Hava Durumu

#Londra

TOURISMJOURNAL - Londra haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Londra haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri Haber

2026'da dünyanın en akıllı ilk 10 şehiri

Başarı çoğu zaman dijital araçlardan çok, günlük şehir yaşamındaki istikrarlı kalite artışıyla bağlantılı oluyor. Teknoloji önemli olsa da, sonuçları daha çok güven belirliyor. Performans, kurulan sistemlerde değil, iyileşen yaşam deneyiminde görünür hale geliyor. Tourism Review, 2026 yılı için dünyanın en akıllı 10 şehrini sunuyor. 10/ Abu Dhabi, UAE İlk 10’daki yer Abu Dabi’ye ait. Dijital sistemlere yapılan hedefli yatırımlar sayesinde günlük yaşamda belirgin iyileşmeler görülüyor; insanlar güvenilir devlet desteğini, gelişmiş teknoloji altyapısını ve istikrarlı güvenlik önlemlerini özellikle vurguluyor. 9/ Singapore, Singapore En akıllı şehirler arasında Singapur tek başına öne çıkıyor ve endeksin tüm kategorilerinde en yüksek puanları alıyor. Dijital sistemleri güçlü şekilde benimsemesi sayesinde, günlük işler dünyanın neredeyse hiçbir yerinde olmadığı kadar sorunsuz ilerliyor. Yönetim yapısı da bu dönüşümü yansıtıyor; kararlar daha hızlı alınıyor, süreçler daha şeffaf hale geliyor. Sonuç sadece hız değil, aynı zamanda güven: insanlar kuralların nasıl uygulandığını, kararları kimin aldığını ve kaynakların nereye gittiğini net bir şekilde görebiliyor. Bu dönüşüm, geleneksel sektörlerden ziyade teknoloji odaklı değişime dayalı yeni istihdam alanlarının da ortaya çıkmasını sağlıyor. 8/ Canberra, Australia Hâlâ Canberra, dünyanın en iyi 10 şehri arasında yerini koruyor. Onu diğerlerinden ayıran şey, iyi kurulmuş sistemlerin kamu güveniyle uyum içinde çalışması. Bu uyum, herkesin dahil edildiği hizmetlere odaklanan sorunsuz bir işleyişi destekliyor. Buradaki verimlilik, gösterişli yeniliklerden değil; şehrin sundukları ile hizmet ettiği insanlar arasındaki istikrarlı koordinasyondan doğuyor. 7/ Lausanne, Switzerland Şimdi istikrarlı bir şekilde yükselen Lozan, en akıllı şehirler arasında geçen yıla göre üç basamak ilerliyor. Toplum odaklı karar alma süreçleri ile güçlü iş olanaklarının birleşimi sayesinde şehir öne çıkıyor. İsviçre’nin uzun süredir devam eden siyasi istikrarı da bu yapıyı destekliyor ve şehre somut bir örnek niteliği kazandırıyor. Avrupa’daki büyüyen diğer şehirler, gösterişsiz ve büyük iddialar olmadan, burayı bir rehber olarak değerlendirebilir. 