Hava Durumu

#Rekabet

TOURISMJOURNAL - Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Spirit Airlines İflas Etti: 17 Bin Kişi Riskte Haber

Spirit Airlines İflas Etti: 17 Bin Kişi Riskte

ABD merkezli düşük maliyetli havayolu şirketi Spirit Airlines, 34 yıllık faaliyetinin ardından iflas ederek operasyonlarını tamamen durdurdu. Şirketin tasfiye sürecine girmesiyle birlikte yaklaşık 17 bin çalışan işsiz kalma riskiyle karşı karşıya kaldı. Havacılık sektöründe büyük yankı uyandıran gelişmeyle birlikte Spirit’in 138 uçaklık genç filosunun da elden çıkarılması gündeme geldi. 34 YILLIK ŞİRKET İFLAS BAYRAĞINI ÇEKTİ Uzun süredir ekonomik darboğaz yaşayan Spirit Airlines, mali yapısını sürdüremeyince resmi olarak iflas sürecine girdi. ABD, Karayipler ve Latin Amerika’da 80’den fazla noktaya uçuş gerçekleştiren şirket, tüm operasyonlarını durdurma kararı aldı. Böylece düşük maliyetli havayolu modelinin en dikkat çeken temsilcilerinden biri havacılık sektöründen çekilmiş oldu. Şirketin kapanma kararı en çok çalışanları etkiledi. Spirit Airlines bünyesinde görev yapan yaklaşık 17 bin personelin geleceği belirsizliğini korurken, çalışanların büyük bölümünün kısa sürede farklı şirketlere geçip geçemeyeceği merak konusu oldu. 138 UÇAKLIK DEV FİLO TASFİYEYE GİRİYOR İflas kararının ardından şirketin filosunda bulunan 138 uçağın tasfiye edilmesi için süreç başlatıldı. Ortalama yaşı 6,3 olan filonun büyük kısmı modern Airbus modellerinden oluşuyor. Spirit Airlines envanterinde 77 Airbus A321neo, 44 Airbus A320neo, 15 Airbus A320ceo ve 2 Airbus A319ceo bulunuyor. Sektör kaynakları, genç ve yakıt verimliliği yüksek uçakların leasing şirketleri aracılığıyla kısa sürede farklı havayolu şirketlerine devredilmesini bekliyor. 17 BİN KİŞİ AÇIKTA KALDI Şirketin faaliyetlerini tamamen durdurmasıyla birlikte binlerce çalışan bir anda işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Pilotlardan kabin memurlarına, teknik ekiplerden yer hizmetleri personeline kadar geniş bir çalışan kitlesi tasfiye sürecinin etkisini doğrudan hissedecek. ABD havacılık sektöründe son yılların en büyük iş kayıplarından biri olarak değerlendirilen gelişmenin, düşük maliyetli havayolu şirketleri üzerindeki baskıyı da artırması bekleniyor. HAVACILIK SEKTÖRÜNDE DENGELER DEĞİŞİYOR Spirit Airlines’ın çekilmesiyle birlikte boşalan uçuş slotları ve hatların diğer hava yolu şirketleri tarafından paylaşılması bekleniyor. Uzmanlar, artan yakıt maliyetleri ve operasyonel giderlerin düşük maliyetli havayolu modelini giderek daha kırılgan hale getirdiğine dikkat çekiyor. Şirketin pazardan çekilmesi, ABD havacılık sektöründe yeni bir rekabet döneminin kapısını aralarken, 17 bin çalışanın sektöre nasıl yeniden entegre olacağı da merak edilen başlıklar arasında yer alıyor.

