Hava Durumu

#Ramazan Bingöl

TOURISMJOURNAL - Ramazan Bingöl haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ramazan Bingöl haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Urfa’nın gastronomi adaylığı İstanbul’dan dünyaya duyuruldu Haber

Urfa’nın gastronomi adaylığı İstanbul’dan dünyaya duyuruldu

Bu prestijli adaylık, Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen özel bir lansmanla duyuruldu. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen geceye, İstanbul Valisi Davut Gül, Bayrampaşa Kaymakamı Abdullah Çiftçi, Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy, Cumhurbaşkanlığı Tarım Gıda Politikaları Kurulu Üyesi İş İnsanı Ramazan Bingöl, gastronomi dünyasının önde gelen isimleri, iş dünyasından temsilciler, kanaat önderleri, ünlü şefler ve basın mensupları katıldı. Lansman gecesi, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri kimliğini yansıtan Vox Humanis konseriyle başladı. Şanlıurfa’dan yükselen çağdaş bir çok sesli koro olan Vox Humanis; Anadolu’nun çok kültürlü müzik hafızasını Batı koro geleneğiyle buluşturan repertuvarıyla, bölgesel mirası evrensel bir sahne diliyle yorumlayan güçlü bir sanat odağı olarak geceye damga vurdu. Şanlıurfa’nın adaylığı, yalnızca bir şehir tanıtımı değil, insanlık tarihinin en erken yerleşimlerinden biri olan bu coğrafyanın, sofra kültürü üzerinden yeniden anlatılması anlamına geliyor. IGCAT (International Institute of Gastronomy, Culture, ArtsandTourism) tarafından yürütülen süreçte şehirler yalnızca mutfak zenginliğiyle değil, kültürel mirasın korunması, yerel üretimin sürdürülebilirliği ve gastronominin bir kalkınma modeli olarak ele alınması gibi çok katmanlı kriterler üzerinden inceleniyor. Adaylık Süreci ve Paydaşlar Unutulmaya yüz tutmuş Urfa yemeklerini yeniden gün yüzüne çıkarmak, geleneksel tarifleri kayıt altına almak ve ata tohumlarını koruyarak yerel üreticiyi güçlendirmek adına başlatılan bu sürecin ilk etabında, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile IGCAT arasında ön görüşmeler gerçekleştirildi. Ardından, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından Şanlıurfa'yı temsil etmek üzere, Harran Üniversitesi, Haliliye Belediyesi, Eyyübiye Belediyesi, Karaköprü Belediyesi, GAP İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası,SlowFood Türkiye Network ve Bureau Gastronomica’nın dahil olduğu güçlü bir paydaşlık komisyonu oluşturuldu. Hazırlanan başvuru dosyası, Barcelona'da düzenlenen IGCAT Danışma Kurulu Toplantısı'nda değerlendirildi ve Şanlıurfa, Türkiye'den bu ünvan için resmî aday ilan edilen ilk şehir oldu. “Sadece Bir Adaylık Değil” Lansmanda konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu buluşmanın yalnızca bir lansman değil, insanlık tarihinin en kadim sofralarından birinin etrafında gerçekleşen anlamlı bir buluşma olduğunu vurguladı. Şanlıurfa’nın tarihsel derinliğine dikkat çeken Gülpınar, şehrin kuruluş tarihinin bilimsel olarak kesin şekilde belirlenemeyen en eski yerleşimlerden biri olduğunu ifade ederek, her yeni arkeolojik bulgunun bu geçmişi daha da geriye taşıdığını belirtti. Yaklaşık 12 bin yıl önce bu topraklarda yaşanan büyük dönüşümün insanlık tarihini değiştirdiğini vurgulayan Gülpınar, buğdayın ilk kez ehlileştirilmesinin yalnızca bir tarımsal gelişme değil, aynı zamanda medeniyetin başlangıcı olduğunu söyledi. Göbeklitepe ve Karahantepe gibi alanların yalnızca geçmişi değil, bugünün sofra kültürünü de anlamlandırdığını ifade eden Gülpınar, Şanlıurfa’da gastronominin bir lezzet meselesinden çok bir hafıza meselesi olduğunu dile getirdi. Şanlıurfa mutfağının gücünün yalnızca