Hava Durumu

#Oxford Economics

TOURISMJOURNAL - Oxford Economics haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oxford Economics haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor Haber

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran merkezli savaş, küresel turizm sektöründe pandemi sonrası yakalanan toparlanma ivmesini sekteye uğrattı. UN Tourism verilerine göre 2025’te 1,5 milyarı aşan uluslararası turist sayısı, talebin güçlü kaldığını gösterse de sektörün temel dinamiği artık değişmiş durumda. Sektör için kritik konu artık “kaç kişinin seyahat ettiği” değil, “nereye seyahat ettiği.” Güvenlik algısı ve risk yönetimi, destinasyon tercihinde belirleyici faktör haline geldi. Hava bağlantılarında sistemik kırılma Savaşın ilk etkisi, küresel havacılık ağının en kritik bölgelerinden biri olan Körfez’de hissedildi. Hava sahalarının aniden kapanması, uçuş rotalarının değişmesine ve ciddi operasyonel aksamalara yol açtı. Oxford Economics verilerine göre, krizin ilk 48 saatinde 5 binden fazla uçuş iptal edildi. Küresel yolcu trafiğinin yaklaşık %14’ünü taşıyan Körfez hub’larının devre dışı kalması, Avrupa-Asya bağlantılarında ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Körfez’in turizm liderliği sorgulanıyor Savaş öncesinde Orta Doğu, turizmde güçlü bir büyüme hikayesi yazıyordu. Dubai 2025’te yaklaşık 20 milyon ziyaretçi ağırlarken, Doha 2026 yılı için “Körfez Turizm Başkenti” ilan edilmişti. Ancak turizmin iki temel unsuru olan güvenlik ve erişilebilirlik ciddi şekilde zedelenmiş durumda. Sektörde yaygın kabul gören görüşe göre, algılanan risk çoğu zaman gerçek risk kadar etkili. Bu nedenle çatışma bölgesine doğrudan dahil olmayan destinasyonlar bile talep kaybı yaşayabiliyor. Talep yok olmuyor, yer değiştiriyor Turizm talebi tamamen ortadan kalkmıyor; sadece daha güvenli ve öngörülebilir bölgelere yöneliyor. Bu çerçevede Akdeniz destinasyonları ve Atlantik adaları öne çıkıyor. Özellikle Kanarya Adaları gibi bölgelerde kapasite artışları dikkat çekerken, büyük tur operatörleri Batı Asya pazarındaki operasyonlarını kademeli olarak azaltıyor. Bu değişim, destinasyon tercihinin artık doğal çekicilikten çok jeopolitik istikrar, vize kolaylığı ve hava bağlantılarıyla şekillendiğini ortaya koyuyor. Enerji krizi turizmi dolaylı vuruyor Savaşın ekonomik etkileri de turizm üzerinde baskı oluşturuyor. Jet yakıtı maliyetlerindeki artış, havayollarının operasyonlarını zorlaştırırken, Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler küresel enerji arzını tehdit ediyor. Avrupa’nın önde gelen taşıyıcılarından Lufthansa başta olmak üzere birçok havayolu, yakıt tedariki ve maliyet artışları nedeniyle kriz senaryoları üzerinde çalışıyor. Artan enflasyon ve yaşam maliyetleri de orta vadede turizm talebini baskılayabilecek faktörler arasında gösteriliyor. Havacılıkta güç dengesi değişiyor Batılı havayolları krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. United Airlines ve Delta Air Lines gibi şirketler, uzun menzilli uçuş kapasitelerini artırarak Hindistan, Tayland ve Singapur gibi pazarlara yöneliyor. Ancak yeni hat açmak zaman alırken, Rus hava sahasının kapalı olması ve İran krizi, Avrupa-Asya uçuşlarını tarihin en karmaşık dönemlerinden birine sokmuş durumda. Bu durum, küresel uçuş ağının kalıcı olarak yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası güvenlik arayışları hızlandı Artan riskler karşısında uluslararası iş birlikleri de hız kazanmış durumda. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanması için çok uluslu bir koalisyon kurulması çağrısında bulundu. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin dahil olduğu diplomatik girişimler, küresel ticaret ve turizm akışını korumayı hedefliyor. Ancak sivil altyapıya yönelik riskler, turizm talebini sınırlayan temel unsur olmaya devam ediyor. B2B perspektif: Turizmin coğrafyası yeniden çiziliyor Mevcut tablo, turizm sektörünün yapısal bir dönüşüm sürecine girdiğini gösteriyor. Sektör tamamen daralmaktan ziyade yeniden konumlanıyor. Uzmanlara göre seyahat talebi varlığını sürdürecek ancak yeni dönemde kazanan destinasyonlar; güvenlik, erişilebilirlik ve istikrar sunabilenler olacak. Orta Doğu’daki krizin süresi uzadıkça, küresel turizm haritasındaki bu kaymanın kalıcı hale gelmesi ihtimali güçleniyor.

