Hava Durumu

#Roma

TOURISMJOURNAL - Roma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Roma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

50 eser ilk kez vitrine çıktı: 19 müze tek çatı altında Haber

50 eser ilk kez vitrine çıktı: 19 müze tek çatı altında

Roma'nın dünyaca ünlü tarihi miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergi 11 Haziran'da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’den 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Sergide 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken kapsamlı konservasyon süreci ve uluslararası standartlarda yürütülen taşıma ve koruma çalışmaları dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kolezyum’da gerçekleşecek Troya temalı sergiyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakan Ersoy, 11 Haziran'da ziyarete açılacak olan sergiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Troya’yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihî Kolezyum’a taşıyoruz! Roma'nın dünyaca ünlü miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda 11 Haziran'da ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergimizin açılışını yapacağız. Sergimizde, Türkiye’deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak. Eserlerin 50’si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi’nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025’ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle, eserlerimiz uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor.Bu toprakların kültürel mirasını dünya sahnesine kararlılıkla taşıyan başta Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü (KVGM) ekiplerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Aylar süren hazırlık: 6 laboratuvar uluslararası standartlar Kolezyum’da düzenlenecek serginin hazırlıkları Aralık 2025’te başladı. Türkiye genelinde 6 farklı Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman restoratörler sürece dahil oldu. Sergide yer alacak eserler, ICOM’un uluslararası ödünç verme standartları doğrultusunda hazırlanıyor. Eserler, ‘çividen çiviye’ sanat eseri sigortası ile teminat altına alınırken ev sahibi ülkeden devlet garanti belgesi sağlanıyor. Taşıma süreci ise uluslararası sertifikalara sahip firmalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Yeni uluslararası sergiler yolda Troya sergisi, Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası platformlara taşıyan projelerin yalnızca bir parçası olarak dikkat çekiyor. Berlin’de devam eden Taş Tepeler sergisinin ardından, 2026’nın son çeyreği ve 2027 yılında Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD’de yeni sergiler planlanıyor. Japonya için mutabakat zaptı imzalanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı Çin ve Avusturya için de görüşmeleri sürdürüyor.

Antalya ve Dalaman listede: EasyJet’ten 22 yeni uçuş Haber

Antalya ve Dalaman listede: EasyJet’ten 22 yeni uçuş

İngiliz tur operatörü ve bütçeli hava yolu EasyJet, İngiltere’nin kuzeydoğusunda büyümesini hızlandırarak Newcastle Havalimanı’nda yeni bir üs açtı. Şirket, bu yatırımla birlikte bölgedeki kapasitesini geçen yıla göre yüzde 85 artırdı. 2026 yaz sezonunda havayolu, Newcastle çıkışlı olarak haftada 86 uçuşla 22 farklı destinasyona hizmet verecek. Toplamda 800 binden fazla koltuk arzı planlanırken, bu büyümenin özellikle paket tur tarafında faaliyet gösteren easyJet Holidays markasını da desteklemesi bekleniyor. Şu anda Newcastle çıkışlı paket tatillerde en yüksek talep gören destinasyonlar arasında Palma de Mallorca, Alicante ve Rodos öne çıkıyor. Ağ genişledi: Türkiye dahil yeni hatlar açıldı Yeni üs yatırımıyla birlikte EasyJet, Newcastle ağındaki destinasyon sayısını iki katından fazla artırdı. Açılan yeni hatlar arasında Antalya, Korfu, Dalaman, Enfidha, Faro, Lizbon, Malta, Nice, Prag, Reus, Rodos, Roma, Şarm El-Şeyh ve Tenerife yer alıyor. İngiltere genelinde büyüme sürüyor Newcastle, easyJet’in son üç yılda İngiltere’de açtığı üçüncü üs oldu. Şirket daha önce 2024’te Birmingham ve 2025’te Southend’de yeni üsler kurmuştu. Havayolu ayrıca filosunu da genişletmeye devam ediyor. Airbus A320 ailesinden sekiz yeni uçak; Birmingham, Bristol, Manchester, Liverpool, Glasgow ve Newcastle operasyonlarına dahil edildi. 2023’ten bu yana EasyJet’in bölgesel üslerindeki kapasitesi %31 artarken, ağ yapısına 200’den fazla yeni rota eklendi. Şirketin Birleşik Krallık genelindeki toplam kapasitesi ise yıllık 60 milyon koltuğa ulaşarak geçen yıla göre %5 büyüme kaydetti. Rekor yaz sezonu beklentisi EasyJet CEO’su Kenton Jarvis, Newcastle’daki yeni üsle birlikte yolculara daha fazla destinasyon ve uygun fiyatlı seyahat seçeneği sunulduğunu belirtti. Jarvis, bu yatırımın bölgesel bağlantıyı güçlendireceğini ve ekonomik büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Newcastle Havalimanı CEO’su Nick Jones ise easyJet’in yatırımını bölgeye duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olarak nitelendirdi. Jones, 2026 yılında havalimanında 6 milyon yolcuya ulaşılmasının beklendiğini ifade etti. Yeni üs yatırımıyla birlikte EasyJet, hem bölgesel pazarda hem de kısa mesafe uçuş segmentinde büyümesini sürdürerek 2026 yaz sezonunda rekor talep hedefliyor.

