Hava Durumu

#Rusya

TOURISMJOURNAL - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da 2025 yılında yabancılara konut satışı düştü Haber

Antalya’da 2025 yılında yabancılara konut satışı düştü

Türkiye genelinde konut satışları 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 14,3 artış göstererek 1 milyon 688 bin 910’a ulaştı. Yıl boyunca en fazla konut satışı 280 bin 262 ile İstanbul’da gerçekleşirken, Ankara 152 bin 534 ve İzmir 96 bin 998 satışla İstanbul’u izledi. Turizmin başkenti Antalya’da 2025 yılı Aralık ayında 12 bin 789 konut satışı gerçekleşti. Aynı dönemde Burdur’da 607, Isparta’da ise bin 128 konut el değiştirdi. Yıl geneline bakıldığında Antalya’da 2025 boyunca 86 bin 730 konut satılırken, Burdur’da 3 bin 678, Isparta’da ise 7 bin 894 konut satışı kayıtlara geçti. Yabancılara satışta düşüş Yabancılara yapılan konut satışları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9,4 azalarak 21 bin 534 oldu. Toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan satışların payı yüzde 1,3 olarak gerçekleşti. Yabancılara konut satışının en fazla yapıldığı iller sırasıyla 7 bin 989 ile İstanbul, 7 bin 118 ile Antalya ve bin 800 ile Mersin oldu. Aralık ayında yabancılara yapılan konut satışları ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artarak 2 bin 541 olarak kaydedildi. Bu dönemde yabancılara yapılan satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 1,0 oldu. Antalya’da yabancılara yapılan konut satışlarında yıllık bazda düşüş yaşandı. Kentte 2024 yılında yabancılara 8 bin 223 konut satılırken, 2025 yılında bu sayı 7 bin 118’e geriledi. Rusya Federasyonu ilk sırada 2025 yılında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı 3 bin 649 ile Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı. Rusya Federasyonu’nu bin 878 konutla İran ve bin 541 konutla Ukrayna vatandaşları izledi. Aralık ayı verilerinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Söz konusu ayda yabancılara yapılan konut satışlarında 504 konutla Rusya Federasyonu ilk sırada yer alırken, İran vatandaşlarına 232, Ukrayna vatandaşlarına ise 193 konut satıldı.

Otelde kalma kuralları değişiyor Haber

Otelde kalma kuralları değişiyor

En dikkat çekici değişikliklerden biri, otele girişte kabul edilen kimlik belgeleriyle ilgili. Artık sadece Rusya iç pasaportu (kimlik) değil, pasaport veya sürücü belgesi de konaklama için yeterli olacak. İç pasaportu olmadığı gerekçesiyle bir misafiri reddetmek hukuka aykırı sayılacak. Bu kural, özellikle seyahat sırasında yanında sadece pasaport veya ehliyet taşıyanlar için büyük kolaylık sağlayacak. Bir diğer önemli yenilik, garantisiz rezervasyonların kaldırılması. Daha önce bazı oteller, misafir belirli bir saate kadar gelmezse rezervasyonu iptal edebiliyordu. Yeni kurallara göre otel, planlanan giriş saatinden itibaren ertesi günün çıkış saatine kadar rezervasyonu beklemek zorunda olacak. Bu süre içinde rezervasyon tek taraflı olarak iptal edilemeyecek. Rezervasyon iptalleri ve para iadesi de net kurallara bağlanıyor. Misafir, giriş gününden önce rezervasyonu iptal ederse ödediği tutar tamamen iade edilecek. Geç haber verilmesi, geç gelinmesi ya da hiç gelinmemesi durumunda ise otel en fazla bir gecelik konaklama bedelini kesebilecek. Bunun dışında keyfi kesintilere izin verilmeyecek. 1 Mart 2026’dan itibaren tüm oteller ve konaklama tesisleri özel bir devlet siciline kaydedilmek zorunda olacak. Bu sicilde yer almayan işletmeler, online rezervasyon sitelerinde listelenemeyecek. Ayrıca oteller artık oda alanı, iptal koşulları ve para iadesi süreleri gibi bilgileri açık ve şeffaf şekilde yayımlamak zorunda olacak. Bir otel yeni kurallara rağmen konaklamayı reddeder ya da parayı iade etmezse, misafir önce rezervasyon yaptığı platforma başvurabilecek. Sorun çözülmezse tüketici hakları kurumu Rospotrebnadzor’a şikayet yapılabilecek. Gerekirse savcılık veya göç birimlerine de başvurulabilecek. Hukuki yola gidilmesi halinde, yalnızca konaklama bedelinin değil, manevi tazminatın, yargılama masraflarının ve ayrıca yüzde 50 oranında cezai tazminatın talep edilmesi de mümkün olacak. Yetkililere göre bu reformun amacı, otel sektöründe belirsizlikleri ortadan kaldırmak, haksız iptalleri ve gizli kesintileri önlemek ve turistlerin haklarını daha güçlü şekilde korumak. 2026 itibarıyla rezervasyon ve konaklama süreçlerinin hem daha öngörülebilir hem de daha adil hale gelmesi hedefleniyor.

