Hava Durumu

#Mimari

TOURISMJOURNAL - Mimari haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mimari haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection Kapadokya’da Açılıyor Haber

Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection Kapadokya’da Açılıyor

Bölgenin Mirasından Güç Alan Ayrıcalıklı Bir Destinasyon Türkiye’nin merkezinde, ikonik Kapadokya bölgesinin kalbinde konumlanan Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection; eşsiz bir deneyim sunmak üzere kapılarını açmak için gün sayıyor. Tarman Grup yatırımıyla hayata geçirilen proje, Marriott Bonvoy® portföyündeki prestijli Autograph Collection Hotels markasının en yeni üyesi olarak çok yakında misafirleriyle buluşacak. Access danışmanlığında yönetilen Fortuna of Cappadocia, bölgenin zengin kültürel ve doğal mirasının rafine ve çağdaş bir yorumunu sunarak otel konaklama deneyimini yeniden tanımlamaya hazırlanıyor. Zamansız Mimari Kapadokya’nın en etkileyici seyir noktalarından biri olan Uçhisar’da, tarihi alanların merkezinde yer alan tesis; mimarisiyle merak uyandırıyor. Çağdaş tasarımı bölgenin otantik ve mistik stiliyle harmanlayacak olan otel, 125 oda ve süit ile misafirlerine mahremiyet ve huzur sunacak 28 özel villadan oluşuyor. Doğal malzemeleri ve organik minimalizmi yüksek standartlarla sunan otel, misafirlere Kapadokya'nın ham güzelliğiyle iç içe kusursuz bir uyum vadediyor. Kader Çarkı ve Dönüşüm Felsefesi Adını Roma şans ve kader tanrıçası Fortuna'dan alan otel, tamamen dönüşüm, niyet ve anlamlı seyahat kavramları üzerine inşa edildi. Sadece bir konaklama imkanı sunmaktan ziyade; keşif, rahatlama, sosyal etkileşim ve kişisel yenilenmeyi harmanlayan bütünsel bir misafir yolculuğu sunmayı hedefliyor. Markanın temel vaadi olan "zamansız bir zarafet içinde duygusal bir mistisizme yolculuk" fikri, gelecekteki konuklarını amaç ve refah dolu derin bir içsel keşfe davet ediyor. Birliktelik ve Kişiselliğin Kusursuz Dengesi Çok Yakında! Otel devasa sosyalleşme alanları ile tamamen kişiye özel yaşam alanlarını aynı çatı altında ustalıkla birleştirecek. Gastronomi ve sosyal yaşamı bir araya getirecek mekanlar arasında; gün boyu hizmet verecek Fortuna Table, imza bar Le Dome, Lobby Lounge, sezonluk Fortuna Terrace ve otelin bahçesinde konumlanan özel şarap mahzeni, puro lounge’u ve tadım deneyimini bir araya getiren Le Privé bulunuyor. Ayrıca, canlı performanslara ev sahipliği yapacak Grand Cabaret ile Kapadokya'nın eğlence anlayışına yeni bir soluk getirilmesi planlanıyor. Kendi Kaderini Çiz: Spa, Wellness ve Atölyeler Misafirlerin hem fiziksel hem de duygusal esenliğini desteklemek amacıyla tasarlanan 1.112 metrekarelik devasa Spa & Wellness Merkezi; kapalı yüzme havuzu, geleneksel Türk hamamı ve kişiselleştirilmiş bakım alanları ile tam bir yenilenme sığınağı olarak konumlanacak. "Kendi Kaderini Çiz" mottosuyla hareket edecek tesis, konuklarına kendi potansiyellerini keşfetme fırsatı sunarak; çömlek yapımından mutfak sanatlarına kadar yerel sanat atölyelerine de ev sahipliği yapacak. Büyük Ölçekli Etkinlikler ve Kutlamaların Yeni Adresi Geliyor Bölgedeki kapsamlı etkinlik alanı ihtiyacını karşılamak üzere hayata geçirilen Fortuna Convention Hall; destinasyon düğünleri, görkemli kutlamalar ve kurumsal etkinlikler için kusursuz bir atmosfer sunmaya hazırlanıyor. Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection, Marriott International’ın dünya çapında eşsiz seyahat deneyimleri sunan ödüllü platformu Marriott Bonvoy®’un gururlu bir parçası olarak çok yakında misafirlerini büyüleyici bir serüvene davet edecek.

