Hava Durumu

#Müze

TOURISMJOURNAL - Müze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müze haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zooloji Müzesi 34 bin örnekle ziyaretçilerini ağırlıyor Haber

Zooloji Müzesi 34 bin örnekle ziyaretçilerini ağırlıyor

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde 2007 yılından bu yana açık olan Zooloji Müzesi'nin bulunduğu bina hakkında yıkım kararı sebebi ile Yabancı Diller Yüksekokulu'na taşındı. T.C. Kültür Ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Varlıkları Ve Müzeler Genel Müdürlüğü izniyle özel müze statüsünde açılan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Zooloji Müzesi'nde nesli tükenmekte olan veya tükenen hayvanların tahnit (doldurulmuş canlılar), likit (alkol içinde) koleksiyonlar, kurutulmuş materyaller ve taksonomi reyonları ve iskelet yapıları şeklinde sergilenen 21 bine yakın böcek olmak üzere toplam 34 bin numune gelecek nesle tanıtılacak. Sergi salonu kesilen kurdele açıldı. "Çok güzel bir müzeyi Eskişehir'e kazandırdılar" Açılışta konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, "Gerçekten çok mutluyuz; çünkü bu müzemiz aslında çok eski bir müze. Daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin başka bir binasındaydı. O binamızı deprem nedeniyle yıkmak zorunda kaldığımız için müzemizi oradan taşımak durumunda kaldık. Tabii bu yeni yerine taşınması için de epeyce bir hazırlık yapıldı. Sağ olsun hocalarımız, ekipleriyle beraber iyi bir şekilde çalıştılar ve çok güzel bir müzeyi Eskişehir'e kazandırdılar. Özellikle nesli tükenmekte olan, çok eski ve belki de bugün doğada bulamayacağımız hayvanların zamanında toplanmış olması, bu müzede kendilerine yer verilmesi gerçekten çok önemli. Hem üniversite öğrencilerimiz için hem de Millî Eğitim'e bağlı ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan, yeni yetişen gençlerimiz için çok faydalı olabilecek bir müze. Bizler de İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzle irtibat halinde olup onlarla beraber çalışarak öğrencilerimize burada belirli bir program dâhilinde sık sık geziler yaptıracağız. İnşallah tabiatla, doğayla, hayvanlarla ve iklimle ilgili gençlerimizi ve çocuklarımızı bilinçlendireceğiz" dedi. "34 bin örneğimiz bulunuyor" Müze hakkında bilgi veren Dr. Hakan Çalışkan ise şöyle konuştu; "Müzemiz aslında 2007 yılından itibaren faaliyetini sürdürüyor ancak mevcut fiziki şartlarını yenileyerek kapılarını yeniden açtık; çünkü artık Bakanlık onayıyla faaliyet yürütmemiz gerekiyordu. Müzemiz bir biyoçeşitlilik müzesidir. Burayı Anadolu'nun biyolojik zenginliğini tanıtmak için kurduk ve bu amaçla faaliyet yürütmeye çalışıyoruz. Ancak zamanla müzenin başka bir misyonu daha oluştu; çünkü iklim krizi nedeniyle, şu anda müzemizde sergilediğimiz örneklerimizin neredeyse yarısından fazlasını önümüzdeki 10-20 yıl içinde belki de doğada göremeyeceğiz." "Koleksiyonumuzda toplam 34 bin örneğimiz bulunuyor. Bunlardan 700 tanesi, burada gördüğünüz sergi salonlarında etiketli olarak sergileniyor. Bin örneğimizi ise dönem dönem geçici olarak sergiye çıkarıyoruz. Biyolojik zenginlik olarak Eskişehir başta olmak üzere Anadolu'nun hayvansal örneklerini sunuyoruz. Örneğin burada, nesli tükenmekte olan kara akbabamız yer alıyor; çünkü Türkiye'de iki önemli merkezde, sayıları sadece yaklaşık 40 aileden bahsedilen bir türdür. Genel olarak sergilediğimiz örneklerin yüzde 16'sı, şu anda türü tehlike altında olan canlıları içeriyor. Müzemizde aynı zamanda iskelet koleksiyonları da üretiyor ve her geçen gün bunlara yenilerini ekliyoruz." "Bu örneklerden bir tanesiyle aramızda duygusal bir bağ var: Mahmudiye Atçılık Meslek Yüksekokulumuza ait olan ve 2008 yılında müzemize hediye edilen Hento isimli atımız, orada uzun süre hizmet etti. Daha sonra yaşlılığa bağlı olarak hayatını kaybetti. Atın tahnit işlemlerini ve iskelet çıkarma işlemlerini tamamlayıp parçaları birleştirdik. Kendisi şu anda sergi salonumuzda ziyaretçilerimize hizmet vermeye devam ediyor." Açılışa; Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Zooloji Anabilim Dalı öğretim görevlisi Dr. Hakan Çalışkan, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

