Hava Durumu

#Lufthansa

TOURISMJOURNAL - Lufthansa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lufthansa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Jet yakıtı krizi: Bir haftada 13 bin uçuş iptal edildi Haber

Jet yakıtı krizi: Bir haftada 13 bin uçuş iptal edildi

Havayolu şirketleri, Ortadoğu'daki savaş nedeniyle jet yakıtı fiyatlarının yükselmesiyle Mayıs ayında dünya genelinde 13 bin uçuşu iptal etti. BBC'nin aktardığı yeni verilere göre, Mayıs ayı boyunca uçuşlardan yaklaşık iki milyon koltuk kaldırıldı. Britanyalı havayolu şirketlerinin ticaret kuruluşu ve havacılık analitik firması Cirium'a göre, uçuşlarda en büyük azalma İstanbul ve Münih'te görüldü. Cirium, operasyonların normal şekilde sürdüğünü ve şu anda arz sorunları yaşanmadığını, ancak uçuşların iptali halinde hükümetin acil durum planlarını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Mayıs ayındaki iptaller, Advantage Travel Partnership adlı seyahat acenteleri birliğine göre küresel uçuşların yalnızca yüzde 1'ini oluşturuyor. Jet yakıtı fiyatları savaşın başlamasından bu yana iki katından fazla arttı. Şubat ayı sonlarında bir ton yakıt 831 dolardan işlem görürken, Nisan başında bin 838 dolara kadar yükseldi. Havayolu şirketleri şu anda yakıt tedariki sorunu yaşamadıklarını söyledi, ancak uzmanlar İran savaşı nedeniyle teslimatlardaki aksamanın haftalar içinde kıtlığa yol açabileceği konusunda uyardı. Birçok havayolu şirketi bilet fiyatlarını şimdiden artırdı. Yaz tarifeleri daraltıldı Air France, KLM, Air Canada, Delta ve SAS yaz tarifelerini şimdiden daralttı. Ancak Wizz Air'in icra kurulu başkanı, bazı Avrupa uçuş fiyatlarının, havayollarının tereddüt eden müşterileri çekmeye çalışması nedeniyle düştüğünü söyledi. Alman Lufthansa grubu, bu ayın başlarında, Ekim sonuna kadar olan 20 bin uçuşu kaldıracağını açıkladı. "Which? Travel" editörü Rory Boland, paket tatillerin, planların aksaması durumunda tur operatörlerinin müşterilerine karşı yasal yükümlülükleri olması nedeniyle daha fazla koruma sunduğunu söyledi. Nisan ortasında, 32 üye ülkeye enerji arzı ve güvenliği konusunda danışmanlık yapan Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) başkanı, başka kaynaklardan daha fazla tedarik sağlanmadığı takdirde Avrupa'nın haziran ayına kadar jet yakıtı kıtlığıyla karşı karşıya kalacağını söyledi. İngiltere Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, şu anda jet yakıtı tedarikinde bir aksama olmadığını ancak "bunun açıkça gelişen bir durum" olduğunu belirtti. İngiltere, kullandığı jet yakıtının yaklaşık yüzde 65'ini ithal ediyor ve bunun önemli bir kısmı normal koşullarda Ortadoğu'dan geliyor. Ancak petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz için önemli bir geçiş yolu olan Hürmüz Boğazı'nın kapanması, bu sevkiyatların aksaması anlamına geliyor. İptallerde ilk sırada İstanbul var BBC'nin aktardığı Cirium verilerine göre en fazla uçuş iptalinin yaşandığı destinasyonlar şu şekilde: 1) İstanbul 2) Chicago O'Hare 3) Dallas Fort Worth 4) Denver 5) Atlanta 6) Frankfurt 7) George Bush Intercontinental (Houston) 8) Charles de Gaulle (Paris) 9) Amsterdam Schiphol 10) Charlotte Douglas (Kuzey Carolina)