2025 Turizm Raporu, Yurt Dışı Kültür Turlarında Talep Arttı Haber

2025 Turizm Raporu, Yurt Dışı Kültür Turlarında Talep Arttı

Raporda öne çıkan bir diğer önemli başlık ise gezgin beklentilerindeki belirgin dönüşüm oldu. 2025 verileri, seyahatseverlerin yalnızca destinasyona değil; turun içeriğine, organizasyon kalitesine ve rehberlik hizmetlerine daha fazla önem verdiğini ortaya koydu. Özellikle yurt dışı kültür turlarında, detaylı planlama, programın şeffaflığı ve kriz anlarında güven duygusu yaratan organizasyon yapısı, tercihleri doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer aldı. Prontotour verileri, gezginlerin artık “görmek” kadar “anlamak” istediğini gösteriyor. Rehberin anlatım gücü, grup yönetimi, yerel kültürle kurulan temas ve zamanın verimli kullanılması; memnuniyet düzeyini belirleyen temel faktörler olarak öne çıkıyor. Bu tablo, kültür turlarında standart program anlayışının yerini, daha nitelikli ve deneyim odaklı seyahat modellerine bıraktığını ortaya koyuyor. 2025 TURİZM VERİLERİ YURT DIŞI ODAKLI SEYAHATİ İŞARET EDİYOR Türkiye’de seyahat alışkanlıklarına ışık tutan 2025 Turizm Raporu, yurt dışı kültür turlarına olan ilginin belirgin biçimde arttığını ortaya koydu. 48 bini aşkın rezervasyonun analiz edilmesiyle hazırlanan rapor, Türk gezgininin seyahat anlayışında önemli bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor. Raporda, yalnızca destinasyon tercihleri değil; seyahat edenlerin beklentileri, yaş profili, seyahat süreleri ve program tercihlerine ilişkin dikkat çekici veriler yer aldı. Rapora göre 2025 yılında kültür odaklı seyahatlerin yaklaşık yüzde 70’i yurt dışı destinasyonlarda gerçekleştirildi. Bu oran, yurt dışı seyahatin yalnızca belirli bir kesimin tercihi olmaktan çıkarak daha geniş bir gezgin kitlesine yayıldığını ortaya koydu. Seyahat edenlerin yaş ortalamasının 42 olması ise kültür turlarına olan ilginin orta yaş grubunda yoğunlaştığını gösterdi. Raporda öne çıkan en belirgin başlıklardan biri, yurt dışı kültür turlarına yönelik talepteki artış oldu. Özellikle Avrupa şehirlerini kapsayan programlar, tarih ve kültürü bir arada sunan rotalar ile rehberli gezilerin yoğun ilgi gördüğü kaydedildi. Kültür turlarında çiftlerin oluşturduğu iki kişilik seyahatlerin en güçlü gezgin profili olduğu belirtildi. Paris, Roma ve Barselona gibi şehirler, romantik ve kültürel yapılarıyla çiftlerin en çok tercih ettiği destinasyonlar arasında yer aldı. Bunun yanı sıra Orta Avrupa turlarında Budapeşte, 2025 yılında en çok ziyaret edilen şehir olarak öne çıktı. Bir önceki yılın zirvesinde yer alan Prag’ın yerini alan Budapeşte, kültürel mirası ve ulaşım kolaylığıyla gezginlerin ilgisini çekti. VİZE SÜREÇLERİNE RAĞMEN TALEP AZALMADI Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise vize süreçlerinde yaşanan zorluklara rağmen yurt dışı seyahat talebinin düşmemesi oldu. Aksine, vizesiz veya kapıda vize uygulaması bulunan destinasyonlara yönelimin hız kazandığı görüldü. Özellikle Balkan ülkeleri, Mısır ve Japonya, vize süreçlerinin görece kolay olması nedeniyle 2025’te yoğun talep gören bölgeler arasında yer aldı. Vizesiz destinasyonlara olan bu ilgi, seyahatseverlerin planlama sürecinde esneklik ve öngörülebilirlik arayışında olduğunu gösterdi. Raporda, gezginlerin uzun ve belirsiz vize süreçleri yerine daha hızlı karar alabilecekleri rotalara yöneldiği ifade edildi. 