Efes, Hierapolis ve Göbeklitepe bayramın gözdesi oldu Haber

Efes, Hierapolis ve Göbeklitepe bayramın gözdesi oldu

Kurban Bayramı tatilinde Türkiye'nin kültürel mirasına yönelik ilgi dikkat çekici seviyelere ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerlerinde 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçi ağırlanırken Efes, Hierapolis, Göbeklitepe, Zelve-Paşabağlar ve Zeugma Mozaik Müzesi en çok tercih edilen kültür durakları arasında yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bayram boyunca müze ve ören yerlerinde yaşanan ziyaretçi hareketliliğine ilişkin verileri sosyal medya hesabından paylaştı. Bakan Ersoy, Türkiye'nin kültür rotalarının bayram tatilinde ziyaretçilerle dolduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Müzelerimizde ve ören yerlerimizde hayata geçirdiğimiz restorasyon çalışmaları, ziyaretçi odaklı uygulamalar ve yeni müzecilik anlayışımız kültür rotalarımıza olan ilgiyi her geçen gün daha da artırıyor. Bu ilginin en somut yansımalarından birini de Kurban Bayramı tatili boyunca yaşadık. Türkiye'nin dört bir yanındaki kültür rotaları ziyaretçilerimizle doldu. Tatil boyunca müze ve ören yerlerimizde toplam 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçiyi ağırladık. Bayramda en çok ziyaret edilen kültür duraklarımız: Efes Ören Yeri-119 bin 143 ziyaretçi, Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri - 113 bin 34 ziyaretçi, Göbeklitepe Ören Yeri - 65 bin 446 ziyaretçi, Zelve-Paşabağlar Ören Yeri - 55 bin 492 ziyaretçi, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi-48 bin 843 ziyaretçi. Kültürel mirasımıza gösterdikleri yoğun ilgi için tüm ziyaretçilerimize teşekkür ediyorum." En çok ziyaret edilen kültür durakları belli oldu Bayram tatilinde en fazla ziyaretçi ağırlayan kültür durağı 119 bin 143 ziyaretçiyle Efes Ören Yeri oldu. Efes'i 113 bin 34 ziyaretçiyle Denizli Hierapolis (Pamukkale) ve 65 bin 446 ziyaretçiyle Şanlıurfa Göbeklitepe ören yerleri izledi. Göbeklitepe'nin ardından listenin üst sıralarında yer alan Nevşehir Zelve-Paşabağlar Ören Yeri 55 bin 492 ve Zeugma Mozaik Müzesi ise 48 bin 843 ziyaretçiyi ağırladı. Göreme Ören Yeri 48 bin 291 ziyaretçiyle listenin devamında öne çıkarken, Trabzon Sümela Manastırı 37 bin 562, Antalya Phaselis Ören Yeri 33 bin 919, Galata Kulesi 29 bin 587 ve Nevşehir Derinkuyu Yeraltı Şehri 27 bin 626 ziyaretçi tarafından ziyaret edildi. Bayramın her gününde yüz binlerce ziyaretçi Kurban Bayramı süresince müze ve ören yerlerinde ziyaretçi yoğunluğu tatilin her gününde yüksek seviyelerde seyretti. Arefe gününde 163 bin 815 ziyaretçi ağırlanırken bayramın birinci gününde bu sayı 150 bin 086 olarak kaydedildi. Bayramın ikinci gününde 208 bin 907, üçüncü gününde 252 bin 127 ve dördüncü gününde 219 bin 017 ziyaretçi müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bayram tatilinin ardından gelen pazar gününde ise 118 bin 310 ziyaretçi kültür rotalarını tercih etti.