Türkiye kapasite sınırına mı yaklaşıyor? Haber

Türkiye kapasite sınırına mı yaklaşıyor?

N. İzvestiya'nın haberine göre Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye gibi ana pazarlar 2025 yılında "kapasite sınırlarına" yaklaştı. Yeni artışların daha çok yolcu kayması yoluyla, yani bir ülkeden diğerine geçişle sağlanabileceği belirtiliyor. Uzmanlar artık döviz kurunun tek belirleyici olmadığını, altyapı ve ulaşım kapasitesinin daha kritik hale geldiğini vurguluyor. Tur operatörleri birliği temsilcileri dolar karşısında 85 ile 87 aralığındaki kur seviyelerinin bile talebi otomatik olarak düşürmediğini belirtiyor. Asıl riskin havayolu kapasitesinden kaynaklandığı ifade ediliyor. Red Wings’in uzun menzilli Boeing 777 uçak sayısının yalnızca üç adet olması aralık ayında Sri Lanka’da binlerce Rus turistin günlerce mahsur kalmasına yol açtı. Benzer olayların artması halinde uzak destinasyonlara yönelik talebin kısılabileceği belirtiliyor. Sektör için sorun yaratan diğer unsur ise güvenlik kaynaklı uçuş iptalleri ve kapatılan hava sahaları oldu. Son haftalarda Rusya genelinde 13 havalimanında toplam 18 kez uçuş sınırlaması uygulanması, şirketlerin maliyetlerini yükseltti. Jeopolitik riskler de pazarı baskılıyor. Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, Venezuela’ya seyahat edilmemesini tavsiye etti ve tur operatörlerinden bu destinasyona satışları durdurmalarını istedi. Uzmanlara göre Venezuela’daki gelişmeler Küba gibi bölgesel pazarlar üzerinde de dolaylı etki yaratabilir. Bu tablo, uzak ve siyasi olarak hassas bölgelere yönelik tatil planlarının daha temkinli yapılmasına yol açıyor. Küresel analizler de bu görünümü destekliyor. International SOS raporuna göre 2026 yılında turizmi etkileyen en büyük belirsizlik kaynağı jeopolitik gerilimler olacak. Riskline platformu uzmanları, tüketicilerin daha pahalı ve riskli rotalardan kaçınmaya başladığını, uzun mesafeli seyahatlerin daha ucuz ve güvenli bölgelere kaydığını belirtiyor. Güvenli kabul edilen ülkeler arasında Çin, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda, Güneydoğu Asya ülkeleri, Avrupa’nın büyük bölümü, Kuzey Amerika, Şili ve Arjantin bulunuyor.