2025 Turizm Raporu’nda deniz ve gemi turlarının da yükselişini sürdürdüğü belirtildi. Özellikle İngiliz Cunard Line firmasına ait Queen gemileri, yılın öne çıkan seyahat seçenekleri arasında yer aldı. Uzun rotaları, konforlu seyahat deneyimi ve planlı program yapısıyla bu gemilerin yoğun ilgi gördüğü kaydedildi. Ayrıca çocuklu ailelerin vizesiz deniz rotalarına yöneldiği, yaz aylarında deniz temalı programların talep açısından öne çıktığı raporda yer aldı. Maldivler ve Zanzibar, sosyal medya üzerinden en fazla talep edilen uzak deniz destinasyonları olurken; Sharm ve Budva, daha uygun bütçeli seçenekler arasında öne çıktı. YURT İÇİ VE YURT DIŞI TERCİHLER DENGELENDİ Raporda, yurt dışı seyahatlerin artmasına rağmen yurt içi turizm talebinin tamamen geri planda kalmadığına da dikkat çekildi. Yurt içi turlarda Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Karadeniz ve Kapadokya rotaları öne çıktı. Özellikle kültürel içerikli ve rehberli programların yurt içinde de tercih edilmeye devam ettiği belirtildi. Otobüslü Büyük İskandinavya turu ise 2025 yılında en fazla gerçekleştirilen uzun rotalardan biri olarak kayıtlara geçti. Bu tur, hem kapsamlı program yapısı hem de çok sayıda ülkeyi kapsaması nedeniyle ilgi gördü. SATIN ALMA ALIŞKANLIKLARINDA ÇAĞRI MERKEZİ ÖNE ÇIKTI 2025 Turizm Raporu’na göre seyahat satın alma süreçlerinde çağrı merkezi kanalı önemini korudu. Özellikle uzun süreli ve yüksek bütçeli turlarda gezginlerin birebir iletişimi tercih ettiği gözlemlendi. Raporda, gezginlerin program detayları, rehberlik hizmeti ve seyahat güvenliği konularında doğrudan bilgi almayı önemsedikleri vurgulandı. Seyahatlerin en yoğun olduğu dönem ise Kurban Bayramı olarak kaydedildi. Yaz ayları, toplam yolcu sayısı açısından yılın en hareketli dönemi oldu. Raporda dikkat çeken gelişmelerden biri de İzmir ve Ankara çıkışlı turların önceki yıla kıyasla daha hızlı büyümesi oldu. Bu artış, bölgesel çıkışlı tur programlarının erişilebilirliğinin ve talebinin yükseldiğini gösterdi. Büyük şehirler dışındaki gezginlerin de yurt dışı ve yurt içi turlara daha kolay ulaşabildiği belirtildi. GEZGİN PROFİLİ DEĞİŞİYOR 2025 verileri, gezgin profilinde belirgin bir değişime işaret etti. Raporda, seyahatseverlerin artık yalnızca “gezmek” odaklı değil; güvenli, planlı ve rehberliği güçlü programlar aradığı vurgulandı. Program akışının net olması, rehberlik hizmetinin niteliği ve zaman yönetimi, gezginlerin karar sürecinde belirleyici faktörler arasında yer aldı. Bu durum, seyahat deneyiminin yalnızca destinasyonla sınırlı kalmadığını; hizmet kalitesi ve organizasyon yapısının da en az rota kadar önemli hale geldiğini ortaya koydu. 2025 “YURT DIŞI TATİL YILI” OLARAK ÖNE ÇIKTI Raporda yer alan veriler, 2025 yılının genel seyahat eğilimleri açısından “yurt dışı tatil yılı” olarak öne çıktığını gösterdi. Kültür turlarındaki artış, vizesiz destinasyonlara yönelim ve deniz-gemi turlarının yükselişi, Türk gezgininin seyahat anlayışında çeşitliliğin arttığını ortaya koydu. 2025 Turizm Raporu, önümüzdeki dönemde turizm sektöründe planlama, destinasyon geliştirme ve hizmet kalitesi konularının daha da önem kazanacağına işaret eden kapsamlı bir veri seti sundu.