Sarıkamış’ta, Çar’ın Av Köşkü Yok Olma Tehlikesinde Haber

Sarıkamış’ta, Çar’ın Av Köşkü Yok Olma Tehlikesinde

Sarıkamış’ta, sarıçam ormanlarının derinliklerinde yükselen ve mimari zekasıyla büyüleyen Çar’ın Av Köşkü, bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 1896 yılından günümüze ulaşan bu eşsiz yapı, halk arasında yanlış bilinen ismiyle "Katerina Köşkü", zamana ve doğa şartlarına karşı verdiği savaşı kaybetmek üzere. "Çivi kullanılmadan inşa edilen mimari güzellik" Rus Çarı II. Nikola döneminde inşa edilen köşkün en dikkat çekici özelliği, yekpare ağaçtan çivi kullanılmadan birbirine geçirme ‘kırlangıçkuyruğu’ tekniğiyle yapılmış olmasıdır. 129 yıldır ayakta kalmayı başaran ahşap şaheser, 2 ayrı yapıdan oluşuyor. Atıl vaziyette bırakılan ve bir türlü Kars turizmine kazandırılamayan tarihi köşkün son hali görenleri üzüyor. "Bu eser burada yok olmasın" Kars’a İstanbul’dan gelen Serhad Suçsuz, Katarine Köşkü’nün kent turizmine önemli katkı sağlayacağını söyledi. Köşkün yok olmaya terk edildiğini ifade eden Serhad Suçsuz, "Çar Nikola ve ailesinin ve burada yaptırılan Katerina Köşkü’nün hikayesini buradaki yerel rehberlerden dinlediğimizde şu anki durumun bu şekilde olmaması gerektiğini ben düşünüyorum. Turizme kazandırılması açısından Kars’ta çok değerli bir hazine burada yatıyor. Umarım ki yetkililer tarafından çok yakın zamanda bu değerli hazine turizme kazandırılır. Ve böylece herkes daha fazla Kars bölgesini ziyaret eder. Bence olması gereken de bu, bir vatandaş, bir turist olarak bunu yetkililere buradan rica ediyorum. Bu eser burada yok olup, gitmesin. Ruslardan bize kalan bir miras ve önemli bir eser" dedi. Katerine Köşkü, mühendislik harikası sadece dış cephesiyle sınırlı değil, köşk, beton kolonlar içerisinden geçen ve "peç" adı verilen özel bir ısıtma sistemiyle donatılmış. Bu sistem sayesinde ısı, binanın her noktasına eşit şekilde dağıtılarak sert kış şartlarında bile konforlu bir sıcaklık sunuyor. "Yanlış bilinen bir isim: Katerina değil, Aleksi için yapıldı" Yıllardır bölge halkı ve ziyaretçiler tarafından "Katerina Köşkü" olarak adlandırılan yapının gerçek hikayesi oldukça farklı. Tarihi kaynaklar, bu yapının Çar’ın eşi için değil, hasta oğlu Aleksi için bir rehabilitasyon merkezi ve ailenin konaklama alanı olarak inşa edildiğini gösteriyor. Hem yazlık hem kışlık av köşkü olarak kullanılan bina, asalet ve hüznün birleştiği bir nokta olarak tarihteki yerini alıyor. "Yeşilçam’ın doğal platosu harabeye döndü" Çarlık dönemini konu alan pek çok Türk filminin doğal dekoru olan köşk ve çevresi, şimdilerde adeta bir "hayalet bina" görüntüsünde. Duvarlarındaki yazılar, kırılan pencereleri ve bakımsız kalan ahşap dokusuyla yapı, içler acısı bir durumda. Turizme kazandırılması beklenen kültürel miras, koruma altına alınmazsa kısa süre içinde sadece fotoğraflarda kalacak.