Rusların bu yılki tatil rotaları şekilleniyor Haber

Rusların bu yılki tatil rotaları şekilleniyor

Tur operatörlerinin RBC'ya verdiği bilgilere göre, yurt dışı seyahatlerde erken rezervasyon hacmi geçen yıla kıyasla neredeyse üç katına çıktı. Özellikle 2020’den bu yana bakıldığında, 2026 ilkbahar ve yaz sezonu için yapılan ön satışlar rekor seviyelere ulaştı. Aynı eğilim, seyahatlerini bireysel olarak planlayan turistler arasında da gözleniyor. Otel ve konaklama rezervasyonlarında yıl sonunda, bir önceki yıla göre yaklaşık iki katlık artış kaydedildi. Sektör temsilcileri bu artışın başlıca nedenleri arasında istikrarlı uçuş programları ve yeni açılan destinasyonları gösteriyor. Rubledeki değerlenme de erken rezervasyonları teşvik eden önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Doların ruble karşısında yıllık bazda yaklaşık yüzde 20 gerilemesi, fiyatları Rus turistler için daha cazip hale getirirken, tatilciler avantajlı koşulları erkenden sabitlemeyi tercih ediyor. Otel zincirlerinin sunduğu özel erken rezervasyon indirimleri de talebi destekliyor. Yurt dışı rezervasyonlarında açık ara liderliğini Türkiye koruyor. 2025’in ilk 11 ayında Türkiye’yi ziyaret eden Rus turist sayısı 6,67 milyona ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 2,6 arttı. 2026 için beklenti, Rusya ve BDT ülkelerinden gelen turist sayısında yüzde 5 ila 10 arasında bir büyüme yaşanması yönünde. Türkiye’yi Birlesik Arap Emirlikleri ve Misir izliyor. Her iki ülke de güçlü direkt uçuş ağı sayesinde rekabetçi fiyatlar sunuyor. Vietnam ve Tayland da özellikle Güneydogu Asya’da yükselen destinasyonlar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre Maldivler, Seyşeller ve Morityus gibi Hint Okyanusu adaları da Rus turistler arasında popülerliğini artırıyor. Afrika’da ise Kenya, Tanzanya, Guney Afrika ve Mozambik gibi ülkeler plaj ve safari turlarıyla öne çıkıyor. Buna karşın direkt uçuşların olmaması nedeniyle Karayipler ve Dominik Cumhuriyeti gibi destinasyonlar Rus turistler için büyük ölçüde erişim dışı kalmış durumda. Küba ise sınırlı uçuş kapasitesiyle istisna oluşturuyor. Harcama verileri, toplam tatil bütçesinin büyük ölçüde sabit kaldığını gösteriyor. 2025’in ilk 11 ayında yurt dışı turlarda ortalama harcama 235 bin ruble seviyesinde gerçekleşti. Bu tutar yaklaşık 3.010 dolara karşılık geliyor. Rubledeki güçlenme sayesinde turistler aynı bütçeyle daha yüksek standartlı otelleri tercih etmeye başladı. Bes yıldızlı otellerin rezervasyonlardaki payı belirgin biçimde artarken, bazı Avrupa ve Turkiye turlarında euro bazlı harcamalar yükseldi. Dolarla fiyatlanan destinasyonlarda ise artış sınırlı kaldı. Yurt içi tatil rezervasyonlarında ise artış daha ılımlı seyrediyor. Krasnodar, Moskova, Sankt Petersburg ve Kaliningrad gibi popüler bölgeler öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, 2026 yaz sezonunda yurt içi tatil fiyatlarının da yükselmeye devam edeceği görüşünde. Ortalama tur bedeli 83,2 bin rubleye, yani yaklaşık 1.067 dolara çıktı. Konaklama ve kiralık ev fiyatlarında da çift haneli artış beklentisi dile getiriliyor.

