Hava Durumu

#Petrol

TOURISMJOURNAL - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD–Venezuela Arasında Direkt Uçuşlar Yeniden Başladı Haber

ABD–Venezuela Arasında Direkt Uçuşlar Yeniden Başladı

Miami-Karakas uçuşu, siyasi gerilimler ve hava ulaşımı kısıtlamaları nedeniyle yıllardır askıda olan ABD-Venezuela hattını yeniden açtı. ABD ile Venezuela arasındaki yaklaşık yedi yıl aradan sonraki ilk doğrudan ticari uçuş, perşembe günü Miami’den Karakas’a ulaştı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki bağlantıların yeniden canlandırılması açısından önemli bir adım oldu. ABD’li havayolu şirketi American Airlines tarafından gerçekleştirilen uçuş, siyasi gerilimler ve güvenlik kaygıları nedeniyle 2019’da uygulamaya konan askıya alma kararının ardından hava bağlantılarının kademeli olarak yeniden kurulmasını simgeliyor. Bu süre boyunca yolcular, üçüncü ülkeler üzerinden dolaylı rotaları kullanmak zorunda kalıyordu. Yaklaşık üç saat süren uçuş, yolcular tarafından heyecanla karşılandı. Yolcuların birçoğu, ABD’de yaşayan Venezuela diasporasının üyeleriydi ve yıllar süren kısıtlamaların ardından ülkelerine aktarmasız dönebilme imkanını kutladı. Uçağın inişinin ardından kaptan pilot, camlardan birinden Venezuela bayrağı gösterdi. Yolcular ise merdivenlerden Güney Amerika ülkesinin küçük bayraklarını taşıyarak indi. Bu uçuşla birlikte Beyaz Saray’dan bir heyet de Karakas’a indi. ABD’li iş insanlarının da eşlik ettiği heyetin amacı, enerji, petrol ve gaz gibi sektörlerde ekonomik iş birliği anlaşmalarını ilerletmekti. Heyeti pistte Venezuela Ulaştırma Bakanı Jacqueline Faria, Dışişleri Bakan Yardımcısı Oliver Blanco ve ABD Maslahatgüzarı John Barrett’ın da aralarında bulunduğu yetkililer karşıladı. Yetkililer, ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin imzalanmasının 250. yılı nedeniyle kırmızı, beyaz ve mavi renklerle süslenen uçağın kapılarını açmasını alkışlarla karşıladı. Bu ilk doğrudan bağlantıyla ABD ve Venezuela, iki ülke arasındaki seyahat imkanlarını yeniden tesis etme yönünde bir adım daha attı. Operasyon koşullarının istikrarlı kalması halinde, gelecek haftalarda uçuş sıklığının artırılması planlanıyor.