BBC: Dubai turizminde bir ayda %80 düşüş Haber

BBC: Dubai turizminde bir ayda %80 düşüş

2025 yılında 19,59 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayan Dubai, dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı, ziyaretçi sayıları üzerinde yıkıcı bir etki yarattı ve yerel işletmeler zor durumda kaldı. Normalde akşam saatlerinde restoranların dolup taştığı şehirde, son bir ayda birçok masa boş kaldı. BBC'nin haberine göre Dubai’de 2014 yılında ilk restoranını açan Natasha Sideris, son 10 yılda Tashas grubunu 14 şubeye ve 1000’den fazla çalışana ulaştırdı, savaşın etkisi işletmeler üzerinde ağır oldu. Sideris, restoranlarının gelirlerinin yüzde 50’den fazla düştüğünü, turiste bağımlı şubelerde ise bu düşüşün yüzde 70-80 seviyesine ulaştığını söyledi. Kriz nedeniyle tüm çalışanların maaşları yüzde 30 oranında kesildi. “Mevcut durum acımasız” diyen Sideris, “Ya çalışanların yüzde 30’unu işten çıkaracaktım ya da maaşları düşürecektim. Şimdilik ikinci seçeneği tercih ettim” ifadelerini kullandı. Sektör genelinde kriz derinleşiyor Dubai genelinde restoran sektörü benzer bir tabloyla karşı karşıya kaldı. Bir restoran zincirinin üst düzey yöneticisi, müşteri sayısının normalin sadece yüzde 15-20’sine düştüğünü ve çalışanların yarısından fazlasının ücretsiz izne çıkarıldığını söyledi ve şöyle dedi: “Başka seçeneğimiz yok. Bazı şubeleri geçici olarak kapattık, diğerleri minimum personelle çalışıyor” Turizm ekosistemi genelinde çöküş Kriz sadece restoranlarla sınırlı kalmadı. Oteller, seyahat acenteleri, ulaşım şirketleri ve havayolları da ciddi darbe aldı. Son 20 yılda dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden biri haline gelen Dubai’de savaşın başlamasıyla bu büyüme ivmesi kesildi. Saldırılar ve güvenlik endişesi turizmi vurdu ABD ve İsrail saldırılarının ardından İran’ın karşılık vermesiyle Birleşik Arap Emirlikleri de hedef haline geldi. Yetkililere göre ülkeye 2400’den fazla füze ve insansız hava aracı yöneltildi. Bunların yüzde 90’dan fazlası imha edildi. Bazı füze parçaları Dubai’de konutlar, oteller ve havaalanı dahil olmak üzere çeşitli bölgelere düştü. Palm Jumeirah’daki Fairmont oteline düşen parçaların görüntüleri sosyal medyada geniş yer buldu. Yetkililere göre şu ana kadar ülkede 11 kişi hayatını kaybetti, 185’ten fazla kişi yaralandı. Hava trafiği aksadı, turistler tahliye edildi 28 Şubat’ta başlayan çatışma hava ulaşımını da sekteye uğrattı. İlk haftalarda on binlerce turist mahsur kaldı ve özel