Bakan Ersoy: "Gece müzeciliğini sürdürüyoruz" Haber

Bakan Ersoy: "Gece müzeciliğini sürdürüyoruz"

Gece Müzeciliği uygulaması, bu yıl da Türkiye'nin dört bir yanındaki müze ve ören yerlerinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kültürel mirasın farklı bir atmosferde deneyimlenmesine imkan sağlayan uygulamanın, yeni sezonda da yerli ve yabancı ziyaretçilere akşam saatlerinde ziyaret deneyimi sunacağı belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy uygulamasının yeni dönemini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Ersoy, Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladıklarını belirterek kültürel mirası günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdikleri uygulamayı bu yıl da sürdüreceklerini dile getirdi. "Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz" Kültür rotalarında ziyaretçilere yine unutulmaz bir deneyim sunacaklarını vurgulayan Bakan Ersoy, "Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladık. Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz. 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında 20 müze ve ören yerimiz ziyaretçilerini gecenin kendine özgü atmosferinde ağırlayacak. Geçtiğimiz yıl Gece Müzeciliği kapsamında 1 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırladık. Nemrut’tan Efes’e, Side’den Zeugma’ya, Galata Kulesi’nden İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne uzanan kültür rotalarımızda ziyaretçilerimize yine unutulmaz bir deneyim sunacağız. Türkiye’nin zengin kültürel mirasını gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlemek isteyen tüm misafirlerimizi müzelerimize ve ören yerlerimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı. İlk uygulama üç yerde başladı Gece Müzeciliği uygulaması ile kültürel mekanların gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlenmesine imkan sağlanırken Türkiye'nin kültürel mirasının günün her saatinde yaşanabilir kılınmasının ve sürdürülebilir turizm vizyonunun güçlendirilmesinin hedeflendiği aktarıldı. İlk olarak Efes, Hierapolis ve Side ören yerlerinde başlatılan Gece Müzeciliği uygulaması kapsamında 2024 yılında 395 bin 212 ziyaretçinin ağırlandığı duyuruldu. Yerli ve yabancı ziyaretçilere gece saatlerinde ziyaret imkanı sunulan uygulamada Nemrut Ören Yeri, Efes Ören Yeri, Side Ören Yeri, Hierapolis Ören Yeri, Patara, Aspendos, Galata Kulesi, Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri ile Zeugma Mozaik Müzesi öne çıkan noktalar arasında yer aldı. İstanbul'daki müze ve ören yerlerinde uygulama, İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında 5 Ekim 2025 tarihine kadar sürdürülürken yoğun talep nedeniyle Efes ve Side ören yerlerinde 2 Kasım 2025 tarihine kadar uzatıldı. Galata Kulesi'nde ise Gece Müzeciliği uygulamasının yıl boyunca devam ettirildiği dile getirildi. Bunun yanı sıra Gece Müzeciliği kapsamında 2025 yılında 1 milyonun üzerinde ziyaretçinin ağırlandığı ifade edildi. 20 müze ve ören yerinde uygulanacak Gece Müzeciliği uygulamasının, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında Bakanlığa bağlı 11 müze ve 9 ören yeri olmak üzere toplam 20 müze ve ören yerinde uygulanacağı belirtildi. Bu kapsamda, T.C. kimlik numarasına sahip Müzekartlı ziyaretçiler, Müzekart geçiş haklarına ek olarak 200 lira ücret karşılığında; Nemrut Ören Yeri, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Alanya Müzesi, Aspendos Ören Yeri, Patara Ören Yeri, Likya Uygarlıkları Müzesi, Side Ören Yeri, Didim Apollon Tapınağı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Hierapolis Ören Yeri, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Galata Kulesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Efes Ören Yeri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Marmaris Müzesi, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Şanlıurfa Müzesi ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi'ni saat 19.00'dan itibaren belirlenen kapanış saatlerine kadar ziyaret edebilecek. Ahlat Selçuklu Mezarlığı ise ziyaretçilere ücretsiz olarak açık olacak.

