Hava Durumu

#Manisa

TOURISMJOURNAL - Manisa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Manisa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırsalda gizli bir inanç merkezi Apollon Tapınağı Haber

Kırsalda gizli bir inanç merkezi Apollon Tapınağı

Manisa'nın Yunusemre ilçesinde bulunan Aigai Antik Kenti, antik dönemlerde yalnızca siyasi ve ekonomik değil, inanç dünyası açısından da büyük bir önem taşıyor. Kentten yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta, doğal su kaynakları bulunan Kocaçay Vadisi içerisinde yer alan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, Tanrı Apollon'un "kahin" sıfatıyla insanlara kehanet sunduğu sayılı merkezlerden biri olma özelliğini barındırıyor. Helenistik dönemde, milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa edildiği bilinen tapınak, yalnızca Aigai'nin değil, antik çağda Aiolis olarak adlandırılan bölgenin de en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Anadolu'daki Didyma ve Klaros gibi ünlü kehanet alanlarıyla aynı inanç geleneği içinde değerlendirilen bu kutsal alanın, özellikle su kaynaklarıyla ilişkili yapısı, Apollon kehanet merkezlerinin yer seçiminde izlenen dini ve ritüel anlayışı da gözler önüne seriyor. Tapınağın yeniden ayağa kalkması mümkün Tapınağa ulaşım ise oldukça zorlu bir parkurdan geçiyor. Aigai Antik Kenti içerisinde yer alan ancak henüz gün yüzüne çıkarılmamış antik yol üzerinden ulaşılan tapınak Roma döneminde de önemli bir kehanet merkezi olarak rol oynuyor. Dönemin Roma yönetimi tarafından kapsamlı bir yenilemeden geçirildiği, bugün alanda görülen sütunlar ve mimari blokların büyük bölümünün bu döneme ait olduğu belirlenirken, tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması ve alanın kırsal bir coğrafyada yer alması, tapınağın büyük ölçüde özgün taşlarıyla günümüze ulaşmasını sağlamış. Büyük ölçüde korunmuş olan tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması aynı zamanda yapının yeniden ayağa kaldırılabilmesine yönelik önemli bir potansiyel sunuyor. "Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" Tapınak hakkında bilgi veren Pergamon Koordinatör Kazı Başkanı ve Aigai Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Şu anda bulunduğumuz yer Aigai Antik Kent'in yaklaşık 2,5 kilometre uzağında bir nokta. Bilindiği üzere Aigai Antik Kenti yüksek bir tepe üstünde kurulmuş. Burası Aigai'ın yanından geçen Kocaçay vadisinin içinde dere kıyısında kurulmuş bir tapınak. Burası aslında bir kutsal alan ve bir kehanet merkezi olarak geçiyor. Kutsal alanın tanrı Apollon'a adandığını biliyoruz" dedi. "Bölgedeki en önemli kehanet merkezlerinden birisiydi" Bölgedeki en önemli kutsal alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Kısa bir bilgi vermek gerekirse; Antik dönemde kehanet ve kahinlik çok önemli. İnsanların gündelik hayatında kehanetin çok önemli bir yeri var. Şu an bulunduğumuz yerde bu kehanetlerin gerçekleştirildiği bir kahinlik merkezi. Anadolu'da birkaç tane önemli kehanet merkezi var bilinen. Didyma en önemlisi. İkincisi Klaros'taki Apollon kehanet merkezi. Bizim bulunduğumuz bölgede, yani antik dönemde adına Aiolis denen bu bölgede herhâlde en önemli kehanet merkezlerinden bir tanesi buradaki Apollon'un kehanet merkeziydi" ifadelerini kullandı. Tanrı Apollon'un kahin sıfatıyla insanlara hizmet verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Buranın adı orijinalinde Apollon Khresterios kehanet merkezi. Khresterios eski Yunancada kelime anlamı olarak kahinlik, kehanet, kehanet saçan gibi anlamlar geliyor. Yani tanrı Apollon'un sıfatlarından birisi bu. Yani bizim içinde bulunduğumuz tapınaktaki Tanrı Apollon aslında burada kahin sıfatıyla insanlara hizmet vermiş diyebiliriz" diye konuştu. Roma valisi tapınağı restore ettirmiş Tapınağın Roma Valisi tarafından büyük bir yatırımla yeniden inşa ettirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Tapınak Aigai Antik Kenti açısından oldukça önemli bir yere sahip. Hemen bulunduğumuz bu noktadaki tapınak milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa ediliyor. Yani Helenistik dönemde inşa edildiğini biliyoruz. Fakat sonrasında, milattan önce 1. yüzyılda tapınak yenilenmiş. Bölgede önemli bir konumda bulunan Roma valisi Publius Servilius Isauricus büyük bir yatırım yaparak tapınağı yeniden inşa ettirmiş. Şu an etrafımda gördüğünüz enkazdaki bütün sütunlar ve mimari bloklar o dönemdeki tapınağa ait" dedi. Modern yolun bulunmaması tapınağı günümüze ulaştırdı Aigai Antik Kenti'nden yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta bulunan ve herhangi bir yolun bulunmadığı antik yapı tüm parçalarıyla günümüze kadar ulaştı. Tapınağın orijinal bloklarıyla yeniden restore edilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Buraya ulaşan modern bir yol yok. Buraya yürüyerek gelmek zorundasınız. Oldukça kırsal bir alan günümüzde ve ulaşımı çok zor. O bakımdan bu bir avantaja dönüştürülebilir. Yani tapınağın enkazının büyük bir kısmı hala burada duruyor. İleride yapılacak bir çalışmayla bu tapınağın ayağa kaldırılması mümkün. Belki yüzde 70, yüzde 80'e kadar tapınağın orijinal bloklarıyla restorasyonu yapmak mümkün olabilecek diye düşünüyorum" diye konuştu. Antik kentte yaşamış önemli kahinlerin izlerine rastlandı Öte yandan Prof. Dr. Sezgin, antik dönemde yaşamış önemli kahinlerin isimlerine de ulaştıklarını ve bu isimlere atfedilen bir takım sıfatların da bulunduğunu belirterek "Apollon kehanetleriyle ilişkili olabileceğini düşündüğümüz çok önemli bir figür var. Aigai'da yaşamış ünlü bir kahin. Bu kahinin adını da biliyoruz; Adı Pollees. Milattan sonra 10. yüzyıla ait sözlük tarzı bir kitapta bu kahinin adı geçiyor. "Aigai'li Kahin Pollees". Helenistik dönemde yaşadığını tahmin ettiğimiz Polles çok ünlü olmuş ve çok önemli kehanetler göstermiş. Mesela kuşlarla ilişkili kehanetler üstüne bir kitabı var. İç organlarla ilgili yapılan bir takım kehanetler ile ilişkili kitabı var. Ve bu Polle's o kadar ünlü olmuş ki döneminde "Polle's gibi olmak" diye bir deyim oluşmuş. Bu durum antik dönemde Polles'in çok önemli bir kahin olduğunu gösteriyor. Pollés'e atfedilerek "Pollés gibi olmak" yani bir şeyi önceden tahmin eden insanlara "Pollés gibi" sıfatı yakıştırılmış. Tabii bu noktada düşününce bu kahin Pollés kehanetlerinin nereyle ilişkisi olabilir sorusu akla geliyor? Büyük ihtimalle buradaki Apollon Tapınağı'yla ilişkili olabilir diye düşünüyorum" diye konuştu. Aigai'den tapınağa ulaşılan antik yol var Aigai Antik Kentinden tapınağa ulaşan antik yol bulunduğu ve bu yolun gün yüzüne çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Kutsal alan kente 2,5 km uzakta olmasına rağmen Aigai Antik Kentinin bir tapınağı olduğu açık. Kente bu kadar uzak olmasının nedeni buradaki su kaynakları ve dere kıyısına yakın konumu nedeniyle tercih edilmiş olması. Elbette ki insanlar buraya belli dönemlerde festivaller ve törenler için geliyorlardı. Ve bunun için yapılmış muhteşem taş döşeli bir yol var. Yani Aigai Antik Kent'ini ziyarete geldiğinizde neredeyse yüzde 50, yüzde 60 açıkta olan antik dönem yolundan yürüyerek tapınağa ulaşabiliyorsunuz. Tabii ki antik dönemde insanlar da o yolu kullanarak buraya geliyorlardı ve Tanrı Apollon'a özel günlerde, bayramlarda boğa kurbanı gerçekleştiriyorlardı" dedi. Tapınak 2005 yılında saldırıya uğrayarak tahrip edildi Öte yandan tapınağın günümüze kadar ulaşan önemli bir parçası ise 2005 yılında bölgeye gelen defineciler tarafından tahrip edildi. Tapınak kapısının iki sütununun üzerinde bulunan lento defineciler tarafından kırıldığı bilgisini veren Prof. Dr. Sezgin "Tapınağın bulunduğu alanda aslına bakarsanız çok fazla kaçak kazı gerçekleşmiyor. Belki ufak tefek birtakım girişimler oluyor günümüzde. Fakat 2005 yılının kış ayında maalesef çok büyük bir felaket gerçekleşti. Arkamda gördüğünüz o iki tane dikili taş aslında bir kapının iki yanında duran söve taşları. Bunların üstünde bir de lento oluyor biliyorsunuz. Şu an lento eksik. Fakat 2005 yılından önce o lento yerindeydi. 2005 yılında bir karlı havada gelip burada kamyon krikosuyla o lento düşürülüyor yere ve parçalanıyor. Bir taşın içinde define ya da kıymetli bir şeyin olması mümkün değil tabii. Hangi gerekçeyle yapıldıklarını açıklamak belki mümkün değil ama maalesef çok kötü bir görüntü oluştu. Yani 2005 yılından önce gelseydiniz bu tapınağa giriş yapılan kapıyı sağlam olarak ayakta görecektiniz" diye konuştu. Yer altı sularıyla beraber çıkan gazlar kahinlerin bir takım görüntüler görmesini sağlıyor Bu tür tapınakların su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Bu tapınağın olduğu alan kırsal bir arazi olmakla birlikte hemen yakınımızdan bir dere akıyor. Kocaçay deresi antik dönemde Titnaios ya da Pytikos isimleriyle anılmış. Bölgenin en önemli su varlıklarından biri olan Kocaçay'ın bu bölümünde, dere kenarlarında doğal su kaynakları bulunmakta. Apollo'nun kehanet merkezleri için özellikle suya yakın yerlerin tercih edildiğini biliyoruz. Çünkü yer altından çıkan bu kaynak suyuyla beraber gazlar da çıkıyor ve Apollo'nun rahibeleri kehanetleri aktarıyorlar. Yani bu gazın etkisiyle tanrıyla iletişim kurdukları ve bu iletişim sonucunda da kehanetler ve haberler getirdiklerine inanılıyor" ifadelerini kullandı. Tapınağın taşları kullanılarak değirmen inşa edilmiş Öte yandan tapınağın işlevsiz hale gelmesi sonrasında tapınağın hemen 20 metre yakınında tapınaktaki taşlar kullanılarak değirmen inşa edilmiş. Tapınak taşları ve sütunlarının değirmende kullanılmış olması ise, bölgedeki çok katmanlı kültürel mirası gözler önüne seren bir başka unsur olarak dikkat çekiyor. İnşa edilen değirmen kalıntılarının da tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sezgin, "Günümüzden yaklaşık 150 yıl önce, tapınak işlevsiz hale gelmiş ve yıkılmış. Tapınağın enkazındaki özellikle duvar taşları alınarak hemen 20 metre yakınımızda bir değirmen inşa edilmiş. Aslında o da bir kültürel miras. Bence onun da olduğu gibi korunması gerekir" diye konuştu. Keşif rotası için güçlü bir potansiyel Bugün Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, yalnızca arkeolojik bir kalıntı olarak değil; özgün mimari dokusu, antik yol bağlantısı ve inanç tarihindeki yeriyle, Aigai Antik Kenti'ni ziyaret edenler için yeni bir keşif rotası ve kültür turizmi açısından güçlü bir potansiyel alan olarak değerlendiriliyor. Bugün büyük bölümü özgün mimari bloklarıyla ayakta kalan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, bilimsel kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılabilecek nitelikte önemli bir arkeolojik miras olarak öne çıkıyor. Modern yapılaşmadan uzak kalması sayesinde büyük ölçüde korunmuş olan tapınağın, kontrollü bir restorasyon süreciyle hem mimari bütünlüğünün yeniden ortaya çıkarılması hem de Aigai Antik Kenti ile birlikte bütüncül bir ziyaret rotasına dönüştürülmesi mümkün görülüyor.