Ryanair CEO’su: Kışın 2-3 havayolu iflas edebilir Haber

Ryanair CEO’su: Kışın 2-3 havayolu iflas edebilir

Ryanair’ın CEO’su Michael O’Leary, petrol fiyatlarındaki sert artış nedeniyle bu yıl bitmeden Avrupa'da iki ya da üç havayolu şirketinin iflas edebileceğini savundu. Avrupa’nın en büyük havayolu şirketinin patronu olan O’Leary, İran’daki savaşın yalnızca nisan ayında Ryanair’in yakıt maliyetlerine fazladan 50 milyon dolar eklediğini söyledi. İtalyan gazetesi Il Sole 24 Ore'ye konuşan O’Leary, şu ifadeyi kullandı: "Petrol bu seviyelerde kalırsa, ekim veya kasım ayında iki ya da üç Avrupa havayolu iflas edebilir; beni mahkemeye vermek isteyen ama bunu yapmaya vakti kalmayacak olan Wizz Air ile airBaltic gibi." O’Leary, bunun rakip sayısını azaltacağı için "işleri açısından iyi bir şey" olacağını da sözlerine ekledi. Wizz Air ise iddiaları reddetti. Euronews Travel, yorum almak için airBaltic ile de iletişime geçti. Letonya Parlamentosu airBaltic’e 30 milyon euroluk kredi onayladı Bu ayın başlarında Letonya parlamentosu, Ortadoğu bölgesindeki çatışmanın şirketin mali durumu üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak amacıyla airBaltic’e 30 milyon euroluk kısa vadeli bir kredi verilmesini onaylamıştı. Kredinin bu yıl 31 Ağustos’a kadar geri ödenmesi gerekiyor. airBaltic, Letonya’nın önde gelen havayolu ve çoğunluk hissesi Letonya devletine ait. Lufthansa Grubu’nun da şirkette yüzde 10’luk bir azınlık payı var. Şirketin ana üssü Riga’da, ancak Estonya’nın başkenti Tallinn, Litvanya’nın başkenti Vilnius ve Finlandiya’daki Tampere’de de uçuş merkezleri işletiyor. airBaltic ağırlıklı olarak Avrupa içi kısa mesafe hatlarda uçuyor; ayrıca Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya da bazı seferler düzenliyor. Wizz Air: 'Külliyen asılsız ve yanlış' Wizz Air ise O’Leary’nin açıklamalarını 'külliyen asılsız ve yanlış' diye niteledi. Wizz Air sözcüsü, Euronews Travel ile paylaştığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Wizz Air’in sağlam bir bilançosu, yüksek likiditesi var ve uçak alımlarını 18 ay öncesinden finanse ediyor." "İstikrarı net biçimde görülen bir şirketşz. Wizz Air, hızla değişen yakıt fiyatlarına karşı sektörde en iyi korunmuş havayollarından biri; filomuzun zaten yüzde 75’i A320neo ailesi uçaklardan oluşuyor ve bu da çok daha düşük yakıt tüketimi ve daha yüksek verimlilik sayesinde Avrupa’daki diğer tüm havayollarına göre yapısal bir maliyet avantajı sağlıyor. Wizz Air ayrıca önde gelen kiralama şirketleri ve üreticilerle uzun yıllara dayanan ilişkilerini sürdürüyor ve filo stratejisini kesintiye uğramadan hayata geçiriyor." "İtalya ve diğer kilit pazarlardaki varlığımızı hızla genişletmeye devam ediyoruz. Odağımız olması gerektiği yerde: En düşük fiyatları sunmak, en genç ve en yakıt tasarruflu uçak filosunu işletmek ve milyonlarca müşterimize hizmet vermek!" Macar havayolu Wizz Air’in Budapeşte, Bükreş ve Londra Luton’da üsleri var ve dünya genelinde 200’ün üzerinde noktaya uçuş yapılıyor. Öte yandan O’Leary, Wizz Air’in uzun vadede ayakta kalma şansını ilk kez sorgulamıyor. 2019’da, The Mail On Sunday gazetesine verdiği bir röportajda, gelecek yıllarda el değiştireceğine inandığı Avrupa havayolları arasında Wizz Air’in adını da saymıştı. O tarihten bu yana benzer iddiaları defalarca dile getirdi; öyle ki Wizz Air CEO’su József Váradi, G7'ye verdiği bir röportajda "Sanırım onun sözlerine göre şimdiye kadar en az on kez iflas ettik" diye espri yapmıştı.