Dünya Bankası: İran gerilimi enerji fiyatlarını uçurabilir Haber

Dünya Bankası: İran gerilimi enerji fiyatlarını uçurabilir

Dünya Bankası'nın salı günü yayınlanan son Emtia Piyasaları Görünümü raporu, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı ablukasının küresel piyasalarda "tarihi bir şok" yaratmasıyla, enerji fiyatlarında bu yıl yüzde 24’lük bir sıçrama öngörüyor. Öngörülen bu artış, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinden bu yana görülen en büyük enerji fiyat sıçraması anlamına geliyor. Yüksek enflasyonu kalıcılaştırma ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ilerlemeyi sekteye uğratma riski taşıyor. Rapora göre, küresel emtia piyasaları son 4 yılın en dalgalı döneminden geçiyor. 2026 yılı boyunca toplam emtia maliyetlerinde yaşanacak yüzde 16’lık genel artışa, enerji ve gübre fiyatlarının öncülük etmesi bekleniyor. Bölgesel istikrarsızlık, halihazırda kayıtlara geçen en büyük petrol arzı kesintisine yol açtı. Kriz süresince küresel petrol üretimi günde 10 milyon varilden fazla düşüş gösterdi. Bazı fiyatlar ilk zirve noktalarından gerilemiş olsa da çalışma, altyapı saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye darboğazlarının kalıcı etkileri nedeniyle enerji maliyetlerinin öngörülebilir gelecekte yüksek seviyelerde kalacağını ortaya koyuyor. Analistler, mevcut krizin geçtiğimiz yıl boyunca emtia fiyatlarında gözlemlenen düşüş eğilimini fiilen tersine çevirdiğini belirtiyor. Bu durumun bir stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon) ortamı yarattığı ve merkez bankalarının faiz oranlarını yönetmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse, konuya ilişkin şu uyarıda bulundu: "Hükümetler, piyasaları bozabilecek geniş kapsamlı ve hedefsiz mali destek verme eğilimine direnmelidir. Bunun yerine, önümüzdeki aylarda yaşanacak ekonomik belirsizlik sürecini atlatabilmeleri için en savunmasız hanelere yönelik geçici yardımlara odaklanılmalıdır." Fırtınanın merkezindeki petrol ve gaz piyasaları Şu anki piyasa istikrarsızlığının başlıca nedeni, Orta Doğu'daki denizcilik rotalarındaki eşi görülmemiş kesinti. Dünyadaki deniz yoluyla ham petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sini taşıyan kritik bir deniz geçidi olan Hürmüz Boğazı'ndaki trafik, savaş boyunca neredeyse tamamen durdu. Dünya Bankası'na göre, Brent türü ham petrolün 2026 yılı boyunca varil başına ortalama 86 dolar seviyesinde seyretmesi bekleniyor, bu da 2025'te kaydedilen 69 dolarlık ortalamaya kıyasla keskin bir artış anlamına geliyor. Bu öngörü, en ağır kesintilerin mayıs ayı itibarıyla hafiflemeye başlayacağı ve yıl sonuna kadar taşımacılık hacimlerinin kademeli olarak savaş öncesi seviyelere döneceği varsayımına dayanıyor. Haberin yazıldığı sırada ABD gösterge petrolü WTI'nın fiyatı varil başına 102 doların üzerindeydi, uluslararası referans olan Brent petrol ise 3 haftadır ilk kez 110 doların üzerine çıkmıştı. BAE ayrıca, salı günü yaptığı açıklamada, 