Antalya'daki üreticilerden E-İhracat’a yeşil ışık Haber

Antalya'daki üreticilerden E-İhracat’a yeşil ışık

Güvenilir Ürün Platformu tarafından gerçekleştirilen "İhracatın Kahramanları Projesi E- İhracat Eğitimleri"nin 17. Buluşması Antalya Tİcaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde yapıldı. E-ihracat ve bu konuda verilen teşviklerin anlatıldığı programın açılış töreninde konuşan Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak e-ihracatın konvensiyonel ihracat kadar önemli olduğuna değinerek ‘’Tarımın kalbi olarak bildiğimiz Antalya’da üreticilerimiz ve KOBİ’lerimiz ile bir araya gelmekten çok mutluyuz. Ülkemiz üreticisi ve üretiminin geliştirilmesini amaçlayan bir STK olarak Ticaret Bakanlığımızın ihracatın geliştirilmesi çalışmalarından aldığımız görev ve sosyal sorumlulukla yolumuza devam ediyoruz.’’diye konuştu. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can küresel ticaretin önemli bir bölümünün dijital kanallar üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Küresel e-ticaret hacminin 6,5 trilyon dolara ulaştığını dile getiren Can, "E-ticaret için artık 'Dünya ticaretinin kalbi.' diyebiliriz. Türkiye'de e-ticaretin toplam ticaretteki payı yüzde 20'ye yükseldi. Türkiye'nin e-ihracatı ve e-ihracat yapan firma sayısı her geçen yıl artıyor." diye konuştu. Can, birlik olarak e-ticaret yapan firma sayısını artırmak için çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Açılışta konuşan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, dünyanın son 2 yıldır gümrükler koymak ve ihracatta zorlaştırıcı kurallar getirmek suretiyle yeniden şekillenmeye başladığını belirtti. Programda konuşan Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği Antalya Başkanı Onur Kacar da e-ihracatın bir lüks değil zorunluluk olduğunu anlattı. E-ihracatın Antalyalı üreticiler, sanayiciler için önemli bir fırsat sunduğunu kaydeden Kacar, dijital dünyada itibar inşa etmenin fiziksel dünyadan daha kıymetli olduğunu, güvenin markalaşmanın ilk adımı olduğunu vurguladı. Etkinliğin eğitim bölümünde e-ihracat’ta güncel gelişmeler, pazarlama tüyoları, ihracatı hızlandıracak çalışmalar ve başarı hikayeleri konuşuldu. E-ihracatta Dünya ülkelerinin Türk ürünlerini talep oranlarından bahsederek detaylı bir e-ihracat analizi yapan Alibaba Türkiye İş Geliştirme ve Kanal Müdürü Nilay Uzuner küresel ticarette dengelerin hızla değiştiğine dikkati çekerek, "Dünyada olduğu gibi ticarette de artık bir stabiliteden söz etmek mümkün değil. 2033'e kadar ülkeler ve bölgeler arasındaki ticaret koridorlarının değişmesi öngörülüyor. Bugün alıcıların yüzde 90'ı ürün arama sürecini online ortamda başlatıyor, yüzde 67'si ise satın alma işlemini online olarak tamamlıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor; dijitalde görünmeyen, dijitalde güven vermeyen ve dijital kanalları doğru kullanmayan firmaların rekabet şansı giderek azalıyor. Ticarette gelenekselden dijitale evrilmek zorundayız." diye konuştu. İhracatın Kahramanları projesinin 17. buluşmasına ASKON Antalya, MÜSİAD Antalya, Antalya Teknokent gibi kentin önde gelen kuruluşları da tam destek verdi.

Uçak biletlerinde yüzde 25-35 zam beklentisi Haber

Uçak biletlerinde yüzde 25-35 zam beklentisi

Uçak bileti tavan fiyatları yanı sıra zam gelebileceği belirtiliyor. Habertürk yazarı Güntay Şimşek, Bloomberg HT’ye yaptığı açıklamalarda, son günlerde sıkça gündeme gelen Ortadoğu’daki savaşın, uçak bileti fiyatlarındaki artışı açıklamak için yeterli bir neden olmadığını vurguladı. Şimşek, “İçerideki ekonomik koşullar da havacılık sektörü üzerinde baskı oluşturuyor. Dolayısıyla, bilet fiyatlarında daha fazla artış beklememiz söz konusu” dedi. Uçak yakıtı fiyatlarının ton başına 800 dolardan 1600 dolara çıkmasının sektörde büyük bir maliyet artışına yol açtığını belirten Şimşek, “Bir uçak bileti 100 dolar civarında ise, uçak yakıtındaki bu artışla birlikte bilet fiyatında yaklaşık yüzde 30’luk bir zam meydana geliyor” dedi. Bunun yanı sıra, yüksek tavan fiyatların sadece iç hatlar için değil, diğer uçuşlar için de bir tehdit oluşturabileceği belirtiliyor. Şimşek, “İç hatlardaki bu fiyat artışları, önümüzdeki dönemde diğer hat uçuşlarına da yansıyabilir” dedi. Türkiye’nin küreseldeki yüksek yakıt fiyatları ve maliyet artışlarıyla mücadele eden havayolu şirketlerine rağmen, turizm ve havacılık sektörlerinde büyük bir potansiyele sahip olmayı sürdürdüğüne değindi. "Petroldeki artış, şirket gelirlerini sınırlı tutuyor" Türkiye'nin uçak yakıtı tedarikinde bir sorun yaşanmadığını vurgulayan Şimşek, “Türkiye, hem turizm hem de havacılık sektörlerinde pozitif ayrışan nadir ülkelerden biri. Bu avantajı doğru şekilde kullanmak, Türkiye’yi sektörde daha güçlü bir noktaya taşıyabilir” diye açıklama yaptı. Ancak, global petrol fiyatlarındaki artışın havayolu şirketlerinin gelirlerini sınırlı tuttuğuna da dikkat çekti. Yine de, Türkiye’nin havacılık sektöründe diğer ülkelerle kıyaslandığında daha avantajlı bir durumda olduğu da belirtiliyor. Avrupa ve Çin’de uçak yakıtı üretimindeki sıkıntılar yaşanırken, “Eğer önümüzdeki günlerde Körfez bölgesindeki tedarik problemleri çözülmezse, 3 saat altındaki uçuşlar için yakıt verilememesi durumu bile gündeme gelebilir” dedi. Şimşek, tavan fiyatlarının serbest bırakılması durumunda daha verimli bir pazar oluşabileceğini de dile getirerek, “Tavan fiyat satışı serbest bırakılabilirse, havayolları kendi koltuk kapasitesini daha verimli şekilde kullanarak rekabet edebilir. Bu, hem sektöre hem de yolculara fayda sağlayacak bir çözüm olabilir” ifadelerini kullandı.