İran savaşı Avrupa’da seyahat alışkanlıklarını değiştiriyor Haber

İran savaşı Avrupa’da seyahat alışkanlıklarını değiştiriyor

Avrupa’da seyahat gündemi, uçuş iptallerinden jet yakıtı tedarikine ilişkin artan endişelere kadar İran’la bağlantılı gerilimlerin yarattığı dalga etkileriyle şekilleniyor. Ancak bu aksaklıklar seyahat talebini azalttı mı, yoksa Avrupalılar bu ilkbahar ve yaz aylarında hâlâ uçağa binmeye istekli mi? Görünen o ki uçma iştahımız her zamankinden daha güçlü. Avrupa Seyahat Komisyonu’nun (ETC) Avrupa içi seyahat eğilimlerini izleyen son araştırması, ilgide rekor seviyelere işaret ediyor. Avrupalıların yüzde 82’si bu sezon seyahat etmeyi planlıyor. Bu, 2020 ve 2021’deki pandemi düşüşlerinden sonra önemli bir toparlanmaya işaret ediyor. Ancak güvenlik kaygıları giderek daha önemli hale geliyor. Artan maliyetler ve güvenlik artık yolcuların başlıca kaygıları Artan jeopolitik gerilimler, Avrupalı yolcuların önceliklerini değiştiriyor. Güvenlik, kaygıların başında geliyor. ETC verilerine göre katılımcıların yüzde 22’si artık destinasyon güvenliğini en önemli unsur olarak görüyor. Bu oran geçen yıla göre yüzde 4 artmış durumda. Özellikle Orta Doğu bağlantılı kaygılar öne çıkıyor. Ancak bölgedeki çatışmanın etkisi daha çok yaşlı yolcular üzerinde hissediliyor. 54 yaş üstü katılımcıların yüzde 45’i endişeli olduğunu söylerken, bu oran 18-24 yaş grubunda yüzde 33. Yolcular, 2025’e kıyasla maliyetleri de daha yakından takip ediyor. Daha fazla kişi uçmak istese de birçok yolcu harcamalar konusunda temkinli davranıyor; daha kısa konaklamaları ve daha sınırlı bütçeleri tercih ediyor. ETC, dört ila altı gecelik seyahat planlayanların oranında yüzde 3’lük artış, yedi ila 12 gecelik seyahat isteyenlerde ise yüzde 5’lik düşüş tespit etti. Seyahat bütçelerinde de daha ölçülü bir eğilim görülüyor. bin euroya (yaklaşık 52 bin 600 TL) kadar harcama yapmayı planlayanların oranı yüzde 6 artarken, bin 500 euro (yaklaşık 59 bin TL) ve üzeri harcama yapmak isteyen yolcuların oranı yüzde 9 azaldı. Küresel danışmanlık şirketi Teneo’nun araştırması, uçak biletlerinde keskin artışlar olduğunu ortaya koydu. En düşük ortalama ekonomi sınıfı biletler bile yolculara geçen yıla göre yüzde 24 daha pahalıya mal oluyor. Bu, son beş yılın en yüksek ortalama artışı anlamına geliyor. Buna karşın yaşlı Avrupalı yolcuların, planladıkları yaz seyahatlerinde konaklama süresi ve bütçe açısından daha fazla harcama yapmaya daha istekli olduğu görüldü. Avrupa Birliği yetkilileri ve bölgedeki sektör oyuncuları da havacılık ve seyahat akışlarındaki aksaklıkları giderek daha yakından izliyor. Lufthansa dahil birçok Avrupalı hava yolu şirketi, jet yakıtı maliyetlerini sınırlamak ve artık finansal olarak sürdürülebilir olmayan uçuşları azaltmak için yaz dönemi uçuş rotalarını iptal ediyor. Avrupa Komisyonu’nun Sürdürülebilir Ulaştırma ve Turizmden Sorumlu Üyesi Apostolos Tzitzikostas, bu hafta başında, jet yakıtının yaklaşık yüzde 30’unu ithal eden Avrupa’da bloğun acil durum stoklarının "yalnızca gerekirse serbest bırakılabileceğini ve bırakılacağını" söyledi. İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimler, dünyanın en kritik enerji koridorlarından birinde ciddi bir darboğaz yarattı ve su yolu üzerinden petrol ile doğalgaz ihracatının akışını kısıtladı.