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+'tan ayrılacağını duyurdu. Ülkenin enerji bakanı, bu kararı, "değişen talebi karşılamaya yardımcı olmak" amacıyla ülkenin enerji stratejisinin yeniden yapılandırılmasıyla gerekçelendirdi ve petrol üretiminde "kademeli bir artış" sözü verdi. Ek arzın fiyatların düşmesine katkı sağlayıp sağlamayacağı ya da büyük petrol tedarikçileri arasındaki daha zayıf koordinasyonun kriz ortamında tersine bir etki yapıp yapmayacağı ise henüz belli değil. Dünya Bankası, çatışmanın uzaması ya da daha fazla bölgesel aktörü içine alacak şekilde yayılması halinde fiyat baskısının daha da artacağı uyarısında bulunuyor. Mevcut temel senaryoda bile yaşanan şok, diğer enerji sektörlerinde ciddi dalgalanmalara yol açmış durumda. Çalışma, ülkelerin alternatif enerji kaynaklarını güvence altına almak için seferber olmasıyla birlikte petrol piyasasındaki oynaklığın doğalgaz ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) göstergeleri üzerinde doğrudan etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa Birliği, İran savaşı başladığından bu yana fosil yakıt ithalatı için fazladan 27 milyar euronun üzerinde harcama yapmak zorunda kaldı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da durumu şimdiden tarihin en büyük enerji güvenliği tehdidi olarak nitelendiriyor. Artan yakıt maliyetlerinin, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ekonomilerde istihdam yaratma ve sanayi yatırımları üzerinde ciddi etkiler yaratarak küresel büyümeyi frenlemesi bekleniyor. IMF bu ay, 2026 için küresel büyüme tahminini önceki öngörüsüne kıyasla 0,2 puan indirerek yüzde 3,1'e, Euro Bölgesi için büyüme beklentisini ise yüzde 1,4'ten yüzde 1,1'e çekti. Savaş, IMF'nin küresel enflasyon beklentisini de yüzde 4,4'e yükseltti. Enerji piyasalarındaki dalgalanmanın 2027'ye sarkması halinde ise Fon, küresel büyümenin yüzde 2'ye kadar düşebileceği "ağır bir senaryo" konusunda uyarıyor. Jeopolitik dalgalanma ve yayılma etkisi Dünya Bankası raporunun özel odak bölümü, jeopolitik risklerin piyasa istikrarı üzerindeki orantısız etkisini vurguluyor. Analize göre çatışmaların tırmandığı dönemlerde petrol fiyatlarındaki dalgalanma, daha sakin dönemlere kıyasla yaklaşık 2 kat daha yüksek. Çalışma, özellikle jeopolitik nedenlerle küresel petrol üretiminde yaşanan yüzde 1'lik bir düşüşün, fiyatları ortalama yüzde 11,5 artırma eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Bu şokların güçlü bir "taşma" etkisi bulunuyor; diğer emtia piyasalarına yansıması, normal koşullara göre yaklaşık yüzde 50 daha güçlü oluyor. Rapora göre, jeopolitik bir şokun tetiklediği yüzde 10'luk bir petrol fiyatı artışı, yaklaşık bir yıl sonra doğalgaz fiyatlarının zirve seviyesini yüzde 7, gübre fiyatlarını ise yüzde 5'in üzerinde yükseltiyor. Bu gecikmeli etkiler, Orta Doğu'daki çatışma yakın vadede çözülse bile küresel ekonominin enflasyonist baskıyı gelecek yıl boyunca hissetmeye devam edeceği anlamına geliyor.