UEC Granfondo Avrupa Şampiyonası’nda Yeni Dönem: 2026’dan İtibaren Eleme Sistemi Değişiyor Haber

UEC Granfondo Avrupa Şampiyonası’nda Yeni Dönem: 2026’dan İtibaren Eleme Sistemi Değişiyor

Avrupa Bisiklet Birliği (Union Européenne de Cyclisme - UEC), Granfondo Tre Valli Varesine organizasyonunun 3-4 Ekim 2026 tarihlerinde UEC Granfondo Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yapacağını duyurdu. İtalya’nın Varese kentinde düzenlenecek organizasyon kapsamında Cumartesi günü 22 kilometrelik zamana karşı yarışı, Pazar günü ise 101 kilometrelik mediofondo ve 126 kilometrelik granfondo parkurları gerçekleştirilecek. Varese, daha önce 2018 yılında UCI Gran Fondo Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yaparak uluslararası organizasyon tecrübesini kanıtlamıştı. UEC, aynı zamanda 2026 sezonu itibarıyla Granfondo Avrupa Şampiyonası’nda önemli bir yapısal değişikliğe gidileceğini açıkladı. Yeni sistem ile birlikte organizasyonun rekabet seviyesi ve sportif prestijinin artırılması hedeflenirken, daha adil ve performans odaklı bir yarış ortamı oluşturulması amaçlanıyor. Yeni Sistem: Performansa Dayalı Katılım 2026 yılından itibaren uygulanacak yeni düzenlemeye göre, Avrupa Şampiyonası’na katılım artık doğrudan performans kriterlerine bağlanacak. UCI Gran Fondo World Series kapsamında, şampiyona öncesindeki 12 ay içerisinde gerçekleştirilen tüm eleme yarışları Avrupa Şampiyonası için de geçerli olacak. Her kategoride ilk %25’e giren ve Avrupa ülkesi sporcu lisansına sahip bisikletçiler, Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı elde edecek. Bu düzenleme ile birlikte start çizgisinde yalnızca performansını kanıtlamış sporcuların yer alması hedefleniyor. Avrupa Şampiyonluğu İçin Yeni Kriterler Yeni sistem kapsamında, Avrupa şampiyonluğu için yarışabilmek adına sporcuların yalnızca eleme kriterlerini karşılaması yeterli olmayacak. Aynı zamanda geçerli bir UCI kimlik numarasına sahip, tam sezon lisanslı ve Avrupa ülkesi sporcu lisansına kayıtlı olmaları gerekecek. Bu uygulama, şampiyonanın sportif değerini ve uluslararası rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Amatör Sporcular İçin Katılım Devam Ediyor UEC, yeni sistemle birlikte elit rekabet seviyesini yükseltirken, amatör sporcuların organizasyona katılımını da koruyor. Tek günlük lisans ile yarışlara katılım mümkün olmaya devam edecek. Ancak bu kategoride yer alan sporcular Avrupa şampiyonluğu için yarışamayacak. Ayrıca günlük lisans ile katılan sporcuların geçerli bir sporcu sağlık raporu sunması zorunlu olacak. Ev Sahibi Ülkeye Wildcard Hakkı Ev sahibi ülkenin bisiklet federasyonuna, belirli sayıda sporcu için wildcard (özel davet) kontenjanı tanınacak. Bu sporcular eleme sürecine katılmadan organizasyonda yer alabilecek. Wildcard sayısı ilerleyen dönemde UEC tarafından açıklanacak. Dünya Şampiyonası Yolunda Kritik Bir Adım UEC Granfondo Avrupa Şampiyonası, UCI Gran Fondo Dünya Şampiyonası için eleme yarışı olma özelliğini sürdürmeye devam edecek. Bu durum, Avrupa Şampiyonası’nı sadece kıtasal bir mücadele olmaktan çıkararak global bisiklet takviminde önemli bir basamak haline getiriyor. Milli Forma Zorunluluğu ile Artan Prestij 2026 itibarıyla Avrupa şampiyonluğu için yarışan tüm sporcuların, ülkelerini temsil eden milli takım formaları ile start alması beklenecek. Bu uygulama ile organizasyonun görsel bütünlüğü ve uluslararası prestijinin artırılması hedefleniyor. Antalya: Avrupa Yolunda Stratejik Avantaj Yeni eleme sistemiyle birlikte UCI Gran Fondo World Series yarışlarının önemi artarken, Türkiye ayağı olan UCI Gran Fondo World Series Antalya, sporcular için öne çıkan bir fırsat sunuyor. Bu yıl 6. kez düzenlenecek organizasyon; düz ve akıcı parkurları sayesinde yüksek ortalama hızlara ulaşma imkânı sağlarken, sezon sonuna denk gelen takvim avantajı ile sporcuların en yüksek form seviyelerinde yarışmasına olanak tanıyor. Ilıman hava koşulları ve sürüş konforu, Antalya’yı Avrupa Şampiyonası kotası hedefleyen sporcular için ideal bir yarış haline getiriyor. Bu özellikleriyle Antalya, “personal best” hedefleyen sporcular için en uygun etaplardan biri olarak konumlanıyor. 2026 edisyonu ile birlikte organizasyon ilk kez The Land of Legends ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Parkurlar; bölgenin tarihi dokusunu yansıtan güzergâhlar ile birlikte, geniş, güvenli ve sürüş keyfi yüksek rotalar üzerinden geçecek şekilde tasarlandı. Organizasyonun arkasındaki deneyimli yapı olan Pedalia, yalnızca uluslararası standartlarda yarışlar düzenlemekle kalmayıp, aynı zamanda Avrupa ve Dünya Şampiyonası organizasyonlarından birini Türkiye’ye kazandırmak adına çalışmalarını ve girişimlerini sürdürmektedir. Daha Güçlü Rekabet, Daha Yüksek Prestij Yeni yapı, Granfondo Avrupa Şampiyonası’nın rekabet seviyesini üst noktaya taşırken, amatör sporcular için kapsayıcı yapıyı da korumayı amaçlıyor. UCI Gran Fondo World Series ile entegre edilen sistem sayesinde, Avrupa Şampiyonası start çizgisinde yalnızca en iyi performans gösteren sporcular yer alacak.