Business Class Uçuşların Perde Arkası: 945 Sefer Yapan Yolcudan Çarpıcı Yorumlar Haber

Business Class Uçuşların Perde Arkası: 945 Sefer Yapan Yolcudan Çarpıcı Yorumlar

CNN International'a konuşan Richard Robinson, zamanı çoğu insan gibi haftalar ya da aylarla değil; biniş kartları, koltuk numaraları ve saat dilimleriyle ölçüyor. Geçen yıl evinde geçirdiğinden daha fazla zamanı seyahat ederek geçirdi. 2010’dan bu yana ise 945 uçuş yaptı, toplam 1.585.148 mil yol kat etti. Bu da dünyanın etrafında yaklaşık 64 tur atmaya eşdeğer. 130 havalimanından geçti ve 35 farklı havayoluyla uçtu. Bu uçuşların 521’i business class, 11’i uluslararası first class ve birkaçı da özel jetlerle gerçekleşti. Robinson CNN’e, Seul’den yeni dönmüşken yaptığı açıklamada, “Gerçekten absürt bir durum” dedi. Robinson şöyle devam etti: “Bir takip uygulaması kullanıyorum; kısmen şirketim nerede olduğumu bilsin diye ama aynı zamanda koltuk sınıfından uçağın modeline, hatta kuyruk numarasına kadar her şeyi görebilmek için” Tercih ettiği takip aracı ise web tabanlı myFlightradar24 platformu. 41 yaşındaki Robinson’ın United Airlines’ın en yüksek yayımlanmış statüsü olan Premier 1K seviyesine sahip olması da şaşırtıcı değil. Bu statü aynı zamanda elit Star Alliance Gold statüsünü de içeriyor. Dünyanın en büyük havayolu ittifakı olan Star Alliance üyeleri arasında United, Lufthansa, Air Canada, Singapore Airlines, All Nippon Airways (ANA), Turkish Airlines ve Air India bulunuyor. Ancak 500’den fazla business class uçuşunun ardından Robinson artık kaliteli şaraplardan, peynir tabaklarından, tasarımcı yatak örtülerinden ya da ikram kitlerinden etkilenmiyor. Uçak içi eğlence sistemleri ya da şık pijamalar da onu pek etkilemiyor. Onun için en önemli noktalar çok daha temel unsurlar: yatak, koltuk düzeni, hava akışı ve dirsek ya da ayak bileklerini çarpmadan hareket edebileceği kadar alan olup olmadığı. Ancak business class uçuşların ortalama olarak ekonomi sınıfından üç ila dört kat daha pahalı olduğu düşünülürse, eğer masrafı şirketiniz karşılamıyorsa bu yükseltmeye değip değmeyeceğine karar vermek zor olabilir. Robinson burada, yolcuların kazandıkları parayı ya da mil puanlarını yükseltme için harcamadan önce hangi konuları değerlendirmesi gerektiğine dair ayrıntılı tavsiyeler sunuyor. Yoğun seyahatle geçen bir hayat Pennsylvania eyaletinin Lancaster kentinde büyüyen Robinson, düzenli seyahat etmeye 2010 yılında S&P Global Market Intelligence’ta bir görev üstlendiğinde başladı. Bundan sonra bölgesel ve uluslararası uçuşların karışımı takvimini hızla doldurmaya başladı. Robinson şunları söyledi: “İlk başta sadece Doğu Yakası içinde seyahat ediyordum ama kısa sürede Integrated Solutions Başkanı oldum. Ondan sonra Hong Kong, Londra, Tokyo, Singapur derken tempo hiç yavaşlamadı. Şaka yaparak ‘hazır çantam var’ diyordum çünkü sabah 10’daki toplantımda bana saat 15.00’te Hong Kong’a uçmam gerektiği söylenebiliyordu” Bugün New York merkezli kurumsal yazılım şirketi Unqork’ta 'çözüm başkanı' olarak çalışan Robinson, iş için sık seyahat etmeye devam ediyor; ancak artık seyahatler daha önceden planlanıyor. Yine de takvimi uzak destinasyonlarla hızla doluyor. Robinson, “2026’ya yeni yılın hemen ardından Frankfurt’a uçarak başladım. Oradan ekibimle yıllık buluşma için Hindistan’a uğradım, ardından Singapur, Bangkok, Tokyo ve Seul’e gittim” dedi. Uyku: Tam yatabilen koltuk şart Robinson için varış noktasına iner inmez çalışmaya başlayabilmek önemli. Bu nedenle uçuş sırasında uyku onun için en büyük öncelik. Aynı endişeyi taşıyan yolcuların da uçuş öncesinde araştırma yapması gerektiğini söylüyor. “Uluslararası uçuşlarımın çoğu gece uçuşu, bu yüzden tam yatabilen koltuk benim için bir numara” diyen Robinson, “Varışta yaşayacağınız jet lag üzerinde büyük fark yaratıyor. Eğer gerçekten dinlenebilirsem hemen çalışabilir durumda oluyorum” dedi. Alternatif ise oldukça zor olabilir. Örneğin birkaç yıl önce Tokyo’dan Washington DC’ye yaptığı uzun uçuşta 14 saat boyunca rahat etmeye çalıştığını hatırlıyor. Robinson şöyle devam etti: “ANA’nın eskiden 170 derece açıyla yatan garip koltukları vardı, sanki baş tarafı ayak tarafına göre 10 santimetre daha