Niğde'de Antik Roma'nın Gizli Şifa Merkezi Keşfedildi Haber

Niğde'de Antik Roma'nın Gizli Şifa Merkezi Keşfedildi

Niğde ve Kapadokya Arkeolojisinde Büyük Keşif: Roma Havuzu Şifa Merkezi Çıktı Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Bahçeli beldesindeki 2. yüzyıl Roma Havuzu, 80 yıl aradan sonra yeniden yapılan kazılarda yeni bir kimlik kazandı. Daha önce sadece Antik Tyana'ya içme suyu sağlayan bir yapı olarak bilinen havuzun, aslında suyla tedavi merkezi olduğu ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında sürdürülen kazılar, Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Doğanay ve ekibi tarafından yönetiliyor. M.S. 2. yüzyılda Hadrian ve Trajan dönemlerinde inşa edilen yapı, 2025 kazılarıyla sağlık merkezi olarak tanımlandı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, "Tyana Antik Kenti'ndeki Roma Havuzu'nda iki buçuk aylık çalışmada önemli bulgular elde ettik. Havuzun su taşıma işlevinin ötesinde, suyla tedavi merkezi olduğunu kanıtladık" dedi. Asklepios Kültü ve Tedavi Kanıtları Kazılarda bulunan Asklepios kültüne ait eserler, havuzun tıbbi ve dini rolünü doğruladı. Doğanay, "Sağlık tanrısı Asklepios'a ait yılanlı sunak ve heykel parçaları, buranın tedavi merkezi olduğunu gösteriyor. Doğu cephesindeki kalıntılar da Asklepios tapınağına işaret ediyor" açıklamasında bulundu. Doğanay, havuzun artık "şifalı sularla tedavi tapınağı kompleksi" olarak görüldüğünü belirtti. Ele geçirilen bir kitabe, yapının Marcus Aurelius ve Commodus dönemine (M.S. 177-180) ait olduğunu ve üç yılda tamamlandığını ortaya koydu. Niğde ve Kapadokya İçin Önemli Bulgu Prof. Dr. Doğanay, keşfin Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için dönüm noktası olduğunu vurguladı: "80 yıl sonra yeniden kazılarla, suyla tedavi merkezi olduğu bilimsel olarak teyit edildi." Gelecek Kazılar ve Turizm Hedefi 2026'da devam edecek kazılarla kompleksin tamamı gün yüzüne çıkarılacak. Doğanay, "Çevre düzenlemeleriyle turizme açılacak. Antik dönemde ziyaretçi çeken bu merkezde sürpriz eserler bekliyoruz; adaklar ve sunularla dolu kalıntılar çıkabilir" dedi.