Merit Park Hotel’a iki uluslararası ödül Haber

Merit Park Hotel’a iki uluslararası ödül

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önde gelen turizm markalarından Merit Park Hotel & Casino, uluslararası platformlarda önemli bir başarıya imza atarak iki prestijli ödülün sahibi oldu. Merit Park, global seyahat platformu Wingie Enuygun tarafından verilen “2025 Wingie Enuygun Selection – Signature Choice” ödülünün yanı sıra, dünyanın en büyük seyahat değerlendirme platformlarından biri olan Tripadvisor tarafından verilen “Travellers’ Choice 2025” ödülüne de layık görüldü. MİSAFİR DENEYİMİNDE ULUSLARARASI STANDART Her iki ödül de; misafir memnuniyeti, hizmet kalitesi ve kullanıcı deneyimi gibi doğrudan ziyaretçi geri bildirimlerine dayanan kriterlerle belirleniyor. Bu başarı, Merit Park’ın yalnızca bölgesel değil, uluslararası ölçekte rekabet edebilen bir hizmet standardına ulaştığını ortaya koyuyor. KKTC TURİZMİNE KATKI ARTARAK DEVAM EDİYOR Merit Park’ın elde ettiği bu çifte başarı, KKTC turizmi açısından stratejik bir anlam taşıyor. Uluslararası platformlarda elde edilen bu tür ödüller, KKTC’nin global turizm haritasındaki görünürlüğünü artırıyor Yeni turist akışını destekleyerek ekonomiye doğrudan katkı sağlıyor. Özellikle Doğu Akdeniz’de rekabetin giderek arttığı bir dönemde, bu tür başarılar ülkenin turizm markalaşma sürecinde kritik rol oynuyor. SEKTÖRE GÜÇLÜ REFERANS Sektör temsilcileri, Merit Park’ın elde ettiği bu ödüllerin yalnızca bir tesis başarısı değil, aynı zamanda KKTC turizm sektörünün ulaştığı seviyenin bir göstergesi olduğunu vurguluyor. Merit Park Hotel & Casino’nun uluslararası platformlarda elde ettiği bu başarıların, önümüzdeki dönemde ülke turizmine daha fazla katkı sağlaması bekleniyor.