Domodedovo için açık artırma süreci başladı Haber

Domodedovo için açık artırma süreci başladı

Başlangıç fiyatı 132 milyar ruble (yaklaşık 1.7 milkyar dolar) olarak belirlendi. İhaleye katılmak isteyenlerin yatırması gereken teminat ise 26,5 milyar ruble. Teklif başvuruları 13–19 Ocak tarihleri arasında kabul edilecek, artırma adımı ise 1,32 milyar ruble olacak. Domodedovo’nun satışa çıkarılmasının arka planında ise uzun süredir devam eden bir hukuk mücadelesi bulunuyor. Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesi, haziran ayında Başsavcılığın açtığı dava üzerine havalimanının tüm varlıklarını devlet lehine müsadere etmişti. Başsavcılık, eski ana hissedar Dmitriy Kamensçik ile ortağı Valeriy Kogan ve onlara bağlı şirketlerin, havalimanının özelleştirilmesi sırasında stratejik bir altyapı varlığının kontrolünü yabancı kişi ve yapılara fiilen devrettiğini savunmuştu. Bu gerekçeyle özelleştirme işlemlerinin geçersiz sayılması talep edilmişti. Başsavcılığın Domodedovo davasında en çok vurguladığı noktalardan biri, havalimanının fiili kontrolünün yabancı vatandaşlıklar üzerinden yürütülmesiydi. Davaya göre eski ana hissedar Dmitriy Kamensçik’in yalnızca Rus pasaportu değil, aynı zamanda Türk vatandaşlığı da bulunuyordu ve bu durum, Rusya yasalarına göre stratejik bir altyapı varlığı olan Domodedovo’nun yabancı bir kişinin kontrolüne geçmesi anlamına geliyordu. Başsavcılık, Kamensçik ve ortağı Valeriy Kogan’ın sahiplik yapısını offshore şirketler ve farklı vatandaşlık statüleri üzerinden gizlediğini, böylece özelleştirme sırasında devletin gerçek kontrol kaybını fark edemediğini savundu. Bu nedenle Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesi sadece bazı hisseleri değil, Domodedovo’yu yöneten DME Holding’in tamamını devlet lehine müsadere etti. Karar, Rusya’da son yılların en sert “stratejik varlık geri alma” adımlarından biri olarak görülüyor. Hükümet çevrelerinde, satışın hem bütçeye ciddi gelir sağlaması hem de havalimanının yönetiminin “ulusal güvenlik” açısından daha kontrollü bir yapıya geçmesi amacı taşıdığı belirtiliyor.