Turistik Doğu Ekspresi, Yeni Sezonda Anadolu’ya Yolculuk Haber

Turistik Doğu Ekspresi, Yeni Sezonda Anadolu’ya Yolculuk

Herkesin merakla beklediği ‘Turistik Doğu Ekspresi' bu sezonki ilk seferi bugün başladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi'nin 2025-2026 sezonu ilk seferine uğurlanması dolayısıyla düzenlenecek törene katıldı. Ankara'dan Kars'a hareket edecek Turistik Doğu Ekspresi'nin yeni sezon ilk seferi için tarihi Ankara Garı'nda uğurlama töreni gerçekleştirildi. Törende konuşma yapan Bakan Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi'nin bölge turizmine ve ekonomisine katkılar sağladığını ve geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Turistik Doğu Ekspresi'ne katılımın yoğun olduğunu belirtti. Her yıl yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi gören Turistik Doğu Ekspresi, 2025-2026 sezonunda da yolcularına Doğu Anadolu'nun doğal ve kültürel zenginliklerini keşfetme imkanı sunması hedefleniyor. Turistik Doğu Ekspresi kapsamında trenin; Erzincan, Erzurum, Sivas ve Kars gibi önemli duraklarda planlı molalar verileceği belirtildi. "Turistik Doğu Ekspresi, nostaljik bir deneyim ve keşif yolculuğudur" Turistik Doğu Ekspresi'nin hizmet verdiği dönemden bu zamana kadar kültürel ve ekonomik anlamda Türkiye'ye önemli katkılar sağladığını belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "1949 yılında gerçekleştirdiği ilk seferinden bu yana Doğu Ekspresi, hizmet verdiği her dönemde kültür mirasımızın maddi ve manevi zenginliklerinin izini süren eşsiz bir yol arkadaşı olmuştur. Tam 76 yıldır demir rayların üzerinde, nice özlemin ardından gelen kavuşmaların sıcaklığını, dostlukları, hatıraları ve duyguları yüreklerimize taşımıştır. Turistik Doğu Ekspresi ise bu 76 yıllık yolculuğun mirasını devralarak, 2019 yılında seferlerine başladığı günden bu yana Anadolu'nun büyüleyici güzelliklerini raylar üzerinde bir masal gibi sunmaktadır. Ankara'dan Kars'a uzanan 1360 kilometrelik bu rota, yolcularına karla kaplı dağların, derin vadilerin, tarihi dokunun ve kültürel zenginliklerin kartpostal tadında manzaralarını hediye etmektedir. Turistik Doğu Ekspresi, sadece bir tren yolculuğu değil, sanki zamanda yolculuğa çıkmış hissi uyandıran nostaljik bir deneyim, bir keşif yolculuğudur. Doğu Ekspresi'nin; Ankara'dan Kars'a uzanan 1360 kilometrelik büyülü rotasına ek olarak, 29 Mayıs 2019 tarihinde yepyeni bir anlayışla, daha konforlu, daha zengin ve daha etkileyici bir deneyim sunmak üzere ‘Turistik Doğu Ekspresi'ni sefere koymuştuk. O günden bu yana da Türkiye'mizin eşsiz kültürünü, nefes kesen doğal güzelliklerini ve köklü tarihi mirasını dünyaya tanıtmanın en özel, en etkileyici araçlarından biri olarak yoluna devam ediyor. Özellikle gençler, doğa, fotoğraf tutkunları ve farklı bir tatil arayışındaki her yaştan yolcuya, yüksek kalitede, sıra dışı ve unutulmaz bir seyahat deneyimi sunuyor. 2019'daki ilk seferinden bugüne kadar 81 binin üzerinde yolcumuz bu eşsiz yolculuğu yaşadı, Anadolu'nun ruhunu keşfetti" şeklinde konuştu. "Yeni sezonda 10 bin 800 seyahat tutkununa Anadolu'nun büyüsünü yaşatacağız" Turistik Doğu Ekspresi'nde seyahat edecek vatandaşların Türkiye'nin doğal ve tarihi mirasını fazlasıyla yaşayacaklarını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "8 adet konforlu yataklı vagondan ve 1 adet yemek vagonundan oluşan Turistik Doğu Ekspresimiz, tren başına 160 yolcu kapasitesiyle hizmet sunacak. Böylece yeni sezonda 10 bin 800 seyahat tutkununa, Anadolu'nun büyüsünü yaşatacağız. Ekspresimiz; Ankara-Kars yönünde Erzincan'da 2 saat 30 dakika, Erzurum'da 4 saat; Kars - Ankara yönünde ise İliç'te 3 saat, Divriği'de 2 saat 30 dakika ve Sivas'ta 3 saat duruşlarla, yolcularına şehirlerin tarihini, kültürünü ve lezzetlerini tanıma fırsatı verecek. Ayrıca, popülerliği giderek artan Turistik Doğu Ekspresi'ni gençlerimizin deneyimlemesine imkân sağlamak üzere U-FEST kapsamında çekilişler gerçekleştiriyor, Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerimize bu eşsiz yolculuğu ücretsiz olarak hediye ediyoruz. İlk etapta, bugünkü ilk seferde 40, 26 Aralık'taki seferde ise 40 olmak üzere toplam 80 öğrencimizi Turistik Doğu Ekspresi'nde misafir edeceğiz. Şubat ayındaki son iki trende de 80 öğrencimizle birlikte, sezonda toplam 160 öğrenciyi bu unutulmaz yolculukla buluşturmuş olacağız" diye konuştu. "Sarıkamış'ı çok merak ediyoruz" Turistik Doğu Ekspresi'nin herkesin deneyimlemesi gerektiğini ifade eden trenin ilk yolcularından biri olan Esra Aksoy ise, "Çok heyecanlıyız. Manisa Turgutlu'dan geliyoruz. İnşallah keyifli oluruz. Manisa'dan çıkıp Türkiye'nin öbür ucunu görmek bizi heyecanlandırıyor. Bir dahaki sefere çocuklarla tekrarlarız inşallah. Sarıkamış'ı çok merak ediyoruz. Şehitliği ziyaret etmek istiyoruz. Tarihi yerleri ziyaret etmek istiyoruz. Vakit kaybetmeden bu heyecanı, bu ortamı yakalasınlar. Herkesin yeni yılını kutluyorum. Bütün herkese iyi yolculuklar diliyorum" ifadelerini kullandı.