6/ Dubai, UAE Dikkat çekici şekilde Dubai, devlet destekli stratejik teknoloji harcamalarının neler başarabileceğini gösteriyor. Önceliği verimli kamu hizmetlerine vererek güçlü bir vatandaş güveni kazandı; bugün ise Körfez bölgesinde inovasyon ve bilgi yönetimi açısından bölgesel bir model olarak öne çıkıyor. Yöntemleri konusunda çok ses çıkarmasa da, şehrin sonuçları vaatlerden ziyade doğrudan ortaya çıkan başarılarla kendini net biçimde gösteriyor. 5/ Copenhagen, Denmark Kopenhag, ulaşım ve güvenlik alanlarında aldığı yüksek puanlarla beşinci sırada yer alıyor. Onu öne çıkaran şey, doğanın şehir sistemleriyle ve akıllı teknolojilerle uyum içinde bir araya gelmesi. İnsanlar sadece sokakların değil, genel yaşam kalitesinin de ileriye gittiğini hissediyor. Bu ilerleme gürültüsüz bir şekilde, her gün daha iyi işleyen rutinlerde kendini gösteriyor. 4/ London, United Kingdom Şimdi ilk beş şehir arasında yer alan Londra, ölçülebilir bir ilerleme sergiliyor. Geliştirilmiş ulaşım sistemleri ve daha geniş teknoloji entegrasyonu sayesinde, şehirde günlük yaşam yerel halk için belirgin şekilde farklı hissediliyor. En dikkat çeken nokta ise bu değişimlerin, hizmetlere erişimi ve mahalleler genelindeki kolaylığı nasıl şekillendirdiği. 3/ Geneva, Switzerland Üçüncü sırada yer alan Cenevre, kamu hizmetlerine entegre edilen akıllı teknolojilerle dikkat çekiyor. Hizmetlere erişimi kolaylaştırması sayesinde, sakinler dijital sistemlere güçlü bir güven duyuyor. Bu yaklaşım, refah ve altyapı mükemmelliğine yönelik daha geniş bölgesel bir taahhüdün doğal bir parçası olarak öne çıkıyor. 2/ Oslo, Norway İkincilik, akıllı şehirler arasında sistemlerini ve çevre dostu ulaşımını geliştiren Oslo’nun konumu olarak kalıyor. Açık yönetim anlayışı ve doğaya verilen önemle desteklenen şehir, sakinleri tarafından yüksek puanlarla değerlendiriliyor; bu da her yıl şehir yaşam kalitesi raporlarında sıralamasını yükseltiyor. Birinci olmasa da, ani sıçramalardan ziyade istikrarlı ilerleme ile öne çıkan bir performans sergiliyor. 1/ Zurich, Switzerland Dünya genelinde zirve hâlâ Zürih’e ait ve yakın bir rakibi bulunmadan konumunu koruyor. Ekonomik güç, gelişmiş teknoloji kullanımıyla sorunsuz bir şekilde birleşirken, yeşil girişimler de şehir yapısının derinlerine işlemiş durumda. Şehirde yaşayan insanlar için yaşam kalitesi oldukça yüksek; memnuniyet seviyesi ve kamu kurumlarına güven de aynı şekilde güçlü. Başarı sadece büyüme ile değil, tüm parçaların uzun vadede uyum içinde çalışmasıyla ölçülüyor.