Rodos’ta turizm krizi: Rezervasyonlar iptal, esnaf zor durumda Haber

Rodos’ta turizm krizi: Rezervasyonlar iptal, esnaf zor durumda

Akdeniz’in önemli turizm merkezlerinden Rodos Adası’nda esnaf, rezervasyon iptalleri ve turist sayısındaki düşüş nedeniyle ciddi kayıp yaşadıklarını belirtiyor. Bazı işletmelerde iş hacmi %25’e kadar gerilerken, genel düşüşün %75 seviyesinde olduğu ifade ediliyor. Bölge halkı ise savaşın sona ermesini umut ediyor. CNN TÜRK Muhabiri İlayda Karaca ve Caner Emre Kınacı Rodos Adası'ndan aktardı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaş ikinci ayına yaklaşırken, sahadaki çatışmalar kadar küresel etkileri de büyüyor. Bir yanda barış umutları korunurken, diğer yanda artan saldırılar endişeyi derinleştiriyor. Savaşın doğrudan etkileri bölgeyle sınırlı kalmazken; petrol, altın ve birçok sektörde dalgalanmalar dikkat çekiyor. Bu etkilerin hissedildiği noktalardan biri de Akdeniz’in önemli turizm merkezlerinden Rodos Adası. Yaklaşık 1400 kilometrekare yüz ölçümüne sahip ada, özellikle uluslararası turistler açısından Yunanistan’ın öne çıkan destinasyonlarından biri. Ancak savaşın yarattığı belirsizlik, turizm hareketliliğini ciddi biçimde etkilemiş durumda. Rodos esnafı, yaşanan durumu şu sözlerle anlattı: “Genelde bizim müşterilerimiz hep yurt dışından geliyor. Türkiye olsun, İran'dan geliyor ama şu anda Ege tarafı, Akdeniz tarafı bayağı bitik şu anda %75 düşüş var.” “Amerikalı çok rezervasyonumuz. Cruise gemisiyle geliyorlar.” “Ancak şu anda bazı yolcu gemileri kaldığı için gelemediği için biraz daha normale göre az. Bekliyoruz, ümit var. Rodos adası yani turizmde Yunanistan'da 1. numara.” “%25 çalışıyoruz şu anda. Yani rezervasyonlarımız iptal oluyor. Motorlarımızı elimizden geldiği kadar müşteriye düşük fiyatlar vermeye çalışıyoruz. Hizmet açısından her şeyi sunuyoruz ama gel gelelim yine olumsuz.” Turizmde yaşanan bu daralma, bölge ekonomisini doğrudan etkilerken; esnafın ortak beklentisi savaşın bir an önce sona ermesi ve turizm hareketliliğinin yeniden canlanması.