Salihli'de Turizm Atağı: Paranın Doğduğu Kentte Stratejik Buluşma Haber

Salihli'de Turizm Atağı: Paranın Doğduğu Kentte Stratejik Buluşma

Salihli ilçesinde, antik Lidya Devleti'nin başkenti olan Sardes Antik Kenti'nin turizm potansiyelini artırmak amacıyla, Salihli Kaymakamlığı'nın liderliğinde "Paranın Doğduğu Kent Salihli'de Turizmi Geliştirme Buluşması" adlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Manisa'nın Salihli ilçesinde düzenlenen bu geniş katılımlı Turizm İstişare Toplantısı, ilçenin turizm sektöründeki mevcut durumunu analiz etmek ve gelecek stratejilerini şekillendirmek için organize edildi. Salihli Öğretmenevi'nde yapılan toplantıda, bölgenin zengin termal kaynakları, tarihi zenginlikleri ve doğal güzelliklerinin daha etkili bir şekilde tanıtılması, turizm altyapısının güçlendirilmesi ve hizmet standartlarının yükseltilmesi gibi konular masaya yatırıldı. Oluşturulan eylem planında, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Sardes Antik Kenti'nin öncelikli olarak tanıtılması, termal turizm yatırımlarının teşvik edilmesi ve Jeopark turizminin geliştirilmesi gibi kritik kararlar alındı. Etkinlik sırasında ayrıca, Hafsa Sultan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri tarafından tasarlanan ve TÜBİTAK'tan tescil alan "Aslan Figürlü Kurabiye"nin tanıtımı yapıldı. Bu yöresel tat, Salihli'nin turizm tanıtımına katkı sunmak üzere geliştirildi. Kaymakam Ali Güldoğan, toplantının kapanışında şu ifadeleri kullandı: "Salihli'yi yalnızca bir geçiş güzergahı olarak değil, güçlü bir turizm destinasyonu haline getirmek en önemli amacımız. Tüm paydaşlarla birlikte, ilçemizin turizm vizyonunu ilerletecek projeleri kararlılıkla uygulayacağız." Toplantı, belirlenen hedeflere yönelik çalışmaların eşgüdüm içinde yürütülmesi yönünde alınan kararlarla tamamlandı.