çeşitliliğinden değil; toprakla, üretimle ve paylaşım kültürüyle kurduğu bağdan geldiğini de belirten Gülpınar, “Halil İbrahim Sofrası” geleneğinin bu şehrin yalnızca yemek değil, bir gönül kültürü ürettiğinin göstergesi olduğunu ifade etti. Şehrin yalnızca gastronomiyle değil, müzik kültürüyle de güçlü bir mirasa sahip olduğunu vurgulayan Gülpınar, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri unvanının bu çok katmanlı kültürel birikimin önemli bir yansıması olduğunu söyledi. Gastronomi Bir Kalkınma Modeli Şanlıurfa’nın bu süreci yalnızca bir unvan hedefi olarak değil, bütüncül bir kalkınma yaklaşımı olarak ele aldığını belirten Gülpınar; ata tohumlarının korunması, yerel üreticinin desteklenmesi ve geleneksel bilgi birikiminin geleceğe taşınması yönünde kapsamlı bir vizyon ortaya koyduklarını ifade etti. Gastronominin yalnızca tüketim değil, üretimden sofraya uzanan bir değer zinciri olarak ele alınacağını vurgulayan Gülpınar, turizmin yerel yaşamı dönüştüren değil, onunla birlikte büyüyen bir modelle ilerlemesi gerektiğini belirtti. “Türkiye’de Her Şey Var…” Türkiye’nin gastronomi potansiyeline de değinen Gülpınar, şu ifadeleri kullandı:“Türkiye’de her şey var. Ürün var, kültür var, hikâye var… Ama bu hikâyeyi dünyaya anlatacak güçlü bir modele ihtiyacımız var. Biz bu süreci, tam da bu ihtiyaca cevap verecek bir yolculuk olarak görüyoruz.” Şanlıurfa: Geçmişin Hafızası, Geleceğin Mutfağı IGCAT tarafından alınan adaylık kararının resmi olarak iletildiğini belirten Gülpınar, sürecin tüm paydaşlarla birlikte titizlikle yürütüleceğini ve Şanlıurfa’nın 2029 yılında bu unvanı kazanması için kararlılıkla çalışacaklarını da ifade etti. “12 bin yıllık yaşayan bir anlatım” Bu özel gecede video ile mesajını ileten IGCAT Başkanı Diane Dodd yaptığı konuşmada, Şanlıurfa'yı bu kadar eşsiz kılan enerjiyi, lezzetleri ve hikayeleri deneyimlemeyi çok istemesine rağmen İstanbul’a gelemediğini ifade etti ve “Bugün sadece bir kutlama değil. Vizyonun bir takdiridir. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar'ın liderliği ve birçok özverili paydaşın ortak çabası sayesinde Şanlıurfa, olağanüstü mirasını dünyayla paylaşmak için öne çıktı. Bu muhteşem bir hikaye. Gastronominin bir trend değil, 12 bin yıllık yaşayan bir anlatı olduğu bir yer. Taş Tepeler'den alınan ilham, bu toprakların medeniyetin beşiklerinden biri olduğunu, yiyecek, kültür ve topluluğun zaten derinlemesine iç içe geçtiğini hatırlatıyor. Ve bu bugün de devam ediyor’ dedi. “Bu sadece bir unvan değil, bir yolculuk” Dodd, UNESCO Müzik Şehri olarak Şanlıurfa’nın çok güçlü bir şeyi somutlaştırdığını da söyledi ve “müzik ile gastronomi arasında ayrılmaz bir bağ var. Sıra gecelerinde sadece geleneği değil, hem yerlilere, hem de ziyaretçilere hitap eden canlı, nefes alan bir kültürel deneyimi görüyoruz. Dünya Gastronomi Bölgesi Ödülü tam olarak bunu temsil ediyor. Bu sadece bir unvan değil, bir yolculuk. Bölgelerin yerel ekonomilerini güçlendirmelerine, üreticileri desteklemelerine, biyoçeşitliliği korumalarına ve yemek kültürleriyle gurur duymalarına yardımcı olan bir yolculuk. Uluslararası görünürlük yaratıyor. Ancak daha da önemlisi, yerel kimliği ve direnci güçlendiriyor. Şanlıurfa için, Türkiye'den aday gösterilen ilk bölge olmak zaten tarihi bir adım. Güveni gösteriyor. Hırsı gösteriyor. Ve bu, dünyaya net bir mesaj gönderiyor: Bu bölge, kültürü, mirası ve insanlarıyla liderlik etmeye hazır. Bu adaylık önemli çünkü sadece tanınmakla ilgili değil, gelecekle ilgili. Genç nesillerin geleneklerinin değerini gördüğü bir gelecek. Yerel ürünlerin hak ettikleri takdiri kazandığı bir gelecek. Ve