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı Haber

Müze ve ören yerlerinde dijital dönüşüm başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Telekom arasında imzalanan protokolle müze ve ören yerlerinde yerli ve millî dijital altyapı dönemine geçildi. Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan yeni sistemle; akıllı biletleme, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital ziyaretçi yönetimi ve yeni nesil ziyaretçi deneyimi hayata geçirilecek. Fiber altyapıdan veri güvenliğine, müze mağazalarından dijital ödeme sistemlerine kadar uzanan kapsamlı dönüşümle kültürel mirasın teknolojiyle geleceğe taşınması hedefleniyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Türkiye'nin kültürel mirasının geleceğini yeniden şekillendirecek dönüşümü İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde ilan etti. Bakan Ersoy imza töreninde, kültürel mirasa ait verilerin güvenliğinin Türkiye'nin kültürel egemenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ise hayata geçirilen dönüşümün yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını, Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin kültürel mirasının yalnızca geçmişin sessiz tanığı olmadığını belirten Bakan Ersoy, bunun aynı zamanda geleceğe bırakılacak en değerli emanet olduğunu vurguladı. Ersoy, "Bizler bu emaneti korurken yalnızca taşları, eserleri ve yapıları muhafaza etmiyoruz; aynı zamanda hafızamızı, kimliğimizi ve medeniyet birikimimizi de geleceğe taşıyoruz" dedi. Atılan adımın yalnızca bir biletleme sistemi değişikliği olmadığını belirten Ersoy, ‘‘Atılan adım kültürel miras yönetiminde dijital çağın ihtiyaçlarına uygun, bütünleşik ve örnek bir modele geçiş anlamı taşıyor’’ diye konuştu. Bugüne kadar yüksek ziyaretçi potansiyeline sahip yaklaşık 70 müze ve ören yerinin farklı işletme modelleriyle yönetildiğini, 118 noktada ise hizmetin Bakanlık personeli tarafından yürütüldüğünü belirten Ersoy, 2026-2027 yıllarında açılması planlanan 28 yeni müze ve ören yerinin de sisteme dahil edileceğini açıkladı. ‘‘216 müze ve ören yerinde bütünleşik dijital yapı kurulacak’’ Yeni dönemde Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan daha geniş ve bütüncül bir yapı oluşturulacağını belirten Ersoy, gişe operasyonları, müze mağazaları ve ticari alanlar tek çatı altında yönetilecek, hizmet standardı ülke genelinde yeknesak hale gelecek. Ziyaretçiler yalnızca müzeye giriş yapmayacak, teknolojiyle desteklenen çok boyutlu bir tarih ve kültür deneyimi yaşayacak’’ ifadelerini kullandı. Fiber altyapılar, yaygın Wi-Fi sistemleri ve 5G entegrasyonu ile ziyaretçi deneyiminin yeni bir boyuta taşınacağını belirten Ersoy, ‘‘Akıllı biletleme sistemleri, çok kanallı dijital ödeme çözümleri, yapay zeka destekli veri analitiği, AR ve VR teknolojileri, sesli rehber sistemleri ve dijital arşivleme altyapıları da devreye alınacak. Akıllı ziyaretçi uygulamalarıyla müzeler yeni nesil deneyim merkezlerine dönüşecek. Tarih ile teknoloji artık aynı kapıdan içeri girecektir" açıklamasında bulundu. ‘‘Veriler artık millî altyapı ve Türk Telekom tecrübesiyle koruma altında’’ Yeni sistemin Türk Telekom’un teknoloji birikimi ve tecrübesiyle hayata geçirileceğini belirten Bakan Ersoy, yerli ve millî altyapılar sayesinde verilerin ülke sınırları içerisinde korunacağını kaydetti. Ersoy, "Türk Telekom’un kurmuş olduğu yerli teknoloji gücüyle kültürel mirasımıza ilişkin stratejik verilerimiz güvence altında olacak. Bu yaklaşım günümüz dünyasında yalnızca teknik bir tercih değildir. Bu aynı zamanda dijital bağımsızlık meselesidir. Çünkü kültürel mirasımıza ait verilerin güvenliği, ülkemizin kültürel egemenliğinin de ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. ‘‘Müze