ADANA’NIN DENİZ LEZZETLERİ VİTRİNE ÇIKTI Haber

ADANA’NIN DENİZ LEZZETLERİ VİTRİNE ÇIKTI

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında aday gösterilen Adana’da bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen lezzet festivaline katılan gastronomi otoriteleri Akdeniz’in maviliklerinde avlanan balıklar ve su ürünleriyle donatılan “Adana’nın mavi sofrasını” deneyimledi. 22 ülkede 90 bini aşkın turizm profesyonelini bir araya getiren Skal International’a bağlı Çukurova Kulübü’nün Başkanı Erol Altun’un işlettiği restoranda 9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin özel konuğu olan gastronomi yazarları, gurmeler, kıdemli gazeteciler, seyahat yazarları ve sosyal medya fenomenleri, Yumurtalık, Karataş sahilleri ile Tuzla, Akyatan ve Ağyatan lagünlerinde avlanan birbirinden lezzetli balık, karides, mavi yengeç ve kalamarı modern sunumlarla tatma şansı yakaladı. Ege Balık Adana Restoran’da 300’ü aşkın davetlinin katıldığı organizasyonda Akdeniz’den gelen lezzetlere özenle hazırlanmış mezeler, salatalar, tatlılar ve meyveler eşlik etti. Festival konukları, Adana’nın mavi sofrasını sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarla tüm dünyaya tanıttı. “Adana, en zengin deniz ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapıyor” 25 yıla yakın süredir Akdeniz’den gelen lezzetleri kent halkı ve turistlerle buluşturan Erol Altun, festival konuklarına Adana’nın mavi sofrasını anlattı. Erol Altun, “Adana denince akla genellikle kebap gelir. Oysa bu şehrin bir de tuz kokan, dalga sesleriyle yoğrulmuş deniz mutfağı vardır. Yaklaşık 200 kilometrelik sahil şeridiyle Adana, Akdeniz’in en zengin deniz ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Yumurtalık, Karataş, Tuzla, Akyatan ve Ağyatan lagünleri, tatlı ve tuzlu suyun buluştuğu, doğanın balıklar için yarattığı özel yaşam alanlarıdır. Bu sularda yetişen her tür, Adana’nın toprağından, güneşinden ve suyundan bir parça taşır. Lagos, levrek, çipura, barbun, kefal, karagöz, dil balığı, kalamar, karides ve mavi yengeç, bölge mutfağımızın yıldızları arasında yer alıyor. Özellikle Yumurtalık karidesi ve Akyatan mavi yengeci, hem yerel sofralarda hem de uluslararası mutfaklarda haklı bir üne sahiptir.” dedi. “Denizle yoğrulmuş bir gastronomi mirasına sahibiz” Adana sahillerinde avlanan balıkların lezzet sırrının coğrafyanın eşsiz dengesinde gizli olduğunu vurgulayan Erol Altın, şunları söyledi: “Toroslar’dan süzülen kar ve yağmur suları, Ceyhan ve Seyhan nehirleriyle birleşip Akdeniz’e ulaşır. Bu tatlı sular, denizin tuzlu dalgalarıyla karışarak balıkların besin değerini zenginleştirir; etlerine dolgunluk, aromalarına derinlik kazandırır. Karataş ve Yumurtalık balıkçıları, Adana sofralarına taptaze deniz bereketi taşır. Mavi sofralarda yalnızca balık değil, binlerce yıllık kültürün izleri paylaşılır. Çünkü arkeolojik bulgular gösteriyor ki, bu topraklarda 4 bin yıl önce bile Roma imparatorları balık festivallerine katılmış, bugün Adana Müzesi’nde sergilenen mozaiklerde lagos ve barbun avlayan figürler betimlenmiştir. Adana, kebabıyla anılsa da, denizle yoğrulmuş bir gastronomi mirasına sahiptir. Her bir dalgası Akdeniz’in tuzunu, her bir lokması Çukurova’nın bereketini taşır. Adana’da deniz var. Adana’da balık var. Adana’da lezzet var. Herkesi Adana’nın mavi sofrasına bekliyoruz.”