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı Haber

İzmir’de sağlık turizmi ele alındı

İzmir’de sağlık turizm sektörünü ve sektöre dair yol haritasının anlatılacağı Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) işbirliğinde gerçekleştirilen toplantı, İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, önde gelen sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı. ÖZTAN: SAĞLIK TURİZM SEKTÖRÜ GERİLEME YAŞIYOR TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizm Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Öztan, sağlık turizminin süreç içerisinde gerilediğini belirterek, “Bu bölge toplantılarımızı 2003’ten beri düzenliyoruz. Temel amacımız tabana yayılmak, aktörlerle buluşmak, bölgenin ihtiyaçlarını öğrenmek ve bu ihtiyaçlarla birlikte kamuyla köprü bulmak ve çözüm oluşturmaya çalışmak. TOBB içerisinde sektörler temsil ediliyor, meclisler üzerinden yetkili merciler ile temas noktası olabilmek. Sektörümüz çok hızlı başlangıç yapan ve sorunlar ön planda yer alan bir sektör haline geldi. 2024 yılında 3 milyar dolar ile başladık, 2025 yılında gerilemeler var. Bu bize çok iyi bir haber olmadı. Hizmet ihracatı içinde ciddi artış yaşanıyor. 150 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Niş sektör olmaktan ziyade uluslararası sektör haline geldi. Rekabet çok üst düzeyde. Kalite üzerinden rekabet ediliyor” dedi. ‘SEKTÖR GENELDE KÜÇÜLÜRKEN İZMİR’DE BÜYÜME VAR’ Öztan, İzmir’in tam aksi yönde büyüdüğünü ve potansiyelinin yüksek olduğunu anlatarak, “Bazı bölge ve şehirleri ön plana çıkardık. Tüm ülkeye yayılan bir sağlık turizm politikası hedefleniyor. İzmir ve Ege bizim için çok önemli bir yer. Ege Bölgesi bizim için en önemli alanlardan bir tanesi. Sağlık turizmde önemli bir yer kaplamış durumda İzmir. Yüzde 5’e kadar arttırmış bir rolü var. Sektör yerinde sayarken İzmir büyümüş durumda. İzmir’de farklı bir dinamik var. Dünya genelinde sağlık turizmi hizmet olarak evriliyor. Operasyon ve tedavi için değil de yaşam kalitesini arttıracak destinasyon talep ediliyor. İzmir tedavi ve yaşam kalitesi konusunda ileri bir noktada. Yüzde 63’ü İzmir’de bulunuyor Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının” ifadelerini kullandı. ‘BALÇOVA İLE SINIRLI DEĞİLİZ, DİKİLİ VE SEFERİHİSAR YÜKSELİYOR’ Öztan’ın ardından kürsüye İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener kürsüye çıktı. Özgener şunları söyledi: Sağlık turizmi, dünyada hızla büyüyen ve rekabetin giderek derinleştiği stratejik bir alan haline gelmiş durumda. Artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacı; hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendiriyor. Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Medical Tourism Market (2023-2032) araştırma raporuna göre, bugün 100 milyar dolar bir pazar hacmine sahip sektörün 2032 yılına kadar 300 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılın oniki ayına yayılan kapasitesiyle, ülke ekonomileri için kritik önem taşıyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını arttırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz: Medikal Turizm, Termal Turizm, Sağlıklı Yaşam ve Üçüncü Yaş Turizmi. Medikal turizmde İzmir estetik operasyonlar, saç ekimi ve diş tedavileri gibi alanlarda Avrupa’dan hasta çekebilen bir şehir. Hem yüksek kalite sunuyoruz hem de ciddi bir maliyet avantajımız var. Termal turizmde sadece mevcut kapasitemizle değil, henüz tam anlamıyla değerlendirilmemiş büyük bir zenginlikle öne çıkıyoruz. Balçova’daki aktif tesislerimizin yanı sıra Dikili ve Seferihisar gibi bölgelerde, doğru yatırımlarla dünya ölçeğinde cazibe merkezi haline gelebilecek güçlü kaynaklarımız bulunuyor. ‘İZMİR, UZUN SÜRELİ SAĞLIK KONAKLAMASI İÇİN İDEAL ŞEHİR’ Yine, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizminde kentimizin iklimi, yaşam kalitesi ve güvenli şehir yapısı özellikle uzun süreli konaklama ve tedavi süreçleri için önemli bir avantaj sağlıyor. Avrupa’da milyonlarca emeklinin, yılın önemli bir bölümünü farklı ülkelerde geçirmeyi tercih ettiği düşünüldüğünde; İzmir bu talebi karşılayabilecek en güçlü adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Coğrafi konumumuz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde Almanya’dan veya Hollanda’dan gelen bir ziyaretçi, sabah uçağa binip aynı gün İzmir’de tedavi sürecine başlayabiliyor. Dolayısıyla bu erişilebilirlik, kentimizi hızlı ve pratik bir merkez haline getiriyor. İzmir’in sunduğu imkanlar yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı değil. Kentimize tedavi için gelen bir ziyaretçi aynı seyahat içerisinde Efes Antik Kenti’ni ziyaret edebiliyor, Meryem Ana Evi gibi önemli inanç turizmi merkezlerini görebiliyor veya Kemeraltı ya da Urla’da gastronomi deneyimi yaşayabiliyor. Bu çok katmanlı turizm deneyimi, İzmir’i yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomi turizmini bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon haline getiriyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı bir başarıya dönüştürebilmek için, sağlık turizmini yalnızca sağlık hizmetleri perspektifinden değil; bütüncül bir değer zinciri olarak ele almak durumundayız. Çünkü sağlık turizmi; ulaşım altyapısından konaklama kalitesine, dijital tanıtımdan uluslararası akreditasyona, insan kaynağından şehir deneyimine kadar uzanan çok boyutlu bir ekosistemi gerektiriyor. ‘İZMİR BU YARIŞTA GÜÇLÜ BİR KONUMDA’ Bu noktada İzmir’in en büyük avantajı, güçlü kurumları, nitelikli insan kaynağı ve iş birliği kültürü ile bu ekosistemi oluşturabilecek kapasiteye sahip olması. Önümüzdeki dönemde; uluslararası tanıtım faaliyetlerini daha hedef odaklı hale getirmeli, dijital platformlarda görünürlüğümüzü artırmalı, sağlık kuruluşlarımızın uluslararası akreditasyon süreçlerini desteklemeli, nitelikli ara insan kaynağı yetiştirmeye odaklanmalı ve en önemlisi, tüm paydaşları kapsayan koordineli bir yönetim modeli oluşturmalıyız. Çünkü artık rekabet sadece ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanıyor. Ve bu rekabette öne çıkanlar; vizyonunu net ortaya koyan, birlikte hareket edebilen ve kendini doğru anlatabilen şehirler oluyor. İzmir olarak bizler; sahip olduğumuz doğal zenginlikler, güçlü sağlık altyapımız, yaşam kalitemiz ve stratejik konumumuzla bu yarışta güçlü bir konumdayız. ‘GÜÇLÜ HASTANELER YETMEZ, GÜÇLÜ SİSTEM GEREKİR’ İzmir Ticaret Odası olarak, gerek yerelde gerek uluslararası düzeyde bu alanda yürüttüğümüz çalışmalar bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Dünyada sağlık turizminde öne çıkan şehirler; yalnızca güçlü hastanelere sahip oldukları için değil, planlı sağlık yerleşkeleri kurabildikleri, kümelenme modellerini hayata geçirebildikleri ve turizm altyapısını sağlıkla entegre edebildikleri için başarıya ulaşıyor. Bugün dünyada rekabet eden şehirler; sadece bina yapan değil, yaşam alanı tasarlayanlar. İzmir’in de bu vizyonla hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık mesele tekil yatırımlar değil; bütüncül vizyon ortaya koyabilmek. İşte tam da bu noktada, İzmir için önümüzde güçlü bir fırsat bulunuyor. ‘İZMİR İÇİN KRİTİK BİR EŞİK: BİRLİKTE DÜŞÜNME ZAMANI’ Bugün gerçekleştirdiğimiz bu toplantı tam da bu ortak aklı oluşturmak için bizleri bir araya getirdi. Programımız kapsamında, medikal turizmden termal turizme, dijitalleşmeden mevzuat düzenlemelerine kadar birçok başlıkta görüşlerin paylaşılacağı bir çalıştay gerçekleştireceğiz. Bu çalıştaydan çıkacak fikirleri yalnızca bir toplantı çıktısı olarak kalmasını, elbette istemiyoruz. Amacımız; bu görüşleri bir araya getirerek İzmir Sağlık Turizmi Manifestosu oluşturmak ve kentimiz için güçlü bir yol haritası ortaya koymak. İnanıyorum ki bugün burada ortaya çıkacak fikirler, hem İzmir’in hem de Ege Bölgesi’nin sağlık turizmi yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak.