mağazaları ve ticari alanlar da dönüşüme dahil edilecek’’ Yeni dönüşüm sürecinin yalnızca dijital biletleme sistemleriyle sınırlı kalmayacağını belirten Ersoy, ‘‘Müze mağazaları, kafeteryalar, satış alanları ve ziyaretçi hizmetlerine ilişkin ticari operasyonlar da yeni yapı kapsamında ele alınıyor’’ diye konuştu. Protokol kapsamındaki müze mağazalarında Geleneksel Türk El Sanatları, Türk Lokumu, Türk Kahvesi, Türk Halıcılığı, Geleneksel Türk Süsleme Sanatları ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki somut olmayan kültürel miras öğelerine yer verileceğini belirten Ersoy, ürünlerin Bakanlık tarafından belgelendirilmiş Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılar ve geleneksel el sanatları ustalarından tedarik edileceğini ifade etti. Bu modelle hem kültürel mirasın korunacağını hem de geleneksel üretim ve istihdamın destekleneceğini vurgulayan Ersoy, Türk Telekom’un küresel pazarlama gücü ve dijital mağazaları üzerinden bu ürünlerin yurt dışı satışlarının da yaygınlaştırılacağını açıkladı. ‘‘Müzekart sistemi değişiyor, kimlik kartları müzekart oluyor’’ Yeni sistemin işleyişine ilişkin de bilgi veren Ersoy, mevcut kullanım süresi devam eden Müzekartlarda herhangi bir değişiklik olmayacağını belirtti. Kullanım süresi dolan kartlarda yeni sisteme geçileceğini ifade eden Ersoy, ‘‘Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları Müzekart’a dönüştürülerek doğrudan geçiş özelliği kazanacak’’ şeklinde konuştu. Ersoy, sistemin e-Devlet ve mobil uygulama üzerinden işleyeceğini, vatandaşların müzekart ücretini ödedikten sonra sıra beklemeden kimlik kartlarını okutarak geçiş yapabileceğini söyledi. Türk Telekom’dan dijital gelecek vurgusu Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin de Türk Telekom’un yalnızca iletişim altyapısı kuran bir şirket olmadığını, teknolojiyi hayatın her alanına taşıyan ve Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna katkı sunan bir kurum olduğunu belirtti. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda teknolojiyi yaygınlaştırdıklarını ve sektörlerin dönüşümüne katkı sunduklarını ifade eden Şahin, ‘‘Kültür ve sanatın teknoloji ile harmanladığı Atatürk Kültür Merkezi’nin uçtan uca dijital dönüşümünde önemli bir rol üstlendik. Değer odaklı yaklaşımla teknolojideki gücümüzü kültür, sanat ve turizme aktarıyoruz. Müze ve ören yerlerinin dijitalleşmesi gibi birçok projeyi hayata geçiriyoruz’’ şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinden Rami Kütüphanesi’ne kadar bin 300’ü aşkın kütüphanenin iletişim altyapısını modern ağlarla desteklediklerini kaydeden Şahin, bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında müze ve ören yerlerinin uçtan uca dijitalleşmesini sağlayacak olmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. Şahin, ‘‘Biletleme hizmetlerinden satış kanallarına, ticari alanlardan otoparklara, kafeteryalardan Geleneksel El Sanatları mağazalarına kadar ziyaretçi deneyimini etkileyen pek çok operasyon dijitalleştirilecek. Bu dönüşüm fiber altyapı, siber güvenlik, veri merkezi, bulut, akıllı biletleme, ödeme sistemleri, veri analitiği ve yapay zekâ kabiliyetleriyle entegre biçimde hayata geçirilecek’’ açıklamasında bulundu. Bu çalışmanın yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje olmadığını vurgulayan Şahin, bunun Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırım olduğunu ifade etti. Millî mirası millî teknolojiyle destekleyeceklerini ve kültürel mirası teknolojiyle geleceğe taşıyacak bu protokolün ülkeye ve millete hayırlı olmasını dilediklerini belirten Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijitalin yüzyılı yapma hedefiyle çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.