Berlin, Göbeklitepe’nin 12 Bin Yıllık Mirasına Ev Sahipliği Yapacak Haber

Berlin, Göbeklitepe’nin 12 Bin Yıllık Mirasına Ev Sahipliği Yapacak

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisinin açılışı, Museuminsel Berlin’deki James-Simon Galerie’de 10 Şubat Salı günü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilecek. İnsanlık tarihinin bilinen en eski sayfaları, bu kez Berlin’de açılıyor. Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık mirası, Avrupa’nın kültür başkentlerinden Berlin’de dünya ile buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Berlin’de açılacak sergiyi sosyal medya hesaplarından duyurdu. Bakan Ersoy paylaşımlarında şu ifadelere yer verdi: "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz! 10 Şubat’ta açılışını yapacağımız 'Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam' sergisiyle, Şanlıurfa müzemizden seçilen 89 eser ve 4 replikayı dünya ile buluşturacağız. Eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. 19 Temmuz’a kadar açık kalacak sergide, Isabel Muoz’un Taş Tepeler fotoğrafları da yer alacak. Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü, Berlin’in kalbinde anlatacağız. Taş Tepeler’in mirasını, kararlılıkla dünyaya taşıyoruz." 44 eser ilk kez sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi, 10 Şubat’ta Berlin Museuminsel’deki James-Simon Galerie’de kapılarını açacak. Sergide, Göbeklitepe ve Taş Tepeler bölgesinden elde edilen buluntulara ev sahipliği yapan Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundan seçilen Neolitik Çağ’a ait 89 eser ile 4 eser replikası yer alacak. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan özgün örnekler arasında bulunan parçaların yer alacağı sergideki eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. Sergi Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü anlatacak Sergi, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata ve besin üretimine geçiş sürecini bütün yönleriyle ele alacak. Mimari, sanat, heykeltraşlık, inanç sistemleri ve toplumsal örgütlenmenin doğuşu, Göbeklitepe ve çevresindeki tapınaklar, taş sütunlar, kabartmalar ve figüratif heykeller üzerinden anlatılacak. Serginin ziyaretçileri, erken dönem toplumsal ritüelleri, ilk dini inanışları ve toplulukların örgütlenme biçimlerini yakından görme imkanı bulacak. Sergi aynı zamanda tarımsal üretimin başlamasıyla ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik dönüşümü de bütüncül bir çerçevede sunacak. Isabel Muoz’un objektifinden Taş Tepeler Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Isabel Muoz’un Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflar da sergideki yerini alacak. Yalnızca arkeolojik alanları değil, Neolitik toplulukların yaşam izlerini; insan figürleri, dokular ve ışık aracılığıyla sanatsal bir dille yorumlayan Muoz’un bu fotoğrafları, ziyaretçilere Taş Tepeler’in tarihi derinliğini çağdaş bir bakışla deneyimleme imkanı sunacak. Göbeklitepe ve Taş Tepeler uluslararası sahnede Berlin’de ilk kez düzenlenecek olan sergi, Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler’in kültürel ve bilimsel önemini uluslararası platformda güçlü biçimde tanıtacak. Türkiye’den Berlin’e getirilen bu eşsiz Neolitik eserler, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınaklarından biri olan Göbeklitepe’nin önemini bir kez daha gözler önüne serecek. Daha önce Roma Kolezyumu’nda büyük ilgi gören Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısı, Berlin ayağıyla Avrupa’daki görünürlüğünü daha da artıracak. Berlin’de düzenlenen bu sergi, Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi alanındaki etkisini daha da güçlendirecek. ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi 19 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.