yükseğe kaldırılmış bir yatak gibiydi. Gerçekten berbattı. Bir daha asla o hatayı yapmadım” O uçuşun ardından Robinson, tekrar o koltuklara denk gelmemek için ANA koltuk haritalarını incelemeye başladı. Zamanla ANA bu koltukları kaldırdı ve “The Room” adını verdiği ekstra geniş, tamamen düz yatabilen koltukları sunmaya başladı. Bu koltuklar Robinson’ın favorilerinden biri haline geldi. Robinson, “Çok geniş, içine iki kişi sığabilir. Kapıyı kapatabiliyorsunuz, böylece kimse omzunuzun üzerinden bakmadan çalışabiliyorsunuz” ifadelerini kullandı. Geometri meselesi Ekonomi sınıfında uyuyan bir yolcuyu uyandırıp koridora ulaşmaya çalışmak işin doğasında vardır. Ancak business class’ta yolcular daha fazla mahremiyet bekler. Çalışmak ya da uyumak isteyenler için iyi bir koltuk düzeni deneyimi ciddi şekilde iyileştirebilir. Eski 2-2-2 veya 2-4-2 düzenlerinde yolcuların yalnızca yarısı ya da üçte ikisi doğrudan koridora erişebilir. Ancak uluslararası uçuşlarda giderek yaygınlaşan 1-2-1 düzeni, her yolcuya doğrudan koridor erişimi sağlamayı amaçlıyor. Robinson, “Bacaklarımın ayak bölümünde olduğu, küçük bir yan masa bulunan ve kendimi adeta bir kozanın içinde hissettiğim 1-2-1 düzenini çok tercih ederim” dedi. Ancak bir havayolu koridora erişim sunsa bile bunun her zaman rahat olduğu anlamına gelmez. Robinson, “British Airways veya Japan Airlines ile uçmayı çok sevmememin nedenlerinden biri şu: teknik olarak koridor erişimi var ama koltuklar o kadar dar ki yan masa yok ve yanınızdaki kişiye çok yakın oturuyorsunuz” şeklinde konuştu. Özellikle kaçındığı başka bir düzen ise bazı Boeing 747 ve Airbus geniş gövdeli uçaklarda bulunan Lufthansa business class koltukları. Burada iki orta koltuk birbirine doğru açıyla konumlandırılmış durumda. Robinson, “Ayaklarınız aslında aynı ayak bölümünü paylaşıyor, arada sadece yaklaşık 30 santimlik plastik bir parça var” ifadelerini kullandı. Uykuda hareket eden biri için bu bariyer pek de işe yaramıyor. Robinson, “Bir keresinde uyandım ve farkında olmadan yanımdaki kişiye dokunduğumu fark ettim. Bir yabancıyla ayak teması kurmak istemiyorum. O yüzden o koltuklarla bir daha uçmam” dedi. Ancak Lufthansa’nın yeni Allegris kabin tasarımlarını devreye soktuğunu ve bu tasarımların daha fazla alan ve mahremiyet sunacağını da belirtiyor. Hava akışı, nem ve gürültü Robinson, birçok insan gibi havasız ya da sıcak ortamlarda uyumakta zorlanıyor. Bu nedenle uçak tiplerine dikkat ediyor. Robinson, “Birçok Boeing 777’de kişisel hava çıkışı yok, bu yüzden sıcaklığı kontrol edemiyorsunuz. Özellikle Asya havayollarında kabinler daha sıcak oluyor” dedi. Eğer seçme şansı varsa Airbus A350 veya Boeing 787 Dreamliner'ı tercih ettiğini söyleyen Robinson, şu sözleri kaydetti: “Bu uçaklar genellikle kişisel hava çıkışına sahip ve kompozit malzemelerden üretildikleri için kabin içi nem biraz daha yüksek oluyor. Bu da susuz kalmayı azaltıyor. Ayrıca motor tasarımları sayesinde çok daha sessizler” Boeing 787 Dreamliner’da geleneksel perde yerine elektronik karartma teknolojisi kullanılıyor. Ancak pencere koltuğunu sevenler için bir dezavantaj var. Robinson, “Tam anlamıyla güneşi tamamen karartmıyor ve bu bazı yolcuları rahatsız edebiliyor” şeklinde konuştu. Business mı First mü? Robinson yaklaşık 11 kez uluslararası first class uçtuğunu söyledi. First class daha geniş koltuklar, daha fazla mahremiyet ve daha geniş yatak sunuyor. Business class koltuklarında ayak bölümü genellikle dar bir forma sahip — Robinson bunu “lahit gibi” diye tanımlıyor. Robinson, First class’ta daha geniş uyuma alanı olduğunu kabul ediyor ancak fiyat farkının buna değmediğini düşünüyor ve “Ekstra 3 bin dolar vermek bana biraz anlamsız geliyor” diyor. Robinson, “Yemek hemen hemen aynı, kabin görevlisi sayısı daha fazla ve koltuklar daha geniş… Ama gerçekten çok uzun boylu değilseniz buna değmez” ifadelerini kullandı. Bazı Orta Doğu havayollarında business ile first arasındaki fark 10 bin doları aşabiliyor. Robinson, “Etihad’ın Residence süitinde uçmak havalı olurdu” diyen Robinson, sözlerini şöyle bitirdi: “Ama sonuçta uçaktayım. Oturma odası, yatak odası, duş… Bunlara ihtiyacım yok. Ben sadece bir yere ulaşmaya çalışıyorum”