Kuşadası, Serdar Akdoğan 2025 Turizm Sezonunu Değerlendirdi Haber

Kuşadası, Serdar Akdoğan 2025 Turizm Sezonunu Değerlendirdi

Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan, 2025 yılını değerlendirdiği açıklamasında; "Ekonomisi turizme bağlı, dünyaca bilinen bir turizm destinasyonu olan ilçemiz, 2025 yılında iyi bir sezon geçirdi, ancak işletme karlılıkları bakımından beklenen rakamlara ulaşılamadı. Bunun en önemli nedeni maliyetlerdeki artışlar, döviz girdisi çok olan ilçemizde döviz kurunun düşük kalması ve enflasyonist ortam oldu" dedi. Akdoğan açıklamasına şu sözlerle devam etti: "2026 Yılına olumlu ve umutlu bir bakışla giriyoruz, ancak yükselen işletme maliyetleri, enflasyon baskısı ve uluslararası rekabet gibi faktörler, turizm sektörü üzerinde hala önemli bir baskı oluşturuyor. 2025 Yılında kruvaziyerde rekor kırdık, 2026’da ise daha da çok yükseliş bekliyoruz. Aynı zamanda ilçemize yatırımlar da devam ediyor. Tüm bunların her sektörden üyelerimize olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum" diye konuştu. 2025 Yılında yapılan kurum çalışmalarıyla ilgili de bilgi veren Akdoğan; "Biz üyeleriyle güçlü bağ kuran bir meslek örgütüyüz. Kanunun öngördüğü görevlerimizin yanında, bölge ekonomimize katkı sağlamaya 2025 yılında da devam ettik. Son dönemde üyelerimizin en fazla talep ettiği konu olan finansmana erişim ile ilgili olarak taleplerimiz neticesinde 2025 yılında da, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde "Nefes Kredisi" yeniden hayata geçirildi ve kredi ihtiyacı olan üyelerimiz, uygun şartlarda kredi çekme imkanına kavuştu. Aynı zamanda ilçemizin tanıtımında ve sürdürülebilir kalkınmasında uzun yıllardır etkin rol alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz. Bölgemizi turizm açısından 12 ay boyunca cazibe merkezi haline getirecek tanıtımlarla, yerli ve yabancı turistlerin potansiyelini arttırmayı, Kuşadası’nın en çok turist alan kent olmasında öncülük etmeyi hedefledik ve bunun için de Kuşadası Güvercin isimli sosyal medya sayfalarımızda yoğun çalışmalar yürütmeye devam ediyoruz. Odamızın fiziki şartlarıyla da bölgemize büyük katkı sağlıyoruz ve halen devam eden, hem üyelerimiz hem de tüm Kuşadası halkının yararlandığı sertifikalı ve sertifikasız eğitimlerimiz 2026 yılında da devam edecek" Başkan Akdoğan, açıklamasının sonunda 2026 yılının tüm dünyada ve ülkemizde 2025'den çok daha iyi geçmesini, ülkemiz ve Kuşadası için öncelikle sağlık ardından bolluk, bereket, barış ve umut dolu güzel günler getirmesini dilerim dedi ve tüm üyelerinin ve Kuşadası halkının yeni yılını kutladı.