Ankara-İzmir YHT ile 11,5 Milyon Kişi Hızlı Tren Konforuna Kavuşacak Haber

Ankara-İzmir YHT ile 11,5 Milyon Kişi Hızlı Tren Konforuna Kavuşacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Toplam 505 kilometre uzunluğunda bir kalkınma köprüsü olan Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattımız tamamıyla hizmete girdiğinde Ankara-Afyonkarahisar-Uşak-Manisa ve İzmir illerimizde yaşayan yaklaşık 11,5 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Afyonkarahisar'da, Ankara ile İzmir’i birleştiren Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesinin son durumunu inceledi. Uraloğlu, ilgili kurum yetkililerinden projeyle ilgili bilgi alarak incelemelerin ardından basın mensuplarına açıklama yaptı. "Son 23 yılda demir yollarımıza yaklaşık 64 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik" Ulaşımın bir milletin kalkınma, birlik ve kültür yolculuğunun anahtarı olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Demir yolları bu yolculuğun güçlü, çevreci ve ekonomik rotalarından biridir. Bu gerçekten hareketle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, 2002 yılından bu yana demir yollarımızı bir devlet politikası olarak ele aldık ve ülkemizin dört bir yanını modern, hızlı ve güvenli demir yolu ağlarıyla donattık. Son 23 yılda demir yollarımıza yaklaşık 64 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında yaklaşık 11 bin kilometre olan demir yolu uzunluğumuza; 2025 yılı itibariyle, 2 bin 251 kilometresi YHT ve hızlı tren hattı olmak üzere yaklaşık 3 bin kilometre ekledik. Demir yolu ağı uzunluğumuzu 13 bin 919 kilometreye yükselttik. Marmaray ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolları Hattı gibi vizyon projelerle, Türkiye’yi Asya’dan Avrupa’ya uzanan Demir İpek Yolu’nun merkezi yaptık. Hayata geçirdiğimiz bu iki proaktif projeyle demir yolu taşımacılığı alanında ülkemizin doğu-batı yönlü uluslararası yük hareketlerinde üstlendiği kritik rol ülkemizin lojistik gücüne güç katıyor. Daha yeni Çin’in Chongqing (ÇONKCİNG) ve Chengdu (ÇENGDU) şehirlerinden yola çıkan iki tren toplam 98 konteynerlik yükleriyle Halkalı İstasyonu'muzdan başarılı operasyonlarla Avrupa’ya devam etti" şeklinde konuştu. "Yaklaşık 11,5 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak" Ankara-İzmir YHT hattının Ankara- Banaz, Banaz-Sahilli ve Salihli-İzmir kesimleriyle toplam 505 kilometre uzunluğunda bir kalkınma köprüsü olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Projemiz çerçevesinde; Emirdağ, Afyonkarahisar, Uşak, Alaşehir, Salihli, Manisa, Muradiye, Ayvacık, Emiralem ve Menemen İstasyonları olacak şekilde 10 istasyon tasarladık. 40,9 kilometre uzunluğunda 49 tünel, 25,5 kilometre uzunluğunda 67 viyadük, 81 köprü, 781 menfez ve 177 üstgeçit ile 244 adet altgeçit inşa ediyoruz. Ankara-İzmir hızlı tren projesinin tamamlanması ile mevcut demir yolu bağlantısıyla 824 kilometre olan mesafe 624 kilometreye inecek. Ankara-İzmir arası demir yolu ile 14 saat, kara yoluyla ise 7 saat olan seyahat süresi ise 3 saat 30 dakikaya düşecek. Tabii burada şu hususa da dikkat çekmek istiyorum, projemiz tamamlandığında Ankara-İzmir arası hat uzunluğu 624 kilometre olacak ama bizim çalışmalarımız zaten Polatlı’ya kadar olan hızlı tren hattından sonra başladığı için 505 kilometre olarak ifade ediyoruz. Hattımız tamamıyla hizmete girdiğinde Ankara-Afyonkarahisar-Uşak-Manisa ve İzmir illerimizde yaşayan yaklaşık 11,5 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak" ifadelerini kullandı. "Yılda yaklaşık 13,3 milyon yolcu ve 90 milyon ton yük taşıyacağımızı öngörüyoruz" Hızlı trenin sağladığı konfor ile birlikte seyahat süresinde konvansiyonel tren ve kara yoluna göre önemli avantajlar sağlanacağını dile getiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Az önce de belirttiğim üzere Ankara-İzmir arası seyahat süremiz 3,5 saate düşerken; yine Ankara-Afyon arası seyahat süresi 1 saat 40 dakikaya, Ankara-Uşak arası seyahat süresi 6 saat 50 dakikadan 2 saat 10 dakikaya, Ankara-Manisa arası 11 saat 45 dakikadan 2 saat 50 dakikaya düşecektir ve hattımız tamamlandığında yılda yaklaşık 13,3 milyon yolcu ve 90 milyon ton yük taşıyacağımızı öngörüyoruz. Bu, Afyon’un termal turizmine, Uşak ve Manisa’nın tarım ve sanayi gücüne, İzmir’in limanları ve turizm potansiyeline yepyeni bir ivme kazandıracak. Güzergâh üzerindeki şehirlerimiz, adeta birer inci gibi bu çelik raylarla birbirine bağlanacak; ticaret, turizm ve kültürel etkileşimde altın bir çağ yaşamaya başlayacaktır."