Rusya’da 3 aydan fazla kalan yabancılara yönelik yeni düzenleme Haber

Rusya’da 3 aydan fazla kalan yabancılara yönelik yeni düzenleme

Yeni düzenleme, sağlık kuruluşlarını tarama sonuçlarını İçişleri Bakanlığına iletmeye mecbur bırakacak. Enfeksiyon tespit edilmesi durumunda veriler Rospotrebnadzor’a gönderilecek ve bu kişiler hakkında sınır dışı edilen yabancılarla ilgili prosedür işletilebilecek. Ayrıca sağlık taramasından kaçınanlar için idari para cezaları öngörülüyor ve mahkeme kararıyla ülkeden çıkarılma ihtimali de bulunuyor. Tasarı, sahte sağlık belgelerinin düzenlenmesi ve dolaşımına ilişkin cezai yaptırımların da ağırlaştırılmasını içeriyor. BFM'e yasa hazırlığını yorumlayan Tver’deki Özbek Kültürel Ulusal Diasporası Başkanı Abdukarim Atajanov, mevcut sistemin pratik sorunlarına dikkat çekiyor. Atajanov’a göre, yabancılar Rusya’ya giriş yaptıktan sonra birkaç gün içinde kayıt yaptırmak ve ilk ay içinde çalışma patenti almak zorunda olduğundan, sağlık kontrolü için verilen sürenin kısaltılması tek başına çözüm getirmiyor. Kayıt ve patent süreçleri nedeniyle pek çok kişi daha kapsamlı bir tarama sürecine zaman bulamadan “kaçak” konuma düşebiliyor. Atajanov, özellikle ruhsal rahatsızlığı bulunan kişilerin hızlı ve yüzeysel kontrollerden geçerek toplum içinde risk oluşturabileceğini belirtiyor. Atajanov, sağlık muayenelerinin yalnızca belirli kliniklerde yapıldığını, buralarda işlemlerin çoğu kez “konveyör” mantığıyla yürütüldüğünü ifade ediyor. İşverenlerin kendi araçlarıyla yabancı çalışanları muayeneye götürdüğünü, genel sıra beklediklerini anlatan Atajanov, mevcut sistemin sıradan bir hastane yatışı için gereken tetkiklere kıyasla çok daha yüzeysel işlediğini söylüyor. Yetkiliye göre yüksek riskli işlerde çalışacak kişilerin birkaç dakikalık kontrollerden geçirilmesi hem iş güvenliği hem de toplum sağlığı açısından ciddi sorun yaratıyor. Uzmanlara göre asıl ihtiyaç, sürenin kısaltılmasından çok sağlık kontrollerinin niteliğinin artırılması. Atajanov, çalışma patenti için ödenen ücretlerin bir bölümünün bağımsız ve denetlenebilir sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesini, böylece sahte raporların ve yetersiz değerlendirmelerin önlenmesini öneriyor. Federal Mahkeme İcra Memurları Servisi verileri de göç denetiminin ölçeğini gösteriyor: 2025’in ilk 11 ayında yaklaşık 54,5 bin yabancı uyruklu kişi sınır dışı edildi. Bu rakam 2024’te aynı dönemde kaydedilen 79 bin kişinin yaklaşık üçte bir altında bulunuyor.