Özbekistan’da Turizm Atağı Tarihi Mirası Tehdit Ediyor Haber

Özbekistan’da Turizm Atağı Tarihi Mirası Tehdit Ediyor

Turizmi canlandırmak isteyen Özbekistan, büyük ölçekli projelerle dikkat çekiyor. Buhara başta olmak üzere pek çok şehirde hızla yeni oteller inşa ediliyor. Yazar Catherine Bennett, konakladığı tarihi bir kervansarayın çevresinde üç yeni inşaat gördüğünü ve 16. yüzyıldan kalma bir medresenin yanına konuk evi yapıldığını aktardı. Başkent Taşkent’ten Hive’ye kadar benzer projeler gözlemlenirken, zengin iş insanı Bakhtiyor Fazilov’un Semerkant’ı turizm merkezi haline getirme çabalarına da vurgu yapıldı. 2022’de açılan havaalanı ve "Disneyland'e benzetilen" İpek Yolu Semerkant projesi, şehrin çehresini değiştiriyor. Svetlana Gorshenina, Özbekistan’ın "İpek Yolu" konseptiyle turizmi tek pazarlama stratejisi haline getirdiğini belirterek, bu durumun kültürel değerleri tüketebileceğini söylüyor. UNESCO’nun da Buhara’daki çalışmaları yakından izlediği biliniyor. Ülke, son 5 yılda turizm sıralamasında 16 basamak yükselerek 78. sıraya çıktı. 2023’te 6,6 milyon olan turist sayısının, Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 2030 stratejisi kapsamında 15 milyona çıkarılması hedefleniyor. Ancak bazı uzmanlar, bu hızlı dönüşümün olumsuz etkileri olabileceğini dile getiriyor. Kimliğini açıklamak istemeyen bir Özbek mimar, Buhara’nın giderek sadece turistler için düzenlenen bir yapıya dönüştüğünü ve "Çöldeki Venedik" olma riski taşıdığını belirtti.

İmrahor İlyas Bey Camii Restorasyonu Hızla İlerliyor Haber

İmrahor İlyas Bey Camii Restorasyonu Hızla İlerliyor

İSTANBUL (İHA) - Ayasofya Camii’nden 100 yıl daha eski olan İmrahor İlyas Bey Camii’nde 2023’te başlatılan restorasyon çalışmaları sürüyor. Geçmişte çeşitli hasarlar alarak üst yapısını kaybeden camide, Vakıflar İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda geçici çatı tamamlandı. Restorasyonun ardından ibadete açılması planlanan cami, havadan görüntülendi. EN ESKİ DİNİ YAPILARDAN BİRİ Fatih’teki cami, Bizans döneminde kilise olarak inşa edildi ve İstanbul’un fethi sonrası camiye çevrildi. 2. Beyazıt döneminde İmrahor İlyas Bey tarafından tekrar düzenlenen yapı, Latin istilası, 1894 depremi ve 1900’lerdeki yangın ve yağmurlarla büyük zarar gördü. 1925’te terk edilen ve 1934’te müzeye devredilen cami, 2012’de Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçti. 2019’da ise yapının restorasyon projeleri onaylandı. ÖZGÜN MİMARİSİ KORUNUYOR 2023’te başlayan restorasyon kapsamında çevre temizliği yapıldı ve 100 yıldır üstü açık olan cami için geçici çatı kuruldu. Güney bölümdeki yıkılan sütunlar aslına uygun şekilde yenilenecek. Yapı hakkında bilgi veren Vakıflar İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü Sanat Eserleri ve Yapı İşleri Şube Müdürü Feyyaz Fidan, "İstanbul'daki en eski dini yapı olarak ifade edebileceğimiz bu manastır; Studios Manastırı'dır. İstanbul'un fethine kadar manastır olarak kullanılan yapı, fetihten sonra 2. Beyazıt'ın Mirahoru İlyas Bey tarafından cami ve tekkeye çevrilmiştir. Bu yapı kompleksinde caminin yanı sıra sarnıç, ayazma ve çeşme de bulunmaktadır. Geniş bir revaklı avlusunun ve derviş hücrelerinin olduğunu biliyoruz. Cami olduktan sonra minare ekleniyor fakat günümüze külah ve petek kısmının maalesef ulaşamadığını görüyoruz. İmrahor İlyas Bey Camii'nden bahsederken tabii ki opus sectiladan bahsetmemiz gerekir. İnşa edildiği dönemde yurdun birçok yerinden çeşitli taşlar getiriliyor ve bu taşlar belli bir geometrik düzene göre döşeniyor. Bugün burada görülen opus sectila özgündür. Yapının ilk inşasından kalan bir döşemedir" açıklamasında bulundu. RESTORASYON ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR Feyyaz Fidan, restorasyon sürecini anlatarak, geçici çatı ve statik güçlendirme çalışmalarının tamamlandığını belirtti. Minarenin eksik külah ve petek kısmının, bilim kurulunun değerlendirmesi sonrası Koruma Kurulu onayıyla tamamlanacağını ekledi. Caminin en kısa sürede ibadete açılması hedefleniyor.