Unesco Listesine Giren Sardes Ve Bin Tepeler Türkiye’yi Gururlandırdı Haber

Unesco Listesine Giren Sardes Ve Bin Tepeler Türkiye’yi Gururlandırdı

Manisa'nın Salihli ilçesinde yer alan Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahil edildi. Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde 2013 yılından bu yana bulunuyordu. Arkeolojik alan, 47. Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda oy birliğiyle kalıcı listeye alındı. Böylece Türkiye'nin listedeki miras alanı sayısı 22'ye yükseldi. UNESCO kararına ilişkin değerlendirmede bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO ailesine katılarak 22. kültürel hazinemiz oldu. Lidya uygarlığının başkenti, dünyanın ilk madeni parasının doğduğu yer olan bu eşsiz coğrafya artık tüm insanlığın ortak mirası olarak kayıt altına alındı. 20 metre kalınlığında ve antik dönemde yüksekliği 15-20 metre olduğu düşünülen surlarıyla, 7 bin 500 hektarlık dev nekropol alanıyla Lidya uygarlığının eşsiz temsilcisi olarak artık dünya sahnesinde. Bu başarıda emeği geçen Sardes Kazı Başkanlığı başta olmak üzere tüm bilim insanlarımıza ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Tespit ve Planlama Daire Başkanlığı çalışma arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ederim. Türkiye'nin kültürel hazineleri, Türkiye Yüzyılı'nda birer birer gün yüzüne çıkmaya devam edecek. Gece müzeciliği kapsamında ziyaretçilerini ağırlayan Sardes Antik Kenti'nin büyülü atmosferini keşfetmeye herkesi davet ediyorum." Türkiye, bu yeni kayıtla birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki yerini daha da güçlendirirken, Anadolu'nun zengin tarihi katmanlarını evrensel miras çatısı altına taşımayı sürdürüyor. Sardes Antik Kenti Sardes, MÖ 8-6. yüzyılları arasında Lidya Krallığı’nın başkenti olup, bölgedeki ilk Demir Çağı devleti olarak önemli bir güç merkezi haline gelmiştir. Lidyalılar, madeni parayı icat etmeleri, büyük zenginlikleri ve özgün sosyo kültürel yapılarıyla bilinmektedir. Sardes, akropolis, surla çevrili şehir merkezi ve sur dışındaki yerleşimler ile tümülüs tarzı mezar alanları olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Kentin üst kesiminde devasa surlar ve teraslama sistemi, alt kesiminde ise kerpiç evler, kayaya oyulmuş mezarlar ve altın rafinerisi bulunmaktadır. Kent, yaklaşık 3000 yıl boyunca kesintisiz olarak yerleşime açık kalmıştır. Bin Tepe Lidya Tümülüsleri ise; Sardes’in kuzeyinde yer alan Bin Tepe nekropolünde yaklaşık 119 adet tümülüs 75 kilometrelik alana yayılmıştır. Tümülüslerin yapımına MÖ 7. yüzyılda başlanmış olup, Alyattes Tümülüsü gibi örnekler dünyanın en büyük anıtsal mezarları arasında yer almaktadır. Lidya sonrası dönemde Persler de bu mezarları kullanmaya devam etmiş, tümülüs geleneği MÖ 4. yüzyıla kadar sürmüştür.

Karavan tutkunları İzmir’de buluştu Haber

Karavan tutkunları İzmir’de buluştu

İzmir Karavan Show, 7-11 Mayıs tarihleri arasında Park Bornova’da karavan tutkunları araya getirdi. İzmir’de ilk kez bir AVM’nin otoparkında 7-11 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen İzmir Karavan Show’da; 41 çeşit çekme ve motokaravan ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Seyahat ve doğaseverleri en yeni karavan modelleriyle buluşturan Karavan Show, İzmir ve Manisa bölgesinde üretim yapan sektörün en prestijli firma ve markalarını bir araya getirdi. Karavan meraklılarının yoğun ilgi gösterdiği Karavan Show’da çekme ve motokaravanları sergileyen karavan üreticileri, yoğun ilgiden memnun kaldıklarını ve bu etkinliğin üretim planlamalarını değiştirmeye neden olduğunu, üretim kapasitelerini arttıracaklarını ifade etti. "İzmir, böyle bir etkinliği hasretle bekliyordu" Karavan Show’un İzmir'in uzun süredir beklediği ve bir buçuk yıldır yapılmayan bir etkinlik olduğunu söyleyen İzmir Kamp ve Karavan Derneği Başkan Yardımcısı Ömür Durukan, "İzmir, böyle bir etkinliği hasretle bekliyordu. Yoğun bir talep var; açıkçası bu kadar yoğun olacağını beklemiyorduk. Ancak her şey çok güzel geçiyor ve ilgi alaka bizi çok mutlu etti. Bu etkinlik, bizim için gayet doyurucu oldu. Sektöre kazandırdıkları ise şunlardır. Burada şu an 50'den fazla karavan bulunuyor. Müşterilerimiz ve ziyaretçilerimiz, her birini tek tek test etme şansına sahip oluyor. Bütün karavanlar, motokaravanlar, çekme karavanlar sergileniyor. Ziyaretçiler, karavanların içine girip mobilyalarına dokunarak aralarındaki farkları gözlemleyebiliyor. Donanımlarını öğreniyorlar. Ayrıca, her bir ziyaretçimize bilgilendirme yapıyoruz. Birçok müşterimize, araçlarının karavan taşıyıp taşımayacağı konusunda da yardımcı oluyoruz" dedi.