Dubai’de Saldırılar, Turizmi ve Ekonomiyi Sarsıyor Haber

Dubai’de Saldırılar, Turizmi ve Ekonomiyi Sarsıyor

Zenginlerin oyun alanı olan Dubai, büyük saldırılarla sarsılıyor. On yıllardır dünyanın dört bir yanından turistleri çeken, saf ve sınırsız tüketimin sembol şehirlerinden olan Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) bağlı Dubai, varoluşsal bir tehditle karşı karşıya. ABD ve İsrail'in saldırılarına misillemelerle karşılık veren İran, bu ülkelerin bölgedeki önemli müttefiklerinden olan BAE'yi de bu misillemeler kapsamında hedef alıyor. BAE savunma sistemleri İran’a ait binlerce füzenin yüzde 90’ından fazlasını engellese de kentin kritik noktalarına isabet eden füzeler günlük yaşamı alt üst etmeye yetti. BÖLGENİN CAZİBESİ SORGULANIYOR İran’ın ülkede bulunan bir Amazon veri merkezini hedef alarak bulut altyapısını sekteye uğratması, bölgenin teknoloji yatırımları açısından ne kadar güvenilir olduğu konusunda soru işaretlerine neden oldu. Askeri noktalar, sanayi tesisleri ve dünyanın en işlek havalimanlarından biri olan Dubai Havalimanı gibi kritik hedeflere isabet eden füzelerin yanı sıra iki veri merkezine düzenlenen saldırılar, dijital ödeme sistemlerinin kısa süreliğine devre dışı kalmasına yol açtı. Orta Doğu’nun en büyük rafinerilerinden biri olan ve Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’ne ait Ruwais tesisi, bir insansız hava aracı saldırısının ardından çıkan yangın nedeniyle tedbir amacıyla kapatıldı. Ayrıca Füceyre’deki bazı terminallerde de faaliyetler geçici olarak durduruldu. Dubai’nin simgelerinden biri olan palmiye biçimindeki yapay ada üzerindeki Fairmont oteli de saldırılar sonucunda ciddi hasar gördü. TURİZM GELİRLERİ DURMA NOKTASINDA Nüfusunun yüzde 90’ından fazlasını yabancıların oluşturduğu şehir, gelir, sermaye kazancı ve miras vergisinin bulunmaması sayesinde dünyanın en yoğun milyarder nüfuslarından birine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca kentin yıllık yaklaşık 30 milyar dolarlık turizm geliri bulunuyor. Ancak sosyal medya fenomenleri ve turistlerin toplu şekilde şehri terk etmesiyle birlikte plaj kulüpleri, alışveriş merkezleri ve lüks oteller neredeyse tamamen boşaldı. Buna karşın Dubai’ye çalışmak için gelen milyonlarca göçmen işçi için ülkeden ayrılmak kolay değil. Şehirde yaklaşık 2 milyon Hintli, 700 bine yakın Nepalli ve 400 bin Pakistanlı yaşıyor. Bu kişilerin büyük bölümü düşük gelirli ve sömürüye açık işlerde çalışıyor; ayrıca istedikleri zaman ülkeden ayrılma özgürlüğüne de sahip değiller. SAVAŞIN EKONOMİYE ETKİLERİ Saldırıların Dubai ekonomisi üzerindeki temel etkileri ise şimdiden sarsıcı oldu. Emlak piyasası sert düştü ve borsa ayı piyasasına girdi. Dubai Emlak Endeksi (DFMREI), Şubat sonu ile Mart ortası arasındaki iki haftalık süreçte yaklaşık yüzde 30 değer kaybederek son dönemin en sert düşüşlerinden birini kaydetti. Yatırımcıların risk algısının artması, özellikle lüks konut segmentinde talebin yavaşlamasına neden oldu. Dubai Finansal Piyasalar Genel Endeksi, Şubat ayındaki zirvesine göre toplamda yüzde 21 değer kaybederek teknik olarak ayı piyasasına girdi. En çok etkilenen hisseler arasında gayrimenkul, seyahat, havacılık ve bankacılık sektörleri yer aldı. Finans merkezlerinde ise operasyonel kesintiler yaşandı. Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIFC), saldırılar sırasında hasar gördü. Citibank gibi küresel devler güvenlik gerekçesiyle ofislerini geçici olarak kapatmış veya çalışanlarını uzaktan çalışma modeline geçirdi. Dünyanın en yoğun havacılık merkezlerinden biri olan Dubai Havalimanı'nın saldırılarda kısmen hasar görmesi ve bölge hava sahasındaki kısıtlamalar, şehrin temel gelir kalemlerinden olan turizm ve lojistik akışını aksattı. Öte yandan bölgesel risk primindeki artışın da gemi sigortası maliyetlerini ve genel işletme giderlerini yükselterek Dubai'nin küresel ticaret merkezi konumunu zorlaştırması bekleniyor.