Lufthansa’da çok sayıda uçuş iptal edildi Haber

Lufthansa’da çok sayıda uçuş iptal edildi

Alman hava yolu şirketi Lufthansa’da, pilot sendikası Vereinigung Cockpit (VC) ve Bağımsız Kabin Personeli Organizasyonu’nun (UFO) ardı ardına aldığı grev kararları hava ulaşımını felç etmeye devam ediyor. Şirketin 100'üncü kuruluş yıl dönümüne denk gelen iş bırakma eylemleri, son on yılın en uzun süreli iş uyuşmazlığı olarak kayıtlara geçti. Pazartesi günü pilotların başlattığı ve bugün de devam eden grev, Lufthansa, Lufthansa Cargo ve CityLine operasyonlarını etkilemeyi sürdürüyor. Kriz, UFO sendikasının 15-16 Nisan tarihlerini kapsayan 48 saatlik yeni grev ilanıyla daha da derinleşti. Çarşamba günü Türkiye saatiyle 01.00’de başlayacak kabin grevi, özellikle Frankfurt ve Münih kalkışlı seferleri hedef alıyor. Grev süreci, Lufthansa'nın resmi 100. yıl töreniyle aynı zamana denk getirildi. UFO sendikası, Başbakan Friedrich Merz’in de katılımının beklendiği tören sırasında Frankfurt’taki şirket genel merkezi önünde büyük bir miting düzenleyeceğini duyurdu. Pilot sendikası VC de üyelerine bu protestoya destek verme çağrısında bulunarak yönetim üzerindeki baskıyı artırdı. MÜZAKERELER ÇIKMAZDA Sendikalar, iki yıldır belirsizliğini koruyan çalışma koşulları, emeklilik hakları ve ücret artışı konularında somut adımlar atılmasını talep ediyor. Yaklaşık 5 bin pilotu temsil eden VC sendikası, işveren katkı paylarının artırılmasını talep ediyor. Sendika, yüksek enflasyon ve şirketin maliyet kısıcı programlarının pilotların emeklilik güvenliğini zedelediğini savunarak, yönetimin "uzlaşmaz" tavrının grevi kaçınılmaz kıldığını ifade etti. UFO sendikası da yaklaşık 19 bin kabin görevlisi için maaş artışı, vardiya planlamasında öngörülebilirlik ve CityLine personelinin tazminat haklarında iyileştirme talep ediyor. UFO Başkanı Joachim Vazquez Bürger, yönetimin "çalışanların sırtından" kutlama yaptığını savunurken; Lufthansa İnsan Kaynakları Direktörü Michael Niggemann, taleplerin şirketin rekabet gücünü ve geleceğini tehdit ettiğini ileri sürdü. GREVLERİN BİLANÇOSU AĞIRLAŞIYOR Lufthansa pilotlarının bu yıl içindeki üçüncü büyük iş bırakma eylemi olan mevcut grev, hava yolu üzerindeki mali baskıyı artırıyor. Geçen hafta kabin görevlilerinin gerçekleştirdiği eylemlerin ardından pilotların da sürece dahil olmasıyla şirketin ana hatlarındaki uçuş trafiği durma noktasına geldi. Almanya’nın en büyük havacılık merkezlerinden Frankfurt Havalimanı'nda dün iptal edilen 570 iniş-kalkışın büyük çoğunluğunu Lufthansa uçuşları oluşturdu. Sadece bu merkezde 50 binden fazla yolcu iptal ve yeniden rezervasyon süreçlerinden etkilendi. Almanya’nın en büyük ikinci havalimanı olan Münih Havalimanı'nda ise çoğunluğu Lufthansa’ya ait yaklaşık 720 uçuş iptal edildi. Ana merkezler Frankfurt ve Münih’te bugün de yapılması planlanan yüzlerce kalkış-iniş iptal edildi. Frankfurt Havalimanı işletmecisi Fraport, gün boyu ciddi gecikme ve iptallerin süreceği konusunda yolcuları uyardı.