50 eser ilk kez vitrine çıktı: 19 müze tek çatı altında Haber

50 eser ilk kez vitrine çıktı: 19 müze tek çatı altında

Roma'nın dünyaca ünlü tarihi miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergi 11 Haziran'da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’den 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Sergide 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken kapsamlı konservasyon süreci ve uluslararası standartlarda yürütülen taşıma ve koruma çalışmaları dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kolezyum’da gerçekleşecek Troya temalı sergiyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakan Ersoy, 11 Haziran'da ziyarete açılacak olan sergiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Troya’yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihî Kolezyum’a taşıyoruz! Roma'nın dünyaca ünlü miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda 11 Haziran'da ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergimizin açılışını yapacağız. Sergimizde, Türkiye’deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak. Eserlerin 50’si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi’nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025’ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle, eserlerimiz uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor.Bu toprakların kültürel mirasını dünya sahnesine kararlılıkla taşıyan başta Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü (KVGM) ekiplerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Aylar süren hazırlık: 6 laboratuvar uluslararası standartlar Kolezyum’da düzenlenecek serginin hazırlıkları Aralık 2025’te başladı. Türkiye genelinde 6 farklı Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman restoratörler sürece dahil oldu. Sergide yer alacak eserler, ICOM’un uluslararası ödünç verme standartları doğrultusunda hazırlanıyor. Eserler, ‘çividen çiviye’ sanat eseri sigortası ile teminat altına alınırken ev sahibi ülkeden devlet garanti belgesi sağlanıyor. Taşıma süreci ise uluslararası sertifikalara sahip firmalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Yeni uluslararası sergiler yolda Troya sergisi, Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası platformlara taşıyan projelerin yalnızca bir parçası olarak dikkat çekiyor. Berlin’de devam eden Taş Tepeler sergisinin ardından, 2026’nın son çeyreği ve 2027 yılında Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD’de yeni sergiler planlanıyor. Japonya için mutabakat zaptı imzalanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı Çin ve Avusturya için de görüşmeleri sürdürüyor.

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi Haber

Smyrna’ya ait heykel başı ABD’den Türkiye’ye iade edildi

Kültür varlıklarının korunması ve ait olduğu topraklara kazandırılması için yürütülen çalışmalarda, uluslararası iş birlikleriyle sonuç alınan iade süreçlerine bir yenisi daha eklendi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, "Müjdeli bir haberimiz daha var. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Museum koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başının iadesini sağladık. 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle Smyrna Agora kazılarından geldiği ve Theodosius Dönemi’ne ait olduğu belirlenen eser, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmıştı. Denver Sanat Müzesi ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserimizi evine kavuşturduk. M.S. 5. yüzyıla tarihlenen eser bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu süreçte emeği geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kültürel mirasımızı kararlılıkla korumaya devam edeceğiz" dedi. İade sürecinin arka planı ve eserin bilimsel kimliği Amerika Birleşik Devletleri’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrinde bulunan Denver Sanat Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne koleksiyonlarında yer alan ve Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini bildirdi. Smyrna Agora kazılarından elde edilen heykel başının 1989 yılında Marie Thérse Macy’nin malikanesinden bağış yoluyla Denver Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edildiği, Macy’nin ise 1946-1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi olduğu bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde söz konusu veriler doğrulandı. Eserin Smyrna Agora kazılarında çıkarıldığı, 1934 tarihli Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi’nde yayımlanan raporla da belgelendi. Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, Bakanlık uzmanlarının bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya kondu. Bu tespitler doğrultusunda Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadelede izlenen etkin politikalar sayesinde müze ve özel koleksiyonlar nezdinde gönüllü iade süreçlerine yönelik farkındalık ve iş birliği belirgin şekilde artış gösterdi. Smyrna kökenli mermer heykel başının Türkiye’ye kazandırılması da bu yaklaşımın somut bir örneği oldu. Üslup özellikleri doğrultusunda heykel başının Theodosius dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu, Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda da ortaya kondu. Tarihî eserin özellikleri ve sergi süreci Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihsel bağlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliği ve kaçakçılıkla mücadele Türkiye’nin son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası alanda karşılık bulmaya devam ediyor. Müze ve koleksiyonların gönüllü iade süreçlerine daha açık hale gelmesi, yürütülen politikaların somut sonuçları arasında yer alıyor. Smyrna kökenli mermer heykel başının iadesi de bu sürecin dikkat çeken örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Danıştay’dan Efes’te tek bilet uygulamasına durdurma kararı Haber