Üç aylık turizm verileri moral verdi: İlk çeyrekte gelir rekoru Haber

Üç aylık turizm verileri moral verdi: İlk çeyrekte gelir rekoru

Bu yılı 65 milyon turist ve 64 milyar dolarlık gelirle kapatmayı hedefleyen Türkiye, ilk çeyrekte gelir rekoru kırdı. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, bu dönemde ziyaretçi sayısının yüzde 2.5 oranında azaldığını ancak turizm gelirinde 9.5 milyar dolarla tüm zamanların rekorunun kırıldığını söyledi. Yılın ilk çeyreğine ilişkin turizm sektörü verileri açıklandı. Buna göre ocak-şubat-mart aylarında Türkiye’yi 8 milyon 844 bin turist ziyaret etti, 9 milyar 451 milyon dolar turizm geliri elde edildi. Ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre düşse de gelir bazında sektör, tüm zamanların en iyi ilk çeyreğine imza attı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ilk çeyrek verilerini, İstanbul’daki Atatürk Kültür Merkezi’nde açıkladı. Sektörde 2025 hedefinin 65 milyon ziyaretçi ve 64 milyar dolarlık gelir olduğunu hatırlatan Bakan Ersoy, “Geçen seneye göre ziyaretçi sayısında yüzde 4.4, gelirlerde yüzde 4.7 artış öngörüyoruz. Türkiye ziyaretçi sayısında 2017’de 8’inci sırada iken geçen yıl dördüncülüğe çıktı” dedi. YÜZDE 2.5’LİK DÜŞÜŞ Bakan Ersoy, ziyaretçi sayısında geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 2.5’lik bir düşüş olduğunu belirterek, sebeplerini şöyle açıkladı: “Şubat ayı 28 çekti, bunun bize yüzde 3.5’lik bir etkisi var. Martta ramazan ayı nedeniyle rezervasyonlarda yüzde 20’ye varan azalma vardı. Çünkü özellikle müslüman ülkelerden gelen ziyaretçiler seyahatlerini erteliyorlar. Yine Batılı ülkelerden gelenler ise yeme-içme aktivitelerinin daha az olduğu bir döneme geldiği için ramazan sonrasını tercih ediyorlar. Yüzde 20’lik sapmanın yıl ortalamasına etkisi 7.3-7.4 oluyor. Aynı zamanda geçen sene Paskalya tatili mart ayına geliyordu, bu sene 20 Nisan’a kaydı. İkinci bir takvimsel etkiyi orada yaşadık. Bu takvimsel kaymalar mart ayını olumsuz etkilese de nisan için olumlu oldu.”  DEPREM ETKİSİ Nisan ayına çok iyi başlandığını ifade eden Bakan Ersoy, yüzde 6’lık bir büyüme ile nisanı kapatacaklarını ifade etti. “Bu oran aslında yüzde 16’lara yakındı. 23 Nisan’da yaşanan deprem nedeniyle bir kayıp yaşadık” diye konuşan Bakan Ersoy, mayıs rezervasyonlarının ise yıl sonu ortalamasının üzerinde geldiğini vurguladı. EN ÇOK ZİYARETÇİ İRAN’DAN Ersoy, ilk çeyrekte Türkiye’ye en çok ziyaretçinin 733 bin kişi ile İran’dan geldiğini belirtti. Ersoy, “601 binle Rusya Federasyonu ikinci sırada. Onu 572 binle Almanya, 506 binle Bulgaristan, 304 binle Birleşik Krallık izledi. Yıl sonunda Rusya, Almanya ve Birleşik Krallık ilk üçte olacak gibi gözüküyor” ifadesini kullandı. ‘KÜLTÜR YOLU 20 İLE YAYILDI’ BAKAN Ersoy, bu yıl 5’incisi gerçekleşecek olan Kültür Yolu Festivalleri’ne Manisa, Malatya, Kayseri ve Mardin’in eklendiğini belirterek festivalin 20 ile yayıldığını söyledi. “Bu sene 5 Nisan’da Adana’da başladı, 10 Kasım’da Antalya’da final yapacağız” bilgisini veren Ersoy, “Salvador Dali’nin Sürrealizimin Başyapıtları sergisi İstanbul’da festivale dahil olacak. Ayrıca Marc Chagall Ankara’da, Joan Miro İzmir’de, Rene Magritte Antalya’da, Edgar Degas Nevşehir’de Agus Rodin Diyarbakır’da yer alacak. Pablo Picasso’nun eserleri yedi şehirde sergilenecek. İstanbul ve Ankara’da Bolşoy Tiyatro ve Bale Grubu sahne alacak. Osmanlı’nın son döneminde ve Türkiye’nin ilk yıllarında öne çıkan Şakir Paşa Ailesi’nin eserleri festivalin bir parçası olacak. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun evi müze olarak 50’inci ölüm yıl dönümü vesilesiyle ziyarete açılacak” dedi.