Dünyanın İkonik Kuleleri Seyahat Tutkunlarına İlham Veriyor Haber

Dünyanın İkonik Kuleleri Seyahat Tutkunlarına İlham Veriyor

İnsanlık tarihinin birikimini günümüze taşıyan ünlü kuleler, bulundukları şehirlerin simgesi haline gelerek turistik cazibe noktaları oluşturuyor. Mimarileriyle hayranlık uyandıran bu yapılar, her yıl milyonlarca gezginin seyahat planlarını etkiliyor. Dünyanın dört bir yanındaki kuleler, yalnızca mimari harikalar değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi değerler taşıyan semboller olarak öne çıkıyor. Teknolojik gelişmelerle birlikte gökdelenler inşa edilse de bu yapılar geçmişin ihtişamını yansıtmayı sürdürüyor. EYFEL KULESİ (PARİS, FRANSA) Paris’in kalbinde yer alan Eyfel Kulesi, 1889 yılında EXPO Paris için inşa edildi. Her yıl 7 milyon ziyaretçiyi ağırlayan kule, hem manzarası hem de ışıklandırmasıyla ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. BIG BEN (LONDRA, BİRLEŞİK KRALLIK) Elizabeth Kulesi olarak bilinen Big Ben, Londra’nın tarihi ve politik merkezinde yer alıyor. Themes Nehri boyunca yürüyüş yaparken mola verilmesi gereken bir durak olarak dikkat çekiyor. GALATA KULESİ (İSTANBUL, TÜRKİYE) İstanbul’un simgelerinden biri olan Galata Kulesi, Boğaz ve Tarihi Yarımada’nın eşsiz manzarasını sunuyor. Özellikle gün batımı manzarasıyla fotoğraf tutkunlarının gözdesi oluyor. EMPIRE STATE BİNASI (NEW YORK, ABD) New York’un simgesi haline gelen bu Art Deco tarzındaki yapı, 86. ve 102. katlardan muhteşem şehir manzarası sunuyor. Gece ışıklarıyla büyüleyici bir atmosfere sahip olmaya devam ediyor. PİSA KULESİ (PİSA, İTALYA) Eğik yapısıyla ünlü Pisa Kulesi, tarihi bir mühendislik hatasını cazibe merkezine dönüştüren örneklerden biri. Kule, eğlenceli fotoğraf çekimleri için turistlerin uğrak noktası haline gelmiş durumda. BURJ KHALIFA (DUBAİ, BAE) 828 metre yüksekliğiyle dünyanın en uzun yapısı olan Burj Khalifa, modern mühendisliğin zirvesini temsil ediyor. Gözlem platformları, ışık şovları ve lüks alanlarıyla eşsiz bir deneyim sunuyor. TOKYO SKYTREE (TOKYO, JAPONYA) 634 metre yüksekliğindeki bu modern kule, Tokyo’nun panoramik manzarasını görmek isteyenler için ideal bir nokta. Ayrıca, bölge restoran ve alışveriş alanlarıyla popüler bir destinasyon. İZMİR SAAT KULESİ (İZMİR, TÜRKİYE) 1901 yılında inşa edilen İzmir Saat Kulesi, Osmanlı taş işçiliğinin zarif bir örneği olarak gösteriliyor. Konak Meydanı’nda yer alan kule, hem tarihi hem de kültürel bir buluşma noktası. Kuleler, tarihin ve kültürün mimariyle harmanlandığı yapılar olarak, şehirlerin hikayesini anlatmaya devam ediyor. Turistlerin ilgisini çeken bu ikonik yapılar, bulundukları yerleri dünya çapında tanıtmada önemli bir rol oynuyor.