Angola Turizmde Küresel Sahneye Çıkıyor Haber

Angola Turizmde Küresel Sahneye Çıkıyor

Angola Turizm Bakanlığı ile Berlin'deki Dünya Turizm Forumu Enstitüsü (WTFI) ev sahipliğinde düzenlenen Global Tourism Forum Angola Liderler Yemeği, Almanya, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın da aralarında bulunduğu dünyanın dört bir yanından turizm uzmanları ve yatırımcılar için serilen kırmızı halıyla görkemli bir başlangıç yaptı. Bu özel akşam, dünyanın en büyük turizm fuarı ITB Berlin 2026'nın ilk gününde, resmi ev sahibi ülke olan Angola onuruna gerçekleştirildi. “ITB turizmin mabedi olarak görülüyor,” diyor Angola Cumhuriyeti Turizm Bakanı Márcio de Jesus Lopes Daniel, Euronews Travel'a verdiği röportajda. “ITB'deyseniz, dünyadaki turizme yön veren platformun tam merkezindesiniz.” Özenle hazırlanmış yemekler ve hararetli sohbetler eşliğinde Daniel, ülkesinin masaya ne koyduğunu ve neyi hedeflediğini anlatıyor. Angola'nın henüz geniş kitlelerce bilinen bir destinasyon olmadığını vurguluyor: “Ülkemizi tanıtmak istiyoruz, çünkü biliyoruz ki kimse bilmediği bir yeri ziyaret etmez; bu yüzden kendimizi dünyaya tanıtmak zorundayız.” Turizm Angola için 'kilit sütun' Güney Afrika ülkesi iddialı hedefler koymuş durumda. Ekonomisini çeşitlendirmek için çalışıyor; turizm de “kilit sütun” olarak belirlenen alanlardan biri. Şimdilik petrol ve gaz, Angola'nın GSYİH'sinin yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor. Ancak ülke, Angola Ekonomik Koordinasyondan Sorumlu Devlet Bakanı José de Lima Massano'nun anlattığına göre, ekonomik büyümeyi hızlandırmaya yardımcı olabilecek diğer sektörleri de tespit etmeye çalışıyor. Turizm de bunlardan biri. Berlin'e Angola'nın güzelliklerini ve potansiyelini sergilemek için gelmiş olsa da, ITB'ye ve Global Tourism Forum yemeğine ev sahipliği yapmanın arkasındaki başlıca hedeflerden biri de sermaye mobilize etmekti. “Turizmin, Angola'nın ülkeyi sosyal ve ekonomik kalkınmada bir üst seviyeye taşımaya çalıştığı bu dönemde çok özel bir rolü olduğuna inanıyoruz,” diyor Lima Massano Euronews'e. Yoğun çabanın meyvesi de alınmaya başlamış. “Yedi yıllık bir dönemde çok şey yaptılar,” diyor Dünya Turizm Forumu Enstitüsü Başkanı Bulut Bağcı. Bağcı'ya göre Angola'nın ev sahipliği yaptığı Global Tourism Forum Leaders Dinner, turizmin ülkenin en öncelikli sektörleri arasında yer aldığı bir ortamda “oluşturma sürecinin temeli ve platformu” niteliğinde. Angola: Cennetten bir köşe Angola'nın sunacağı çok şey var. Safarilerden tropikal bitki örtüsüne kadar ülke tam bir maceraperest cenneti. “Güney Afrika ülkesi, bakir plajlarla bezeli 1.650 kilometrelik bir kıyı şeridine ve safari yapabileceğiniz milli parklara sahip,” diyor Daniel. Ayrıca Angola, dünyanın en eski çölü Namib Çölü'ne ve Afrika'nın en büyük şelalelerinden biri olan Kalandula Şelaleleri'ne ev sahipliği yapıyor. Lima Massano da Angola'nın eşsiz güzelliğinden Euronews'e bahsediyor: “Nereye giderseniz gidin, kuzeye, güneye, doğuya, batıya; ülke, pek çok ulusal ve doğal güzellikle kutsanmış durumda.” Ancak manzaralar ne kadar büyüleyici olursa olsun, Angola'yı gerçekten tanımlayan şey halkı ve benzersiz kültürü. Ziyaretçiler, yalnızca güzellikleri seyretmeye değil, sıcak ve misafirperver bir toplumun içine karışmaya da hazırlıklı olmalı. Kültürünün özünü anlatırken Lima Massano'nun yüzü aydınlanıyor. “Angola'da hayatın tadını çıkarırız,” diyor. “Orada olduğunuzda müziğe, gastronomiye, ülkenin kültürüne açık olmalısınız. Dahil olmaya, eğlenmeye hazır olun. Çünkü biz misafirperver bir ülkeyiz. Adeta kocaman bir aileyiz.” Angola'nın çok canlı bir gastronomi ve ağırlama kültürüne sahip olduğunu ekleyen Daniel, ülkenin gerçekten benzersiz bir deneyim sunduğunu söylüyor. “Büyük ölçüde el değmemiş ve keşfedilmemiş,” diyor. “Hayatın ritmini kendi başına hissedebiliyorsunuz.” Angola özellikle maceracı gezginler için biçilmiş kaftan. “Yerel kabilelerle iç içe bir deneyim yaşayabilirsiniz,” diyor Daniel. “Bu da deneyimi gerçekten benzersiz kılıyor.” Aynı zamanda ülke, gelecekte her şey dahil tatil köyleri, oteller ve eko-lodgeler geliştirerek hedef kitlesini genişletmeyi ve aileleri de ülkeyi keşfetmeye davet etmeyi planlıyor. Ancak turizm sektörünü geliştirmeye ve büyütmeye odaklanırken Angola, halkına ve çevresine karşı da sorumlu davranmak istiyor. Ülke, lüks ve üst segment turizme ağırlık vererek eşsiz doğal güzelliklerini korumayı amaçlıyor. “Kitle turizmi yapmama stratejimiz var, çünkü doğayı korumak istiyoruz,” diyor Daniel. Yapay zekâ desteğiyle turizm sektörünü güçlendirmek İşte bu noktada yapay zekâ, Angola'nın çekmek istediği ziyaretçilere ulaşmasına yardımcı olarak kilit bir rol oynayabilir. Turistlerin ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak onlara daha etkili biçimde karşılık verebileceğini anlatıyor Lima Massano. Peki nasıl? Yapay zekâ, Angola'nın turist verilerini izlemesine yardımcı olabilir. “En önemli konu bu,” diyor Bağcı. Turizm, ekonomik altyapının en büyük sütunlarından biri. “Ülkenizi geliştirmek istiyorsanız, her şeyden önce turizme odaklanmanız gerekir.”