Hacıalioğlu: TÜRSAB “Seçim Süreci Hukuksuzlukla İlerliyor” Haber

Hacıalioğlu: TÜRSAB “Seçim Süreci Hukuksuzlukla İlerliyor”

“TÜRSAB’ta Keyfiyetle Değil, Hukukla Yönetim Sağlanmalı” TÜRSAB Başkan Adayı M. Nezih Hacıalioğlu, yaklaşan 26. TÜRSAB Genel Kurulu öncesi, mevcut Başkan Firuz Bağlıkaya ve yönetimini demokratik ilkelerden uzak, hukuka aykırı hareket etmekle suçladı. Hacıalioğlu, seçim sürecinin kasıtlı olarak manipüle edilmekte olduğunu ve TÜRSAB üyelerinin haklarının sistematik olarak ihlal edildiğini belirterek, TÜRSAB Yönetim Kurulu’na resmi başvuruda bulundu. “Hacıalioğlu’ndan Seçim Reformu: TÜRSAB Genel Kurulu, WOW Convention Center’da Gerçekleşecek Hacıalioğlu, seçim sürecine ilişkin önceki yıllarda yaşanan ciddi sorunları gündeme getirerek sağlıksız, kapasitesi yetersiz, fuar alanı olarak kullanılan ve TÜRSAB’a yakışmayan bir ortamda gerçekleştirilen Genel Kurul salonunun yerinin değiştirilmesi için 9 Nisan’da gerekli başvuruları yapmıştı. Bu başvuruların sonucunda seçimlerin Lütfi Kırdar’dan WOW Convention Center’a alınması kararı çıktı. Hacıalioğlu, bu süreçte Bağlıkaya’ya karşı haklı mücadelesinin ilk sonucunu aldı. Hacıalioğlu 9 Nisan’da yaptığı aynı başvurunun içeriğinde Genel Kurul kararına uygun olarak üyelerin ulaşım ve konaklama giderlerinin karşılanması ve seçimlerin demokratik bir zeminde gerçekleşmesi için de girişimde bulunmuştu. Sürecin takipçisi olarak Bağlıkaya’ya karşı üyelerin ulaşım ve konaklama giderlerinin karşılanması hususundaki bu haklı mücadelesinde de haklı çıkıp galip gelmeyi hedefliyor. “Genel Kurul’un Meşruiyeti Zedelendi, Demokrasi Ayaklar Altına Alındı” Hacıalioğlu’nun başvurusu, 26. Genel Kurul öncesinde alınması gereken acil ve kritik önlemleri içeriyor. Hacıalioğlu, başvurusunda şu noktalara dikkat çekti: İstanbul dışından katılacak delegelerin ulaşım ve konaklama giderlerinin Genel kurulda alınan karara uygun olarak gerçekçi ve adil şekilde karşılanması, Genel Kurul’un demokratik, şeffaf ve adil bir şekilde yapılmasının güvence altına alınması. Hacıalioğlu, 2019 yılında alınan 24. Genel Kurul kararının, 2022’de hiçe sayıldığını ve delegelere yalnızca sembolik ödemeler yapılarak, Genel Kurul iradesinin ciddi şekilde sakatlandığını vurguladı. “Delegelerin ulaşım ve konaklama giderlerinin karşılanmaması veya sembolik ödemelerle geçiştirilmesi, açıkça hukuksuz bir yaklaşım olacak ve bu Genel Kurul’un iptalini gerektirebilir” dedi. “Seçim Süreci Sadece Keyfiyetle Değil, Hukuksuzlukla İlerliyor” TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın son açıklamalarına sert tepki gösteren Hacıalioğlu, Bağlıkaya’nın seçim sürecine dair yaptığı "İki, üç bin kişi İstanbul'a gelip burada oy kullanıyor, bunu makul bulmuyorum, komik buluyorum" açıklamalarını demokratik haklara ve seçim sürecine saygısızlık olarak değerlendirdi. “Bir meslek örgütünü yöneten kişi, delegelerinin iradesini hiç sayamaz. TÜRSAB, bir meslek birliği değil, kanunla kurulmuş kamu hizmeti sağlayan bir kurumdur. Başkan Bağlıkaya’nın bu açıklamaları, demokrasiye ve hukuka karşı açıkça bir meydan okumadır.” “Seçim Sonuçları Şimdiden Manipüle Edilmeye Çalışılıyor: Bin Oda Rezerve Edilmiş!” Hacıalioğlu, seçim sürecindeki skandal düzeydeki manipülasyon iddialarını da dile getirdi. Başvuruda yer alan bilgilere göre, mevcut yönetime yakın TÜRSAB ve TURSAV yöneticileri, seçim günü için 1000'in üzerinde oda rezerve ederek, Genel Kurul iradesini etkilemeyi hedefliyorlar. “Bu gizli rezervasyonlar, sadece mevcut yönetime yakın delegelere sağlanan konaklama avantajları, seçim sürecini manipüle etme amacını taşıdığı açıktır. Bu girişimlere izin vermeyeceğiz” dedi. “Keyfiyet Değil, Hukuk Kazanacak!” Hacıalioğlu, 1618 sayılı Kanun’un 34. maddesini hatırlatarak, TÜRSAB Yönetim Kurulu’nun Genel Kurul kararlarına sadık kalması gerektiğini vurguladı: “TÜRSAB’ın yönetimi hukuka dayalı olmak zorundadır. Mevcut yönetimin, hukukun üstünde hareket etmesi, ağır hukuki sonuçlara yol açacaktır.” Ayrıca, delegelerin ulaşım ve konaklama giderlerinin en az 25.000 TL olarak belirlenmesi gerektiğini savunan Hacıalioğlu, bu rakamın, Başkan Bağlıkaya’nın daha önce ifade ettiği “400–500 Euro” beyanlarıyla tutarlı olduğunu belirtti. “TÜRSAB Hukukla Yönetilmelidir, Keyfi İktidarlarla Değil” Başvurusunun sonunda Hacıalioğlu, bu yazıyı bir rekabet yaklaşımı değil, bir hukuk ve demokrasi mücadelesi olarak sunduğunu belirterek, şu çağrıyı yaptı: “Bu yazıyı sadece bir rekabet hamlesi olarak değil, tüm üyelerin eşit hakları ve demokratik iradeleri için yazıyoruz. TÜRSAB, keyfi yönetim anlayışıyla değil, hukukla yönetilmelidir. Başkan Bağlıkaya’yı, herhangi bir hukuki krize yol açmadan, demokratik ve yasal ilkelere uygun bir Genel Kurul yapmaya davet ediyorum.” TÜRSAB Başvurusu.pdf