Lufthansa’da grev krizi sürüyor Haber

Lufthansa’da grev krizi sürüyor

Almanya'nın en büyük havayolu şirketi Lufthansa'da çalışanlar bu yıl dördüncü kez greve gidiyor. Pazartesi ve Salı günü yüzlerce uçuş iptal olacak. Lufthansa yolcuları bir kez daha grev nedeniyle çok sayıda uçuş iptalinden etkilenecek. Almanya pilotlar sendikası Kokpit Birliği (VC), Pazartesi gününden itibaren Lufthansa ile birçok yan kuruluşunda 48 saat süreli iş bırakma çağrısı yaptı. Söz konusu grev, Lufthansa'da bu yılın dördüncü iş bırakma eylemi olacak. Geçtiğimiz günlerde kabin personelinin grevleri nedeniyle Almanya'nın en büyük havayolu şirketinde çok sayıda uçuş iptal edilmişti. Lufthansa, Lufthansa Cargo ve Cityline'daki pilotların grevi Pazartesi gece yarısı başlayacak ve 48 saat sürecek. Lufthansa'ya bağlı Eurowings'te ise grev sadece Pazartesi günü ve Alman havalimanlarından yapılan uçuşlar için geçerli olacak. Eurowings'in kardeş şirketi Eurowings Europe ise grev kapsamı dışında kalıyor. Yüzde 80 iptal oranı bekleniyor VC Başkanı Andreas Pinheiro, Lufthansa'nın kısa mesafe uçuşlarında iptal oranının Mart ayındaki grevde olduğu gibi yüzde 80 düzeyinde olacağını açıkladı. Bu da günde yaklaşık 400 uçuş iptali anlamına geliyor. Pinheiro, her gün 500'den fazla kısa mesafe uçuşunun grevden etkileneceğini, uzun mesafede ise günde sadece 60 veya 70 uçuşun eylemden etkileneceğini belirtti. Cityline'da ise neredeyse tüm uçuşların iptal olması bekleniyor. Taraflar neden anlaşamıyor? VC, emeklilik sistemine daha yüksek katkı taleplerine rağmen Lufthansa'nın buna yanaşmadığını bildirdi. Sendika, Lufthansa'nın şu anda aylık 820 euro olan emeklilik katkısını 1800 euroya yükseltmesini, ayrıca yılda 1000 euro ikramiye ve emeklilik sistemine bir aylık brüt maaş tutarında tek seferlik ödeme yapılmasını talep ediyor. VC Başkanı Pinheiro, işverenden anlaşmaya yönelik hiçbir teklif gelmediğini vurgulayarak, "Bir teklif almadığımız sürece, eylemlerin daha fazla tırmanma ihtimali var" uyarısında bulundu. Lufthansa İnsan Kaynakları Müdürü Michael Niggemann ise mevcut emeklilik sisteminin, Avrupa'daki rakiplerle karşılaştırıldığında "zaten çok iyi" olduğunu savunuyor. Sendikanın talebinin karşılanması halinde maliyetlerin iki katından fazla artacağını belirten Niggemann, bunun altından kalkılmasının mümkün olmadığı görüşünü dile getirdi.