Avrupa turizminde yeni düzen: Vergi artışı ve dijital izin Haber

Avrupa turizminde yeni düzen: Vergi artışı ve dijital izin

Avrupa’nın önde gelen şehirleri Paris, Londra, Viyana, Münih ve Dublin, 2026 itibarıyla turizm modelini değiştiren yeni uygulamaları devreye alıyor. Travel and Tour World’de yer alan habere göre şehirler; yeni turist vergileri, dijital giriş izinleri ve kültürel mirasın korunmasına yönelik finansal düzenlemelerle turizmden elde edilen geliri artırmayı ve tarihi alanları korumayı hedefliyor. Paris’te turist vergisi sert biçimde artırılıyor Paris, 2026 Ocak ayından itibaren turist vergisini neredeyse iki katına çıkaran yeni bir uygulamaya geçiyor. Buna göre otel konaklamalarına eklenen vergi oranları ciddi şekilde yükseltilecek. Lüks otellerde gecelik ek verginin 15,93 euroya ulaşacağı, daha düşük segmentteki konaklamalarda da artış yaşanacağı belirtiliyor. Yetkililer, elde edilecek gelirin metro hatlarının modernizasyonu ve tarihi yapıların korunması için kullanılacağını savunuyor. Şehir yönetimi, bu adımın Paris’in küresel kültür turizmi konumunu korumak için gerekli olduğunu ifade ediyor. Viyana’da konaklama vergileri kademeli artıyor Viyana’da yerel konaklama vergisi (Ortstaxe) Temmuz 2026’dan itibaren yüzde 3,2’den yüzde 5’e yükseltiliyor. 2027’ye kadar bu oranın yüzde 8’e çıkması planlanıyor. Şehir yönetimi, artan gelirlerin toplu taşıma yatırımları, müze yenilemeleri ve tarihi yapıların korunması için kullanılacağını belirtiyor. Karar, bazı kesimlerce eleştirilse de uzun vadeli finansal sürdürülebilirlik için gerekli bir adım olarak görülüyor. Londra’da ziyaretçi vergisi ve dijital izin sistemi Londra’da hükümet, turistlerden konaklama sırasında ek ücret alınmasını öngören “ziyaretçi vergisi” üzerinde çalışıyor. Bu uygulamanın, kamu hizmetleri ve kültürel alanların finansmanı için gelir yaratması hedefleniyor. Buna ek olarak, vizeye ihtiyaç duymayan ziyaretçiler için 20 sterlin ücretli Elektronik Seyahat İzni (ETA) sistemi uygulanıyor. Bu sistemin güvenlik gerekçesiyle getirildiği belirtilse de turizm maliyetlerini artıran ek bir yük olarak değerlendiriliyor. Münih’te vergi yerine turistik kart sistemi Münih, diğer şehirlerin aksine turist vergisi yerine ziyaretçilere avantaj sağlayan kart sistemlerini devreye alıyor. “Munich Card” ve “Munich City Pass” ile turistlere toplu taşıma ücretsiz veya indirimli sunulurken, müze ve etkinliklerde de avantajlar sağlanıyor. Kartların fiyatlarının 5,90 eurodan başladığı belirtiliyor. Şehir, bu modelle ziyaretçilerin şehir içi harcamalarını artırmayı ve turizm deneyimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Dublin’de konaklama vergisi tartışması Dublin’de ise otel ve konaklama tesislerini kapsayan yeni bir ziyaretçi vergisi tartışılıyor. Bu verginin şehir hizmetleri ve kamu alanlarının bakımı için kaynak oluşturacağı ifade ediliyor. Ancak uygulamanın Dublin’in turizm cazibesini olumsuz etkileyebileceği yönünde endişeler de bulunuyor. Kararın henüz kesinleşmediği, tartışmaların sürdüğü belirtiliyor. Avrupa turizminde yeni dönem Paris, Londra, Viyana, Münih ve Dublin’in attığı bu adımlar, Avrupa turizminde yeni bir dönemi işaret ediyor. Şehirler bir yandan kültürel mirası korumayı hedeflerken diğer yandan artan turist sayısının yarattığı ekonomik ve altyapısal baskıyı yönetmeye çalışıyor. Uzmanlara göre bu yeni model, Avrupa’da turizmin maliyetini artırırken şehirlerin gelir yapısını da kökten değiştiriyor. Turist vergileri ve dijital izinler, Avrupa seyahat deneyiminin standart bir parçası haline geliyor.