Hamit Kuk: Türk Turizmi Değişmek Zorunda Haber

Hamit Kuk: Türk Turizmi Değişmek Zorunda

TÜRSAB Başkan Başdanışmanı ve Passo Tour şirketi sahibi Hamit Kuk, Türkiye turizminin geleceği hakkında önemli uyarılarda bulundu. Kuk, ülkemizin turizmde büyümesine rağmen rekabette geride kalabileceği riskine dikkat çekti. Kuk, dünya turizm sektörünün her yıl büyüdüğünü ancak Türkiye'nin bu büyümeden aldığı payın rakip ülkelerle kıyaslandığında yeterli olmadığını belirtti. "Rekorlar kırıyoruz" söylemlerinin sektörün gerçek sorunlarını göz ardı ettirdiğini ifade eden Kuk, turizmin dinamik bir yapıya sahip olduğunu ve sürekli değişim gösterdiğini vurguladı. Kuk'a göre Türk turizminin karşılaştığı başlıca sorunlar şunlar: Yeni rakipler: Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkeler büyük yatırımlarla yeni turizm merkezleri oluşturuyor. Değişen müşteri profilleri: Tüketici beklentileri hızla değişiyor. Aynı stratejilerin sürdürülmesi: Türkiye'nin yıllardır başarılı olduğu "mas turizmi" modelinin artık yeterli olmayacağı. Kuk, Türkiye'nin bu sorunlara çözüm bulması için şu önerilerde bulundu: Satış ve pazarlama stratejilerinin değiştirilmesi: Yeni pazarlara yönelik farklı stratejiler geliştirilmeli. Değişen müşteri beklentilerine uyum sağlanması: Müşterilerin talepleri doğrultusunda ürün ve hizmetler geliştirilmeli. Rekabetçi bir ortam yaratılması: Yeni teknolojiler ve yenilikçi yaklaşımlar benimsenmeli. Kuk, Türkiye'nin turizmde sürdürülebilir başarı için köklü bir değişim ve dönüşüme ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.