uçuşlarla tahliye edildi. Binlerce uçuş iptal edildi. Dünyanın en yoğun uluslararası havalimanı olan Dubai Uluslararası Havalimanı geçen yıl 95,2 milyon yolcuya hizmet vermişti. Emirates havayolu sınırlı uçuşlarla operasyonlarını sürdürmeye çalışıyor. Otellerde doluluk oranı yüzde 15’e düştü Turist sayısındaki sert düşüş, otel doluluk oranlarını da vurdu. Wego şirketinden Mamoun Hmiden’e göre, savaş sonrası haftalarda doluluk oranları yılın bu dönemine göre yüzde 15-20 seviyesine geriledi. Oteller, özellikle bayram döneminde fiyatları ciddi şekilde düşürdü. Palm Jumeirah’daki lüks otellerde fiyatlar yarıya kadar indirildi. Konaklama sektörü küçülmeye gidiyor Bazı otel zincirleri, maliyetleri düşürmek için tesislerin bir kısmını geçici olarak kapattı. Bir otel yöneticisi, bazı tesislerde doluluk oranının tek hanelere düştüğünü belirterek “Birkaç hafta kapatıp durumu yeniden değerlendirmek daha mantıklı” dedi. İş seyahatleri de darbe aldı. Konferans ve etkinliklerin iptal edilmesi nedeniyle iş otellerinde de doluluk oranları rekor seviyede düştü. Kısa dönem kiralamalarda da iptaller arttı Pandemi sonrası hızla büyüyen turizm sektörü, bu kez arz fazlası ile karşı karşıya kaldı. AirDNA verilerine göre savaşın ilk ayında, 28 Şubat ile 29 Mart arasında Birleşik Arap Emirlikleri genelinde 226 bin 500’den fazla kısa dönem rezervasyon iptal edildi. Çalışanlar ücretsiz izne çıkarıldı Kriz, sektörün bel kemiğini oluşturan göçmen iş gücünü de etkiledi. Birçok çalışan ücretsiz izne çıkarıldı veya çalışma saatleri azaltıldı. Lüks bir restoranda çalışan Güney Asyalı bir garson, “Kendimizi tekrar pandemi dönemine dönmüş gibi hissediyoruz. İşimizi kaybetme korkusu var” dedi. Bazı oteller işten çıkarmalara başladı. İnsan hakları kuruluşları, birçok göçmen işçinin zaten borçlu ve kırılgan durumda olduğunu belirtiyor. Bölgesel turizm de darbe aldı Oxford Economics’e bağlı Tourism Economics verilerine göre, savaşın süresine bağlı olarak Orta Doğu’ya bu yıl 23 ila 38 milyon daha az turist gelebilir. Ziyaretçi harcamalarında 34 milyar ila 56 milyar dolar arasında kayıp yaşanabileceği tahmin ediliyor. Toparlanma savaşın süresine bağlı Uzmanlar, savaşın kısa sürede sona ermesi halinde hızlı bir toparlanma olabileceğini belirtiyor. Çatışmanın uzaması durumunda yaz sezonunun tamamen kaybedilebileceği ifade ediliyor. Dubai yönetimi, önümüzdeki 3-6 ay için işletmelere 272,26 milyon dolarlık destek paketi açıkladı. Otellere bazı vergileri erteleme imkanı tanındı.

