Hava Durumu

#Riskler

TOURISMJOURNAL - Riskler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Riskler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya’da Uçak Bileti Fiyatlarında Artış Bekleniyor Haber

Rusya’da Uçak Bileti Fiyatlarında Artış Bekleniyor

Rusya’dan yurt dışına uçuşlarda bilet fiyatlarının yeniden yükselmesi bekleniyor. Sektör temsilcilerine göre artışın temel nedeni yakıt ek ücretlerindeki hızlı yükseliş. Son gelişmeler, özellikle Orta Doğu’daki gerilim ile kritik deniz yollarındaki riskler, havayollarını daha uzun rotalar kullanmaya zorluyor. Bu da maliyetleri doğrudan yukarı çekiyor. Kriz öncesinde biletlere yansıtılan yakıt ek ücreti ortalama 40 ile 60 euro seviyesindeydi. Mart ayında ise birçok havayolu bu rakamı ciddi şekilde artırdı. Bazı şirketlerde ücretler 80 ile 100 euroya, uzun mesafeli uçuşlarda ise 280 ile 350 euroya kadar çıktı. Bu artış yalnızca tek yön uçuş için geçerli. Uzmanlara göre bu durum yolcu başına toplamda 10 bin ile 15 bin ruble ek maliyet anlamına geliyor. En büyük artışın Türkiye, Mısır, Asya ülkeleri ile Maldivler gibi popüler turistik destinasyonlarda hissedilmesi bekleniyor. Turizm sektörü temsilcileri, özellikle charter uçuşlarında ek ücret riskine dikkat çekiyor. Bazı durumlarda yolcuların, satın alma işlemi tamamlandıktan sonra bile ek ödeme yapması gerekebilir. Rus basınına konuşan uzmanlar, küresel jeopolitik risklerin sürmesi halinde fiyat artışlarının devam edebileceğini belirtiyor. Havayolu şirketlerinin maliyet baskısı altında kalması, önümüzdeki dönemde bilet fiyatlarında kalıcı bir yükseliş ihtimalini güçlendiriyor.

Kavaloğlu: "Turizmde değer odaklı dönem başlıyor" Haber

Kavaloğlu: "Turizmde değer odaklı dönem başlıyor"

Kaan Kavaloğlu, günümüzün karmaşık risk tablosuna rağmen Antalya'nın sahip olduğu altyapı ve ürün çeşitliliği ile küresel arenada öncü rol oynamaya devam edeceğinin altını çizdi. Turizm sektörün krizlere karşı güçlü bir "toparlanma refleksine" sahip olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Antalya'nın spor, gastronomi ve dijitalleşme ile rekabet avantajını koruyacağını belirtti. Küresel Riskler ve Hassas Denge Kavaloğlu, turizm hareketlerini doğrudan etkileyen başlıca risk faktörlerini jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve ekonomik belirsizlikler olarak sıraladı. Yakın coğrafyadaki çatışmaların seyahat kararlarını hassas bir dengeye taşıdığını belirten AKTOB Başkanı, enerji ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların yanı sıra iklim değişikliğinin de sektörün en önemli gündem maddesi olduğunu vurguladı. Sayı Değil "Değer" Odaklı Büyüme Sektörün dinamiklerinin dijital teknolojiler ve değişen seyahat motivasyonları ile yeniden şekillendiğini belirten Kavaloğlu, yeni dönemin parolasını açıkladı: Deneyim Ekonomisi. Kavaloğlu'na göre turizmin yeni rotası şu üç sac ayağı üzerine kuruluyor: Değer Odaklı Büyüme: Sadece ziyaretçi sayısına odaklanmak yerine, turistin bıraktığı katma değere odaklanmak. Sürdürülebilirlik: Çevresel ve sosyal dengeleri gözeten yatırımlar. Dijital Karar Süreçleri: Teknolojinin seyahat motivasyonlarını belirlemedeki gücünü kullanmak. Antalya’nın Stratejik Silahı: Ürün Çeşitliliği Antalya'nın küresel risklere karşı en büyük savunma mekanizmasının "dayanıklılık" olduğunu belirten Kavaloğlu, bu dayanıklılığın temelini ürün çeşitliliğinin oluşturduğunu söyledi. Antalya’nın spor turizmi, gastronomi, kongre ve düğün turizmi gibi alanlarda geliştirdiği kapasitenin stratejik bir avantaj sunduğunu ifade etti. Kavaloğlu, "Antalya; geniş yatak kapasitesi, güçlü hava bağlantıları ve çeşitlendirilmiş kaynak pazarlarıyla yeni dönemde de rekabet avantajını korumaktadır" diyerek sektör paydaşlarına güven verdi.