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı Haber

Orta Doğu’daki Gerilim Avrupa’da Lüks Konut Talebini Artırdı

Varlıklı Orta Doğu sakinleri, savaşla ilgili endişelerin geçici kiralamalar ve daha uzun vadeli konaklama talebini artırmasıyla birlikte Avrupa’nın üst segment gayrimenkul bölgelerinde ev arayışını hızlandırıyor. Londra, Monako, İsviçre ve İspanya’nın lüks tatil beldesi Marbella’daki emlakçılar, milyoner yatırımcılardan influencer’lara ve Orta Doğu’daki çatışma sona erene kadar taşınmak ya da kalıcı olarak yurt dışına yerleşmek isteyen ailelere kadar geniş bir kesimden gelen ilginin arttığını söylüyor. Forbes Türkiye'nin Bloomberg’ten derlediği habere göre normalde en popüler Körfez gayrimenkul piyasalarına yatırım yapacak olan yatırımcıların da savaşın ikinci ayına girmesiyle alternatifleri değerlendirmeye başladığı belirtiliyor. Çatışmalar vergisiz gelir, yıl boyu güneşli hava ve lüks yaşam tarzı vaadi nedeniyle Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlere yönelen bazı zenginleri, aileleri ve yatırımcıları yeniden düşünmeye zorluyor. Bu şehirler son dönemde daha uzun süreli ikameti teşvik eden reformlar yapmış olsa da savaş bu şehirlerin istikrarsız bir bölgede imajını sarsmış durumda. Cenevre’ye yoğun ilgi Cenevre’deki bir emlakçı olan Rockwell Properties’ten Jan Florian, Orta Doğu’dan İsviçre’ye taşınmak isteyen bir yatırımcı için 20 milyon frank (26 milyon dolar) değerinde bir ev arıyor. Ayrıca bölgeden müşterileri olan bir lüks saat satıcısının bu hafta düzenlediği bir etkinliğe davet edildiğini çünkü birçok müşterinin İsviçre’de evlerle ilgilendiğini söyledi. Hem lüks tatil köyleri hem de paket tatilleriyle bilinen İspanya’nın Costa del Sol bölgesinde, üst segment emlak firması Engel & Völkers günde dört ila beş satın alma ve kiralama talebi alıyor ve savaşın başlamasından bu yana Marbella’da birçok anlaşma yaptı. Şirketin Orta Doğu ile ilişkisi 1970’lere, dönemin Suudi Veliaht Prensi Fahd’ın burayı yazlık üs haline getirip Mar-Mar Sarayı’nı inşa etmesine kadar uzanıyor. Üst segment emlak şirketi MPDunne’ın ortağı Oscar Lindahl, “On yıllardır her yaz buraya gelen oldukça büyük bir Orta Doğulu ve Suudi topluluğumuz var” dedi. Yeni inşa edilen mülklerin alıcılarının, spor salonu ve restoranlar içeren, Orta Doğu başkentlerindeki yaşam tarzını taklit eden “tatil köyü tarzı” gayrimenkulleri tercih ettiğini belirtti. Kiracı sayısı 16,9 arttı Bu arada Londra’da, arzın daralması ve Orta Doğu’daki belirsizliğin sürmesi nedeniyle üst segment kiralar yükseliyor. Emlak şirketi Knight Frank’in son verilerine göre mart ayında haftalık bin Sterlin’in üzerindeki mülkler için yeni potansiyel kiracı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 16,9 arttı. Şirketin Londra merkez bölgesindeki kiralamalardan sorumlu yöneticisi David Mumby, “Orta Doğu’dan altı ay veya daha kısa süreli kiralamalar için ciddi bir talep artışı gördük. Bunlar genellikle yakın zamanda Orta Doğu’ya taşınmış ancak Londra’da zaten bir ağı olan İngiliz, Avrupalı veya Kuzey Amerikalı aileler” dedi. Çok varlıklı kişiler genellikle bu tür çalkantılı dönemler için dünya genelinde birden fazla eve sahip olsa da mevcut belirsizlik ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması, Orta Doğu’da kök saldıktan sonra seçeneklerini değerlendiren profesyoneller ve yabancı çalışanlar için ciddi kararlar gerektirebilir. Bazı yabancı yatırımcılar, son yıllarda büyük fiyat artışları görülen Dubai gibi piyasalara yatırım yaptı. Yerel analistler ve yatırımcılar, çatışmalara rağmen talebin süreceğini öne sürse de daha az yerleşik piyasalar ve mahallelerde fiyatların kısa vadede belirsiz olması bekleniyor. “İnsanlar kısa vadeli kararlar alıyor” Yine de Dubai gibi iş merkezleri, finansal kriz gibi önceki zorluk dönemlerinden güçlü bir şekilde toparlanmıştı ve Wall Street şirketleri bölgeye açık destek vermeye devam ediyor. Buna rağmen, kişisel güvenlik endişeleri bazı şirketleri çalışanlarına geçici olarak başka yerlerden çalışma izni vermeye zorladı. Douglas Elliman France ve Douglas Elliman Monaco’nun özel müşteri ofisi başkanı Edward de Mallet Morgan, “Algı çok hızlı değişiyor, bu yüzden genellikle ilk adım olarak kiralamaya yöneliyorlar” dedi. Birleşik Arap Emirlikleri ve Lübnan’dan yaklaşık 10 müşterisinin en azından geçici olarak Avrupa’ya taşınmayı değerlendirdiğini belirtti. “İnsanlar, durumun istikrara kavuşmasını beklerken kısa vadeli kararlar alıyor.” İnsanların çatışmalar sürerken bile kalıcı taşınmayı henüz tercih etmemesinin ana nedeni, vergi ikametinin değiştirilmesinin zaman ve organizasyon gerektirmesi. Çocuklar için okul bulmak, yerel banka hesabı açmak gibi ulusal gerekliliklere uyum sağlamak da genellikle karmaşık ve zaman alıcı. Ancak çatışmalar, bölgeye taşınmış bireyler ile burada büyüyen finansal hizmet şirketleri ve diğer firmalar için de bir ikilem yaratıyor. Süregelen bir çatışma, özellikle okul yılının sonu yaklaşırken, bazılarını kalıcı taşınma kararı almaya zorlayabilir.