Rusya’da Türk dizileri yoğun ilgi görüyor Haber

Rusya’da Türk dizileri yoğun ilgi görüyor

Rusya'nın gündeminde yine Türk dizileri, maliyetleri, sosyolojik etkileri ve Türkiye açısından "yumuşak güç" niteliği tartışılıyor. TV gazetecisi Polina Miluşkova'nın derlemesine göre, “Çalıkuşu”, “Muhteşem Yüzyıl”, “Kara Sevda”, “Sen Çal Kapımı” ile başlayıp devam ederek, Rus televizyon izleyicisinin son yıllarda adeta bağımlısı olduğu Türk dizilerinin listesi uzayıp gidiyor. Uzmanlar, son dört yılda yaşanan büyük değişimlere dikkat çekiyor. Netflix’in engellenmesi, Amerikan ve Avrupa yapımlarının önemli bölümünün ekranlardan çekilmesi sonrasında Türk dizileri modern Rusya’da ana ithal içerik haline geldi. Hikâyeler çoğunlukla kadınlara hitap ediyor gibi görünse de fenomen sınırları çoktan aşmış durumda. İstanbul ve Boğaz fonunda anlatılan aşk melodramları artık yalnızca Moskova galalarında boy gösteren yıldızlarla değil, Çeçen lider Ramzan Kadirov’un sofrasına oturan oyuncularla da gündeme geliyor. Ankara açısından ise bu dalga açık bir “yumuşak güç” aracı olarak görülüyor. Habere göre, Rusya’yı saran bu tutkunun arkasında Türk melodramlarının "tanıdık ama güvenli formülü" bulunuyor: Çok güzel fakat yoksul ve gururlu bir genç kadın ile zengin, kibirli bir erkek tanışıyor. Erkek kahramanın çoğu zaman çocukluk arkadaşı olan ve ailesinin onayladığı başka bir nişanlısı var. Taraflar başlangıçta birbirinden nefret ediyor. Kaza, zoraki evlilik ya da mesleki çatışma gibi dramatik olaylar ikisini sürekli yeniden karşı karşıya getiriyor. Dış baskılar ve aile engelleri sürerken kahramanlar yavaş yavaş yakınlaşıyor ve çoğu zaman düğün ile mutlu sona ulaşıyor. Bu öngörülebilir yapı seyirci için bir kusur değil, tam tersine cazibe unsuru sayılıyor. Sosyologlar, kaygı ve belirsizlikle dolu gerçek hayatın içinde televizyon ekranında her şeyin sonunda mutlaka yoluna girdiği bir evren sunulduğunu vurguluyor. Haber özetle şöyle devam ediyor: "Türk dizilerinin bir başka ayırt edici yönü ise bölüm süreleri ve üretim temposu. Netflix gibi platformlar 40–50 dakikalık bölümlere yönelirken, Türk dizilerinin tek bölümü en az 120 dakika sürüyor. Çünkü içerik bütünüyle reklama dayanıyor. Kanallar üç saatlik prime time kuşağını doldurmak için en az bir saat reklam almak zorunda kalıyor. Bu da hikâyeyi uzatıyor ve tempoyu yavaşlatıyor. Çekim tarafında tablo daha da çarpıcı. Oyuncular ve set çalışanları, iki saatten uzun bölümleri yalnızca altı günde yetiştiriyor. Yedinci gün ise bölüm ekrana çıkıyor. Sette 16–18 saatlik uzun vardiyalar artık sektörün normu haline gelmiş durumda. Buna rağmen bir dakikalık “Sen Çal Kapımı” bölümünün maliyeti yaklaşık 1300 dolar. Rus dizisi “Epidemiya”da bu rakamın dakikada 8 bin dolar, “Squid Game”de 16 bin doların üzerinde, “Emily in Paris”te ise 80 bin doların üzerine çıktığı aktarılıyor. Önde gelen Türk oyuncular bölüm başına 5 bin ile 15 bin dolar arasında kazanıyor. Bu rakam Hollywood yıldızlarıyla kıyaslandığında oldukça düşük kalıyor fakat ağır çalışma şartları tartışma yaratıyor. Yüksek tempolu üretim süreci, RTÜK denetiminin gölgesinde ilerliyor. Türk medya düzenleyicisi, muhafazakâr değerleri koruma iddiasıyla dizilere sık sık müdahale ediyor. Ekranda içki içen, açıkça cinsellik yaşayan ya da LGBT ilişkiler içinde görülen başkarakterlere