gastronominin geçmiş ile gelecek, yerel ile küresel arasında bir köprü haline geldiği bir gelecek. Şanlıurfa'yı çok yakında ziyaret etmeyi, bu zenginliği bizzat deneyimlemeyi ve bu yolculuğa birlikte devam etmeyi gerçekten dört gözle bekliyorum. Bu önemli dönüm noktası için hepinizi tebrik ederim” diyerek sözlerini noktaladı. “Şanlıurfa’nını değerleri yerelden ulusala aktarılacak” Geceyi katılan İstanbul Valisi Davut Gül de yaptığı konuşmada; “Yaklaşık 5 yıl Gaziantep’te görev yaptım. Bu süre içerisinde Şanlıurfa’nın değerlerini, potansiyelini daha yakından tanıma fırsatı yakaladım. Bugün yapılan iş geç kalınmış, ama Şanlıurfa’mıza yakışır, mutlaka da olması gereken bir etkinlik. Dünyanın en eski kültürlerine sahip olan bir coğrafyada ata tohumundan başlayarak, verimli topraklarda, yüzyıllardır bu verimli ürünleri yetiştiren ve aynı şekilde bu ürünleri geleneksel pişirme teknikleriyle bugünlere getiren, dünyanın her tarafında yeme içmenin tek tipleştiği, giyimin tek tipleştiği, kültürün tek tipleştiği bir dönemde, atmosferde yerliliği muhafaza ederek bugünlere kadar gelen, adeta altın kıymetinde bir nimetimiz var. Eksik olan, Şanlıurfalıların da bildiği, Şanlıurfa’ya gelenlerin, Şanlıufra dostalarının bildiği, bu güzel lezzetleri bütün dünyaya tanıtmak. Burada Büyükşehir Başkanı’nın öncülüğünde, ekibiyle, basınıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, paylaşlarıyla Şanlıurfamız görücüye çıktı. İnanıyorum ki Şanlıurfa’nın lezzetleri, musikisi tanındığında, değerleri yerelden ulusala aktarılmış olacak” diyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Sofranın Hikayesi Cumhurbaşkanlığı Tarım Gıda Politikaları Kurulu Üyesi, İş İnsanı Ramazan Bingöl’ün konuşmasının ardından, Şanlıurfa kökenli Şef Gökhan Çilak tarafından, Göbeklitepe’nin de içinde bulunduğu Taş Tepeler arkeolojik kazılarından elde edilen bulguların ilhamıyla kurgulanan, Tersane İstanbul Executive Şefi Efe Anıl Çetin ve mutfak ekibinin katkılarıyla hazırlanan özel menünün sunumuna geçildi. “Toprağın Armağanı”, “Paylaşımın Mutfağı” ve “Geleceğin Yorumu” başlıkları altında şekillenen bu çok katmanlı sofra, Şanlıurfa’nın kadim gastronomi mirasını günümüz yorumuyla bir araya getirerek, insanlığın ilk yemek pratiklerinden bugüne uzanan bir hikâyeyi davetlilere deneyimsel bir anlatıyla sundu. Gökhan şef menüyü tasarlarken, sadece günümüzün yöresel mutfağını yansıtmayı düşünmediğini söyledi. Asıl amacının, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de karşımıza çıkan insanlık tarihinin o en erken yerleşim ve ortak yaşam izlerini, binlerce yıldır bu topraklarda var olan tahıl, baklagil, yabani ot ve ateş kültürüyle birleştirerek profesyonel mutfak diliyle yeniden yorumladığını ifade etti. “Topla, Öğüt, Közle, Paylaş’ “Bu akşam kurduğumuz sofra bir yemek akışından ibaret değil. Şanlıurfa’nın binlerce yıllık gıda hafızasını ve bugün hala capcanlı olan mutfak bilgisini bir araya getiren bir anlatı” diyen Gürkan Şef, menünün her parçasında bambaşka bir hikaye olduğunun altını çizdi ve her tabağın hikayesini şöyle anlattı. “Menünün bir parçası olan her tabak aslında, bu uzun hikayenin farklı bir aşamasını ve katmanını anlatıyor. Yabanın bahşettiklerini anlamak için “Toplamak”. Göbeklitepe’deki o binlerce öğütme taşının emeği ve zamanı temsil eden sesine kulak vermek için “Öğütmek.” Ateşin Şanlıurfa mutfağındaki dönüştürücü gücüyle Şanlıurfa bozkırının yeraltı hazinesi olan keme mantarını “Közlemek.” Ve elbette Şanlıurfa’nın en büyük değerlerinden olan topluluk duygusuyla, yemeğin aslında birlikte yenmek için var olduğunu hatırlayarak sevdiklerimizle “Paylaşmak.”.