Danıştay’dan Efes’te tek bilet uygulamasına durdurma kararı

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından açılan dava kapsamında, danıştay 10. Dairesi Efes Örenyeri’nde uygulanan “tek bilet” sistemine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi. TÜRSAB’ın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü (DÖSİMM) aleyhine açtığı davada; müze ve örenyeri giriş ücretlerinin yabancı ziyaretçiler için döviz bazlı belirlenmesi, elektronik rehberlik sistemi ücret tarifesi ve Efes Örenyeri ile Dijital Deneyim Müzesi biletlerinin birleştirilmesine ilişkin kararın iptali talep edilmişti. Mahkeme, özellikle Efes Örenyeri giriş bileti ile özel bir işletmeye ait “Dijital Deneyim Müzesi” biletinin zorunlu olarak tek bilet şeklinde sunulmasına yönelik uygulama hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldı. Kararın gerekçesinde, yabancı ziyaretçilerden ziyaret etmedikleri bir müze için peşin ücret alınmasının mülkiyet hakkına aykırı olduğu vurgulandı. Ayrıca, söz konusu uygulamanın özel bir işletmeye dolaylı ziyaretçi garantisi sağladığı ve bunun da mevcut mevzuata aykırılık oluşturduğu ifade edildi. Bu kararla birlikte, yabancı ziyaretçilerin Efes Örenyeri’ne girişte Dijital Deneyim Müzesi bileti satın alma zorunluluğu kaldırılmış oldu. TÜRSAB tarafından yapılan açıklamada, üyelerin ticari faaliyetlerini zorlaştıran uygulamalara karşı hukuki mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.

Uppsala ‘IQ turizmi’ni başlattı Haber

Uppsala ‘IQ turizmi’ni başlattı

Selfie turizmi dünyanın en popüler destinasyonlarının bazılarına adeta el koymuş durumda; gezginler, objektiflerini çevirdikleri yerle gerçek anlamda bağ kurmadan, sadece “o kareyi” yakalayabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor. İsveç’teki bir destinasyon, bu eğilime karşı sıra dışı bir yaklaşım geliştirdi: “IQ Turizmi” programı. Uppsala, Stockholm’e yalnızca 40 dakikalık mesafedeki bir üniversite kenti olarak, ziyaretçileri en çok fotoğraflanan noktaların peşine düşmek yerine, onları derinlik, zekice kurgulanmış hikâyeler ve tarihin beklenmedik katmanlarıyla buluşturmayı hedefliyor. Bu yaklaşımı simgeleyen “IQ” sembolü, turistleri daha anlamlı deneyimlere yönlendirmek için kullanılıyor. Destination Uppsala’nın pazarlama direktörü Helena Bovin, “Buraya gelmenin başlıca nedeni merak olsun istiyoruz” diyerek bu yaklaşımı özetliyor. Ona göre bu, yalnızca yapılacaklar listesinden bir madde daha çıkarmak değil; anlam ve bağlam merkezli, daha derin bir seyahat deneyimine yönelmek anlamına geliyor. Kentte ayrıca binalardaki küçük ayrıntıları işaret eden gezici kırmızı dürbünler de olacak. Uppsala’da 'IQ turizmi' nasıl deneyimlenebilir? Uppsala, İsveç’in en genç şehirlerinden biri; nüfusunun neredeyse yarısı 30 yaşın altında. Bu da IQ Turizmi programındaki pek çok noktanın şehrin üniversite kimliğiyle doğrudan bağlantılı olmasını açıklıyor. Uppsala Üniversitesi, ülkenin en eski üniversitesi ve en ünlü mezunlarından biri Anders Celsius. Evet, o Celsius. 18. yüzyılda 100 dereceli termometreyi geliştiren Celsius’un, kaynama için 0°, donma için 100° kullanan orijinal tasarımını Gustavianum’nda görmek mümkün. Üniversite müzesinde ayrıca çok sayıda bilimsel alet, anatomik örnek ve tarihî eserle dolu 17. yüzyıldan kalma bir anatomi tiyatrosu da yer alıyor. Şehrin karakterini deneyimlemek isteyenler için 1878’de açılan öğrenci kafesi Ofvandahls Hovkonditori ya da 17. yüzyıl İngiliz kahvehanelerinin ruhunu yaşatan ve canlı sohbetleriyle bilinen kahve kavurucusu Arrenius Coffee uğranabilecek duraklar arasında. Şehrin hemen dışında ise Gamla Uppsala bulunuyor. Buradaki müze, Vendel dönemine (MS 550–800) tarihlenen kraliyet mezar höyüklerinin yanı başında yer alıyor ve bölgenin Viking Çağı’ndaki (MS 800–1050) önemini, Thor, Odin ve Freyr gibi tanrılara yapılan kurban ritüelleri üzerinden anlatıyor. IQ Turizmi programı kapsamında Uppsala, çoğu insanın gözden kaçırdığı küçük ayrıntıları öne çıkarmak için gezici kırmızı bir seyir dürbünü de tasarladı. Bu deneyimler arasında Uppsala Katedrali’ndeki 19. yüzyıl restorasyonundan önceki görünümü yansıtan yıkanmamış cam bölme, 1965’te “burada hiçbir şey olmadı” ifadesiyle dikkat çeken Östgöta Nation önündeki kaldırım taşı ve şehir geneline yayılmış, sanatçılar Jekaterina Pertoft ile Zilmara Suarez tarafından tasarlanan küçük “fare evleri” de yer alıyor.