neredeyse hiç rastlanmıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Muhteşem Yüzyıl”da Kanuni Sultan Süleyman’ın bir “harem kahramanı” gibi gösterildiğini söyleyerek şahsen şikâyette bulunması sonrası dizide harem sahneleri kısaltıldı, erotik unsurlar neredeyse tamamen silindi. Kanuni artık daha sık cephede, belgelerin başında ya da elinde Kur’an ile görünmeye başladı. RTÜK’ün “Sen Çal Kapımı”ndaki jakuzi ve masaj sahnesini detaylı, adeta erotik bir dille tarif ettiği karar metni ise sosyal medyada alay konusu oldu. Buna rağmen kurul “aile ve ahlak kurallarının ihlali” gerekçesiyle diziye 2021 kuruyla yaklaşık 15 milyon rubleye denk gelen para cezası verdi. Görece düşük bütçelerle çalışan sektör için bu tür yaptırımlar ciddi yük yaratıyor. Türkiye’de çekilen diziler yalnızca ekran başındaki Rusya izleyicisini değil, seyahat tercihlerini de değiştiriyor. Araştırmalara göre Türkiye’ye gelen turistlerin yaklaşık üçte biri ülkeye sevdikleri dizilerin atmosferi yüzünden geliyor. 50 milyona yaklaşan yıllık turist sayısının yaklaşık 17 milyonunun bu motivasyonla hareket ettiği hesaplanıyor. İstanbul’da “Kara Sevda”nın çekildiği kafeye gitmek için sabah akşam sıra bekleyen Rusça konuşan turist kafileleri artık sıradan bir manzara. Dizilerde kullanılan evler, sahil köşkleri ve Boğaz manzaralı ofisler bir tür doğal film platosu olarak çalışıyor. Kimi ev sahipleri, yıllar önce dizi setine açtıkları konutları artık adeta özel müze gibi işletiyor. Tur şirketleri “dizi turu” paketlerini kişi başı 350 eurodan başlayan fiyatlarla sunuyor. Özel araçlı, kişiye göre hazırlanan rotalar 700 euronun üzerine çıkıyor. Kılavuzlar yalnızca Rusya’dan değil, İsrail’den İspanya’ya kadar pek çok ülkeden gelen hayranlara aynı sokakları ve aynı masaları gösteriyor. Tur gruplarının yaklaşık üçte birini ise beklenmedik şekilde erkekler oluşturuyor. Birçok iş insanı için Türk dizileri, “beyin için sakız” türünden hafif kaçış alanı sayılıyor. Tüm bu hikâyenin Rusya boyutu ise giderek daha siyasi bir karakter kazanıyor. Türk yıldızlarının Moskova ve bölge şehirlerine turneleri, Batılı aktörlerin artık kolay kolay gelemediği yaptırım döneminde “dost ülke sanatçıları” imajı altında pazarlanıyor. Burak Özçivit’in Rusya’daki konser ve etkinliklere katılımı, Hande Erçel’in Moskova’da filmini tanıtması, Emre Altuğ’un Türkiye’deki dizi kimliğini müzisyen rolüyle Rus hayranların önüne taşıması bu eğilimin parçaları. Çeçen lider Ramzan Kadirov’un sevdiği dizilerin oyuncularını Grozni’ye davet ettiği biliniyor. Kadirov’un oğlu Adam’ın “Diriliş Ertuğrul” evreninde görünen rolleri, Osmanlı geçmişi ile Kafkas kimliğini birleştiren ayrı bir sembol alanı yaratıyor. Savaş zamanı Rus yetkililer, aileye vurgu yapan, cinselliği geri planda tutan bu hikâyeleri “uygun değerlerle örtüşen” içerik olarak görüyor. Rus kanalları için Türk dizileri, ambargo altındaki Batılı yapımların yerine geçen, nispeten ucuz fakat yüksek reyting getiren bir seçenek haline geliyor. Moskova’da “Sen Çal Kapımı”nın yerli uyarlaması başarısız olsa da, Kara Sevda’nın OKKO için çekilen Rus versiyonu gibi projeler sırada bekliyor. Sonuçta Türk melodramları, Rusya’da yalnızca kalabalık salonlar doldurmuyor. Aynı zamanda Ankara’nın yumuşak gücünün, Boğaz’dan Volga Nehri’ne uzanan en parlak vitrinlerinden biri haline geliyor."