Afyon Haşhaşı Görsel Şölenle Tanıtıldı Haber

Afyon Haşhaşı Görsel Şölenle Tanıtıldı

AFYONKARAHİSAR (İHA) - Türkiye’nin ve dünyanın tanıdığı Afyon Haşhaşı, "Anadolu’daki Bereket, Birikim ve Beceri" mottosuyla tanıtıldı. Afyonkarahisar’ın en değerli ürünlerinden biri olan haşhaş, Türk mutfağındaki yeri ve kültürel önemiyle katılımcılara sunuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda düzenlenen "Anadoludakiler Projesi" kapsamında Afyon Bereketi Haşhaş etkinliği gerçekleştirildi. Kentteki bir termal otelde düzenlenen etkinlikte, haşhaşın tarihi ve gastronomik değeri hakkında katılımcılara bilgi verildi. Açılış konuşmasını yapan Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, şehrin köklü kültürü ve mutfak mirasına dikkat çekerek, haşhaşın sadece bir gıda ürünü değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve bereket sembolü olduğunu vurguladı. "Bizler de bugün burada şehrimizin eşsiz mirasının bir parçası olan haşhaşın tarihsel ve kültürel önemini vurgulamak, bu değerimizi gelecek nesillere taşımak için bir araya geldik. Çünkü 'Haşhaş', yalnızca mutfağımızda yer alan bir ürün olmanın ötesinde, bizim için bir geçmişin, bir geleneğin, bir yaşam biçiminin ve bereketin sembolüdür. Bu etkinlik, Afyonkarahisar'ımızın gastronomik değerini tanıtmanın yanı sıra, aynı zamanda haşhaşın sağlık, tarih ve lezzet alanında sahip olduğu derin anlamı bir kez daha gözler önüne serecektir" dedi. "EKONOMİK KALKINMAYA VE TURİZME KATKI SAĞLAYACAK" Haşhaşın tanıtımının bölge ekonomisine de büyük katkı sağlayacağını belirten Vali Yiğitbaşı, Afyonkarahisar mutfağında inovatif ürünler geliştirme konusunda büyük bir ivme kazanılacağını ifade etti. "UNESCO tescilli mutfağımızın bu değerleri, coğrafi işaretler ile tescillenerek ülke genelinde hak ettiği yeri bulacaktır. Bu süreç, aynı zamanda hem ekonomik kalkınma hem de turizm açısından büyük katkılar sağlayacaktır. Afyonkarahisar’ımızın, bu güzel etkinlik ile yeniden gastronomik mirasına sahip çıkacağını ve bu mirası geleceğe taşımak için önemli bir adım atacağını düşünüyorum. Hep birlikte, bu coğrafyanın eşsiz zenginliklerini, geleneksel tatları geleceğe taşımak adına el birliğiyle çalışacağımıza olan inancım tamdır" dedi. Gastronomi dünyasından ünlü şefler Ramazan Bingöl, Mahmut Dolmacı ve Ebru Baybara Demir’in katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, haşhaş kullanılarak hazırlanan yöresel lezzetler misafirlere sunuldu. Afyonkarahisar, bu etkinlikle mutfak mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma yolunda önemli bir adım attı.