İran’da saldırılarda 56 müze ve tarihi yapı hasar gördü Haber

İran’da saldırılarda 56 müze ve tarihi yapı hasar gördü

İran Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Bakanlığı, yayımladığı bildiride ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında ülkenin farklı eyaletlerindeki en az 56 müze, tarihi yapı ve kültürel alanın doğrudan hedef alındığını ve ciddi yapısal hasar oluştuğunu duyurdu. söz konusu saldırıların bir milletin kimliğine, tarihsel hafızasına ve kültürel mirasına yönelik olduğu vurgulanarak bunun insanlığın ortak mirasına verilmiş telafisi mümkün olmayan bir zarar olduğu ifade edildi. Açıklamada, "Çocuk katili düşmanın İran ve İran halkına duyduğu kin artık tüm dünya için açıkça görülmektedir. Buna rağmen uluslararası kurumların bu insanlık ve medeniyet karşıtı suçlar karşısındaki sessizliği ve açıklanamayan tutumları halkımız için büyük bir soru işareti oluşturmaktadır. Bugün yaşananlar gelecek nesiller için bir ders olacak ve düşmanlara güvenilmemesi ile bağımsızlığın milletin temel değerlerinden biri olması gerektiğini gösterecektir" ifadeleri kullanıldı. En fazla hasar Tahran’da Açıklamada en fazla hasarın Tahran’da meydana geldiği belirtilerek, "İran’ın siyasi ve kültürel kalbi olan Tahran eyaleti, 19 zarar gören eserle bu saldırılardan en fazla etkilenen bölgelerin başında gelmektedir. Kürdistan eyaletinde ise 12 önemli tarihi yapı zarar görmüştür. Dünya mimarisinin incilerinden biri olarak bilinen İsfahan’da Nakş-ı Cihan Meydanı kompleksi ve bu alanda bulunan bazı dünya mirası eserleri de saldırıların hedefi olmuştur. Ayrıca Loristan ve Kirmanşah eyaletlerinde tarihi yapılar hedef alınırken, Buşehr eyaletinde özellikle Bender Siraf’taki bazı tarihi konak ve evler zarar görmüş, İlam eyaletindeki Arkeoloji Müzesi de bu saldırılardan etkilenmiştir" denildi. Uluslararası kurumlara başvuru Uluslararası kurumlara çağrıda bulunulan açıklamada, "İran’ın bu medeniyet hazinelerinin koruyucusu ve mirasçısı olarak söz konusu saldırılara ilişkin resmi itirazı diplomatik ve hukuki kanallar aracılığıyla Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere ilgili uluslararası kurumlara iletilmiştir. Ayrıca yurt içi ve yurt dışındaki tüm İranlılardan bu suçun uluslararası hukuk ve yargı mercilerinde takip edilmesi için destek vermeleri ve konuyu gündemde tutmaları istenmektedir" ifadelerine yer verildi. Dünya kamuoyuna çağrı Bildirinin başka bir bölümünde dünya kamuoyuna, düşünürlere, sanatçılara ve özgür halklara çağrıda bulunularak insanlık medeniyetinin köklerine yönelik bu saldırı karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Açıklamada, "Dünya kültürlerin ve kimliklerin yok edilmesi karşısında sessiz kalırsa, bu durum güç temelli bir düzenin ve insani değerlerin yok edilmesinin kabul edilmesi anlamına gelecektir" ifadeleri kullanıldı. Restorasyon planı hazırlanacak Ayrıca saldırıların ardından hasar tespit çalışmalarının başlatıldığı belirtilerek, "Saldırıların sona ermesinin ardından zarar gören eserler için kapsamlı bir restorasyon ve yeniden inşa planı uygulanacaktır" denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.