ITB Berlin, Küresel Turizmde 12,5 Trilyon Dolarlık Yatırım Haber

ITB Berlin, Küresel Turizmde 12,5 Trilyon Dolarlık Yatırım

ITB Berlin’de tanıtılan ve Oxford Economics iş birliğiyle hazırlanan “Boşluğu Kapatmak: G20 Ülkelerinde Seyahat ve Turizm Sermaye Yatırımları ve Talep Büyümesi” başlıklı rapor, sektörün küresel ölçekte yeniden yapılanma sürecine girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, G20 ülkeleri ve İspanya genelinde seyahat ve turizm talebinin 2025–2035 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,3 oranında büyümesi bekleniyor. Buna karşılık sermaye yatırımlarının yıllık yüzde 4,6 oranında artması öngörülüyor. Dünyanın en büyük 20 ekonomsine sahip ülkeler 2035 yılına kadar 12,5 trilyon dolarlık seyahat ve turizm yatırımı planlıyor. Ancak WTTC’ye göre mesele yalnızca yatırım hacmi değil; yatırımların zamanlaması ve talep ile uyumu kritik önem taşıyor. Kısa vadede yatırım artışının talebin gerisinde kalması, bazı destinasyonlarda kapasite baskısı ve aşırı kalabalık riskini artırabilir. Bu durumun özellikle mevcut altyapının sınırlarına yaklaşan turizm merkezlerinde hissedilmesi bekleniyor. 2033 sonrası dönemde ise tablo tersine dönüyor: Yatırımların talebi aşmasıyla birlikte uzun vadeli kapasite ve dayanıklılık güçleniyor. Almanya ve İspanya öne çıkıyor G20 içinde yatırım stratejileri açısından dikkat çeken iki ülke var: Almanya: 2035’e kadar 543 milyar dolar yatırım planlıyor. Ülkenin yatırım-talep büyüme oranı 1,39 seviyesinde. Bu oran, Almanya’nın altyapı modernizasyonu ve yüksek kaliteli turizm kapasitesi oluşturma hedefini yansıtıyor. İspanya: 2035’e kadar 349 milyar dolar yatırım öngörüyor. Yatırım büyümesi talebin 1,46 katı hızında gerçekleşecek. Bu strateji, İspanya’nın küresel turizm rekabetinde konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Her iki ülke de raporda “stratejik modernleştirici” olarak tanımlanıyor; yani gelecekteki talebi öngörerek bugünden kapasite ve kalite yatırımı yapan ekonomiler arasında yer alıyor. WTTC Başkanı ve CEO’su Gloria Guevara, sektörün yeni bir döneme girdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Seyahat ve turizm, altyapı ve rekabet gücü açısından belirleyici bir on yıla giriyor. Gelecekteki talebe göre yatırım yapan ülkeler, ekonomik dirençlerini güçlendiriyor ve uzun vadeli büyümeyi güvence altına alıyor.” Raporda özellikle ulaşım bağlantıları, havaalanı kapasitesi, sürdürülebilir altyapı, dijitalleşme ve çevre dostu yatırımların sektörün tam ekonomik potansiyelini ortaya çıkarmada kilit rol oynayacağı vurgulanıyor. G20 için ne anlama geliyor? 12,5 trilyon dolarlık yatırım paketi yalnızca turizm sektörünü değil; havacılıktan konaklamaya, perakendeden ulaştırmaya kadar geniş bir ekonomik zinciri etkileyecek. Uzmanlara göre bu yatırımlar: İstihdamı artıracak Bölgesel kalkınmayı destekleyecek Küresel rekabet gücünü yeniden şekillendirecek Sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak WTTC, hükümetler ile özel sektör arasında daha güçlü iş birliği çağrısı yaparak yatırımların uzun vadeli talep eğilimleriyle uyumlu ve ölçülebilir ekonomik getiri sağlayacak şekilde planlanması gerektiğinin altını çiziyor. Önümüzdeki on yıl, seyahat ve turizm sektöründe yalnızca büyüme değil; stratejik konumlanma ve dayanıklılık yarışı olarak da kayıtlara geçecek gibi görünüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.