AJet, 1 Ekim’de Ankara-Tiflis Seferlerine Başlıyor Haber

AJet, 1 Ekim’de Ankara-Tiflis Seferlerine Başlıyor

AJet, 1 Ekim itibarıyla Ankara-Tiflis seferlerini haftada 4 frekans olarak başlatacak. Bilet satışları bugün başladı. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, AJet’in 1 Ekim itibarıyla Ankara - Tiflis seferlerini haftada 4 frekans olarak başlatacağını duyurdu. Prof. Dr. Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Başkentimizi dünyaya bağlıyoruz” “Ankara’dan dünya şehirlerine kurduğumuz hava köprüsüne bir yenisini daha ekliyoruz. AJet olarak 1 Ekim itibarıyla Ankara - Tiflis seferlerimizi haftada 4 frekans olarak başlatıyoruz. Bilet satışı bugün başlıyor. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Tiflis hattı ile birlikte Ankara’yı 24 ülkede 31 şehre bağlamış oluyoruz. Ankara’dan iç ve dış hatlarda en fazla şehre ve ülkeye uçuş yapan tek hava yolu olmanın gururunu yaşıyoruz. Ekim sonunda Madrid ve Barcelona’ya başlatacağımız seferler ile Ankara’dan 25 ülke 33 şehre ulaşmış olacağız. Brüksel, Milano ve Roma'ya da seferler için çalışmalarımız devam ediyor. İş ortaklarımız olan sanayi ve ticaret odalarımızın, turizm kuruluşlarımızın lobi konusunda bize yardımcı olmalarını, bu ülkelerdeki muhatap organizasyonlar nezdinde çalışmalarını bekliyoruz. Ankara’ya sadece hava köprüsü kurmuyoruz, turizmde hak ettiği noktaya gelmesi için de yoğun bir tanıtım kampanyası da yürütüyoruz. Ankara’yı bölgesinin yükselen merkezi olarak konumlandırmak istiyoruz. Bu vizyonun en önemli adımlarından biri de; ‘Ankara+ (Plus) Projesi’. Başlattığımız bu proje ile Başkentimiz Ankara ve çevresindeki illerin turistik anlamda çekim merkezi haline gelmesini hedefliyoruz. Misafirlerimizin 2 gününü Başkentimizde, sonraki günlerini Kapadokya’dan Konya’ya çevre illerde geçirmesini arzuluyoruz. Gastronomiden sağlık turizmine uzanan geniş bir yelpazede misafirlerimizin hizmet almasını sağlayacağız. Böylece turizmden ticarete, sağlıktan gastronomiye kadar tüm paydaşların orta ve uzun vadede kazanım elde edeceği kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturuyoruz. Projenin tanıtımı için basın gezileri ve sosyal medya fenomenleri ile yoğun bir kampanya yürütüyoruz. Gökyüzünde kurduğumuz her köprü, geleceğe açılan yeni bir kapıdır. Tiflis, Madrid ve Barcelona için attığımız adımlar Ankara’yı dünyaya bağlama hedefimizin güçlü bir göstergesidir. Tüm bu çalışmalarımızın Başkentimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Tyana Antik Kenti’nde Vaftizhane Gün Yüzüne Çıkıyor Haber

Tyana Antik Kenti’nde Vaftizhane Gün Yüzüne Çıkıyor

Jeopolitik konumundan ötürü tarih boyunca kesintisiz yerleşime sahne olan Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar'daki Tyana Antik Kenti'nde sürdürülen arkeolojik kazılar, kentin ilklerinden biri kabul edilen vaftizhaneyi ortaya çıkarıyor. Tyana Antik Kenti'nde 2016'dan bu yana yürütülen çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yeniden hız verildi. 14 Nisan'da 2025 yılı kazılarına başladıklarını söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, vaftizhanenin Tyana'da yerinde korunan nadir örneklerden olduğuna dikkat çekerek, "Tyana Antik Kenti'nin bu vaftizhanesi yerinde korunan tek örneklerinden birisi. Tyana bu yönüyle ilklerin kenti diyebiliriz. Tyana çok sürprizleri olan bir antik kent. Bizi çok heyecanlandıran unsurlar var. Bu vaftizhane yapısı şu ana kadar yaptığımız çalışmalara göre muhtemelen 5. yüzyılda Roma Dönemi'ne ait bir yapının üzerine inşa edildi. Daha sonra 10. yüzyıla kadar, 500 yıl boyunca kullanılan bir vaftizhane yapısı olması gerekiyor" dedi. Doğanay, vaftizhanenin alt kesimlerinde Bizans Dönemi'ne ait dükkan izlerine rastlandığını, bölgenin Abbasi hakimiyetinin son evrelerinde terk edildiğini, Türk döneminde ise üzerine sivil mimari yapıların eklendiğini belirtti. Doğanay, "Vaftizhane yapısını bütün müştemilatlarıyla ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Çalışmaları titizlikte yürütmek zorundayız. Çünkü zemin döşemelerine, ayrıntı işlemelerine zarar vermeden gün yüzüne çıkarmalıyız. Şu ana kadar yapılan kazılara göre absis kısmını görüyoruz. Absis kısmının gerisinde geniş bir alan var ve bu alanın içerisinde vaftiz teknesinin çevresinde zemin döşemeleri olan bir mekan var. Hemen gerisinde ise daha yüksekte başka bir mekan olması gerekiyor. Biz şu anda o mekanda çalışmalar yapıyoruz. Önceki yıllarda yaptığımız çalışmaların neticesinde mozaikler ve zemin döşemelerini ortaya çıkardık. Yapı bundan ibaret değildi, muhtemelen 35 bin kişilik bir nüfusa hitap eden bir antik kent haliyle vaftizhane yapısının daha büyük bir yapı olması gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Yaklaşık 35 bin nüfuslu antik kente hizmet verdiği düşünülen vaftizhanenin tam olarak ortaya çıkarılmasının 2025 kazı sezonu sonunda tamamlanması, ardından restorasyon sürecine geçilmesi planlanıyor.