Savaş krizi İngiltere’ye sıçradı, uçuşlar iptal edildi Haber

Savaş krizi İngiltere’ye sıçradı, uçuşlar iptal edildi

İran’daki savaşın enerji piyasalarında yarattığı baskı, Birleşik Krallık’ta havacılık sektörünü vurmaya başladı. Yakıt maliyetlerindeki sert yükseliş ve rezervasyonlardaki düşüş nedeniyle bölgesel havayolu şirketi Skybus, Newquay-Londra Gatwick hattındaki uçuşlarını 2 Nisan itibarıyla tamamen iptal etti. ITV News’in aktardığına göre şirket, kararın “kontrol dışı gelişen koşullar” sonucu alındığını duyurdu. Skybus Genel Müdürü Jonathan Hinkles, Körfez’deki savaşın ardından jet yakıtı fiyatlarında yaşanan büyük artışın ve yolcu talebindeki gerilemenin iptalleri kaçınılmaz hale getirdiğini söyledi. Nisan ve Mayıs aylarında uçuş planı yapan yolculara ise tam iade yapılacağı bildirildi. Yakıt farkı ücreti devreye alındı Guernsey merkezli havayolu şirketi Aurigny de artan maliyetlere karşı adım atan firmalar arasında yer aldı. Şirket, Londra City Havalimanı uçuşlarını azaltırken, mart ayından itibaren yapılan tüm rezervasyonlara geçici olarak 2 sterlinlik ek yakıt ücreti ekledi. Aurigny Ticari Direktörü Philip Saunders, petrol fiyatlarındaki yükselişin sektöre doğrudan yansıdığını belirterek, hizmetin sürdürülebilmesi için maliyetlerin bir bölümünü yolculara yansıtmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Öte yandan British Airways ise şu aşamada jet yakıtı tedarikinde bir kesinti yaşanmadığını, hükümetle koordinasyon halinde gelişmelerin yakından izlendiğini açıkladı.

Londra–Stirling Arasında Düşük Maliyetli Tren Seferi Haber

Londra–Stirling Arasında Düşük Maliyetli Tren Seferi

Bu yaz Londra ile İskoçya'yı birbirine bağlayan yeni, düşük maliyetli bir tren servisi başlıyor; 10 Temmuz'dan itibaren seferler için biletler satışta olacak. Bütçe dostu demiryolu şirketi Lumo tarafından işletilecek Londra Euston ile Stirling arasındaki hat, İngiltere'nin kuzeybatısı üzerinden West Coast Main Line boyunca işleyecek. Hat, iki şehir arasında günde dört karşılıklı seferin yanı sıra Preston ile Londra arasında ilave bir gidiş-dönüş seferi sunacak. Trenler Milton Keynes, Nuneaton, Crewe, Preston, Carlisle, Lockerbie, Motherwell, Whifflet, Greenfaulds ve Larbert istasyonlarında duracak. İşletmeci, bu genişlemenin daha uygun fiyatlı seyahat seçenekleri sunacağını ve şu anda Birleşik Krallık başkentine doğrudan bağlantısı olmayan topluluklar için uzun mesafeli demiryolu erişimini iyileştireceğini söylüyor. Tanıtım amaçlı başlangıç ücretleri Londra ile Stirling arasında £29,90 (€34,51), Londra ile Preston arasında £23,90 (€27,59) ve Preston ile Stirling arasında £14,90 (€17,20) seviyesinden başlıyor. “Bu fiyatların odağında müşteriyi öncelemek var,” diyor Lumo'yu işleten First Rail Open Access'in genel müdürü Stuart Jones. “İskoçya, İngiltere'nin kuzeybatısı ve Londra arasında basit, düşük maliyetli biletler ve aktarmasız seferler sunarak insanların iş, tatil ya da aile ziyaretleri için seyahat etmesini hem kolaylaştırıyor hem de daha uygun fiyatlı hale getiriyoruz.” “Lumo'nun West Coast Main Line üzerinde faaliyete başlaması heyecan verici bir adım ve Preston'daki yeni üssümüzün istihdam yaratıp yerel ekonomiyi desteklemesiyle birlikte, bu hizmet hem yolculara hem de güzergah üzerindeki yerleşimlere fayda sağlayacak.” Yeni hat (kaynak İngilizce), yenilenmiş iç tasarıma sahip, bazı vagonlarında yeni koltukların bulunduğu altı vagonlu Class 222 trenleriyle işletilecek. Lumo, fiyatları düşük tutmak için standart koltuk düzeni ve sadeleştirilmiş ücret tarifesine odaklanan tek sınıflı modelini koruyacak. Genişleme kapsamında Lumo, İngiltere'nin kuzeybatısındaki Preston kentinde yeni bir operasyon merkezi de açıyor. 20 Mart'ta hizmete girmesi planlanan bu merkez şimdiden yaklaşık 100 kişilik istihdam yarattı.