35. ANFAŞ Hotel Equipment Fuarı Başlıyor Haber

35. ANFAŞ Hotel Equipment Fuarı Başlıyor

ANTALYA (İHA) - Türkiye’nin en prestijli Horeka sektörü etkinliklerinden biri olan Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları Fuarı, Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Bu yıl fuara 20 bin ziyaretçi beklenirken, 1,5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefleniyor. Fuar, otel, restoran ve kafeterya sektörüne hizmet eden firmaları yerli ve yabancı katılımcılarla buluşturacak. SEKTÖRÜN GELECEĞİ KONUŞULACAK Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Hotel Equipment Fuar Direktörü Hakan Arslan, "Geçen sene yaklaşık dört gün süren fuarda on beş bin üzerinde bir ziyaretçi sirkülasyonu vardı. Bu sene bu rakamın 20 binin üzerine çıkması bekleniyor" açıklamasını yaptı. Fuarın yalnızca ticaret değil, sektörün sorunlarının tartışıldığı paneller ve söyleşilere de ev sahipliği yapacağını ekleyen Arslan, "8 ve 9 Ocak tarihlerinde yiyecek-içecek sektörü ve iç mimarlık üzerine toplantılar düzenleyeceğiz. Önemli konuşmacıları ve sektör profesyonellerini ağırlayacağız" dedi. HOTEL DESIGN SHOW BEŞİNCİ KEZ SAHNEDE Fuar kapsamında İç Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından düzenlenen Hotel Design Show, "Gelecek" temasıyla yeniden ziyaretçilerle buluşacak. Etkinlikte, uzman 10 mimarlık ofisi tarafından tasarlanan otel odaları deneyimlenebilecek. İç Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Güner Onaran, "İspanya, Tunus ve İtalya İç Mimarlar Odası Başkanları gibi önemli isimleri ağırlayacağız. Ayrıca Atilla Kuzu ve Yeşim Kozanlı gibi sektörde öncü mimarlar da konuşmacı olarak fuarımıza katılacak. Gelecekte bu etkinliği 20 veya 30 otel odasına çıkarmayı ve uluslararası düzeyde daha geniş bir platforma taşımayı hedefliyoruz" dedi. Hotel Equipment Fuarı, Antalya’nın turizm ve yatırım alanlarındaki cazibesini artırmayı amaçlıyor. Fuara katılmak isteyenler, dört gün boyunca sektördeki son yenilikleri takip etme ve sektörün öncü isimleriyle buluşma fırsatı bulacak.

2025’te İstanbul’un Turizmde Yıldızı Parlayacak Haber

2025’te İstanbul’un Turizmde Yıldızı Parlayacak

Seyahat firması Titan Travel, Instagram, TikTok ve Google arama trendlerini analiz ederek yaptığı araştırmada, İstanbul’un 2025’te turist akınına uğrayabileceğini öngörüyor. Şirketin sosyal seyahat endeksinde İstanbul, 10 üzerinden 7,96 puan alarak dikkate değer bir başarı elde etti. İstanbul’un bu yüksek puanı, kentin ziyaretçi sayısında ciddi bir artış yaşanabileceğine işaret ediyor. Ancak ağustos ayında Türkiye’de Instagram’a getirilen geçici erişim engelinin, tatil paylaşımları ve hashtag kullanımı açısından belirsizlik yarattığı ifade ediliyor. Titan Travel’ın 2025’te en çok etiketlenmesi beklenen şehirler listesinde Avrupa şehirleri öne çıkıyor. İlk sırada Fransa’nın Nice şehri yer alırken, Londra ikinci, Paris ise üçüncü sırayı aldı. Londra ayrıca Instagram’da en fazla paylaşılan destinasyon unvanını elinde tutuyor. Listede Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya’dan ikişer şehir yer alırken, Avrupa’dan toplam dört şehir dikkat çekiyor. İspanya’nın Palma de Mallorca kenti, 2024 yılında Instagram’da üç milyondan fazla kez etiketlenerek ilk üçe girdi. Ancak bu popülerlik, yerel halkın artan turist yoğunluğundan şikayet etmesine neden oldu. Yunanistan’ın Rodos Adası, son bir yılda Instagram paylaşımlarında yüzde 8’lik bir artış gösterdi. Orman yangınlarına rağmen ada, turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Atina’nın ünlü Akropolis’i ise 1,69 milyondan fazla sosyal medya gönderisiyle dünyada en çok etiketlenen 10 tarihi simge arasında bulunuyor. Eyfel Kulesi ve Roma’daki Kolezyum gibi Avrupa’nın diğer ikonik yapıları da sosyal medyada popülerliğini koruyor. Diğer yandan, Google’da tatil aramaları son üç yılda yüzde 427 artış gösteren, Gotik mimari ve çikolatasıyla ünlü Belçika’nın başkenti Brüksel de dikkate değer bir sıçrama yaptı. Ayrıca, Hollanda sosyal seyahat endeksinde geçen yıla kıyasla 13 sıra birden yükseldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.