"Ramazana kadar lokantalarda fiyatları sabitleyelim" çağrısı Haber

"Ramazana kadar lokantalarda fiyatları sabitleyelim" çağrısı

Marketler "fiyat sabitleme" hamlesi yaptı, restoran ve lokantaların çatı örgütü TÜRES'ten yeni bir adım geldi. TÜRES Başkam Ramazan Bingöl, üyelerine "fiyat sabitleme çağrısı" yaptı. ELİMİZİ TASIN ALTINA KOYALIM Tüm Restoran ve Turizmciler Demeği (TÜRES) Başkanı Bingöl sektöre şöyle seslendi: "Son dönemde birçok emtia ve girdi fiyatında gerileme yaşandı. Dolardaki hareketlilik duruldu. Bu nedenle tüm restoran ve lokantalara ramazan ayına kadar fiyat sabitleme çağrısında bulunuyoruz. Gelin, enflasyonla mücadelede hep beraber elimizi taşın altına koyalım." RAMAZANA AZ KALDI Ramazan ayının başlamasına yaklaşık 2,5 ay kaldığım aldıklarım da hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Orta gelirlilere hitap eden restoran ve lokantalarda tüketicilerin sürpriz fiyatlarla karşılaştığına dair şikayetler alıyoruz. Müşterilerin yüksek ve sürpriz fiyatlarla karşılaşmamaları için işletmelere, kapılarına menüleri asmaları çağrısında bulunuyoruz. Bu konuda girişimlerimiz de olacak. Gelen müşteri oturmadan fiyatlara bakabilsin ve sonradan bir sürprizle karşılaşmasın. SABİTLEME DON KİŞ0T'LUK OLUR Ramazan Bingöl'ün "fiyat sabitleme" çağrışım Hürriyet'e değerlendiren restoran işletmecileri ise sürecin zincirin ilk halkasından başlaması gerektiğini belirterek, "Keşke yapabilsek ama bu, uygulanamaz bir hayal" karşıığı verdi. Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Demeği (TÜRYİD) Başkanı Kaya Demirer, bu çağrıyı "Rasyonellikten uzak bir yaklaşım" olarak nitelendirdi. "Girdiler sabit değilse fiyatların sabitlenmesi gibi bir denklem düşünülemez" diyen Demirer, şöyle devam etti: "Biz fiyatları misafirlerimizin alım gücüne göre belirliyoruz. Giderlerimi ödeyebilir miyim, kalanla yatırım yapabilir miyim diye bakıyor, kalan fark eğer müşterinin alım gücünü aşıyorsa zaten feragat ediyoruz. Ancak bu şartlarda fiyatları sabit tutmanın intihara teşebbüsten farkı yok. Bu, Don Kişot'luk olur. RAMAZANI SABİT FİYATLA GEÇİRİYORUZ KÖŞEBAŞI Restoranları Kurucusu Ali Akkaş da fiyat sabitlemeye yönelik "Ne yazıkki içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam nedeniyle çok mümkün olan bir uygulama değil. Keşke yapabilsek ama kiralar artıyor, asgari ücret artıyor, girdiler yükseliyor ve işletmelerin sabit fiyat uygulaması imkansız hale geliyor" yorumunu yaptı. Ramazan Bingöl'ün ramazan payı için yaptığı çağrıyı da değerlendiren Akkaş, şöyle konuştu: "Biz ve bizim gibi bir çok işletme zaten Ramazan ayını sabit fiyatla geçiriyor. Sunduğumuz fiks menülerle Ramazan ayı boyunca sabit fiyatla hizmet sunuyoruz. Fiyatlarımızı girdi maliyetleri belirliyor ve mecbur kalmadıkça aynı fiyatla devam ediyoruz. Elbette herkes en iyi hizmeti en makul fiyatla sunmaya çalışıyor. Sonuçta piyasada rekabet var. DENGE KORUNURSA KATKI SAĞLARIZ Kirpi Cafe Genel Müdürü Caner Dınız, Bingöl'ün çağrı için: "Yapılabilir ama diğer girdileri de sabitlemek gerekiyor" şeklinde yanıt verdi. Diniz, ramazan ayı için katkı sağlanabileceğini sözlerine ekledi. MATEMATİK TUTMAZ FİRE Room Kurucu Ortağı Hazer Amanı ise artan maliyetler karşısında fiyat sabitlemenin mümkün olamayacağını söyledi. "Hammadde fiyatları sabitlenirse biz de restoranlarımızda memnuniyetle fiyat sabitlemesi yaparız" diyen Amani, belli bir matematik tutturmaya çalıştıklarını anlattı. Amani, "Orta segment restoranlarda pahalılık var. İyi yemeğe erişimin yaygınlaşması için sokak lezzetleri işine girdim ama girdi maliyetleri nedeniyle bu alanda da fiyatlar artıyor. Benim için önemli olan ulaşılabilir lezzetler yapmak. Matematik tutarsa elbette memnuniyetle sabitleme yapılır" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.