Türkiye Turizmde Zirvede, İstanbul ve Antalya Dünya İlk 10’unda Haber

Türkiye Turizmde Zirvede, İstanbul ve Antalya Dünya İlk 10’unda

Euromonitor International’ın yayımladığı rapora göre İstanbul, 19,7 milyon uluslararası ziyaretçiyle dünya sıralamasında 5’inci, Antalya ise 18,6 milyon ziyaretçiyle 8’inci sıraya yerleşti. Böylece Türkiye, iki şehirle birden en üst sıralarda yer alarak küresel turizm sahnesindeki etkisini güçlendirdi. Türkiye Avrupa ve Akdeniz bandında liderliğe doğru hızla yükseldi Listenin zirvesinde 30,3 milyon ziyaretçiyle Bangkok bulunurken, Hong Kong, Londra ve Makao ilk dört sırada yer aldı. Ancak raporun dikkat çeken bölümü, Türkiye’nin turist hacmi açısından Avrupa ve Akdeniz bandında liderliğe doğru hızla yükselmesi oldu. İstanbul’un gastronomiden kültür-sanat etkinliklerine, uluslararası organizasyonlardan dijital tanıtım etkisine uzanan geniş yelpazedeki dinamizmi; Antalya’nın ise her sezon yüksek talep gören tatil altyapısı, spor turizmi ve dünya standartlarındaki tesisleri bu yükselişi destekledi. Türkiye’nin turizmde küresel gücü tescillendi Euromonitor International’ın kapsamlı endeksi, Türkiye’nin 2025’te turizmde en hızlı ivme yakalayan ülkelerin başında geldiğini ortaya koyuyor. İstanbul ve Antalya’nın ilk 10’da yer alması, Türkiye’nin kültür, etkinlik ve destinasyon yönetimi politikalarının uluslararası ölçekte yüksek karşılık bulduğunu gösteriyor. Türkiye, 2025 sonuçlarıyla yalnızca ziyaretçi sayılarını artırmakla kalmadı, aynı zamanda küresel turizm rekabetinde istikrarlı bir marka gücü oluşturduğunu da bu raporla güçlü biçimde perçinledi.

Türkiye, Güney Afrika ile THY–SAA Kod Paylaşımı Anlaşması İmzaladı Haber

Türkiye, Güney Afrika ile THY–SAA Kod Paylaşımı Anlaşması İmzaladı

Türkiye’nin ve Güney Afrika’nın bayrak taşıyıcı havayolları Türk Hava Yolları ve South African Airways, 1 Mart 2026 itibarıyla başlayacak ortak uçuşları kapsayan kod paylaşımı anlaşmasına imza attı. Cenevre’de düzenlenen törende anlaşma metni Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat ile South African Airways CEO’su John Lamola tarafından imzalandı. "Bu iş birliğimiz yalnızca ticari alanda değil kültür-turizm alanında da önemli kazanımlar kazandıracak" İş birliğiyle ilgili açıklama yapan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, "İmzalanan anlaşmayla iki ülke bayrak taşıyıcıları olarak, misafirlerimize daha kapsamlı seyahat imkanlarından yararlanma imkânı sunuyoruz. Bu iş birliğimizin yalnızca ticari alanda kalmayıp; ülkelerimiz arasındaki köklü kültür-turizm ilişkilerine de önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. "Türk Hava Yolları, saygın bir küresel havayolu şirketidir" South African Airways CEO’su John Lamola ise anlaşmaya ilişkin, ‘’ South African Airways, imzalanan bu anlaşmayı yolcularımız için güvenilir ve rekabetçi hava ulaşımını genişletme yolunda atılmış stratejik bir adım olarak görmektedir. Türk Hava Yolları, saygın bir küresel havayolu şirketidir ve bu iş birliği, Afrika ile Türkiye arasındaki bağlantıyı güçlendirme konusundaki ortak kararlılığımızı yansıtmaktadır. Bu iş birliği, turizmi, ticareti ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı desteklemede önemli bir rol oynamaktadır" ifadelerini kullandı. Kod paylaşımı anlaşmasıyla iki havayolu arasındaki ticari iş birliğinin derinleştirilmesi ve her iki taşıyıcının konuklarına daha fazla seyahat alternatifi sunulması hedefleniyor. Anlaşma kapsamında; South African Airways’in Johannesburg - Cape Town, Durban, Port Elizabeth, Windhoek, Harare, Victoria Falls ve Mauritius hatlarında, Türk Hava Yolları’nın ise İstanbul - Johannesburg, Cape Town, Durban, Frankfurt, Paris ve Londra parkurlarında karşılıklı kod paylaşımı yapılabilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.