400'e yakın katılımcı beklediklerini söylüyor: "Misafirler genellikle Avrupa'dan geliyor, ancak ABD ve Rusya'dan da sporcular var. Nisanın ikinci haftasına dek her hafta 30-35 kişi ağırlayacağız." 20 Bin Fit Garantili Heyecan Haşimoğlu, 2.500 metre irtifadan indirilen kayakçıların 1.500 metrede bin metre kaydığını belirterek, "20 bin fit mesafe garantisi sunuyoruz. Yetmezse ekstra ücret iade ediyoruz" dedi. Dünyanın En İyilerinden Kar Kalitesi Kaçkarlar'ı eşsiz kılan kar kalitesini vurgulayan Haşimoğlu, "Ocak başında Ayder'de 1 metre, zirvelerde 4 metre kar mevcut. Avrupa'da benzeri yok. Denizin rüzgarı karı ezerken üzerine pudra kar yağıyor; kayarken toz bulutu kalkması kayakçıların vazgeçilmezi" diye ekledi. Bu özellikleriyle Kaçkarlar, dünya heliski rotaları arasında ilk 10'da. Güvenlik Ön Planda Heliski Türkiye Operasyon Departmanı'ndan Celal Özkan, hazırlıkları şöyle anlattı: "Sporcular akşam varıyor, sabah brifing alıyor: Helikoptere biniş, çığ müdahalesi eğitimi. 4 kişilik gruplar, rehberle gün boyu zirvelerde." Çığ riski içinse, "Uzman ekibimiz analiz yapıyor. Risksizse dik yamaçlar, varsa güvenli eğimler seçiliyor. Profesyonelliğimizle sorunsuz ilerliyoruz" diyen Özkan, hava koşullarının da ideal olduğunu belirtti. Kaçkarlar, 20 bin fit garantisi ve muhteşem doğasıyla heliski tutkunlarını bekliyor.

Rus Gazeteci, Türkiye’de Yaşamın Artık Ucuz Olmadığını Söyledi Haber

Rus Gazeteci, Türkiye’de Yaşamın Artık Ucuz Olmadığını Söyledi

Rusya'da artık 'yabancı ajan' olarak ilan edilen ünlü Rus televizyoncu ve YouTube yorumcusu Gleb Pyanıh (solda), İstanbul’dan İspanya'ya, Valensiya’ya taşınan bir Rus ailenin deneyimlerine dayanarak hazırladığı yeni videosunda, Türkiye’de yaşam maliyetlerinin son iki yılda “şok edici biçimde arttığını” söyledi. Kendisi de Rusya'dan ayrıldıktan sonra birkaç yıl İstanbul'da yaşayanPyanıh, “Barcelona’nın merkezinde kahve 2 euro, İstanbul’un kenar mahallesinde, Beylikdüzü'nde 130 lira. Yani Türk lirasıyla hesapladığınızda, kahve Türkiye’de daha pahalı. Bu nasıl olur?” diyerek fiyatlardaki dengesizliğe dikkat çekti. Pyanıh’ın konuğu, 2022’de İstanbul’un Beylikdüzü semtinde daire satın alıp kısa süre sonra oturma izni uzatılmayınca zararına sattığını söyleyen Rus girişimci Artur oldu. İki yıl önce 900 dolara üç odalı havuzlu bir daire kiraladığını anlatan Artur, “Bugün aynı konutun dolar bazında fiyat neredeyse ikiye katlandı” dedi. Gazeteci Pyanıh, “İstanbul’da yaşamak artık Madrid ya da Valensiya kadar pahalı hale geldi. Eskiden Türk lirasi zayıf ama fiyatlar dengeliydi; şimdi döviz kazanan için bile Türkiye ucuz değil” yorumunu yaptı. Programda çocuklu ailelerin harcamalarına da yer verildi. Artur, “İstanbul’da 2022’de çocuğumuzun okuluna yılda 7 bin dolar ödüyorduk. Ertesi yıl okul aynı program için 13 bin dolar istedi” derken, Pyanıh bunu “Türkiye’de yüzde 100 enflasyonun günlük hayattaki en somut örneği” olarak tanımladı. Aynı kalitedeki özel okulların İspanya’da yıllık 5 bin euro civarında olduğunu belirten televizyoncu, “Eğitim, Türkiye’de orta gelirli aile için artık lüks haline geldi” ifadelerini kullandı. Pyanıh ayrıca, gıda ve kiralarda da farkın kapandığını söyledi: “İspanya’da süpermarkette kuzu eti 25 euro, İstanbul’da aynı ürün 1500 lira, yani 30 eurodan fazla. Sebze, balık, hatta kahve fiyatı neredeyse aynı. Türkiye’nin avantajı kalmadı.” Ünlü gazeteciye göre, “ucuz Türkiye” dönemi kapanıyor. “Türk ekonomisinde hâlâ fırsatlar var ama sıradan yaşam artık Avrupa’dan ucuz değil” diyen Pyanıh, videonun sonunda “Mavi deniz, güzel yemekler ve sıcak insanlar hâlâ orada. Fakat yaşamak isteyen için artık hesap farklı” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Alanya Turistik İşletmeciler, Ekim Doluluklarıyla Sezonu Uzatıyor Haber

Alanya Turistik İşletmeciler, Ekim Doluluklarıyla Sezonu Uzatıyor

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Burhan Sili, Ekim ayında doluluk oranlarının ortalama %85-90 seviyelerinde seyrettiğini belirterek, son yıllarda misafirlerin bu ayda da tatil tercihlerinin devam etmesinin sezonun uzaması açısından sevindirici olduğunu dile getirdi. Bu durumu elverişli hava koşulları, Avrupa pazarındaki son dakika rezervasyonları ve iç pazardaki kısa konaklamalar destekliyor. 2026 İÇİN UMUTLU BAŞLANGIÇ Sili, 2026 turizm sezonu göstergelerinin olumlu olduğunu ve özellikle Avrupa pazarında erken rezervasyon taleplerinin geçen yıla göre daha erken başladığını ifade etti. 2025 sezonunda başta Avrupa olmak üzere Rusya, Almanya, Polonya ve İngiltere pazarlarındaki istikrarlı talebin 2026'da da korunması bekleniyor. Ancak planlamalarda küresel ekonomik koşullar, bölgesel siyasi gelişmeler ve hava ulaşım maliyetleri belirleyici olacak. ANTALYA'YA İKİ YENİ OTEL YATIRIMI: ÇED SÜRECİ BAŞLADI Turizmin başkenti Antalya, toplam 624 milyon TL'lik yatırımla Aksu ve Alanya'ya iki yeni otel projesiyle konaklama kapasitesini artırmaya hazırlanıyor. Aksu Projesi: Altıntaş Mahallesi'nde 221.8 milyon TL yatırımla "Wyndham Residences Antalya Airport" adıyla hayata geçirilecek projede 10 blok, 252 konut, 60 ticari alan ve 62 odalı bir otel yer alacak. Havalimanına yakın konumuyla iş ve kısa süreli konaklamalar hedefleniyor. Alanya Projesi: Okurcalar Mahallesi'nde 402.5 milyon TL yatırımla, 3 bloklu, 180 oda kapasiteli bir otel inşa edilecek. Her iki proje için de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci resmen başlatıldı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.