Roma’daki “Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi” sergisi 6 milyon ziyaretçiye ulaştı Haber

Roma’daki “Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi” sergisi 6 milyon ziyaretçiye ulaştı

İtalya'nın başkenti Roma'daki Kolezyum'da geçtiğimiz yıl 24 Ekim'de açılan "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisi, 6 ayın sonunda 6 milyonu aşkın ziyaretçiye ulaştı. İtalya'nın başkenti Roma'nın önemli kültürel mekanlarından Kolezyum'da 24 Ekim 2024 tarihinde açılan "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisi son misafirlerini ağırlıyor. Sergi, 6 ayın sonunda 6 milyonu aşkın ziyaretçiye ulaştı. "Göbeklitepe'nin tanıtımını önemsiyoruz" 21 Nisan'da son bulacak olan serginin Kolezyum'daki kapanış töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Göbeklitepe'nin yalnızca bir arkeolojik yapı değil, geçmişi bugüne bağlayan yollarla geleceğin yönünü belirleyen bir medeniyet mirası olduğunu dile getirerek, "UNESCO Dünya Mirası olan Göbeklitepe'yi bütün hikayesiyle açığa çıkarmayı, korumayı ve tüm dünyada tanıtmayı bu yüzden önemsiyoruz" dedi. Türk ve dünya arkeoloji tarihinin en kapsamlı girişimlerinden biri olan "Geleceğe Miras" projesi çerçevesinde Göbeklitepe ve Şanlıurfa'daki diğer neolitik yerleşimlerin dünya Neolitik Çağ araştırmalarının merkezi haline getirildiğini vurgulayan Ersoy, "İnsanlığın ortak mirasına birlikte sahip çıkılması gerektiğine de inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Şanlıurfa'dan Roma'ya uzanan bir medeniyet köprüsü Şanlıurfa'da 2021 yılında başlatılan "Taş Tepeler: Büyük Dönüşümün Coğrafyası" çatısı altındaki Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi çerçevesinde Karahantepe, Sayburç, Sefertepe, Çakmaktepe gibi alanların arkeoloji dünyasına kazandırıldığını belirten Bakan Ersoy, projenin önemli bir bileşeni olan ve bir ilk niteliği taşıyan "Dünya Neolitik Kongresi"nin 2024 yılı Kasım ayında Şanlıurfa'da 63 ülkeden binden fazla bilim insanının katılımıyla gerçekleştiğini hatırlattı. "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi' sergisi de 'Taş Tepeler: Büyük Dönüşümün Coğrafyası Projesi'nin bir ayağıydı" diyen Ersoy, serginin 6 milyonu aşkın kişi tarafından ziyaret edilmesini Türk ve İtalyan bilim insanlarının ortak çalışmasının kıymetli bir göstergesi olarak değerlendirdi. Roma Kolezyumu'ndaki sergide Türkiye'den eserler de yer alacak Konuşmasının sonunda İtalya ile kültürel iş birliğine verdikleri öneme değinen Ersoy, "Türkiye ve İtalya dünyanın en görkemli imparatorluklarının varisleri, insanlık medeniyetinin sayısız mirasının emanetçisi olarak önemli sorumluluklar omuzlamaktadır" şeklinde konuştu. Ersoy, haziran ayında Kolezyum Arkeolojik Parkı Direktörlüğü'nce düzenlenecek "Magna Mater" sergisinde Türk müzelerinden eserlerin yer alacağını ve Roma'da Troya temalı bir sergi için İtalyan makamlarıyla çalışmalara başlandığını da duyurdu. Ersoy konuşmasını, "Bu vedanın yeni buluşmalara vesile olmasını diliyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadeleriyle sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.