Enerji Sektöründe Uluslararası Yatırımcıların Gözü Türkiye’de Haber

Enerji Sektöründe Uluslararası Yatırımcıların Gözü Türkiye’de

Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler, Türkiye'nin jeopolitik konumu ve büyüme potansiyelinin uluslararası yatırımcılar için cazip fırsatlar sunduğunu belirtti. Türkiye'nin enerji sektöründeki hedeflerine ulaşmak için doğrudan yatırım ve finansman ihtiyacının altını çizen Zaimler, özellikle yenilenebilir enerji projelerinde büyük potansiyel olduğunu ifade ederek, "Her boyutuyla daha da yatırıma cazip hale gelmemiz lazım. Enerji buradaki sektörlerden birisi. Çünkü Türkiye'de enerji ve ekipmanları yatırımcısı olmak için uluslararası yatırımcılara yönelik çok büyük fırsatlar var" dedi. Dünya Ekonomik Forumu'nun Davos'taki toplantılarında enerji arz güvenliği ve temiz enerji dönüşümü gibi konuların ele alındığını dile getiren Zaimler, kritik minerallerde Çin'e bağımlılığın arttığını ve bu durumun enerji dönüşümünü etkilediğini belirtti. Yenilenebilir enerjinin önemine dikkat çeken Zaimler, bu alanda büyümenin sürmesine rağmen geçen yıla kıyasla yavaşlama yaşandığını söyledi. ENERJİSA ÜRETİM HALKA ARZA HAZIRLANIYOR Enerjisa Üretim’in halka arz süreciyle ilgili bilgi veren Zaimler, şirketin büyümeye devam ettiğini ve bunu kendi kaynaklarıyla finanse ettiğini açıkladı. Halka arz sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdüğünü ifade eden Zaimler, makro ekonomik şartların bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti. Enerjisa Üretim’in kapasitesinin 4 bin megavata ulaştığını ve önümüzdeki yıl 5 bin megavatı bulmasının beklendiğini ekledi. ABD’DE YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARI DEVAM EDİYOR Zaimler, Enerjisa'nın ABD'deki yenilenebilir enerji yatırımlarına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Teksas'ta 500 megavat kurulu güce sahip olduklarını ve bunu daha da büyütmek için çalıştıklarını söyledi. ABD'deki yatırımların yaklaşık 700 milyon doları bulduğunu belirten Zaimler, ileri iklim teknolojilerine yönelik projelerle kapasiteyi artırmayı hedeflediklerini aktardı. ABD’de petrol, doğal gaz ve yenilenebilir enerjinin bir arada büyüdüğünü vurgulayan Zaimler, bu yatırımlarda hız kesmeyeceklerini ve fırsatları değerlendirmeye devam edeceklerini ifade etti.

Alanyalı Turizmcilerden Petrol Tesisine Tepki Haber

Alanyalı Turizmcilerden Petrol Tesisine Tepki

ANTALYA (İHA) - Alanya’daki Aytemiz Petrol Dolum-Dağıtım Tesisleri’nin kapasite artırımı planı, turizm ve tarım sektörü temsilcilerinin tepkisini topladı. Kleopatra Otelciler Derneği Başkanı Servet Şakiroğlu, 2017 yılında tesisin büyütülmesiyle ilgili açtıkları davanın olumsuz ÇED raporu ve bilirkişi görüşleri doğrultusunda lehlerine sonuçlandığını hatırlatarak, "Bu projenin büyütülmesi, Alanya turizminin ve tarımının geleceğini baltalayacak bir adımdır. Tesisin kapasite artış projesi turizm kenti Alanya' nın doğasına, ekonomisine ve imajına zarar verecek bir projedir. Tesisin mevcut kapasitesi zaten tartışma konusuyken, büyütülmesi asla kabul edilemez" dedi. "TURİZM VE TARIM İÇİN KRİTİK BİR MESELE" Şakiroğlu, konunun yalnızca turizmi değil, aynı zamanda tarımı da yakından ilgilendirdiğini ifade ederek, "Büyütme planı asla gündeme bile alınmamalıdır. Bu tesisle ilgili zaten yıllardır diken üstündeyiz. Turizm kenti Alanya'nın marka değerini düşürecek bu projeye sessiz kalmamız mümkün değil" ifadelerini kullandı. "BİRLİKTE HAREKET ETMEK ŞART" Tesisin genişletilmesine karşı sessiz kalmayacaklarını belirten Şakiroğlu, kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceklerini ve bu süreçte tüm paydaşlardan destek beklediklerini dile getirdi. "Bu meselede geri adım atmayacağız. Alanya Belediyesi, Ticaret Odası, tüm siyasi partiler, oda ve dernekler, üniversiteler ve çevrecilerden bu konu ile alakalı olarak destek bekliyoruz. Hep birlikte hareket etmeliyiz. Bu yalnızca turizmi değil, tarımı da tehdit eden bir meseledir. Turizmin kalbinde böylesine bir tehlikeye karşı duracağız" dedi. "GELECEK İÇİN ORTAK BİR DURUŞ GEREKİYOR" Tüm kesimlerin bu konuda iş birliği yapması gerektiğini belirten Şakiroğlu, "Bölgedeki zeytin, muz ve avokado üreticileri de bu süreçten olumsuz etkilenecek. Bu yüzden sadece turizmciler değil, tarımla uğraşan tüm üreticiler de bu meselede tavrını ortaya koymalı" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.