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor Haber

İran savaşı sonrası turizmde yeni kazananlar öne çıkıyor

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran merkezli savaş, küresel turizm sektöründe pandemi sonrası yakalanan toparlanma ivmesini sekteye uğrattı. UN Tourism verilerine göre 2025’te 1,5 milyarı aşan uluslararası turist sayısı, talebin güçlü kaldığını gösterse de sektörün temel dinamiği artık değişmiş durumda. Sektör için kritik konu artık “kaç kişinin seyahat ettiği” değil, “nereye seyahat ettiği.” Güvenlik algısı ve risk yönetimi, destinasyon tercihinde belirleyici faktör haline geldi. Hava bağlantılarında sistemik kırılma Savaşın ilk etkisi, küresel havacılık ağının en kritik bölgelerinden biri olan Körfez’de hissedildi. Hava sahalarının aniden kapanması, uçuş rotalarının değişmesine ve ciddi operasyonel aksamalara yol açtı. Oxford Economics verilerine göre, krizin ilk 48 saatinde 5 binden fazla uçuş iptal edildi. Küresel yolcu trafiğinin yaklaşık %14’ünü taşıyan Körfez hub’larının devre dışı kalması, Avrupa-Asya bağlantılarında ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Körfez’in turizm liderliği sorgulanıyor Savaş öncesinde Orta Doğu, turizmde güçlü bir büyüme hikayesi yazıyordu. Dubai 2025’te yaklaşık 20 milyon ziyaretçi ağırlarken, Doha 2026 yılı için “Körfez Turizm Başkenti” ilan edilmişti. Ancak turizmin iki temel unsuru olan güvenlik ve erişilebilirlik ciddi şekilde zedelenmiş durumda. Sektörde yaygın kabul gören görüşe göre, algılanan risk çoğu zaman gerçek risk kadar etkili. Bu nedenle çatışma bölgesine doğrudan dahil olmayan destinasyonlar bile talep kaybı yaşayabiliyor. Talep yok olmuyor, yer değiştiriyor Turizm talebi tamamen ortadan kalkmıyor; sadece daha güvenli ve öngörülebilir bölgelere yöneliyor. Bu çerçevede Akdeniz destinasyonları ve Atlantik adaları öne çıkıyor. Özellikle Kanarya Adaları gibi bölgelerde kapasite artışları dikkat çekerken, büyük tur operatörleri Batı Asya pazarındaki operasyonlarını kademeli olarak azaltıyor. Bu değişim, destinasyon tercihinin artık doğal çekicilikten çok jeopolitik istikrar, vize kolaylığı ve hava bağlantılarıyla şekillendiğini ortaya koyuyor. Enerji krizi turizmi dolaylı vuruyor Savaşın ekonomik etkileri de turizm üzerinde baskı oluşturuyor. Jet yakıtı maliyetlerindeki artış, havayollarının operasyonlarını zorlaştırırken, Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler küresel enerji arzını tehdit ediyor. Avrupa’nın önde gelen taşıyıcılarından Lufthansa başta olmak üzere birçok havayolu, yakıt tedariki ve maliyet artışları nedeniyle kriz senaryoları üzerinde çalışıyor. Artan enflasyon ve yaşam maliyetleri de orta vadede turizm talebini baskılayabilecek faktörler arasında gösteriliyor. Havacılıkta güç dengesi değişiyor Batılı havayolları krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. United Airlines ve Delta Air Lines gibi şirketler, uzun menzilli uçuş kapasitelerini artırarak Hindistan, Tayland ve Singapur gibi pazarlara yöneliyor. Ancak yeni hat açmak zaman alırken, Rus hava sahasının kapalı olması ve İran krizi, Avrupa-Asya uçuşlarını tarihin en karmaşık dönemlerinden birine sokmuş durumda. Bu durum, küresel uçuş ağının kalıcı olarak yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası güvenlik arayışları hızlandı Artan riskler karşısında uluslararası iş birlikleri de hız kazanmış durumda. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanması için çok uluslu bir koalisyon kurulması çağrısında bulundu. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin dahil olduğu diplomatik girişimler, küresel ticaret ve turizm akışını korumayı hedefliyor. Ancak sivil altyapıya yönelik riskler, turizm talebini sınırlayan temel unsur olmaya devam ediyor. B2B perspektif: Turizmin coğrafyası yeniden çiziliyor Mevcut tablo, turizm sektörünün yapısal bir dönüşüm sürecine girdiğini gösteriyor. Sektör tamamen daralmaktan ziyade yeniden konumlanıyor. Uzmanlara göre seyahat talebi varlığını sürdürecek ancak yeni dönemde kazanan destinasyonlar; güvenlik, erişilebilirlik ve istikrar sunabilenler olacak. Orta Doğu’daki krizin süresi uzadıkça, küresel turizm haritasındaki bu kaymanın kalıcı hale gelmesi ihtimali güçleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.