Kaçkarlar'da Heliski Sezonu Başladı Haber

Kaçkarlar'da Heliski Sezonu Başladı

Rize'nin Kaçkar Dağları'nda sadece Türkiye'de yapılan heliski etkinlikleri başladı. 21 yıldır Ayder Yaylası'ndan düzenlenen bu benzersiz spor, dünyanın dört bir yanından gelen kayakçıları ağırlıyor. Sporcular, helikopterle daha önce hiç kayılmamış zirvelere bırakılıyor ve parkur sonunda tekrar alınarak yeni inişlere taşınıyor. Turizmci Ahmet Haşimoğlu, bu yıl 400'e yakın sporcunun katılacağını belirterek, "Genelde Avrupa'dan gelen misafirlerimizi ağırlıyoruz, ama bu sezon ABD ve Rusya'dan da katılımcılar var. Nisanın ikinci haftasına kadar her hafta 30-35 kişi bekliyoruz" dedi. 20 Bin Fit Kayma Garantisi Haşimoğlu, sporculara 2.500 metre yükseklikten indirilen kayakçıların 1.500 metrede 1.000 metre mesafe kat ettiğini vurgulayarak, "20 bin fit kayma garantisi veriyoruz. Başaramazsak ekstra ücreti iade ediyoruz" diye konuştu. Eşsiz Kar Kalitesi Kaçkarlar'ın karının Türkiye'de eşi benzeri olmadığını söyleyen Haşimoğlu, "Ocak başında Ayder'de 1 metre, kayış bölgelerinde 4 metre kar var. Avrupa'da böyle kalite yok. Denizin rüzgarı dağlara vurunca kar eziliyor, üzerine 20 cm pudra kar yağıyor. Kayarken toz kalkması kayakçıların en sevdiği şey; slalom keyfi yaşatıyor" ifadelerini kullandı. Güvenlik ve Organizasyon Heliski Türkiye Operasyon Departmanı'ndan Celal Özkan, katılımcılara sabah brifing verildiğini anlattı: "Akşam gelen sporculara ertesi gün helikoptere biniş, çığ ilk müdahalesi eğitimi veriliyor. 4'er kişilik gruplar, 1 rehberle gün boyu kayıyor." Özkan, çığ riskine değinerek, "Her karlı alanda risk var, ama uzman ekibimiz analiz yapıyor. Risksizse dik yamaçlar, varsa daha yumuşak eğimler seçiliyor. Profesyonel kadromuzla bugüne dek sorun yaşamadık" dedi. Rize Kaçkarlar'da Heliski Sezonu Başladı Türkiye'de yalnızca Rize'de gerçekleştirilen heliski etkinlikleri, Kaçkar Dağları'nda başladı. 21 yıldır Ayder Yaylası'ndan düzenlenen bu adrenalin dolu spor, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen kayakçıları cezbediyor. Sporcular, helikopterle belirlenmiş bakir zirvelere bırakılıyor; iniş sonunda tekrar alınarak yeni parkurlara taşınıyor. Turizmci Ahmet Haşimoğlu, bu sezon 400'e yakın katılımcı beklediklerini söylüyor: "Misafirler genellikle Avrupa'dan geliyor, ancak ABD ve Rusya'dan da sporcular var. Nisanın ikinci haftasına dek her hafta 30-35 kişi ağırlayacağız." 20 Bin Fit Garantili Heyecan Haşimoğlu, 2.500 metre irtifadan indirilen kayakçıların 1.500 metrede bin metre kaydığını belirterek, "20 bin fit mesafe garantisi sunuyoruz. Yetmezse ekstra ücret iade ediyoruz" dedi. Dünyanın En İyilerinden Kar Kalitesi Kaçkarlar'ı eşsiz kılan kar kalitesini vurgulayan Haşimoğlu, "Ocak başında Ayder'de 1 metre, zirvelerde 4 metre kar mevcut. Avrupa'da benzeri yok. Denizin rüzgarı karı ezerken üzerine pudra kar yağıyor; kayarken toz bulutu kalkması kayakçıların vazgeçilmezi" diye ekledi. Bu özellikleriyle Kaçkarlar, dünya heliski rotaları arasında ilk 10'da. Güvenlik Ön Planda Heliski Türkiye Operasyon Departmanı'ndan Celal Özkan, hazırlıkları şöyle anlattı: "Sporcular akşam varıyor, sabah brifing alıyor: Helikoptere biniş, çığ müdahalesi eğitimi. 4 kişilik gruplar, rehberle gün boyu zirvelerde." Çığ riski içinse, "Uzman ekibimiz analiz yapıyor. Risksizse dik yamaçlar, varsa güvenli eğimler seçiliyor. Profesyonelliğimizle sorunsuz ilerliyoruz" diyen Özkan, hava koşullarının da ideal olduğunu belirtti. Kaçkarlar, 20 bin fit garantisi ve muhteşem doğasıyla heliski tutkunlarını bekliyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.