Orta Doğu’daki büyük spor etkinlikleri iptal edildi Haber

Orta Doğu’daki büyük spor etkinlikleri iptal edildi

Karar alıcıların önceliğinde güvenlik yer alıyor; sporcuların, ekiplerin, delegelerin ve taraftarların korunması her şeyin önünde geliyor. Bu nedenle takvimler sessizce değişiyor, çoğu zaman resmi açıklamalardan bile kaçınılıyor. Programlar artık tercihle değil, zorunlulukla yeniden düzenleniyor. Bu durumdan en çok etkilenenlerden biri Formula 1 oldu. Nisan ayında yapılması planlanan Bahreyn yarışı ile Suudi Arabistan’daki yarış, FIA tarafından iptal edildi ve yeni tarih verilmedi. Böylece 2026 takvimi 24 yarıştan 22’ye düştü. Japonya ayağının ardından yaklaşık beş haftalık boşluk oluştu. FIA Başkanı Mohammed Ben Sulayem, “önceliğimiz güvenlik” mesajını net şekilde verdi ve organizasyonun takım refahını her şeyin üstünde tuttuğunu vurguladı. Katar Grand Prix’si için ise yeni tarih belirlendi: 12 Nisan yerine 8 Kasım’da, Lusail International Circuit’te yapılacak. MotoGP de benzer şekilde esnek bir yaklaşım benimsiyor; güvenlik koşullarına bağlı olarak yarışın sezon sonuna kaydırılması gündemde. Futbol da bu gelişmelerden payını aldı. 27 Mart’ta Katar’daki Lusail Stadium’da oynanması planlanan ve Avrupa şampiyonu İspanya ile Copa América şampiyonu Arjantin’i karşı karşıya getirecek “Finalissima”, tamamen iptal edildi. Lionel Messi’nin de sahne alması beklenen bu büyük karşılaşma için alternatif tarih veya yer bulunamadı. Bunun yanı sıra, 2027 Basketbol Dünya Kupası elemelerinin bazı maçları ertelenirken, Abu Dabi’de 28–29 Mart’ta yapılması planlanan Dünya Triatlon Şampiyonası Serisi’nin ilk ayağı da iptal edildi. Etkiler yalnızca etkinlik iptalleriyle sınırlı değil. Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler spor organizasyonlarına büyük yatırımlar yaparak uluslararası prestijlerini ve ekonomik etkilerini artırmayı hedefliyordu. Ancak iptaller; turizm gelirleri, sponsorluklar ve küresel görünürlük açısından ciddi kayıplar yaratabilir. Yıllar içinde inşa edilen ilerleme, artan belirsizlik nedeniyle sekteye uğrayabilir. 11 Haziran–19 Temmuz tarihleri arasında Kuzey Amerika’da düzenlenecek 2026 FIFA World Cup için de belirsizlikler söz konusu. Turnuvaya katılmayı garantileyen İran’ın maçlarının Los Angeles ve Seattle’da oynanması planlanmıştı. Ancak devam eden gerilimler nedeniyle bu maçların Meksika’ya alınması ihtimali tartışılıyor. FIFA ile görüşmeler sürse de henüz kesin bir karar yok. Bugün uluslararası spor dünyasında belirsizlik hiç olmadığı kadar belirgin. Takvimler ve ekonomik çıkarlar ikinci planda kalırken, güvenlik endişeleri tüm kararların merkezinde yer alıyor. FIA, MotoGP, UEFA, CONMEBOL ve FIFA gibi kurumlar, artan riskler karşısında sporun cazibesini korumak ile güvenliği sağlamak arasında zor bir denge kurmaya çalışıyor.