Şifalı macundan kapabilmek için on binler bir araya geldi Video Galeri

Şifalı macundan kapabilmek için on binler bir araya geldi

UNESCO'nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde yer alan 485. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali tarihi Sultan Camii kubbe, şerefeleri ve çevre binaların balkonlarından 8 ton mesir macununun saçılmasıyla sona erdi. On binlerce insan şifalı mesir macunundan kapabilmek için adeta birbirini ezerek izdihama neden oldu. Osmanlı tarihinde, Merkez Efendi tarafından 41 çeşit baharatın karışımıyla yapılan, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi, Yavuz Sultan Selim'in eşi Ayşe Hafsa Sultan'a şifa olan mesir macunu, Ayşe Hafsa Sultan'ın fermanıyla 485 yıldır vatandaşlara da şifa olması nedeniyle tarihi Sultan Camii kubbeleri, şerefeleri ve çevre binaların balkanlarından saçılmaya devam ediyor. Sadece Türkiye'nin değil dünyanın da en eski geleneklerinden biri olan Manisa Mesir Macunu Festivali karnaval havasında gerçekleştirilen kortej yürüyüşünün ardından Sultan Camii'nin kubbe, minare ve çevredeki binalardan saçılan mesir macunlarından kapabilmek için on binlerce insan izdihama neden oldu. 44 farklı noktadan 8 ton mesir macununu kapabilmek için vatandaşlar adeta birbirinin üzerine çıktı. Mesir saçım töreni kortejle başladı Manisa Hükümet Konağı önünde kortej yürüyüşü ile başlayan festivale, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, TBMM eski başkanlarından Bülent Arınç, AK Parti Manisa milletvekilleri Mücahit Arınç, Tamer Akkal, CHP Manisa milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen, Selma Aliye Kavaf, TBMM Yeni Yol Grup Başkanvekili, Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, çevre illerin milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri, 12 faklı ülkenin delegasyonları, halk oyunları ekipleri ve on binlerce vatandaş katıldı. Karnaval havasında kortej yürüyüşü Kortejde temsili Merkez Efendi'yi ünlü oyuncu Kubilay Pembeklioğlu canlandırırken, Hafta Sultan ve nedimeleri ile Manisa'da yetişip tahta çıkan temsili Osmanlı padişahları, şehzadeleri, yabancı ülkelerden gelen ekipler bulundu. Geniş güvenlik önleminin alındığı festivalde, mehter takımının marşları ile Mustafa Kemal Paşa Caddesi'nde ilerleyen kortej, Cumhuriyet Bulvarı güzergahında devam edip Sultan Camii'ne ulaştı. Yabancı ülkelerden ve Türkiye'den katılan dans toplulukları kortej boyunca gösterileriyle festivale karnaval havası kattı. Protokol üyeleri, evlerinin balkonları ve yol kenarlarında toplanarak korteje eşlik eden halkı selamlarken, kortej sonunda Sultan Camii önünde toplanan on binlerce kişi heyecanla mesir macunu saçımını bekledi. Temsili Hafsa Sultan şifa dağıttı Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncularından seçilen temsili Hafsa Sultan ve nedimeleri ile temsili Merkez Efendi'nin mesir macunu saçılması için berat vermesinin ardından protokol üyeleri temsili Hafsa Sultan ile birlikte ilk mesir macunlarını halka saçmaya başladı. Sultan Camii'nin minare, kubbeleri ve çevredeki binaların balkonlarından 44 farklı noktadan 8 ton mesir macunu halka saçıldı. Her sene olduğu gibi bu yıl da macunlardan kapmaya çalışan yüzlerce kişi ezilme tehlikesi geçirdi, izdiham yaşandı. Her festivalde olduğu gibi şemsiyelerini ve ceketlerini ters açarak mesir macunlarını ağaç veya elektrik direklerinin tepelerinde kapmaya çalışanlar da renkli görüntüler oluşturdu. Dev Filistin bayrağı açıldı Sultan Camii'nin karşısındaki binaya Manisa Filistin'e Destek Platformu'na bağlı STK'lar tarafından dev bir Filistin bayrağı asılarak 485 yıllık gelenekte dünyaya Filistin'e destek çağrısında bulunuldu. Mesir macununun tarihi Türkiye'de Kırkpınar yağlı güreşlerinden sonra en eski gelenek olan Mesir Festivali, 485 yıl önce ortaya çıktı. Amansız bir hastalığa yakalanan Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafsa Sultan, Sultan Camii Külliyesi'nde idareci olarak görev yapan devrin ünlü hekimi Merkez Efendi'nin 41 çeşit baharatın karışımıyla hazırladığı mesir macunuyla şifa buldu. Hafsa Sultan, hastalığa şifa olan macunun her nevruz günü halka saçılmasını istedi. O günden sonra her yıl mesir macunu saçılarak bugün 484 yılı bulan bir gelenek haline geldi. Mesir macununun hazmı kolaylaştırıcı, kuvvet verici, cinsel uyarıcı, iştah açıcı, yorgunluk giderici, zehirli hayvanların zehirlerine karşı bağışıklık kazandırıcı özelliği yanı sıra birçok derde şifa olduğuna inanılıyor. 41 çeşit baharat Şifalı mesir macunu içinde yer alan 41 çeşit baharat ise şöyle: "Tarçın, karabiber, yenibahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, hibiskus, zerdeçal, Hindistan cevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarıhalile, vanilya, darı fülfül, kakule, havlıcan, hıyarşembe, safran, kimyon, çam sakızı, mürsafi, meyan balı, zulumba, limon kabuğu, portakal kabuğu, deve dikeni tohumu, keten tohumu, keçiboynuzu, udi hindi, ısırgan tohumu, akbiber, üzüm çekirdeği, hayıt tohumu, biberiye, funda yaprağı, melisa otu, karahalile."

Manisa’dan 485 yıldır şifa dağıtan mesirin duası yapıldı Haber

Manisa’dan 485 yıldır şifa dağıtan mesirin duası yapıldı

UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan 485. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında 27 Nisan Pazar günü saçılacak olan 8 ton mesir macunu, protokol üyelerinin de katılımıyla yapılan duanın ardından çuvallara yerleştirildi. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde yer alan 485. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından yaptırılan tarihi Sultan Camisi'nden 27 Nisan Pazar günü saçılacak 8 ton mesir macununun duası yapıldı. Manisa'yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği'nin mesir imalathanesinde okunan duaya; Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, CHP Manisa Milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen, Selma Aliye Kavaf, Manisa İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İlhan Şen, İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Manisa'yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık ve STK başkanları eşlik etti. Manisa İl Müftüsü Şükrü Kabukçu tarafından yapılan duanın ardından Vali Özkan ve protokol üyeleri, sembolik olarak basın mensuplarına mesir macunu saçtı. 485. Uluslararası Mesir Macun Festivali kapsamında 8 ton mesir macunu, 27 Nisan Pazar günü Sultan Camii kubbe ve minareleri ile birlikte 44 noktadan binlerce vatandaşa saçılacak. Geleneğin tarihçesi Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan Manisa'da hastalanınca, dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi, sultan için baharat karışımıyla macun hazırladı. Bir süre sonra iyileşen Ayşe Hafsa Sultan, macunun her yıl aynı dönemde karılarak halka saçılmasını buyurdu. Bunun üzerine her yıl nevruzda hazırlanan mesir macunu, Manisa'daki Sultan Camisi'nin kubbe, minare ve şerefeleri ile çevresindeki 44 noktadan halka saçılıyor. 485 yıldır içeriği bozulmadan hazırlanan mesir macununun içinde şu baharatlar bulunuyor: "Tarçın, karabiber, yenibahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, hibiskus, zerdeçal, hindistan cevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarıhalile, vanilya, darı fülfül, kakule, havlıcan, hıyarşembe, safran, kimyon, çam sakızı, mürsafi, meyan balı, zulumba, limon kabuğu, portakal kabuğu, deve dikeni tohumu, keten tohumu, keçiboynuzu, udi hindi, ısırgan tohumu, akbiber, üzüm çekirdeği, hayıt tohumu, biberiye, funda yaprağı, melisa otu, karahalile"

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.