Turizm sektörü ‘iklim değişikliği’ kaynaklı risklere hazırlanmalı Haber

Turizm sektörü ‘iklim değişikliği’ kaynaklı risklere hazırlanmalı

İklim krizi ve turizm ilişkisini dünya çapında değerlendiren ilk kapsamlı çalışma olan Turizm ve İklim Değişikliği Durum Değerlendirmesi Raporu, uzmanları arasında bulunduğum Turizm İklim Değişikliği Paneli (TPCC) tarafından COP 28 İklim Konferansı sırasında yayınlandı. Rapor, günümüzde, doğrudan ve dolaylı olarak, küresel salımların yaklaşık yüzde 8 ila 10’una neden olan turizm sektörünün, aynı zamanda iklim krizi karşısında ne denli kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Artan iklim tehditlerinin, turizm ekonomisi ve iklim kırılganlığı nispeten yüksek olan Türkiye dahil birçok ülkede, turizme darbe vurması beklendiğini söyleyen Doç. Dr. Cenk Demiroğlu, “Alçak rakımlarda kayak turizmi, aşınabilir kıyı şeritlerinde plaj turizmi ve bazı doğa temelli turizm türleri, iklim tehditleri artarken uyum önlemlerinin yetersiz olması nedeniyle, sürdürülemeyecek.Önümüzdeki süreçte, bir yandan turizm sektörünün iklim krizi karşısındaki kırılganlıklarını tespit edip gerekli önlemleri almak, bir yandan da turizm politikalarını iklim değişikliği çerçeveleriyle entegre ederek sera gazı salımlarını azaltmak gerekiyor” ifadelerinde bulundu. İklime dirençli turizm desteklenmeli  Turizmi olumsuz etkilemesi beklenen en önemli unsurlar arasında aşırı sıcaklar ve artan yangınlar bulunduğunun altını çizen Demiroğlu, “Dünyanın en turistik 100 şehrinde riskli derecede sıcak günler, 1950’lerden bu yana neredeyse yüzde 20 arttı; 2050lere kadar ise yüzde 13 ila 18 daha artması bekleniyor. Bu durum, uluslararası seyahat eden turistler için ciddi sağlık riskleri doğuruyor. Turistler, hem alışık olmadıkları bir sıcaklığa vardıkları hem de sıcaklık uyarılarına erişmekte güçlük yaşayabildikleri için, sıcaklığa bağlı hastalıklar konusunda daha kırılganlar” dedi. UNESCO Dünya Mirasları tehlike altında  İklim değişikliği nedeniyle deniz suyu seviyelerinde yaşanacak artışın, özellikle kıyı turizmi açısından ciddi bir tehlike barındırdığını belirten Demiroğlu, “Buna rağmen hangi bölgelerin ne ölçüde risk altında olacağına dair araştırmalar, henüz yeterli seviyede değil. Ancak rapordaki bulgular gösteriyor ki su seviyelerindeki yükselme, hem havalimanları gibi turizm altyapılarını hem de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki birçok bölgeyi tehdit edecek. Dünya Mirası Listesi’ndeki birçok yapı, deniz kıyısında yer alıyor. Listedeki 340 alanın analizi, bunların yarısından fazlasının yüzyıl sonunda kısmen veya tamamen sular altında kalma riski bulunduğunu ortaya koyuyor. Örneğin Tayland’daki meşhur Ayutthaya Antik Kenti, bu yüzyıl içinde tamamen sular altında kalabilir. Çalışmaya göre, Türkiye’deki kıyısal miras alanlarının ise yüzde 10’a kadar batma tehlikesi altında olduğu söylenebilir” bilgisini verdi. Yüksek salımlı turizmden uzaklaşmak gerekiyor Turizm kaynaklı salımların da, küresel salımlara kıyasla daha hızlı arttuğına dikkat çeken Cenk Demiroğlu, “Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin (World Travel and Tourism Council, WTTC) yeni bir raporuna göre, 2010 ve 2019 yılları arasında turizm kaynaklı salımlar yüzde 2,5 arttı. Böylelikle, küresel salımların yüzde 1,3’lük artışını geride bırakmış oldu. Küresel turizm salımları ağırlıklı olarak yüksek gelirli dış pazarlarda ve destinasyonlarda yoğunlaşıyor. Örneğin uluslararası uçuşların yüzde 50’si, Avrupa’ya varıyor. Az gelişmiş ülkeler için ise bu oran - küresel nüfusun yüzde 12’sini oluşturmalarına rağmen - yalnızca yüzde 1,7. Turizm sektöründe sera gazı azaltma hedeflerine ulaşmanın en gerekli adımlarından biri, tüketici davranışı ve turizm pazarlamasının, çok yüksek salımlı turizm türlerinden uzaklaşmasını sağlamak” ifadelerinde bulundu. Kayak sezonu kısalıyor Kayak turizminin, alçak rakımlı bölgelerdeki ısınma ve kar yağışındaki azalmadan olumsuz etkilendiğine vurgu yapan Doç. Dr. Cenk Demiroğlu, “İleri seviyelerde karlama yapılan bölgelerde dahi kayak sezonu kısalıyor. Raporun bulgularına göre, 2050 yılında küresel ısınmanın kaç derece gerçekleşeceğine bağlı olarak, kayak sezonundaki ortalama kısalma yüzde 15 ile 22 arasında değişecek. Bu azalma, yüzyıl sonuna doğru giderek daha dramatik bir hal alabilir: Kayak sezonunun 2080 yılında bugüne kıyasla yüzde 20 ile 42 daha kısa olacağı tahmin ediliyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.